İsrailliler Etiyopya'da iddiadan ibaret olan bir “Yahudi krallığı” için kazı yapıyor

İsraillilerin Etiyopya topraklarında belgelenmiş hiçbir tarihi kanıtın olmadığı bir Yahudi krallığı için kazılar başlatması, bu tür girişimlerin uygulanabilirliği konusunda birden fazla soruyu gündeme getiriyor.

İsrail’in Addis Ababa Büyükelçiliği yakınlarındaki bir sinagogda sabah ibadetlerini yerine getiren Yahudi Etiyopyalılar, 9 Mart 2010 (AFP)
İsrail’in Addis Ababa Büyükelçiliği yakınlarındaki bir sinagogda sabah ibadetlerini yerine getiren Yahudi Etiyopyalılar, 9 Mart 2010 (AFP)
TT

İsrailliler Etiyopya'da iddiadan ibaret olan bir “Yahudi krallığı” için kazı yapıyor

İsrail’in Addis Ababa Büyükelçiliği yakınlarındaki bir sinagogda sabah ibadetlerini yerine getiren Yahudi Etiyopyalılar, 9 Mart 2010 (AFP)
İsrail’in Addis Ababa Büyükelçiliği yakınlarındaki bir sinagogda sabah ibadetlerini yerine getiren Yahudi Etiyopyalılar, 9 Mart 2010 (AFP)

Mahmud Ebu Bekir

İsrail gazetesi Haaretz, İsrailli arkeolog Bar Kribus başkanlığındaki bir arkeolojik kazı ekibinin, Kudüs'teki Yahudi Miras Merkezi'nden bir keşif heyeti eşliğinde ‘Afrika'da bir Yahudi krallığının kalıntılarını’ bulmak amacıyla kazılara başlamak üzere Etiyopya'ya gittiğini yazdı.

Etiyopya'daki bazı siyasi ve kültürel çevreler uzun bir süredir, Yahudilerin Etiyopya'nın kuzeyindeki Simien Dağları'nın kalbinde, şimdiki Gondar bölgesi yakınlarındaki sarp yamaçlarda refah ve istikrar içinde yaşadığı bir krallığın varlığına dair efsaneler anlatılageliyor.

Şarku’l Avsat’ın Haaretz gazetesinden aktardığına göre İsrailli ekip, Etiyopya'da bin yılı aşkın bir süre boyunca varlığını sürdürdüğü iddia edilen sözde krallığın kalıntılarını ilk kez keşfetmeyi hedefliyor. Etiyopya'daki bazı araştırma ve kültür çevrelerinde dolaşan hayali anlatı için belgelenmiş herhangi bir tarihi kanıt olmamasına rağmen İsrail'in bu son hamlesi, bu tür girişimlerle ilgili olarak ‘amaçları gerçekten tarihi gerçekleri kanıtlamaya veya çürütmeye yönelik bir araştırma yapmak mı yoksa yeni bir siyasi gerçeklik yaratmak için dayanaksız anlatıları sürdürmeye mi çalışmak mı?’ şeklinde bazı soru işaretlerini gündeme getirdi.

İşlerinde ciddi bazı araştırmacılar, özellikle bu krallık hakkında ortada dolaşan bilgiler anlatılagelen efsanelerin ötesine geçmediğinden İsrailli ekibin üstlenmeyi planladığı misyonun ciddiyetini sorguladılar. Çoğunlukla hayali tarihi mitlere dayanan anlatılar temelinde güncel bir siyasi gerçeklik formüle edilebilir mi? sorusuna yanıt arıyorlar.

dyhju
Etiyoyalı Yahudiler olan Falaşalar, ilki 1977 yılında olmak üzere İsrail'e birkaç defada toplu olarak getirildiler (AFP)

İnsan toplumlarının gelişimi, endüstriyel ilerleme ve teknolojik devrim çerçevesinde modernist yollara girmeleri, mitolojiyi yalnızca tarihten kalan bir miras haline getirdiğinden bu sorunun cevabı basitleştirilmiş haliyle olumsuz olabilir. Edebi ve sanatsal eserlerde çağrışımları olabilir, ancak bu tür eserler, bir gelecek vizyonu oluşturmak ya da mevcut siyasi gerçeklikleri şekillendirmek için temel oluşturamaz.

