Arakçi: İsrail'deki hedeflerimizi belirledik ve diplomasi hâlâ mümkün

Tahran, Netanyahu'nun konutunun hedef alınmasında parmağı olduğunu reddetti

Tahran'ın merkezindeki Filistin Meydanı’nda bir binaya asılmış Yahya Sinvar pankartı (EPA)
Tahran'ın merkezindeki Filistin Meydanı’nda bir binaya asılmış Yahya Sinvar pankartı (EPA)
TT

Arakçi: İsrail'deki hedeflerimizi belirledik ve diplomasi hâlâ mümkün

Tahran'ın merkezindeki Filistin Meydanı’nda bir binaya asılmış Yahya Sinvar pankartı (EPA)
Tahran'ın merkezindeki Filistin Meydanı’nda bir binaya asılmış Yahya Sinvar pankartı (EPA)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran'a ait bir insansız hava aracının (İHA) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun konutunu hedef aldığı iddiasının Tahran tarafından yalanlandığı bir dönemde, İsrail'deki hedeflerinin belirlenmesine atıfta bulunarak ülkesinin İsrail'in herhangi bir eylemine benzer şekilde karşılık vereceğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’ndan (ISNA) aktardığına göre Arakçi basına yaptığı açıklamalarda, İran'a yönelik herhangi bir saldırıya karşı uyarıda bulunarak, ülkesinin ‘işleri geciktirmeyeceğini ama aceleye de getirmeyeceğini’ söyledi.

Nükleer tesislerle ilgili olarak “Herhangi bir saldırı bizim için kırmızı çizgi olacaktır ve cevapsız kalmayacaktır” diyen Arakçi, İsrail'deki tüm hedeflerini belirlediklerini ve benzer saldırılar gerçekleştireceklerini vurguladı.

İran'ın bu ay başındaki füze saldırısının ‘meşru müdafaa’ olduğunu ifade eden Arakçi, herhangi bir eyleme aynı şekilde karşılık vermeye hazır olduklarını belirtti. Arakçi, “İran tüm olasılıklara karşı hazırlıklıydı ve bu saldırıya karşı koymak için tüm düzenlemeleri yaptık. İran füzeleri sadece askeri merkezleri hedef aldı ve İsrail'in ekonomik ya da ekonomik olmayan tesislerine saldırmadık” ifadelerini kullandı.

cxdvfeg
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Ankara'da 3+3 Güney Kafkasya Bölgesel İşbirliği Platformu toplantısına katıldı. (AFP)

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Fars Haber Ajansı, bilgi sahibi bir kaynağın ‘savaş uçakları komşu ülkelerdeki hava üslerine gönderilmesine rağmen İsrail üslerinden birinde en az 3 gelişmiş savaş uçağının imha edildiğini’ aktardı.

Arakçi, Tahran ve Washington'un ‘bazı iletişim kanalları aracılığıyla mesaj alışverişinde bulunduklarını, ancak bu mesajların müzakere yapıldığı anlamına gelmediğini’ söyledi. Bu açıklama, Arakçi'nin geçen hafta Tahran ve Washington arasında nükleer programa ilişkin dolaylı görüşmelerin, artan bölgesel gerginlikler ışığında uygun bir ‘zemin’ bulunamaması nedeniyle durduğunu ifade etmesinin ardından geldi.

ABD Başkanı Joe Biden cuma günü yaptığı açıklamada, İsrail'in İran'ın füze saldırılarına nasıl ve ne zaman karşılık vereceği konusunda bilgi sahibi olduğunu söyledi.

Arakçi Biden’a X platformu üzerinden yanıt vermekte gecikmedi: “İsrail'in İran'a nasıl ve ne zaman saldıracağını bilen ya da anlayan ya da böyle bir çılgınlık için araç ve destek sağlayan herkes, olası insan kayıplarından sorumlu tutulmalıdır.”

ISNA'nın aktardığına göre Arakçi dün şunları söyledi: “ABD ve İsrail arasında ne olup bittiğini bilmiyoruz ama ABD'nin İsrail'i desteklediğini ve İsrail'in herhangi bir saldırısının ABD tarafından destekleneceğini biliyoruz. İsrail ABD'nin yardımı olmadan yoluna devam edemez. Bu, Lübnan ve Gazze Şeridi'nde Amerikan silahlarının kullanılması için de geçerlidir. Eğer Washington gerçek bir siyasi iradeye sahipse, saldırıları önleyebilecektir. Siyonistlerin müttefiki olan ABD, bölgede büyük çaplı bir savaş patlak verirse buna dahil olacak. Biz savaşı diğer ülkelere yaymak istemiyoruz, diplomasi fırsatı halen mevcut.”

