Rusya'nın hırsları ve küresel arenadaki karmaşıklık arasında BRICS

BRICS, Batı'nın hegemonyasını kıracak bir rakip olabilir mi?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yeni Kalkınma Bankası Başkanı ve Brezilya'nın eski Devlet Başkanı Dilma Rousseff ile Kazan'da düzenlenen BRICS Zirvesi çerçevesinde yaptığı görüşme öncesinde, 22 Ekim 2024 (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yeni Kalkınma Bankası Başkanı ve Brezilya'nın eski Devlet Başkanı Dilma Rousseff ile Kazan'da düzenlenen BRICS Zirvesi çerçevesinde yaptığı görüşme öncesinde, 22 Ekim 2024 (AFP)
TT

Rusya'nın hırsları ve küresel arenadaki karmaşıklık arasında BRICS

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yeni Kalkınma Bankası Başkanı ve Brezilya'nın eski Devlet Başkanı Dilma Rousseff ile Kazan'da düzenlenen BRICS Zirvesi çerçevesinde yaptığı görüşme öncesinde, 22 Ekim 2024 (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yeni Kalkınma Bankası Başkanı ve Brezilya'nın eski Devlet Başkanı Dilma Rousseff ile Kazan'da düzenlenen BRICS Zirvesi çerçevesinde yaptığı görüşme öncesinde, 22 Ekim 2024 (AFP)

Samir İlyas

Rusya Federasyonu'na bağlı Tataristan Cumhuriyeti'nin başkenti Kazan, 22-23 Ekim tarihlerinde Kremlin'in bir istisna olması için çabaladığı BRICS Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. Zirve, Rusya'nın Ukrayna'da yürüttüğü savaş nedeniyle Rusya ile Batı arasındaki anlaşmazlıkların doruğa ulaştığı bir dönemde gerçekleşti. BRICS’in geçtiğimiz yıl yeni üyelerin katılımıyla genişlemesinden sonra düzenlenen bu ilk zirve için olağanüstü hazırlıklar yapan Rusya, bu zirvenin ‘daha adil ve eşitlikçi’ bir yeni dünya düzeninin şekillendirilmesinde bir kilometre taşı olmasını umuyor.

Zirve için Rusya’nın başkenti Moskova'nın 820 kilometre doğusundaki Kazan şehrinin seçilmesi, Moskova’nın yaklaşık çeyrek asır önce Putin'in göreve gelmesinden bu yana başlayan doğuya yönelimini Rusya'da son yıllarda Batı değerlerini ve dünyayı yönetme biçimini paylaşmayan ülkeleri ifade etmek için kullanılan bir terim olarak ‘Küresel Güney’in inşasıyla birleştirerek ’Kolektif Batı’ya karşı koymaya çalıştığı gelecekteki ittifaklarının doğasına dair önemli bir göstergeydi.

Zirveye 24'ü liderler düzeyinde temsil edilen 32 ülkenin katılması, Batı'nın modern çağda bir ülkeye uygulanan en sert ve en büyük yaptırımlar olan 8 binden fazla yaptırımın yanı sıra öncelikle ülkeleri ve şirketleri yaptırımları aşmak için Rusya ile iş yapmaktan caydırmayı amaçlayan ikincil yaptırım paketlerinin uygulamasının ardından Rusya'yı küresel olarak izole etme çabalarının başarısız olduğunu söyleyen Kremlin'e büyük bir güven veriyor.

Moskova, BRICS'e Küresel Güney ülkelerinden daha fazlasını çekmeyi umuyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, cuma günü yaptığı açıklamada, BRICS'in çalışmalarının ‘kimseye karşı olmadığını’ söyleyerek bir kampın diğerinin aleyhine olacak şekilde hizalanmasını reddeden ülkelerin korkularını yatıştırmaya yönelik bir mesaj verdi.

BRICS verileri, bağlayıcı kararlar üzerinde mutabık kalan küresel ölçekte etkili sanayileşmiş ülkelerin oluşturduğu bir çerçeve olan G7 verileri ile karşılaştırılamaz.

Putin, BRICS ülkelerinin gayri safi yurtiçi hasılalarının (GSYİH) toplamının 60 trilyon doları aştığını ve grubun küresel ekonomideki payının G7'ninkini aştığını belirtti. BRICS ülkelerinin ekonomilerinin kaydettiği önemli büyümeye ilişkin verileri aktaran Putin, 1992 yılında G7 küresel ekonominin yüzde 45,5'ini oluştururken BRICS ülkelerinin payının yüzde 16,7 olduğunu söyledi. Putin, 2023 yılında BRICS'in payının yüzde 37,4, G7'nin payının ise yüzde 29,3 olduğunu belirtti. Aradaki farkın BRICS lehine giderek açıldığını vurgulayan Putin, bu yıl BRICS'in ortalama büyümesinin yaklaşık yüzde 4'e ulaşmasının beklendiğini, buna karşılık G7'nin ortalama büyümesinin yüzde 1,7 olduğunu ifade etti.

Bu verilerin doğruluğu kabul edilmekle birlikte, BRICS ülkelerinin ekonomik göstergelerinin matematiksel bir derlemesi olduğu ve üyelerine belirli yükümlülükler getirmeyen daha çok siyasi bir forum niteliğinde olduğu unutulmamalı. Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika gibi şu an küresel politikada çok önemli olan beş ülkenin üyesi olduğu BRICS, bu yılın başlarında bölgedeki dört önemli ülkenin de katılımıyla genişleyerek gücünü arttırdı. Buna karşın BRICS’in Avrupa Birliği (BM), NATO ya da diğer uluslararası örgütlerde olduğu gibi katılımcı ülkelerin ekonomik ve askeri kaynaklarını bir araya getirmelerini sağlayacak açık mekanizmaları bulunmuyor.

cdfevrgt
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Kazan'da düzenlenen BRICS Zirvesi kapsamında bir araya geldiler, 22 Ekim 2024 (AFP)

BRICS verileri, küresel olarak nüfuza sahip sanayileşmiş ülkelerden oluşan bir grup olan G7'ninkilerle karşılaştırılamaz. G7 ülkeleri, bağlayıcı kararlar konusunda kendi aralarında anlaşıyorlar. Bunun en açık örneği 2022' yılında Rusya’nın Ukrayna'ya savaş açmasından sonra Rusya'ya yaptırım uygulama kararı almaları ve Ukrayna’ya peş peşe yardım paketleri açıklamaları oldu.

BRICS, AB ya da coğrafi temelli gruplarla kıyaslanamaz.

BRICS ülkelerinin çıkarları, kabiliyetleri ve ilişkileri gözden geçirildiğinde, ABD'nin liderlik ettiği NATO ya da G7'de olduğu gibi, diğer katılımcıları organize edebilecek ve ortak hedeflere ulaşabilecek tek bir lider ülkenin olması mümkün değil. Rusya'nın, tek taraflı yaptırımları reddeden ve ekonomilerini kuşatan Batılı kurumlardan ayrılan kurum ve mekanizmaların inşasını hızlandıran bir dünya düzeninin temellerini atmak için grup üyeleri arasında siyasi ve ekonomik olarak en aktif olan ülke olduğu açık olsa da pek çok ülke Rusya ile siyasi ve ekonomik iş birliğini güçlendirmenin Batı ile ilişkileri olumsuz yönde etkilemesinden çekiniyor. Rusya'nın ekonomik ve hatta siyasi ağırlığı, büyük ekonomik büyümesini ve devasa yatırımlarını Asya, Avrupa ve Afrika'daki ülkelerle yakın siyasi ilişkiler kurmak için kullanan Çin'den çok daha az. 

Teorik olarak BRICS, daha adil bir dünya için stratejik bir vizyonu paylaşan ülkelerden oluşan bir grup olarak görülebilir. Ancak bu ülkeler küresel ekonomi ve siyasetle ilgili pratik konularda kendi ulusal çıkarlarının peşinden gidiyorlar. Bu da Uluslararası Para Fonu (IMF) ya da Dünya Bankası gibi Batı'nın hakim olduğu kurumlar kadar etkili uluslararası finansal kurumların ve araçların oluşturulması konusunda fikir birliğine varılmasını engelliyor.

BRICS'in iç içe geçmiş çıkarları göz önüne alındığında, grubun ABD ve AB'nin hakim olduğu siyasi ve ekonomik sistemin özünde ‘devrim’ yaratacak çatışmacı kararlar alması ihtimali oldukça zayıf. Buna karşın BRICS ülkeleri, sürdürülebilir kalkınma, yoksulluk, açlık, suç, terörizm, siber güvenlik ve yapay zeka gibi konularla başa çıkmak için belirli mekanizmalar üzerinde anlaşmaya varma kapasitesine ve isteğine sahip.

BRICS'in bu yılın başlarında yeni üyelerin katılımıyla genişlemesi grubun tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu. Bloğa yeni ülkelerin katılması çok taraflılığın oluşumunda bir ivme oluştururken Batı'nın küresel nüfuzunda bir azalma ve dünya genelinde giderek artan sayıda ülkenin egemenliklerini güçlendirme ve dünyanın yönetiminde daha fazla söz sahibi olmak istediklerinin sinyallerini verdi. Öte yandan bu genişleme BRICS’e, iş birliğinin kalitesini korumak ve arttırmak, daha adil bir dünya düzeninin şekillenmesine katkıda bulunan bir kurum haline gelmek ve üyeleri üzerinde bağlayıcılığı olmayan bir tartışma kulübü olarak mevcut halini sürdürmek gibi birtakım zorluklar da getirdi. Yeni üyelerin katılımından öncesinde dahi kurucu ülkeler arasındaki ilişkiler ideal düzeyde ya da sıcak değildi. Örneğin Çin ile Hindistan arasındaki ilişkiler gergindi. Grup ne kadar genişlerse, bölgesel konularda aralarında anlaşmazlıklar olan ülkelerin katılma olasılığı da o kadar artar.

Ticari faaliyetlerde ödemelerin ulusal para birimleri üzerinden yapılmasına yönelik bir platformun geliştirilmesi gibi çabalara rağmen, küresel mali sistemin karmaşıklığı nedeniyle bu çabalar halen önemli zorluklarla karşı karşıya.

Yeni Kalkınma Bankası, BRICS içindeki başarılı iş birliğinin açık bir örneği. Banka birçok ülkeyi BRICS ile iş birliği yapmaya ya da kredi ve yatırım alanındaki iş birliği fırsatları için BRICS'e katılmaya teşvik ediyor. Ancak, çoğunlukla Çin tarafından finanse edilen bankaya BRICS ülkelerinin katkı payları ve bankanın Dünya Bankası gibi bir kurum haline gelme olasılığı ile ilgili sorular halen yanıt bekliyor.

Serbest ticaret bölgesi oluşturulması gibi konularda baskı yapmak mevcut koşullarda bir hayalden öteye geçmiyor. Zira örneğin Hindistan gibi bazı üyeler bunu yapacak siyasi ve muhtemelen ekonomik iradeden yoksunlar. Brezilya ise üyeleri arasında ortak bir ticaret politikası uygulayan Güney Amerika Ortak Pazarı'nın (MERCOSUR) bir parçası olması nedeniyle serbest ticaret anlaşmalarını onaylamakta zorlanıyor.

swdefrg
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın BRICS zirvesi için Kazan Uluslararası Havaalanı’na gelişi (AFP)

BRICS üyesi ülkelerin maliye bakanlarının geçtiğimiz hafta sonu Moskova'da gerçekleştirdikleri hazırlık toplantılarında da görüldüğü üzere, BRICS üyeleri arasında ticari işlemlerde dolarsızlaşma konusunda bir fikir birliği söz konusu. Ancak Rusya gibi bazı ülkelerin dolarsızlaşma hedefi karşısında ekonomik potansiyelleri ya da alternatif sunma imkanları yetersiz kalıyor. İstemek ile bu imkana sahip olmak arasında büyük bir fark var. BRICS'in AB'nin yaptığı gibi ticari işlemler için yeni bir para birimi benimsemesinden bahsetmek saflık olur. Bunun için Çin para birimi yuanın kullanılması seçeneği bazı ülkeler için masada olabilir, ancak Çin'in kendisi buna hazır değil. Aynı zamanda Hindistan gibi ülkelerin de bu öneriye itiraz edecekleri kesin.

BRICS’in önündeki zorluklar

BRICS’in önündeki başlıca zorluk olarak, özellikle uluslararası para transfer sistemi SWIFT'ten bağımsız olan finansal ödeme sistemleri kurmak ve ABD dolarının hakimiyetine karşı koymak açısından ABD liderliğindeki küresel ekonomik sisteme gerçek bir alternatif sunabileceğini kanıtlaması gerekiyor.

Ticari faaliyetlerde ödemelerin ulusal para birimleri üzerinden yapılmasına yönelik bir platformun geliştirilmesi gibi çabalara rağmen, küresel mali sistemin karmaşıklığı nedeniyle bu çabalar halen önemli zorluklarla karşı karşıya.

BRICS'in önemi kurulduğu 2006 yılından bu yana giderek artarken Rusya, yoğun uluslararası kutuplaşmada G7, AB ve hatta askeri niteliğine rağmen NATO'nun hakimiyetine rakip olacak yeni bir küresel kutup oluşturmak için BRICS'e büyük önem veriyor. Rusya, BRICS'i ayrıca kendisine uygulanan ve daha önce eşi ya da benzeri görülmemiş yaptırımların etkisini hafifletmek için kullanmaya çalışıyor.

BRICS'in Batı'nın hakimiyetinin azaldığı yükselen bir küresel kutbun çekirdeğini oluşturduğuna şüphe yok. Ancak Batı bloklarına rakip olduğu yönündeki söylemlerde abartıya kaçılıyor.

Buna karşılık Batı, hegemonyasını sona erdirmeyi ve son on yıllarda inşa ettiği kurumların altını oyabilecek yeni kurumların oluşturulmasına karşı çıkmaya devam ediyor. Bu, Batı'nın Hindistan ve Güney Afrika'ya kur yaparak BRICS'in temellerini zayıflatmak için çok çalıştığı 2022 yazında düzenlenen BRICS Zirvesi’nden iki gün sonra Bavyera'da düzenlenen G7 Zirvesi’nde bu iki ülkenin liderlerine ev sahipliği yapmasından da anlaşılıyor.

Brezilya, Hindistan ve Güney Afrika için en iyi seçenek; aynı anda hem Doğu hem de Batı ile ilişkileri geliştirmek olabilir. Ancak mevcut kutuplaşma bu üç ülke üzerinde seçimlerini kamplardan birinden yana yapmaları için baskı yaratıyor.

BRICS'in Batı'nın hakimiyetinin azaldığı yükselen bir küresel kutbun çekirdeğini oluşturduğuna şüphe yok. Ancak Batı bloklarına rakip olduğu yönündeki söylemlerde abartıya kaçılıyor. BRICS siyasi, ekonomik ve askeri bir ittifaktan ziyade bir diyalog forumuna benziyor. Üyeleri de çok çeşitli siyasi konularda farklı görüşlere sahip. Bir diğer önemli bir faktör ise Çin'in ABD ile olan gergin ilişkilerine rağmen ekonomik çıkarlarının hala öncelikli olarak ABD ve AB'ye bağlı olması ve bu ülkelerle olan ticari faaliyetlerinin Rusya ile olan ticari faaliyetlerinden 15 kat daha fazla olması. Öte yandan Hindistan, Avustralya, ABD ve Japonya ile birlikte QUAD ittifakının bir üyesi. QUAD, Çin'in kendisine karşı kurulduğunu düşündüğü bir ittifak. BRICS üyeleri arasındaki ticaretin, ekonomilerinin doğası ve ülkelerin coğrafi dağılımı nedeniyle Batı ile olan ticaretlerinden çok daha düşük olduğu unutulmamalı.

Hindistan ve Çin arasındaki sınır sorunlarının ötesinde, Hindistan, Çin'den göç etmeye başlayan ve Asya'da yeni merkezler arayan ABD teknoloji şirketlerine ev sahipliği yapacak bir platform olmaya ve böylece ABD’nin yatırımlarına ve teknolojisine erişmeye çalışıyor. Hindistan teorik olarak 1,4 milyarlık nüfusu, deneyimli yazılım mühendislerinin bulunması, büyük bir pazar olması ve diğer önemli pazarlara yakınlığı ile Çin'in yerine geçebilecek özelliklere sahip. BRICS’in tüm üyeleri hala Batı yatırımlarına, özellikle de modern teknolojiler getiren yatırımlara ihtiyaç duyuyor.

dfrtg
BRICS Zirvesi’nin yapıldığı Kazan’daki Kul Şerif Camii, 22 Ekim 2024 (AFP)

Rusya Devlet Başkanı Putin, Kazan’daki BRICS Zirvesi’ne günler kala, Çin ile ilişkilerin ‘eşsiz doğasını’ vurgulayıp ‘dünyadaki en önemli istikrar faktörlerinden biri’ olan bu iş birliğinde küçük ya da büyük ortağın olmadığının altını çizse de Rusya'nın Ukrayna’da yürüttüğü savaş, onu Çin'in artan nüfuzu karşısında Orta Asya ve Güney Kafkasya'da büyük ölçüde zayıflattı. Bu durum, Rusya'nın siyasi ve askeri, Çin'in ise ekonomik koruma sağladığı iş birliğine dayalı daha önceki anlaşmaları bozmaya başlattı.

BRICS, ince eleyip sık dokuyan bir oluşum haline gelmeden genişlerken Çin, onu Kuşak ve Yol Projesi’nin uygulanması için bir platforma dönüştürerek yutmadıkça uzlaşmaya varmak zor. Bu senaryo, sınırsız hırsları olan, ekonomik gücü, dünyanın çeşitli bölgelerinde etkili bir siyasi güce dönüşen ve Rusya'nın Ukrayna’da yürüttüğü savaştan iyi bir ders çıkaran Çin ile ilişkilerinde giderek ‘küçük kardeş’ haline gelen Rusya'ya hitap etmediği ise kesin.

Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir. 



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.