Şarku'l-Avsat Rusya'nın Esed'in devrildiği gece öncesindeki gizli hamlelerini açıklıyor

Moskova, muhalefete direnmeme taahhüdü karşılığında eski başkana güvenli bir çıkış teklif etti

TT

Şarku'l-Avsat Rusya'nın Esed'in devrildiği gece öncesindeki gizli hamlelerini açıklıyor

Şarku'l-Avsat Rusya'nın Esed'in devrildiği gece öncesindeki gizli hamlelerini açıklıyor

"Başka seçenek yoktu. Cumhurbaşkanı Beşşar Esad, muhalefetle diyalog kapısını açacak ve (Saldırganlığı Caydırma) operasyonunun başlatılmasını öngörecek siyasi bir girişim başlatmak için hızlı bir karar vermek zorundaydı." Rusya'nın Suriye başkanlığına verdiği acil “tavsiyenin” özü buydu.

Saldırının başlamasının ardından “Moskova, zamanlaması, büyüklüğü ve hedefleri hakkında doğru bilgiye sahipti, artık çok geçti ve ülkenin çıkmaza sürüklenmemesi için Moskova'da güvenli bir çıkış düzenleme kararı hızla alındı. Rusya'nın karar alma çevrelerine yakın olan danışman Rami el-Şaer'e göre sonuçları felaket olabilecek yıkıcı bir mezhep savaşıydı.

El-Şaer, Şarku'l Avsat'a şunları söyledi: "Moskova'nın elindeki geniş çaplı bir saldırı hazırlığı konusundaki veriler, onu birden fazla eksene yönelik saldırının başlamasından 48 saat önce acil eyleme geçmeye sevk etti. Suriyeli yetkililer, silahlı gruplara ait güçlerin önce Halep'e, oradan da Suriye'nin diğer şehirlerine doğru ilerleyeceği konusunda bilgilendirildi."

El-Şaer'e göre “Türk ve İran taraflarıyla sıcak kanallar üzerinden acil temaslar gerçekleşti. Amaç süreci durdurmak ve siyasi diyalog başlatma yönünde ilerlemekti. Ancak kısa sürede Moskova, son kararın verildiğini ve grupların saldırıyı başlatmaktan geri adım atmayacaklarını” anladı.

Yaygın Halk desteği

Moskova’nın zor bir kararla karşı karşıya olduğunu ifade eden el Şaer, "Mevcut istihbarat verileri, meselenin sadece grupların saldırı hazırlık derecesiyle ilgili olmadığını, aynı zamanda bunu destekleyen geniş bir halk kitlesinin olduğunu gösterdiğini vurguladı." Bu verilere göre “geniş çaplı bir ilerleme olması durumunda, Suriyelilerin yaklaşık yüzde 80'i harekete güçlü bir şekilde destek verecekti.”

sxcdfergt
Esed'in devrilmesini kutlamak için Şam'daki Emevi Meydanı'nda elindeki çiçekle zafer işareti yapan Suriyeli kadın, (AFP)

Rus karar alma çevrelerine yakın danışman, Şarku'l Avsat'a, bu koşullar altında ve geniş yansımaları öngörme çabasıyla, “Rus-Türk-İran görüşmelerinin yıkıcı çatışmalardan kaçınma mekanizmalarına odaklandığını, Moskova'nın elindeki verilerin, Suriye ordusu içinde genel durum ve daha çok da subay ve askerlerin kötüleşen yaşam koşulları nedeniyle geniş bir hoşnutsuzluk halinin varlığını doğruladığını” söyledi.

Bu koşullar, Rusya'daki karar alma merkezini bir karar almaya sevk etti (öncelikle acımasız bir iç savaşa yol açabilecek geniş bir kötüye gidişi önleme amacıyla). Bu nedenle Esed ile doğrudan temas kuruldu ve kendisine 'tüm verilerin ülkenin büyük bir felakete doğru gittiğini gösterdiği, diyaloğa dayalı bir çözüm için acil girişim başlatma sürecinin hızlandırılması gerektiği' bildirildi.” Ancak Şaer’e göre “Esed, ne yazık ki olması gerektiği kadar hızlı yanıt vermedi.

El-Şaer, “Bu sırada muhalif güçler zaten Halep'e doğru ilerlemişti ve biz de halkın yaygın tepkisini takip ettik. Ordu birlikleri yavaş yavaş geri çekilmek zorunda kaldı, bu da önemli şehrin üzerindeki kontrolün sağlanmasını kolaylaştırdı” dedi.

Ordunun geri çekilmesi ve güvenli çıkış

El Şaer'in değerlendirmesine göre bu gelişme ve “Moskova'nın rejim ve müttefik güçlerin savunmasında beklediği” hızlı çöküşle birlikte korkular, saldırının komşu şehirlere kaydırılması ve Humus'un kontrol altına alınması hedefinin eylem önceliklerinin ilk sıralarına yerleştirilmesine odaklanıldı.

El Şaer, Moskova'nın bu aşamada Esed'den “orduya birliklerini geri çekmesini ve askeri bir çatışmaya girmemesini emretmesini istediğini” belirterek, bu talebin “Türk ve İran taraflarıyla koordine edildiğini” ifade etti.

El Şaer, İran'ın bu senaryoyu kabul etmesini “Suriye savunmasının zayıflığı ve katliama yol açacak ve rejimin direnemeyeceği bir çatışmayı ateşlememe gerekçesi” ile açıkladı.

Bu aşamada, özellikle Humus çevresindeki kordonun sıkılaştırılmasıyla işlerin rejimin kontrolünden çıktığı açıktı ve bu sırada Doha'da bakanlar düzeyinde Astana üçlü toplantısı için hazırlıklar hızlanıyordu” dedi. Bu aşamada Esed'le temasa geçilerek kendisi ve tüm aile fertleri için güvenli bir çıkış için garantisi verildi, direniş gösterilmemesinin önemi vurgulandı ve askeri kesimlere görevi bıraktığını açıklaması istendi.

xsdcfrgt
Halep’teki Suriye silahlı grupları (AP)

El Şaer, "Esed'in onayı teklifi aldıktan birkaç saat sonra geldi, ancak o saatler sahadaki gelişmelerle doluydu" dedi. Savunma Bakanı'nın orduya ve askeri teşkilatın güvenlik birimlerine direnmemeleri emrini verdiğini, subay ve askerlere evde kalmaları, askeri üniformalarını çıkarmaları ve sivil kıyafetlere geçmeleri talimatını verdiğini anlatarak şöyle devam etti:

Rejimin düşmesinden bir gece önce Doha'da yapılan görüşmelerde, Astana Grubu'nun ortaya çıkan yeni durumda Suriye'ye yardım etmek için oynayabileceği rol üzerinde duruldu.

El Şaer bu hamleler sayesinde, “Suriye'nin mezhepsel çatışmaya ve geniş çaplı bir iç savaşa sürüklenmesinin önlendiğini” söyledi.

“Moskova Suriye'yi ikinci kez kurtarıyor diyen el Şaer, bir önceki sefer militanlar kuşatma altındaki Şam'ın kapılarına dayandığında Rusya'nın acil müdahalesi olmasaydı, şehir yerle bir olacak ve en az bir milyon kişi çatışmalarda hayatını kaybedecekti” dedi.

“Astana Grubu“nun geliştirilmesine katkıda bulunduğu gerilimi azaltma ve çatışmaları durdurulması sisteminin, Suriye hükümeti ve muhalefetine, ciddi bir Suriye-Suriyeliler diyalog süreci ve Suriyelilerin isteklerini karşılayan yeni bir yönetim sistemine geçişi başlatmak için ‘kendi faktörlerini’ olgunlaştıracak zamanı vermeyi amaçladığını söyledi.

El Şaer, Suriye rejiminin siyasi çözüme giden gerçek bir yolu ciddi şekilde ele almadaki gecikmesini eleştirerek, "silahlı muhalefetin neden sabrının tükendiğini anladığını ve bu şekilde askerî harekât başlattığını gördüğünü" belirtti.

Sığınma hakkı verilmesi sürekli kalış anlamına gelmez

El Şaer, Moskova'nın Esed'e sığınma hakkı verme kararını “direnmeme talebine verdiği yanıtın bir parçası olarak gördüğünü ve muhaliflerin saldırısına karşı koymama talimatı verdiğini” söyledi. El Şaer, “Rusya için önemli olan, uzun süre devam edebilecek ve ülkenin altını oyabilecek yıkıcı bir çatışmanın önlenmiş olmasıdır” değerlendirmesinde bulundu. “Suriye'de meydana gelen değişiklikler ve istikrarlı bir duruma doğru kademeli geçişle birlikte Suriyelilerin bu kararın gerekçelerini anlayacağından eminiz” diyen El Şaer, ‘Esed'e sığınma hakkı verilmesinin Moskova'da kalacağı anlamına gelmediğini’ de kaydetti.

sdcefrgt
Suriye Cumhurbaşkanlığı'nın Facebook sayfasında 8 Temmuz 2022'de yayınlanan fotoğrafta Esed ve eşi Esma çocuklarıyla birlikte Halep'teki Emevi Camii'nin yanında yürürken görülüyor (AFP).

El Şaer, “Esed'le doğrudan bir kanal aracılığıyla temasa geçildi ve kendisiyle doğrudan kişisel bir görüşme yapıldı; bu görüşme sırasında kendisi ve ailesinin tüm üyeleri için güvenli çıkış garantileri verildi. Esed, Şam'dan Moskova'ya doğrudan bir uçuşla nakledildi” dedi.

Bu bağlamda El Şaer, Rusya'nın Viyana'daki uluslararası örgütler nezdindeki daimî temsilcisi Mihail Ulyanov'un iki gün önce yaptığı ve sığınma kararının “Washington'un aksine Rusya'nın müttefiklerini terk etmemesi” nedeniyle alındığını söylediği açıklamaları şiddetle eleştirdi. El Şaer, Rus diplomata atfedilen bu yorumun “sorumsuzca olduğunu ve karara yol açan durumdaki gerçeklerle ve gelişmelerle uyumlu olmadığını” söyledi.

El-Şaer, "Bu tedbir Esead'i zulümden korumak değil, daha ziyade Suriye'de kan dökülmesini durduracak acil ve gerekli bir ateşkesin düzenlenmesi çerçevesinde alındı" diyerek, Ulyanov'un "açıklamanın sorumluluğunu üstleneceğini" kaydetti ve Rusya'nın pozisyonunu ifade etmediğini” belirtti.



Husilerin Taiz kuşatması, temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarını 5 katına çıkardı

Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).
Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).
TT

Husilerin Taiz kuşatması, temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarını 5 katına çıkardı

Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).
Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).

Yemen'in Taiz kentinde Husilerin uyguladığı kuşatma, yüz binlerce kişinin yaşadığı sıkıntıları daha da ağırlaştırdı. Kente ulaşan yolların kapalı tutulması ve insani yardımların ulaştırılması amacıyla güvenli bir koridor açılmasına yönelik girişimlerin sonuçsuz kalması nedeniyle temel ihtiyaç maddelerinin fiyatları normal seviyesinin 5 katına kadar yükseldi. Ülkenin batı ve güneyindeki çatışma bölgelerinden kaçan sivillerin sayısı da artıyor.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM), son dönemdeki askeri tırmanış ve buna bağlı çatışmaların Taiz'de temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarında keskin artışa yol açtığını bildirdi. Örgüte göre, kentin çevresindeki bölgelere ulaşım yollarının kesilmesi nedeniyle temel ürünlerin maliyeti 3 ila 5 kat arttı. Bu durum, temel gıda maddelerini dahi çok sayıda ailenin karşılayamayacağı seviyelere taşıdı.

Örgüt, Yemen'in batısında çatışmaların şiddetlenmesi üzerine 300 binden fazla kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını açıkladı. Yerinden edilmelerin büyük bölümünün son iki ayda gerçekleştiğini belirten IOM, ailelerin barınma yeri bulmakta ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta giderek daha fazla zorlandığını kaydetti. Bu süreçte insani yardım kuruluşlarının ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını engelleyen kısıtlamalar da devam ediyor.

cdhyj
Husilerin dört haftadır Taiz kentini kuşatma altında tuttuğunu gösteren fotoğraf (Yerel medya)

Uluslararası Göç Örgütü Yemen Misyonu Başkanı Abdüssettar İssuf, yıllardır süren çatışmaların ardından Yemenli ailelerin yeniden evlerini terk etmek zorunda kaldığını belirtti. İssuf, bu ailelerin çoğu zaman üzerlerindeki kıyafetlerden başka hiçbir şeyleri olmadan göç ettiğini vurgulayarak barınma, gıda, temiz su ve sağlık hizmetlerine acil ihtiyaç duyduklarını ifade etti.

İssuf ayrıca, finansman yetersizliğinin binlerce ailenin hayati önem taşıyan yardımlardan mahrum kalmasına yol açabileceği uyarısında bulundu. Çatışmaların ve yerinden edilmelerin yayılmasıyla insani ihtiyaçların da giderek arttığına dikkat çekti.

Örgütün verilerine göre, ekim ayının başından bu yana Lahic vilayetinin El-Mudâribe ve El-Ara ilçelerinden 43 binden fazla kişi göç etti. Bu sayı, Yemen genelinde tek bir ilçede kaydedilen en yüksek yerinden edilme rakamı oldu.

Taiz vilayeti içinde de göç hareketliliği artarken çok sayıda aile, şu anda 56 binden fazla yerinden edilmiş kişiye ev sahipliği yapan Aden kentine yöneliyor.

Uluslararası Göç Örgütü, krizin sağlık alanındaki etkilerini hafifletmek amacıyla Marib, Lahic, Aden ve Taiz vilayetlerinde beş mobil sağlık ekibi görevlendiriyor. Bu ekiplerin ikisi Taiz'de faaliyet gösteriyor.

Ekipler; temel sağlık hizmetleri ve tıbbi danışmanlığın yanı sıra üreme sağlığı, akut yetersiz beslenmenin tedavisi, aşılama, sağlık kuruluşlarına sevk, ruh sağlığı, koruma ve acil bakım hizmetleri sunuyor.

Beş mobil ekip, geçen hafta sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğu veya insani krizlerden etkilenen bölgelerde yaklaşık bin tıbbi danışmanlık hizmeti verdi.

Acil ihtiyaçlar için 45 milyon dolar gerekiyor

İnsani ihtiyaçların genişlemesi karşısında Uluslararası Göç Örgütü, müdahale kapasitesinin artırılması için aldığı katkılara rağmen ek finansmana ihtiyaç duyulduğunu bildirdi. Örgüt, önümüzdeki altı ay boyunca yürütülecek çalışmalar için yaklaşık 45 milyon dolara ihtiyaç olduğunu açıkladı.

Talep edilen finansmanın; hayat kurtarıcı yardımların yanı sıra barınma, acil nakit desteği, gıda dışı temel ihtiyaç malzemeleri, koruma hizmetleri, sağlık hizmetleri, temiz su ve sanitasyon çalışmalarını karşılaması öngörülüyor. Kaynakların ayrıca yerinden edilmiş kişilerin barındığı alanların koordinasyonu ve nüfus hareketlerinin takibi için de kullanılması planlanıyor.

cdg
Husilerin yerleşim alanlarını hedef alması nedeniyle devam eden göç dalgası (Yerel medya)

Söz konusu çalışmalar, yerinden edilmiş aileleri ve onlara ev sahipliği yapan toplulukları hedefleyen Yemen Krizine Müdahale Planı kapsamında yürütülüyor. Bu çerçevede, Afrika Boynuzu'ndan Yemen üzerinden gelen göçmenlere yardım etmeyi amaçlayan Afrika Boynuzu ve Yemen Bölgesel Göçmen Müdahale Planı da uygulanıyor.

Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmayı ve kırsal bölgelerdeki yerleşim alanlarıyla Lahic'in batısındaki bölgeleri hedef almayı sürdürmesine rağmen Uluslararası Göç Örgütü, çatışmanın tüm taraflarına sivilleri ve insani yardım çalışanlarını koruma çağrısında bulunmakla yetindi.

Örgüt, özellikle Taiz vilayetinde ulaşılması güç bölgelere yardımların güvenli ve engelsiz biçimde ulaştırılmasının sağlanmasını istedi.

Köyler hedef alınıyor

Öte yandan Yemen hükümetine yakın kaynaklar, Lahic vilayetinin batısında Husilerin kontrolündeki bölgelerden ve Taiz ile cephe hattının kesiştiği alanlardan kaçışların sürdüğünü belirtti.

Kaynaklar, özellikle El-Mukâtıra ve El-Mudâribe ilçelerinde yerleşim yerlerinin roket mermileri ve insansız hava araçlarıyla hedef alınması nedeniyle sivillerin bölgeden ayrıldığını aktardı.

Husilerin, Taiz vilayetinin kırsal kesimlerine ulaşan yolları kapatmasının ardından El-Mukâtıra ilçesinin çevresindeki yerleşim alanlarına yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı belirtildi. Örgütün, Lahic vilayetindeki El-Mudâribe ilçesinin köylerine yönelik roket ve insansız hava aracı saldırılarını da sürdürdüğü kaydedildi.

bfd bf
Husilerin Taiz vilayetini ele geçirmek için on binlerce silahlıyı sevk etmesi (AP)

El-Mudâribe'nin çevresinde hükümet güçleriyle Husiler arasında bir aydan uzun süredir çatışmalar yaşanıyor.

Bu gelişmeler, kırsal bölgelerde yaşayan siviller üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. Yolların kapatılması ve köylere yönelik saldırılar, yaşam maliyetlerinin yükselmesi, gıda ve suya erişimin azalması ve sağlık hizmetlerindeki yetersizliklerle aynı döneme denk geliyor. İnsani yardım kuruluşları ise ihtiyaç sahiplerine ulaşmakta giderek daha fazla güçlük çekiyor.


Yemen, Husilerin finansman ve silah kaynaklarını kurutmak için uluslararası baskıyı artırıyor

Sana'da düzenlenen miting sırasında Husilere destek veren grup üyeleri (AP)
Sana'da düzenlenen miting sırasında Husilere destek veren grup üyeleri (AP)
TT

Yemen, Husilerin finansman ve silah kaynaklarını kurutmak için uluslararası baskıyı artırıyor

Sana'da düzenlenen miting sırasında Husilere destek veren grup üyeleri (AP)
Sana'da düzenlenen miting sırasında Husilere destek veren grup üyeleri (AP)

Yemen hükümeti, İngiltere ile yürüttüğü koordinasyonu siyasi ve diplomatik destek düzeyinden daha etkili adımlara taşımayı hedefliyor. Bu kapsamda Husilerin terör örgütü olarak tanınması, finansman ve silah kaynaklarının kurutulması, askeri kapasitelerini geliştirmek için kullandıkları teknoloji ve bileşenler üzerindeki denetimin sıkılaştırılması gündeme geliyor. Bu girişimler, Yemen'e ekonomik ve insani destek sağlamak amacıyla uluslararası düzeyde yürütülmesi beklenen temaslarla eş zamanlı olarak ilerliyor.

Söz konusu başlıklar, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ile İngiltere'nin Ortadoğu'dan Sorumlu Devlet Bakanı Stephen Doughty arasında gerçekleştirilen görüşmede ele alındı. Görüşmede Yemen'deki gelişmeler, Husilerin bölgesel güvenlik ve uluslararası deniz taşımacılığı açısından oluşturduğu tehditler ve bu ayın sonunda düzenlenmesi planlanan Yemen'e destek konferansına yönelik hazırlıklar değerlendirildi.

El-Alimi, uluslararası deniz taşımacılığının güvenliğinin Husilerden kaynaklanan tehditlerin ortadan kaldırılmasından bağımsız düşünülemeyeceğini belirtti. Yemen devletinin topraklarını ve karasularını koruma kapasitesinin desteklenmesi çağrısında bulunan El-Alimi, siyasi ve hukuki tutumların, Husilere askeri kapasite sağlayan finansman, silah ve kaçakçılık ağlarını hedef alan somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

sdcfghyj
Reşad el-Alimi, Husilerle mücadele için İngiltere'den daha kapsamlı destek istedi (SABA)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı, İngiltere'den Husilerin terör örgütü olarak tanınması yönünde uluslararası bir tutum oluşturulması için daha etkin rol üstlenmesini ve İngiliz hukuku çerçevesinde örgütün yasaklanmasına yönelik gerekli adımların atılmasını istedi. El-Alimi, caydırıcı önlemler alınmadan Husilerin tehditleriyle mücadele edilmesinin, örgütün güç kaynaklarının hedef alınmadan kalmasına yol açtığını ifade etti.

Tehdit Yemen sınırlarını aşıyor

El-Alimi, İngiliz bakana Husilerin tırmandırdığı gerilime ilişkin bilgi verdi. Bu çerçevede Aden ve Reyyan sivil havalimanlarının hedef alınmasına, Taiz kentine yönelik devam eden saldırılara ve kentin yerleşim bölgeleri, sivil tesisleri, pazarları, okulları ve evlerinin bombalanmasına dikkat çekti. Ayrıca Suudi Arabistan'daki sivil yerleşimlere yönelik saldırılar ile su yolları ve uluslararası deniz ulaşım hatlarına yönelik tehditlere işaret etti.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı, bölgenin güvenliği ile Yemen devlet kurumlarının ülke genelinde otorite kurma kapasitesinin yeniden tesis edilmesi arasında doğrudan bağlantı bulunduğunu belirtti. El-Alimi, bu doğrultuda hükümete verilecek desteğin deniz geçiş yollarının korunması ve bölgesel istikrarın sağlanması için kalıcı güvence oluşturacağını kaydetti.

