5 soruda zayıflama iğneleri: "Mucizevi" Ozempic hakkında her şey

Logos'ta bu hafta obeziteyle mücadelede "çığır açtığı" söylenen zayıflama iğnelerini masaya yatırıyoruz

2030'da dünya çapında 1 milyar kişinin obeziteyle yaşayacağı tahmin edilirken, zayıflama ilaçları gittikçe yaygınlaşıyor (David J. Phillip/AP)
2030'da dünya çapında 1 milyar kişinin obeziteyle yaşayacağı tahmin edilirken, zayıflama ilaçları gittikçe yaygınlaşıyor (David J. Phillip/AP)
TT

5 soruda zayıflama iğneleri: "Mucizevi" Ozempic hakkında her şey

2030'da dünya çapında 1 milyar kişinin obeziteyle yaşayacağı tahmin edilirken, zayıflama ilaçları gittikçe yaygınlaşıyor (David J. Phillip/AP)
2030'da dünya çapında 1 milyar kişinin obeziteyle yaşayacağı tahmin edilirken, zayıflama ilaçları gittikçe yaygınlaşıyor (David J. Phillip/AP)

Bu yılın en çok konuşulan korku filmlerinden Cevher (The Substance), kadınlara uygulanan güzellik standartlarının nasıl bir bedel ödetebileceğini gündeme taşırken, "Ozempic çılgınlığı"nı da akıllara getirdi. 

Yönetmen Coralie Fargeat'nın da dediği gibi filmde gençlik ve güzellik vaat eden yeşil sıvı, zayıflama iğnelerinin ötesinde yıllardır satılan pek çok "sihirli ürün"e karşılık geliyor.

Hollywood ünlülerinden sosyal medya fenomenlerine çok yaygın şekilde reklamı yapılan Ozempic ise bir yandan muazzam seviyedeki zayıflama etkisiyle, diğer yandan da yarattığı endişelerle son yıllarda bu sihirli ürünlerin en popüler olanı. 

Kilo vermenin yanı sıra çeşitli sağlık faydalarıyla da gündeme gelen zayıflama iğneleri, yaşlanmayı geciktirdiği iddialarıyla birlikte Cevher'deki maddeye gittikçe benziyor gibi görünüyor. 

Bu hafta Logos'ta Ozempic ve Wegovy adı altında satılan zayıflama iğnelerini, faydalarından zararlarına, bırakılması durumunda ne olduğuna ve muadilleriyle arasındaki farklara kadar bütün yönleriyle ele alacağız. 

1) Ozempic ve Wegovy nedir?

Ozempic ve Wegovy, esasen aynı etkin maddeyi içeren ancak farklı amaçlar için kullanılan ilaçlar. 

Danimarka merkezli ilaç şirketi Novo Nordisk'in satışa sunduğu bu iğnelerin etkin maddesi semaglutid. 

Semaglutid, glukagon benzeri peptid-1 (GLP-1) analogları denen ilaç sınıfında yer alıyor. Bu ilaçlar, vücutta doğal olarak üretilen GLP-1 hormonunu taklit ederek iştahı bastırıyor ve kan şekeri seviyesini düzenleyen insülin düzeyini artırıyor. 

Yemek yedikten sonraki tokluk hissini daha uzun süre koruyor, kan şekeri seviyesinin düşük kalmasını sağlıyor ve kana salınan şeker miktarını azaltıyor.

Birleşik Krallık'taki Imperial College London'dan Simon Cork, "Bu ilaçlar, insan vücudunda halihazırda var olan ve görevi, yemek yedikten sonra iştahı bastırmak olan bir sistemi güçlendiriyor" diye açıklıyor.

GLP-1 analogları aslında pek yeni sayılmaz. Ancak semaglutid, bu sınıftaki diğer ilaçlara kıyasla daha güçlü bir etki yaratmasıyla öne çıkıyor.

Ozempic, tip 2 diyabet tedavisinde kan şekerini düzenleme amacı taşırken, Wegovy ise aşırı kilolu veya obez kişilerde kilo kontrolü için kullanılıyor. İkisi de semaglutid içermesine karşın dozları arasında fark var. 

Diğer yandan aynı maddeyi içerdikleri için Ozempic, zayıflama amacıyla da reçete edilebiliyor. Wegovy daha yüksek dozda kullanıldığı için daha fazla kilo verilmesini sağlıyor gibi görünüyor. Ancak bununla beraber yan etkilerin de daha şiddetli olması riski var. 

Doktorlar duruma göre bu iğneler arasında seçim yaparken, kesinlikle ikisinin beraber kullanılmaması gerektiğinin altını çiziyorlar. 

2) Kilo kaybından kalp sağlığına faydaları neler?

Semaglutid, obeziteyle mücadelede çığır açıcı bir etki yarattığı öne sürülerek pek çok bilim insanı tarafından takdir ediliyor. 

Hakemli dergi Nature Medicine'da 2022'de yayımlanan bir çalışmada Wegovy'nin, diyabeti olmayan obez veya aşırı kilolu kişilerde iki yıl içinde vücut ağırlığının yüzde 15'ine kadar kilo kaybı sağladığı bulunmuştu.

Başka bir araştırmada da daha düşük dozda semaglutidin 4 hafta içinde yüzde 7 civarında kilo kaybı sağladığı kaydedilmiş ve bu etkilerin diyabeti olmayan kişilerde daha kuvvetli olduğu gözlemlenmişti. 

New Scientist'in aktardığı üzere daha önce ameliyat dışındaki yöntemlerle vücut ağırlığının yüzde 5'inin kaybedilmesi kayda değer bir başarı sayılıyordu. 

Fakat zayıflama iğnesi kullanılırken bir yandan diyet ve egzersiz yapılması gerektiğini belirtmekte fayda var. 

Yüksek yağ ve şeker oranına sahip gıdalar, işlenmiş yiyecekler ve alkol tüketiminin büyük ölçüde azaltılması tavsiye ediliyor.

Gastroenterolog ve obezite uzmanı Dr. Lauren Donnangelo şu ifadeleri kullanıyor:

Lif, protein ve sağlıklı yağ oranı yüksek gıdaların hem genel sağlık hem de kilo kaybı için dengeli bir beslenme stratejisinin kilit parçaları olduğunu unutmamak önemli.

Son yıllarda Ozempic ve Wegovy'nin zayıflamanın yanı sıra sağlığa çeşitli şekillerde fayda sağladığına işaret eden pek çok araştırma yayımlanıyor.

Özellikle kalp sağlığına iyi geldiği görülürken, ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), obez veya aşırı kilolu kişilerde kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm, kalp krizi ve inme riskini azaltmak için Wegovy'nin kullanılmasına bu yıl onay verdi. 

Ayrıca Novo Nordisk'in yürüttüğü bir araştırmada semaglutidin böbrek hastalıklarına iyi geldiği de gözlemlenmişti. 

Bunların yanı sıra tip 2 diyabet hastalarında kolon kanseri görülme riskini de azalttığı öne sürülüyor. Ayrıca obezite ve diyabetin bilişsel işlevleri etkilediği düşünüldüğünden Ozempic gibi ilaçların Alzheimer'la mücadelede kullanılabileceği iddia ediliyor.

En son bu yıl yapılan bir araştırmada, semaglutidin herhangi bir nedenle ölüm riskini azalttığına dair bulgular edinilmişti.

Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Prof. Harlan Krumholz, "Semaglutidin başlangıçta hayal ettiğimizden çok daha geniş kapsamlı faydaları var" diyerek ekliyor: 

Sadece kalp krizlerini önlemiyorlar. Bunlar sağlığı destekliyor. İnsanların sağlığını bu şekilde iyileştirerek aslında yaşlanma sürecini yavaşlatması şaşırtıcı olmaz.

3) Beden ve ruh sağlığına nasıl bir tehdit oluşturuyor?

Zayıflama iğneleri bütün bu "mucizevi" etkileri sunarken çeşitli sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. 

Ozempic veya Wegovy kullanan kişilerin en az yarısı mide bulantısı yaşadığını bildirirken bu yan etki genellikle zaman içinde geçiyor.

Ayrıca kabızlık, ishal, kusma ve karın ağrısı da sıkça gözlemlenen hafif yan etkiler arasında yer alıyor. Uzmanlar bunların birkaç hafta içinde kaybolacağını söylerken, devam etmeleri durumunda daha ciddi bir sorun sözkonusu olabilir. 

Doktorlar, nadiren de olsa bu ilaçların pankreasta iltihaplanmaya yol açabileceğini belirtiyor. 

GLP-1 analogları uzun zamandır tiroit kanseriyle ilişkilendirildiğinden zayıflama iğnelerinin böyle bir risk taşıdığı ifade ediliyor. Bilim insanları özellikle ailesinde bu hastalıktan muzdarip biri olan kişilerin Ozempic ve Wegovy gibi ilaçları kullanmamasını öneriyor.

Bu ilaçların böbrek hastalıklarına iyi gelebileceği gibi bu organlarda aksamalara yol açabileceği de görülüyor.

Ayrıca yakın zamanda fareler üzerinde yapılan bir çalışmada zayıflama iğnelerinin kalp kaslarını küçültebileceği öne sürülmüştü. 

Diğer ciddi yan etkiler arasında safra kesesi rahatsızlıkları, düşük kan şekeri ve bağırsak düğümlenmesi yer alıyor. 

Temmuzda yapılan bir araştırmada semaglutidin körlüğe neden olabileceği de öne sürülmüştü.

100 binde 10 gibi düşük oranda görülen bu nadir hastalık, optik sinire giden kan akışının azalması sonucu bir gözde acısız ve ani bir körlüğe yol açıyor. Görme becerisi çoğu zaman geri getirilemiyor. 

Hakemli dergi JAMA Ophthalmology'de yayımlanan çalışmada, semaglutid kullanan hastalarda bu nadir göz probleminin daha sık görüldüğü kaydedilmiş ve daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir.

Zayıflama iğnelerinin ruh sağlığı sorunları ve intihar düşüncelerini tetiklemesiyse bir diğer tartışma konusu. 

Semaglutid kullananlar, başka kilo verme ilaçları kullananlara kıyasla bu tür şikayetleri daha sık dile getirirken, konu üzerine yapılan araştırmalarda farklı sonuçlar elde ediliyor.

Bazı çalışmalarda Ozempic ve Wegovy'nin intihar düşüncelerini azalttığı iddia edilirken, iğneleri kullanan pek çok kişide depresyon ve anksiyete belirtileri görülmesi ikisi arasında bir bağlantı olduğunu akla getiriyor.

Diyabet nedeniyle Ozempic almaya başlayan Jenny Kent, birkaç ay sonra kilo kaybı ve kan şekeri seviyelerinde olumlu gelişmeler görse de ruh hali için aynı şeyi söyleyemiyor.

Sürekli bunalmış hissettiğini ve ağladığını ifade eden Kent, bir süre sonra doktoruyla konuşup ilacı bırakmış. Ardından ruh halinin iyiye gittiğini görse de bunun Ozempic'i bırakmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığından emin değil. 

Yazar Johann Hari de semaglutidin umduğu zayıflama etkisini gösterdiğini ancak yaratacağı psikolojik etkiyi öngöremediğini söylüyor.

Hari "İlacı aldığım ilk 6 ay boyunca istediğim oluyordu; çok fazla kilo veriyordum, sırt ağrılarım geçmişti, her türlü iyi şey oldu" diyerek ekliyor:

Ama aslında duygularımda bir iyileşme hissetmiyordum. Aksine, biraz daha kötü hissediyordum.

Yazar bu hislerin, özellikle stresle başa çıkmak için istediği gibi yemek yeme imkanının olmamasından kaynaklandığını düşünüyor.

Zayıflama iğneleriyle ilgili durumu "kitlesel bir deneye" benzeten Hari, bunu da şöyle açıklıyor:

Ben iki deneyin parçasıyım, sadece bir deneyin değil. Bizi çok daha fazla obez yapan deneyin parçasıydım. Şimdi de ilaç kullanarak bunu tersine çeviren deneyin parçasıyım.

Ozempic ve Wegowy gibi ilaçların fiziksel yan etkileri arasındaysa deri sarkması ve saç dökülmesi yer alıyor.

Uzmanlar bunları hızlı kilo kaybına bağlarken, sarkmış derilerin egzersizle veya gerektiğinde ameliyatla toparlanabileceğini ifade ediyor. 

Saç dökülmesiyse kilo kaybı dengelendiğinde genellikle dursa da dökülen saçlar her zaman yeniden çıkmayabiliyor.

4) Neden herkeste işe yaramıyor?

Zayıflama iğneleri klinik testlerde büyük başarı göstermesine ve pek çok kişi istedikleri gibi kilo verdiğini bildirmesine karşın herkes için durum böyle değil. 

ABD'deki Hackensack Üniversitesi Tıp Merkezi'nde Kilo Kaybı ve Metabolik Sağlık Merkezi Direktörü Dr. Hans Schmidt, hastalarının yüzde 15'inin GLP-1 analoglarına olumlu yanıt vermediğini söylüyor. 

Bazıları haftada bir yapılması gereken iğneleri düzenli uygulamadığı için kilo vermiyor. Dr. Schmidt "Eğer bir sonuç elde etmiyorsanız ve yan etkilere maruz kalıyorsanız, ilaç kullanmanız için bir neden yok demektir" diye konuşuyor.

Diğer yandan bu ilaçları haftalarca kullanıp yine de zayıflamayanlar da var. Tek bir ilaç genellikle herkeste aynı etkileri yaratmaz ancak bilim insanları farklılıkların tam olarak neyden kaynaklandığını söyleyemiyor.

Michigan Üniversitesi'nden endokrinolog Amy Rothberg "Pek çok şey kişinin fizyolojisi ve biyolojisine bağlı. Bir ilacın herkese uygun olmasını bekleyemeyiz" diyor.

Bununla beraber farklılıkların arkasında dozun düşük gelmesi, egzersiz ve sağlıklı beslenmeyle sürecin desteklenmemesi, yeterince iyi uyunmaması veya stres gibi nedenler olabilir.

Uzmanlar Ozempic ve Wegowy gibi ilaçların "sihirli değnek" olmadığının ve esasen zayıflamaya destek olan bir rol üstlendiğinin altını çiziyor.

Ayrıca diyabet hastalarında kilo kaybı daha az gözlemlenirken, aynı zamanda farklı ilaçlar kullanmanın da zayıflamanın önüne geçmesi muhtemel.

Zayıflama iğnelerinden istenen sonuç alınsa bile bu kazanımların kalıcı olmayabileceğini belirtmekte de fayda var. 

Çeşitli araştırmalar bu ilaçları kullanmayı bırakan çoğu kişinin, iştahın geri gelmesiyle tekrar kilo aldığını gösteriyor.

Uzmanlar genellikle başlangıç kilosuna geri dönülmediğini söylüyor. 2022 tarihli bir çalışmada semaglutid alan katılımcıların yarısı, ilacı iki yıl boyunca bıraktıktan sonra bile verdiği kiloların tamamını geri almadı. 

Pittsburgh Üniversitesi'nden Dr. Walid Gellad, "Bu ilaçları ne kadar süre kullanmanız gerektiğini kimse bilmiyor" diyor.

5) Ozempic ve Wegovy'nin muadilleri daha mı iyi?

Uzmanlar, semaglutid kullanarak kilo veremeyen bazı kişilerin ilaç değiştirmesinin faydalı sonuçlar doğurabileceğini söylüyor. 

Novo Nordisk'in semaglutidi bulmasıyla "obeziteyle mücadelede yeni bir çağ başladığı" söylenirken, kısa süre sonra Eli Lilly de kendi GLP-1 analoguyla piyasaya girdi.

ABD merkezli ilaç şirketinin tirzepatid etkin maddesini içeren iki ilacı mevcut: diyabet hastalarına verilen Mounjaro ve aşırı kilo veya obeziteye karşı kullanılan Zepbound.

Esasen aynı şekilde çalışan semaglutid ve tirzepatid arasında çok büyük farklar yok. Diğer yandan son zamanlarda yapılan araştırmalar Eli Lilly iğnelerinin Danimarkalı rakibinden daha etkili olduğunu gösteriyor.

72 hafta süren bir deneyde Wegovy kullananların, vücut ağırlığının yüzde 14'ünü, Zepbound kullananların ise yüzde 20'sini kaybettiği gözlemlendi.

Bununla beraber Mounjaro ve Zepbound'ın yan etkilerinin, Ozempic ve Wegovy'le büyük ölçüde aynı olduğunu belirtmekte fayda var. 

Şubatta iki şirkete, mide felci ve bağırsak düğümlenmesi gibi riskleri açıkça belirtmekleri gerekçesiyle ABD'deki bir mahkemede en az 55 dava açılmıştı.

Zayıflama iğnelerinin yanı sıra kilo vermeyi desteklemesi için geliştirilen Contrave ve Qsymia gibi haplar da mevcut. Ancak bunlar aynı seviyede kilo kaybı sağlamadığı gibi kusma, ishal, ağız kuruluğu ve karıncalanma gibi yan etkilere de neden olabiliyor.

Halihazırda Novo Nordisk ve Eli Lilly piyasaya hükmetse de obezitenin dünya çapında gittikçe daha ciddi bir sorun haline gelmesiyle başka ilaç şirketleri de yarışa giriyor. 

İki dev şirketin yoğun talep nedeniyle tedarik sorunları yaşamasının yanı sıra yüksek fiyatları nedeniyle de yakın zamanda hem iğne hem de hap formunda çeşitli yeni ilaçların raflarda yerini alması bekleniyor.

Logos'un bu haftaki yazısına son verirken, her şeyin başının sağlık olduğunu ve zayıflamak için herhangi bir takviye kullanmadan önce kesinlikle doktor görüşüne başvurmanız gerektiğini hatırlatmak isteriz. 

Bir sonraki yazıda görüşene kadar bu soğuk kış günlerinde sağlığınıza dikkat edin ve merakla kalın!

Independent Türkçe



Dubai'den turistleri geri kazanmak için vize hamlesi

(Unsplash)
(Unsplash)
TT

Dubai'den turistleri geri kazanmak için vize hamlesi

(Unsplash)
(Unsplash)

Natalie Wilson Junior Seyahat Yazarı

Dubai, turistler için vize başvurularını kolaylaştırmak amacıyla iki yeni girişim başlatmaya hazırlanıyor.

Dubai'yi ziyaret eden turistler artık şehrin resmi turizm internet sitesi Visit Dubai üzerinden vize başvurusunda bulunabilecek.

Kasımda ayrıca, turist vizesi başvuruları dahil devlet hizmetlerini tek bir platformda birleştiren ve yalnızca davetle katılım sağlanabilen bir turizm üyelik programı başlatılacak.

Dubai hükümeti, şehri yeniden ziyaret edenlere yönelik Dubai Access Club adlı üyelik programının, Dubai'ye dönüşü "daha kolay ve daha avantajlı" hale getirmek için ayrıcalıklı deneyimler, hizmetler ve avantajlar sunduğunu belirtti.

Ortak Dijital Kanallar Girişimi kapsamında, tek girişli ve çok girişli turist vizesi başvuruları, Visit Dubai internet sitesindeki deneyim rezervasyonlarıyla birlikte yer alacak ve ziyaretçiler hizmetlere tek bir kanal üzerinden erişebilecek.

Platform değişse de vize başvurularının değerlendirilmesinden ve vizelerin verilmesinden GDRFA Dubai sorumlu olmaya devam edecek.

Dubai Kimlik ve Yabancılar İşleri Genel Müdürlüğü Genel Müdürü Korgeneral Muhammed Ahmed Al Marri şunları söyledi:

Dubai GDRFA olarak prosedürleri basitleştirmek, devlet hizmetlerine erişimi iyileştirmek ve gelişmiş dijital çözümlerden yararlanmak için stratejik ortaklarımızla yakın çalışıyoruz.

Ziyaretçilerin Visit Dubai platformu üzerinden turist vizesi başvurusu yapabilmesini sağlamak, en yüksek güvenlik ve verimlilik standartlarını korurken hizmetleri tek bir dijital süreçte birleştirmek açısından önemli bir adım.

Hükümete göre bu girişimler Dubai'nin "turizm ekosistemini geliştirme yönündeki sürekli çabalarını" ve Dubai Ekonomik Gündemi D33'ün hedeflerine katkısını yansıtıyor.

Dubai Veliaht Prensi Şeyh Hamdan bin Muhammed bin Raşid Al Maktum şunları söyledi:

Ziyaretçi yolculuğunun her aşamasını zenginleştiren ve misafirperverlikle hizmet mükemmelliği için yeni standartlar belirleyen girişimlerle Dubai'yi dünyanın en iyi üç turizm güzergahı arasına yerleştirmeye kararlıyız.

Amacımız, şehri dünya çapındaki gezginler için tercih edilen bir yer ve kaliteyle kolaylık açısından küresel bir ölçüt haline getirmek.

Temmuzda Dubai, İran-ABD savaşı nedeniyle turizmde yaşanan düşüşün ardından, ziyaretçileri emirliğe davet edenlere 40 bin liradan fazla değerde ödüller sundu.

Ekonomi ve Turizm Bakanlığı'nın girişimi "Dubai'ye Davet" programı, yerel halkı otel konaklamaları, yemek deneyimleri ve turistik yer biletleri gibi avantajlar karşılığında arkadaşlarını ve ailelerini Dubai'ye getirmeye davet etti.

20 Temmuz'la 31 Ekim tarihleri ​​arasında Birleşik Arap Emirlikleri'nde yaşayanlar, her biri 3 bin AED'ye (yaklaşık 41 bin TL) kadar değerinde paketlerden yararlanma hakkına sahipti.

Independent Türkçe,independent.co.uk/travel/news-and-advice


Claude'la yazılan metinlere görünmez iz: Anthropic kapsamı genişletiyor

Anthropic (Reuters)
Anthropic (Reuters)
TT

Claude'la yazılan metinlere görünmez iz: Anthropic kapsamı genişletiyor

Anthropic (Reuters)
Anthropic (Reuters)

Anthropic, metin filigranlama özelliğinin kapsamını genişletiyor. Bu da metinlerin, Claude'la yazıldığını gösteren görünmez bir iz taşıyacağı anlamına geliyor.

Anthropic, kelimelerin içine görünmez bir desen yerleştiren ve otomatik bir sistem tarafından saptanabilen metin filigranını modellerine entegre edeceğini ağustosta duyurmuştu. Bu özellik, üretken yapay zeka araçlarında bu tür bir teknolojinin kullanılmasını zorunlu kılan Avrupa Birliği (AB) düzenlemesi nedeniyle hayata geçirilmişti.

Ancak başlangıçta bu değişiklik yalnızca Anthropic'in en yeni modellerinde uygulanmıştı. Şirket bu özelliğin artık Mythos 5, Opus 4.7, Opus 4.6 ve Sonnet 4.6 gibi eski sistemlere de ekleneceğini açıkladı.

Değişikliğin ilk uygulandığı zamanki gibi, bu özelliği devre dışı bırakma seçeneği yok ve Avrupa düzenlemelerine yanıt olarak uygulamaya konmasına rağmen dünya çapındaki tüm kullanıcıları kapsıyor. Dahası, filigranlar tamamen görünür durumda ve sıradan kullanıcıların, yazdıklarının işaretlenip işaretlenmeyeceğini kontrol etme imkanı yok.

Halihazırda yalnızca AB yasaları kapsamında tanımlanan (düzenleyici kurumlar, kolluk kuvvetleri, gazeteciler ve araştırmacılar gibi) yetkililer bu filigranı gerçekten tespit edebiliyor. Ayrıca AB'nin Yapay Zeka Yasası kapsamında filigranlamayı doğrulamak zorunda olan şirketlerin erişimine açık.

Değişikliğin ağustosta duyurulması, uygulamayı haksız bulan kullanıcıların çeşitli eleştirilerine yol açmıştı. Çok çeşitli eleştiriler yöneltenler arasında, Claude'la metinleri düzeltmenin veya bilgileri doğrulamanın bile algılamayı tetiklemesinin doğru olmadığını ve kötü niyetli kişilerin filigranı gizlemek için çalışmalarını başka bir yapay zeka sistemiyle yeniden ifade edebileceğini söyleyen kullanıcılar da vardı.

Anthropic, uygulamanın bazı zayıf yönleri olduğunu kabul ediyor. Örneğin daha kısa metinler, filigranın saptanmasına yetecek kadar desen içermeyebiliyor. Ancak şirket, filigran sisteminin yapay zeka sonuçlarının kalitesini düşüreceği iddiaları da dahil diğer eleştirilere karşı çıkıyor.

Kullanıcıların bazı araçlarda filigranı atlatmasının bir yolu hâlâ var gibi görünüyor. Anthropic iki eski modelde (Opus 4.6 ve Claude Sonnet 4.6) sistemin kelimeleri nasıl seçeceğini belirleyen ayarların değiştirilmesinin (bu işlem API aracılığıyla yapılabilir) filigranı kaldıracağını belirtiyor.

Anthropic ayrıca kullanıcıların, henüz filigran değişikliklerini içerecek şekilde güncellenmemiş daha eski modelleri de seçmesine izin veriyor. Claude'da kullanıcılar, ilk olarak 2023'te piyasaya sürülen Opus 3'e kadar geriye giden ve değişiklik kapsamında yer almayan modelleri tercih edebilir.

Diğer şirketler de AB kurallarına uyacaklarını ifade etti ancak Anthropic'in bunların kapsamı dışında kalan ülkelerde bile uygulamayı hayata geçirmesi sıradışı bir durum. Örneğin OpenAI, ChatGPT'ye textGrain adlı bir özellik eklese de bu sadece Avrupa'da otomatik devreye girecek.

Independent Türkçe


Meyveyle beslenen ilk dinozor bulundu: Cehennem tavuğu

Papağana benzer bir kafası olan Infernogallus jamesi, T-rex'i de içeren teropod grubunda yer alıyor (Danielle Dufault)
Papağana benzer bir kafası olan Infernogallus jamesi, T-rex'i de içeren teropod grubunda yer alıyor (Danielle Dufault)
TT

Meyveyle beslenen ilk dinozor bulundu: Cehennem tavuğu

Papağana benzer bir kafası olan Infernogallus jamesi, T-rex'i de içeren teropod grubunda yer alıyor (Danielle Dufault)
Papağana benzer bir kafası olan Infernogallus jamesi, T-rex'i de içeren teropod grubunda yer alıyor (Danielle Dufault)

Bilim insanları ilk kez meyveyle beslenen bir dinozor türü tespit etti.

Milyonlarca yıl gezegene hükmeden dinozorların, birbirleri de dahil pek çok şey yediği biliniyor. Bazıları etçil beslenirken, devasa sauropoda grubundakiler gibi dinozorlar ise otçul hayvanlardı.

Araştırmacılar, dinozorların meyve de yediğini tahmin etse de bugüne kadar bu teoriyi destekleyen kanıt bulunamamıştı.

