Bir günde viral olarak dünyayı kasıp kavuran grup: Milky Chance

Independent Türkçe'den Nazlı Erdol, 2013'te yayımladıkları ve Spotify'da bugüne dek 1,5 milyardan fazla dinlenen ilk teklileri Stolen Dance'le neredeyse bir gecede uluslararası şöhrete uzanan Alman topluluk Milky Chance'le dün, bugün ve yarınlarını konuşt

31 yaşındaki Clemens Rehbein, "Biz kavramsal bir grup değiliz, akışına bırakıyoruz. Doğal olarak gelişiyoruz ve müzik zevkimize güveniyoruz" diyor (Anthony Molina)
31 yaşındaki Clemens Rehbein, "Biz kavramsal bir grup değiliz, akışına bırakıyoruz. Doğal olarak gelişiyoruz ve müzik zevkimize güveniyoruz" diyor (Anthony Molina)
TT

Bir günde viral olarak dünyayı kasıp kavuran grup: Milky Chance

31 yaşındaki Clemens Rehbein, "Biz kavramsal bir grup değiliz, akışına bırakıyoruz. Doğal olarak gelişiyoruz ve müzik zevkimize güveniyoruz" diyor (Anthony Molina)
31 yaşındaki Clemens Rehbein, "Biz kavramsal bir grup değiliz, akışına bırakıyoruz. Doğal olarak gelişiyoruz ve müzik zevkimize güveniyoruz" diyor (Anthony Molina)

Henüz ilkokula gidiyordum. Televizyonda siyah beyaz bir video klip gördüm. Formatı öyleydi, yoksa 1980'lerden bahsetmiyorum. Darbuka ritimleriyle başlayan melodik bir şarkıydı. Desenli pantolonu, büyük yakalı beyaz gömleği, siyah blazer ceketi ve tuhaf ince favorileriyle bir adam, sol taraftan kadraja girerek yürüyor ve kamera da onunla birlikte ilerliyordu. Önceleri şarkısını söylerken yürüyen bu adam sonra koşmaya başlıyordu. Kamera da peşinden tabii... 

Çok geçmeden "Koşan Adam" lakabını alan bu kişi Mirkelam'dan başkası değildi. Televizyon ve gazeteler onun için "Bir gecede meşhur oldu" diyordu. Haksız da sayılmazlardı. 

Bu bahsettiğim 1995'te yaşandı. Aradan yıllar geçti ve 2013'e gelindiğinde, o dönemde iki kişiden oluşan Milky Chance ve ilk teklisi Stolen Dance, nerdeyse bir günde, hem de dünya çapında şöhrete ulaştı. Nasıl olduğunu anlayamadık bile. 

Stolen Dance'in videosu 11 yıl önce, 4 Nisan 2013'te YouTube'a yüklendi. Şarkının resmi videosu o zamandan bugüne dek 973 milyon kez izlendi. Stolen Dance'in Spotify'daki dinlenme sayısıysa 1,6 milyardan fazla. Tam buraya bir ıslık efekti ne iyi giderdi...

"Geriye dönüp baktığımda, bir grup olarak bizim için özel olan şeyin, Stolen Dance de dahil olmak üzere Sadnecessary'nin gerçekten yayımladığımız ilk albüm olması olduğunu düşünüyorum" diyor grubun solisti ve gitaristi Clemens Rehbein. 

"Bir anda çok fazla ilgi gördük ve buna hazır değildik"

xgryhj
Clemens Rehbein, hayatının yaratıcı, kişisel ve profesyonel yönleri arasındaki dengeyi nasıl koruduğunu anlatırken, "Neye öncelik vereceğinize karar vermeli, kendinizi dinlemeli ve sizin için önemli olan şeylere dikkat etmelisiniz" diyor (Anthony Molina)

Şarkılarının bir anda viral olmasıyla gelen şöhreti ve onları nasıl etkilediğiniyse şöyle açıklıyor:

O zamanlar bir planımız ya da bir grup kurmak gibi bir başarımız yoktu. Bir anda çok fazla ilgi gördük ve buna hazır değildik. Bir grup olarak büyümek, birlikte büyümek için, kim olmak istediğimizi, ne tür bir müzik yapmak istediğimizi şekillendirmek için zamana ihtiyacımız vardı. Artık sahnede 4 kişilik bir grubuz.

