Abhazya'daki siyasi kriz Devlet Başkanlığı’na ve parlamentoya kadar uzandı

Hükümet merkezini basan muhalifler, Aslan Bjania’nın istifasını istedi

Abhazya Devlet Başkanı Aslan Bjania, milletvekilleriyle bir araya geldi (AP)
Abhazya Devlet Başkanı Aslan Bjania, milletvekilleriyle bir araya geldi (AP)
TT

Abhazya'daki siyasi kriz Devlet Başkanlığı’na ve parlamentoya kadar uzandı

Abhazya Devlet Başkanı Aslan Bjania, milletvekilleriyle bir araya geldi (AP)
Abhazya Devlet Başkanı Aslan Bjania, milletvekilleriyle bir araya geldi (AP)

Sami Ammara

Abhazya Özerk Cumhuriyeti'ndeki muhalif gruplar, Rus işletmelerin bölgede artmasının yerel halkı turizm gelirlerinden mahrum bırakacağı gerekçesiyle Rusya ile imzalanan yatırım anlaşmasını protesto etmek için harekete geçti. Ancak bölgede, ‘darbe girişimi’ olarak nitelendirilen bu hamle, Abhazya'nın 1990'lı yılların başlarında Gürcistan'dan tek taraflı olarak ayrılmasından bu yana görülen en cesur adımlar olarak değerlendiriliyor.

Protestocular eylemlerine başkent Sohum'u diğer şehirlere bağlayan yolları ana köprüleri kapatarak başladı. Göstericiler, sis bombası ve göz yaşartıcı gaz kullanan güvenlik güçleri ve polisle çatıştı.

Göstericiler, Devlet Başkanlığı binası ve bazı devlet dairelerini ele geçirdi. Ardından parlamentoyu basan göstericiler, Abhazya Devlet Başkanı Aslan Bjania’yı ‘ülkenin çıkarlarını tehlikeye atmak ve iş adamlarına hizmet etmekle’ suçlayarak istifasını talep etti.

Parlamento Başkanı Lasha Ashuba, imzalanan anlaşmaya karşı çıktıkları için tutuklanan beş kişinin serbest bırakılmasını talep eden protestocuların yanında yer alarak Devlet Başkanı’na istifa etmesini isteyen bir mektup gönderdi.

Abhazya Özerk Cumhuriyeti Muhalefet patileri ve kamu kurumlarını birleştiren bir Koordinasyon Konseyi oluşturmayı başardıklarını duyuran protestocular, konseyin Devlet Güvenlik Servisi Başkanı Dmitry Kuchuberia ve İçişleri Bakanı Robert Kiut ile Devlet Başkanı Bjania’nın istifa etmesi ve yeni seçimler yapılana kadar devlet başkanlığına vekalet etmek üzere yardımcısının atanması talebini görüştüğünü açıkladılar.

Muhalefet kaynakları görüşmelerin sonucuna ilişkin çelişkili haberler verirken, görüşmelerde istenen sonuca ulaşılamadığını söylediler. Devlet Başkanı Bjania, protestocuların Devlet Başkanlığı ve parlamento binalarının boşaltması koşuluyla görevinden istifa etmeye ve erken seçimlere gitmeye hazır olduğunu ifade ederek Devlet Başkanlığı binasından ayrılıp köyüne gittiğini açıkladı.

Devlet Başkanlığı Basın Ofisi’nden kaynaklar, Bjania'nın istifa etmeyi reddettiğini ve Rusya ile yapılan yatırım anlaşmasının parlamentodan geri çekilmesine ilişkin belgeleri imzalamadığını söylediler. Kaynaklar, ‘yetkililerin mevcut durumu çözmek için gerekli tüm tedbirleri alacağını’ vurguladılar.

Devlet Başkanlığı Basın Ofisi, Abhazya'da yetkililer tarafından yapılan görüşmelerin ardından, Rusya’dan çeşitli şirketlerle yapılan yatırım anlaşmasının onaylanmasına ilişkin yasa tasarısının ülkedeki durumu istikrara kavuşturmak için geri çekilmesine ilişkin bir belge hazırlandığını duyurdu.

Devlet Başkanlığı Basın Ofisi’nden kaynaklar, Devlet Başkanı Bjania’nın Lasha Ashuba liderliğindeki bir grup milletvekiliyle bazı toplantılar gerçekleştirdiğini, muhalefetin Bjania’nın istifası talebini dolaylı olarak ele aldıklarını, ancak Bjania ve yardımcısının yanı sıra Başbakan ve hükümet üyelerinin mevcut olduğu toplantıları sürdürme kararı aldıklarını aktardılar.

Rusya'nın devlet haber ajansı RIA Novosti'nin haberine göre Abhaz parlamentosunun dışındaki protestocuların henüz dağılmadığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın BBC'den aktardığı habere göre  Abhazya gazetesi Chegemskaya Pravda'nın Genel Yayın Yönetmeni İnal Khashig, Abhazya hükümetinin 2014 ve 2020 yıllarında protestocuların baskısı sonucu değiştiğini, ancak şimdi ne olacağının tahmin edilemeyeceğini belirtti.

Tarihteki olaylar

Abhaz tarihine göre protestocular Devlet Başkanlığı Sarayı’na davetsiz girerse bu, saray sahibinin saray üzerindeki ahlaki hakkını kaybettiği anlamına gelir. Gerçekten de güvenlik güçleri protestocu kalabalıkların ruh halini gördüklerinde geri çekildiler ve genel olarak bu sadece bir zamanlama meselesiydi.

Bu durum, 1990'lı yılların başlarında Gürcistan'dan tek taraflı ayrıldığını ilan etmiş olan bu özerk cumhuriyetin, 2003 yılında eski Sovyetler Birliği cumhuriyetlerinde gerçekleşen renkli devrimlerin ilki olan Gül Devrimi’ni ve ardından 2004 yılında Ukrayna'da gerçekleşen ‘Turuncu Devrim’i tekrarlamak isteyen Rusya karşıtı güçlerin hedefi olmaya devam ettiğinin bir göstergesi olabilir.

Bugün Gürcistan'da yaşanan olayları ve Gürcistan Meclisi’nin Rusya'nın iç işlerine müdahalesini önlemek için çıkardığı yasayı tekrarladığı gerekçesiyle muhalifleri tarafından protesto edilen ‘Yabancı Casuslar ve Ajanlar’ yasasını onaylamasıyla son dönemde yaşanan huzursuzluklar bu açıdan incelenebilir.

Dahası, Gürcistan'daki son olaylar, tarihinde tesadüfi bir gelişme değil, onu her zaman büyük Sovyet devletinin ayrılmaz bir parçası olan diğer Kafkas bölgelerinden koparmaya yönelik birçok girişimin bir tekrarından ibaret.

Bu bağlamda, perestroyka (sovyet sistemini komünist iskeletin üstünde liberalize etme ve demokratikleştirme süreci) yıllarının milliyetçi çatışmaların ve ayrılıkçı hareketlerin patlak vermesinin başlangıcı olduğu unutulmamalı. Gürcistan yönetimi, 1980'li yılların sonlarında, 1991 yılında resmi olarak dağılmadan önce Sovyetler Birliği'nden ayrılmaya çalıştı.

Şarku’l Avsat gazetesinin geçmiş sayılarında, Gürcistan’ın eski Devlet Başkan Zviad Gamsahurdia’nın 21. yüzyılın başlarında Abhazya’ya yaptığı bir saha ziyaretine dayanarak 1989 yılında ülkesinin Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığını ilan ettiğini belirtmiştik. Hatta Gamsahurdia, daha da ileri giderek Abhazya, Acaristan ve Güney Osetya cumhuriyetlerinin Gürcistan Cumhuriyeti içinde sahip oldukları özerk statüyü kaldırma kararı aldı. Bu gelişme, Sovyetler Birliği'ne Gürcistan çerçevesi dışında girdiğini ve Sovyetler Birliği içinde kalmayı isteyip istememe hakkına sahip olduğunu ilan eden Abhazya da dahil olmak üzere, bu cumhuriyetlerin halklarının Sovyetler Birliği'nden ayrılmayı reddetmesi nedeniyle ayrılıkçı hareketlerin patlak vermesine neden oldu.

O zaman da bunun Cumhuriyet'in ve Kafkas Halkları Konfederasyonu'nu oluşturan komşu bölgelerin güvenliğini sarsan birçok karışıklığın patlak vermesinin bir başka başlangıcı olduğunu söylemiştik. Abhazya'nın ilk Devlet Başkanı Vladislav Ardzınba’nın Abhazya'nın Gürcistan'dan bağımsızlığını ilan etmesini desteklemek için Abhazya'ya maddi ve askeri destek sağladı.

