Nasrallah'ın öldürülmesinin ardından ... İsrail tarafından öldürülen önde gelen Hizbullah ve Hamas liderleri kimler?

İsrail'in Hizbullah karargahına düzenlediği hava saldırısında yıkılan bir binanın yanan enkazının yakınında toplanan insanlar ve kurtarma ekipleri (AFP)
İsrail'in Hizbullah karargahına düzenlediği hava saldırısında yıkılan bir binanın yanan enkazının yakınında toplanan insanlar ve kurtarma ekipleri (AFP)
TT

Nasrallah'ın öldürülmesinin ardından ... İsrail tarafından öldürülen önde gelen Hizbullah ve Hamas liderleri kimler?

İsrail'in Hizbullah karargahına düzenlediği hava saldırısında yıkılan bir binanın yanan enkazının yakınında toplanan insanlar ve kurtarma ekipleri (AFP)
İsrail'in Hizbullah karargahına düzenlediği hava saldırısında yıkılan bir binanın yanan enkazının yakınında toplanan insanlar ve kurtarma ekipleri (AFP)

Hizbullah bugün (Cumartesi) yaptığı açıklamayla lideri Hasan Nasrallah'ın İsrail'in Beyrut'un güney banliyösüne düzenlediği saldırıda öldürüldüğünü doğruladı.

Açıklamada “Hizbullah Genel Sekreteri Muhterem Seyyid Hasan Nasrallah, yaklaşık otuz yıldır yürüyüşüne liderlik ettiği büyük ve ölümsüz şehit yoldaşlarının arasına katıldı” denildi.

Nasrallah suikastı, Gazze savaşının başladığı 7 Ekim'den bu yana önde gelen liderlerine ağır darbeler indirilen Hizbullah'a vurulan en büyük darbe oldu.

Şarku’l Avsat, Gazze savaşının başlamasından bu yana İsrail tarafından suikasta uğrayan Hizbullah ve Hamas'ın önde gelen liderlerini sizler için sıraladı:

Hasan Nasrallah

İsrail ve Hizbullah, Hasan Nasrallah'ın 27 Eylül Cuma günü öldüğünü duyurdu. Şubat 1992'de henüz 35 yaşındayken Hizbullah'ın genel sekreteri olan Nasrallah, bir zamanlar İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) tarafından 1982'de İsrail işgal güçlerine karşı savaşmak üzere kurulmuş silik bir oluşum olan örgütün tanınmış sembolü haline gelmişti.

Nasrallah, savaşçıları 2000 yılında İsrail güçlerini Güney Lübnan'dan çıkarmayı başararak 18 yıllık işgali sona erdirdiğinde Hizbullah'ın lideriydi.

sdvfb
Hasan Nasrallah (AFP)

İsrail'le çatışma Nasrallah'ın liderliğinin ana gayesiydi. 2006'da Hizbullah'ın İsrail'le 34 gün süren savaşının ardından zafer ilan etti ve İsrail'in Arap ordularını yenmesini izleyerek büyüyen pek çok Arap vatandaşının saygısını kazandı.

Ancak Hizbullah'ın operasyon alanı Suriye ve ötesine doğru genişledikçe Lübnan ve Arap dünyasında giderek daha bölücü bir figür haline geldi.

İbrahim Akil... Kellesi 7 milyon dolar değerinde

İsrail'in 20 Eylül'de Beyrut'un güney banliyölerine düzenlediği saldırıda Hizbullah'ın elit birliği Rıdvan Gücü Komutanı İbrahim Akil öldürüldü.

Tahsin ve Abdulkadir gibi takma isimler de kullanan Akil, Hizbullah'ın en üst düzey askeri organı olan Cihat Konseyi'nin bir üyesiydi.

ABD onu Nisan 1983'te Beyrut'taki ABD Büyükelçiliği’ne düzenlenen ve 63 kişinin ölümüne yol açan bombalı saldırıya ve altı ay sonra 241 kişinin ölümüne yol açan ABD Deniz Piyadeleri kışlasına düzenlenen saldırıya karışmakla suçladı.

ABD, Akil hakkında bilgi sunanlara 7 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyurmuştu.

