Karikatüristler Esed rejiminin düşüşünü karikatürlerine nasıl yansıttı?

Arap basını ve uluslararası basın, Suriye'deki durumu farklı bakış açılarıyla ele alan çalışmalara yer verdi

Beşşar Esed'in helikopterle kaçmak üzere babası Hafız Esed'in heykelinin başını sürüklerken çizildiği bir karikatür (Karikatürist: İmad Haccac)
Beşşar Esed'in helikopterle kaçmak üzere babası Hafız Esed'in heykelinin başını sürüklerken çizildiği bir karikatür (Karikatürist: İmad Haccac)
TT

Karikatüristler Esed rejiminin düşüşünü karikatürlerine nasıl yansıttı?

Beşşar Esed'in helikopterle kaçmak üzere babası Hafız Esed'in heykelinin başını sürüklerken çizildiği bir karikatür (Karikatürist: İmad Haccac)
Beşşar Esed'in helikopterle kaçmak üzere babası Hafız Esed'in heykelinin başını sürüklerken çizildiği bir karikatür (Karikatürist: İmad Haccac)

Mai İbrahim

Dünyada ya da bir ülkede ne zaman önemli bir siyasi olay olsa dünyanın dört bir yanındaki karikatüristler bunu hiciv barındıran karikatürleriyle ifade etmek için adeta yarışırlar. Arap ve uluslararası basında her zaman var olan karikatür sanatı şimdi de sosyal medyada kendine yer buldu.

Suriye sahnesindeki son büyük gelişmeler ve Beşşar Esed rejiminin çöküşüyle birlikte, ister bireysel ister bir gazetede olsun, çizerlerinin ideolojilerine göre olayı farklı yönelimlerde ifade eden birçok karikatür ortaya çıktı.

Beşşar Esed, çoğu kan ve kafatası gibi sembollerin olduğu görsellerle bir tiran ve diktatör olarak tasvir edilen karikatürlere konu olurken karikatüristler, başta Sednaya Hapishanesi olmak üzere, devrik Suriye Devlet Başkanı Esed rejimi tarafından uygulanan çeşitli baskı türlerine de çizimlerinde yer verdiler.

İroni ve hiciv için ilham kaynağı

Suriye'de Esed rejiminin halkı kontrol altında tuttuğu korku ve baskı ortamı, rejimin düşüşünün Suriyeli kitleler arasında sevinçle karşılanmasının ana nedenlerinden biriydi. Öyle ki bu baskı sanatçıların ülkenin durumunu ve kötüye giden gerçekliğini ifade etmelerini engelledi. Aynı zamanda Beşşar Esed'in olayların hızlanmasıyla beklenmedik bir şekilde aniden kaçması, Suriye tarihinde belirleyici bir an olarak karikatüristlerin odaklandığı bir nokta oldu.

Suriyeli karikatürist Alaa Rustem, Esed'in kimseye söylemeyecek kadar aşağılayıcı bir şekilde ani ve şok edici bir an olarak kaçışını ve Moskova'ya insani uçuşunu anlatıyor. Bu sahneyi karikatür sanatıyla ifade eden Rüstem, bu hikayedeki (kaçıştaki) her şeyin karikatürize edildiğini ve elleri masum insanların kanıyla lekelenmiş, ilk ve son hedefi koltuk ve para olan bir rejimin başıyla alay edilmesine ilham verdiğini söylüyor.

fvgtrhy
Suriye'nin parasıyla kaçan devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed’in çizildiği bir karikatür (Karikatürist: Alaa Rüstem)

Dünyanın dört bir yanındaki karikatüristlerin çoğu, devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed'in Suriye'nin yağmalanan fonlarıyla kaçışını ve İran ile Rusya'nın onu son anda terk edişini resmetti. Diğerleri ise Esed'in heykelinin, rejimin çöküşünün sembolik bir imgesi olarak, uzun boynuna dolanmış iplerle yıkıldığı anı çizdi.

Rüstem, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Suriyeliler 54 yıl boyunca siyaset, firari devlet başkanı Beşşar Esed ve babası Hafız Esed hakkında evlerinde bile alçak sesle, imalarla ve mırıldanmalarla konuşabildi. Birisi sık sık evin duvarlarını işaret ederek ve Suriye'deki istihbarat servislerinin gücünü ifade etmek için ünlü bir ifade olan ‘duvarların kulağı var’ sözünü söyleyerek sohbeti bitirirdi. Esed rejimi düştüğünde, bu Suriye halkının hayatında ve tarihinde bir dönüm noktası oldu. Esed'in istihbarat aygıtının Suriyelilerin boyunlarında, enselerinde ve ağızlarında sallanan korku ve dehşete dair popüler efsane de onunla birlikte düştü.”

Farklı meseleler

Rusya'nın Beşşar Esed'e ve rejimine verdiği destek yıllarca ve hatta Esed'in düşüşünden sonra da karikatürlerde yer aldı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Esed'ın düşüşü döneminde sanatçılar tarafından çizilen birçok eserde önemli bir faktördü. Örneğin The Economist dergisi, Putin ve Esed'i, Esed'in Moskova'ya gelişinin ardından elleri kanlı bir şekilde kucaklaşırken gösteren bir karikatür yayınladı. ABD merkezli The Dallas Morning gazetesi, Putin'in Rusya'ya elleri kanlı bir şekilde gelen Esed'i karşılarken ona sakin olmasını ve gidip ellerindeki kanı yıkamasını söylediği bir karikatürü okuyucularıyla paylaştı.

Birçok karikatürde Suriye'nin geleceği ve kaderi ile ilgili korkular ve çeşitli ülkeler arasındaki anlaşmazlık gibi önemli konular da yer aldı. Financial Times, mevcut durumu ve bu ülkenin kaderi ile ilgili endişeleri yansıtan bir karikatür yayınladı. Karikatürde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suriye haritasını çekiştirirken ve her ikisi de haritayı ele geçirmek isterken resmedildi.

cdsfvgrbthy
Suriye'nin özgürlüğüne atıfla binicisiz bir atın resmedildiği bir karikatür (Karikatürist: İmad Haccac)

Arap meselelerine her zaman ilgi duymuş bir karikatürist olan Carlos Latuff'un çizdiği karikatürde de Suriye’deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera, Suriye haritasını Türkiye, İsrail ve ABD’yi temsil eden üç bıçakla kesilen bir pasta gibi tutuyor.

İngiltere’nin günlük gazetelerinden The Guardian’da Suriye kriziyle ilgili olarak, Beşşar Esed'i Moskova'daki yeni oturma odasında, Şam'dan Rusya'nın başkentine gönderilen ve bazıları kanla lekelenmiş kutularla ve bavullarla çevrili bir kanepede otururken gösteren bir karikatür başta olmak üzere çok sayıda karikatür yer aldı.

Beşşar Esed'in heykelinin devrildiği görüntü, uluslararası basın tarafından yayınlanan birçok karikatürde yer aldı. Muhalif grupların Şam'a girişinin ilk günlerinde Washington Post gazetesi Esed'in heykelinin devrilmesini tasvir eden ve yönetiminin sona erdiğine işaret eden bir karikatür yayınlarken, Fransa’nın günlük gazetelerinden Le Monde de aynı fikir üzerinden heykelin kaidesinin altında çok sayıda kafatası çizerek halk kitleleri tarafından devrilen heykelin rejimin işlediği vahşetlere ve suçlara işaret ettiğini yazdı.

İkonik kareler öne çıkarıldı

Esed rejiminin düşüşünün tasvir edildiği karikatürleri yorumlayan Ürdünlü karikatürist Imad Haccac, “Suriye meselesiyle ilgili çizilen karikatürleri tüm yönleriyle takip eden biri olarak, karikatürlerin odak noktasının devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed ve özellikle de diğer liderlerin heykellerinin yıkıldığı benzer sahneleri anımsatan, yönetimin çöküşünün bir işareti olarak heykellerin yıkıldığı ikonik kareler olduğunu söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.

