Yapay zekanın biyolojik ve kimyasal silah üretiminde kullanılmasından duyulan endişeler

Teknoloji, kitle imha silahlarının elde edilmesini hızlandırabilecek potansiyele sahip

Bilgisayar ekranında yer alan OpenAI logosu ve arkasında metni görüntüye dönüştüren YZ modeli DALL-E tarafından oluşturulan bir görüntü (AP)
Bilgisayar ekranında yer alan OpenAI logosu ve arkasında metni görüntüye dönüştüren YZ modeli DALL-E tarafından oluşturulan bir görüntü (AP)
TT

Yapay zekanın biyolojik ve kimyasal silah üretiminde kullanılmasından duyulan endişeler

Bilgisayar ekranında yer alan OpenAI logosu ve arkasında metni görüntüye dönüştüren YZ modeli DALL-E tarafından oluşturulan bir görüntü (AP)
Bilgisayar ekranında yer alan OpenAI logosu ve arkasında metni görüntüye dönüştüren YZ modeli DALL-E tarafından oluşturulan bir görüntü (AP)

Marco Mossad

ABD Başkanı Joe Biden, 30 Ekim 2023 tarihinde ABD'nin yapay zekânın (YZ/AI) güvenli ve sorumlu bir şekilde geliştirilmesi ve kullanılmasında öncü olmasını sağlamak ve aynı zamanda riskleri yönetmeyi ve YZ’nin sunduğu faydalardan yararlanmayı amaçlayan kapsamlı bir yönetim çerçevesi oluşturmak için ‘Yapay Zekânın Güvenli ve Güvenilir Bir Şekilde Geliştirilmesi ve Kullanılması’ başlıklı 14110 sayılı başkanlık emrini imzaladı.

ABD İç Güvenlik Bakanlığı, bu emrin uygulanmasında önemli bir rol üstlendi. Başta biyolojik silahlar olmak üzere kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer tehditleri geliştirmek ya da kullanmak için YZ’nin kullanılması riskini daha iyi anlama ve azaltma ihtiyacı başkanlık emrinin önemini ortaya koyan kilit noktalardan biriydi. Bu yüzden ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Kitle İmha Silahları Müdürlüğü'nün, ABD’nin bu tehditlerden korunmasını sağlamak için yerel ve uluslararası ortaklarla çalışmaları koordine etme çabalarına öncülük ediyor.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre İç Güvenlik Bakanlığı, kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer tehditlerin (KBRN) geliştirilmesinde YZ’den ne ölçüde yararlanılabileceğini değerlendirmek ve bu tehditlerle mücadelede sağlayabileceği faydaları göz önünde bulundurmak üzere kapsamlı bir rapor hazırladı.

Devlet kurumları, akademiler ve endüstriler, YZ’nin kitle imha silahlarının geliştirilmesinde oynayabileceği şok edici ve korkutucu sonuçları ortaya koyan raporun hazırlanmasına katkıda bulundu.

Rapor, kimyasal ve biyolojik araştırmaların işaret ettiği YZ teknolojilerindeki hızlı gelişmenin, ABD hükümetinin önceliklerinden biri olarak bu teknolojilerin kullanımıyla ilişkili potansiyel riskler konusunda ulusal güvenlik ve halk sağlığı kurumları arasında fikir birliği oluşturmak olması gerektiğini gösteriyor.

Çoğu YZ modelinin ve ilgili veri setlerinin özel veya akademik kuruluşların elinde olduğu ve kötü niyetli kullanıcılar için bile kolayca erişilebilir hale geldiği göz önüne alındığında, bu oldukça büyük bir önem taşıyor. YZ teknolojileri ilerledikçe, kötü niyetli tarafların kimyasal, biyolojik, radyolojik ya da nükleer saldırılar planlamasını ve gerçekleştirmesini sağlayarak ulusal güvenliğe yönelik yeni tehditler oluşturabilecekleri için bu riskler daha da artıyor.

Her ne kadar mevcut YZ modellerinin geliştiricileri risk değerlendirme sistemlerini kendi bünyelerinde uygulamış olsalar da yaklaşımların çeşitliliği ve temel bilimin kullanımındaki tekrarlanma, devlet kurumları, endüstriler ve akademiler arasında sürekli iş birliğinin güçlendirilmesini gerektiriyor. Bu iş birliği, ABD’deki biyolojik ve kimyasal güvenlikle ilgili mevcut düzenlemelerin yetersizlikleri çerçevesinde daha da önemli hale geliyor ve YZ araçlarının artan kullanımıyla halk sağlığını ve ulusal güvenliği tehdit eden ciddi istenmeyen sonuçların ortaya çıkma potansiyelini artırıyor.