Hizbullah Füze Kuvvetleri Komutanı İbrahim Kubeysi

İbrahim Kubeysi diğer birimlerle birlikte güdümlü füze biriminin komutanıydı ve 25 Eylül'de İsrail'in düzenlediği bir hava saldırısında öldürüldü.

İsrailli askeri yetkililer Kubeysi'nin İsrail'e yapılan saldırılardan sorumlu olduğunu ve 2000 yılında üç İsrail askerinin kaçırılıp öldürüldüğü saldırıyı planladığını söyledi.

İsrailli kaynaklara göre Kubeysi füze alanında önemli bir isimdi. 1982'de örgüte katılan Kubeysi’nin Hizbullah'ın üst düzey liderleriyle güçlü bağları vardı.

Muhammed Surur

Takma adı Ebu Salih olan Surur, 26 Eylül'de İsrail hava saldırısında öldürülmeden önce 2020'den beri Hizbullah'ın insansız hava aracı (İHA) birimini yönetiyordu.

Surur, Hizbullah tarafından Yemen'deki Husileri eğitmek üzere gönderilen komutanlardan ve kıdemli danışmanlardan biriydi. Aynı zamanda Lübnan'da İHA üretme projesini de yürütüyordu.

dvfbgnht
Muhammed Surur (Hizbullah medyası)

Yemen'deki hava birliğinden sorumlu olan ve buradan İHA saldırıları düzenleyen Surur, suikasttan sadece üç gün önce Yemen'den Lübnan'a dönmüştü.

Ahmed Vehbi

Hizbullah komutanlarında Ahmed Vehbi 21 Eylül'de Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail tarafından düzenlenen bir hava saldırısında öldürüldü.

csdvfbgn
Ahmed Vehbi (Hizbullah medyası)

60 yaşındaki Vehbi, kuruluşundan bu yana Hizbullah'ın içindeydi ve Hizbullah Güney Lübnan'ın kontrolünü ele geçirdiğinden beri İsrail işgaline karşı çok sayıda askeri operasyona katıldı.

2012'den bu yana Rıdvan Gücü’ndeki savaşçıların eğitiminden sorumlu olan Vehbi, İsrail'in 7 Ekim 2023'te Gazze Şeridi'ne yönelik saldırısından bu yana da bu birimin komutanı.

Fuad Şükür... Nasrallah'ın sağ kolu

İsrail'in 30 Temmuz'da Lübnan başkentinin güney banliyölerine düzenlediği saldırıda, İsrail ordusunun ‘Nasrallah'ın sağ kolu’ olarak tanımladığı Hizbullah'ın üst düzey komutanı Fuad Şükür öldürüldü.

Şükür, 40 yılı aşkın bir süre önce kurulduğu günden bu yana Hizbullah'ın en önde gelen askeri isimlerinden biri olarak görülüyor. ABD, 1983 yılında Beyrut'taki ABD Deniz Piyadeleri kışlasının bombalanmasında önemli bir rol oynamakla suçladığı Şükür'e 2015 yılında yaptırım uyguladı.

Muhammed Nasır... İsrail'e güneyden ateş açılmasından sorumlu

Muhammed Nasır 3 Temmuz'da İsrail'in düzenlediği hava saldırısında öldürüldü. İsrail olayın sorumluluğunu üstlendi ve Nasır'ın Lübnan'ın güneybatısından İsrail'e ateş açan bir birliğin başında olduğunu söyledi.

Üst düzey bir Hizbullah komutanı olan Nasır, Hizbullah'ın sınırdaki operasyonlarının bir kısmından sorumluydu.

Talib Abdullah

Hizbullah'ın üst düzey saha komutanlarından Abdullah, 12 Haziran'da İsrail'in üstlendiği ve Lübnan'ın güneyindeki bir komuta ve kontrol merkezini vuran saldırıda öldürüldü. Lübnan'daki güvenlik kaynakları Abdullah'ın Hizbullah'ın güney sınır şeridindeki merkez bölgenin komutanı olduğunu ve Nasır ile aynı rütbede olduğunu söyledi.

Visam et-Tavil

Hizbullah'ın önde gelen liderlerinden biri olan Visam et-Tavil, 8 Ocak'ta İsrail saldırısında öldürüldü. Gazze Şeridi'ne yönelik savaşın başlamasından bu yana suikasta uğrayan liderler listesinin başında yer alan en önemli isimdi.

