Hizbullah'ın simyacısı Şeyh Naim Kasım

Hizbullah propaganda makinesi, “şeyh” ile “seyyid” arasındaki uçurumun genişliğinin farkında

Görsel: Lina Jaradat/Al Majalla
Görsel: Lina Jaradat/Al Majalla
TT

Hizbullah'ın simyacısı Şeyh Naim Kasım

Görsel: Lina Jaradat/Al Majalla
Görsel: Lina Jaradat/Al Majalla

Badia Fahs

Hizbullah'ın yeni Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım hakkındaki bilgiler öyle sanıldığı gibi az değil, aksine gayet yeterli. Şeyh Kasım, adının öne çıktığı günden bu yana kamuoyunda ve medyada pek ilgi görmedi. Ne gözler onu aradı ne de kameralar onu takip etti. Selefi Hasan Nasrallah'ın karizmasına da sahip değil. Tüm bunlar, kimya alanında uzman olması ve on yılı aşkın bir süredir bu alanda ders vermesine rağmen, çevresiyle etkileşime girmesini engelleyen çok katı bir kişiliğe sahip olmasından kaynaklanıyor.

Uzmanlık alanı ile karakteri arasındaki bu çelişki son zamanlarda kamuoyu ve medya söyleminde başlıca gündem maddesi olmuş durumda. Öyle ki Hizbullah’ın yeni Genel Sekreteri’nin inandığı ve başarmaya çalıştıkları arasında tam bir uyum gösterdiği pek çok şeyi gölgede bırakıyor.

Lübnan'daki İslami hareketin kurucularından ve ilk liderlerinden biri olan Şeyh Kasım’ın muhafazakâr karakteri, onun gençliğinden itibaren dini akımlara ilgi duymasına neden olduç Şeyh Kasım henüz 18 yaşındayken Beyrut'taki camilerde ve hüseyniyelerde fıkıh ve akaid dersleri vermeye başladı.

Şeyh Kasım, 1970'li yılların başında bir grup arkadaşıyla birlikte Lübnan'da İslami düşünceyi yaymak amacıyla Müslüman Öğrenciler Birliği'ni kurdu ve bu birliğin başkent Beyrut'un Musaytbe bölgesinin sorumluluğunu üstlendi.

İmam Musa es-Sadr'ın ‘Mahrumlar’ hareketinin başlangıcında düzenlediği ilk toplantılarda (İran uyruklu) Mustafa Çamran ile birlikte aktif olarak yer alan Şeyh Kasım, Şii toplumunda İslami kültür, davranış ve dini tezahürlerin yayılmasıyla ilgilendiği için harekette kültürel ve dini alanlarda sorumluluklar üstlendi.

Dini fikirleri doğrultusunda, Şii toplumunu yavaş yavaş ‘mezhepçi cahiliyeden Velayet-i Fakih'e’ taşıyan İslami Dini Eğitim Derneği'ni kurdu. Dernek zamanla kendi kitaplarını yayınlamayı ve Şeyh Kasım’ın gözetiminde, okullarda dini eğitimin ve direniş kültürünün yayılmasında önemli bir rol oynayan öğretmenler yetiştirmeyi başardı. Daha sonra El-Mustafa Lisesi gibi liseler, okullar ve kız çocuklarının tesettüre girme yaşına geldiklerinde düzenlenen törenler ve ‘Aşura Meclisleri’ gibi bilinçlendirme faaliyetleri için merkezler kuruldu.

Şeyh Kasım, İran’daki İslam Devrimi'nden bir yıl sonra kendisini kimyaya bağlayan son ipleri de keserek Mahrumlar Hareketi’ndeki ve akademik alandaki tüm görevlerinden istifa etti. Derin eğitim deneyimi onu ‘önde gelen bir dini entelektüel’ haline getirdiği için ilahiyat alanında eğitime yönelmeye karar verdi. Beyrut'taki ilahiyat fakültelerinde dini ilimler okudu ve dini bilinçlendirme faaliyetini camilerde ve hüseyniyelerde sürdürdü.

Şeyh Kasım, İran'ın Lübnan'daki varlığı arttıkça, siyasi faaliyetlere katılmaya karar verdi.

Hizbullah içinde

İran'ın Lübnan'daki varlığının artmasıyla birlikte Şeyh Naim siyasi faaliyetlerde bulunmaya karar verdi. Lübnan'da İslam devrimini destekleyen bir grup kişiyle birlikte, 1980'li yılların başında sosyal ve kültürel olarak aktif olan ve İran’daki İslam Devrimi ile özdeşleşme çağrısında bulunan bir sivil dernek olan İslami Komiteler’i kurdu.

Hizbullah'ın bir fikir olarak İslami Komiteler’den ortaya çıktığı ve İran'a bağlı bir Şii siyasi partinin kurulması gerektiği konuşulan 1982 yılına gelindiğinde Şii toplumu içinde geniş bir siyasi gruplaşmaya dönüştüğü söylenebilir. Eski kimyacı ve yeni din adamı Şeyh Kasım, kurucu çizgideki en önde gelenlerden biriydi ve Hizbullah’ın düşünce ve ideolojisine ideolojik dokunuşlarını yaptı.

Hizbullah’ı örgütledikten sonra Beyrut'ta eğitim ve keşif alanlarında sorumluluklar üstlendi. Daha sonra Abbas Musevi'nin Hizbullah Genel Sekreteri olarak atanmasının ardından önce Genel Sekreter Yardımcısı, ardından da Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı oldu. Musevi’nin bir suikasta kurban gitmesinden sonra Hasan Nasrallah, genel sekreterliğe yükseldi, Şeyh Kasım ise görevine devam etti. Nasrallah’ın suikast sonucu öldürülmesinin ardındansa yerine Haşim Safiyuddin geçti. Şeyh Kasım yine aynı görevde kaldı. Nasrallah’ın hemen ardından Safiyuddin'in de suikasta uğramasıyla, Şeyh Kasım’ın 32 yıllık durağanlık sonrası terfi etmesi, tepki vermedeki yetersizliğinin reddedilemez bir kanıtıydı.

Ülke içinde

Hizbullah’ın ilk kez parlamentoya girdiği 1992 yılındaki savaş sonrası Lübnan’da yapılan ilk seçimlerde Şeyh Kasım, seçimler için genel koordinatörlük görevini üstlendi. Daha sonra Hizbullah üyesi milletvekillerinin çalışmalarını, açıklamalarını, siyasi faaliyetlerini, fonlarının hareketliliğini ve resmi maaşlarını izleyen Hükümet Çalışma Komisyonu'nu yönetmekle görevlendirildi.

Hizbullah'ın ilk kez hükümete katılmasından bu yana, birbiri ardına kurulan hükümetlerde karar alma süreçlerinde önemli roller üstelenen Şeyh Kasım, ‘Şii İkilisi’ni oluşturan Hizbullah ve Emel Hareketi üyesi bakanlar aracılığıyla, Lübnan'ın siyasi ve kültürel yüzüne, rolüne, Arap ve bölgesel ilişkilerine aykırı bir siyasi çizgi dayattı.

Şeyh Kasım’ın kimya öğretimi konusundaki akademik uzmanlığı ve Fransızcayı çok iyi bilmesi, Hizbullah ile Lübnan'daki siyasi partiler ve örgütler arasında siyasi bağlar kurmasına yardımcı oldu. Sorumluluklarından biri de partinin müttefik Lübnanlı bileşenlerle ilişkilerini geliştirmek ve daha fazla ittifak, anlaşma ve anlaşma yapmaktı.

“Birbiri ardına kurulan hükümetlerde karar alma süreçlerinde önemli roller üstelenen Şeyh Kasım, Şii İkilisi’ni oluşturan Hizbullah ve Emel Hareketi üyesi bakanlar aracılığıyla, Lübnan'ın siyasi ve kültürel yüzüne, rolüne, Arap ve bölgesel ilişkilerine aykırı bir siyasi çizgi dayattı.

Dolayısıyla Lübnan siyasi hayatında, resmi törenlerde, halka açık etkinliklerde, basın toplantılarında ve hatta siyasi olayları yorumlayan açıklamalarda neredeyse her gün yer aldı.

Nasrallah'ın doğrudan temastan kaçınması ve suikast korkusuyla sadece televizyon ekranlarında görünmesiyle birleştiğinde bu durumun, Şeyh Kasım’a iyi bir etkileşim fırsatı sunması gerekirdi, ama o, bir yedek oyuncunun yapması gerektiği gibi bundan tam olarak yararlanmadı.

Karakteri

Şeyh Kasım, Nasrallah'ın öldürülmesinin ardından dört konuşma yaptı. Bu konuşmaların üçünde Hizbullah'ın ateşkes müzakerelerindeki tutumunu ve sınırdaki askeri durumu hakkında konuşan Şeyh Naim, dördüncüsünde ise Hizbullah’ın yeni Genel Sekreteri olarak kaçınılmaz zaferini ilan etti. Ancak bu konuşmaların hiçbirinde selefinin karizmasını ve hitabet yeteneğini ortaya koyamadı.