YZ destekli siber güvenlik sistemleri, laboratuvarlardaki yetkisiz faaliyetleri gizlemek için manipüle edilebilir ve YZ yanıltıcı veriler üretmek için kullanılabilir.

Öte yandan hükümetler ve sivil toplum kuruluşları da dahil olmak üzere uluslararası taraflarla iş birliği yapılması, YZ'nin risklerini yönetmek ve potansiyelini iyi yönde kullanmak için ortak çerçevelerin geliştirilmesini gerektiriyor. YZ'nin KİS tehdidini önleme, tespit etme ve müdahale yeteneklerine entegre edilmesi önemli faydalar sağlayabilir. Ayrıca, ulusal bir biyolojik savunma stratejisindeki tüm çabaları güçlendirmek için fırsatlar sunuyor.

YZ’nin silahlar için kullanımı

YZ, biyolojik ve kimyasal silah araştırma ve geliştirme çalışmalarını daha önce hayal bile edilemeyecek bir şekilde hızlandırma potansiyeline sahip. Gelişmiş YZ modelleri, büyük miktarda genetik ve biyolojik veriyi analiz edebilir. Yeni ve daha etkili moleküllerin tasarlanmasına yardımcı olabilir ve hatta kimyasal ve biyolojik ajanları hedeflere ulaştırma yöntemlerini geliştirebilir. Bu potansiyel, hastalıklar için yeni tedaviler geliştirmede faydalı olabilir, ancak insan popülasyonları üzerinde benzeri görülmemiş bir tahribata yol açabilecek silahlar yaratmak için kullanıldığında felakete dönüşür.

YZ tabanlı araçlar, özellikle ilaç keşfi ve kimyasal sentez için kullanılanlar, zararlı biyolojik veya kimyasal ajanlar tasarlamak için yeniden ve kötüye kullanılabilir. Örneğin, moleküler özellikleri ve davranışları tahmin eden makine öğrenimi algoritmaları, daha etkili ve tespit edilmesi daha zor olan yeni toksinler, virüsler ya da diğer yeni biyolojik ajanlar oluşturulabilir.

YZ aynı zamanda, kimyasal, biyolojik, nükleer ve radyolojik ajanlara yönelik dağıtım sistemlerinin etkinliğini biyolojik veya kimyasal bir saldırının etkisini en üst düzeye çıkarmak için insansız hava araçlarını (İHA), füzeleri ve diğer dağıtım yöntemlerin optimizasyonunu içerecek şekilde artırmak için de kullanılabilir. YZ algoritmaları, ajanların hedeflerine daha doğru ve verimli bir şekilde ulaşmasını sağlamak için bu sistemlere ince ayar yapılmasına yardımcı olabilir.

YZ destekli laboratuvar otomasyonundan, tehlikeli maddelerin üretimini artırmak için de yararlanılabilir. YZ tarafından kontrol edilen robotik sistemler, tehlikeli maddelerin sentezini ve işlenmesini basitleştirerek, bu maddelerin kapsamlı insan müdahalesi olmadan seri olarak üretilmesini kolaylaştırabilir.

Diğer taraftan Suçlular, yetkililerin tespit ve gözetim çabalarından kaçmak için YZ araçlarını kullanabilir. Örneğin, YZ destekli siber güvenlik sistemleri, laboratuvarlardaki yetkisiz faaliyetleri gizlemek için manipüle edilebilir ve YZ yanıltıcı veriler üretmek için kullanılabilir. Bu durum yetkililerin, kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer tehditleri izlemesini ve önlemesini zorlaştırır.

CRISPR gibi gen düzenleme tekniklerinde, YZ'nin biyomühendislik alanındaki rolü, bulaşıcılığı artırılmış, mevcut tedavilere dirençli yahut belirli toplulukları hedef alma yeteneğine sahip patojenler tasarlamak amacıyla kötüye kullanılabilir. YZ, bu tür patojenlerin tasarımını ve test edilmesini hızlandırarak gelişmiş ve karmaşık biyolojik silahların geliştirilmesini kolaylaştırabilir.

Çift kullanımlı YZ modelleri

Bazı YZ modellerinin çift kullanımlı olması, tıbbi araştırma ya da çevrenin izlenmesi gibi faydalı amaçlar için tasarlanmış araçların zararlı kullanımlar için yeniden tasarlanabileceği anlamına geliyor. Bu çift kullanımlılık paradoksu, özellikle YZ'nin silah haline getirilebilecek organizmaların tasarlanmasına yardımcı olabileceği sentetik biyoloji gibi alanlarda endişeleri artırıyor.

YZ, fizik ve yaşam bilimlerindeki araştırmalar üzerinde önemli bir etkiye sahip ve bunu hem beklenen hem de beklenmeyen şekillerde yapmaya devam edeceğine şüphe yok. YZ'nin neden olduğu bu etkiler, yararlanıcıların niyetine ve kullanılan verilerin kalitesine bağlı olarak kullanılabilecek iki ucu keskin bir kılıç.

Yapay zekanın kullanım alanları, bilimsel araştırmaların hızlandırılması ve kimyasal ya da biyolojik silah üretiminde olası kullanımıyla sınırlı değildir. Bu teknoloji aynı zamanda yüksek maliyetli geleneksel laboratuvarlara ihtiyaç duymadan kimyasal deneyler yapmak için de kullanılabilir.

YZ, tüm alanlarda araştırma yapmanın hızını ve kolaylığını artırırken maliyetini büyük ölçüde düşürdü. ABD İç Güvenlik Bakanlığı Kitle İmha Silahlarıyla Mücadele Ofisi (CWMD) Sekreter Yardımcısı Mary Ellen Callahan, sohbet robotu ChatGPT kullanmayı, hızlı ve doğru bir şekilde elde edilebilecek bilgiler ve veriler içerdiği için fen bilimlerinde lisans derecesi almaya benzetti.

YZ'nin biyolojik ve kimyasal araştırmaları desteklemedeki muazzam potansiyeli nedeniyle, bu alanlarda uzmanlaşmış büyük ölçekli dil modellerinin geliştirilmesine de acil ihtiyaç duyuluyor. Örneğin, bilim insanları geçtiğimiz şubat ayında, biyoloji alanındaki ilk kapsamlı ve uzmanlaşmış YZ çekirdek modelini oluşturmak için bir proje başlattı. Projenin amacı, biyomedikal ve çevre bilimlerindeki araştırmaları hızlandırmak için üretken yapay zekayı moleküllerden tüm organizmalara kadar farklı biyoloji seviyelerine bağlamak olarak belirlendi.

Bu, bilimi seven ve bilimle uğraşan herkes için çok iyi bir haber olsa da aynı zamanda korkutucu. Çünkü bu veriler ve araştırmalar çevrimiçi olarak ulaşılabilir. Bu da onları kötü amaçlar için kullanmak isteyen insanların eline geçmesini mümkün kılıyor.

Son yıllarda YZ, kimya ve biyolojinin kesiştiği noktada araştırmalar hız kazanırken bazen yeni teknolojilere ilişkin mevzuatlar ve düzenlemeler göz ardı edildi. YZ modelleri ve bilimsel uygulamalar için mevcut veriler giderek daha etkili hale geldikçe, bilimi ve teknolojiyi kötü amaçlar için kullanmak isteyen insanlar için de bir araç haline gelebilir. YZ teknolojilerinin insan gözetimi, özellikle fiziksel ve yaşam bilimleriyle kesiştiklerinde, savunmasızlığı ele almak, bilginin kullanımını uygun şekilde yönlendirmek ve risk değerlendirmesine dayalı bağlamı korumak için gerekiyor.

Bulut laboratuvarları

YZ’nin bu alandaki kullanımları sadece bilimsel araştırmaların hızını arttırmak ve kimyasal ya da biyolojik silah üretiminde kullanılma olasılığı ile sınırlı değil. Bu teknoloji aynı zamanda yüksek maliyetli geleneksel laboratuvarlara ihtiyaç duymadan kimyasal deneyler yapmak için de kullanılabilir.

Sayıları giderek artan teknoloji şirketleri, artık bulut laboratuvarları olarak bilinen uzaktan hizmetler sunuyor. Bu laboratuvarlar sanal bir çalışma ortamı yaratarak deneylerin geleneksel laboratuvarlardaki malzeme ve ekipmanlar yerine sanal olarak yapılmasına ve neredeyse aynı sonuçların elde edilmesine olanak sağlıyor.

Bu laboratuvarlar aracılığıyla deneylerin uzaktan simüle edilmesi, kimyasal ve biyolojik deneyler için gerekli ekipmana sahip laboratuvarlar kurmak için gereken büyük finansman engelinin üstesinden gelirken bu laboratuvarlara her yerden erişme imkanı veriyor.

Teknolojinin ilerlemesi sadece zaman alıcı ve yoğun emek gerektiren bilimsel araştırmalar için tehlike oluşturmuyor, aynı zamanda sonuçların uzaktan ve sorunsuz bir şekilde elde edilmesini de sağlıyor. Çeşitli nedenlerle biyolojik silahlar da dahil olmak üzere silah üretiminde teknolojinin kullanımına ilişkin endişeler giderek artıyor. Öncelikle dark web aracılığıyla anonim kalmak mümkün olabilirken bu da bazı kişilerin ya da tarafların bu teknolojileri kötü niyetli amaçlar için kullanmasına izin veriyor. Ayrıca, bu bilgilerin sıradan insanlar tarafından kolayca erişilebilir olması, kullanımına ilişkin endişeleri körüklüyor.

Şirketler bulut laboratuvarlarını en son teknolojiyle güvence altına almaya çalışsalar bile, özellikle devletler tarafından desteklenen terörist gruplar tarafından bu bilgileri elde etmeyi amaçlayan siber saldırılara karşı savunmasızlar.

YZ’nin gelişmeye devam edeceği ve karşılaştığı zorlukların daha da karmaşıklaşacağı gerçeğini görmezden gelemeyiz.

Ülkeler, bağlayıcı olan ve olmayan mevzuatlar çıkararak teknolojinin hızlı ilerleyişine ayak uydurmaya çalışıyor. Fakat bu alanda, bu bilgilere yetkisiz erişimi engelleyecek yeterli ve etkili bir mevzuat bulunmuyor. Bu durum, YZ'nin kötü niyetli kullanım olasılığını tüm olasılıklara açık bırakıyor.

Teknolojiyi korumak yerine ileriye taşımak

YZ geliştiricisi şirketlerin çoğu, YZ'nin kötü amaçlarla kullanılmasını nasıl engelleyebilecekleri konusunda araştırmalara yatırım yaptıklarını iddia ederek güvenlik konusunda bilinçli bir imaj çizmeye çalışıyor. Ayrıca, YZ uygulamalarını hızla paraya dönüştürmek amacıyla büyük dil araçlarının geliştirilmesini hızlandırmak için araştırmalara yatırım yapıyorlar. Ancak bu iki hedef arasında büyük çelişkiler söz konusu.

YZ güvenliğinin sağlanması demek üretimin ve inovasyonun yavaşlatılması demek değilse de YZ tabanlı ürünlerin ve uygulamaların güvence altına alınmasının ciddiyeti bu şirketlerin yönetim kurullarına bağlı.

Şirketlerin uygulamalarını kötü amaçlı kullanıma ya da siber saldırılara karşı güvenliğini sağlama konusunda ne kadar ciddi olduklarını ortaya koyan birçok husus var. Bunlardan en önemlisi şeffaflık. YZ tabanlı uygulama üretmek için veri kullanma ve büyük dil modelleri besleme süreci, bir şirketin ciddi olup olmadığını ve YZ’nin güvenli bir şekilde kullanımına yatırım yapıp yapmadığını ya da yalnızca finansal kazançlarla ilgilenip ilgilenmediğini analiz etmede büyük bir önem taşıyor.

Yukarıda bahsi geçen raporun yayınlandığı ay, OpenAI şirketinde şu an ve eskiden çalışan bazı isimler, şeffaflığa ilişkin tedbirlerin ortaya koyulamaması, hükümetlerin güçlü yasalarla bu çalışmaları takip etmemesi ve YZ tabanlı uygulamaların kötü niyetli ve zararlı kullanımlarını önlemek için gerekli önlemlerin alınmaması tehlikesine karşı uyaran bir mektup yayınlandılar.

Mektupta, teknoloji camiasında YZ baş döndürücü hızıyla ilgili endişeler dile getirildi. Sektördeki çoğu şirket, YZ’yi besleyen verilerin ve bilgilerin nasıl kullanıldığı ve daha da önemlisi bu bilgilere kimin erişme hakkına sahip olduğu konusunda kamuoyunun bilmediği pek çok iç politikaya sahip.

