Gazzelilerin talepleri ile Hamas'ın stratejik hesapları arasında Gazze’de ateşkes anlaşması

Yerinden edilenlerin ne istiyor?

Gazze şehrindeki derme çatma bir kampta yerinden edilen Filistinliler, 31 Aralık 2024 (AFP)
Gazze şehrindeki derme çatma bir kampta yerinden edilen Filistinliler, 31 Aralık 2024 (AFP)
TT

Gazzelilerin talepleri ile Hamas'ın stratejik hesapları arasında Gazze’de ateşkes anlaşması

Gazze şehrindeki derme çatma bir kampta yerinden edilen Filistinliler, 31 Aralık 2024 (AFP)
Gazze şehrindeki derme çatma bir kampta yerinden edilen Filistinliler, 31 Aralık 2024 (AFP)

Salim er-Reyyis

Gazze Şeridi'nin orta kesimlerindeki Deyr el-Belah ve Han Yunus şehirlerinin batı kıyısı boyunca oraya buraya kurulmuş derme çatma çadırlar arasında ve yollarda yerinden edilen insanlar oturuyor. Yaptıkları günlük sohbetlere, Hamas ve İsrail arasında Katar, Mısır ve ABD’nin himayesinde yaklaşık bir aydır süren ve halen bir anlaşmaya varıldığı duyurulmayan müzakerelerle ilgili son gelişmeler ve medyaya sızan az sayıdaki haber hâkim. İsrail'in kendilerine karşı sürdürdüğü soykırımdan, kaybettiklerinin anılarından ve İsrail ordusunun kendilerini zorla yerlerinden ettiği ve savaşın üzerinden 14 ayı aşkın bir süre geçmesine rağmen geri dönmelerini engellediği evlerine dönmeyi ne kadar çok istediklerinden ve özlemlerinden bahsediyorlar.

ABD’nin seçilmiş Başkanı Donald Trump'ın geçtiğimiz kasım ayındaki seçim zaferinin ardından bu ay göreve başlaması beklenirken Hamas ve İsrail arasında Katar, Mısır ve ABD'nin arabuluculuğunda, Katar’da ve Mısır’da yapılan görüşmelerle yeni bir müzakere turu başladı.

Müzakereler sırasında Katar, Hamas'ın bu makalenin yayınlandığı ana kadar İsrail'den daha fazla bağlı kaldığı müzakerelerin gidişatı hakkında gizlilik ve bilgi sızdırmama şartını koştu. Ancak yaklaşık bir ay süren müzakerelerin ve medya spekülasyonlarının ardından, savaşı sona erdirecek anlaşma veya esir değişimini tamamlayacak bir ateşkes ilan edilmedi.

Basına sızan bilgilere göre Hamas ve İsrail arasında devam eden müzakerelerin merkezinde iki taraf arasında bir esir takası anlaşmasına varılması yer alıyor. Anlaşmanın ilk aşamalarında serbest bırakılacak mahkûmların sayısı ve niteliği, ateşkes, yerlerinden edilen kişilerin evlerine dönmesi ve İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin iç kesimlerinden çekilmesi gibi konular üzerinde anlaşmazlık yaşanıyor.

Hem İsrail hem de Hamas müzakerelerde kendi taleplerini dile getiriyorlar. Öncelikle Filistin direnişini sona erdirmeye, silahlarını teslim etmelerini sağlamaya ve Hamas'ın Gazze Şeridi’nde yeniden iktidara gelmesini engellemeye odaklanan İsrail hükümeti, Hamas'la bir takas anlaşması yapılmasını ve rehinelerin sağ salim geri dönmesini isteyen Hamas'ın elindeki İsrailli rehinelerin ailelerinin taleplerini görmezden geliyor.

Hamas Hareketi ise rehineleri sadece İsrail hapishanelerinde tutulan çok sayıda Filistinli tutuklunun, özellikle de yaşlı, hasta ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış tutukluların serbest bırakılması karşılığında iade etmeyi şart koşuyor. Hamas, rehinelerin serbest bırakılması karşılığında ateşkes, savaşın sona ermesi, İsrail ordusunun Gazze’nin iç kesimlerinden çekilmesi, sınır kapılarının açılması ve son raporlarda yüzde 70'inden fazlasının yıkıldığı belirtilen Gazze Şeridi'nin, birçok uluslararası kurum ve kuruluşa göre on yıldan fazla sürecek olan yeniden inşasını talep ediyor.

Peki, ya kendilerini yazın sıcağından, kışın soğuğundan ve yağmurundan korumayan çadırlarda kalmak zorunda olan yerinden edilen Gazzelilerin talepleri ne olacak? İsrail'in soykırım savaşının kurbanlarının ailelerinin talepleri ne olacak? Gazze'deki Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan son verilere göre ölü sayısı 45 bini aşarken, 10 binden fazla insan halen kayıp ve akıbetleri bilinmiyor. İşlerini, evlerini, hayatlarını ve istikrarlarını kaybeden ve hala bombardıman altında, her an öldürülme riskiyle karşı karşıya olanların talepleri ne olacak? Savaşın başında tedavi, eğitim ya da güvenlik için seyahat etmek zorunda kalan ve ayrılışlarının üzerinden bir yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen geri dönemeyen yurt dışındaki Gazzeliler ne olacak?

Yerlerinden edilenler ve İsrail'in soykırım savaşından sağ kurtulanlar, esirlerin serbest bırakılması şartına bağlı kalınması karşılığında, katliamı ve yıkımı durduracak bir çözüme ulaşılmadan müzakerelerin haftalardır devam etmesi karşısında duydukları şaşkınlığı dile getirdiler.

Gazze Şeridi'nin kuzeyinde yer alan Gazze şehrinden yerinden edilen Mahmud Yunus ve Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'tan yerinden edilen komşusu Bekir Mahmud, güvenli insani bölge olarak belirlenmesine rağmen, İsrail ordusunun Filistinlileri katlettiği Han Yunus'un batısındaki Mevasi bölgesinde çadırlarının karşısında oturup, günlerinin büyük bir bölümünü Hamas ve İsrail arasında süren müzakerelerdeki son gelişmeler hakkında konuşarak geçiriyorlar. Her ikisi de basına sızan bu bilgiler çerçevesinde aileleriyle birlikte yerlerinden edilmeleri sırasında yıkılan evlerine geri dönmek için bir anlaşmaya varılmasını umuyorlar.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’den aktardığına göre Mahmud Yunus (51), bir yılı aşkın bir süre önce ailesiyle birlikte kaçmak zorunda kaldığını, birkaç gün içinde geri döneceğini düşündüğünü, ancak devam eden savaş ve İsrail ordusunun Gazze’nin güneyi ile kuzeyi arasına Netzarim Koridoru’nu inşa etmesi ve bölgeye konuşlanması nedeniyle geri dönemediğini söyledi. Yunus, “Bunun bu kadar uzun süreceğini bilseydim, evimden ayrılmazdım. Çocuklarım ve eşimle birlikte evimde kalırdım. Önce çalınan, sonra da bombalanıp yıkılan evimden çok uzaklara gitmezdim” ifadelerini kullandı.

Görsel kaldırıldı.Gazze'deki çadırının dışında yemek pişiren Filistinli bir çocuk, 31 Aralık 2024 (AFP)

Yunus’un Gazze'nin güneybatısındaki Tel el-Heva Mahallesi’nde bulunan evinin altında bir bakkal dükkânı vardı. Bu dükkân kendisinin ve ailesinin ekmek teknesiydi. Evinin ve iş yerinin yıkılmasıyla iş yerini, mallarını ve veresiye defterlerini kaybetti. Kendi ifadesiyle ‘kara gün’ için biriktirdiği bir miktar parayla kendini bir çadırda otururken buldu. Ancak o ‘kara gün’ haftalara, aylara ve bir yılı aşkın bir süreye dönüştü. Artık çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamaz olmuştu. Bu yüzden, yerinden edilenler için alınan gıda yardımlarından pazarda bulunan bazı gıda maddelerini satmak için çadırının önünde bir tezgâh açtı.

Savaşın durduğunun açıklanacağı umuduyla her gün haberleri takip ettiğini belirten Yunus, yıkılan evinin enkazına geri dönebilmek ve yeniden inşa sürecinin bir parçası olarak hayatını yeniden kurmak üzere çalışabilmek için savaşın sona ermesini sabırsızlıkla beklediğini söyledi. Yunus, “Ölümün ve yıkımın durmasından ve evimizi yeniden inşa edip hayatımıza devam edebilmemiz ve çocuklarımızın okullardaki ve üniversitelerdeki eğitimlerini tamamlayabilmeleri için hiçbir koşul olmaksızın geri dönebilmemizden başka bir şey istemiyorum” diyor.

Bekir Mahmud ise (46) komşusunun sözlerine katıldığını belirterek, savaş sırasında yıkılan evlerin yeniden inşa edilmesi gerektiğini vurguladı. Eskiden müteahhit olduğunu söyleyen Mahmud, “Evimi ve işimi kaybettim. Savaşta kimse bir şey inşa edemez, sadece ölüm ve yıkım olur. Evi yeniden inşa edebileceğimize ve işlerimizi de yeniden kurabileceğimize dair umudum var. İnsanlar maddi olarak tükenmiş durumda. Hiç kimse kendi imkanlarıyla evlerini yeniden inşa edemiyor. Biraz parası olan insanlar o parayı da çadıra ve yiyeceğe harcadı. Fiyatlar çok yüksek. Yeniden inşa olmazsa yavaş bir ölüm cezasına mahkûm edileceğiz” ifadelerini kullandı.

Günlük haberleri takip eden Mahmud, müzakerelerin, rehinelerin serbest bırakılması koşuluna bağlı kalınması karşılığında ölümü ve yıkımı durduracak bir çözüme ulaşılmadan haftalardır devam etmesi karşısında duyduğu şaşkınlığı ifade etti. Kimsenin özgürlüğünü kazanmasına karşı olmadığını vurgulayan Mahmud, “Esirlerin de özgürlük hakkı var, ancak yıkımın, ölümlerin ve devam eden katliamların acısını çeken ve bunlarla karşı karşıya gelen sadece biziz, müzakereciler değil. Savaştan sonra vereceğimiz bir milyon savaşımız daha var. Nasıl geri döneceğiz, hayatlarımızı nasıl yeniden kazanacağız, okulları ve üniversiteleri yıkılan çocuklarımızın eğitimleri nasıl sürdüreceğiz, evimizi yeniden inşa etme hakkını nasıl elde edeceğiz, elektrik, su, kanalizasyon, sokaklar ve diğerleri gibi temel hizmetleri nasıl alacağız gibi tüm bu bireysel savaşlar halen biz yerinden edilmiş insanları bekliyor” diye konuştu.

Yerinden edilen Gazzelilerin basit temel ihtiyaçlarını ve taleplerini ifade etme biçimleri, müzakerelerde Hamaslı yetkililer tarafından temsil edilen Filistinli müzakerecilerinkinden farklı.

Yerinden edilmiş Gazzelilerin basit temel ihtiyaçlarını ve taleplerini ifade etme biçimleri, müzakerelerde Hamaslı yetkililer tarafından temsil edilen Filistinli müzakerecilerinkinden farklı. Hamas Hareketi, kendi açısından stratejik siyasi taleplerini dile getirmeye ve Hamas'ın askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları üyelerinin 7 Ekim 2023 tarihinde Gazze Şeridi'nin doğu sınırında İsrail’e saldırıp elde edilen verilere göre 100'den fazla İsrailliyi kaçırmasının ardından, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve aşırı sağcı hükümetinin Gazze Şeridi'ne karşı soykırım savaşı başlamasından bu yana İsrail'in saldırıları ve uzlaşmazlığı karşısında mümkün olduğunca uzun süre hem siyasi hem de askeri olarak  kararlı bir tutum sergilemeye devam etti.

İsrail, geçtiğimiz yılın ocak ayında Sümeyye Abdunebi’nin (44) evini bombaladı. Saldırı sonucu Sümeyye’nin ailesinden bazıları hayatını kaybetti, aralarında bacağından ağır yaralanan 12 yaşındaki oğlunun da bulunduğu bazı aile fertleri yaralandı. İsrail ordusu geçtiğimiz mayıs ayında Refah'ı işgal edip Mısır'la olan kara geçişini kontrol altına almadan önce tedavi için oğluyla birlikte Mısır'a gitmişti. Diğer üç çocuğu ise Gazze'nin orta kesimlerindeki bir çadırda babalarıyla birlikte kalmaya devam etti.

Al Majalla’ya yaptığı açıklamada oğlunun Mısır'daki hastanelerde tedavi ve iyileşme sürecini tamamladığını ve artık orada bulunmalarının haklı bir gerekçesi kalmadığını söyleyen Sümeyye, geçtiğimiz ekim ayından önce geri dönmeleri gerektiğini, ancak sınır kapısının kapanması nedeniyle çocuğuyla birlikte tek başına küçük bir daire kiralamak zorunda kaldığını belirtti. Diğer çocuklarının ve eşinin aklından çıkmadığını söyleyen Sümeyye, “Ben uzaktayken onlara bir şey olmasından ve yanlarında olamamaktan korkuyorum. Tek düşündüğüm nasıl tekrar bir araya gelebileceğimiz, oğlumla Gazze'ye nasıl geri dönebileceğimizi düşünüp duruyorum” dedi.

Bir ev kiralamış olmasına rağmen, halen bavullarını boşaltmadıklarını belirten Sümeyye, “Burada olmak istemiyorum, savaşın bitmesini ve Gazze'ye geri dönebilmeyi istiyorum. Her gün haberleri takip ediyorum, bir haber bekliyorum. Umarım Refah Sınır Kapısı açılır ve geri dönebiliriz. Yorulduk. Ne yolculuk yapabilecek ne de masrafları karşılayabilecek gücümüz var” ifadelerini kullandı.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe