Rusya’nın Suriye sahasından vazgeçmemesinin sebepleri neler?

Bölgelerden çekilen askeri birliklerin sayısı azdı ve henüz başlamamış projeler için yapılan sözleşmeler vardı

Suriye'deki olaylar Rusya'yı hayal kırıklığına uğrattı (Independent Arabia)
Suriye'deki olaylar Rusya'yı hayal kırıklığına uğrattı (Independent Arabia)
TT

Rusya’nın Suriye sahasından vazgeçmemesinin sebepleri neler?

Suriye'deki olaylar Rusya'yı hayal kırıklığına uğrattı (Independent Arabia)
Suriye'deki olaylar Rusya'yı hayal kırıklığına uğrattı (Independent Arabia)

Mustafa Rüstem

Suriye'de Beşşar Esed rejiminin düşmesine ve muhaliflerin kontrolü ele geçirmesine, dolayısıyla güç ve nüfuz dengelerinin değişmesine rağmen Akdeniz'in sıcak suları Rus Çarı'nın (Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin) iştahını kabartmaya devam ediyor. Öte yandan Ukrayna cephesinde yürüttüğü savaş genişledikçe onu bir dayanak noktası edinmesi gerekiyor.

Ülkede konuşlu tüm Rus karakolları ve üsleri Suriye'nin batısındaki Tartus ve Lazkiye'ye çekildi. Bu üslerin, özellikle de Lazkiye kırsalındaki Hmeymim Hava Üssü’nün, başta Esed olmak üzere en önde gelen askeri, güvenlik, istihbarat ve siyasi yetkilerinin Rus uçaklarıyla kaçış merkezi olarak kullanıldığı konuşuluyor.

Son uydu görüntüleri Rusya Donanması’na ait gemilerin Karadeniz Filosu’nun bir bölümünün demirli olduğu ve Rusya'nın Akdeniz'deki tek onarım ve ikmal merkezi olan Tartus Liman’dan ayrıldığını gösterdi. Moskova, 1970'lerde inşa edilen limanı 2012 yılında modernize edip genişletti. Ardından 2015 yılında Suriye'deki askeri varlığını deniz ve hava kuvvetlerini konuşlandırarak ve askeri karakollar kurarak genişletti.

Şarku’l Avsat’ın ABD merkezli uydu görüntüleme şirketi Maxar’dan aktardığı görüntüler Suriye kıyılarının 13 kilometre açığında güdümlü füze fırkateynlerinin olduğunu gösteriyor. Akdeniz kıyısındaki deniz hareketliliği devam ederken 10 Aralık'ta bazı gemiler Tartus Limanı’ndan ayrıldı.

Washington'daki Savaş Çalışmaları Enstitüsü'ne (Institute for the Study of War/ISW) göre bu gelişmelerden önce muhalif grupların merkezi bölgeye saldırması üzerine ‘beklenmedik bir hamleyle’ kuzeydeki Rus güçlerinin ve tüm deniz filosunun geri çekildiği bilgisi doğrulandı. O dönemde Moskova'nın askeri takviye göndermeye niyeti olmadığı ve hükümet ile muhalefet arasındaki savaştan elini çektiği yönündeki spekülasyonlar doğrulanmaya başladı. Gözlemciler daha sonra Rusların Esed'i kaçışından günler önce terk ettiğini gördüler.

Moskova merkezli JSM-Bilimsel Araştırma ve Çalışmalar Merkezi Direktörü Assef Molhem’e göre Rusya, özellikle de ülkede bir kaos ortamı varken ve DEAŞ’ın uyuyan hücreleri zaman zaman ortaya çıkarak bu üsler için tehdit oluştururken, militanların saldırısı durumunda Suriye'deki mevzilerinde bulunan güçlerinin güvenliğini garanti edemeyeceğinden korkuyor.

Hmeymim ve Tartus'taki bu Rus üslerini korumak için Türkiye’nin müdahalesinin gerektiğini öngören Molhem, çünkü Suriye topraklarının dört bir yanından çekilen çeşitli Rus askeri birliklerinin sayıca az olduğunun altını çizdi.