El-Alimi, Husilerin insan hakları ihlallerini de gündeme getirdi. Bu kapsamda, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği çalışanlarından birinin gözaltında hayatını kaybetmesine ve 70'ten fazla BM çalışanının keyfi biçimde alıkonulmaya devam edilmesine dikkat çekti. El-Alimi ayrıca, insani sıkıntıların hafifletilmesine yönelik girişimlerin engellendiğini belirtti.

hyj
Husiler, Taiz vilayetine girmek amacıyla on binlerce silahlı milisini sevk etti (AP)

Ekonomik ve insani konularda ise Bakan Doughty, İngiltere'nin Yemen'deki insani krizin sonuçlarıyla mücadele için sağladığı desteği artırdığını bildirdi. Doughty, ülkesinin Yemen'in siyasi liderliğine ve hükümetine siyasi, güvenlik, ekonomik ve insani alanlarda destek vermeyi sürdüreceğini vurguladı.

Görüşmede, kasım ayı sonunda düzenlenmesi planlanan Yemen'e destek konferansına yönelik hazırlıklar, konferansın başarılı olması için yürütülen çalışmalar ve uluslararası yardımların giderek ağırlaşan ekonomik ve insani ihtiyaçlara yönlendirilmesi de ele alındı.

El-Alimi, İngiltere'nin Yemen'e verdiği desteği takdir etti. Özellikle Londra'nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Yemen dosyasından sorumlu kalem sahibi ülke olarak üstlendiği role dikkat çekti.

El-Alimi ayrıca, Kral Selman İnsani Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi ile Suudi Arabistan Yemen Kalkınma ve Yeniden İmar Programı aracılığıyla sağlanan Suudi desteğini övdü. Bu kapsamda Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlara da işaret etti.


Koalisyon, Suudi Arabistan’ın güneyine fırlatılan füzeyi imha etti... Yemen’de Husilere yönelik etkili saldırılar  sürüyor

Koalisyon, Suudi Arabistan’ın güneyine fırlatılan füzeyi imha etti... Yemen’de Husilere yönelik etkili saldırılar  sürüyor
TT

Koalisyon, Suudi Arabistan’ın güneyine fırlatılan füzeyi imha etti... Yemen’de Husilere yönelik etkili saldırılar  sürüyor

Koalisyon, Suudi Arabistan’ın güneyine fırlatılan füzeyi imha etti... Yemen’de Husilere yönelik etkili saldırılar  sürüyor

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu, pazartesi günü Husilerin Suudi Arabistan’ın güney bölgesine fırlattığı balistik füzenin hava savunma sistemleri tarafından engellenerek imha edildiğini duyurdu. Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü ise daha önce olası tehlikeye karşı erken uyarı yapılan Necran, Taif, Abha ve Hamis Muşayt kentlerinde tehlikenin ortadan kalktığını açıkladı.

Sahadaki gelişmelere ilişkin açıklama yapan Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid Abdullah el-Nuzeyli, Taiz’de Husilere ait hareketlilik ve takviye birliklerinin hava ve topçu desteğiyle hedef alındığını bildirdi. Saldırıları etkili olarak nitelendiren el-Nuzeyli, operasyonların sahada ilerleme sağlanmasına ve Cevf cephelerinde stratejik öneme sahip bazı mevzi ve yüksek noktaların kontrol altına alınmasına katkıda bulunduğunu belirtti.

Suudi Arabistan, pazar günü deniz geçiş güzergâhlarının korunması ve seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması için uluslararası ortak eylem çağrısında bulunmuştu. Riyad yönetimi, boğazların siyasi ve askeri baskı aracı olarak kullanılmasına veya çatışma ve rekabet alanlarına dönüştürülmesine karşı uyarıda bulunmuştu.

Suudi Arabistan Genelkurmay Başkan Yardımcısı Korgeneral Fahd bin Abdullah el-Gufeyli, 2026 Manama Diyaloğu Forumu'na katılımı sırasında yaptığı açıklamada, deniz geçiş güzergâhlarını tehdit eden gelişmelerin tüm ülkelerin çıkarlarını doğrudan etkilediğini vurgulamıştı. El-Gufeyli, söz konusu tehditlere karşı etkili ve ortak bir uluslararası müdahalenin gerekli olduğunu ifade etmişti.