ABD medyasına göre Rıdvan Gücü'nün bir parçası olarak Güney Lübnan'daki operasyonları yönetiyordu ve Hasan Nasrallah ile yakın bir ilişkisi vardı.

İsrail tarafından öldürülen en önemli Hamas liderleri ise şunlar:

Muhammed ed-Dayf... Kaderi gizemle örtülü

İsrail ordusu ed-Dayf'ın savaş uçaklarının istihbarat değerlendirmesinin ardından 13 Temmuz'da Gazze Şeridi'nin Han Yunus bölgesine düzenlediği saldırıda öldürüldüğünü açıkladı. Ed-Dayf daha önce İsrail'in yedi suikast girişiminden kurtulmuştu.

Ed-Dayf'ın 7 Ekim'deki Hamas saldırısının planlayıcılarından biri olduğuna inanılıyor. Diğer yandan İsrail suikastı doğrulamasına rağmen Hamas onun hayatta olduğu konusunda net.

İsmail Heniyye

İsmail Heniyye 31 Temmuz sabahı erken saatlerde İran'da bir suikasta kurban gitti. Anlatılanlara göre Heniyye kaldığı misafirhanede kendisine isabet eden bir füze ile öldürüldü. İsrail saldırının sorumluluğunu üstlenmedi.

Hem İran hem de Hizbullah, Heniyye suikastının ardından intikam sözü verdi.

Salih el-Aruri

Hamas’ın üst düzey liderlerden Salih el-Aruri, İsrail'in 2 Ocak 2024 tarihinde Beyrut'un güney banliyösüne düzenlediği İHA saldırısında öldürüldü. El-Aruri aynı zamanda Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın da kurucusuydu.

Tulkerim Taburu Komutanı Ebu Şucaa

İslami Cihad Hareketi’nin silahlı kanadı Kudüs Seriyyeleri'nin Tulkerim Taburu Komutanı ‘Ebu Şucaa’ lakaplı Muhammed Cabir 29 Ağustos'ta bir suikast sonucu öldürüldü.

İlk olarak 17 yaşında tutuklanan Ebu Şucaa, İsrail'in en çok aradığı isimlerden biriydi. Ebu Şucaa kendisine yönelik birçok suikast girişiminden sağ kurtulmayı başardı.

26 Temmuz 2024'te Tulkerim'deki Sabit Sabit Devlet Hastanesi'ne akın eden Filistinli kalabalıklar, Filistin Yönetimi yetkililerinin gözaltına almaya çalıştığı Ebu Şucaa'yı hastaneden çıkarmayı başardı.



Gazze anlaşması: Hamas’ın kademeli olarak silahsızlandırılmasına yönelik ABD önerisi güvence bekliyor

TT

Gazze anlaşması: Hamas’ın kademeli olarak silahsızlandırılmasına yönelik ABD önerisi güvence bekliyor

Gazze anlaşması: Hamas’ın kademeli olarak silahsızlandırılmasına yönelik ABD önerisi güvence bekliyor

Hamas’ın silahsızlandırılması dosyası, Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının en karmaşık başlıklarından birinin çözümüne katkı sağlayabilecek yeni bir aşamaya yaklaşıyor. ABD basınına yansıyan sızıntılara göre, ağır silahların derhal devre dışı bırakılmasını içeren kademeli bir çözüm önerisi gündemde.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlara göre, henüz resmiyet kazanmayan ve arabulucular ya da Hamas tarafından doğrulanmayan önerinin, özellikle ABD tarafından sağlanacak güvencelerle ve İsrail’in anlaşmadan geri adım atmamasını teminat altına alacak mekanizmalarla uygulanabilir olabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, ABD güvencelerinin yanı sıra sahadaki düzenlemelerin de kritik önem taşıdığına dikkat çekerek, İsrail’in geri çekilmesi, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve Filistinli polis güçlerinin sahada yer almasının belirleyici olacağını vurguluyor.

New York Times dün yayımladığı haberinde, Washington’un Hamas’a yönelik yeni bir teklif hazırladığını aktardı. Habere göre teklif, İsrail’i vurma kapasitesine sahip ağır silahların teslim edilmesini, ilk aşamada ise bazı hafif silahların Hamas’ın elinde kalmasına izin verilmesini öngörüyor. Söz konusu teklifin önümüzdeki haftalarda sunulması bekleniyor.