Belki de daha derin bir başka kavrayış, mevcut ya da amaçlanan siyasi gerçeklik ile hayal edilen tarihi anlatılar arasındaki bağı ortaya çıkarabilir. Örneğin ünlü Fransız düşünür Roger Garaudy, birçok yazısında Yahudi tarih düşüncesindeki mitlerin merkeziliğine atıfta bulunur. Garaudy, İsrail'in bir devlet olarak gerçek varlığını, ancak eski Yahudi mitlerinin büyük ölçüde canlandırılması, revize edilmesi ve yakın siyasi gerçekliğinden (Vaat Edilmiş Topraklar, Tanrı'nın seçilmiş halkı vb.) yeni mitlerin yaratılması sayesinde duyurabildiğini vurgular. Dolayısıyla, tarihsel mitlerin siyasi bugünü ve geleceği şekillendirme çabasındaki rolü göz ardı edilemez.

Hiç kanıtı olmayan bir Yahudi krallığı

Haaretz'in haberine göre Yahudi toplumunun bazı kesimlerinde, İsrail'e göç etmeden önce Afrikalı Yahudilerin çoğunluğunun yaşadığı Gondar bölgesine komşu olan bugünkü Etiyopya'nın batısında bağımsız olarak yaşayan bir Yahudi krallığı olduğuna dair yaygın bir inanış var.

Aynı anlatıya göre bahsi geçen krallığın sınırları bugünkü İsrail devleti büyüklüğünde bir alanı kapsıyordu. Haaretz’e göre Yahudi topluluklarında birçok hikaye ve efsane hüküm sürmüş ve bu anlatıyı destekleyecek herhangi bir fiziksel kanıt bulunmadan kurtuluş umudunu artırmıştı.

Anlatıya göre söz konusu krallık, her biri İncil'deki yargıca atfen Gideon olarak adlandırılan bir krallar silsilesinin yönetimindeydi ve bu yüzden ‘Gideonların Krallığı’ olarak adlandırıldı.

Bu anlatının teorisyenleri, bu efsaneleri Etiyopya'daki Gondar bölgesi yakınlarında yer alan dağlarda yaşayan ve ‘Lubya’ olarak adlandırılan Yahudilere bağlıyor. Bazı İsrailli gezginler bu ismin Nubya'ya, yani bugünkü Sudan'a atıfta bulunduğuna inanıyor.

Krallıkla ilgili bilgiler son kırk yıldır nesiller boyunca aktarılan sözlü anlatımlara dayandığından Haaretz gazetesi tarihi gerçeğin aksine bu anlatıların doğruluğunu sorguluyor. Zira bu anlatılardan bazıları, Etiyopya asıllı İsrailli yazar Daniel Belete, ‘Gideonites: History of the Jews of Ethiopia and the Journey to the Land of Israel’ (Gideonlar: Etiyopya Yahudilerinin Tarihi ve İsrail Topraklarına Yolculuk) adlı kitabı gibi kaleme alındı.

Gazeteye göre Yahudi krallığının doğum tarihi tartışma konusu olsa da ilk tanıklıklar 14’üncü yüzyıla kadar uzanırken, krallığın 1626 yılında düştüğünde fikir birliği var.

Amerikalı tarihçi Herbert Alois Kraus, Cizvit misyoner aktivistlerin tarihi yazılarında Segenet adında bir yerde 19’uncu yüzyıl öncesi bir sinagogdan bahsedildiğini ve bunun Etiyopya'daki yerel Yahudilerin dini ve manevi yaşamı hakkında değerli bilgiler verebileceğini belirtiyor.

İsrailli arkeolog Kribus 2015 yılından bu yana, farklı geleneklerin Habeşistan'daki (Etiyoya’nın tarihteki adı) sözde Yahudi krallığını ilişkilendirdiği yerleri tespit etmek için araştırmalar yürütüyor. Etiyopya'ya seyahat ederek söz konusu krallıkla ilgili anlatıları kanıtlayacak ya da çürütecek somut fiziksel bulgular keşfetmeye çalışıyor.

Haaretz gazetesinin tarihçilerden aktardığına göre Yahudiler yaklaşık 500 yıl önce Afrika'daki bağımsız krallıklarını savunmak için uzun savaşlar verdiler. Bu da Yahudi sürgününün geleneksel anlatısı olan ‘Yahudiler, gerek Hıristiyan gerekse Müslüman olsun her zaman yabancıların egemenliği altında diaspora hayatı sürdüler’ söylemiyle çelişiyor. Araştırmacı Ömer Selham, Habeş-Falaşa Yahudilerinin kökeni üzerine yaptığı bir çalışmada, Doğu Afrika kıyılarının her kâr peşinde koşan tüccar için cazip bir ticari alan olduğunu, dolayısıyla Yahudilerin bu bölgedeki varlığının ticari faaliyetlerden kaynaklandığını öne sürüyor ve bu bölgede Yahudilerin krallıklar şeklinde eski bir tarihi varlıkları olduğunu reddediyor.

Etiyopya’dan bazı kaynaklara göre Etiyopya'daki Yahudilerin tarihi, Firavun’dan kaçmak için Musa Peygamber ile birlikte o topraklardan ayrılan ve bu dönemde Habeşistan topraklarına giden Mısır Yahudilerine kadar uzanıyor.

Çelişkili anlatımlar

İlk anlatım Habeş-Falaşa Yahudilerinin kökeninin Mısır'dan Habeşistan'a göç eden ve orada yaşayan Yahudilere dayandığını belirtirken, ikinci anlatım kökenlerinin bölgede geniş bir alanda hüküm süren Süleyman Peygamber'in krallığına dayandığını belirtiyor. Bu yüzden Habeş kralları kendilerini ‘Süleymanlılar’ olarak tanımlamaya devam ettiler. Etiyopyalı Yahudilere dair üçüncü anlatı ise Yemen'in Sebe krallığına mensup olduklarını söylüyor. Bu anlatı, Süleyman Peygamber'in Sebe Melikesi (Arapça ismine göre Belkıs, Habeşçe ismine göre Makeda) ile evlendiğini ve Habeşistan'daki Yahudi hanedanının ondan doğduğunu iddia ediyor.

Tarihçiler, Yahudilerin Etiyopya'daki varlığının tarihiyle ilgili mitolojik anlatılar dışında, Yahudilerin Etiyopya'daki varlığına inanıyor. Bu anlatıların hiçbiri, kökenleri konusunda herhangi birinin lehine olacak bilimsel verilere dayanmıyor. Dini inançları hakkında da, İsrailoğulları'nın Tanrısı'na ve Tanrı'nın onları insanlığın geri kalanı arasından seçtiğine inandıkları gerçeği dışında bir detay bulunmuyor. Ayrıca yeniden dirilişe ve öbür dünyada yargılanmaya inanırlarken Telmud’a inanmazlar, bu da onları Yahudi mirasındaki (özellikle İsrail) hakim anlatılarla çelişkiye sokar.

Etiyopyalı tarihçi Isaac Teferi, Independent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede, Yahudi tarihinin, ‘sürgünler’ anlamına gelen ve ‘Falaşa’ olarak adlandırılan Etiyopyalı Yahudileri 1948 yılında İsrail devletinin kurulmasına kadar tanımadığını, çünkü Yahudi devletinin, demografisini güçlendirmek ve basit işlerde kullanmak için binlerce Etiyopyalı Yahudiyi İsrail'e getirmek için onları tanımak zorunda kaldığını söylüyor. Falaşalar birkaç defada İsrail'e toplu olarak getirildiler. İlk operasyon 1977 yılında ‘Musa Operasyonu I’ adıyla yapıldı ve yaklaşık 2 bin 500 Falaşa İsrail’e getirildi.