İlk şarkılarını kaydetmeye ne kadar zor koşullar altında ve kısıtlı imkanlarla başladıklarından bahseden Rehbein, "Başlangıçta daha çok 'kendin yap' şeklindeydi" diyor: 

O zamanlar ilk albümü ailemin evinde çocukluğumun geçtiği odada kaydetmiştik. İmkanlarımız çok sınırlıydı: Sadece bir bilgisayar, bir arayüz, bir gitar ve hepsi bu.

Bu sınırlı imkanlar Alman grubun ilk albümü Sadnecessary'nin sound'unu "otomatik olarak" şekillendirmiş. 

"İlk albümün sound'unu imkansızlıklar belirledi"

Clemens Rehbein, "YouTube ve sosyal medya gibi platformlar sanatçılar için çok önemli çünkü bu şekilde müziklerini paylaşabiliyorlar. Aynı zamanda bu platformlara bir bağımlılık var ve bu da sanatçılar için işi o kadar da kolay kılmıyor" diyor (Anthony Molina)

xrth
Clemens Rehbein, "YouTube ve sosyal medya gibi platformlar sanatçılar için çok önemli çünkü bu şekilde müziklerini paylaşabiliyorlar. Aynı zamanda bu platformlara bir bağımlılık var ve bu da sanatçılar için işi o kadar da kolay kılmıyor" diyor (Anthony Molina)

"Çünkü çok fazla olanağımız ya da enstrümanımız yoktu" diyor Clemens Rehbein ve ekliyor: 

Sanırım bu da albüme özel bir hava kattı çünkü seçebileceğimiz fazla bir şey yoktu. Ama bundan en iyi şekilde yararlanmaya çalıştık ve bence bu ilk albümün sound'unu büyük ölçüde belirledi.

Tabii ki bu imkansızlıklar uzun ömürlü olmadı zira Milky Chance, 2013 ve 2014'e damgasını vurarak sadece Avrupa'nın değil dünyanın muhtelif ülkelerinin en çok dinlenen şarkılarından birine imza atmıştı.

Ondan sonra tabii ki büyüdük. Artık Berlin'de çok sayıda enstrümanın ve üzerinde oynayabileceğimiz şeylerin olduğu büyük bir stüdyomuz var. Sound daha katmanlı hale geldi ve şimdi asıl zorluk kendinizi sınırlamak, bazen geri adım atmak. Eğer daha sade bir sound istiyorsanız, bu artık çok fazla seçeneğimizin olmadığı o zamanlara göre daha bilinçli bir karar. Yani evet, sound kesinlikle daha katmanlı ve karmaşık hale geldi, özellikle de düzenlemeler açısından.

Bu kadar hızla gelen şöhretin ardından Milky Chance kendini, önce Avrupa'yı sonra da dünyayı turlarken buldu. Henüz 20'lerinin başındaki iki müzisyenin kendilerini bir anda tüm biletleri tükenmiş bir dünya turnesine çıkarken bulması kolay adapte olunacak bir şey değil tabii. 

"Özgüven eksikliğinden kaynaklanıyordu"

O dönemde kafalarının karışık olduğunu anlatan Rehbein, "Başlangıçta ne tür bir gösteri yapmak istediğimizi ya da nasıl bir performans sergilemek istediğimizi tam olarak bilmeden turneye çıksak da çok fazla ilgi görüyorduk" diyerek ekliyor: 

Bu, stüdyoda kaydettiğimiz müziği sahneye nasıl taşımak istediğimize dair bir fikir edinmek için birkaç yıl süren bir süreçti. Bu deneyimle büyüdük, birey olarak, kişilik olarak ama aynı zamanda bir grup ve müzisyen olarak olgunlaştık. Artık çok daha deneyimliyiz ve kendimize güveniyoruz. Özellikle de sahne performanslarımız çok gelişti. Sanırım şimdiye kadarki en büyük değişiklikler bunlar.

sxdcfv
Rehbein, "Şu ana kadar yaptığımız işbirlikleri çok ilham verici oldu ve bunun için çok mutlu ve minnettarız" diyor (Anthony Molina)

Sahnedeki deneyimleriyle ilgili içten bir itirafı da var Rehbein'ın. Zaman içinde evrim geçirdiklerini anlatırken "Başlangıçta canlı performanslarımız çok daha yumuşak ve daha az enerjikti ama bu daha çok özgüven eksikliğinden kaynaklanıyordu" diyor. 

Daha fazla deneyim kazanıp sahnede kendimize daha fazla güvenmeye başladıkça bu durum biraz değişti. Dans müziğini ve çok ritimli müzik yapmayı her zaman sevdik, bu yüzden sanırım konserlerimiz zaman içinde daha enerjik hale geldi.

"Sadece müziği paylaşmak istiyoruz"

Milky Chance'in müzikal yolculuğu Almanya'da başlamış olsa da sınırları ve kıtaları aşarak dünyanın dört bir yanına ulaştı. Bu evrensel bağı sorduğumda Rehbein "Biz milletler arasında ayrım yapmıyoruz" diyerek ekliyor: 

Elbette saygı duyulması gereken kültürel farklılıklar var. Canlı performanslarda müzik söz konusu olduğunda, dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir ülkeden insanlar varsa ve onlarla rezonansa giriyorsa, çok mutlu oluyoruz. Eğer bu insanlar için çalma imkanımız varsa, biz de çok minnettarız. O anda Almanya'dan, Güney Afrika'dan ya da başka bir yerden gelen insanlar arasında bir fark gözetmiyoruz; sadece müziği paylaşmak istiyoruz.

"Müzik evrensel bir dil ve bunu görmek çok güzel" diyerek festivallerdeki birleştirici ortamdan bahsediyor: 

Bazen, özellikle festivallerde, bu kadar çok farklı milletten insanın bir araya geldiğini görmek gerçekten çok güzel. Bilirsiniz, farklı milletler, farklı dini geçmişler... Sadece aynı festivalde aynı müzik, aynı sanatçı için bir araya geliyorlar. Bu gerçekten çok güzel bir şey. Müzik çok bağlayıcı ve güçlü bir şey.

Bitmeyen turneler, büyük başarılar, sayısız ödüller ve sınırları aşıp küresel çapta büyüyen bir kariyer, aynı büyüklükte zorlukları da beraberinde getiyor olsa gerek. Hem kişisel hem de profesyonel anlamda ne gibi dersler almıştır bu süreçte acaba Milky Chance diye düşünüyorum...

"Hepimiz bazen düşeriz"

zfgbnh
Son dönemdeki müzikal keşiflerinden bahseden Clemens Rehbein, "Mk.gee, sanırım bu yıl bir albüm yayımladı. Gerçekten harika, çok ilham verici, ses açısından olduğu kadar yazım açısından da" diyor (Anthony Molina)

"Kendini dinlemenin her zaman çok önemli olduğunu düşünüyorum" diyor Rehbein: 

Yani, etrafınızdaki insanların, sizi önemseyen kişilerin, arkadaşlarınızın bakış açıları gibi, diğer bakış açılarına da açık olun. Ama aynı zamanda sezgilerinize güvenin ve korkmayın. Hepimiz bazen düşeriz, bu da sürecin bir parçası.

Neyse ki müzik var da düşüşlerimizi yavaşlatıyor ya da elimizden tutup kaldırıyor diye düşünürken artık lafı MIX Festival'daki buluşmamıza getirmem gerektiğini anımsıyorum.

"Dört gözle bekliyoruz"

Zorlu PSM'de gerçekleşecek festival kapsamında, 2 Kasım Cumartesi gecesi 23.45'te hayranlarıyla buluşacaklarını hatırlattığımda, "Çok heyecanlıyız" diyor Rehbein. 

Türkiye'de çalmakla ilgili harika anılarımız var ve gerçekten uzun zaman oldu. Geri döndüğümüz ve festivalde sahne alacağımız için çok mutluyuz. Gerçekten dört gözle bekliyoruz ve çok heyecanlıyız. Türkiye'ye tekrar gelme imkanına sahip olmamız gerçekten çok güzel. Orada görüşmek üzere! Çok teşekkür ederiz.

Biz de çok teşekkür ederiz, Kassel'deki yatak odasında bir bilgisayar ve bir gitarla yapmaya başladığınız müzik önce odanın duvarlarını, sonra şehirlerin ve ülkelerin sınırlarını aşarak bize ulaştığı için... 

Independent Türkçe



Pasifik bölgesinde "lüks otomobil" diplomasisi

Çin, Hongqi markasına ait sedan tipi bir otomobilin anahtarlarını Fiji Devlet Başkanı Ratu Naiqama Tawakecolati Lalabalavu'ya küçük bir törenle verdi (Fiji Hükümeti/Facebook)
Çin, Hongqi markasına ait sedan tipi bir otomobilin anahtarlarını Fiji Devlet Başkanı Ratu Naiqama Tawakecolati Lalabalavu'ya küçük bir törenle verdi (Fiji Hükümeti/Facebook)
TT

Pasifik bölgesinde "lüks otomobil" diplomasisi

Çin, Hongqi markasına ait sedan tipi bir otomobilin anahtarlarını Fiji Devlet Başkanı Ratu Naiqama Tawakecolati Lalabalavu'ya küçük bir törenle verdi (Fiji Hükümeti/Facebook)
Çin, Hongqi markasına ait sedan tipi bir otomobilin anahtarlarını Fiji Devlet Başkanı Ratu Naiqama Tawakecolati Lalabalavu'ya küçük bir törenle verdi (Fiji Hükümeti/Facebook)

Ocak ayında Fiji'nin başkenti Suva'daki hükümet binasında düzenlenen törende siyah bir lüks otomobil Fiji Devlet Başkanı Ratu Naiqama Tawakecolati Lalabalavu'ya hediye edildi. 

Pekin yönetimi, Hongqi marka otomobilin Çin lideri Şi Cinping tarafından askeri törenlerde kullanılan modelini Pasifik bölgesindeki ada ülkesine verdi. 

2024'ten beri görevini sürdüren 72 yaşındaki Fiji lideri, "güzel limuzin" için Çin'e teşekkür ettiğini açıkladı. 

vdvdfe
Fiji liderine verilen Hongqi H9, Suva'daki hükümet binasının önünde tutuluyor (Fiji Hükümeti/Facebook)

Merkezi ABD'nin başkenti Washington'da bulunan düşünce kuruluşu Stimson Merkezi'nin Çin Programı Direktörü Yun Sun, bu olayın Pekin'in "prestij diplomasisine" güzel bir örnek oluşturduğunu söylüyor:

Bunlar maddi olmaktan çok sembolik eylemler. Çin'in liderlerle iyi kişisel ilişkiler geliştirmeyi amaçlayan yardım programının bir parçası.

Guardian, Pasifik bölgesindeki ülkelerin ambülanstan okul otobüslerine pek çok aracı diplomaside kullandığını bildiriyor. 

Coğrafi mesafe nedeniye yeni araçlara uygun fiyatlara ulaşmakta zorlanan bölge ülkelerinin yönetimlerinin bu hediyelere büyük önem verdiği Birleşik Krallık merkezli gazetenin haberinde vurgulanıyor.

Çin dışında Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya ve ABD gibi ülkelerin araç bağışladığı, Pekin yönetimininse lüks otomobillerle öne çıktığı ifade ediliyor. 

Çin'in altyapı projeleri ve kalkınma yardımlarıyla da Pasifik ülkelerinin gönlünü kazandığına dikkat çekiliyor. 

Pekin'in amaçlarından biri, bu ülkelerin Tayvan yönetimiyle ilişkilerini kesmesi. 7 yıl önce bölgede 6 müttefike sahip olan Tayvan, bunlardan yalnızca üçünü elinde tutabildi. 

Pasifik uzmanı Blake Johnson, Fiji'de de benzer bir durumun yaşandığını hatırlatarak "Bölgedeki hediye törenlerinin çoğunda Tek Çin politikasına destek verildiği ifade ediliyor" dedi.

Diğer yandan Pekin'in artan nüfuzu, başta Avustralya olmak üzere Pasifik'te etkili olan ülkeleri rahatsız ediyor. 

Altta kalmak istemeyen Avustralya da bölgedeki ülkelere otomobil, güvenlik anlaşması ve altyapı desteği veriyor. 

Independent Türkçe, Guardian, RNZ


NASA, Mars'ta yaşama dair en güçlü kanıtlardan birini buldu

10 yıldan uzun süredir Kızıl Gezegen'de olan Curiosity, Mars'ın geçmişte yaşamı barındıracak koşulları sağlayıp sağlamadığını araştırıyor (NASA)
10 yıldan uzun süredir Kızıl Gezegen'de olan Curiosity, Mars'ın geçmişte yaşamı barındıracak koşulları sağlayıp sağlamadığını araştırıyor (NASA)
TT

NASA, Mars'ta yaşama dair en güçlü kanıtlardan birini buldu

10 yıldan uzun süredir Kızıl Gezegen'de olan Curiosity, Mars'ın geçmişte yaşamı barındıracak koşulları sağlayıp sağlamadığını araştırıyor (NASA)
10 yıldan uzun süredir Kızıl Gezegen'de olan Curiosity, Mars'ın geçmişte yaşamı barındıracak koşulları sağlayıp sağlamadığını araştırıyor (NASA)

Bilim insanları NASA'nın Mars'ta bulduğu organik moleküllerin yaşam dışında bir süreçle açıklanamayacağını söylüyor.