İhtiyati bir önlem

Moskova'nın ‘yıkıcı bir darbe’ aldığı dönemde Rus birliklerinin yığınak yapmasını ‘ihtiyati önlem’ olarak değerlendiren Molhem, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e yakın bazı kaynaklardan, aralarında Rusya Dış İstihbarat Servisi (SVR) Direktörü Sergey Narışkin ve yardımcısı Taliya Yarullovna Habrieva’nın da bulunduğu bazı üst düzey yetkilileri onurlandırmak için harekete geçtiği, ancak Esed rejiminin düşmesinin ardından bu iki ismin onurlandırılacak kişiler listesinden çıkarıldığı ve Kremlin’in Şam'ın kaybedilmesine çok öfkelendiği yönünde sızıntılar olduğunu söyledi.

Ancak Rusya, Suriye'deki varlığı konusunda endişeli ve tedirgin. Bu yüzden son birkaç gündür ve rejimin düşmesinden hemen sonra diplomatik personelini Suriye'den tahliye etmeye çalıştı. Rusya Dışişleri Bakanlığı Kriz Durumları Dairesi tarafından yayınlanan bir belgeye göre Rus diplomatik personeli, Hmeymim Hava Üssü’nden kalkan özel bir Rus Hava Kuvvetleri uçağıyla Şam'dan çekildi.

Heyet Tahrir Şam (HTŞ) lideri Ahmed eş-Şera (Ebu Muhammed el-Culani), Suriye'deki Ruslara güven verici mesajlar göndererek geçiş hükümetinin savaşlar sırasında dengeli bir ilişki sürdüreceğini vurguladı. Şera, basında yer alan röportajında askeri yönetimin aracılar vasıtasıyla Suriye'deki Rus üslerini vurmanın mümkün olduğuna dair mesajlar gönderdiğini, ancak iki taraf için yeni bir ilişki kurma şansı vermeyi tercih ettiğini belirtti.

Halep'teki ilk çatışmalarda bunlar yaşandı. Sahadaki kaynaklara göre Suriye’nin kuzeyindeki en önemli Rus kalelerinden biri olan bir askeri üs, Humus’taki çatışmalara kadar uzun süre kuşatma altında kaldı. Rus güçleri silahlı gruplarla koordinasyon sağlanmasının ardından ‘Esed Askeri Bilimler Akademisi’ bölgesinden tahliye edildi.

Molhem, Rusya’nın Tartus Limanı ve Lazkiye'deki Hmeymim Hava Üssü’nü kaybetmesiyle ilgili olarak özellikle Afrika kıtasındaki Rus güçlerinin çalışmalarını zorlaştırmak da dahil olmak üzere yansımalar görüyor. Moskova Suriye'de büyük bir kayba uğradı. Tahminler çok fazla ve güvenilir temellere oturmuyor. Çünkü bu tahminler yalnızca medya kuruluşları tarafından yayınlanıyor ve askeri harcamalar genellikle gizli tutuluyor. Ancak Molhem, genel olarak Rusya'nın Suriye'ye aktardığı silahların uzun vadeli borçlara ya da çıkarlarını garanti altına alan fayda ve anlaşmalara dayandığını söyledi.

asdfergthy
Aceleci davranmayan Rusya, tüm seçenekleri değerlendiriyor (Independent Arabia)

Kremlin sözcüsü Dmitriy Peskov, ülkesinin Rus askeri varlığının geleceğiyle ilgili olarak yeni yetkililerle görüşmelerde bulunma niyetinde olduğunu açıkladı. Peskov, düzenlediği basın toplantısında, “Şu an güvenliği sağlamakla görevli olanlarla iletişim kurmak için elimizden geleni yapıyoruz. Ordumuz gerekli tüm önlemleri alıyor” dedi. Kremlin daha önce devrik Suriye Devlet Başkanı Esed'in, Moskova'nın kendisine Rusya'da sığınma hakkı tanımasıyla birlikte kişisel kararıyla devlet başkanlığından istifa ettiğini duyurmuştu.

