Nobel Ödülleri'ne yapay zeka damga vurdu: Bilim dünyası ne söylüyor?

Bu yılın Nobel maratonu geride kalırken, uzun yıllara dayanan çalışmalar takdir edildi.

İlk ödüller, Alfred Nobel'in ölümünden 5 yıl sonra verildi (AP)
İlk ödüller, Alfred Nobel'in ölümünden 5 yıl sonra verildi (AP)
TT

Nobel Ödülleri'ne yapay zeka damga vurdu: Bilim dünyası ne söylüyor?

İlk ödüller, Alfred Nobel'in ölümünden 5 yıl sonra verildi (AP)
İlk ödüller, Alfred Nobel'in ölümünden 5 yıl sonra verildi (AP)

Bilimin ışığıyla evrenin derinliklerine yolculuğa hazır mısınız? Her hafta bilimin nabzını tutacağımız, merak uyandıran soruların peşine düşeceğimiz yeni sürekli bölümümüz Logos başlıyor.

"Logos" sözcüğü, düşünce, akıl ve sözün buluştuğu bir kavram olarak Antik Yunan'dan günümüze uzanıyor. Biz de bu köşede, bilimin ve düşüncenin izinde, evrenin sırlarını birlikte keşfedeceğiz. Galaksilerin en uzak köşelerinden okyanusların derinliklerindeki yaşam formlarına, yapay zekadan, güneş enerjisine bilim ve teknolojinin dokunduğu her konuyu ele alacağız.

İlk durağımız, geçen günlerde açıklanan 2024 Nobel Ödülleri. Hangi çalışmalar ödüle layık görüldü? Bilim dünyasını hangi keşifler şekillendiriyor? Gelin, bu soruların yanıtını birlikte arayalım.

Dinamitin mucidi Alfred Nobel'in vasiyetiyle 1901'de verilmeye başlanan ödüller, bilim dünyasının en prestijli takdirleri arasında yer alıyor. 

İsveçli kimyager ve iş insanının deyimiyle "insanlığa en büyük faydayı sağlayan" kişileri onurlandıran Nobel Ödülleri, sadece önceki yılın başarılarını değil, genellikle bütün bir kariyeri hesaba katıyor. 

1896'da hayatını kaybeden Nobel, bir yıl önce yazdığı vasiyetinde Nobel Ödülleri'nin başlatılması için 31 milyon İsveç kronu bırakmıştı. Bugün yaklaşık 1,8 milyar İsveç kronuna ve 6 milyar TL'ye yakın bir paraya denk geliyor. 

Fizik, kimya, tıp, ekonomi bilimleri, barış ve edebiyat olmak üzere 6 kategoride dağıtılan ödüllerde bu yıl yapay zekanın öne çıktığını söylemek mümkün. 

Her bir Nobel'e ayrılan 11 milyon İsveç kronu (yaklaşık 36 milyon TL) değerindeki para ödülü, kazananlar arasında paylaşılacak.

Nobel Tıp Ödülü, ilk başta hiç önemsemeyen keşfe gitti

2023 Nobel Tıp Ödülü'nün sahibi, gen ifadesinin düzenlenmesinde çığır açıcı bir keşfe imza atan Dr. Victor Ambros ve Dr. Gary Ruvkun oldu. 

ABD'deki Massachusetts Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Dr. Ambros ve Harvard Tıp Fakültesi'nden Dr. Ruvkun, küçük bir RNA türü olan mikroRNA'yı keşfederek "tamamen yeni bir gen düzenleme ilkesini" bilim dünyasına kazandırdıkları için bu onura layık görüldü. 

Her türlü görevi gören proteinleri üretme sürecinde kritik rol oynayan mikroRNA'ların ortaya çıkması, çeşitli hastalıkların tedavisinde dönüm noktası niteliğinde gelişmelerin başını çekme potansiyeli taşıyor.

Vücuttaki bütün hücrelerde aynı DNA bulunuyor. Bu moleküllerdeki bilgi sayesinde her bir hücre farklı işlevler gören proteinler üretiyor.

Kasların kasılmasından beyindeki sinir hücreleri arasındaki sinyal iletimine kadar bütün süreçler bu proteinler sayesinde gerçekleşiyor. 

DNA aynı olmasına karşın hücrelerin farklı görevleri yerine getiren proteinler üretmesini sağlayan şeyse gen ifadesinin düzenlenmesi. Bu sayede hücreler sadece gerekli işlev için ihtiyaç duyulan DNA bilgisini kullanıyor.

Hücreler bu bilgiyi mesajcı RNA veya mRNA denen moleküllere kopyalıyor ve ardından mRNA talimatlarının okunmasıyla proteinler üretiliyor. 

cv bgfnh
İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, 7 Ekim Pazartesi günü çığır açıcı başarıyı ödüllendirdi (Reuters)

DNA'dan proteine giden bilgi akışını sağlayan mRNA, Kovid-19 pandemisinden tanıdık gelebilir. mRNA aşıları, hücrelere virüsü engelleyecek proteinler üretme talimatı veren bir mesaj iletiyor.

Kovid-19'a karşı geliştirilen mRNA aşılarını mümkün kılan teknolojiye katkıları nedeniyle Katalin Kariko ve Drew Weissman 2023 Nobel Tıp Ödülü'ne layık görülmüştü. 

MikroRNA'lar ise DNA bilgisinin kopyalanıp mRNA'nın proteine çevrilme sürecinde kritik bir rol üstleniyor. 

Protein üretimine katılmayan bu küçük moleküller, proteini üreten genlerin açılıp kapanması gibi işlevleri kontrol ediyor. Hücrelerin doğru zaman ve miktarda protein üretmesini sağlıyor. 

Dr. Ambros ve Dr. Ruvkun, 1980'lerde yürüttükleri çalışmalarda Caenorhabditis elegans denen bir milimetre boyundaki yuvarlak solucanların bazı genlerindeki mutasyona neyin yol açtığını anlamaya çalışıyordu. 

Solucanların gelişimini engelleyen bu mutasyonlar lin-4 ve lin-14 adlı genlerde gerçekleşiyordu. 

Dr. Ambros, 1993'te lin-4'ün mikroRNA ürettiğini keşfederken, Dr. Ruvkun ise lin-4 mikroRNA'sının lin-14 mRNA'sının bir kısmına bağlandığını buldu.

Bu bağlantı, solucanın olgunlaşması için gereken diğer genleri düzenleyen lin-14 proteininin üretimini azaltıyordu. 

Böyle bir gen ifadesi düzenleme biçimi muazzam bir yenilik olmasına karşın bilim dünyasının pek ilgisini çekmemişti. 

Cambridge Üniversitesi'nden genetikçi Eric Miska, keşif ilk duyurulduğunda bunun "solucanlarla alakalı tuhaf bir şey" olduğunun sanıldığını söylüyor:

Kimsenin pek ilgisini çekmedi.

2000'de Ruvkun'ın mikroRNA'nın pek çok hayvan ve insanda da olduğunu tespit etmesiyle dikkatler bu küçük moleküllere çevrildi.

Halihazırda insanlarda bilinen en az bin mikroRNA var. Sağlıklı hücrelerin çalışmasını sağlayan bu moleküllerde sorun yaşanması, kanser gibi hastalıklara yol açabiliyor.

ABD merkezli Ulusal Genel Tıp Bilimleri Enstitüsü Direktörü Jon Lorsch, Nobel'e layık görülen keşfi şöyle değerlendiriyor:

Hastalıkların nasıl ortaya çıktığına dair yepyeni bir anlayışa yol açtı. Bu da bu hastalıkları tersine çevirebileceğimiz yeni olanaklar sağlıyor.

Nörodejeneratif ve kalp hastalıklarının yanı sıra  kansere karşı mikroRNA temelli tedaviler henüz piyasaya sürülmese de bazılarında insan deneylerine geçildi. 