Bağımsız Devletler Topluluğu

Eski Sovyetler Birliği cumhuriyetlerinin (Estonya, Letonya ve Litvanya'dan oluşan üç Baltık cumhuriyeti hariç) devlet başkanları, 1991 yılı sonunda Bağımsız Devletler Topluluğu'nu (BDT) kurma fikri üzerinde anlaştılar. Gürcistan eski Devlet Başkanı Gamsahurdia’nın BDT’ye katılmayı reddetmesi, eski Sovyetler Birliği Dışişleri Bakanı ve Rusya'nın eski Gürcistan Valisi Eduard Şevardnadze’nin Gamsahurdia’yı iktidarını deviren muhalefete liderlik etmek üzere ülkesine dönmesini desteklemesinin fitilini ateşledi.

Ancak Şevardnadze’nin, dostu olan dönemin Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin liderliğindeki Rusya yönetimi tarafından desteklenen dönüşü, silahlı mücadelesini sürdüren ve 1992-1993 yıllarında acımasız bir savaş veren Abhazya'ya barış getirmedi.

Abhazya, Şevardnadze'nin başkent Sohum'da gözaltına alınmasıyla sonuçlanan büyük bir zafer elde etti. Şevardnadze, ancak Rusya Devlet Başkanı Yeltsin'in müdahalesiyle Abhazların elinden kurtuldu. O tarihten bu yana Abhazya, Gürcistan’ın defalarca kez müdahale girişiminde bulunmasına ve askeri güç kullanmasına rağmen 1993 yılından bu yana bir oldu-bitti olarak dayattığı bağımsızlık fikrinden vazgeçmedi.

Tarih sayfaları, Gamsahurdia’nın 1991 yılında Çeçenistan'ın Rusya'dan bağımsızlığını ilan eden arkadaşı General Cevher Dudayev'e sığındığını ve kendisi de geri dönme hayali kuran Yemenli bir mülteci olan Grozni Nehri’nin eteklerinde onunla buluştuğunu, kendisinin hala Gürcistan'ın meşru Devlet Başkanı olduğunu vurguladığını belirtiyor. Ancak dostu Dudayev'in güçleri, o dönemdeki olaylar nedeniyle ters yöne sürüklenen vatanını yeniden kurmasına yardım edemedi. Geri döndüğünde, nehre çok fazla su aktığını ve bu durumun onu hedefinden uzaklaştırdığını anladı. Bu da onu intihara sürükledi. Renkli devrimin başarılı olmasının ardından ailesi naaşını Gürcistan'a nakledene kadar kaldığı Çeçenistan topraklarına defnedildi.

Mihail Saakaşvili liderliğinde başlayan Gül Devrimi, arkadaşı Şevardnadze yönetimini devirdi. Saakaşvili’nin NATO ve Avrupa Birliği'ne (AB) katılma planını açıklarken ‘ayrılıkçı cumhuriyetleri’ yeniden kurma niyetinden bahsetmesi, savaş bulutlarının bölgeye geri dönmesine sebep oldu.

Sorunlar yeniden ortaya çıkarken Rusya, bölgedeki tarihi rolü nedeniyle, mevcut durumu korumak amacıyla devreye girdi. Gürcistan'ın Acaristan Özerk Cumhuriyeti'ni yeniden kurmasına göz yummuş olsa da şimdi ‘Putinist’ olan Rusya, geçmişte eski Devlet Başkanı Boris Yeltsin döneminde mevcut durumun devam etmesini kabullenememişti. Bu durum, 2006 yılında Abhazya ve Güney Osetya'ya ekonomik abluka uygulanmasına ilişkin İngiliz Milletler Topluluğu anlaşmasından ayrıldığını duyurmasına ve onları destekleme ve iki cumhuriyetin vatandaşlarının büyük çoğunluğuna Rus vatandaşlığı verme niyetini yeniden dile getirmesine ve nerede olurlarsa olsunlar vatandaşlarının çıkarlarını savunma hakkını ileri sürmesine neden oldu.

Uluslararası toplumun ezici çoğunluğu 1990'lı yılların başlarında Gürcistan'dan ayrıldığını ilan etmesinden bu yana Abhazya Özerk Cumhuriyeti’ni bağımsız bir devlet olarak tanımamış olsa da Rusya tarafından 2008 yılında Gürcistan’la olan savaşının ardından Güney Osetya ile birlikte tanındı.

Abhazya, bu çerçevede Rusya ile dostluk ve askeri iş birliği anlaşmasının yanı sıra Karadeniz kıyılarında Rusya’ya ‘askeri deniz üssü kiralama hakkı’ veren ve bugüne kadar yürürlükte kalmaya devam eden bir anlaşma imzaladı.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.