Mektubu imzalayanlar, şeffaflığın olmayışını ve çalışanların yanlış uygulamalardan şikayet edebilecekleri adil bir sistemin bulunmadığının altını çizerken YZ'nin yol açtığı ve açabileceği zararı en aza indirmek için çeşitli önerilerde bulundular.

Mektup, bu hayati alanda faaliyet gösteren tüm şirketlere yapıcı eleştiri için uygun bir ortam yaratmaları ve çalıştıkları şirketin politikalarını eleştirmeye karar verdiklerinde çalışanlarını cezalandırmamaları çağrısında bulunuyor. Ayrıca, şeffaflığı sağlamak ve bu sektörde çalışanları kapalı kapılar ardında olanları açıklamaya teşvik etmek amacıyla şirket içi politikaları eleştirmek isteyen çalışanlar için güvenli ve anonim bir yol tanımlanması gerektiğini vurguluyor. Bu bir ortamın sunulması, YZ uygulamalarının nasıl yönetileceğine dair yolları aydınlatacağı ve tüm taraflar arasında, insanlığı teknolojik saldırılardan korumak ya da hiç değilse zararını mümkün olduğunca en aza indirmek için sonunda etkili bir mevzuata dönüşecek iyi uygulamalar bulmak için tartışmaları teşvik edeceği kesin.

YZ’nin gelişmeye devam edeceği ve karşılaştığı zorlukların daha da karmaşıklaşacağı gerçeğini görmezden gelemeyiz. Dolayısıyla siber güvenlik alanındaki araştırmaları güçlendirerek, erken uyarı sistemleri geliştirerek ve tespit ve müdahale teknolojilerine yatırım yaparak bu zorluklarla başa çıkmaya hazır olmalıyız. Teknoloji kullanımında etik sorumluluğa dayalı yeni bir küresel kültür inşa etmeye çalışmalıyız. Zira YZ’nin başlıca amacı insan hayatını yok etmek değil, geliştirmektir.

YZ iki ucu keskin bir kılıçtır. İnsanlığı yeniliklerle, sağlık ve sosyal gelişmelerle dolu parlak bir geleceğe doğru götürebileceği gibi, uygun şekilde kontrol edilmediği takdirde bir kitle imha aracı olma potansiyeline de sahip. Hükümetler, kuruluşlar ve bilim insanları, bu teknolojinin insanlığa karşı değil, insanlığın yararına kullanılmasını sağlamaktan sorumlular. Uluslararası iş birliği ve titiz ve şeffaf politikaların geliştirilmesi sayesinde bir yandan YZ’nin biyolojik ve kimyasal silahların geliştirilmesinde kullanılma riskini en aza indirirken diğer yandan da faydalarını en üst düzeye çıkarabiliriz.



Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)
TT

Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)

Andrew Griffin 

Araştırmacılar, insanların uzayda nasıl üreyebileceğini araştırmacıların acilen düşünmesi gerektiğini söylüyor.

İnsanlık Dünya'nın ötesinde yaşamayı hedeflerken, insan üremesinin gerçekte nasıl işleyeceğini anlamamız gerektiğini belirtiyorlar.

Ancak bu soru "soyut bir olasılıktan pratik bir meseleye" dönüşmesine rağmen uzayda insan doğurganlığı ve üreme sağlığını yönetmek için net standartlar hâlâ yok.

Bunlar, üreme sağlığından uzay tıbbına kadar farklı alanlardan 9 uzmanın bir araya gelerek insanların uzayda nasıl üreyebileceğini anlamak için yeni bir çerçeve önerdiği yeni bir çalışmanın sonuçları.

Uzayın insan yaşamı için "düşmanca bir ortam" sunduğu gerçeğine dayanan araştırmacılar, halihazırda bilinen bir dizi zorluk olduğunu belirtiyor. Bunlar arasında yerçekimindeki değişiklikler, artan radyasyon ve uyku döngülerindeki bozulmalar yer alıyor, ki bunların hepsi üreme sağlığını etkileyebilir.

Bu soruları incelemeden uzay araştırmalarına devam etmenin tehlikeli olabileceği uyarısı yapan uzmanlar, gerçek anlamda pratik sorunlara dönüşmeden önce bu meseleleri ele almamız gerektiğini belirtiyor. Üreme teknolojileri genellikle adım adım tanıtılır ve biz çoğunlukla sonradan bunları kavrarız ama uzay araştırmalarında bundan kaçınmak gerekiyor.

NASA'nın araştırmacı bilim insanı ve çalışmanın kıdemli yazarı Fathi Karouia "İnsan uzayda daha geniş bir alana yayıldıkça üreme sağlığı artık politikanın kör noktası olmaya devam edemez" diyor. 

Kritik bilgi boşluklarını kapatmak, hem profesyonel hem de özel astronotları koruyan etik yönergeler belirlemek ve nihayetinde Dünya'nın ötesinde sürdürülebilir bir yaşantıya doğru ilerlerken insanlığı korumak için acilen uluslararası işbirliğine ihtiyaç var.

"Reproductive biomedicine in space: implications for gametogenesis, fertility and ethical considerations in the era of commercial spaceflight" (Uzayda üremenin biyotıbbı: Ticari uzay uçuşları çağında gametogenez, doğurganlık ve etik değerlendirmelerin etkileri) başlıklı rapor, hakemli dergi Reproductive BioMedicine Online'da yayımlandı.

Independent Türkçe, independent.co.uk/space


Paris’te savcılık X’in ofislerine baskın düzenleyerek Musk’ı ifadeye çağırdı

X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
TT

Paris’te savcılık X’in ofislerine baskın düzenleyerek Musk’ı ifadeye çağırdı

X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)

Paris Savcılığı dün X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, bu sosyal medya platformunu terk ettiğini duyurdu. Açıklamada, Fransa’daki X ofislerinde çeşitli ihlaller şüphesiyle gerçekleştirilen bir aramaya atıfta bulunuldu.

Savcılık, ilave ayrıntı vermeden, “Bizi LinkedIn ve Instagram’dan takip edin” ifadelerini kullandı. Mesajda ayrıca, Ocak 2025’te başlatılan bir soruşturma kapsamında, Fransa’daki X ofislerinde Ulusal Siber Suçlarla Mücadele Birimi’nin, Avrupa polis teşkilatı Europol ile  iş birliği içinde bir arama gerçekleştirdiği belirtildi.

Paris Savcılığı daha önce, X platformunun sahibi Elon Musk’ın 20 Nisan’da ifade vermek üzere çağrıldığını açıklamıştı. Fransa Başsavcısı Laure Beccuau, Musk ile X’in eski CEO’su Linda Yaccarino’nun, “iddia edilen ihlallerin gerçekleştiği dönemde X platformunun fiili ve hukuki yöneticileri sıfatıyla” 20 Nisan’da ifade vermeye çağrıldıklarını bildirdi.

2025 yılının başlarında milletvekillerinin yaptığı şikâyetler üzerine başlatılan bir soruşturma kapsamında bu gelişmeler yaşandı. Şikâyetlerde, Musk’a ait X platformunun algoritmalarının taraflı olduğu ve bunun platformun işleyişini olumsuz etkilediği öne sürüldü.

Soruşturma daha sonra genişletilerek, çocuk pornografisi görüntülerinin bulundurulması ve yayılması ya da sistematik biçimde erişime sunulmasına iştirak, cinsel içerikli deepfake üretimi ve Holokost inkârı gibi başka iddialarla da genişleyerek kapsamlı hale geldi. X platformu ise dün yayımladığı bir açıklamada, Fransız makamlarını, siyasi adımlar atmakla nitelendirdi.

Platformun “uluslararası hükümet ilişkileri” ekibi, “Paris Savcılığı, bugünkü baskını geniş biçimde duyurarak, bunun siyasi amaçlar doğrultusunda tasarlanmış, istismarcı ve gösterişli bir kolluk kuvveti eylemi olduğunu açıkça ortaya koymuştur” ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, “Bugünkü baskına dayanak oluşturan iddiaların hiçbir temeli yoktur ve X platformu herhangi bir ihlal gerçekleştirdiği iddiasını kesin bir dille reddetmektedir” ifadeleri yer aldı.

Beccuau’nun açıklamasına göre Musk ve Yaccarino’nun yanı sıra X’te çalışan bazı personel de 20-24 Nisan 2026 tarihleri arasında ifade vermeye çağrıldı. Başsavcı, “Yöneticilerle yapılacak bu gönüllü ifadeler, kendilerine olaylara ilişkin görüşlerini sunma ve gerekirse kurallara uyum için önerilen tedbirleri açıklama imkânı tanıyacaktır” dedi.