Büyük olasılıkla, Şeyh Kasım kendi kimyasını harekete geçirmekle ilgilenmiyor. Daha çok kasıtlı olarak katı muhafazakar bir çizgi çizen vücut dilinin, somurtkan yüz hatlarının ve tiz sesinin sert karakterini, yalnızlığını ve dışlanmışlığını aktarmasına izin veriyordu. Hizbullah destekçileri onu ne kadar çok görür ve duyarsa, selefi Nasrallah’a olan özlemleri de o kadar artıyor.

rfvbrftbv
Şeyh Naim Kasım'ın İsrail tarafından öldürülen Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı Haşim Safiyuddin ile birlikte katıldığı Aşura yürüyüşünden bir kare (Reuters)

Kimya, edebiyat alanında Paulo Coelho tarafından kaleme alınan Simyacı adlı kitap sayesinde Coelho’yu dünyanın en ünlü yazarlarından biri haline getirirken bir kimya profesörü olan Şeyh Kasım, ünlü olduğundan beri çevresiyle etkileşime giremedi.

Kendisinden önceki dört genel sekreter arasında akademik açıdan en başarılı olanı ve içlerinde araştırma ve yazma faaliyetlerinde bulunan tek kişi olan Şeyh Kasım, başta İran devriminin lideri Ruhullah Humeyni hakkında yazdığı ‘Özgünlük ve Yenilikçilik” başlıklı bir kitap ve İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney hakkında Farsça'ya çevrilen ‘Yenilenen Muhafız’ adlı bir başka kitap daha olmak üzere yirmiye yakın kitap kaleme aldı. Şeyh Kasım, genç Müslüman kadınlara hitaben yazdığı ‘Benim Başörtü ile Hikâyem” adlı kitabında, bir vaazında da ifade ettiği üzere ‘kadınların’, özellikle de boşanmış kadınların toplum için algılanan tehlikelerine ilişkin uyarılarda bulunduğu görüşlerine yer veriyor.

İlham verici olmayan bir seçim

Şeyh Kasım’ın Genel Sekreterliğe atamasıyla Şeyh Subhi et-Tufeyli'den sonra bu makama bir kez daha bir beyaz sarıklı gelmiş oldu. On iki İmam’a bağlı olan Şiiler arasında siyah ve beyaz sarıklar arasında fark var. Siyah olan sarığı Peygamber efendinizin soyundan gelenler takıyor. Sosyo-politik, sınıf temelli bir yorum olan beyaz sarık ise bazı Şii din adamlarını ‘onurlandıran’ bir mertebe verir. Ancak bu ayrıntının Hizbullah destekçileri arasında uyumu etkilemesi kaçınılmaz olacağı ve Şeyh Kasım’ı istisnai bir lider yapan nesnel bir gereklilik olarak simyacı özelliklerinin eksikliğine katkıda bulunacağı kesin.

Şeyh Kasım, bu yüzden çevresini kayıplar aşamasından duygusal ve maddi telafi aşamasına taşıyabilmek için sert tutumlarını harekete geçirmez ve okuma, topluluk önünde konuşma ve kontrol altında tutma konusunda dikkat çeken özellikler kazanmazsa, onu zorlu ve çetrefilli bir görev bekliyor demektir. Meseleden meseleye zarif bir şekilde geçebilmeli, Hizbullah üyeleriyle sorunsuz bir şekilde etkileşime girebilmeli ve yangınlara ve patlamalara neden olsa bile destekçilerinin hislerini tamamen içselleştirebilmeli.

Notlarda

Nasrallah’ın öldürülmesinden sonra Safiyuddin'in Hizbullah Genel Sekreterliği görevine seçilmesinin duygusal, Şeyh Kasım’ın ise İran'ın Hizbullah'ın doktrinel ve ideolojik yapısını yeniden inşa ettiği için onu seçtiğine dair bir mesaj ve tamamen siyasi bir seçim olduğu söyleniyor.

Hizbullah’ın kuruluşunda yer alan Şeyh Kasım, Meclis Başkanı Nebih Berri'ye kendisi ve Hizbullah adına müzakere etme yetkisi vererek Hizbullah’ı başladığı yere geri döndürdü.

Şeyh Kasım’ın suikasta uğramayacağına dair garanti almak için İran'a uçtuğu, muhtemelen İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile ya da Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın uçağıyla seyahat ettiğini söyleyenler var.

Öte yandan bazıları da ‘Şeyh’ ile ‘Seyyid’ arasındaki uçurumun genişliğinin farkında olan Hizbullah propaganda makinesinin ‘Ya Allah Ya Allah... Kurtar bizi Nasrallah’ sloganından sonra ‘Ya Allah Ya Kerim… Kurtar bizi Şeyh Naim’ sloganını dolaşıma soktuğunu söylüyor.

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.