Sinvar suikastı: Yerine kim geçecek? Gazze savaşı bitecek mi?

Sinvar’ın kardeşi, Halid Meşal ve Halil el-Hayya dahil isimler paylaşılıyor

Sinvar suikastı: Yerine kim geçecek? Gazze savaşı bitecek mi?
TT

Sinvar suikastı: Yerine kim geçecek? Gazze savaşı bitecek mi?

Sinvar suikastı: Yerine kim geçecek? Gazze savaşı bitecek mi?

Salem el-Rayyes

İsrail'in Hamas lideri Yahya Sinvar'ı öldürdüğü haberi yayıldığında, çoğu kuzeyden ve güneyden yerinden edilmiş kişilerden oluşan Gazze sokağına hâkim olan soru şuydu: “Bu, savaşın biteceği anlamına mı geliyor?”

Gazzelilerin sorusuna İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan kısa sürede yanıt geldi. Netanyahu, İsrail ordusunun Sinvar'ın öldürüldüğüne ilişkin açıklamasına ilişkin yorumunda: “Sinvar'ı öldürdük ama rehineler serbest bırakılana kadar savaş bitmeyecek” dedi. Filistinli direniş savaşçılarına teslim olmaları, ellerindeki silahları ve rehineleri teslim etmeleri çağrısında bulundu.

Hamas Hareketinin Siyasi Büro başkanlığına atanmasından 70 gün sonra ve suikast veya tutuklama amacıyla 376 günden fazla bir süredir aranmasının ardından, İsrail ordusu perşembe akşamı, İsrail'in geçen yıl 7 Ekim'deki saldırıları planlamak ve gerçekleştirmekle suçladığı Sinvar'ı öldürdüğünü duyurdu. Ordunun açıklamasına göre Sinvar, mayıs ayının başından beri Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah şehrine giren ve operasyon düzenleyen orduya bağlı bir piyade kuvvetiyle çatışma sırasında öldürüldü.

İsrail medyasında yer alan çok sayıda haber, Sinvar'ın tesadüf eseri öldürüldüğüne işaret etti. Olay, bir piyade kuvvetin, top bombardımanı ve hava saldırılarına maruz kalan Refah şehrinin kuzeybatısındaki Tel el-Sultan mahallesinde bir binada saklanan 3 direniş savaşçısını tespit etmesinden sonra gerçekleşti. Burası son aylarda direniş ile ordu arasında yaşanan çatışmaların arenası olarak değerlendiriliyor. Ordu, bu mahallede öyle çatışmalara girişti ki, direnişçileri tamamen etkisiz hale getirdiğini düşündü.

İşgal ordusunun yayınladığı videolara göre, piyade gücü Refah kentinde bir vatandaşa ait konuta girmeden önce uzaktan kumandalı insansız hava aracı gönderdi. Ordunun, askerlerin binaya baskın yaparak cesedini alıp İsrail’e göndermelerinden sonra yayınladığı görüntülerde, Sinvar’ın baskından önce henüz hayatta olduğu ve kafasına kurşun sıkılmadan önce bir tahta parçasını uçağa fırlattığı görülüyor.

İsrail Adli Tıp Kurumu'nda yapılan incelemelerin ardından kimliği doğrulandı ve ordu tarafından ölümü duyuruldu.

Hamas’tan İsrail'in bu resmi anlatısına herhangi bir yanıt gelmedi. Yurtdışında bulunan ve adının açıklanmasını istemeyen Hamas hareketinden önde gelen bir kaynak, al-Majalla'ya, İsrail ordusunun açıklamaları hakkında doğrulanmış bir bilgiye sahip olmadıklarını vurguladı. Bilgileri doğrulamak için hareket içinde kendisine yakın çevreyle iletişim kurmaya çalışıldığını açıkladı.

İsrail'in Hamas lideri Yahya Sinvar'ı öldürdüğü haberi yayıldığında, çoğu kuzeyden ve güneyden yerinden edilmiş kişilerden oluşan Gazze sokağına hâkim olan soru şuydu: “Bu, savaşın biteceği anlamına mı geliyor?”