Mars keşif aracı Curiosity geçen yıl martta, Gale Krateri'ndeki Cumberland çamurtaşında gezegende bugüne kadar görülen en büyük organik molekülleri saptamıştı.

Uzun zincirli alkanlar diye bilinen bu moleküller Dünya'da yaşam sonucu ortaya çıksa da kimyasal reaksiyonlarla da üretilebiliyorlar.

Ancak Mars'taki 3,7 milyar yıllık bu moleküllerin hangi süreçle meydana geldiğini, tek başına Curiosity'nin verileriyle belirlemek mümkün olmamıştı.

NASA'nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi'nden Dr. Alexander Pavlov ve ekibi moleküllerin, Kızıl Gezegen'e çarpan göktaşları gibi, biyolojik olmayan yollarla ortaya çıkma ihtimalini değerlendirdi.

Araştırmacılar işe, örneklerin eskiden ne kadar uzun zincirli alkana sahip olduğunu tespit ederek başladı. 

Gale Krateri'nde yapılan önceki incelemeler, çamurtaşının yaklaşık 3,6 milyar yıl boyunca gömülü olduğunu ve 80 milyon yıl önce yüzeye çıktığını göstermişti.

Bu alkanlar yüzeyde maruz kaldıkları kozmik radyasyon nedeniyle yavaş yavaş yok oluyor. Bu nedenle ekip, laboratuvar radyasyon deneylerini, matematiksel modellemeyi ve Curiosity verilerini birleştirerek çamurtaşının 80 milyon yıl önce ne kadar organik madde barındırdığını hesapladı.

Bulguları hakemli dergi Astrobiology'de yayımlanan çalışmaya göre bu dönemdeki organik madde miktarı, yaşam dışında bilinen bir süreçle açıklanamayacak kadar fazla.

Bilim insanları belirli koşullar altında hidrokarbon üretebilen hidrotermal süreçleri de inceledi. Laboratuvar deneyleri uzun zincirli organik moleküllerin hidrotermal yolla oluşabileceğini gösteriyor ancak Cumberland çamurtaşı analizi, bu tür reaksiyonlarda görülen yüksek sıcaklıklara maruz kalmadığına işaret ediyor.

Öte yandan araştırmacılar Mars'ta bir zamanlar yaşam olduğunun henüz kesin bir şekilde söylenemeyeceğini de vurguluyor.

Kızıl Gezegen'in bir zamanlar canlı organizmalara ev sahipliği yaptığına dair çalışmalar giderek artarken en güçlü kanıt NASA'nın Perseverance aracı tarafından bulunmuştu.

Jezero Krateri'nde keşfedilen "leopar desenli" kayalardaki bu izlere, mikropların yol açmış olabileceği düşünülüyor. Eylül 2025'te keşfi duyuran bilim insanları, bulguları "bugüne kadar Mars'ta bulunan en açık yaşam belirtisi" diye tanımlasa da bunun doğrulanması için örneklerin Dünya'ya getirilip incelenmesi gerekiyor.

Yeni çalışmanın da Perseverance'tan sonraki en güçlü kanıtı sunduğu söylenebilir. Ancak araştırmacılar makalenin sonuç bölümünde şöyle yazıyor:

Astrobiyoloji alanındaki yerleşik normlara göre, Dünya dışında yaşamın kesin olarak tespit edilebilmesi için birden fazla kanıta ihtiyaç var.

Independent Türkçe, IFLScience, Sci.News, NASA, Astrobiology, BBC Türkçe


Psikologlar araştırdı: İlk buluşmadan sonra mesajı ne zaman atmalı?

Uzmanlar karşı tarafın mesaj atmadan birkaç gün beklemesinin, sadece bir arkadaş tavsiyesine uymasından kaynaklabileceğini belirtiyor (Unsplash)
Uzmanlar karşı tarafın mesaj atmadan birkaç gün beklemesinin, sadece bir arkadaş tavsiyesine uymasından kaynaklabileceğini belirtiyor (Unsplash)
TT

Psikologlar araştırdı: İlk buluşmadan sonra mesajı ne zaman atmalı?

