ABD'nin askeri yığınağı ve İsrail’i ölümüne savunmak

Pentagon Ortadoğu'ya daha fazla asker gönderileceğini duyurdu

USS Dwight D. Eisenhower uçak gemisi ve savaş uçakları, 2 Temmuz 2013 (Reuters)
USS Dwight D. Eisenhower uçak gemisi ve savaş uçakları, 2 Temmuz 2013 (Reuters)
TT

ABD'nin askeri yığınağı ve İsrail’i ölümüne savunmak

USS Dwight D. Eisenhower uçak gemisi ve savaş uçakları, 2 Temmuz 2013 (Reuters)
USS Dwight D. Eisenhower uçak gemisi ve savaş uçakları, 2 Temmuz 2013 (Reuters)

Con Coughlin

ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin Ortadoğu'ya daha fazla asker gönderileceğini açıklamasıyla birlikte, İsrail ve Hizbullah arasında giderek kötüleşen çatışmanın daha geniş kapsamlı bölgesel bir savaşa dönüşme riski taşıdığı yönündeki endişeler arttı.

ABD'nin bölgede halihazırda 40 bin askerden oluşan bir gücü bulunuyor. Bu gücün temel amacı, Washington'ın müttefiklerini İran'ın ve bölgedeki vekiller ağının yarattığı tehditten korumak. Bu güç özellikle İran ya da vekillerinden biri, Yahudi devletini doğrudan saldırmakla tehdit ettiğinde İsrail'i savunmak için kullanılıyor.

Bu durumun bir sonucu olarak ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon, İngiltere ve Fransa ile birlikte Yemen’deki İran destekli Husilerin Kızıldeniz'de İsrail'le bağlantılı olduğunu iddia ettikleri ticari gemilere saldırılar düzenlemeye başlamasının ardından Husilere karşı bir askeri operasyon başlattı. Yemen’deki Husi mevzileri hedef alındı. Kızıldeniz'de seyrüsefer güvenliği için devriyeler yoğunlaştırıldı.

İsrail, Şam’daki İran konsole düzenlediği hava saldırısına misilleme olarak İsrail'e ilk doğrudan saldırısını düzenlemesinin ardından, ABD ordusu da İsrail'in savunmasında öncü bir rol oynadı.

İran'ın nisan ayında İsrail'in Şam'daki İran elçiliğine düzenlediği hava saldırısına misilleme olarak İsrail'e düzenlediği ilk doğrudan saldırısından sonra ABD ordusu da İsrail'in savunmasında öncü bir rol oynadı. ABD’nin bölgeye konuşlandırdığı hava savunma sistemleri İran'ın İsrail'e fırlattığı yaklaşık 300 roket ve insansız hava aracını (İHA) yakalayarak imha etti.

Bu yüzden ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) pazartesi günü İsrail ve Hizbullah arasında tırmanan şiddete karşılık olarak Ortadoğu'ya ‘küçük’ bir birlik göndereceğini açıklamasının, ABD'nin tansiyonun giderek yükseldiği çatışma sarmalına daha fazla dahil olabileceğine dair endişeleri arttırması kaçınılmaz.

“İran'ın nisan ayında İsrail'in Şam'daki İran elçiliğine düzenlediği hava saldırısına misilleme olarak İsrail'e düzenlediği ilk doğrudan saldırısında ABD ordusu da İsrail'in savunmasında öncü bir rol oynadı.

Pentagon Sözcüsü Tümgeneral Pat Ryder, bu hafta düzenlediği basın toplantısında, çatışmaların tırmanması halinde, ABD güçlerinin İsrail'i savunmak için harekete geçirilmesi ihtimalini göz ardı etmedi. Tümgeneral Ryder, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerilimler ve tırmanış göz önüne alındığında, daha geniş bir bölgesel çatışma potansiyeli var. Henüz o noktaya geldiğimizi sanmıyorum ama bu tehlikeli bir durum” ifadelerini kullandı. Tümgeneral Ryder, gönderilen birliklerin sayısına ve nasıl bir rol üstleneceklerine dair detay vermekten kaçındı.

ABD, bölgede halihazırda konuşlu 40 bin askerinin yanı sıra, Akdeniz'de binlerce deniz piyadesinin bulunduğu bir düzineden fazla savaş gemisi konuşlandırdı.

Bu devasa güce yakında, pazartesi günü iki destroyer ve bir kruvazör eşliğinde Virginia Limanı'ndan ayrılan USS Harry S. Truman uçak gemisi de eklenecek. Tüm bunlar ABD'nin şu an Umman Körfezi'ndeki USS Abraham Lincoln uçak gemisi ile birlikte bir kez daha Ortadoğu'da konuşlandırılmış iki uçak gemisine sahip olacağı anlamına geliyor.

ABD'nin Ortadoğu'daki askeri yığınağını arttırması, Biden yönetiminin İsrail ve Hizbullah arasındaki gerilimin, İran'ı nihayetinde çatışmaya daha fazla dahil olmaya itebileceği endişelerini körüklediğini gösterdi.

Hizbullah'ın başlıca destekçisi olan İran, son günlerde Lübnan'da yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyor. İsrail'in geçtiğimiz hafta Lübnan'da Hizbullah üyeleri tarafından kullanılan çağrı cihazları ve telsizleri patlaması sonucu çok sayıda can kaybına neden olmakla suçlanmasının ardından, İran'ın çatışmaya daha fazla müdahil olma riski arttı.

ABD, bölgede halihazırda konuşlu 40 bin askerinin yanı sıra, Akdeniz'de binlerce deniz piyadesinin bulunduğu bir düzineden fazla savaş gemisi konuşlandırdı.

İran İsrail'i ‘toplu katliam’ yapmakla suçlayarak karşılık verdi. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Nasır Kenani, suçlamayla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Siyonist rejim tarafından işlenen terör eylemini kınıyoruz” dedi.

Öte yandan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul görüşmeleri için bu hafta New York'a yaptığı ziyaret sırasında CNN'e verdiği röportajda, Hizbullah’ın İsrail'e karşı tek başına mücadele edemeyeceğini söyledi.

Pezeşkiyan, CNN’de yayınlanan röportajda, “Hizbullah, Batı ve Avrupa ülkeleri ile ABD tarafından savunulan, desteklenen ve silahlandırılan bir devlete karşı tek başına duramaz. Lübnan'ın İsrail'in elinde yeni bir Gazze olmasına izin vermemeliyiz” ifadelerini kullandı.

ABD bölgedeki askeri varlığını arttırırken, Tahran'ı İsrail'e daha fazla saldırı düzenlemesi halinde ‘feci’ sonuçlarla karşılaşacağı konusunda doğrudan uyardı.

dffrgth
Lübnan'ın güneyindeki Aramta beldesinde bulunan bir kampta eğitim gören Hizbullah üyeleri, 21 Mayıs 2023 (Reuters)

ABD'nin bölgedeki asker sayısını artması, aynı zamanda Biden yönetiminin Gazze'de ateşkesi uygulama ihtimalinin hızla azaldığını gösteriyor. Ancak Beyaz Saray hem Lübnan hem de Gazze'de gerilimi azaltma konusundaki kararlılığını sürdürüyor.

İsrail'in Hizbullah'ın roket fırlatma sahalarını hedef aldığını iddia ederek bir dizi hava saldırısı başlatmasının ardından Biden yönetimi her iki tarafı da itidalli olmaya ve derhal ateşkese varmaya çağırdı. Beyaz Saray, diplomatik bir çözümün halen mümkün olduğuna inanıyor. Beyaz Saray sözcüsü Karine Jean-Pierre, Biden yönetiminin gerilimin daha da tırmanmasından endişe duyduğunu ve korktuğunu söyledi.

ABD'li yetkililer, 1980'li yıllarda Lübnan'a gerçekleştirdikleri ve ABD’nin Beyrut Büyükelçiliğine ve Deniz Piyadelerinin kullandığı üsse bomba yüklü kamyonlarla düzenlenen saldırı nedeniyle yüzlerce ABD askeri personeli ve diplomatının ölümüyle sonuçlanan son büyük askeri müdahaledeki hataları tekrarlamamaya dikkat edeceklerdir.

ABD'li yetkililer, 1980'li yıllarda Lübnan'a gerçekleştirdikleri ve yüzlerce ABD askeri personeli ve diplomatının ölümüyle sonuçlanan son büyük askeri müdahaledeki hataları tekrarlamamaya dikkat edeceklerdir.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, tansiyonu düşürmek amacıyla İsrailli mevkidaşı Yoav Gallant'ı şimdiye kadar iki kez telefonla aradı. Her iki görüşmede de Gazze'de ateşkese varılması için İsrailli yetkililere baskı yapmaya devam etti.

Ancak ateşkes umutları hızla azalırken Gallant, İsrail'in Gazze'deki askeri faaliyetlerinin yoğunluğunun, İsrail'in operasyonlarının ağırlık merkezini güneyden kuzeye kaydırmaya karar verdiğini gösterdiğini söyledi. İsrail Savunma Bakanı, Gazze'deki askeri operasyonların kuzeyde artan çatışmalar nedeniyle geri planda kalabileceğini de belirtti.

Hizbullah, 7 Ekim'deki Aksa Tufanı Operasyonu sonrası Hamas'ı desteklemek amacıyla İsrail'in kuzeyine roketli saldırılar başlattı. Bu yüzden ABD'li yetkililer, Gazze'de varılacak bir ateşkes anlaşmasının Lübnan'daki gerilimin yatışmasına yardımcı olabileceğine inanıyor.