MikroRNA keşfinin tarihçesini kaleme alan biyolog Geraldine Seydoux, ödülle ilgili ayrı bir heyecan duyduğunu söylüyor. 

Johns Hopkins Üniversitesi'nden Seydoux "Merak temelli bilimi kutlayan bir Nobel" diyerek ekliyor: 

Ayrıca bir bulmacayı çözmeye hevesli bu iki bilim insanı arasındaki dostluk ve işbirliğini de kutluyor.

Nobel Fizik Ödülü, yapay zekaya karşı uyaran uzmana verildi

Bu yılın Nobel Fizik Ödülü'nün sahibi, insan beyni gibi çalışan yapay zekaya giden yola öncülük eden Dr. John J. Hopfield ve Dr. Geoffrey E. Hinton oldu. 

İkilinin çalışmaları, Siri gibi dijital asistanlardan OpenAI'ın ChatGPT'si gibi sohbet botlarına kadar pek çok teknolojinin kullandığı yapay sinir ağlarını mümkün kıldı. 

Bu araçlar fizikten ziyade matematik ve bilgisayar bilimlerinin alanına girse de Dr. Hopfield ve Dr. Hinton, yıllar önce fiziği kullanarak yapay sinir ağlarını geliştirmişti. 

ABD'nin Merced kentindeki Kaliforniya Üniversitesi'nden biyofizikçi Prof. Dr. Ajay Gopinathan "Bu Nobel, biyolojiden esinlenen fiziği ve daha geniş bir alan olan biyofiziği takdir ediyor" diyerek ekliyor: 

İşte bu arayüz, bu alanlara ilişkin anlayışımızın yanı sıra bilgisayar bilimi ve yapay zeka alanındaki uygulamalarımızda gerçek bir dönüşüm yaratan ilerlemelere yol açtı.

Halihazırda Princeton Üniversitesi'nde emeritus profesör olan Dr. Hopfield, 1982'de yapay sinir ağları için bir model geliştirdi. 

Hopfield ağı denen bu model, anıların beyinde saklanmasına benzer şekilde bilgi ve görüntüleri örüntüler halinde depolayabiliyordu. Benzer örüntüler sunulunca da bunları anımsayan ağın çalışma biçimi, bir an için duyulan bir şarkıyı hatırlayan beyne benziyor. 

Sık sık yapay zekanın öncüsü diye anılan Dr. Hinton daha sonraki yıllarda Dr. Hopfield'in çalışmalarından hareketle çok katmanlı bir yapay sinir ağı geliştirdi. 

Boltzmann makinesi adlı bu ağ görüntüleri sınıflandırmanın yanı sıra eğitildiği örüntü türünün yeni örneklerini oluşturmada kullanılabiliyor. 

Hopfield ağı ve Boltzmann makinesi modern yapay zeka araçlarında kullanılmasa da bu çalışmalar yapay sinir ağlarıyla makine öğreniminin önünü açtı. 

xcdfvgrt
İki isim de 8 Ekim'de açıklanan ödülü kazanmayı hiç beklemediğini söylerken, Dr. Hinton haberi aldığı sırada "ucuz bir otelde" kalıyormuş (Reuters)

Meta'nın yapay zekadan sorumlu baş bilim insanı Yann LeCun, ikilinin çalışmaları sayesinde pek çok araştırmacının yapay sinir ağı çalışmalarına yöneldiğini söylüyor. 

Halihazırda Kanada'daki Toronto Üniversitesi'nde emeritus profesör olan Dr. Hinton, yapay zekanın öncüsü olmasına karşın bu teknolojinin tehlikeleri hakkında rahatça konuşabilmek adına geçen yıl Google'dan istifa etmişti.

Yapay zekayla ilgili  endişeleri, geniş çaplı işsizlikten insan varoluşunu tehdit etmeye kadar uzanan Dr. Hinton, Nobel'i almasından sonra yaptığı açıklamada yapay zekanın Sanayi Devrimi'yle yarışacak bir etki yaratacağını söyledi.

Britaya asıllı Kanadalı "Ancak insanları fiziksel güç yerine, zihinsel yetenek açısından aşacak. Bizden daha zeki şeyler olmasının nasıl bir şey olduğuna dair hiçbir deneyimimiz yok ve bu pek çok açıdan harika olacak" diyerek ekledi:

Fakat aynı zamanda bir dizi muhtemel kötü sonuçtan, özellikle de bu şeylerin kontrolden çıkma tehdidinden endişelenmeliyiz.

Nobel Fizik Komitesi Başkanı Ellen Moons ise salı günü yaptığı basın açıklamasında yapay zekaya yönelik endişelere değinerek şu ifadeleri kullandı:

Bu yeni teknolojinin insanlığın yararına olacak, güvenli ve etik bir şekilde kullanılmasının sorumluluğu hep birlikte insanlara düşüyor.

Nobel Kimya Ödülü, 50 yıllık sorunu çözen araştırmacılara layık görüldü

2024 Nobel Kimya Ödülü, yaşamın yapıtaşlarına dair çalışmaları takdir ederken yapay zekanın bilimsel çalışmalardaki önemini de vurguluyor. 

İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi'nin 9 Ekim Çarşamba günü yaptığı açıklamayla Prof. Dr. David Baker, Demis Hassabis ve John Jumper, proteinle ilgili çalışmaları sayesinde prestijli ödülün sahibi oldu. 

"Muazzam potansiyele sahip" bu çalışmalar, kendilerinin ötesinde çok sayıda buluş ve keşfin önünü açtı. 

ABD'nin Seattle kentindeki Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Baker, 2003'te ilk defa doğada olmayan yeni bir protein üretmeyi başarmıştı. 

Kanda oksijen taşımaktan dokuların oluşmasına katkı sağlamaya kadar kritik görevler üstlenen proteinler yaşamın yapıtaşları arasında kabul ediliyor. 

Prof. Dr. Baker, bilgisayar programları kullanarak 21 yıl önceki başarısına imza attıktan sonra ekibiyle birlikte yepyeni proteinler yaratmaya devam etti.

Sözkonusu proteinler ilaçtan aşılara, nanomalzemelerden küçük sensörlere kadar çeşitli alanlarda kullanılabiliyor.

xcvfbrgt
Nobel Kimya Ödülü'nün bu yılki sahipleri, çeşitli alanlardaki bir çok gelişmeyi mümkün kıld (AFP)

Nobel Komitesi'nden Johan Aqvist "Bu teknolojiyle artık neredeyse her tür protein üretilebiliyor gibi görünüyor" sözleriyle başarının önemini vurguladı.

Ödülün ikinci kısmıysa Google'ın yapay zeka departmanı Deepmind'ın yapay zeka modeli AlphaFold'un arkasındaki iki isme verildi. 

Hassabis ve Jumper, proteinlerin kimyasal bileşimine bakarak yapısını tahmin eden yapay zeka aracıyla, 50 yıldır çözülmeye çalışan bir sorunu ortadan kaldırdı.

Proteinleri meydana getiren 20 kadar amino asit, neredeyse sonsuz farklı şekilde bir araya gelerek üç boyutlu yapılara dönüşüyor

Bu yapılar ve kimyasal bileşimleri, proteinlerin vücuttaki bir ilaca bağlanıp bağlanamayacağı gibi kritik etkileşimleri belirliyor. 

Bilim dünyası 1970'lerden beri sadece kimyasal dizilime bakarak amino asitlerin alacağı yapıyı tahmin etmeye çalışıyor. 

Amino asit dizilimine bakarak bilinen 200 milyon kadar proteinin çoğunun yapısını tahmin eden AlphaFold Protein Yapısı Veritabanı, bu alandaki çalışmalarda çığır açıcı bir adıma imza attı.

2024 Nobel Fizik Ödülü sahipleri sayesinde mümkün olan yapay sinir ağlarını kullanan araç, proteinler için adeta bir Google görevi görüyor.

İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi'nden Anna Wedell, "Her şeyi kamuya açtılar, böylece aşağı yukarı her alan artık bu veritabanına başvurabiliyor ve bu araçları kullanarak kendi özel sorunlarını ele alabiliyor" diyerek ekliyor:

Bu sayede çok ama çok farklı alanlarda sıçrama yapmak mümkün oldu.

190 ülkeden en az 2 milyon kişi tarafından kullanılan AlphaFold antibiyotik direnci çalışmalarından plastiği ayrıştırabilen enzimler geliştirmeye kadar çeşitli alanlarda fayda sağlıyor.

Hassabis ve Jumper'ın da yer aldığı ekibin buluşu açıkladığı 2021 tarihli makalesi, 16 binden fazla atfa sahip. 

Clarivate adlı ABD merkezli analiz şirketinin Bilimsel Bilgi Enstitüsü Araştırma Analizi Başkanı David Pendlebury, 61 milyon bilimsel makaleden sadece 500'üne 10 binden fazla atıf yapıldığını söylüyor. 

Pendlebury bu nedenle ikilinin Nobel kazanabileceğini tahmin ediyordu.

Uzman, bu yıl fizik ve kimya alanlarında yapay zekanın rolünü takdir eden ödüller verilmesini "cesur" bir hareket olarak görüyor. 

Nobel Ekonomi Ödülü'nün kazananları arasında Türkiye asıllı Acemoğlu var

Türkiye asıllı ABD'li Prof. Dr. Daron Acemoğlu, Britanya kökenli ABD'li Prof. Dr. Simon Johnson ve Prof. Dr. James Robinson'la birlikte 2024 Nobel Ekonomi Ödülü'nü kazandı. 

Yıllardır birlikte çalışan üç ekonomist, sömürgeciliğin dünya çapındaki ülkeler arasında halen devam eden eşitsizliğe nasıl yol açtığını gösteren araştırmaları nedeniyle bu ödüle layık görüldü. 

İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi dün (14 Ekim) duyurduğu kazananların "kurumların nasıl oluştuğunu ve refahı nasıl etkilediğini" gösterdiğini ifade ediyor. 

ABD'deki Chicago Üniversitesi'nden Prof. Dr. Robinson'la Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nden Prof. Dr. Acemoğlu ve Prof. Dr. Johnson'ın çalışmaları özellikle Avrupa'nın sömürgeleştirdiği ülkelere odaklanıyor. 

Bazı ülkelerde sömürgecilerin yerel halkları kullanarak kaynakları kendi yararına kullandığını, bazılarındaysa Avrupalı göçmenlere fayda sağlayan daha kapsamlı kurumlar oluşturduğunu gözlemlediler.
 

zx cvfbg
Robinson, duyurunun ardından yaptığı açıklamada ödülü kazanan diğer ekonomistlerin "en yakın arkadaşları" olduğunu söyledi (Reuters)

Araştırmaları, genellike bu kurumların inşa edildiği yoksul ülkelerin refahı zaman içinde artarken, sömürge sürecinin başında varlıklı olan ülkelerin kaynaklarını kaybederek yoksullaştığını ortaya koyuyor.

Nobel Komitesi "Hukukun üstünlüğünün zayıf olduğu toplumlar ve halkını sömüren kurumlar büyüme veya daha iyiye doğru değişim yaratmaz. Ödül sahiplerinin araştırması bunun nedenini anlamamızı sağlıyor" ifadelerini kullanıyor.

Harvard Kennedy Okulu'nda uluslararası politik ekonomi profesörü olan Dani Rodrik, üçlünün çalışmalarının kurumlar ve ekonomi tarihi çalışmalarını "ekonomik analizin tam merkezine" taşıdığını söylüyor:

Farklı kurum türlerine, demokrasinin değerine ve özellikle kapsayıcı kurumlara, sadece kendi başlarına sahip oldukları değerden dolayı değil, aynı zamanda ekonomik performans açısından iyi olduklarına ilişkin çok önemli, yeni bir bakış açısı eklediler.

