Gazze Şeridi'nin kuzeyinde “generallerin planı” mı uygulanıyor?

İsrail, Gazze Şeridi’ndeki kara harekatının kapsamını genişletirken kuşatma altındaki yaklaşık 200 bin kişinin suya, gıdaya ve yakıta ulaşmasını engelliyor

Dün Gazze Şeridi'nin kuzeyinden kaçmaya çalışan Filistinliler (Reuters)
Dün Gazze Şeridi'nin kuzeyinden kaçmaya çalışan Filistinliler (Reuters)
TT

Gazze Şeridi'nin kuzeyinde “generallerin planı” mı uygulanıyor?

Dün Gazze Şeridi'nin kuzeyinden kaçmaya çalışan Filistinliler (Reuters)
Dün Gazze Şeridi'nin kuzeyinden kaçmaya çalışan Filistinliler (Reuters)

İsrail dün, Gazze Şeridi'nin kuzeyinde yürüttüğü kara harekatının kapsamını aniden genişletti. Sekiz gün önce kara saldırıları başlattığı Cibaliye Mülteci Kampı yakınlarındaki birçok bölgenin hava bombardımanları, topçu saldırıları ve insansız hava araçlarından (İHA) açılan ateşin ortasında tahliye edilmesini emretti. Tüm bunlar daha fazla can kaybına ve yıkıma neden olurken, hedef alınan bölgede mahsur kalan yaklaşık 200 bin kişinin su, gıda ve yakıtının kesildiği bildirildi.

İsrail ordusu, Cibaliye el-Beled, Cibaliye en-Nezile ve Şeyh Rıdvan mahallelerinin (Ebu Iskender bölgesi) bazı kısımlarında yaşayanlardan buraları derhal boşaltmalarını istedi. Yaklaşık 120 binden fazla Filistinlinin yanı sıra aylardır bu mahallelere yığılmış olan binlerce yerinden edilmiş Filistinliye ev sahipliği yapan bu mahalleler korku ve endişe içinde derhal boşaltılırken tahliye, kaosa neden oldu.

Şarku’l Avsat’a konuşan Şeyh Rıdvan Mahallesi sakinlerinden Mustafa Halva (49), “Durum çok ürkütücü. Dünya Lübnan'da olanlarla meşgulken, Gazze Şeridi'nin kuzeyini işgal etmeye karar verdikleri çok açık. Gazze Şeridi'nin kuzeyinin boş kalması için bizi Gazze Şeridi'nin güneyine taşınmaya zorlamak istiyorlar” dedi.

İsrail'in kuzeydeki bu hamleleri, Beyt Lahiye'nin kuzeyinde ve batı bölgelerinde bölge sakinleri tarafından gözlemlenen diğer habersiz hareketlerle aynı zamanda gerçekleşti. Bu hamleler arasında başta el-Kerame, istihbarat karargâhı çevresi ve el-Magusi bölgeleri olmak üzere Gazze Şehri'nin kuzey bölgelerini hedef alan bombardımanlar yer aldı.

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki durum, İsrail'in Cibaliye Mülteci Kampı’nda devam eden askeri operasyonu önemli ölçüde genişlettiğini gösteriyor. Sıkılaştırılmış bir kuşatma ile kamp sakinlerinin çoğunun yardım, yakıt, içme suyu ve bazı gıda maddelerine ulaşmaları engellendi.

Görsel kaldırıldı.İsrail'in cuma gecesi Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlediği hava saldırısında öldürülen yakınları için ağlaya Filistinli bir genç (AFP)

Bölge sakinleri, Gazze Şeridi'nin kuzeyinde yaşananların, özellikle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun kısa süre önce uygulanabilirliğinin araştırılması talimatı vermediği ve son günlerde İsrail basının geniş yankı uyandıran ‘generallerin planı’ adlı planının sessizce uygulanmaya konulmuş olmasından endişe ediyor.

Gazze Şehri'nde yaşayan Mervat Mansur (53) “Bizi güneye doğru itmek istedikleri açık. Bizi tamamen kuşatıyorlar, operasyonu genişletiyorlar, binaları yıkıyorlar, sığınakları hedef alıyorlar ve (kuzeyden) ayrılmamız için üzerimize broşürler atıyorlar” diye konuştu.

Başta eski İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Emekli General Giora Eiland olmak üzere İsrail ordusunun eski generalleri tarafından hazırlanan ve Netanyahu ile ordunun komuta kademesine sunulan ‘generaller planı’, Hamas’ın Gazze'nin kuzeyinden tamamen silinmesini, bölgenin tamamen boşaltılmasını, kapalı bir askeri bölgeye dönüştürülmesini, insani yardımların bölgeye girişinin engellenmesini ve geride kalanların ‘terörist’ olarak kabul edilerek tasfiye edilmesini öngörüyor.

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth'a konuşan askeri bir kaynak, operasyonun amacının Hamas'ın Gazze Şeridi'nin kuzeyinde yeniden toparlanmasını engellemek olduğunu söyledi.