Ancak diplomatik çabaların çatışmaların sona erdirilmesi yönünde kayda değer bir ilerleme sağlayamaması nedeniyle tüm göstergeler, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların belirgin bir şekilde artacağına işaret ediyor. İran destekli milisler İsrail'e roket atmaya devam ederken İsrail savaş uçakları da Beyrut'taki hedefler de dahil olmak üzere Lübnan'daki Hizbullah mevzilerine saldırmaya devam ediyor.

İsrail, başlıca hedeflerinden biri olarak Hizbullah'ın üst düzey komutanlarının tasfiyesini sürdürmeyi planlıyor. İsrail, Lübnan’ın güney banliyölerine düzenlediği son hava saldırısında Hizbullah’ın güney cephesi komutanı Ali Karaki'yi hedef aldı.

Hizbullah'ın sağlık durumunun iyi olduğunu ve güvenli bir yere götürüldüğünü iddia ettiği Karaki'nin saldırıda ölüp ölmediği belirsizliğini koruyor. Şarku’l Avsat’ın Majalla'dan aktardığı analize göre aralarında İbrahim Akil’in de olduğu Hizbullah'ın üst düzey askeri komutanlarından bazılarının öldürülmesi, Hizbullah'ın İsrail saldırısına karşı etkili bir yanıt planlayabilmesini ciddi şekilde engelledi.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in son hava saldırısı dalgasında, aralarında en az 50 çocuğun da bulunduğu 558 kişinin öldüğünü ve bin 800'den fazla kişinin yaralandığını açıkladı.

İsrail'in Lübnan'a yönelik askeri saldırıları temelde hava saldırılarıyla sınırlı kalsa da İsrail'in kuzeyindeki evlerini terk eden yaklaşık 60 bin İsraillinin geri dönebileceği bir tampon bölge oluşturmak amacıyla Lübnan'ın güneyinde kara harekâtı düzenlemeyi düşünebileceğine dair korkular devam ediyor.

İsrail'in Lübnan'a yönelik askeri saldırıları temelde hava saldırılarıyla sınırlı kalsa da Lübnan'ın güneyinde kara harekâtı düzenlemeyi düşünebileceğine dair korkular devam ediyor.

İsrail ve Hizbullah şimdiye kadar 2006 yılında 34 gün süren ve taraflardan hiçbirinin lehine sonuçlanmayan kanlı savaştaki çatışmaların tekrarlanmasından kaçınmaya çalıştılar.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu halkını ‘karmaşık günler’ beklediği konusunda uyardı. Ancak yeni stratejinin İsrail'in Hizbullah'a karşı inisiyatifi yeniden ele geçirmesini sağlayacağını söyleyen Netanyahu, “Kuzeydeki güvenlik ve güç dengesini değiştireceğimize söz vermiştim. Şimdi de bunu yapıyoruz” diye konuştu.

İsrail, Lübnan'da artan sivil kayıp oranını en aza indirmek amacıyla, Hizbullah'ın roket sakladığını iddia ettiği köyleri boşaltmaları konusunda uyarıda bulunarak en az 80 bin kişiyle temas kurmaya çalıştığını ve Gazze'de uyguladığı taktiği tekrarladığını söyledi.

dfvfdv
İsrail füzeleri Hizbullah'ın Lübnan'dan attığı diğer füzeleri engelledi, 16 Eylül 2024 (AFP)

İsrail’in gönderdiği kısa mesajlar ve ses kayıtları, bölge sakinlerini Hizbullah tarafından kullanılan binaların olduğu köyleri terk etmeleri ve geri dönmelerinin güvenli olduğuna dair yeni bir mesaj alana kadar, buraların bin metre uzağında kalmaları konusunda uyardı.

Bunu daha sonra Netanyahu’nun tüm Lübnanlı sivilleri tehlikeden uzak durmaya çağıran bir video mesajı izledi.

Diğer taraftan BM, Lübnan'da sivil ölümlerinin artmasından endişe duyduğunu ve on binlerce insanın evlerini terk ettiğini bildirdi.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) sözcüsü Matthew Saltmarsh, salı günü Cenevre'de gazetecilere yaptığı açıklamada, “Dün ve gece boyunca on binlerce insan evlerini terk etmek zorunda kaldı ve sayılar artmaya devam ediyor. Sivil kayıplar kabul edilemez” dedi.

Uluslararası toplumdan gelen itidal çağrılarına rağmen İsrail, Hizbullah'a karşı geri adım atma belirtisi göstermiyor. İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, Hizbullah'ın kalelerine yönelik geniş çaplı saldırıların 'Kuzey Okları Operasyonu' olarak adlandırıldığını açıkladı. Halevi, İsrail'in operasyonun sonraki adımları için hazırlık yaptığını da söyledi.

Çatışan taraflar, çatışmaları azaltmaya istekli görünmediğinden, tüm göstergeler, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların daha da tırmanacağına ve bunun tüm bölgenin güvenliği üzerinde yaratacağı etkilere işaret ediyor.



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.