Alfred Nobel'in Anısına Ekonomi Bilimlerinde The Sveriges Riksbank Ödülü, diğer 5 alandan farklı olarak Nobel'in vasiyetiyle verilmeye başlanmadı. 

İsveç Merkez Bankası'nın 1968'de başlattığı ödüllerde son yıllarda eşitsizlik alanındaki çalışmalar daha sık takdir ediliyor.

Geçen yıl Harvard Üniversitesi'nden ekonomist Claudia Goldin, kadın ve erkek arasındaki ücret ve işgücü piyasası eşitsizliğinin nedenlerini ortaya koyan çalışmalarıyla ödüle layık görülmüştü. 

Ermeni kökenli Acemoğlu, Orhan Pamuk ve Prof. Dr. Aziz Sancar'dan sonra Türkiye'den Nobel kazanan üçüncü isim oldu. 

Yunanistan'ın başkenti Atina'da dün gazetecilere konuşan Prof. Dr. Acemoğlu, demokrasi destekçisi grupların verilerine göre dünyanın pek çok yerinde kamu kurumlarının ve hukukun üstünlüğünün zayıfladığını söyledi:

Otoriter büyüme genellikle daha istikrarsızdır ve genellikle çok hızlı ve orijinal yenilikler getirmez.

Haftaya bilim ve teknoloji dünyasından yeni keşifler, dosyalar, listelerle buluşmak üzere, merakla kalın!

Independent Türkçe

 



Afrika'da "hamile bluzu" tartışması

Popüler Ganalı YouTuber Wode Maya, ülkesinin liderinin yerel kıyafetleri yurtdışında da tanıtmasının önemli olduğunu söyledi (Gana Cumhurbaşkanlığı)
Popüler Ganalı YouTuber Wode Maya, ülkesinin liderinin yerel kıyafetleri yurtdışında da tanıtmasının önemli olduğunu söyledi (Gana Cumhurbaşkanlığı)
TT

Afrika'da "hamile bluzu" tartışması

Popüler Ganalı YouTuber Wode Maya, ülkesinin liderinin yerel kıyafetleri yurtdışında da tanıtmasının önemli olduğunu söyledi (Gana Cumhurbaşkanlığı)
Popüler Ganalı YouTuber Wode Maya, ülkesinin liderinin yerel kıyafetleri yurtdışında da tanıtmasının önemli olduğunu söyledi (Gana Cumhurbaşkanlığı)

Bu hafta Lusaka'da düzenlenen Gana-Zambiya İş Forumu'na Batı Afrika ülkesinin lideri John Dramani Mahama da katıldı. 

67 yaşındaki Gana Cumhurbaşkanı, Afrika'nın güneyindeki Zambiya'nın başkentine çarşamba günü ulaştığında üstünde "fugu" diye bilinen geleneksel bir kıyafet vardı. 

Üç günlük devlet ziyaretine panço benzeri bu kıyafetle başlayan Mahama'yı, Zambiya Devlet Başkanı Hakainde Hichilema ve beraberindeki yetkililer takım elbiseleriyle karşıladı.

Gana Cumhurbaşkanı, Zambiya'da yaşayan yurttaşlarıyla bir araya geldiğinde de üzerinde aynı kıyafet vardı

Haftanın bir gününü "Fugu Cuması" ilan ederek geleneksel kıyafetlerin giyilmesini teşvik eden Mahama, sosyal medyada alaycı yorumlara konu oldu. 

BBC'nin yorumunu aktardığı Zambiyalılardan Malama Mulenga, "hamile bluzu" derken Master G, meşhur Cazcı Kardeşler (Blues Brothers) filmine gönderme yaparak "Bluz kardeşlerimizi seviyoruz" ifadesini kullandı.

Gana Dışişleri Bakanı Samuel Okudzeto Ablakwa bu kıyafetin sosyal medyada ses getirmesinin gençlerin kültürel miraslarına sahip çıkmaya niyetli olduğunun göstergesi olduğunu savundu. 

45 yaşındaki siyasetçi, fuguyu bir kıyafetten ibaret görmediklerini, Afrika kimliği, onuru ve mirasının bir sembolü olarak saydıklarını söyledi:

Sosyal medyada bu elbiseyi merak eden gençlere: Bu kıyafeti 6 Mart 1957'de ülkenin bağımsızlığını ilan eden, Gana'nın kurucusu Osagyefo Kwame Nkrumah giyiyordu.

63 yaşındaki Zambiya lideri de mevkidaşının kıyafet tercihini destekledi. Hichilema cuma günü yaptığı açıklamada Mahama'nın kendisine bir adet fugu hediye ettiğini hatırlattı. Ancak daha fazlasını almaya niyetli olduğunu da sözlerine ekledi: 

Sosyal medyadaki yorumlardan sonra Gana'dan daha fazla fugu isteyeceğiz.

Independent Türkçe, BBC, News Ghana


David Beckham'dan arasının açık olduğu oğlu Brooklyn'e gönderme

Brooklyn, Victoria ve David Beckham (Reuters)
Brooklyn, Victoria ve David Beckham (Reuters)
TT

David Beckham'dan arasının açık olduğu oğlu Brooklyn'e gönderme

Brooklyn, Victoria ve David Beckham (Reuters)
Brooklyn, Victoria ve David Beckham (Reuters)

David Beckham, Brooklyn'in ailesiyle barışma planı olmadığını açıklamasından sadece birkaç hafta sonra, en büyük oğlu hakkında düşük profilli bir gönderme paylaşmış gibi görünüyor.

26 yaşındaki Brooklyn, ocak ayında Instagram'da yayımladığı bomba etkisi yaratan açıklamada, babası David ve annesi Victoria'yı, oyuncu ve mirasyedi eşi Nicola Peltz Beckham'la ilişkisini "durmaksızın sabote etmeye" çalışmakla suçlamıştı.

"Tüm hayatım boyunca, ebeveynlerim basında ailemiz hakkındaki anlatıları kontrol etti" iddiasında bulunmuştu.

Yapmacık sosyal medya paylaşımları, aile etkinlikleri ve sahte ilişkiler, içine doğduğum hayatın değişmez bir parçası oldu.

Beckham ailesi henüz Brooklyn'in açıklamasına doğrudan yorumda bulunmadı ancak 50 yaşındaki eski futbolcu, son sosyal medya paylaşımında oğluna ince bir gönderme yaptı.

İngiltere milli takımının eski kaptanı, kariyeri boyunca kullandığı kramponların "arşivinin" fotoğrafını paylaştı; bazılarının üzerinde Brooklyn'in adı yazılmıştı.

Kramponların çoğunda Brooklyn'in küçük kardeşleri 23 yaşındaki Romeo, 20 yaşındaki Cruz ve 14 yaşındaki Harper'ın da adları yazıyordu.

sdfv
David Beckham, kişiselleştirilmiş krampon "arşivinin" fotoğrafını paylaştı (Instagram/Davidbeckham)

David, futbol kariyerine 1992'de Manchester United'da başlamış, 2003'te Real Madrid'e transfer olmuş ve daha sonra LA Galaxy'de oynamak için Atlantik'in ötesine geçmişti.

Bu hafta, Brooklyn'in babasına adanmış bir dövmesini kapattırdığı iddia edildi.

Gelecek vaat eden aşçı Brooklyn'in kolunda daha önce "Baba" kelimesi yazılmış bir çapa dövmesi vardı.

Ancak Brooklyn'in yakın zamanda çekilen bir fotoğrafında, yazının soyut şekillerle kapatıldığı anlaşılıyordu.

Brooklyn'in kayınpederi milyarder Nelson Peltz, yakın zamanda bir soru-cevap etkinliğinde aile dramasına değinerek, izleyicilere "uzun ve mutlu bir evlilikleri olmasını" umduğunu söyledi.

"Kızım ve Beckham ailesi bambaşka bir konu ve bugün burada bunun hakkında konuşmayacağız" dedi.

