İsrail güçleri Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesi'ne saldırı düzenledi

Son 24 saat içinde 37 Filistinli öldürüldü, savaşta hayatını kaybedenlerin sayısı 45 bin 436'ya yükseldi

 Gazze Şeridi'nin et-Tuffah mahallesinde bombalanan binanın enkazından Filistinli bir çocuğu çıkaran arama kurtarma görevlileri (AFP)
Gazze Şeridi'nin et-Tuffah mahallesinde bombalanan binanın enkazından Filistinli bir çocuğu çıkaran arama kurtarma görevlileri (AFP)
TT

İsrail güçleri Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesi'ne saldırı düzenledi

 Gazze Şeridi'nin et-Tuffah mahallesinde bombalanan binanın enkazından Filistinli bir çocuğu çıkaran arama kurtarma görevlileri (AFP)
Gazze Şeridi'nin et-Tuffah mahallesinde bombalanan binanın enkazından Filistinli bir çocuğu çıkaran arama kurtarma görevlileri (AFP)

İsrail güçleri dün, Gazze Şeridi'nin kuzey kesiminde bulunan üç sağlık tesisinden biri olan Kemal Advan Hastanesi'ne saldırı düzenleyerek hastanenin büyük bir bölümünü yaktı ve onlarca hasta ile yüzlerce kişinin hastaneyi terk etmesini istedi.

Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakanlığı, haftalardır İsrail güçlerinin yoğun baskısı altında olan Beyt Lahiya'daki Kemal Advan Hastanesi personeliyle irtibatın kesildiğini açıkladı.

Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakanlığı'nın Genel Müdürü Munir el-Burş yaptığı açıklamada, “İşgal güçleri şu anda hastanenin içindeler ve hastaneyi yakıyorlar” dedi.

İsrail’in Gazze Şeridi'ne yönelik hava saldırısında hayatını kaybedenlerin cenaze namazını kılan Filistinliler (AFP)İsrail’in Gazze Şeridi'ne yönelik hava saldırısında hayatını kaybedenlerin cenaze namazını kılan Filistinliler (AFP)

İsrail ordusu dün Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesi civarında bir askeri operasyon başlattığını duyurarak, Hamas unsurlarını hedef aldığını bildirdi. Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakanlığı ise orduyu sağlık tesisine baskın düzenlemekle suçladı.

Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığı habere göre ordu dün yaptığı açıklamada, ‘sabotajcıların, terörist altyapının ve terörist faaliyetlerin varlığına ilişkin önceden alınan istihbaratın ardından geçtiğimiz saatlerde Cibaliye'deki Kemal Advan Hastanesi bölgesinde operasyona başladığını’ duyurdu.

Açıklamanın devamında, “Bölgedeki güçler, olaya karışmamış kişilere, hastalara ve sağlık personeline mümkün olduğunca zarar vermekten kaçınarak hassas bir şekilde hareket ediyor. Operasyon öncesinde ve sırasında bölge sakinlerinin, hastaların ve hastane personelinin bölgeyi düzenli bir şekilde tahliye etmelerine izin verildi” ifadeleri yer aldı.

İsrail ordusu sivillerin zarar görmesini en aza indirmek için çaba gösterdiğini ve ‘operasyon öncesinde sivillerin, hastaların ve sağlık personelinin güvenli bir şekilde tahliyesini kolaylaştırdığını’ bildirdi, ancak ayrıntı vermedi. Yapılan açıklamada “Kemal Advan Hastanesi, savaş boyunca sabotajcıların faaliyet gösterdiği, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki bir Hamas terör merkezidir” denildi.

Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakan Yardımcısı Yusuf Ebu er-Riş, İsrail güçlerinin cerrahi bölümünü, bir laboratuvarı ve bir depoyu ateşe verdiğini duyurdu.

Filistin topraklarındaki sağlık çalışanları, İsrail ordusu haftalardır Gazze Şeridi'nin kuzey kesiminde saldırılar düzenlerken, İsrail güçlerini Kemal Advan, Endonezya ve el-Avde hastanelerini defalarca hedef almakla suçluyor.

Yüzlerce kişiye hastaneyi boşaltma emri verildi

El-Burş, İsrail ordusunun hastanedeki 350 kişiye yerinden edilmiş ailelerin yaşadığı yakındaki bir okula gitmelerini emrettiğini söyledi. Bunların arasında 75 hasta ve refakatçileri ile 185 sağlık personeli bulunuyordu.

Perşembe günü Gazze Şeridi'nin doğusunda İsrail hava saldırısında vurulan bir bölgeyi inceleyen Filistinliler (AFP)Perşembe günü Gazze Şeridi'nin doğusunda İsrail hava saldırısında vurulan bir bölgeyi inceleyen Filistinliler (AFP)

Ebu er-Riş, askerlerin hastaları ve sağlık personelini, ağır hasar nedeniyle zaten faaliyeti durmuş olan ve bir gün önce İsrail güçleri tarafından tahliye edilen Endonezya Hastanesi'ne naklettiğini söyledi.

Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakanlığı orduyu hastaneye saldırı düzenlemekle suçladı ve hastane personeliyle iletişimin kesildiğini kaydetti.

Bakanlıktan dün yapılan açıklamada şöyle denildi: “İşgal güçlerinin bugün Kemal Advan Hastanesi'ne saldırı düzenlemesi ve hastane müdürüyle irtibatı kesmesinin ardından sağlık personeli ve hastaların akıbeti bilinmiyor. İsrail ordusu, sağlık personelini, hastaları ve refakatçileri aşırı soğukta kıyafetlerini çıkarmaya zorladı ve onları hastane dışına bilinmeyen bir yere götürdü.”

Sağlık Bakanlığı İsrail'i ‘hastaların, yaralıların ve sağlık personelinin hayatından tamamen sorumlu’ tuttu.

AFP'ye konuşan görgü tanıkları, hastanenin boşaltıldığını ve çevresinde yaşayan yüzlerce Filistinlinin kuşatma altındaki Gazze Şeridi'nin kuzeyinde bulunan Cibaliye'deki el-Fahura okuluna ve ağır hasarlı Endonezya Hastanesi’ne tahliye edilmek zorunda kaldığını söyledi.

Kuzeydeki Cibaliye, Beyt Hanun ve Beyt Lahiya kasabalarının büyük bir kısmının sistematik olarak insansızlaştırılması ve tahrip edilmesi, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki çatışmaların sona ermesinin ardından kapalı bir tampon bölge kurmayı planladığı yönündeki spekülasyonları artırdı.

İsrail bu suçlamaları reddediyor ve operasyonlarının Hamas militanlarının yeniden toparlanmasını engellemeyi amaçladığını iddia ediyor.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı yetkilileri perşembe günü yaptıkları açıklamada, aralarında bir çocuk doktorunun da bulunduğu 5 sağlık çalışanının Kemal Advan Hastanesi'nde İsrail ateşi sonucu öldüğünü söyledi. İsrail ordusu hastanenin bombalanması konusunda bilgisi olmadığını ve sağlık görevlilerinin ölüm raporunun inceleneceğini bildirdi.

Hamas yaptığı açıklamada, hastanedeki hasta, yaralı ve sağlık personelinin akıbetinden İsrail ve ABD'yi sorumlu tuttu.

Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakanlığı son 24 saat içinde 37 Filistinlinin öldürüldüğünü açıkladı.

 İsrail’in Gazze Şeridi'ne yönelik hava saldırısında hayatını kaybeden yakınlarının cenazeleri başında bekleyen Filistinli kadınlar (Reuters)İsrail’in Gazze Şeridi'ne yönelik hava saldırısında hayatını kaybeden yakınlarının cenazeleri başında bekleyen Filistinli kadınlar (Reuters)

Hamas'tan yalanlama

Hamas dün, İsrail'in açıklamalarını yalanlayan bir bildiri yayınladı. Bildiride, “Hastanenin herkese, uluslararası kuruluşlara ve Birleşmiş Milletler’e (BM) açık olması nedeniyle, ister Kassam Tugayları'ndan ister başka bir gruptan olsun, hastanede herhangi bir askeri görünümün ya da direniş savaşçılarının varlığını kategorik olarak reddediyoruz. Düşmanın hastane hakkındaki yalanları, bugün işgal ordusunun imha ve zorla yerinden etme planını uygulamak üzere hastanenin tüm bölümlerini boşaltarak ve yakarak işlediği iğrenç suçu meşrulaştırmak içindir” ifadeleri yer aldı.

Hamas, BM'ye ‘Gazze Şeridi'nin kuzeyinde işlenen suçun büyüklüğünü incelemek üzere bir BM soruşturma komitesi kurması ve işgalin kuzeydeki tüm sağlık tesislerini yok etmesinin ardından Filistin halkına tıbbi hizmet sağlamak için çalışması’ çağrısında bulundu.

Diğer yandan İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, Kemal Advan Hastanesi'nin ‘Gazze Şeridi'nin kuzeyinde Hamas için bir terör merkezi haline geldiğini ve sabotajcıların, savaş boyunca buradan faaliyet gösterdiğini’ belirtti.

İsrail daha önce Hamas'ı Gazze Şeridi'ndeki birçok sivil tesisi, özellikle de hastaneleri operasyon merkezi olarak kullanmakla suçlamış, Hamas ise bunu şiddetle reddetmişti.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Kemal Advan Hastanesi'ndeki koşulları ‘dehşet verici’ olarak nitelendirdi ve hastanenin ‘asgari’ düzeyde faaliyet gösterdiğini vurguladı.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı'na göre İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonları 45 bin 436'dan fazla Filistinlinin hayatını kaybetmesine neden oldu. 2,3 milyonluk nüfusun çoğu yerinden edildi ve yıkım, Gazze Şeridi'nin geniş bölgelerini etkiledi.

İsrail verilerine göre savaş, Hamas savaşçılarının 7 Ekim 2023'te İsrail'in güneyindeki kasabalara sürpriz bir saldırı düzenleyerek bin 200 kişiyi öldürmesi ve 251 kişiyi esir almasının ardından patlak verdi.

Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları dün, savaşçılarından birinin Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki bir İsrail kuvveti içine sızarak istişhad eylemi gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kassam Tugayları tarafından yapılan açıklamada, “Karmaşık bir operasyonda, savaşçılarımızdan biri beş askerden oluşan bir İsrail birliğinde patlayıcı bir kemerle istişhad eylemi gerçekleştirdi; bazı işgal askerlerinin ölümünü ve bazılarının da yaralanmasını sağladı. Bölgeye gelen kurtarma ekibinden iki işgalci askeri de diğer mücahitlerimiz keskin nişancı atışlarıyla vurdu” denildi. Kassam Tugayları olayın Gazze Şeridi'nin kuzeyinde bulunan Cibaliye Mülteci Kampı’ndaki Tel ez-Zaatar bölgesinde meydana geldiğini açıkladı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.