Görsel kaldırıldı.
Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, 20 Şubat 2025, Han Yunus (DPA)

New York Times’a göre plan, ağır silahların derhal devre dışı bırakılmasını, bireysel silahların kayıt altına alınmasını ve güvenlik sorumluluğunun Gazze Şeridi’nde kurulacak yeni Filistin yönetimine devredilmesini öngörüyor. İsrail ise Gazze Şeridi’nden herhangi bir çekilme öncesinde Hamas’ın silahsızlandırılmasında ısrar ederken, Hamas somut güvenceler olmaksızın silah bırakmayacağını belirtiyor. Hareket, kendi polis gücünün Gazze’nin güvenlik ve idari yapısına entegre edilmesini bu güvenceler arasında görüyor.

ABD gazetesine sızdırılan teklif, Hamas’ın üst düzey isimlerinden Halid Meşal’in pazar günü Doha’da düzenlenen bir forumda silahsızlanmayı kategorik olarak reddetmesinden iki gün sonra gündeme geldi. Meşal, “Halkımız hâlâ işgal altında. Bu nedenle silahsızlanma çağrısı, halkımızı kolay hedef haline getirme ve uluslararası silahlarla donatılmış İsrail karşısında savunmasız bırakma girişimidir” ifadelerini kullandı.

Meşal ayrıca, Trump’ın başkanlığını yürüttüğü Barış Konseyi’ne 19 Şubat’ta yapılması planlanan toplantı öncesinde ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. İsrail Başbakanlık Ofisi ise Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, çarşamba günü (dün) ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında, Başkan Donald Trump ile yapacağı temas öncesinde Barış Konseyi üyeliğine katılım belgesini imzaladığını açıkladı.

Görsel kaldırıldı.
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bir aracın arkasında yolculuk eden Filistinliler (AFP)

Mısırlı strateji uzmanı Tuğgeneral Semir Ragıb, söz konusu teklifin Filistin tarafınca kabul edilebilir ve gerçekçi bir çözüm olabileceğini belirtti. Ragıb, tüm silahların tek seferde toplanmasının mevcut koşullarda mümkün olmadığını, özellikle ülkedeki kaos ortamı, hafif silahların siviller arasında yaygınlığı ve İsrail destekli gruplar başta olmak üzere Hamas’a yönelik düşmanca unsurların varlığı nedeniyle bunun zorlaştığını ifade etti. Bu nedenle Hamas’ın, Gazze Şeridi’nde profesyonel ve resmî güvenlik güçleri tam anlamıyla kontrolü sağlayana kadar hafif silah bulundurmaya ihtiyaç duyabileceğini söyledi.

Ragıb ayrıca, Netanyahu’nun bu öneriden önce 60 bin adet hafif silahın Hamas’tan toplanması yönündeki isteğini dile getirdiğini hatırlatarak, yeni sürecin İsrail’in teklifi kabul etmesi için ABD’nin baskısını gerektirebileceğini kaydetti.

Teklifin uygulanabilir olduğuna işaret eden Ragıb, Hamas’ın ağır silah kapasitesinin büyük bölümünü fiilen kaybettiğini, bazı ağır silahlarda mühimmatın tükendiğini ve roket sistemlerinin önemli ölçüde imha edildiğini belirtti. Ragıb’a göre örgütün elinde ağırlıklı olarak hafif silahlar bulunuyor.

Filistinli siyasi analist Abdulmehdi Mutava, silahsızlanmanın kademeli olarak hayata geçirilmesine yönelik planın başarı şansının yüksek olduğunu belirtti. Mutava, bunun başlıca nedenleri arasında ABD yönetiminin anlaşmanın ikinci aşamasının engellenmesine yönelik gerekçeleri ortadan kaldırma iradesini ve sahaya istikrar güçlerinin konuşlandırılmasını gösterdi.

Mutava’ya göre İsrail’in seçim yılına girmiş olması, Netanyahu ve diğer isimlerin sert açıklamalar yapmasına ve silahsızlanma konusunu iç politikada kullanmasına yol açıyor. Ancak Mutava, bu süreçte belirleyici unsurun ABD’nin tutumu ve uygulayacağı baskı olacağını vurguladı.