Sinvar, ağustos ayının başında, eski başkan İsmail Heniyye'nin İran'ın başkenti Tahran'da öldürülmesinden altı gün sonra, Hamas Hareketinin Siyasi Büro Başkanlığı’nı üstlendi. Bundan önce de Hamas’ın Gazze Şeridi lideri olarak görev yapıyordu. İsrail'in Gazze Şeridi’ndeki 2 milyondan fazla Filistinliye dayattığı savaşın hedeflerinden biri olarak Gazze'de Hamas Hareketini ortadan kaldırmaya çalıştığını söylediği bir dönemde, Sinvar'ın siyasi büronun başına atanması hem İsrail hem de dünyayı şaşırtmıştı.

İsrail ve ABD, daha önce yaptıkları birden fazla açıklamada, Sinvar'ın, İsrail'in yürüttüğü mevcut savaş durumunu sona erdirecek siyasi bir çözüme ulaşılması ile sonuçlanabilecek herhangi bir anlaşmanın önünde engel teşkil ettiğini ifade etti. İsrail'in kabul edilemez bulduğu şartlar dayatarak müzakereleri engellemekle suçlandı. Bu şartlardan biri de Hamas Hareketinin askeri kanadı olan Kassam Tugaylarının İsrail’in elinde olan ve sayısının 100'ün üzerinde olduğu tahmin edilen tutuklu üyelerinin serbest bırakılmasıydı.

İsrail, Sinvar'ın yerini belirleme girişimlerinden bahseden düzinelerce rapor yayınlamış ve Sinvar'ı Hamas’ın geçtiğimiz yıllarda inşa ettiği tüneller ağında ve yerin derinliklerinde saklanmakla suçlamıştı. Ordu, geçen şubat ayında Yahya Sinvar'ın ailesiyle birlikte yer altı tünelinde çekilmiş olduğunu söylediği bir video yayınlamıştı.

Sinvar'ın halefi

İsrail'in Sinvar'ın öldürüldüğü duyurusunun ardından bununla ilgili kesin bilgi ve cevaplara ulaşmaya çalışan Hamas’ın siyasi büro başkanlığını üstlenecek olan Sinvar'ın halefi hakkında konuşmak için belki de henüz çok erken. Ancak şu soru kendini dayatıyor: Hamas, hareketin ve Hizbullah'ın liderlerine yönelik bir dizi suikastın gölgesinde, halefin ismini açıklamaktan kaçınacak mı?

Siyasi büro başkanlığı için en öne çıkan adayların, çoğunluğu Katar Devleti'nde bulunan üst düzey Hamas liderleri olduğuna inanılıyor. Bunlar arasında hareketin yurt dışındaki lideri Halid Meşal ile hareketin Gazze'deki liderinin yardımcısı Halil el-Hayya da yer alıyor. Bu iki isim, hareketin en öne çıkan adayları arasında bulunuyor. Buna ilave olarak, İsmail Heniyye suikastının ardından ve Sinvar'ın başkanlığa seçildiğinin açıklanmasından önce geçici olarak Hamas’ın başına geçeceği söylenen Hamas Hareketi Şura Konseyi Başkanı Muhammed İsmail Derviş’in de adı geçiyor.

Halid Meşal, 1996'dan 2017'ye kadar Hamas Siyasi Büro başkanı ve hareketin yurtdışı başkanı olarak görev yaptı. Bu tarihte İsmail Heniyye her iki pozisyonda da onun yerine geçti. 2021'de Hamas’ın şu ana kadar yurtdışı liderliğini üstlenmek üzere yeniden seçildi. 1997 yılında Ürdün'de İsrail’in istihbarat servisi Mossad’ın gerçekleştirdiği başarısız bir suikast girişimine maruz kaldı ve kurtuldu.

Meşal son birkaç yıldır Hamas’ın Gazze Şeridi'ndeki liderliğiyle pek iyi anlaşamıyordu. Ayrıca son dönemde 7 Ekim operasyonunun birinci yıl dönümü nedeniyle verdiği röportajlarda yaptığı açıklamalar nedeniyle de ciddi eleştirilere maruz kaldı. Zira Meşal, Hamas'ın bu bir yıldaki kayıplarını “taktiksel”, İsrail'in kayıplarını ise “stratejik” olarak nitelendirmişti. Şarku'l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre bu nedenle bir yılı aşkın süredir İsrail'in gerçekleştirdiği yerinden etmelere ve soykırıma maruz kalan Gazzeliler tarafından sosyal medyada eleştirildi.