Haccac, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı karikatüristler Suriye'deki durumu Arap Baharı'nın bir devamı ya da uyanışı olarak gördü ve devrilen devlet başkanlarının ve Suriye halkının devam eden acılarının onlarca yıl süren domino etkisinin bir devamı olarak değerlendirdi. İnsani boyuta ve zorla yerinden edilme, hapishanelerde çekilen acılar, işkence ve her türlü baskı da dahil olmak üzere Suriyelilerin çektiği acılara da odaklanılıyor. Sahada hareketlilik devam ediyor. İster Arap dünyasında ister uluslararası arenada olsun karikatüristler halen Şam'dan art arda gelen sahnelere odaklanmaya devam ediyor. Belki de çoğunlukla dikkat çekilen kutlama sahnesi, bu devrimci geçişi ve Esad'ın diktatörlük döneminin sona ermesini kutlarken, aynı zamanda önümüzdeki günlerde Suriye'nin geleceğine ilişkin birçok soru işaretini de beraberinde getiriyor.”

Özgürlük ortamı

Diğer sanatlar gibi karikatür de özgürlüğün ve kendini ifade edebilmenin olduğu bir ortama ihtiyaç duyar. Suriye'de sadece karikatürde değil, tüm sanat dallarında birçok yaratıcı insan için böyle bir ortam yoktu. Güvenlik birimlerinin kıskacı ve baskı, genel olarak kültürel ve sanatsal ürünler üzerinde büyük bir etkiye sahipti. Beşşar Esed'in hapishanelerinde işkence altında öldürülen Suriyeli karikatürist Ekrem Raslan gibi karikatüristler de dahil olmak üzere birçok yaratıcı insan, ülkedeki gerçekliği ve görüşlerini ifade ettikleri için ağır bedeller ödediler.

Raslan dışında başka karikatüristler de öldürüldü, tutuklandı ve her türlü güvenlik kısıtlamasına maruz kaldı. Suriyeli karikatürist Fahd el-Behadi, Suriyeli karikatüristlerin Esed rejimi ve onu destekleyeni milislerin suçlarını ifşa etmek için acı hicivleri kullanmada başarılı olduklarını, bazılarının doğrudan çizimi kullandığını ve bu yüzden yüksek bir bedel ödediğini, bazılarının ise kendilerini ve ailelerini korumak için semboller kullandığını açıkladı. Esed rejiminin düşmesiyle birlikte karikatüristlerin fikirlerini özgürce ifade etmelerini engelleyen korku duvarının yıkıldığını söyleyen Behadi, “Rejimin dramatik düşüşü, korkunç suçların işlendiği Sednaya Hapishanesi’nden tutukluların serbest bırakılmasıyla ve insanların sevinçle sokaklara dökülmesiyle Suriye’deki ve yurt dışındaki karikatüristler olayları karikatürleriyle ifade etmek için adeta seferber oldular. Ben de 13 yıl boyunca takma isimle karikatürler çizdikten sonra hayatımda ilk kez gerçek ismimle Beşşar Esed ile ilgili bir karikatür çizdim” diye konuştu.

ascdfrg
Beşşar Esed’in yüzünde Sednaya Hapishanesi’nin çizildiği bir karikatür (Karikatürist: Fahd el-Behadi)

Suriyeli karikatürist sözlerini şöyle sürdürdü:

“Vatanımı terk etmediğim ve göç etmediğim için olaylara ilk elden tanıklık ettim ve Suriye halkına karşı işlenen ihlalleri ve suçları izledim. Devrimin başlangıcında tutuklandığım ve rejimin hapishaneleri ile güvenlik birimleri arasında gidip geldiğim için Suriye halkına karşı işlenen ihlalleri ve suçları yerinde gözlemledim. Hücrelerde ve sokaklarda Suriye gerçekliğini tüm çıplaklığıyla ve acılarıyla yaşadım. Bu evreyi tüm gerçekliğiyle deneyimledim. Vicdanımın dikte ettiklerini resmettim. Birçok tacize ve tehdide maruz kaldım. Ama bu karanlığın sona ereceğine ve yeni bir şafağı kendi gözlerimizle göreceğimize dair umudum hep vardı. Karikatürlerimde uluslararası sessizliğin korkunçluğunu, siyasi muhalefeti ve savaş nedeniyle kötüleşen ekonomik durumu eleştirdim. Bazılarında terör örgütü DEAŞ’a odaklandım. Ancak karikatürlerim çoğunlukla rejimin ve müttefiklerinin varil bombaları, kimyasal silahlar ve gözaltı merkezlerindeki cinayetler gibi suçlarıyla ilgiliydi. Güvenlik kıskacı nedeniyle tabloyu iyi aktaramadık, ama ülkemde yaşananların gerçekliğine ışık tutabildik.”

