Fransız ve Alman dışişleri bakanları Şam'da

Suriye’deki yeni yöneticilerin Avrupa ile ilişkileri yeniden başlatması için ‘koşullar’

Bab Tuma Meydanı'nda asılı Suriye bayrağının önünde duran bir muhalif savaşçı (Reuters)
Bab Tuma Meydanı'nda asılı Suriye bayrağının önünde duran bir muhalif savaşçı (Reuters)
TT

Fransız ve Alman dışişleri bakanları Şam'da

Bab Tuma Meydanı'nda asılı Suriye bayrağının önünde duran bir muhalif savaşçı (Reuters)
Bab Tuma Meydanı'nda asılı Suriye bayrağının önünde duran bir muhalif savaşçı (Reuters)

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in devrilmesinden yaklaşık dört hafta sonra Şam büyük bir diplomatik açılıma sahne olurken, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot ve Alman mevkidaşı Annalena Baerbock bugün Suriye'ye gelerek bir Batı ülkesinden Şam'a bu düzeyde yapılan ilk ziyareti gerçekleştirdiler.

Ziyaretlerin amacı, Avrupa Birliği (AB) tarafından görevlendirilen yeni fiili yöneticilerle görüşmelerde bulunmak. Hem Barrot hem de Baerbock'un yeni Suriye yönetiminin lideri Ahmed eş-Şera ile görüşmesi planlanıyor.

Kıbrıs'tan Suriye'nin başkentine varışından önce yaptığı açıklamada Baerbock, Suriye'nin ‘kendi toprakları üzerinde tam kontrole sahip, işleyen bir devlet’ olmasına yardımcı olmaya çalıştıklarını vurguladı.

Baerbock, aralık ayı başında Esed'i deviren muhalif grupların koalisyonuna liderlik eden Heyetu Tahriru’ş-Şam'a (HTŞ) yönelik ‘kuşkulara’ rağmen, “Bu önemli noktada Suriye halkını destekleme fırsatını kaçırmamalıyız” dedi.

Baerbock, Suriye'deki yeni fiili yöneticilerin Almanya ve AB ile ilişkilerini yeniden başlatabilmeleri için gerekli koşulları sıraladı. “AB ile Suriye ve Almanya ile Suriye arasında yeni bir siyasi başlangıç mümkün” diyen Baerbock, Suriye'nin başkentine ‘net beklentilerle’ geldiğini ifade etti.

Baerbock ve Barrot, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas adına geçiş hükümeti temsilcileriyle görüşmelerde bulunmayı planlıyor.

Barrot yeni yılı Fransa Savunma Bakanı Sebastien Lecornu ile birlikte Lübnan'da Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’ndeki (UNIFIL) Fransız askerleriyle birlikte kutladı. Baerbock ve Barrot, Esed'in devrilmesinden bu yana Suriye'yi ziyaret eden ilk AB dışişleri bakanları oldu.

Baerbock şunları söyledi: “Yeni bir başlangıç ancak, yeni Suriye toplumunun tüm Suriyelilere (kadın-erkek, etnik ya da dini grup farkı gözetmeksizin) siyasi süreçte yer vermesi, onlara haklar tanıması ve koruma sağlamasıyla mümkün olabilir. Bu haklar korunmalı; seçimler yapılana ya da yargının veya eğitim sisteminin İslamileştirilmesi için adımlar atılana kadar çok uzun süreler boyunca baltalanmamalı.”

Eş-Şera geçtiğimiz günlerde yeni bir anayasa taslağının hazırlanmasının üç yılı, seçimlerin yapılmasının ise dört yılı bulabileceğini söyledi. 10 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından Suriye parçalanmış ve mezhepsel olarak bölünmüş durumda. Esed'in devrilmesinden sonra bile rakip silahlı güçler iktidar için savaşmaya devam ediyor.

Baerbock, “Son yıllarda Suriye halkına sağlanan insani yardıma ek olarak, Suriye'yi barışçıl bir iktidar geçişi, toplumda uzlaşma ve yeniden yapılanma yoluyla destekleme arzusundayız” dedi.

Yeni bir başlangıcın ancak geçmişin ele alınması, adaletin yerini bulması ve halkın bazı kesimlerine yönelik misillemelerden kaçınılması halinde mümkün olabileceğini ifade eden Baerbock, aşırıcılığın ve aşırı grupların Suriye'de yeri olmadığını vurguladı.

Baerbock sözlerini şöyle sürdürdü: “HTŞ’nin ideolojik olarak nereden geldiğini ve geçmişte neler yaptığını biliyoruz. Bununla birlikte, HTŞ’nin ılımlı olma ve diğer önemli aktörlere ulaşma isteği de görülmeli. Kürtlerin ağırlıkta olduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile görüşmelerin başlaması bu yönde önemli bir sinyal.”

HTŞ, El Kaide'nin bir kolu olan Nusra Cephesi'nden doğdu. Her ne kadar hem El Kaide'yi hem de DEAŞ'ı reddetmiş olsa da HTŞ liderliğinin El Kaide ile temaslarını sürdürdüğüne dair haberler var.

Baerbock, “HTŞ'yi eylemleriyle değerlendirmeye devam edeceğiz. Tüm kuşkulara rağmen bu önemli kavşakta Suriye halkını destekleme fırsatını kaçırmamalıyız” ifadelerini kullandı.

Almanya'nın Suriye'deki iç sürecin dışarıdan kesintiye uğramaması için de çalıştığını belirten Baerbock, Suriye'de kendi çıkarlarının peşinde koşmakla suçlanan Türkiye ve İsrail'e açık bir göndermede bulundu.

Baerbock ayrıca, ‘Rusya’nın Suriye'deki askeri üslerini terk etme zamanının geldiğini’ belirtti.

Rusya yıllardır Esed'in en önemli müttefiklerinden biriydi. Yaklaşık 14 yıl süren iç savaşın ardından Suriye harap oldu; kara mayınları ve diğer mühimmatlarla büyük ölçüde kirlendi.

Ülke şu anda insan gücü ve kalifiye işçi sıkıntısı çekiyor. Ekonomi küçüldü, para birimi 2020'den bu yana değerinin yüzde 90'ından fazlasını kaybetti ve kamu hizmetleri çöktü. Ülkede 16 milyondan fazla insan yardıma muhtaç durumda.

Baerbock'un Şam'daki görüşmelerinde, geçiş hükümetinin de desteklediği, Almanya'daki Suriyeli mültecilerin geri dönüşü konusunun ele alınması bekleniyor. Almanya İçişleri Bakanlığı'na göre şu anda Almanya'da yaklaşık 975 bin Suriyeli yaşıyor. Bunların çoğu iç savaştan kaçarak 2015 yılında Almanya’ya geldi.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe