Paris neden Netanyahu ve Gallant'a Fransa’ya gelmeleri halinde tutuklanmalarına karşı dokunulmazlık sağlıyor?

Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından çarşamba günü yapılan açıklamaya göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya ülkeyi ziyaret etmesi halinde Fransa tarafından tutuklanmaya karşı dokunulmazlık verildi (Reuters)
Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından çarşamba günü yapılan açıklamaya göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya ülkeyi ziyaret etmesi halinde Fransa tarafından tutuklanmaya karşı dokunulmazlık verildi (Reuters)
TT

Paris neden Netanyahu ve Gallant'a Fransa’ya gelmeleri halinde tutuklanmalarına karşı dokunulmazlık sağlıyor?

Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından çarşamba günü yapılan açıklamaya göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya ülkeyi ziyaret etmesi halinde Fransa tarafından tutuklanmaya karşı dokunulmazlık verildi (Reuters)
Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından çarşamba günü yapılan açıklamaya göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya ülkeyi ziyaret etmesi halinde Fransa tarafından tutuklanmaya karşı dokunulmazlık verildi (Reuters)

Fransa, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında ‘savaş suçu ve insanlığa karşı suç işlemekten’ tutuklama emri çıkarılması kararına ilişkin tutumuyla ilgili gerçeği nihayet açıkladı.

Fransız yetkililer, Netanyahu ve Gallant'ın Fransa topraklarına girmeleri halinde tutuklanıp tutuklanmayacaklarına dair net bir tutum sergilemekten kaçınarak bir hafta boyunca tıpkı Avrupa Birliği (AB) üyeleri; İrlanda, Hollanda, İspanya ve İngiltere’nin yaptığı gibi belirsizlik politikasının arkasına saklandıktan sonra dün sabah artık saklanamayacaklarını anladılar ve Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklama yapmak zorunda kaldılar. Fransa Cumhurbaşkanlığı’ndan da buna dair herhangi bir açıklamada bulunulmadı.

Savunma tonunda yapılan açıklamada “Fransa, her zaman olduğu gibi uluslararası hukuku uygulayacak. Bu, Roma Statüsü'ne katılımından doğan, Uluslararası Ceza Mahkemesi ile iş birliği yapmak gibi yükümlülüklerine dayanıyor. Aynı zamanda UCM'ye taraf olmayan devletlerin dokunulmazlığına ilişkin uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerle uyumsuz hareket edilemeyeceğini öngörüyor. Bu tarz dokunulmazlıklar, Başbakan Netanyahu ve ilgili başka bakanlar için geçerli ve UCM (bu kişilerin) tutuklanmalarını ve teslim edilmelerini talep ederse dikkate alınmalı."

‘Hukuk devleti ve bağımsız, profesyonel bir adalet sistemine saygı göstermeye bağlı demokrasiler’ olarak Fransa ve İsrail arasında geçmişten gelen dostluğa işaret edilen açıklamada, Fransa'nın Ortadoğu'da herkes için barış ve güvenliğe ulaşmak Başbakan Netanyahu ve İsrail makamlarıyla yakın iş birliği içinde çalışmaya devam etmeyi planladığı belirtildi.

cvfgbh
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransa'nın doğusunda yer alan Natzweiler-Struthof Toplama Kampı’nın bulunduğu bölgeye anma ziyareti sırasında (AP)

Açıklama, Paris'in Netanyahu ve Gallant hakkında soruşturma açılmasına karşı bir koruma kalkanı sağlarken, bağımsız bir uluslararası mahkeme tarafından kendilerine yöneltilen suçlamaların (savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar) ağır suçlar olmasına rağmen istedikleri zaman Fransa'da hoş karşılanabileceklerinin bir imasıydı. Dahası, İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki saldırılarında on binlerce insan ölmesine rağmen Paris İsrail'i hala bir demokrasi olarak görüyor.

Ortaya birçok soru işareti çıktı. Bunlardan başında gelen üç tanesini şöyle sıralayabiliriz:

1- Fransa’nın uluslararası bir ceza mahkemesi kurulması çağrısında bulunan ülkelerin başında yer aldığı düşünüldüğünde bu muğlak tutumunun arkasında ne yatıyor?

2- Geçtiğimiz yaz BRICS Zirvesi’ne katılan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i tutuklaması için Güney Afrika'ya baskı yapan Paris, Netanyahu'yu tutuklamaktan kaçınan mevcut tutumunu nasıl savunacak? Her ikisi de UCM'ye taraf olmayan ülkelerin liderleri değil mi?

3- İsrail ya da ABD Fransa'ya şantaj mı yaptı?

Fransız bir siyasi kaynak, Netanyahu-Gallant kararının ‘en üst makamlar’, yani Elysee Sarayı'ndan (Fransa Cumhurbaşkanlığı) tarafından alındığını ve karar alınırken ‘iki faktörün dikkate alındığını’ söyledi. Bu faktörlerden ilki, merkez sağ ve aşırı sağın UCM kararına karşı birleşmiş olması ve Fransa'daki Yahudi Kurumları Temsilcileri Konseyi (CRIF) de dahil olmak üzere İsrail yanlısı grupların son yedi gün içinde Netanyahu'nun tutuklanması kararını reddettiklerini ve bunu İsrail devletine karşı ‘anti-Semitik’ bir önlem olarak gördüklerini ifade etmeleri. İkinci faktör ise Macron'un Netanyahu ile ilişkilerini ‘normalleştirmeyi’ istemesi. Çünkü Netanyahu'dan uzaklaşmanın, özellikle Lübnan'daki durumla ilgili olarak onu etkileme kabiliyetinden mahrum bırakacağını düşünüyor.

Burada Netanyahu'nun tutuklama emri çıkarılması kararından UCM’deki Fransız yargıcı sorumlu tutmasından ötürü Fransa'nın Lübnan'da ateşkes için arabulucu olmasını reddettiği, ancak Macron ile Biden arasında gerçekleşen telefon görüşmesinin ardından bu itirazından vazgeçtiğini söylemekte fayda var. İsrail gazetesi Israel Hayom’un İsrailli bir bakana dayandırdığı haberine göre üçüncü faktör, Fransa'nın arabuluculuk için UCM'nin kararlarını uygulama yükümlülüğünden feragat etmesiydi.

İsrailli bakana göre Tel Aviv, İsrail'in taleplerine boyun eğmemiş olsaydı, Fransa'nın arabuluculuğuna karşı çıkmaya devam edecekti. Macron ve Netanyahu arasındaki gergin ilişkiyi ve Netanyahu'nun özellikle İsrail'in silahlandırılmasının durdurulması çağrısında bulunmasının ardından Macron’a karşı defalarca kez kullandığı ağır sözleri hatırlatmaya gerek yok. Netanyahu, Macron’un bu çağrısını Fransa için bir ‘utanç’ olarak değerlendirmişti.

xc vdfgb
İsrail tarafından Gazze Şeridi’nin orta kesimlerinde yer alan Nuseyrat Mülteci Kampı’na düzenlenen hava saldırılarının neden olduğu yıkım (EPA)

Paris, UCM Tüzüğü'nde yer alan 27’nci maddenin arkasına saklanıyor. Ancak gizemli olan bu 27’nci maddenin hükümlerinin ‘herkese eşit olarak ve (ilgili kişinin) resmi statüsü nedeniyle herhangi bir ayrım yapılmaksızın uygulanacağını’ açıkça belirttiğini göz ardı ediyor. Aynı maddenin ikinci paragrafında, iç hukuk (mahkemenin) veya uluslararası hukuktan kaynaklanan dokunulmazlıkların ya da kişinin resmi statüsüne ilişkin kuralların, mahkemenin ilgili kişi karşısında yetkilerini kullanmasına engel olmadığı belirtiliyor. UCM tüzüğü gayet açık. UCM’de yargılanan kişinin ülkesi tüzüğü imzalasa da imzalamasa da bu, kendi ülkesi dışında hiç yerde ona dokunulmazlık sağlamıyor. Ancak kendisini mahkeme hukuku kapsamındaki yükümlülükleri ile uluslararası yükümlülükleri arasında bir seçim yapmakla karşı karşıya bulan Paris, açık siyasi nedenlerden dolayı ikincisini birincisine tercih etti. Öte yandan Fransa'nın bölgedeki eski büyükelçilerinden birinin ifadesine göre Paris, son kararıyla özellikle de ‘uluslararası hukukta, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlara ilişkin soruşturmalarda çifte standart uygulamadığını her zaman vurguladığından’ güvenilirliğini sarstı.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot dün yaptığı açıklamada Netanyahu-Gallant dosyasını, ikilinin tutuklanıp tutuklanmayacağına karar verme yetkisine sahip olan yargıya bıraktı. Ancak bakanlığın açıklaması gayet netti. Paris, ‘Netanyahu ile yakın çalışmaya devam etmeye kararlıyken’ nasıl olur da Netanyahu'nun tutuklanmasını isteyebilir ki?

İsrail ile dostluğu ile bilinen Fransa Ulusal Meclis Başkanı Yael Braun-Pivet, UCCM Tüzüğü’nün imzacılarından biri olarak Fransa'nın ’uygulanabilir kuralları (kararları) uygulamakla yükümlü olduğunu’ vurgulamaktan çekinmemesi dikkati çekti. Dolayısıyla Netanyahu ve Gallant Fransa'ya gelirlerse tutuklanabilirler. Ancak hukuki metinler, UCM Tüzüğü’nün imzacılarından olsun ya da olmasın, bir devletin öncelikli çıkarlarına hizmet edecek şekilde kullanılabilir ve yorumlanabilir.



Trump, göç konusunda sertleşiyor... Yabancı sığınmacıların vizelerinin toplu olarak iptal edilmesi ihtimali

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump, göç konusunda sertleşiyor... Yabancı sığınmacıların vizelerinin toplu olarak iptal edilmesi ihtimali

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, yaptığı açıklamada, ABD’de sığınma başvurusunda bulunan veya halen sığınma statüsü elde etmeye çalışan göçmen olmayan yabancıların vizelerini iptal etmeyi planladığını duyurdu. Bu adım, yönetimin göçmenliğe yönelik kapsamlı mücadelesinin son halkası oldu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters’ten aktardığı habere göre ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Bakanlığın İç Güvenlik Bakanlığı ile koordinasyon halinde çalışarak, “kısa süreli ziyaretçi olduklarını beyan ederek ABD’ye gelen ancak daha sonra ülkede kalıcı olarak kalabilmek için sığınma başvurusunda bulunan göçmen olmayan yabancıları belirleyip vizelerini iptal edeceğini” söyledi. Dışişleri Bakanlığı, bu kapsamda kaç vizenin iptal edileceğine ilişkin sayı vermedi.

Associated Press (AP) ise ABD Dışişleri Bakanlığı belgeleri ve iki Amerikalı yetkiliye dayandırdığı haberinde, iş ve turizm vizeleri iptal edilecek yabancıların sayısının 200 bine kadar çıkabileceğini bildirdi. Uygulamanın hayata geçirilmesi halinde bunun, ABD tarihindeki en büyük toplu vize iptali olacağı ifade edildi.

AP’ye göre Dışişleri Bakanlığı, 2016-2026 yılları arasında verilen ve sahipleri sığınma başvurusunda bulunmuş veya halen sığınma arayışında olan B1 ve B2 vizelerini iptal edecek.

B1 ve B2 vizeleri, sırasıyla iş amaçlı seyahat ve turistik ziyaretler için veriliyor.

AP haberinde, vizelerin iptal edilmesinin otomatik olarak derhal sınır dışı edilme anlamına gelmeyeceği belirtildi. Sığınma davaları halen devam eden kişilerin çoğunun statüsünün yeniden sınıflandırılacağı, ancak iş veya turizm amacıyla seyahat eden kişi statülerini kaybedecekleri ifade edildi.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau da dün X platformunda yaptığı paylaşımda, ABD göçmenlik sisteminin “uzun süredir anlamsız sığınma başvuruları altında ezildiğini” ifade etti.

Dışişleri Bakanlığı, bu ayın başlarında Trump yönetimi döneminde 175 binden fazla yabancı vizenin iptal edildiğini açıklamıştı.

Trump, iç güvenliği güçlendirmeyi amaçladığını belirttiği kapsamlı bir göçmenlik operasyonu yürütüyor. Kampanya kapsamında vizelerin ve daimî oturum izni sağlayan Green Card’ların iptal edilmesinin yanı sıra geniş çaplı sınır dışı operasyonları da gerçekleştiriliyor.

İnsan hakları örgütleri ise kampanyanın ifade özgürlüğü ve adil yargılanma gibi hukuki güvenceleri ihlal ettiğini, özellikle etnik azınlıklar açısından güvenli olmayan bir ortam yarattığını ve “ırksal profilleme” endişelerini artırdığını savunuyor.


Pakistan, İran ile savaş konusunda yapılan görüşmelerde "önemli ilerleme" kaydedildiğini açıkladı

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Tahran'da Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir ile görüştü (Reuters)
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Tahran'da Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir ile görüştü (Reuters)
TT

Pakistan, İran ile savaş konusunda yapılan görüşmelerde "önemli ilerleme" kaydedildiğini açıkladı

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Tahran'da Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir ile görüştü (Reuters)
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Tahran'da Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir ile görüştü (Reuters)

Pakistan İçişleri Bakanı, bugün Tahran ziyaretinin sonunda yaptığı açıklamada, iki ülkenin ABD-İsrail’in İran’a yönelik savaşı ve barışa giden yolun ele alındığı görüşmelerde “önemli ilerleme” kaydettiğini söyledi.

Pakistan ordusundan yapılan açıklamaya göre, Genelkurmay Başkanı Asım Münir ile İran yönetimi arasındaki görüşmelerde gerilimin daha fazla artmasını önleyecek adımlar, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve çatışmaların bir an önce sona erdirilmesi ele alındı.

Taraflar ayrıca bölgesel barış ve çatışmanın müzakere yoluyla çözüme kavuşturulmasının yolları konusunda görüş alışverişinde bulundu.

Münir’e Tahran ziyaretinde eşlik eden İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi, X platformunda yaptığı paylaşımda, “İran Cumhurbaşkanı, hükümetinin görüşlerini açık ve samimi biçimde ortaya koydu. İlgili konularda son derece yapıcı görüşmeler gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı.

Şarku'l Avsat'ın Reuters’ten  aktardığına göre Münir, Tahran ziyaretinden önce dün ABD Başkanı Donald Trump ile de görüştü. 

Trump geçen hafta, İran’a “herhangi bir türden hayati destek” sağlayan ülkelere ekonomik yaptırım uygulanacağı uyarısında bulunmuştu. Washington, bu yolla Tahran’ı ekonomik açıdan izole etmeye çalışıyor. İran ise buna karşılık Körfez’den yapılan tüm petrol ihracatını durdurma tehdidinde bulundu.


Paşinyan: Ermenistan yakında Avrupa Birliği'ne katılma sürecine başlayabilir

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan (Reuters)
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan (Reuters)
TT

Paşinyan: Ermenistan yakında Avrupa Birliği'ne katılma sürecine başlayabilir

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan (Reuters)
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan (Reuters)

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan yaptığı açıklamada, ülkesinin Avrupa Birliği’ne (AB) katılım için resmi başvurusunu yakın zamanda sunabileceğini söyledi. Açıklama, Erivan’ın Batı’ya yaklaşırken, Moskova’dan uzaklaştığı bir dönemde geldi.

Ermenistan, Rusya’nın müttefiki ve Moskova ile yüzyıllara dayanan ortak bir geçmişe sahip olmasına rağmen, Paşinyan’ın öncülüğünde son aylarda yönünü Batı’ya çevirmeye başladı. Paşinyan’ın partisi, geçen haziranda yapılan parlamento seçimlerini kazanmıştı.

Bu yönelim ve Ermenistan hükümetinin ülkeyi AB’ye dahil etme arzusu, Erivan-Moskova ilişkilerini olumsuz etkiledi. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Kremlin buna, başta Ermeni tarım ürünlerinin ithalatına yönelik yasak olmak üzere çeşitli yaptırımlarla karşılık verdi. Söz konusu pazar, Ermenistan için önemli bir ihracat noktası niteliğinde.

Rusya, Ermenistan’ın AB’ye katılım konusunda referandum düzenlemesi konusunda ısrar ediyor. Moskova aynı zamanda bu yönelimin Ermenistan’ın Rusya ile ortak ekonomik ittifakı olan Avrasya Ekonomik Birliği’ndeki üyeliğini sürdürmesiyle bağdaşmadığını savunuyor.

Rusya’nın tutumuna tepki

Paşinyan dün parlamentoda yaptığı konuşmada, referandumun ancak AB’ye katılımın “ne ölçüde gerçekçi olduğunun değerlendirilebilmesi” mümkün olduğunda anlamlı olacağını söyledi. Bunun için ise “Ermenistan’ın öncelikle üyelik başvurusunu yapması gerektiğini” belirtti.

Paşinyan, “Bu süreci yakın gelecekte başlatabiliriz. Özellikle Avrasya Ekonomik Birliği’ndeki ortaklarımızın acil talepleri göz önüne alındığında” ifadelerini kullandı ancak herhangi bir tarih vermedi.

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan liderleri, geçen mayıs ayında Ermenistan’dan AB’ye katılıp katılmayacağına ya da bölgesel birlik içinde kalıp kalmayacağına   referandum yoluyla karar vermesini istemişti.

Erivan, Moskova’nın resmi müttefiki olmayı sürdürürken, Rusya’nın komşu Azerbaycan’la yaşanan tekrarlanan çatışmalarda kendisini korumak konusunda yeterince adım atmamasından duyduğu rahatsızlık nedeniyle AB ile ilişkilerini güçlendiriyor.

Ermenistan, 2024 yılında Rusya ile bölgesel güvenlik anlaşması kapsamındaki üyeliğini askıya almıştı. Paşinyan, ülkesinin bu anlaşmadan kalıcı olarak çıkarılmasından memnuniyet duyacağını belirterek, bunun kendisini “anlaşmadan çekilmek ya da anlaşmada kalmak ikilemi”nden kurtaracağını ifade etti.