Öte yandan İsrail operasyonlarını sürdürüyor. İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, Gazze’nin kuzeyinde düzenlenen askerî operasyonda Hamas’a bağlı Beyt Hanun Taburu Komutanı Ahmed Hasan’ın öldürüldüğünü duyurdu.

İsrail’in devam eden ihlalleri çerçevesinde değerlendirmede bulunan Ragıb ise ABD güvencelerinin doğal ve gerekli olduğunu belirterek, barış planının yeniden imar süreciyle birlikte ilerlemesi ve iki yıl süreyle taraflar arasında tampon görev üstlenecek uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması gerektiğini söyledi. Ragıb’a göre bu güçler, hem İsrail’in olası saldırılarını hem de Hamas’ın yeni eylemlerini engelleyecek; İsrail’in Gazze Şeridi’nden tam ve temas olmaksızın çekilmesi sağlanacak.

Sürecin istikrar güçleri ve Filistin polisi gözetiminde yürütülmesi halinde Hamas’ın yeniden silahlanmasının önüne geçileceğini belirten Ragıb, bu durumda İsrail’in savaşa dönmesi için gerekçe kalmayacağını dile getirdi. Ragıb, silahların teslim edilmesinin İsrail açısından sembolik önem taşıdığını, bunun savaş hedeflerinin yerine getirildiği anlamına geleceğini; bu hedeflere ister askerî güçle ister müzakere ve Trump planının uygulanması yoluyla ulaşılmış olmasının sonucu değiştirmeyeceğini ifade etti.

Mutava ise Gazze Şeridi’ne yönelik neredeyse günlük bombardımanın, Netanyahu hükümetinin seçim sürecinde benimsediği ‘sıcak takip’ politikasının bir parçası olduğunu savundu. Bunun, İsrail’in kendi şartlarını dayattığını gösterme ve silahsızlanmanın ardından saldırıların duracağı mesajını verme amacı taşıdığını belirten Mutava, bu çerçevede Washington’dan bölgenin sakinleştirilmesine yönelik güçlü güvenceler bulunduğunu kaydetti.


Sudanlı Doktorlar: Sudan'ın kuzeyinde Nil Nehri'nde batan feribottan 15 ceset çıkarıldı

Mavi Nil nehrinin kıyısında yer alan Sudan'ın başkenti Hartum'un silüeti ve şehri yakındaki Tuti adasına bağlayan Tuti Köprüsü (Arşiv- AFP)
Mavi Nil nehrinin kıyısında yer alan Sudan'ın başkenti Hartum'un silüeti ve şehri yakındaki Tuti adasına bağlayan Tuti Köprüsü (Arşiv- AFP)
TT

Sudanlı Doktorlar: Sudan'ın kuzeyinde Nil Nehri'nde batan feribottan 15 ceset çıkarıldı

Mavi Nil nehrinin kıyısında yer alan Sudan'ın başkenti Hartum'un silüeti ve şehri yakındaki Tuti adasına bağlayan Tuti Köprüsü (Arşiv- AFP)
Mavi Nil nehrinin kıyısında yer alan Sudan'ın başkenti Hartum'un silüeti ve şehri yakındaki Tuti adasına bağlayan Tuti Köprüsü (Arşiv- AFP)

Sudan Doktorlar Ağı dün yaptığı açıklamada, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu en az 27 kişiyi taşıyan bir feribotun Sudan'ın kuzeyindeki Nil Nehri'nde batmasının ardından 15 cesedin bulunduğunu bildirdi.

Grup Facebook paylaşımında, altı kişinin kurtulduğunu, sivil savunmanın ise Shendi bölgesinde batan feribottan kayıp kişileri arama çalışmalarının devam ettiğini belirtti.


İsrail, 2004’teki iki otobüs saldırısının sorumlusu Hamas mensubunun öldürüldüğünü açıkladı

Sınırın İsrail tarafından patlamanın ardından Gazze'den yükselen dumanların görünüşü (Reuters)
Sınırın İsrail tarafından patlamanın ardından Gazze'den yükselen dumanların görünüşü (Reuters)
TT

İsrail, 2004’teki iki otobüs saldırısının sorumlusu Hamas mensubunun öldürüldüğünü açıkladı

Sınırın İsrail tarafından patlamanın ardından Gazze'den yükselen dumanların görünüşü (Reuters)
Sınırın İsrail tarafından patlamanın ardından Gazze'den yükselen dumanların görünüşü (Reuters)

İsrail ordusu dün, 2004 yılında iki otobüse düzenlenen ve 16 sivilin hayatını kaybettiği, onlarca kişinin yaralandığı saldırıların planlayıcısı olmakla suçlanan üst düzey bir Hamas mensubunun öldürüldüğünü açıkladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığı habere göre söz konusu saldırılar, 2000’li yılların başında patlak veren İkinci İntifada sürecindeki en kanlı eylemler arasında yer aldı.