Öte yandan, Birleşik Krallık Veri Koruma Düzenleme Kurumu da dün, Elon Musk’ın platformu ve yapay zekâ şirketi xAI hakkında, sohbet botu Grok tarafından oluşturulan cinsel içerikli açık görüntüler nedeniyle soruşturma başlatıldığını duyurdu. Söz konusu görüntüler dünya genelinde tepkilere yol açmıştı.


Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
TT

Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)

Protez uzuvlar alanı, robotik, yapay zekâ ve hassas sensör teknolojilerindeki hızlı ilerlemelerin etkisiyle son yıllarda dikkat çekici bir atılım yaşıyor. Buna karşın, en önemli zorluklardan biri, kullanıcının kavradığı nesnenin niteliğine uygun kavrama gücünün ayarlanması olmaya devam ediyor. Bir yumurtayı tutmak son derece hassas bir dokunuş gerektirirken, bir su şişesini açmak daha fazla güç ve daha ince bir kontrol gerektiriyor.

Şarku’l Avsat’ın ABD Hastalık ve Kontrol Önleme Merkezleri’den (CDC) aktardığı verilere göre ülkede her yıl yaklaşık 50 bin ampütasyon vakası kaydediliyor. Bu durum, el kaybının bireylerin günlük yaşam görevlerini doğal biçimde yerine getirme kapasitesi üzerinde ciddi bir etki yarattığını gösteriyor.

Daha duyarlı akıllı sistemler

Bu alandaki en yeni yenilikler, insan elinin doğal hissini taklit edebilen, daha akıllı ve daha duyarlı protez uzuvların geliştirilmesine odaklanıyor. Bu teknolojiler, kullanıcılara daha yüksek düzeyde bağımsızlık sağlarken, günlük faaliyetleri daha kolay ve güvenle yerine getirmelerine yardımcı oluyor; kullanım sırasında konfor ve güvenliği de artırıyor.

fvdfv
Utah Üniversitesi’nde geliştirilen, insan düşüncesini taklit eden akıllı protez uzuv. (Utah Üniversitesi)

Bu kapsamda, Çin’de Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden araştırmacılar, makine öğrenimi, bilgisayarla görme ve gelişmiş sensörlere dayanan yenilikçi bir protez sistem geliştirdi. Sistem, her nesne için uygun kavrama gücünü gerçek zamanlı olarak belirlemeyi amaçlıyor. Çalışmanın sonuçları, 20 Ocak 2026 tarihli Nanotechnology and Precision Engineering dergisinde yayımlandı.

Araştırma, kalemler, şişeler, bardaklar, toplar ve anahtarlar gibi günlük hayatta yaygın kullanılan nesnelerin yanı sıra yumurta gibi hassas objeler de dâhil olmak üzere, nesnelerin yüzde 90’ından fazlasıyla etkileşim için gerekli kavrama gücünün ölçülmesine odaklandı. Amaç, kullanıcının her seferinde kavrama gücünü manuel olarak ayarlamasına gerek kalmadan çevresiyle doğal biçimde etkileşim kurabilmesini sağlamak.

Sistem; avuç içine yakın bir noktaya yerleştirilmiş küçük bir kamera, parmak uçlarındaki basınç sensörleri ve kullanıcının ön kolundaki kasların elektriksel aktivitesini ölçen bir elektromiyografi (EMG) cihazından oluşuyor. Bu sayede nesneyi kavrama niyeti belirleniyor ve kavrama gücü otomatik olarak ayarlanıyor.

Çalışmanın başyazarı, Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden Dr. Hua Li, sistemin bilgisayarla görme ile kasların elektriksel sinyallerini birleştirerek nesnelerin akıllı biçimde tanınmasını ve kavrama gücünün uyarlanabilir şekilde kontrol edilmesini sağladığını belirtti. Dr. Li, bunun protez kullanıcılarının yaşamında somut bir fark yaratabileceğini söyledi.

Dr. Li, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, sistemin gelişmiş bir algoritma aracılığıyla hedef nesneyi otomatik olarak analiz ettiğini; türünü, dokusunu ve boyutunu belirledikten sonra uygun kavrama gücünü seçtiğini ifade etti. Buna göre yumurta gibi hassas nesneler için hafif bir güç, su dolu bardaklar için ise orta düzeyde bir güç uygulanıyor. Bu yaklaşım, nesnelerin zarar görmesi ya da elden kayması ihtimalini azaltıyor.

