Hayal gücünün sınırlarında: Okumanız gereken 10 bilim kurgu eseri

Bu yılki Booker Ödülü'nün Samantha Harvey'nin Orbital romanına verilmesiyle gözler bilimkurguya çevrildi. İşte türün sıradışı ve vurucu 10 örneği.

Bilimkurgu, hayal gücünün sınırlarını zorlayarak okurları yepyeni dünyalarla tanıştırıyor (Görsel Magic Studio/Canvas'la üretilmiştir)
Bilimkurgu, hayal gücünün sınırlarını zorlayarak okurları yepyeni dünyalarla tanıştırıyor (Görsel Magic Studio/Canvas'la üretilmiştir)
TT

Hayal gücünün sınırlarında: Okumanız gereken 10 bilim kurgu eseri

Bilimkurgu, hayal gücünün sınırlarını zorlayarak okurları yepyeni dünyalarla tanıştırıyor (Görsel Magic Studio/Canvas'la üretilmiştir)
Bilimkurgu, hayal gücünün sınırlarını zorlayarak okurları yepyeni dünyalarla tanıştırıyor (Görsel Magic Studio/Canvas'la üretilmiştir)

Birleşik Krallık'ın en prestijli edebiyat ödüllerinden Booker Ödülü, bu yıl Britanyalı yazar Samantha Harvey'nin Orbital romanına verildi. Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki 6 astronotun 24 saatini anlatan bilimkurgu eseri, İş Bankası Yayınları etiketiyle yakında raflardaki yerini alacak.

Bu vesileyle Minerva'nın Baykuşu bu hafta hayal gücünün derinliklerine doğru kanat çırpıyor. Bilimkurgu dünyası, ütopyaların nasıl distopyaya dönüşebileceğini, insan ruhunun baskıya karşı direnişini ve geleceğe dair olasılıkların sınırsızlığını gözler önüne seriyor. Geçmişi ve geleceği harmanlayan bu evrende, hayal gücünün sınırlarını keşfedeceğiniz 10 etkileyici eseri sizin için seçtik.

Frank Herbert - Dune

Amerikalı gazeteci ve yazar Frank Herbert, felsefe, siyaset, dinler tarihi, etik ve ekoloji gibi birçok farklı alandan çeşitli soru ve temaları ustalıkla bir araya getirdiği Dune serisiyle bilimkurgu tarihine adını yazdırdı. 1965'te yayımlanan Dune, aynı yıl Nebula Ödülü'nü, bir sonraki yıl da prestijli Hugo Ödülü'nü kazandı. 
 

ASCDVF
Frank Herbert, Dune'u yazarken Oregon eyaletindeki kum tepeleriyle ilgili yaptığı incelemelerden de faydalandı (Wikimedia/İthaki Yayınları)

Dune, güçlü hanedanların teknoloji, ticaret ve siyaset alanlarında üstünlüğü ele geçirmek için birbiriyle mücadele ettiği galaksilerarası bir feodal toplumu anlatıyor. Hikayenin merkezindeyse devasa kum solucanları ve değerli baharat kaynağını içeren Arrakis gezegeni yer alıyor.

Dune'u 5 roman daha takip etti fakat Herbert'ün 7. romanı kaleme alırken 1986'da  65 yaşında hayatını kaybetmesiyle seri yarım kaldı.

David Lynch'in romanla aynı adı taşıyan 1984 tarihli beyazperde uyarlaması, ilk çıktığı dönemde gişede başarı yakalayamasa da sonradan kült statüsüne ulaştı. Denis Villeneuve de 2021'deki Dune: Çöl Gezegeni ve bu yıl vizyona giren Dune: Çöl Gezegeni Bölüm İki'yle ilk romanı iki farklı yapımla uyarladı. 

Frank Herbert - Dune
İngilizceden çeviren: Dost Körpe, 712 s., 2015, İthaki Yayınları

 

Yevgeni İvanoviç Zamyatin - Biz

Rus edebiyatında bilimkurgu türü Sovyetler Birliği döneminde altın çağını yaşadı. George Orwell, Aldous Huxley ve Ursula K. Le Guin gibi büyük yazarlara ilham kaynağı olan Yevgeni İvanoviç Zamyatin'in Biz'i türün mihenk taşlarından.
 