Ordu ve iç istihbarat servisi Şin Bet (Şabak) tarafından yapılan ortak açıklamada, Basil Haşim Heymuni’nin geçen hafta Gazze Şeridi’ne düzenlenen bir hava saldırısında öldürüldüğü bildirildi. Açıklamada Heymuni, 2004 yılından bu yana İsrail’e yönelik kanlı saldırılar gerçekleştiren bir hücre içinde faaliyet gösteren “üst düzey Hamas mensubu” olarak nitelendirildi.

Açıklamada, Heymuni’nin Ağustos 2004’te İsrail’in güneyindeki Beerşeva kentinde iki otobüse yönelik düzenlenen intihar saldırısının planlayıcısı olduğu belirtildi. Saldırıda 16 İsrailli sivil hayatını kaybetmiş, yaklaşık 100 kişi de yaralanmıştı.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Şin Bet ve İsrail Savunma Kuvvetleri, Beerşeva’daki iki otobüs saldırısında 16 İsrailli vatandaşın ölümünden sorumlu olan militan Basil Heymuni’yi etkisiz hale getirdi” ifadelerini kullandı.

Adraee, geçen hafta Gazze Şeridi’nde gerçekleştirilen operasyonda “Hamas’ın önde gelen militanlarından Basim Haşim Abdulfettah Heymuni’nin” hedef alındığını belirterek, söz konusu kişinin aslen El Halil (Hebron) kentinden olduğunu ve 2004 yılında İsrail içinde kanlı eylemler düzenleyen askeri bir hücrede faaliyet yürüttüğünü kaydetti.

Heymuni’nin daha önce yakalanarak hüküm giydiği, ancak 2011 yılında, İsrailli asker Gilad Şalit’in serbest bırakılması karşılığında 1000’den fazla Filistinli mahkûmun tahliye edildiği “Şalit takası” kapsamında serbest bırakıldığı belirtildi.

Filistinli silahlı gruplar, Şalit’i 2006 yılında Kerem Ebu Salim (Kerem Şalom) sınır kapısı yakınlarında düzenlenen bir baskın sırasında kaçırmış ve beş yıl boyunca alıkoymuştu. Şalit’in durumu İsrail’de ulusal bir mesele haline gelmişti.

Ordu ve Şin Bet’in açıklamasında, Heymuni’nin serbest bırakılmasının ardından “saldırganları yeniden örgütlemeye ve terör eylemlerini yönlendirmeye devam ettiği” öne sürüldü.

Açıklamada, Heymuni’ye yönelik saldırının Gazze’deki ateşkes ihlallerine yanıt olarak gerçekleştirildiği ifade edildi.

Ayrıca, “Savaş sırasında İsrail ordusuna zarar vermeyi amaçlayan patlayıcıların üretimi ve yerleştirilmesinde rol aldı” denilerek, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısıyla başlayan Gazze savaşına atıfta bulunuldu.

ABD arabuluculuğunda sağlanan Gazze’deki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması geçen ay yürürlüğe girdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre anlaşma, Hamas’ın silahsızlandırılması da dahil olmak üzere Gazze’nin silahsızlandırılmasını ve İsrail güçlerinin kademeli olarak geri çekilmesini öngörüyor.

Hamas ise silahsızlanmanın “kırmızı çizgi” olduğunu belirtmekle birlikte, silahların gelecekte kurulacak bir Filistin yönetimine devredilmesinin değerlendirilebileceğini ifade etti.

Gazze’nin günlük işlerini yürütmek üzere bir Filistinli teknokrat komitesi oluşturulduğu, ancak bu yapının silahsızlanma konusunu ele alıp almayacağının ve bunu nasıl yapacağının henüz netlik kazanmadığı ifade edildi.