ABD ve Kanada'dan bilim insanlarını içeren bir araştırma ekibi ise meyvecil bir beslenme biçimini takip ettiğini düşündükleri ilk dinozoru tanımladı.

Infernogallus jamesi adı verilen dinozorun son derece iyi korunmuş fosilleri, ABD'deki Hell Creek (Cehennem Deresi) formasyonunda 2011'de keşfedilmişti. Latincede "cehennem tavuğu" anlamına gelen Infernogallus ismi, fosillerin bulunduğu yere ve dinozorun görünüşüne ithafen seçildi.

Kuyruğu dışında bütün iskeleti eksiksiz korunan Infernogallus jamesi, yaklaşık 12 kilogram ağırlığa ve 1,5 metre boya sahipti. 

Bilim insanları bu hayvanın, dişsiz gagası nedeniyle ince yapılı dinozorları içeren Caenagnathidae grubunda yer aldığını söylüyor.

Araştırmacılar bu grubun nasıl beslendiğini de uzun zamandır merak ediyordu ve bulguları hakemli dergi Nature Communications'ta yayımlanan çalışma bu soruya da yanıt verdi.

Ekip, bilgisayarlı tomografi kullanarak Infernogallus'un yüz kemiklerini detaylıca inceleyip diğer türlerle karşılaştırdı.

Analizler sonucunda bu yeni türün, kemikleri ezmeye uygun bir ısırma kuvvetine sahip olmadığı ortaya çıktı. 

Daha ziyade, ağzın altındaki kasların güçlü olduğu belirlendi. Bu da meyveler gibi daha yumuşak bitkileri çiğnemeye uygun bir anatomiye sahip olduğunu ve çenesini daha çok ileri geri hareket ettirdiğini gösteriyor.

Analizlerde Infernogallus'un çenesinin öne kaymasını sağlayan hareketli bir ekleme de sahip olduğu tespit edildi. Araştırmacılar ayrıca gagasındaki çıkıntı ve olukların, meyveleri ezip parçalamasını sağladığını düşünüyor. 

Stony Brook Üniversitesi'nden makalenin başyazarı Greg Funston, "Günümüzde, incir yiyen akbaba papağanı ve yumuşak deniz otlarını çiğneyen yeşil deniz kaplumbağaları gibi yumuşak gıdalarla beslenen hayvanlarda bu özellikleri ayrı ayrı görüyoruz" diyerek ekliyor:

Ancak bugün yaşayan hiçbir hayvan bu üç adaptasyonun hepsine sahip değil. Bu da Infernogallus'un ne kadar özelleşmiş bir tür olduğunu gösteriyor.

Bilim insanları yaklaşık 66 milyon yıl önceye tarihlenen Infernogallus'un, meyvelerin giderek daha büyük ve karmaşık hale geldiği bir dönemde yaşadığını belirtiyor.

Infernogallus'un muhtemelen böğürtlen gibi bitkilerin yanı sıra şeftali ve kiraz benzeri sert çekirdekli meyveleri de tükettiği düşünülüyor. Araştırmacılar bu dinozorun sadece meyve yiyerek hayatta kalmış olabileceğini düşünse de başka yumuşak bitkileri de tüketmiş olabileceğini söylüyor.

Funston, "Bu keşif, dinozorların yaşam biçimlerine ilişkin bildiklerimizin kapsamını kesinlikle genişletiyor ve teropodların farklı koşullara ne kadar iyi uyum sağlayabildiğini gösteriyor" diyor.

Ekip ayrıca bu dinozorun, tohumları daha geniş alanlara taşıyarak meyveli bitkilerin yayılmasında da rol oynamış olabileceğini ifade ediyor.

Funston şöyle açıklıyor: 

Büyük tohumlu meyvelerin çoğalıp yayıldığını biliyoruz ve Caenagnathidae grubu bu role uygun görünüyor. Ancak bu bağlantıyı güvenle kurmadan önce daha fazla kanıta ihtiyaç var.

Independent Türkçe, IFLScience, Reuters, Nature Communications