jmukılo
Kudüs'teki Etiyopyalı Yahudiler Sigd bayramı sırasında ibadet ediyorlar, 16 Kasım 2009 (AFP)

İkinci operasyon 1982 yılında ‘Geri Dönüş Hakkı’ adı altında gerçekleşti ve yaklaşık 25 bin kişiyi kapsıyordu. Daha sonra 1984 yılında en ünlüsü olan ‘Musa Operasyonu II’ gerçekleşti. Bu operasyonda binlerce Falaşa, eski Sudan Cumhurbaşkanı Cafer Numeyri'nin yardımlarıyla Sudan'dan hava yoluyla işgal altındaki Filistin topraklarına taşındı.

Eski ABD Başkanı George H.W. Bush'un 1985 yılında verdiği açık destekle Etiyopyalı Yahudi göçmenlerin sayısının yaklaşık 20 bine ulaşmasıyla Falaşaları yeniden yerleştirmek için ‘Sebe Operasyonu’ gerçekleştirildi.

Ardından 1991 yılındaki ‘Süleyman Operasyonu’ kapsamında 20 bin kadar Falaşa, eski İsrail Başbakanı İzak Şamir döneminde, dönemin İsrail Genelkurmay Başkan Yardımcısı Amnon Lipkin-Şahak gözetiminde İsrail’e getirildi.

Son operasyon olan ‘Güvercin Kanatları’ 2012 yılında gerçekleşti ve yaklaşık 9 bin Falaşa getirildi. Tüm bu göçlerin resmi bir şekilde ve Etiyopya devleti ile İsrail arasında yapılan anlaşmalarla gerçekleştirilmiş olmasına rağmen, İsraillilerin büyük bir kesimi, İsrail’e getirilen Etiyopyalıların çoğunun aslında Yahudi olmadığı, açlık ve yoksulluk yüzünden kendilerine geçim kaynağı sağlayacak bir ülkeye göç etmek isteyen insanlar olduğuna inanıyor. Bu yüzden Falaşalar yeni vatanlarında ırkçılık ve zulüm görmeye devam ediyor.

Mit ve tarih arasında

Teferi, mitolojik anlatılar ile ciddi ve profesyonel akademik araştırmalar arasında bir mesafe olduğunu düşünüyor. Etiyopyalı akademisyen, Etiyopya'daki Yahudilerin tarihinin, Yahudiliğin gereklerini getiren ya da tarihteki Habeşistan'da yaşayan Yahudilerden gelen kişilere atıfta bulunduğunu vurguladı. Etiyopya'daki en büyük Yahudi grubu, Etiyopyalı Yahudiler olarak da bilinen Beta Israel olduğunu belirtti.

Beta Israel, yani Etiyopyalı Yahudilerin literatürünün Amharca'da kuzey anlamına gelen ‘Semen Krallığı’ adlı efsanevi bir krallığın varlığına atıfta bulunduğunu söyleyen Teferi, hikâyeye göre Aksum Krallığı'nın en ünlü krallarından biri olan Kral Ezana döneminde (MS 300-375 civarı) Hıristiyanlık Aksum Krallığı'nın resmi dini haline geldiğini aktardı. Teferi, Hıristiyanlığın Aksum Krallığı'nın resmi dini olarak ilan edilmesinin, Yahudi nüfusun Hıristiyanlığa geçmeyi reddetmesine ve isyan etmeye başlamasına neden olduğunu da sözlerine ekledi.

Etiyopyalı araştırmacı, Beta Israel grubunun literatüründe bölgedeki Yahudilerle Hıristiyanlar arasında bir iç savaş yaşandığının ve bunun sonucunda Simien Dağları bölgesinde ve Tana Gölü'nün kuzeyinde, Setit Nehri'nin güneyinde yer alan Dembiya bölgesinde bağımsız bir Yahudi devletinin kurulduğunun iddia edildiğini, ancak bu anlatıların doğruluğunu kesin olarak teyit edecek hiçbir bilimsel ve tarihi kanıt bulunmadığını söyledi.

Siyasi amaçlar

Bar Kribus başkanlığındaki İsrailli son arkeolojik keşif gezisinin, belki de tarihi ya da arkeolojik nedenlerden ziyade siyasi nedenlerle bu efsanevi anlatıları kanıtlamaya çalıştığını söyleyen Teferi, bu gezinin nedenlerinden bazılarının, özellikle Falaşaların İsrail toplumunda kendilerini dışlanmış hissetmelerinin İsrail'in kendi iç durumundan kaynaklandığına inanıldığını belirtti. İsrail'in sıcak noktalar olarak kabul edilen Arap ülkeleriyle sınır bölgelerine yerleştirilen Falaşalar, okulda, iş piyasasında ve hatta dini ibadetlerini veya resmi görevlerini yerine getirirken ayrımcılığa maruz kalıyor.

Falaşaların 2015 yılında İsrail içinde düzenlediği barışçıl gösterilerde ayrımcılık ve zulme karşı ayaklandığını ve güvenlik güçlerinin tacizine maruz kaldığına dikkati çeken Teferi, Falaşa bir İsrail askerinin kameralar önünde polis tarafından saldırıya uğradığını hatırlattı. Teferi, bu olayın Falaşaların maruz kaldığı ırkçılık gerçeği hakkında kapsamlı bir tartışma başlattığını ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu Falaşaları sakinleştirmek için saldırıya uğrayan asker ile bir araya gelmek zorunda bıraktığını vurguladı.

Tel Aviv'in şu anda Gazze Şeridi’nde ve Lübnan'da yürüttüğü savaş sebebiyle ve özellikle Falaşaların çoğu İsrail ordusunda görev yaptığından iç cepheyi güçlendirmeye ihtiyacı olduğunu söyleyen Teferi, dolayısıyla Falaşaların Etiyopya'daki eski Yahudi kökenlerinden bahsetmenin ve toplumda hüküm süren şüphecilik ve kötü muameleler karşısında Falaşaların Yahudi olduklarını teyit etmenin iç cepheyi güçlendirebileceğinin altını çizdi.

İsrailli arkeoloji ekibinin Etiyopya'da tarihte bir Yahudi krallığının varlığına ilişkin iddiaların ciddiyetini incelediğini belirten Etiyopyalı tarihçi Teferi, bu hamlenin gerçeğe ulaşmayı amaçlayan bir çalışma olarak bilimsel ve tarihi kurallara uyup uymadığına ya da özellikle ekip Kudüs'teki Yahudi Miras Merkezi Etiyopya Tarihi Bölümü tarafından gönderildiğinden hayali bir gerçekliği formüle etmeye yönelik siyasi bir misyon olup olmadığına karar vermek için araştırmanın sonuçlarına bakılması gerektiğini vurguladı.



Brad Pitt'in yeni Netflix filmi sosyal medyayı karıştırdı

62 yaşındaki Brad Pitt, kendisine En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandıran dublör Cliff Booth rolüne bu yıl izleyiciyle buluşacak filmle geri dönüyor (Sony Pictures Releasing)
62 yaşındaki Brad Pitt, kendisine En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandıran dublör Cliff Booth rolüne bu yıl izleyiciyle buluşacak filmle geri dönüyor (Sony Pictures Releasing)
TT

Brad Pitt'in yeni Netflix filmi sosyal medyayı karıştırdı

62 yaşındaki Brad Pitt, kendisine En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandıran dublör Cliff Booth rolüne bu yıl izleyiciyle buluşacak filmle geri dönüyor (Sony Pictures Releasing)
62 yaşındaki Brad Pitt, kendisine En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandıran dublör Cliff Booth rolüne bu yıl izleyiciyle buluşacak filmle geri dönüyor (Sony Pictures Releasing)

Netflix, Super Bowl sırasında sürpriz bir "ilk bakış" videosu yayımlayarak Brad Pitt'in dublör Cliff Booth rolüne The Adventures of Cliff Booth'ta geri döndüğünü gösterdi. Yapım, Bir Zamanlar… Hollywood'da (Once Upon a Time... in Hollywood) evreninde geçen yeni bir film.

Kısa tanıtım, retro bir müzik eşliğinde Cliff'in bir barda keyif yaptığı, bir film setinin perde arkasında dolaştığı ve toprak pistte bir yarış arabasının direksiyonunda görüldüğü sahnelerden oluşuyor. 

Video, dublörün dizini buzlayıp Elizabeth Debicki ve Yahya Abdul-Mateen II’nin canlandırdığı karakterlerle tanışmasıyla açılıyor; ikili, gösterişli "eski Hollywood" tarzı kıyafetler içinde. Tanıtım boyunca çıplaklık, sigara, orta parmak, silahlar ve küfürlü replikler kısa kısa beliriyor; görüntüler, "şakacı" bir sansür numarasıyla anlık olarak kapatılıyor.

Finalde ise Cliff'in masasının üzerine bir Oscar koyduğu bir plan var. Bu da Pitt'in, Bir Zamanlar… Hollywood'da filmindeki rolüyle kazandığı ilk oyunculuk Oscar'ına gönderme diye yorumlandı.

Pitt'in canlandırdığı "havalı ve karizmatik" dublör Cliff Booth'u ilk kez 2019'da filmde tanımıştık.

Devam filminde yönetmen koltuğunda David Fincher oturuyor. Senaryoyu Quentin Tarantino kaleme aldı ancak yönetmenliği Fincher'a bıraktı. Tarantino'nun ise hâlâ çekmek istediği 10. ve "son" film projesi üzerinde çalıştığı belirtiliyor. 

Fincher'ın Netflix'le ilişkisi Mindhunter dönemine uzanıyor. Yönetmenin platform için çektiği The Killer ve Mank de bu ortaklığın son örnekleri.

Super Bowl'u evde izleyenler ise, tanıtımda filmin adının hiç görünmemesiyle şaşkınlık yaşadı. Sosyal medyada bir kullanıcı "O Brad Pitt'li fragman da neyin nesiydi, biri açıklasın" derken, bir başkası şöyle yazdı: 

Brad Pitt'li Netflix filminin adını öğrenmemize resmen izin yok mu?

Başka bir kullanıcı ise Netflix'in filmin ismini bilinçli olarak vermediğini, insanların internette aratmasını sağlamak istediğini savundu.

Bir Zamanlar… Hollywood'da, 1969'da Charles Manson tarikatı mensuplarının Sharon Tate ve arkadaşlarını öldürdüğü geceyi "alternatif tarih" kurgusuyla yeniden yazmış; Cliff Booth'la yakın arkadaşı, Rick Dalton saldırganları durdurup öldürmüştü. 

The Adventures of Cliff Booth'un hikayesi 1970'lerde geçecek. Dalton'ı canlandıran Leonardo DiCaprio'nun bu devam filminde geri dönmesi beklenmiyor. 

Cliff Booth'a; Scott Caan, Elizabeth Debicki, Yahya Abdul-Mateen II, Carla Gugino ve Holt McCallany'nin canlandırdığı yeni karakterlerin eşlik edeceği açıklandı. Ayrıca Timothy Olyphant'ın, ilk filmdeki James Stacy rolüyle geri döneceği de doğrulandı.

Independent Türkçe, Variety, Mirror


Netflix'e sessiz sedasız eklenen Alman dizisi listeleri altüst etti

Unfamiliar'ın başrollerinde 53 yaşındaki Susanne Wolff'a (solda) Dogs of Berlin ve Dark gibi dizilerle de tanınan Felix Kramer (sağda) eşlik ediyor (Netflix)
Unfamiliar'ın başrollerinde 53 yaşındaki Susanne Wolff'a (solda) Dogs of Berlin ve Dark gibi dizilerle de tanınan Felix Kramer (sağda) eşlik ediyor (Netflix)
TT

Netflix'e sessiz sedasız eklenen Alman dizisi listeleri altüst etti

Unfamiliar'ın başrollerinde 53 yaşındaki Susanne Wolff'a (solda) Dogs of Berlin ve Dark gibi dizilerle de tanınan Felix Kramer (sağda) eşlik ediyor (Netflix)
Unfamiliar'ın başrollerinde 53 yaşındaki Susanne Wolff'a (solda) Dogs of Berlin ve Dark gibi dizilerle de tanınan Felix Kramer (sağda) eşlik ediyor (Netflix)

Netflix izleyicileri platforma yeni eklenen gerilim dizisini tek oturuşta bitiriyor.

6 bölümlük Unfamiliar, neredeyse hiç tanıtım yapılmadan Netflix kataloğuna eklendi. Ancak bu sessiz sedasız çıkışına rağmen kısa sürede izleyicinin ilgisini çekti ve platform listelerinde üst sıralara tırmandı.

Dizi, Birleşik Krallık'ta en çok izlenenler listesinde 9. sıraya yükseldi. Yayına girer girmez büyük ilgiyle karşılanan Unfamiliar, Türkiye'deyse ikinci sıraya yerleşti. Hem izleyiciler hem de eleştirmenler, bağımlılık yapan temposu nedeniyle gerilim dizisini türün meraklılarına öneriyor.

Almanya yapımı Unfamiliar, Simon ve Meret adlı iki eski casusun Berlin'in merkezinde gizli bir "güvenli ev" işletmesiyle açılıyor.

Netflix, 18 yaş altı izleyicilere uygun olmadığını belirttiği dizinin konusunu resmi özetinde şöyle anlatıyor:

İki eski casusun geçmişleri peşlerini bırakmayınca, en büyük dertleri araba kovalamacaları, silahlı çatışmalar veya yumruklaşmalar değil; birbirlerine gerçeği söylemek olur.

Bir değerlendirmede Unfamiliar'ın "kedi-fare" kovalamacası üzerine kurulu olduğu ve Netflix'in önceki casusluk hitleri The Night Agent, The Recruit ve Black Doves'u hatırlattığı belirtiliyor. Aynı yorumda dizi "görsel olarak etkileyici" bulunuyor. İzleyiciyi daha ilk bölümden yakaladığı ve aksiyon sevenler için "tek oturuşta bitirilecek" bir seçenek sunduğu vurgulanıyor.

Başka bir izleyici ise dizinin ilk bölümde merak uyandıracak kadar ipucu verip, bazı ayrıntıları karanlıkta bırakırken bunu "seyirciyle oynuyormuş" hissi yaratmadan yapmasını övdü.

Diziyi şimdiden bitirdiğini söyleyen bir izleyici de "Duramadım; gece 02.30'a kadar tüm bölümleri arka arkaya izledim" diyerek, yapımı "alışıldık Hollywood prodüksiyonlarından çok daha iyi" bulduğunu dile getirdi. 

Bir başka yorumda da aksiyon sahnelerinin sertliğine dikkat çekildi. Ana karakterin telefonda eşiyle tartışırken bir yandan da saldırganlarla boğuştuğu sekansı hatırlatan bir izleyici şöyle dedi:

Kulağa tuhaf geliyor ama sahne müthiş akıyor.

Bazı izleyiciler, başroldeki Susanne Wolff'un performansını "müthiş" diye nitelerken, dizinin klişelere düşmediğini belirtiyor. 

Çekimleri Berlin'de gerçekleşen Unfamiliar, 5 Şubat'tan bu yana Netflix'te izlenebiliyor.

Independent Türkçe, Express, Mirror


Zirve el değiştirdi: Timothée Chalamet'nin son filminden rekor

30 yaşındaki Timothée Chalamet'nin canlandırdığı Marty karakteri; masa tenisi şampiyonu, dolandırıcı, komedyen ve girişimci Marty Reisman'ın hayatından esinlenerek yaratılmış (A24)
30 yaşındaki Timothée Chalamet'nin canlandırdığı Marty karakteri; masa tenisi şampiyonu, dolandırıcı, komedyen ve girişimci Marty Reisman'ın hayatından esinlenerek yaratılmış (A24)
TT

Zirve el değiştirdi: Timothée Chalamet'nin son filminden rekor

30 yaşındaki Timothée Chalamet'nin canlandırdığı Marty karakteri; masa tenisi şampiyonu, dolandırıcı, komedyen ve girişimci Marty Reisman'ın hayatından esinlenerek yaratılmış (A24)
30 yaşındaki Timothée Chalamet'nin canlandırdığı Marty karakteri; masa tenisi şampiyonu, dolandırıcı, komedyen ve girişimci Marty Reisman'ın hayatından esinlenerek yaratılmış (A24)

Timothée Chalamet'nin başrolünü üstlendiği +18'lik spor filmi Muhteşem Marty (Marty Supreme), A24'ün dünya genelinde en yüksek hasılat yapan filmi oldu. 

Komediyle dramı buluşturan film, küresel gişede 147 milyon dolara ulaştı. Bunun 93 milyon doları ABD'den, 54 milyon dolarıysa uluslararası pazarlardan geldi. 

Bu rakamlar, daha önce A24'ün dünya çapındaki en büyük gişe başarıları arasında yer alan Oscarlı Her Şey Her Yerde Aynı Anda'nın (Everything Everywhere All at Once) 142 milyon dolarlık ve İç Savaş'ın (Civil War) 127 milyon dolarlık küresel hasılatını geride bıraktı.

Film, yılın başında 77 milyon dolarla A24'ün ABD gişesi rekorunu da kırmış ve Her Şey Her Yerde Aynı Anda'nın elindeki zirveyi devralmıştı. Yapımın dünya genelinde de liderliğe yükselmesi yalnızca birkaç hafta sürdü.

A24'e göre Muhteşem Marty'nin hasılatı daha da artacak. Zira film hâlâ bazı büyük uluslararası pazarlarda vizyona girmedi. 

Stüdyo, pazarlama giderleri hariç yalnızca prodüksiyon için 70 milyon dolar harcadı; bu, bağımsız/arthouse çizgisiyle bilinen şirketin bugüne kadar bir filme ayırdığı en yüksek yapım bütçesi. Sinema salonlarının bilet gelirinin yaklaşık yarısını aldığı hesaba katıldığında, filmin gişede uzun süre ayakta kalması stüdyo için rahatlatıcı.

Yapım, ABD ve Kanada'da Noel günü vizyona girerek uzun tatil döneminde 27 milyon dolarlık açılış yapmıştı. Başarıda Chalamet'nin payı büyük. Film, olumlu eleştiriler ve kulaktan kulağa yayılan övgü dolu yorumlar sayesinde sinemalarda izleyici çekmeyi sürdürüyor

Çin'de de vizyona girecek

Josh Safdie imzalı tempolu macerada Chalamet, masa tenisi şampiyonu Marty Mauser rolünde. Mauser, zirve hayalinin peşinde kendini sonuna kadar zorluyor. Filmde Chalamet'ye Gwyneth Paltrow, Odessa A'zion, Kevin O'Leary, Tyler Okonma, Abel Ferrara ve Fran Drescher eşlik ediyor.

Filmin uluslararası vizyon yolculuğu da sürüyor. A24, yapımın yıl içinde Çin'de vizyona gireceğini duyurdu ancak tarih henüz açıklanmadı. Chalamet, yılın başlarında yaptığı açıklamada "Çinli izleyicilerin Muhteşem Marty'yi deneyimlemesi ve filmin dünyanın dört bir yanındaki yolculuğunun bir parçası olması için sabırsızlanıyorum" ifadelerini kullanmıştı.

Muhteşem Marty aynı zamanda ödül sezonunda da güçlü bir performans sergiliyor. Chalamet, En İyi Erkek Oyuncu dalında Altın Küre ve Eleştirmenlerin Seçimi ödüllerini kazandı. Spor draması, En İyi Film dahil 9 dalda Oscar'a aday gösterildi.

Türkiye'de 1 Ocak'ta vizyona giren Muhteşem Marty halen gösterimde.

Independent Türkçe, Variety, The Playlist