‘Kısıtlamanın sonu’

Diğer yandan İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rızai, “Direnişin kısıtlanması sona erdi ve hedef bankası tüm Siyonistleri ve bölgedeki destekçilerini içerecek şekilde güncellendi” dedi.

“Biden'ın açıklamaları Amerikalılar ile Siyonistler arasında hiçbir fark olmadığını ortaya koyuyor” diyen Rızai, ‘İsrail'in bölgede ABD'nin askeri üssü haline geldiğini’ vurguladı. Rızai, “Amerikalılar Filistin ve Lübnan'da Siyonistlerin tüm ihtiyaçlarını karşılarken, onlar da işledikleri suçları meşrulaştırmaya çalışıyorlar” ifadesini kullandı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise cumartesi günü geç saatlerde yaptığı açıklamada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun konutuna yönelik İHA saldırısında İran'ın herhangi bir rolü olduğunu reddetti.

getrhyj
İran'ın 1 Ekim 2024 tarihinde İsrail'e balistik füze fırlatmasının ardından Tel Aviv semalarında bir mermi (Reuters)

IRNA'ya göre Bekayi, “Yalan yaymak Siyonist varlığın daimî yaklaşımıdır ve bu rejimin ve onun suçlu liderlerinin mevcut ve daimî bir uygulamasıdır” dedi.

İran'ın Birleşmiş Milletler (BM) misyonu da cumartesi günü Netanyahu'nun konutuna yapılan İHA saldırısının Hizbullah tarafından gerçekleştirildiğini doğruladı.

Suçlamalar, İsrail'in İran'ın 1 Ekim'deki füze saldırısına karşılık vermekle defalarca tehdit ettiği Ortadoğu'da askeri gerilim korkularını arttırıyor.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, İran'ın saldırılarına İsrail'in yanıtının ‘ölümcül, spesifik ve ani’ olacağı uyarısında bulundu.

Tehditler ve diplomasi arasında

İsrail'i sert bir şekilde eleştirmek ve tehdit etmek ile gerilimin daha da artmasını önlemek için yoğun diplomatik istişarelerde bulunmak arasında gidip gelen İran'ın yaklaşımı, Tel Aviv'in bu ay başında kendisini hedef alan İran füze saldırısına misilleme sözü vermesiyle çelişkili görünüyor.

DMO Komutanı Hüseyin Selami, “Eğer bir hata yapar ve ister bölgede ister İran'da olsun hedeflerimize saldırırsanız, size acı verici bir darbe vururuz” ifadesini kullandı. İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri ise İsrail'i ‘kanserli bir tümör’ olarak tanımlayarak, “Siyonist düşman sefil hayatının sonuna yaklaştığını bilmelidir” dedi.

Arakçi ülkesinin pozisyonunu desteklemek için yoğun bir diplomatik kampanya yürütüyor. Nasrallah'ın Beyrut'ta öldürülmesinden bir hafta sonra Lübnan'ı ziyaret eden Arakçi, İran'ın İsrail'e yönelik füze saldırılarından sonraki ilk ziyaretini, İran tarafından askeri ve mali olarak desteklenen Hizbullah'a silah temininde stratejik bir rol oynayan Suriye'ye yaptı.

İran Dışişleri Bakanı, Suudi Arabistan'ın yanı sıra Katar, Irak ve genellikle ABD ile dolaylı görüşmelerde arabuluculuk yapan Umman'a da uğradı. Arakçi daha sonra İran'la karmaşık ilişkileri olan Ürdün'e ve 2013'ten bu yana İranlı bir dışişleri bakanı tarafından ziyaret edilmeyen Mısır'a geçti. Cuma günü ise Türkiye'yi ziyaret etti.

AFP'ye konuşan analist Ahmed Zeydabadi, “Bu pozisyonların çelişkili olduğu söylenemez” dedi ve Arakçi'nin İsrail'in bir saldırı başlatması halinde ‘İran'ın cevabının acı verici olacağı yönündeki askeri açıklamaları bizzat tekrarladığını’ belirtti. Zeydabadi’ye göre Dışişleri Bakanı'nın görevi ‘gerilimi düşürmek.’



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe