Lübnan savaşının Suriye ekonomisi üzerindeki feci yansımaları

Yatakların fiyatları yüzde 100 arttı

Lübnan'dan atılan füze sonucu İsrail'in kuzeyinden dumanlar yükseliyor (EPA)
Lübnan'dan atılan füze sonucu İsrail'in kuzeyinden dumanlar yükseliyor (EPA)
TT

Lübnan savaşının Suriye ekonomisi üzerindeki feci yansımaları

Lübnan'dan atılan füze sonucu İsrail'in kuzeyinden dumanlar yükseliyor (EPA)
Lübnan'dan atılan füze sonucu İsrail'in kuzeyinden dumanlar yükseliyor (EPA)

Hayed Hayed

Şam ekonomisi, ülkede yıllardır süren çatışmalar ve kendisine uygulanan uluslararası yaptırımlar nedeniyle büyük ölçüde Lübnan'a dayanıyordu. Bu durum özellikle rejimin kontrolü altındaki bölgeleri Lübnan'daki ekonomik ve siyasi istikrarsızlığa karşı çok hassas hale getirdi. Bugün İsrail'in Lübnan'da Hizbullah'a karşı askeri harekatını yoğunlaştırmasıyla durum daha da tehlikeli hale geldi ve olası yan etkiler ve bunların zaten aksayan Suriye ekonomisi üzerindeki yansımaları konusunda ciddi endişelere yol açtı.

İki ülke arasındaki ticaret yollarının bozulması, Suriye'nin esasında yetersiz olan tedarik zincirinde ciddi zorluklar yarattı. Suriye'deki çatışmanın 2011'de patlak vermesinden bu yana rejim, uluslararası yaptırımların etrafından dolanmak için hayati bir kanal olarak büyük ölçüde Lübnan'a güveniyor. Suriye'nin hammadde, tüketim malları ve yakıt da dahil olmak üzere temel ithal ürünlere erişimini sağlayan, iki ülke arasındaki resmi ve resmi olmayan kara sınır kapılarının yanı sıra Lübnan limanlarıydı. Ancak İsrail'in Güney Lübnan'daki askeri operasyonları ve Masnaa Sınır Kapısı’nın hedef alınması artık bu hayati önem taşıyan ekonomik arterleri tehdit ediyor.

Bunun en doğrudan ve gözle görülür etkilerinden biri akaryakıt fiyatlarındaki hızlı yükseliş oldu. Şam'da, benzinin fiyatı keskin bir şekilde yükseldi ve karaborsadaki fiyatı birkaç gün içinde litre başına 12 bin Suriye lirasından 30 bin Suriye lirasına fırladı. Akaryakıt fiyatlarındaki bu artışın diğer temel malların fiyatları ve maliyetleri üzerinde de ciddi etkileri oldu. Örneğin meyve ve sebze gibi temel malların taşıma maliyetleri birçok bölgede iki katına çıktı ve bu da fiyatlarının yüzde 15-25 oranında artmasına neden oldu. Fiyatlardaki bu keskin artışlar, zaten serbest düşüş içinde olan bir ekonominin sonuçlarının gölgesinde işlerini idare etmekte zorlanan ortalama Suriye vatandaşlarının karşılaştığı mali zorlukları artırıyor.

Ticaretteki bu çalkantı sadece ithalat ile sınırlı kalmadı. Zira çatışma aynı zamanda Suriye'nin yerel imalat sektörü için gerekli olan hammadde tedarik akışını da engelledi. Sektörün büyük bir kısmını Lübnan üzerinden ithal ettiği bu malzemelerde yaşanan azalma, yerli üretim malların fiyatlarının artmasına neden oldu. Suriyeli üreticiler, üretim faaliyetleri için gerekli hammaddeyi temin etmekte zorlanırken, son iki hafta içinde üretim maliyetlerinde yüzde 10-15 oranında artış olduğunu bildirdi. Bu durum, halihazırda yaptırımlar, yüksek üretim maliyetleri, düşük satın alma gücü ve küresel pazarlara erişimin sınırlanması nedeniyle felç olmuş Suriye'deki sanayi sektörü üzerinde ilave baskı oluşturdu.

Lübnan ile ticaretin durması Suriye'nin ihracat sektörünü de ciddi şekilde etkiledi. Son dönemde artan gerilimden önce, sınır kapılarından Lübnan'a geçiş yapan Suriyeli tırların sayısı günde 30 ila 40 tır arasındaydı; bunlar kıyafet, pamuklu ürünler, plastik ve gıda maddeleri gibi mallarla yüklüydü. Ancak İsrail'in sınır kapılarını ve ulaşım yollarını hedef almaya başlamasından bu yana bu geçişlerin tamamen durduğu bildiriliyor.

Mültecilerin Lübnan'dan Suriye'ye akınının devam etmesi ise konut piyasasını bozmaya başladı. Bildirildiğine göre iki hafta içinde 350 binden fazla insan Suriye'ye geçti ve bu da kira fiyatlarında keskin ve ani bir yükselişe yol açtı. Konuta olan talebin yüksek olması ve düzenleyici denetimlerin olmayışı nedeniyle ev sahipleri ve emlak komisyoncuları bu fırsatı değerlendirerek kiraları önemli ölçüde artırdı.

Başta Şam olmak üzere rejimin kontrolündeki pek çok bölgede kira fiyatları son günlerde yüzde 50-100 oranında arttı. Dahası bazı mahallelerde emlak sahipleri ödemelerin ABD doları cinsinden yapılmasını talep etmeye başladı ki bu da artan konut talebini yansıtıyor. Uygun fiyatlı konut arayanların karşılaştığı zorlukları daha da kötüleştiren husus ise, gayrimenkul sahiplerinin yüksek kiralara ek olarak, Suriye'de ne kadar kalacaklarını bilmeyenler arasında yaygın olduğu gibi, kısa süreli kira sözleşmesi yapmak isteyen kiracılardan altı aya kadar kira bedelini peşin ödemelerini istemeleridir.

Lübnan'da yoğunlaşan İsrail savaşının Suriye üzerindeki uzun vadeli ekonomik etkileri henüz net değil ancak ilk işaretler endişe verici

Kiralardaki bu hızlı artışın nedenleri sadece konuta olan talebin artması değil, aynı zamanda Suriye ve Lübnan'daki kira fiyatları arasındaki eşitsizlikten de kaynaklanıyor. Suriye'de kiralar yerel satın alma gücüne göre nispeten yüksek olsa da Lübnan'a göre düşük kalıyor. Bu eşitsizlik, konut sahiplerinin gelen mültecilerden piyasa fiyatlarından çok daha yüksek fiyatlar talep etmesine olanak tanıdı.Buna karşılık, uzun süreli sözleşmeleri olan eski Suriyeli kiracılar yaşadıkları evlerin yeni kiralarını karşılayamayacak durumdalar.

Haberler, büyük bir mülteci akınına tanık olan bölgelerdeki birçok konut sahibinin, uzun süreli sözleşme imzalamış oldukları kiracılarından ya daha yüksek kiraları kabul etmeleri gerektiğini ya da tahliye edilmekle karşı karşıya kalacaklarını söylüyorlar. Uygun fiyatlı konut seçeneklerinin olmayışı, ülkenin karşı karşıya olduğu ekonomik zorlukların satın alma güçlerini yıprattığı bir dönemde birçok Suriyeliyi alternatif konut aramaya yöneltiyor.

Lübnan'da yoğunlaşan İsrail savaşının Suriye üzerindeki uzun vadeli ekonomik etkileri henüz net değil, ancak ilk işaretler endişe verici. Suriye rejimi alternatif ve istikrarlı ticaret yolları bulmakta başarısız olursa temel ürünlerdeki yetersizliğin ciddi şekilde kötüleşmesi muhtemel. Çatışmanın süresine ilişkin belirsizlikle birleştiğinde bu durumun fiyatları daha da yükseltmeye devam etmesi ve rejimin kontrolündeki bölgelerde yaşam koşullarının daha da kötüleşmesine yol açması muhtemel. Ücretler sabit kalırken, temel ihtiyaçların maliyetleri arttıkça, giderek daha fazla Suriyeli daha derin bir yoksulluğa sürükleniyor ve bu da ülkenin zaten ciddi olan ekonomik krizini daha da kötüleştiriyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından  Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.