Yahya Sinvar'ın yardımcısı Halil Hayya ise Sinvar'ın görevini üstlenmesinin ardından kişisel isteği üzerine Hamas adına ateşkes müzakerelerini ve rehine takası anlaşmasını yöneten hareketin en önde gelen liderlerinden biri. Hayya, İran ile iyi ilişkileri olan hareketin önde gelen liderlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Meşal son birkaç yıldır Hamas’ın Gazze'deki liderliğiyle pek iyi anlaşamıyordu. Ayrıca son dönemde 7 Ekim operasyonunun birinci yıl dönümü nedeniyle yaptığı açıklamalarla da ciddi eleştirilere maruz kaldı

Hayya, Kassam Tugayları mensuplarının 7 Ekim 2023'te Gazze'nin İsrail ile olan doğu ve kuzey sınırlarına saldırı düzenleyerek, onlarca asker, subay ve yerleşimciyi rehin alıp Gazze'ye götürdükleri operasyondan kısa bir süre önce Gazze Şeridi'nden ayrılmıştı. Hamas'tan kaynaklara göre Hayya, Sinvar'ın iki yıl önce sınıra saldırıp İsraillileri rehin alma operasyonunu planlamak için oluşturduğu ve sınırlı sayıda kişiden oluşan askeri konseyin bir parçasıydı.

Daha önce Gazze'de ikamet eden Hayya, İsrail'in soykırım savaşının başlangıcından beri Katar'da ikamet ediyor. Kökenleri Gazze’nin doğusundaki Şucaiye mahallesinden geliyor ve bilhassa yurtdışındaki varlığı ve Sinvar'ın müzakere süreci, İsrail ile rehine takası anlaşması ile ilgili katı tutumu ile uyumlu tutumunun yanı sıra, İran ile iyi ilişkileri nedeniyle Sinvar'dan sonra hareketin siyasi bürosunun başına geçme ihtimali en yüksek kişi olarak kabul ediliyor.

Siyasi büronun, bir üyesini kendisine başkanlık etmesi için seçmesi gereken konsey olan Hamas Hareketi Şura Konseyi Başkanı Muhammed İsmail Derviş ise üçüncü aday. Bu pozisyona seçilme ihtimali en düşük kişi de o. Hamas, yıllardır bilinmeyen adını üç aydan kısa bir süre önce Heniyye'ye düzenlenen suikastın ardından duyurdu. Sinvar'ın seçildiği açıklanmadan önce adı geçici olarak siyasi büro başkanlığı için anılmıştı.

Hamas’ın Şura Konseyi Başkanı Derviş'in yayınladığı ilk fotoğrafı, Sinvar'ın başkanlığa atanmasından iki hafta sonra Katar'da kabul ettiği İslami Cihat Hareketi Genel Sekreteri Ziyad el-Nahhale ile yaptığı görüşme sırasında çekilmiş bir fotoğraftı.

Hamas’ın Gazze Şeridi lideri pozisyonuyla ilgili olarak ise bazı kaynaklar, bu pozisyon için en önde gelen adayların iki Kassam Tugayı lideri olabileceğini düşünüyor. Bunlardan ilki, Yahya'nın küçük kardeşi ve Hamas’ın askeri kanadı içinde sağ kolu olduğu düşünülen Muhammed Sinvar. Kardeşine en yakın isimlerden ve onun nerede olduğunu bilen birkaç kişiden biriydi. İkincisi ise Kassam Tugayları’na bağlı Gazze Tugayı'nın komutanı İzzeddin el-Haddad. Kendisi İsrail tarafından aranan en önde gelen Kassam komutanlarından biri. Keza İsrail'in geçtiğimiz aylarda Kassam Tugayları Genelkurmay Başkanı Muhammed ed-Dayf ve yardımcısı Mervan İsa'ya ayrı ayrı hava saldırıları ile suikast düzenlendiğini duyurmasının ardından Kassam Tugayları Genelkurmay Başkanlığı’nın üst düzey liderleri arasında suikastlardan sağ kurtulan birkaç kişiden biri.

Son olarak, tüm bunlar Hamas Hareketinin Siyasi Büro ve yurtdışındaki Şura Konseyi başkanlığına kimin seçileceğine ilişkin spekülasyon olmayı sürdürüyor. Konsey hâlâ Sinvar'a yakın çevresiyle onun ölüm haberini doğrulamak için iletişim kurmaya çalışıyor.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majjala dergisinden çevrilmiştir.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.