Gazze Şeridi'ndeki İçişleri Bakanlığı, İsrail'in planı uygulamasını engellemek amacıyla kuzeyde yaşayanlara işgal güçlerinin tehditlerine ve açıklamalarına kulak asmamaları, evlerinde, yerleşim bölgelerinde ve sığınaklarında kalmaları ve buraları boşaltmamaları çağrısında bulundu.

Helva ve Mansur'un yanı sıra Şarku’l Avsat’ın görüştüğü diğer Gazzeliler de İsrail’in uyarılarına rağmen bölgelerini terk etmeyeceklerini vurguladılar.

Gazze sakinlerinden Vail en-Neccar (31) ise şunları söyledi:

“Ben burada Cibaliye’de kalıyorum. Biz öldük, her şeyimizi kaybettik. Kaybedecek hiçbir şeyimiz kalmadı. Her şeyi deniyorlar. Suyu ve yiyeceği kestiler, şimdi de bombalıyorlar. Ama ben burada ölmeye hazırım, güneyde değil.”

Dünya Gıda Programı (WFP) Gazze Şeridi'nin kuzeyine giden gıda yardımı hatlarının kesildiğini doğruladı. WFP, Gazze Şeridi'nde kıtlık riskinin ‘hala olduğunu’ belirtti.

Görsel kaldırıldı.Gazze Şeridi'nin kuzeyinden dün ayrılan bölge sakinlerinden bazıları (AFP)

WPF tarafından X platformu üzerinden yapılan açıklamada “1 Ekim’den beri Gazze'nin kuzeyine hiçbir gıda yardımı ulaşmadı” denildi. Yaşananların yansımalarının binlerce Filistinli ailenin gıda güvenliği açısından felaket olduğu vurgulanan açıklamada, devam eden bombardıman ve tahliye emirleri nedeniyle Gazze'nin kuzeyindeki gıda dağıtım noktalarının kapanmak zorunda kaldığı, faaliyet gösteren tek fırının vurulmasının ardından yandığı vurgulandı.

Gazze Şeridi'ndeki Filistin Sivil Savunma Müdürlüğü, Cibaliye Mülteci Kampı ve çevresindeki bazı bölgelerde yaşayanların yedi gündür suya ve gıdaya ulaşamadığını açıkladı.

Açıklamada, Cibaliye Mülteci Kampı ve çevresindeki 200 bin vatandaşın, İsrail’in düzenlediği bombardımanlar ve uyguladığı boğucu ablukadan kaynaklı açlık ve susuzluk nedeniyle ölüm riskiyle karşı karşıya oldukları belirtildi.

İsrail'in saldırıları hayatın her alanını etkiliyor. İsrail ordusu son günlerde Cibaliye ve Beyt Lahya'da faaliyet gösteren Kemal Advan, el-Avde ve Endonezya hastanelerindeki hastaların ve sağlık personelinin tahliye edilmesini istedi, ancak doktorlar tüm saldırılara rağmen hastaneleri boşaltmayı reddetti.

İşgalci İsrail ordusu dün sabah Cibaliye Mülteci Kampı ve çevresindeki bazı bölgelerden yaralıları kabul eden Kemal Advan Hastanesi'ne yakıt taşıyan bir kamyonun girişine izin verdi. Şifa Hastanesi Ambulans ve Acil servis Müdürü Faris Afane’ye göre yaralılar büyük zorluklarla ve ateş altında tahliye ediliyordu.

Afane, Cibaliye Mülteci Kampı’ndaki evinden WhatsApp aracılığıyla gazetecilere yaptığı açıklamada, İsrail ordusuna ait askeri araçların hareketliliği ve İHA’lar tarafından rastgele ateş açılması nedeniyle ulaşamadıkları vakalar olduğunu belirtti.

Gazze şehri de dahil olmak üzere Gazze’nin kuzeyinde yaşayanlar her gün, Cibaliye Mülteci Kampı ile et-Tevam ve es-Saftavi bölgelerindeki evlerin havaya uçurulmasından kaynaklandığı tespit edilen deprem benzeri sarsıntılara neden olan büyük patlama sesleri duyuyorlar.

Cibaliye Mülteci Kampı içindeki bazı barınaklarda yaşayan ve doğrudan veya dolaylı olarak hedef alınan kamp sakinleri, kamp içinde neler olup bittiğini ayrıntılı olarak bilmiyorlar. Gazeteciler de kara harekatının başlamasından bu yana birçok kez hedef alındıkları için kampın içinde neler olup bittiğine dair net bir bilgiye sahip değiller.

Gazze şehri ve Gazze’nin kuzeyi, 370 binden fazla Filistinliye ev sahipliği yapıyor ve bu bölgelerde tam bir karmaşa hâkim.

Hamas, işgalci İsrail’in, Cibaliye Mülteci Kampı’ndaki katliamlarının, bölge sakinlerinin topraklarında kalma kararlılığı ve yerlerinden edilmelerine yönelik tüm girişimleri reddetmeleri nedeniyle cezalandırmayı amaçladığını belirtti. Fetih Hareketi (El Fetih) Merkez Komitesi ise Gazze Şeridi'nin kuzeyinin İsrail tarafından yok edilmekte olduğunu belirterek, kendilerine yönelik ‘soykırımın’ hız kazanması karşısında bölge sakinlerini kurtarmak için acil müdahale çağrısında bulundu.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.