Kullanıcının niyetini tespit etmek için EMG sinyallerinden yararlanan sistem, “görsel tanıma, güç eşleştirme ve hareketin uygulanması” aşamalarını, insan kas hafızasını taklit eden bir biçimde otomatik olarak tamamlıyor. Bu da sürekli manuel ayarlama ihtiyacını azaltıyor ve günlük görevlerin daha doğal bir şekilde yerine getirilmesini mümkün kılıyor. Sonuç olarak kullanıcıların yaşam kalitesi artıyor.

Geleceğin tasarımlarına etkisi

Bu teknolojinin gelecekteki protez tasarımlarına etkisine değinen Dr. Li, sistemin daha gelişmiş yapay el tasarımları için yeni ufuklar açtığını söyledi. Bilgisayarla görme ve kas sinyallerine dayalı çift kontrol yaklaşımının, “aktif algılama ve otomatik uygulama” temelli akıllı bir mantık sunduğunu belirten Li, bunun protez eli pasif bir tepki aracından çıkarıp, nesneleri kavramada insan davranışına daha yakın bir seviyeye taşıdığını vurguladı.

sfdef
İtalyan Teknoloji Enstitüsü’nde geliştirilen, doğal el hareketini taklit eden yenilikçi protez el. (İtalyan Teknoloji Enstitüsü)

Sistemin diğer protezler veya robotik uygulamalar için uyarlanabilirliğine ilişkin olarak ise Dr. Li, temel teknolojinin uzvun yapısına bağımlı olmadığını kaydetti. Görsel tanıma modellerinde yapılacak basit uyarlamalar ve uygun güç eşiklerinin ayarlanmasıyla, sistemin bacak veya kol protezlerine, hatta robot kollarına da uygulanabileceğini söyledi. Bu durumun, rehabilitasyon cihazları ve robotik teknolojiler için etkili ve düşük maliyetli çözümler sunarak, farklı alanlarda geniş uygulama imkânları yaratacağını ifade etti.

Paralel araştırma girişimleri

Bu gelişmeler, doğal hareketin daha hassas biçimde taklit edilmesini hedefleyen küresel araştırma çabalarıyla da örtüşüyor. Aralık 2025’te ABD’de Utah Üniversitesi’nden bir ekip, yapay zekâya dayalı ve basınç ile görsel sensörlerle donatılmış, “öz-düşünme” yeteneğine sahip akıllı bir protez el geliştirmeyi başardı. Sinir ağı kullanılarak farklı kavrama pozisyonlarıyla eğitilen bu el, her parmağın bağımsız ve kullanıcıyla eşzamanlı hareket etmesine olanak tanıyarak, günlük görevlerde gerekli zihinsel çabayı azalttı.

Ayrıca İtalya Teknoloji Enstitüsü ile Imperial College London’dan araştırmacılar, nöromüsküler uyum ve yumuşak robotik teknolojilere dayalı protez uzuvlar üzerinde çalışıyor. Haziran 2025’te ekip, iki hareket derecesine sahip yumuşak bir protez el tasarladı. Bu tasarım, çok parmaklı ve hassas kontrol gerektiren, geleneksel yöntemlerle mümkün olmayan karmaşık görevlerde umut verici sonuçlar ortaya koydu.

Temmuz 2024’te ise Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) araştırmacılar, protez bir bacak için gelişmiş bir sinirsel arayüz geliştirdi. Elektronik uzvun insan sinir sistemiyle doğrudan etkileşimini sağlayan bu arayüz, cerrahi olarak bağlanan kaslar ve sinir sinyallerini algılayan elektrotlara dayanıyor. Bu sayede kullanıcılar, motor ve duyusal kontrolü yeniden kazanarak yürüme hızında, kas gücünde ve farklı ortamlara uyumda kayda değer iyileşmeler elde etti.

Araştırmacılara göre, tüm bu gelişmeler, protez uzuvların geleceğinin; giderek daha akıllı, uyarlanabilir ve sinir sistemiyle bağlantılı sistemlere doğru ilerlediğini gösteriyor. Bu sistemler, biyolojik uzuvların performansına her geçen gün daha fazla yaklaşarak, kullanıcılara hareketin sadeliğini ve günlük yaşamda özgüveni yeniden kazandırmayı hedefliyor.