Uzun süreli sözleşmeler

Rusya'nın Suriye’de kaybettiklerine değinen Molhem, Moskova'nın ülkenin kuzeydoğusunda yatırım yapmak için avantajlar elde etmeye çalıştığı petrol ve doğalgaz sektöründeki uzun süreli sözleşmeler de dahil olmak üzere en önemli sözleşmeleri ve anlaşmaları değerlendirdi. Molhem, Moskova’nın Suriye’nin kuzeydoğusunda yatırım yapmasını sağlayacak avantajlar elde etmeye çalıştığını, ancak ABD'nin bölgedeki kontrolü ve Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG), özellikle de Kürtlerin ağırlıklı olduğu Halk Koruma Birlikleri'ne (YPG) verdiği destekle karşılaşarak başarısız olduğunu vurguladı. Yine de Ruslara ait şirketlerin Şam hükümetiyle petrol ve doğalgaz arama ve çıkarma, petrol şirketlerinin geliştirilmesi, enerji üretimi ve maden kaynaklarının çıkarılması gibi alanlarda anlaşmalar imzaladığına dikkati çeken Molhem, “2019 yılında Rus şirketleri Mercury ve Velada, Suriye Petrol ve Mineral Kaynaklar Bakanlığı ile üç petrol sahası için yatırım sözleşmeleri imzalarken, Stroytrans şiketi de antik Palmira kentinin güneyindeki doğu bölgesinde fosfat aramak ve Lazkiye limanını 49 yıllığına STG Engineering'e kiralamak, Şam Uluslararası Havaalanı ile şehir merkezi arasında bir demiryolu hattı inşa etmenin yanı sıra Humus şehrinde enerji alanındaki çalışmalar için çeşitli sözleşmeler imzaladı.

2015 yılından itibaren rejimi desteklemek için Suriye'deki askeri varlığını güçlendiren Moskova, 2023 yılı ortalarından 2024 yılı ortalarına kadar Rus güçlerinin ülkedeki mevzilerinin sayısını önemli ölçüde artırdı. Ülkenin dört bir yanında 21 askeri üsse ve 114 mevziye ulaştı. Çoğu yaklaşık 17 nokta ile Hama’da olmak üzere toplam 93 askeri noktaya sahipti. Bir yıl önce Suriye genelindeki Rus mevzileri sayısı yaklaşık 105 civarındaydı. Rus güçleri, Gazze Şeridi ve Lübnan’ın güneyindeki savaşlar sırasında azalmaya başlayan İran’ın Suriye’deki mevzileri pahasına ilerleme kaydetmişti.

Suriye'deki gelişmeler, Rusya'yı hayal kırıklığına uğrattı. Rus askerlerinin ülkede görev yaptığı süre boyunca Rusya’ya maliyetine ilişkin tahminlerde bulunan Molhem’e göre Rusların Suriye’de kalış maliyeti günlük 3 ila 4 milyon dolar civarındaydı. Rusya basınına ve muhalefet partilerine göre bu süre zarfında toplam maliyet 10 ile 18 milyar dolara ulaştı.

Molhem aynı zamanda, sahadaki projelerle uygulanmaya başlanmamış uzun vadeli sözleşmeler olduğunu, bu yüzden kaybın boyutunun savaş çabası ve ücretsiz olarak sağlanan silahlarla sınırlı olabileceğinin altını çizdi.

Rusya'nın Suriye sahasını ve önceki hükümetle imzaladığı birçok yatırım sözleşmesini terk etmesiyle ilgili yorum yapan Molhem, mevcut hükümetle görüşülebilir olduğundan bu konuda spekülasyon yapmak için erken olduğunu söyledi. Moskova'nın bazı önemli sözleşmeleri hayata geçirmesi ve Tartus ve Lazkiye'deki üslerini koruması için Türkiye'ye baskı yapma imkanına sahip olduğunu belirten Molhem, “Moskova'nın kararlarını yavaş aldığını, politikasının akıllıca ve kesin olduğu, adımlarını aceleye getirmediği ve önündeki tüm seçenekleri incelediği belirtilmeli. Rusya Devlet Başkanı Putin ve ekibinin bu krizden en az kayıpla çıkmak ya da kayıpları yeni fırsatlara dönüştürmek için yaratıcı seçeneklere sahip olduğuna inanıyorum. 2014 yılındaki Ukrayna krizinde Moskova'nın Kırım'ı ilhak edene kadar aylarca sessiz kalması bunun bir örneğiydi. Şimdi, kaos durumunda konuşmak faydasız olduğundan doğru zamana kadar sessiz kalmayı tercih ediyor” değerlendirmesinde bulundu.



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.