Suriyeli sanatçılara özgürlük

Esed rejiminin yıkılmasıyla birlikte Suriye'deki karikatüristler için büyük bir kırılma yaşandı. İlk günlerden itibaren başta Suriyeli karikatüristler olmak üzere Arap karikatüristler olayı dile getirmeye başladı. Suriyeli karikatürist Nidal Dib, Beşşar Esed'i eşine tutukluların etinden yemek hazırlayan bir kasap olarak çizdi.

Suriyeli sanatçı Kamiran Şemdin, Sednaya Hapishanesi'ni metal teneke kutular şeklinde, ancak bazılarının cesetleri olmak üzere tıka basa tutuklularla dolu olarak resmetti. Firas Başi, ülkenin yeniden yapılanma ihtiyacına bir gönderme olarak yeniden başlatma düğmeli bir Suriye haritası çizdi. Bu tür örnekler çok, ama çoğu Esed'in zulmünü tasvir etmekten Suriye'nin bir sonraki aşamadaki kaderi hakkında endişelenmeye kadar uzanıyor.

Suriyeli karikatürist Fahd el-Behadi, son olaylarla ilgili çalışmalarının ‘tutuklular, kayıp kişiler ve toplu mezar manzaraları karşısında hüzünle karışık sevinç ve zafer dolu çizimler olduğunu’ söyledi. Karikatürlerinde savaş ve yıkım yılları boyunca bastırılan zulmü göstermek istediklerini belirten Behadi, “Tüm çizimler, zalimin düştüğü o büyük günde Suriyelilerin kalbinden geçenleri yaratıcı bir şekilde ifade etti” dedi.

zxcsdvfgt
Elinde devrim bayrağı tutan çocuğuyla Esed rejiminin düşüşünü kutlayan bir annenin tasvir edildiği bir karikatür (Karikatür: İmad Haccac)

Behadi, şöyle devam etti:

“Yeni yönetimin görüş ve düşüncelerini tam olarak ifade edilebilmesi için çalışacağına dair verdiği sözlerle önümüzdeki dönemin daha iyi olacağına inanıyorum. Siyasi ve askeri durum tam olarak istikrara kavuşmadığı için ihtiyatlı bir iyimserlik içindeyiz. Fakat yeni Suriye'nin demokrasi ve düşünce özgürlüğü için bir platform olmasını ve kültürel ve medeniyet rolünü yeniden kazanmasını istiyor ve umuyoruz.”

Şarku’l Avsat’ın Indepedent Arabia’dan aktardığı analize göre Ürdünlü karikatürist İmad Haccac, Suriye temasının kendisi için her zaman mevcut olduğunu ve Esed rejiminin düşmesiyle sona eren kanlı süreç de dahil olmak üzere aşamalardan geçtiği için bir miktar gerileyen devrimin başlangıcından bu yana her zaman yanında yer aldığını söyledi. O dönemde iktidardaki rejimin sembolü olarak Basil el-Esed'in bindiği atın ikonik görüntüsü de dahil olmak üzere birçok çizim yaptığını söyleyen Haccac, Suriye'nin artık özgür olduğunun, atın özgür olduğunun ve ona binen bir diktatörün olmadığının göstergesi olarak atı binişiz olarak çizdiğini ifade etti.

Haccac, şunları söyledi:

“Bir gecede kaçan diktatör Beşşar Esed'in kaçışını resmettim. Arkasında babasının (Hafız Esed) heykelinin başını sürükleyerek çöp kutusuna benzeyen bir helikoptere koşarken çizdim. Böylece tarihin çöplüğünde olacaklarını gösterdim. Esed'i ayrıca ülkesinden kaçtığı sırada parasıyla koşarken, ona ulaşmak isteyen kırmızı bir dalga tarafından kovalanırken çizdim. Bu kırmızı dalga Suriyelilerin kanını ifade ediyor. Kaçsa bile onların kanının onu kovalayacağını söylüyor. Suriye halkının yaşadığı bu anı yakalamaya çalışıyorum. Geleceğin ne getireceğini bilmiyoruz, ama bu kanlı ve baskıcı rejim çöktüğü için mutluyuz.”



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.