Ölüm yolları: Filistinliler Gazze Şeridi'nin kuzeyinden yerinden edilmeleri sırasında yaşadıklarını anlatıyor

Katliamlara ve yıkımlara rağmen kuzeyde kalıp direnenler var.

Yanlarına alabildikleri birkaç parça eşyayla Gazze şehrinin kuzeyindeki bölgelerden yerinden edilen Filistinliler, 12 Ekim 2024 (AFP)
Yanlarına alabildikleri birkaç parça eşyayla Gazze şehrinin kuzeyindeki bölgelerden yerinden edilen Filistinliler, 12 Ekim 2024 (AFP)
TT

Ölüm yolları: Filistinliler Gazze Şeridi'nin kuzeyinden yerinden edilmeleri sırasında yaşadıklarını anlatıyor

Yanlarına alabildikleri birkaç parça eşyayla Gazze şehrinin kuzeyindeki bölgelerden yerinden edilen Filistinliler, 12 Ekim 2024 (AFP)
Yanlarına alabildikleri birkaç parça eşyayla Gazze şehrinin kuzeyindeki bölgelerden yerinden edilen Filistinliler, 12 Ekim 2024 (AFP)

Salim er-Reyyis

İsrail'in Cibaliye, Beyt Lahiye ve Beyt Hanun olmak üzere başlıca şehirden oluşan Gazze Şeridi’nin kuzeyine yönelik kara harekâtı başlatmasının üzerinden bir aydan fazla bir süre geçerken, kuzey bölgesinin Gazze şehri ile bağlantısı tamamen kesildi. Kuzey bölgesinin, İsrail ordusunun yaklaşık bir yıl önce Gazze şehrinin güneyinde, Gazze Vadisi'ne paralel olarak doğudan güneye doğru uzanan Netzarim Koridoru’nu inşa ederek Gazze Şeridi'nin merkezinden ve güneyinden ayırdığı Gazze şehri ile bağlantısı tamamen kopmuş durumda.

Geçtiğimiz yıl 5 Ekim'de Gazze Şeridi'nin kuzeyine askeri operasyon başlatan İsrail, kuzey bölgelerine ve özellikle Cibaliye Mülteci Kampı’na, mümkün olduğunca çok sayıda bölge sakinini ve yerinden edilmiş kişiyi buradan sürmek için ağır topçu bombardımanları ve hava saldırıları düzenledi. Bu saldırıları Cibaliye Mülteci Kampı’nı kuşatmak, Filistinli direniş gruplarının üyelerini avlamak ve ortadan kaldırmak üzere tanklarının ve askeri araçlarının ilerlemesi için bir paravan olarak kullanan İsrail ordusu, o dönem yaptığı açıklamada operasyona yüzlerce askerin katıldığını duyurdu.

Cibaliye’nin Ebu Şerh Kavşağı yakınlarındaki en-Nuzla semtinde ikamet eden Muhammed Uveys (33), İsrail ordusunun bombardımanlar sırasında Cibaliye Mülteci Kampı’nın doğu, batı ve kuzey bölgelerinden ilerlediğini söyledi. Uveys, buna batıda Beyt Lahiye'deki es-Salatin, el-Atatra ve et-Tavam bölgelerine yapılan kara harekâtının ve Cebeliye Mülteci Kampı’na insansız hava araçlarıyla (İHA) atılan ve bölge sakinlerinin ateş altında derhal bölgeyi boşaltmaları söylenen broşürlerdeki tahliye emirlerinin eşlik ettiğini belirtti.

Erkeklerin, işgalin ve kara harekatının ilk günlerinde onlarca aileyi evlerinin içinde hedef alan ve öldüren İsrail bombardımanları nedeniyle çocukları ve eşleri için duydukları korku ve dehşet nedeniyle kaçmak zorunda kaldıklarını söyleyen Uveys, bazı sakinlerin ailesinin evinin yakınlarındaki göç koridoru haline gelen Ebu Şerh Kavşağı üzerinden Cibaliye Mülteci Kampı’na yakın bölgelere, Gazze şehrinin kuzeyindeki Şeyh Rıdvan ve Şari el-Cela mahallelerine kaçtığını, onlarca kişinin ise kuzeydeki bölgelere, özellikle de Beyt Lahiye’ye gittiğini belirtti.

Mevcut kara harekâtı öncesi Cibaliye Mülteci Kampı, kendi sakinleri ve çeşitli bölgelerden gelen yerinden edilmiş kişilerle hıncahınç doluydu. Evlerde yaşayanların yanı sıra tüm okullar, geçtiğimiz aylarda yerleşim bölgelerine yapılan saldırılar nedeniyle evlerini kaybeden ve zorla yerlerinden edilen binlerce aile için barınak haline getirildi. Şarku’l Avsat’ın Al-Majalla'dan aktardığı habere göre Uveys, “Kampta, kaldırımlarda, yollarda, okul ve hastane çevrelerinde çadır kurulmayan hiçbir yer yok. Yerinden edilmiş insanların yoğunluğu nedeniyle kampın sokaklarında yürümek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

İsrail ordusu, 21 Ekim’de Beyt Lahiye'deki Kamal Advan Hastanesi'ni ve çevresindeki evleri ve çadırları kuşatıp tehdit ederek bölgeyi terk etmelerini istedi.

Askeri operasyon, İsrail'in bombardımanlarını ve saldırılarını yoğunlaştırması ve ordunun bölgeye girmesiyle hız kazandı. İsrail basınında kara harekâtının amacının Gazze Şeridi'nin kuzeyini insansızlaştırmak olduğu konuşulmaya başlandı. İsrail ordusu ve hükümeti, ‘Generallerin Planı’ olarak bilinen kuzeydeki nüfusu azaltma ve yerleşim birimleri kurma planının uygulandığı iddialarını reddederek asıl amacın başta Hamas Hareketi ve onun askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları üyeleri olmak üzere Filistinli direniş gruplarını avlamak ve ortadan kaldırmak olduğu açıkladı.

Uveys ve ailesi, bir quadcopter drone tarafından evin çatısındaki güneş panellerine ateş açıldığı, binanın katlarının pencerelerinin önünde alçak uçuşlar gerçekleştirdiği ve ardından boş olan en üst kata iki tank mermisiyle ateş edildiği dehşet dolu bir gecenin ardından, kara saldırısının dördüncü gününde evlerini terk etmek zorunda kaldılar. Uveys, “Geceleri evden çıkamıyorduk, karanlık, bombardıman ve korku, nereye gideceğimizi bilmiyorduk” diye anlattı.

Tanklar Ebu Şerh Kavşağı’na kadar ilerlemişti ve Uveys’in ifadesiyle ‘ölüm kavşağından’ geçmek zorlaşmıştı. Ebu Şerh Kavşağı’na doğru hareket eden herkese tanklardan kurşun ve top mermileriyle ateş açılmaya başlandığını söyleyen Uveys, “Kavşakta çok sayıda insan öldürüldü, cesetleri günlerce öylece kaldı. Kimse onlara ulaşıp oradan alamadı” dedi. Uveys ve ailesi, evlerinin yaklaşık 300 metre doğusunda yer alan Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) okullarıyla çevrili olan akrabalarının evine kaçtılar. Durumun uzun sürmeyeceğini, iki ya da üç gün sonra evlerine döneceklerini düşünüyorlardı, ama işler bekledikleri gibi olmamıştı.

İsrail ordusu mahalleleri havaya uçurmaya ve iç kesimlere doğru ilerlemeye devam etti. Uveys’in Al-Majalla’ya anlattığına göre İsrail ordusu ilerleyip göç ettikleri eve yaklaştıkça, Beyt Lahia'deki Kamal Advan Hastanesi yakınlarında akrabalarına ait başka bir eve gitmek zorunda kaldılar. Uveys artık evinden ve doğup büyüdüğü memleketinden çok uzaktaydı.

Beyt Lahiye’ye sadece Uveys ve ailesi göç etmek zorunda kalmadı. Onlarla birlikte yüzlerce aile de özellikle de sığınak haline getirilen okulların hedef alınmasından sonra bölgeden kaçmak zorunda kaldılar. Daha önce de birkaç kez işgal altındaki topraklarda yerinden edilmiş olan binlerce aile bir kez daha yerinden edildi. Duygu ve düşüncelerini anlatan Uveys, “Her zaman askeri operasyonun sona ereceğini ve tamamen yıkılmış olsalar bile birgün evlerimize dönebileceğimizi umarak kuzeyde mümkün olduğunca uzun süre hayatta kalmaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

Buna karşın İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki şehirleri Gazze şehrinden ayırmasını kolaylaştıran askeri operasyonun kapsamını genişletmeye, yüzlerce evi ve tarım arazisini havaya uçurmaya, buldozerle yerle bir etmeye devam ediyor. Askeri operasyonun üçüncü haftasından bu yana ambulansların ve sivil savunma ekiplerinin insani yardım hizmetlerini yerine getirmesini engelleyen İsrail ordusu, hastanelere ve sivil savunma ekiplerine saldırarak onları hizmet dışı bırakıyor. Yerinden edilmiş kişilerin sığındıkları binaları kuşatıp bombalayan İsrail ordusu, yarısından fazlası çocuk ve kadın olmak üzere bin 300'den fazla sivili öldürdü. Al Majalla’ya konuşan Gazze’deki Sağlık Bakanlığı’ndan bir kaynak, enkaz altından çıkarılamadıkları ya da sokaklarda öldürülen veya tutuklanan, akıbetleri bilinmeyen onlarca kayıp olduğunu belirtti.

İsrail ordusu coğrafi bölgeleri istediği gibi hazırladıktan ve geniş çaplı yıkıma neden olduktan sonra, nüfusun en yoğun olduğu bölgeleri, yani Cibaliye Mülteci Kampı ya da ateş altında kamptan göç edenlerin sığınağı olan Beyt Lahiye'deki sığınma merkezlerini hedef almaya başladı. Binlerce Gazzeli, İsrail ordusunun Cibaliye Hizmetler Ofisi, Cibaliye Mülteci Kampı’ndaki Sivil İdare ve Beyt Lahiye'deki Endonezya Hastanesi yakınlarında olmak üzere üç bölgede güvenlik kontrol noktaları kurarak bölgeyi kuşatmasının, tehdit etmesinin ve sivilleri güneydeki Gazze şehrine kaçmaya zorlamasının ardından bölgeyi terk etmek zorunda kaldı.

scdfrgt
Gazze Şeridi sınırı yakınlarındaki İsrail ordusuna ait askeri bir araç, 31 Ekim 2023 (AP)

İsrail ordusu, 21 Ekim'de, Beyt Lahiye'deki Kamal Advan Hastanesi'ni ve çevresindeki ev ve sığınakları kuşatarak tehdit ve gözdağıyla Gazzelilerin bölgeyi terk etmelerini istedi. O sıra ailesiyle birlikte hastane yakınlarındaki bir evde kalan Uveys, “Ordu bizi quadcopter ile aramaya başladı, bölgeyi boşaltmamızı istedi ve bizi bombalamakla tehdit etti. Daha sonra uçaklar Endonezya Hastanesi’nin yanındaki kontrol noktasına tahliye rotasının haritasını içeren broşürler bıraktı. Tabii ki insanlar ilk andan itibaren emirlere itaat etmedi” diye anlattı.

Ertesi gün ailesiyle birlikte ayrılmak zorunda kaldığını söyleyen Uveys, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı aileler ayrılırken, yüzlercesi geride kaldı ve sonraki birkaç gün boyunca İsrail ordusu tarafından kovalandılar. İsrail ordusu hayat belirtisi olan ne varsa katlediyordu. Örneğin, hastane yakınlarında içme ve insani kullanım için bir su şişeleme noktası vardı. İsrail ordusu bu noktayı defalarca kez hedef aldı. Şişelere su doldurmak isteyen çok sayıda insanı oracıkta katletti. İnsanlar aç ve susuz bırakılarak ayrılmaya zorlandı. Asıl amaç kuzeyi boşaltmak ve geri dönmemizi engellemekti.”

Filistin Merkezi İstatistik Bürosu (PCBS) tarafından sağlanan resmi verilere göre mevcut savaştan önce Gazze Şeridi'nin kuzeyinde 160 binden fazla Gazzeli yaşıyordu.

Ailelerin hep birlikte sırasıyla dışarı çıktıklarını ve haritaya göre Endonezya Hastanesi’ne giden doğu yoluna doğru ilerlediklerini söyleyen Uveys, “İsrail askerleri, kontrol noktasında kadınlar ve çocuklar ile erkekler ve gençleri birbirlerinden ayırdı. Onlara yakınlarda bulunan Kuveyt Okulu'na gitmelerini söyledi. Kadınlara ve çocuklara Gazze şehrine doğru yola devam etmeleri için Gazze Şeridi’nde şehirleri birbirine bağlayan ana yol olan Selahaddin Caddesi üzerinde doğuya yürümeleri talimatı verdi” ifadelerini kullandı.

İki saat ya da iki saatten biraz fazla bir süre bekledikten sonra, İsrail askerlerinin erkeklerden ve gençlerden her beş kişi bir arada kontrol noktasına doğru gelmelerini istemeye başladığını aktaran Uveys, “Kontrol noktası, gözlem ve kontrol yerinin karşısındaki kulelerde duran askerler için göz retinasını tarayan kameraların bulunduğu açık bir alandı. Orada ya geçmelerine izin veriyorlar ya da bazılarından tutuklama ve saha sorgusuna hazırlık için ordunun konuşlandığı yere doğru gitmelerini istiyorlardı. Bazı insanlar saha soruşturmasından sonra serbest bırakıldı, geriye kalanlar tutuklanarak cezaevlerine ve işkence merkezlerine gönderildi. Dışarı çıktığım gün yaklaşık 500 kişi tutuklanmıştı” şeklinde anlattı.

Genç adam ordu tarafından çağrılmayan ve Gazze'ye doğru yola devam etmesi istenen şanslı kişilerden biriydi, ancak akşam saatleri geçmiş, gece çökmüştü. Uveys, “Önce Hamude İstasyonu’na oradan da Selahaddin Caddesi’ne yürüdük. Bütün yolu gece karanlığında yürüdük. Kuzeyden gelen ve kuzeye giden tanklar sağımızdan kum ve toz savurarak geçip gidiyordu. Karanlıkta yürüyorduk ve yolu göremiyorduk” dedi. Her yer moloz, toprak ve kumdu. Yol altı kilometreden daha uzundu ve ordunun talimatlarına göre durmadan yürümeleri gerekiyordu. Gazze'nin kuzeydoğusuna akşam saat 21.00'dan hemen sonra, kayınbiraderi ve diğerleriyle birlikte ulaştı. Babası ve erkek kardeşleri ondan önce, annesi ve kız kardeşleri ise gün içinde buraya gelmişti.

sdefrgt
İsrail'in Gazze Şeridi'nin orta kesimlerindeki Deyr el-Beleh şehrinin doğusunda düzenlediği askeri operasyonun ardından yıkılan evinin önünde duran Filistinli bir kadın, 29 Ağustos 2024 (AFP)

Genç adam, yaşadıklarını anlatmaya devam etti:

“Ailenin geri kalanının akıbetini bilmiyorum, bu yüzden hala diken üstünde yaşıyorum ve bekliyorum. Allah, babaları ve oğulları hakkında kesin bir haber alamadan, tutuklanıp tutuklanmadıklarını ya da öldürülüp öldürülmediklerini bilmeden günlerce bekleyenlere yardım etsin.”

Filistin Merkezi İstatistik Bürosu (PCBS) tarafından sağlanan resmi verilere göre mevcut savaştan önce Gazze Şeridi'nin kuzeyinde 160 binden fazla Gazzeli yaşıyordu. Savaşın başlangıcından bu yana, 20 bin ila bini Gazze Şeridi’nin orta kesimlerine ve güneyine göç etti. Sahadaki tahminlere göre ise son olarak 60 binden fazla kişi yerinden edilirken, yaklaşık 70 bin kişi, İsrail ordusu tarafından uygulanan kuşatma, öldürme ve aç bırakma nedeniyle hala yerinden edilme tehdidiyle karşı karşıya bulunuyor.

Cibaliye Mülteci Kampı’nda yaşayan yirmili yaşlarındaki genç kadın Hatice Hamid, kadınların ve çocukların yerinden edilmesini ‘ölüm yolculuğu’ olarak nitelendirdi. Hatice ve ailesi, sığındıkları Beyt Lahiye'den iki haftayı aşkın bir süre boyunca devam eden İsrail kuşatması ve bombardımanları nedeniyle 6 Kasım'da tıpkı Uveys ve ailesi gibi Gazze şehrine doğru aynı rotadan kaçmak zorunda kaldı.

Hatice, yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Ölüm yolculuğunda yaşadığımız aşağılanma ve baskı çok büyüktü. İnsanların çoğu yiyeceklerini ve giysiler gibi eşyalarını taşıyamadıkları için atmak zorunda kaldılar. Yol çok çileliydi. Erkekleri ve gençleri ayırdıkları için çocuklar ve kadınlar olarak bizi tek başımıza yürümeye zorladılar. Yol boyu ağladık. Herkes bizi daha da korkutmak için kasıtlı olarak ses bombaları atan İsrail tanklarından korkuyordu.”

Çocukların ve kadınların çığlıkları arasında yolda yürürken, rotalarının seyrini değiştirecek bir şey olmasını umduğunu söyleyen Hatice’nin tek istediği Cibaliye Mülteci Kampı’na geri dönmekti. Yürürken ailelerini kaybetmiş çocukları, yıkılmış evlerin molozlarıyla kaplı yolda yalın ayak yürüyen çocukları, patlama sesleri çıkarmak için yolun her iki tarafında kasten ilerleyen İsrail tanklarını gördü. Açlık ve susuzluk çeken yerinden edilmiş kadınların ve çocuklarının çoğu, kızgın güneşin altında saatlerce yürümek zorunda kaldıkları için artık taşıyamaz oldukları çantalarını ve yiyeceklerini atmak zorunda kaldı.

Hetice, Uveys ve diğer binlercesi, bombardıman, kuşatma ve açlık karşısında halen ayakta kalmaya devam etseler de daha ne kadar dayanabilecekler ve ‘ölüm yolunda’ yürüyebilecekler bilinmiyor.

 



Moskova’nın Güney Kafkasya'daki duruma ilişkin tavrında değişiklik

Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
TT

Moskova’nın Güney Kafkasya'daki duruma ilişkin tavrında değişiklik

Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)

Rusya’nın Ermenistan Büyükelçisi Sergey Kuperskin, Rusya’nın Ermenistan ile ABD arasındaki ‘Trump'ın Uluslararası Barış ve Refah Yolu’ projesini yakından takip ettiğini ve bu girişime katılma olasılığını görüşmeye hazır olduğunu açıkladı.

Bu açıklama, yüzyıllardır Moskova'nın hayati etki alanı ve Rusya'nın zayıf noktası olarak kabul edilen Güney Kafkasya bölgesinde artan Amerikan faaliyetlerine ilişkin Rusya'nın tutumunda bir değişiklik olduğunu gösterdi. Bu bölge, defalarca dalgalanmalara ve Rusya'nın etkisine yönelik tehditlere tanık oldu.

edrft
Ermenistan ve Azerbaycan arasında anlaşmanın imzalanmasının ardından Beyaz Saray'da Donald Trump, İlham Aliyev ve Nikol Paşinyan tokalaşırken, 8 Ağustos 2025 (Reuters)

Azerbaycan'ı güney Ermenistan üzerinden Nahçıvan bölgesine (Ermenistan'ın adlandırmasına göre Nahichevan) bağlayan tartışmalı ‘Zengazur Koridoru’ kara projesine atıfta bulunan Kuperskin, ülkesinin ‘projeyle ilgili gelişmeleri takip ettiğini ve diğer hususların yanı sıra, Ermenistan Cumhuriyeti'ndeki demiryolu sektörünün bakımı ve geliştirilmesinde Rusya ile Ermenistan arasındaki yakın işbirliğini de dikkate alarak, müzakerelere katılmaya ve bu girişime katılma olasılığını görüşmeye hazır olduğunu’ söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov daha önce bu konuyu belirsiz ifadelerle ele almıştı. Lavrov, “Bu projenin somut pratik detayları henüz şekillenmeye başladı ve projenin başlatılması biraz zaman alacak” dedi.

tvrfv
Soldan sağa: Azerbaycan, Kazakistan, Rusya, Beyaz Rusya, Özbekistan, Tacikistan ve Ermenistan liderleri 10 Ekim'de Duşanbe'deki BDT zirvesinin yapıldığı binaya doğru ilerlerken (EPA)

Rusya Dışişleri Bakanlığı Enformasyon ve Basın Dairesi Başkanı Mariya Zaharova da Rusya'nın, Rusya Demiryollarının benzersiz uzmanlığından yararlanmak da dahil olmak üzere, projeye katılım seçeneklerini araştırmaya hazır olduğunu duyurdu.

Moskova, geçtiğimiz yıl ağustos ayında Washington'da Ermenistan ve Azerbaycan arasında varılan anlaşmanın bazı ayrıntılarına ilişkin çekincelerini daha önce dile getirmişti. Bakü ve Erivan arasındaki barış çabalarından duydukları memnuniyeti dile getiren Rus yetkililer, ABD'ye bölgede doğrudan varlık gösterme hakkı verilmesine ilişkin ayrıntılara açıkça memnuniyetsizliklerini ifade ettiler.

Azerbaycan ve Ermenistan tarafları, ABD'nin himayesinde düzenlenen ve onlarca yıldır taraflar arasında doğrudan arabuluculuk yapan Moskova'nın davet edilmediği bir toplantıda, barış ve on yıllardır süren çatışmanın sona ermesi için bir ön anlaşma imzaladı. İki ülke arasında barışın tesis edilmesi ve ilişkilerin güçlendirilmesine ilişkin anlaşma, Azerbaycan ile Ermenistan üzerinden Nahçıvan Özerk Bölgesi'ni birbirine bağlayan bir koridorun oluşturulmasına ilişkin bir madde içeriyordu. Bu konu, iki ülke arasında önemli bir anlaşmazlık noktasıydı.

dcfgtyhu
Dağlık Karabağ'daki Azerbaycan kontrol noktası, Ağustos 2023 (AFP)

Erivan, ‘Trump'ın Uluslararası Barış ve Refah Yolu’ olarak adlandırılan koridorun kurulması için ABD ve üçüncü taraflarla iş birliği yapmayı kabul etti. Bu gelişme, özellikle projeyi uygulamak için Amerikan şirketlerinin davet edilmesi konusundaki tartışmaların artmasıyla, Rusya ve İran’ın bölgedeki çıkarlarına doğrudan bir tehdit oluşturdu ve ABD’nin uzun vadeli ekonomik, ticari ve güvenlik varlığının kurulması anlamına geliyordu. Moskova, Washington'u doğrudan eleştirmekten kaçınırken, bazı yetkililer sadece dolaylı olarak memnuniyetsizliklerini dile getirdiler. İran ise, bu koridorun kendisini Kafkasya'dan izole edeceği ve sınırlarına yabancı bir varlık getireceği endişesiyle, koridorun kurulmasına şiddetle karşı çıktı.

Birkaç gün önce, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile yaptığı görüşmede, Erivan'ın Washington'a kendi topraklarındaki koridorda bir pay vereceğini doğruladı. ABD Dışişleri Bakanlığı, yüzde 74'ü ABD'ye ait olacak şekilde, bu arazide demiryolu ve karayolu altyapısının inşasından sorumlu olacak bir şirket kurulacağını açıkladı. Dışişleri Bakanlığı'nın çerçeve metninde belirtildiği üzere, projenin ABD'nin yatırımlarına ve ‘kritik ve nadir minerallere’ ABD pazarına erişimine olanak sağlaması bekleniyor. Rubio, toplantı sırasında “Anlaşma, egemenlik ve toprak bütünlüğünden ödün vermeden ekonomik faaliyete ve refaha nasıl açılabileceğimizi gösteren, dünya için bir model olacak” dedi. “Bu, Ermenistan için, ABD için ve ilgili herkes için iyi olacak” diye ekleyen Rubio, Trump yönetiminin artık ‘anlaşmayı uygulamak için’ çalışacağını vurguladı.

sdfrgth
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan (sağda), Erivan'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı görüşmede imzalanan anlaşma belgelerini değiş-tokuş ederken (EPA)

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise Azerbaycan'ı Nahçıvan'a bağlayan koridorun güvenliğinin ‘üçüncü bir ülke değil, Ermenistan tarafından’ garanti edileceğini vurguladı.

Rusya'nın projeye ilişkin tutumundaki gelişme ve projeye katılma isteği konusunda görüşmelerin başlamasına, Moskova'nın Avrupa ile daha geniş bir iş birliğine yönelmeden önce Rusya'nın yakın müttefiki olan Ermenistan'a gönderilen mesajlar eşlik etti.

Bakan Lavrov, birkaç gün önce Ermenistan Ulusal Meclisi Başkanı Alen Simonyan ile yaptığı görüşmede şunları söyledi:

"Ermenistan'ın, Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyelerinin Rusya'ya stratejik bir yenilgi yaşatmak amacıyla açıkça savaş ilan ettiği bu durumun arkasındaki nedenleri tam olarak anladığını, şüphe ve hatta yalanlar saçan bir anlatının iki ülkemizin kamuoyunu domine etmemesini içtenlikle umuyorum.”

Ülkesinin ‘hiçbir ortağının herhangi bir yönde dış ilişkiler geliştirmesine asla itiraz etmediğini’ vurgulayan Lavrov, ancak Rusya’nın AB’deki muhataplarının, söz konusu ülkeyi sürekli olarak ‘ya bizimle ya da onlarla’ şeklindeki iki seçenek arasında seçim yapmaya zorladığını belirtti.


Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
TT

Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek İran ile müzakereleri görüşeceği bildirildi.

Reuters'ın aktardığı açıklamada, Netanyahu'nun ‘(İran ile) yapılacak herhangi bir müzakerede balistik füzelerin sınırlandırılması ve İran'ın bölgedeki vekillerine verilen desteğin durdurulmasının yer alması gerektiğine inandığı’ belirtildi.

Reuters'a göre çarşamba gün  yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz yıl ocak ayında göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ile Trump arasında yapılacak yedinci görüşme olacak. Öt yandan İsrail basınına göre Netanyahu, Trump'a İsrail'in İran'ın nükleer programını tamamen yok etme kararlılığını vurgulayacak.

İran ile ABD arasında geçtiğimiz cuma günü Umman'da nükleer dosyasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi. Ancak Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelerin ardından, ‘tehditlerin ve baskının kaldırılması herhangi bir diyalogun başlaması için şart’ olduğunu vurgulayan Arakçi, “(Tahran) sadece nükleer meselesini görüşecek... ABD ile başka hiçbir konuyu görüşmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan her iki taraf da Tahran ile Batı arasında uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye yeni bir şans vermeyi kabul ettiklerini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'ın müzakerelerin İran'ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin yanı sıra ‘kendi halkına davranış biçimini’ de kapsaması istediğini söyledi.

İranlı yetkililer, bölgedeki en büyük füze programlarından biri olan İran'ın füze programını tartışmayacaklarını defalarca kez belirtmiş ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını istediğini söylemişlerdi.

Diğer taraftan Washington’a göre nükleer bombaya giden potansiyel bir yol olan İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri kırmızı çizgiyi oluşturuyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtı silah amaçlı kullanma niyetinde olmadığını vurguluyor.


Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

İsrail haber sitesi Ynet dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'in İran nükleer projesini tamamen ortadan kaldırma kararlılığını teyit edeceğini bildirdi.

İnternet sitesi, iyi bilgilendirilmiş bir kaynağa atıfta bulunarak, "İsrail'in tutumu, İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, uranyum zenginleştirmenin durdurulması, zenginleştirme kapasitesinin durdurulması ve zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmek olacaktır" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre kaynak, "İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin İran'a geri dönmesini ve şüpheli bölgelere sürpriz ziyaretler yapılmasını talep ediyor" ifadelerini kullandı.

Ynet haber sitesi, kaynağın şu sözlerini aktardı: "İran ile yapılacak herhangi bir anlaşma, İsrail'i tehdit edemeyeceklerinden emin olmak için füze menziline 300 kilometrelik bir sınır getirmelidir."

Ofisi dün yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki çarşamba günü Washington'da Trump ile görüşeceğini duyurdu.