Şunu söyleyeyim, kızım harika, damadım Brooklyn harika ve onların uzun ve mutlu bir evlilik geçirmesini çok istiyorum.

Independent Türkçe


Netflix rekortmen Fransız filminin devamı için düğmeye bastı

49 yaşındaki Arjantin asıllı Fransız aktris Bérénice Bejo, Paris'in Altında'da cesur bir okyanus bilimciyi oynuyor (Netflix)
49 yaşındaki Arjantin asıllı Fransız aktris Bérénice Bejo, Paris'in Altında'da cesur bir okyanus bilimciyi oynuyor (Netflix)
TT

Netflix rekortmen Fransız filminin devamı için düğmeye bastı

49 yaşındaki Arjantin asıllı Fransız aktris Bérénice Bejo, Paris'in Altında'da cesur bir okyanus bilimciyi oynuyor (Netflix)
49 yaşındaki Arjantin asıllı Fransız aktris Bérénice Bejo, Paris'in Altında'da cesur bir okyanus bilimciyi oynuyor (Netflix)

Netflix, 2024'ün hit Fransız filmi Paris'in Altında'nın (Sous la Seine) devam projesi için nihayet harekete geçti. Platform, yeni filmi yönetmesi için korku türünün tanınmış isimlerinden Fransız yönetmen Alexandre Aja'yla anlaştı.

İlk filmin yönetmen koltuğunda Xavier Gens oturuyordu.

Mutant köpekbalığı dehşeti

Bérénice Bejo'nun bir deniz araştırmacısını canlandırdığı filmde karakter, hem travmatik geçmişiyle yüzleşmek hem de Paris'i, tatlı suda yaşayabilen "mutant" bir köpekbalığı ve yavrularından kurtarmak zorunda kalıyordu. Üstelik şehir, belediye başkanının iptal etmeyi reddettiği bir triatlona hazırlanan vatandaşlarla birlikte paniğe sürükleniyordu. 

Gens'in yönettiği ilk film, Netflix'te İngilizce olmayan filmler arasında 102,3 milyondan fazla izlenmeyle platformun rekor kıran yapımlarından biri olmuştu. Köpekbalığı saldırısı temalı bu korku filminin şoke edici finali de devam hikayesi için merak uyandıran bir kapı aralamıştı.

Film, absürt eğlence dozuyla kısa sürede viral hale gelip o yıl platformda dünya genelinde en çok izlenen yapımlardan biri haline gelmişti.

Bejo'nun devam filminde de rolünü yeniden canlandırması bekleniyor. Yapımcı Vincent Roget de projeye yeniden dönüyor.

İlk filmin ortak senaristlerinden biri olan Gens'in ise neden geri dönmediği net değil. Devam filminin senaryosunu kimin kaleme aldığı şu aşamada bilinmiyor. 

Korku türünün tecrübeli ismi

2003 tarihli Fransız yapımı korku filmi Yüksek Tansiyon'la (Haute Tension) çıkış yapan yönetmen, ardından ABD'de Wes Craven klasiği Tepenin Gözleri'nin (The Hills Have Eyes) yeniden çevrimine imza atmıştı.

Aja ayrıca, 2010'da kana susamış tropik balıkların Arizona'daki küçük bir kasabayı dehşete düşürdüğü Piranha 3D'yi çekmişti. 2019 yapımı Ölümcül Sular'da (Crawl) ise Kategori 5 kasırga sırasında su altında kalan Florida'daki evlerinde kapana kısılan bir baba-kızın, aç timsahlardan kaçma mücadelesini anlatmıştı. Eleştirmenlerden büyük ölçüde olumlu yorumlar alan filmde Kaya Scodelario ve Barry Pepper rol almıştı.

Aja'nın son yönetmenlik çalışması ise Oscarlı yıldız Halle Berry'nin başrolünde yer aldığı, hayatta kalma temalı Asla Bırakma (Never Let Go) olmuştu.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Bloody Disgusting