Uzmanlar karşı tarafın mesaj atmadan birkaç gün beklemesinin, sadece bir arkadaş tavsiyesine uymasından kaynaklabileceğini belirtiyor (Unsplash)
Uzmanlar karşı tarafın mesaj atmadan birkaç gün beklemesinin, sadece bir arkadaş tavsiyesine uymasından kaynaklabileceğini belirtiyor (Unsplash)

Araştırmacılar, ilk buluşma sonrası mesajlaşmada "ideal bekleme süresini" masaya yatırdı.  Bulgular, en iyi sonucun dengeyi yakalamaktan geçtiğini gösteriyor.

Modern flörtte pek çok belirsizliğin merkezinde mesajlaşma var. Geç yanıt verme veya "görüldü atma" gibi davranışlar ilgisizliğin habercisi kabul edilirken, gündelik sohbetlerdeki basit mesajlar bile incelikle hazırlanıyor.

Keyifli geçen bir ilk buluşmadan sonra karşı tarafla ne zaman iletişime geçmenin "doğru" olacağı da uzun zamandır tartışılan bir konu. Bazıları üç gün sonra mesaj atmanın bir kural olduğunu bile söylüyor.

Bu konu, üzerine pek kafa yormayı gerektirmeyen bir mesele gibi görünebilir. Ancak yeni tanışan insanlar birbirleri hakkında fazla bilgiye sahip olmadığından küçük ipuçlarına bel bağlamak zorunda kalabiliyor.

Fazla erken veya geç atılan bir mesajın da ilişkinin daha başlamadan bitmesine yol açacağından korkuluyor.

Almanya'daki Lüneburg Leuphana Üniversitesi'nden araştırmacılar, farklı senaryolar deneyerek bu soruya yanıt aradı.

Hakemli dergi Journal of Social and Personal Relationships'te yayımlanan araştırmada 500'den fazla katılımcıdan, bir İtalyan restoranında hoş bir ilk buluşma geçirdiklerini hayal etmeleri istendi.

Ardından katılımcılara, buluştukları kişinin ayrıldıktan hemen sonra, ertesi sabah veya iki gün sonra kendilerine mesaj attığı söylendi.

Daha sonra o kişiyle bir ilişki kurma isteklerini, hissettikleri uyumu ve onu tekrar görmeye ne kadar hevesli olduklarını 1'den 9'a kadar değişen bir ölçekte bildirdiler; 1 "hiç" ve 9 "çok" anlamına geliyordu.

Ertesi sabah atılan mesaj üç ölçütte de en yüksek puanları getirdi. Bunu, hemen mesaj atılması izledi; iki gün beklemekse en kötü sonucu verdi.

Örneğin ertesi sabah mesaj aldığı söylenen katılımcılar, ilişkiyi sürdürme niyetinde 9 üzerinden ortalama 6,15, hemen mesaj alanlar 5,80 ve iki gün bekleyenler 5,50 puanlık bir istek bildirdi.

Hissedilen uyum ve tekrar görüşme isteğinde de benzer sonuçlar görüldü.

Kadınların ortalama olarak mesajın zamanlamasına daha çok önem verdiği belirlendi. Öte yandan erkekler zamanlamadan daha az etkilense de ertesi gün mesaj almak en iyi sonucu ortaya çıkardı.

Psikologlar çok erken mesaj atmanın kişiyi fazla muhtaç gösterebileceği için ters tepebileceğini söylüyor. Ayrıca karşı tarafta baskı uyandırabilir veya "Bana bu kadar kolay ilgi gösteriyorsa, herkese gösterebilir ve aslında ben özel değilim" gibi düşünceler doğurabilir.

Uzmanlar birkaç gün beklemenin de karşı tarafta şüphe uyandırabileceğini ifade ediyor. 

Bu davranış, bizden hoşlanan insanlardan hoşlanmaya daha meyilli olduğumuz ilkesini devre dışı bırakıyor. İlgi zamanında karşılık bulmadığında, çekicilik kaybolabiliyor.

Bilim insanları güvenilirliğe de dikkat çekiyor. İki gün bekleyenler diğer gruplara göre daha az güven uyandırıyor ve uzun bir ilişki kurmak isteyenler için de güven önemli bir yere sahip.

Bir gün beklemek bir yandan merak ve heyecan yaratırken, diğer yandan ilgiyi söndürmediği için en iyi sonucu veriyor gibi görünüyor. 

Bu yüzden 24 saat içinde mesaj atmak, güzel geçen bir buluşmanın uzun soluklu bir ilişkiye dönüşmesinin ilk anahtarı olabilir.

Independent Türkçe, Psychology Today, Times, Journal of Social and Personal Relationships