XC
Yevgeni Zamyatin, Rus edebiyatının devlerinden Maksim Gorki'nin yakın çevresindendi (Can Yayınları)

Sansür nedeniyle 1924'te ilk olarak ABD'de İngilizce yayımlanan romanın Sovyetler Birliği'nde basılması 1988'i buldu. Ütopyaların karanlık tarafına dair geleceğe gönderilen bir uyarı niteliğindeki Biz, insanların tek tip giyindiği, adları yerine numaralarla anıldığı ve kendi tutkularını bile belirli bir zaman çizelgesine göre yaşamak zorunda kaldığı bir distopya.

Romanda hepimize yakın gelecek bu karanlık dünyayı, Tek Devlet'in diğer gezegenlere ulaşmak için inşa ettiği uzay aracının başmühendisi D-503'ün gözünden görüyoruz.

Yevgeni Zamyatin - Biz
Rusçadan çeviren: Eyüp Karakuş, 256 s., 2023, Can Yayınları

 

George Orwell - 1984

Hindistan doğumlu Britanyalı romancı George Orwell, 1984 ve Hayvan Çiftliği gibi romanlarıyla bilimkurgu ve distopya türünü bambaşka bir seviyeye taşıdı. 

1949'da yayımlanan roman, bürokrasi ve kurumlardan insanlar arası ilişkilere, iletişime ve gündelik dile kadar hayatın her alanına nüfuz eden totaliter bir dünya düzenini resmediyor. 
 

WEDFVFR
George Orwell'ın başyapıtı 1984'te Parti, "Savaş barıştır. Kölelik özgürlüktür. Cahillik güçtür" propagandasıyla akıllara kazındı (Can Yayınları)

Orwell, bu romanında sadece Büyük Birader ve Parti'nin kurduğu baskı rejimini değil, aynı zamanda "çiftdüşün" propagandasıyla insanların uyum sağlama ve statü kazanma uğruna taban tabana zıt görüşlere inanmaya nasıl hazır olduğunu gözler önüne seriyor.

George Orwell - 1984
İngilizceden çeviren: Celal Üster, 352 s., 2024, Can Yayınları

 

Aldous Huxley - Cesur Yeni Dünya

Amerikalı yazar Aldous Huxley'nin Cesur Yeni Dünya'sı, Orwell'ın eserleriyle birlikte bilimkurgu türünde distopya hikayelerinin belkemiğini oluşturuyor. 

26. yüzyıl Britanya'sında geçen hikayedeki otomatikleşmiş toplumun takvimi, Henry Ford'un montaj bandında seri üretimi başlatmasını milat alıyor. 
 

CSD
Aldous Huxley, kanser tedavisi görürken ütopya türündeki Ada'yı kaleme aldı (İthaki Yayınları/Yale Üniversitesi)

1932'de yayımlanan roman, üreme ve uyku teknolojilerinden psikolojik manipülasyon ve şartlandırmaya kadar birçok yöntemle baştan aşağı mekanikleştirilmiş bir yaşamı gösteriyor. 

Eğitim, refah, toplumsal düzen ve ekonomik büyümenin gündemden düşmediği bir dönemde tekrar tekrar okunması gereken bir başyapıt.

Aldous Huxley - Cesur Yeni Dünya
İngilizceden çeviren: Ümit Tosun, 272 s., 2015, İthaki Yayınları

 

Arkadi ve Boris Strugatski - Uzayda Piknik

Sovyetler döneminin bilimkurgu ustalarından Arkadi Strugatski ve Boris Natanoviç Strugatski, kışkırtıcı ve eleştirel romanlarıyla tanınıyor. 

Amerikan bilimkurgu yazarlarının tekno-ütopyacılığından ve kolonileştirme fantezilerinden uzak duran Strugatski kardeşlerin Uzayda Piknik'i, uzaylıların Dünya'ya yaptığı ziyaret sonrasında arkasında "atıklarını" bırakmasıyla yaşananları konu ediniyor. 
 

DSVFR
Strugatski kardeşlerin romanı, 2007'de piyasaya çıkan S.T.A.L.K.E.R. oyununa da ilham oldu (İthaki Yayınları / TASS)

Tüm dünyada gizem yaratan bu atıkların bulunduğu yerler "Bölge" diye adlandırılarak karantinaya alınır. Ana karakter Redrick Schuhart ise bu yasaklı yerlere girip atıkları kaçırarak satan bir iz sürücüdür (stalker).

Andrey Tarkovski'nin 1979'de yayımlanan Stalker'ı (İz Sürücü) da bu eserden yola çıkılarak çekilmişti. Efsanevi filmin senaryosunu Strugatski kardeşler yazmıştı. 

Arkadi ve Boris Strugatski - Uzayda Piknik
Rusçadan çeviren: Hazal Yalın, 200 s., 2018, İthaki Yayınları

 

Ray Bradbury - Mars Yıllıkları

Amerikalı yazar Ray Bradbury'yi, kitapların yasaklanıp yakıldığı distopik Fahrenheit 451'le tanıyoruz. Ancak yazarın usta öykücülüğünü konuşturduğu Mars Yıllıkları da kesinlikle okumanız gereken bilimkurgu şaheserlerinden. 
 

CDVF
Ray Bradbury, 2012'de 91 yaşında hayatını yitirdi (İthaki Yayınları/AP)

Fahrenheit 451'den üç yıl önce 1950'de yayımlanan roman, yazarın farklı dönemlerde yayımladığı ve birbirine eklemlenen kısa öykülerden oluşuyor. 

Kitabı hazırlarken öyküleri tekrar gözden geçiren Bradbury, nükleer savaş sonrası harabeye dönmüş Dünya'yı terk edip Mars'a yerleşmeye başlayan Amerikalı kolonilerin yaşadıklarını anlatıyor.

Ray Bradbury - Mars Yıllıkları
İngilizceden çeviren: Barış Emre Alkım Yalın, 312 s., 2018, İthaki Yayınları

 

Robert Heinlein - Yaban Diyarlarda Yabancı

Robert Anson Heinlein'ın Yaban Diyarlarda Yabancı'sı, bilindik Mars'ta yaşam hikayelerini tersten kurarak, Kızıl Gezegen'de büyümüş Valentine Michael Smith'in gençken Dünya'ya gelişini konu ediniyor.
 

XSDVFBGTH
Robert Heinlein, ana akım gazete ve dergilerde hikayeleri yayımlanan ilk bilimkurgu yazarlarındandı (İthaki Yayınları)

Amerikalı yazarın 1961'de piyasaya sürülen roman, Smith'in Dünyalıların kültürüyle etkileşimleri üzerinden din, ekonomi ve siyaset gibi konuları eleştirel bir perspektiften ele alıyor. 

Çıktıktan bir yıl sonra prestijli Hugo Ödülü'nü kazanan Yaban Diyarlarda Yabancı, aynı zamanda New York Times Çok Satanlar Listesi'ne giren ilk bilimkurgu olmuştu.

Robert Heinlein - Yaban Diyarlarda Yabancı
İngilizceden çeviren: Kağan Çam, 712 s., 2018, İthaki Yayınları

 

William Gibson - Neuromancer

William Gibson, Neuromancer'la bilimkurgunun bir alt türü olan siberpunk'ı neredeyse tek başına yarattı.

Amerikalı yazarın 1984'te yayımlanan çıkış romanı, Nebula, Hugo ve Philip K. Dick ödüllerinin hepsini alan tek bilimkurgu kitabı. 
 

XF
Apple TV+, William Gibson'ın Neuromancer'ını 10 bölümlük bir diziye dönüştürecek (İthaki Yayınları)

Japonya'nın Çiba şehrinde geçen hikayede eski bir bilgisayar korsanının peşine takılıyoruz. İşlediği bir suçtan ötürü, "matrix" diye adlandırılan sanal gerçeklik veritabanıyla bağlantısı kopan Henry Dorsett Case, bir teknoloji distopyası içinde Çiba'nın karanlık yeraltı dünyasında yönünü bulmaya çalışıyor.

Hikaye ilerledikçe siberuzayda yaşamın nasıl bir şey olabileceğine dair çarpıcı bir tabloyla karşılaşıyoruz.

William Gibson - Neuromancer
İngilizceden çeviren: N. Can Kantarcı, 336 s., 2023, İthaki Yayınları

 

Philip K. Dick - Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi?

Kariyeri boyunca 44 roman ve 121 hikaye kaleme alan Philip Kindred Dick, 20. yüzyıl bilimkurgu yazarları arasında büyük yere sahip.

Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi?, okuru kıyamet sonrası San Francisco'ya götürüyor. Android avcısı Rick Deckard'ın peşine takılıp, neredeyse hiçbir hayvanın ya da doğal yaşam alanının kalmadığı bir teknoloji çölüne gidiyoruz. 
 

DVFDV
Uzun yıllar bağımlılıkla mücadele eden Philip K. Dick, iki kez intihar teşebbüsünde bulunmuştu (@larwoolf/Twitter/İthaki Yayınları)

Roman, yapay zekanın dünyayı ele geçireceğine dair paranoyanın yeniden kuvvetlendiği bu dönemde, makine ve insanlar arasındaki fark ve empati kapasitemiz üzerine yeniden düşünme imkanı sunuyor. 

Ridley Scott, kitaptan ilham alarak 1982'de Bıçak Sırtını çekti. Başrolünde Harrison Ford'un oynadığı bilimkurgu efsanesinin devamı, yönetmen koltuğunda Denis Villeneuve'ün oturduğu 2017 çıkışlı Blade Runner 2049: Bıçak Sırtı'yla geldi. 

Philip K. Dick - Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi?
İngilizceden çeviren: Nur Yener, 260 s., 2019, Alfa Yayınları

 

Ursula K. Le Guin - Mülksüzler 

Amerikalı yazar Ursula Krober Le Guin, özgün eserleriyle bilimkurgu tarihinin en önemli yazarlarından. 
 

FD
Ursula K. Le Guin, kariyeri boyunca 20 roman ve 100'den fazla hikaye yazdı (Metis Yayınları/Eileen Gunn)

Kapitalizm, bireycilik, anarşizm, devrim ve ütopya gibi temalar etrafında şekillenen Mülksüzler, 1974'te yayımlandığında türün prestijli ödüllerinden Hugo, Nebula ve Locus'un üçünü de kazanan nadir eserlerden biri oldu. 

Le Guin'in antropolog ebeveynleri Alfred Kroeber ve Theodora Kroeber, "atom bombasının babası" diye tanınan Robert Oppenheimer'ın yakın arkadaşıydı. 

Yazar, "Anarres" ve "Urras" adlı ikili dünya sisteminde geçen hikayenin ana kahramanı Shevek'i, Oppenheimer'ı model alarak oluşturduğunu söylemişti. 

Ursula K. Le Guin - Mülksüzler 
İngilizceden çeviren: Levent Mollamustafaoğlu, 344 s., 2024, Metis Yayınları

Bilimkurgu uçsuz bucaksız bir evren, tüm yapıtları hakkını vererek bir araya getirmek mümkün değil. Arthur C. Clarke'ın 2001: Bir Uzay Destanı, Isaac Asimov'un Robot ve Vakıf serisi, H.G. Wells'in yapıtları ve daha birçok ünlü eser de kesinlikle okunması gereken klasikler arasında.  

Burada yer verdiğimiz ve veremediğimiz tüm yapıtların ortak yanı bir umut düşüncesi. Peki gerçekliğin açmazlarını ufukta umudu koruyarak nasıl düşünebiliriz?

Belki de "Gerçekliği olumsuzladığı için ondan kopmuş olan umut, sonuçta hakikatin görünmek için büründüğü tek biçimdir. Umut olmasaydı, hakikat fikrinin düşünülmesi bile imkansızlaşırdı" diyen Adorno'ya kulak verebiliriz.

Umut bizi çevreleyen gerçekliği olumsuzladığı, olasılıklara göz kırparak şimdiyi bir nevi askıya aldığı ölçüde başka bir hayatın imkanı üzerine düşünmeyi mümkün kılıyor. 



Büyük umutlarla dönmüştü: Yeni Spartaküs dizisi iptal edildi

Lübnan asıllı aktör Nick Tarabay (ortada), Uzay Yolu: Bilinmeze Doğru (Star Trek Into Darkness) ve Pasifik Savaşı: İsyan'da (Pacific Rim: Uprising) da rol almıştı (Starz)
Lübnan asıllı aktör Nick Tarabay (ortada), Uzay Yolu: Bilinmeze Doğru (Star Trek Into Darkness) ve Pasifik Savaşı: İsyan'da (Pacific Rim: Uprising) da rol almıştı (Starz)
TT

Büyük umutlarla dönmüştü: Yeni Spartaküs dizisi iptal edildi

Lübnan asıllı aktör Nick Tarabay (ortada), Uzay Yolu: Bilinmeze Doğru (Star Trek Into Darkness) ve Pasifik Savaşı: İsyan'da (Pacific Rim: Uprising) da rol almıştı (Starz)
Lübnan asıllı aktör Nick Tarabay (ortada), Uzay Yolu: Bilinmeze Doğru (Star Trek Into Darkness) ve Pasifik Savaşı: İsyan'da (Pacific Rim: Uprising) da rol almıştı (Starz)

Steven S. Knight imzalı ve Spartaküs (Spartacus) evrenine dönüşü temsil eden Spartacus: House of Ashur, Starz tarafından ilk sezonunun ardından iptal edildi. 

Dizinin yapımcısı Lionsgate Television'ın, projeyi başka platformlara taşımak için görüşmelere başladığı öğrenildi.

Beklentileri karşılayamadı

2010'da yayımlanan efsanevi Spartaküs'ün başarısını ve kitlesini yakalamakta zorlanan yapım, Starz'ın yeni yayın stratejisinin dışında kaldı.

Kaynaklara göre Starz, bundan sonra ağırlıklı olarak kadın izleyicilere ve ekranda daha az temsil edilen gruplara seslenen içeriklere odaklanacak. Spartacus: House of Ashur'ın daha çok erkek izleyiciye seslenmesi, kanalın bu yeni stratejisiyle örtüşmedi.

Ashur'ın alternatif hikayesi

House of Ashur, "Ya Ashur ölmeseydi ve Romalılar, ihanetini ödüllendirip ona bir zamanlar kölesi olduğu gladyatör okulunu verseydi ne olurdu?" sorusuna yanıt arıyordu. 

Alternatif bir zaman çizelgesinde geçen dizide Ashur, artık bir köle değil, bir zamanlar kendisini ezen sistemin başına geçmişti. Ancak acımasız gladyatörleri yönetmek, Roma siyasetinin vahşi dünyasında hayatta kalmaktan çok daha kolaydı zira burada ihanet günah değil, geçer akçeydi.

Ashur'ın, erkek egemen dünyada kendini kanıtlamaya çalışan güçlü kadın gladyatör Achillia'yla işbirliği yaparak kurduğu yeni düzen, Roma elitlerini şoke eden bir gösteriye dönüşüyordu.

Dizinin başrolünde yer alan Nick E. Tarabay'a Tenika Davis, Graham McTavish, Claudia Black ve Ivana Baquero gibi isimler eşlik ediyordu. 
Ayrıca serinin tanıdık yüzlerinden Lucy Lawless, ilk bölümde konuk olarak yer alarak bu alternatif zaman çizelgesinin kurulmasına yardımcı olmuştu. 

Projenin başka bir platformda yoluna devam edip edemeyeceği ise merak konusu.

Spartacus: House of Ashur, Türkiye'de Amazon Prime Video üzerinden izlenebiliyor.

Independent Türkçe, Deadline, TV Line


95 puanlı yeni Netflix dizisi büyüledi: Yaşlılar için Stranger Things

73 yaşındaki Emmy adayı Alfred Molina (solda), The Boroughs'da eşi Lilly'nin yasını tutan Sam Cooper karakterini canlandırıyor (Netflix)
73 yaşındaki Emmy adayı Alfred Molina (solda), The Boroughs'da eşi Lilly'nin yasını tutan Sam Cooper karakterini canlandırıyor (Netflix)
TT

95 puanlı yeni Netflix dizisi büyüledi: Yaşlılar için Stranger Things

73 yaşındaki Emmy adayı Alfred Molina (solda), The Boroughs'da eşi Lilly'nin yasını tutan Sam Cooper karakterini canlandırıyor (Netflix)
73 yaşındaki Emmy adayı Alfred Molina (solda), The Boroughs'da eşi Lilly'nin yasını tutan Sam Cooper karakterini canlandırıyor (Netflix)

Stranger Things'in finalinin ardından oluşan boşluğu doldurmaya aday yeni dizi nihayet geldi. Fenomen bilimkurgunun yaratıcıları Duffer Kardeşler'in yapımcılığını üstlendiği, Jeffrey Addiss ve Will Matthews imzalı yeni dizi The Boroughs, Netflix'te izleyiciyle buluştu. 

Eleştirmenler tarafından şimdiden "yaşlılar için Stranger Things" benzetmesiyle anılan dizi, Rotten Tomatoes'da yüzde 95 gibi yüksek bir beğeni oranı yakaladı. Böylece The Boroughs, Duffer Kardeşler'in Stranger Things'in ilk sezonundan beri ulaştığı en iyi eleştirel başarıya imza attı.

New Mexico çölündeki lüks ve huzurlu bir emeklilik topluluğunda geçen dizi, sakin bir yaşam süren sıradışı karakterleri merkezine alıyor. Ancak bu huzurlu yaşam, mahalleye yaklaşan karanlık ve doğaüstü bir tehdidin ortaya çıkmasıyla altüst oluyor. 

Karşı karşıya oldukları canavarı durdurmak için bir araya gelen bu "uyumsuz ekip", hem geçmişteki travmalarıyla hem de geleceklerine kasteden bu gizemli güçle mücadele etmek zorunda kalıyor.

Bilimkurgu ve korku unsurlarını buluşturan dizinin en güçlü yönü şüphesiz usta oyunculardan kurulu kadrosu. Alfred Molina, Geena Davis, Alfre Woodard, Bill Pullman, Denis O'Hare ve Jena Malone gibi isimlerin yer aldığı dizi, Hollywood'un yaşlı karakterleri genellikle "sevimli" ya da "huysuz" kalıplarına hapsetme alışkanlığının aksine, bu karakterleri daha derinlikli ve samimi bir yerden ele alıyor.

Time dergisinden Judy Berman, yapımın bu karakterleri klişelerden arındırıp insanileştirme başarısını özellikle vurguluyor.

Eleştirmenler, dizinin Stranger Things'le arasındaki "DNA benzerliğine" dikkat çekse de The Boroughs'un kendi ayakları üzerinde duran özgün bir yapım olduğunu belirtiyor. 

Ron Howard'ın 1985 yapımı klasiği Cocoon'la Stephen King ve Steven Spielberg dokunuşlarını anımsatan dizi için yapılan yorumlar son derece olumlu.

Guardian'dan Lucy Mangan, 4 yıldızlı eleştirisinde diziyle ilgili şu yorumu yapıyor: 

En iyi fantastik hikayeler gibi The Boroughs da canavarlar ve ektoplazmalar üzerinden insanlığın evrensel korkularına sesleniyor.

Variety yazarı Aramide Tinubu ise incelemesinde şu ifadeleri kullanıyor: 

Yürek burkan, eğlenceli ve son derece büyüleyici bir macera. Yaşamın sonbaharındaki kayıpları, acıları ve zamanın sınavını inceleyen bir yapım.

Empire'dan David Opie de "Stranger Things'in ruhani bir devamcısı olmanın ötesinde, The Boroughs kendi kuralları içinde başarılı olan özgün bir bilimkurgu" diye yazıyor.

The Boroughs, 8 bölümlük ilk sezonuyla Netflix'te yayında.

Independent Türkçe, MovieWeb, GamesRadar, Variety, Guardian, Time, Empire


Cannes'ın 20 dakika alkışlanan gözdesi için Netflix devrede

La Bola Negra'da Guitarricadelafuente adıyla bilinen 28 yaşındaki İspanyol şarkıcı Álvaro Lafuente Calvo da rol alıyor (Cannes Film Festival)
La Bola Negra'da Guitarricadelafuente adıyla bilinen 28 yaşındaki İspanyol şarkıcı Álvaro Lafuente Calvo da rol alıyor (Cannes Film Festival)
TT

Cannes'ın 20 dakika alkışlanan gözdesi için Netflix devrede

La Bola Negra'da Guitarricadelafuente adıyla bilinen 28 yaşındaki İspanyol şarkıcı Álvaro Lafuente Calvo da rol alıyor (Cannes Film Festival)
La Bola Negra'da Guitarricadelafuente adıyla bilinen 28 yaşındaki İspanyol şarkıcı Álvaro Lafuente Calvo da rol alıyor (Cannes Film Festival)

Cannes Film Festivali'nde büyük ses getiren ve En İyi Yönetmen ödülünü kazanan İspanyol yapımı La Bola Negra (The Black Ball), festivalin ses getiren filmlerinden birine dönüştü.

Birlikte Los Javis diye tanınan Javier Ambrossi ve Javier Calvo'nun imzalarını taşıyan filmi, festival izleyicisi dünya prömiyerinde 20 dakika boyunca ayakta alkışladı.

La Bola Negra'nin başrollerinde Penélope Cruz, Glenn Close, Lorenzo Zurzolo ve Julio Torres gibi isimler yer alıyor.

İspanyol şair ve oyun yazarı Federico García Lorca'nın yarım kalmış bir metninden esinlenen film; 1932, 1937 ve 2017'de yaşayan üç farklı erkeğin hikayesini Lorca'nın son metinleri üzerinden birbirine bağlıyor.

Hollywood Reporter eleştirmeni Richard Lawson, yönetmenlerin "çağdaş pop estetiği ve klasik sinemayı harmanlayan göz kamaştırıcı vizyonunu" övgüyle karşıladı.

Netflix kapmak üzere

Prömiyerin ardından Neon, A24 ve Mubi gibi büyük dağıtımcıların ABD hakları için kıyasıya rekabete girdiği filmin, Netflix'e satılması konusunda sona yaklaşıldığı bildiriliyor. 

İspanyol yapımcı şirket Movistar Plus, görüşmelerin devam ettiğini belirtse de Netflix cephesi henüz resmi bir açıklama yapmadı. Filmin İspanya dağıtımını Elastica, Fransa dağıtımını ise Le Pacte üstlenecek.

Bu süreç, Jordan Firstman imzalı Club Kid'in 17 milyon dolara A24'e satılmasının ardından festivalin bu yılki ikinci büyük satın alma yarışına dönüşmüş durumda.

Netflix, daha önce Jacques Audiard'ın Emilia Pérez'i ve Alfonso Cuarón'un Oscar ödüllü Roma'sı gibi İspanyolca yapımlarla ödül sezonunda önemli başarılar elde etmişti.

La Bola Negra'nın Netflix'e dahil edilmesi, platformun küresel ödül sezonu stratejisi açısından önemli bir hamle olarak değerlendiriliyor.

Senaryosu Ambrossi, Calvo ve oyun yazarı Alberto Conejero tarafından kaleme alınan film, teknik başarısı ve vizyoner anlatımıyla yönetmenlikte yeni bir zirveyi Cannes'da gösterdi.

Altın Palmiye sahibini buldu

Öte yandan bu yıl jüri başkanlığını Güney Koreli yönetmen Park Chan-wook'un üstlendiği festivalin büyük ödülü Altın Palmiye, Fjord adlı filmiyle Rumen yönetmen Cristian Mungiu'ya gitti.

Rus sinemacı Andrei Zviaguintsev, Minotaure'la Büyük Ödül'e layık görülürken, En İyi Senaryo ödülünü Notre Salut'yla Emmanuel Marre kazandı.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter, Deadline