Justin Trudeau'nun yükselişi ve düşüşü

Renklendirdiği siyasete yalnız kalarak veda ediyor.

Pandemi sonrasında artan enflasyonla birlikte halkın geçim sıkıntısını anlayamadığı eleştirileriyle karşı karşıya kaldı (AP/The Canadian Press)
Pandemi sonrasında artan enflasyonla birlikte halkın geçim sıkıntısını anlayamadığı eleştirileriyle karşı karşıya kaldı (AP/The Canadian Press)
TT

Justin Trudeau'nun yükselişi ve düşüşü

Pandemi sonrasında artan enflasyonla birlikte halkın geçim sıkıntısını anlayamadığı eleştirileriyle karşı karşıya kaldı (AP/The Canadian Press)
Pandemi sonrasında artan enflasyonla birlikte halkın geçim sıkıntısını anlayamadığı eleştirileriyle karşı karşıya kaldı (AP/The Canadian Press)

1972'de Kanada'ya resmi bir ziyarette bulunan ABD Başkanı Richard Nixon, Ottawa'da kendisi için verilen yemekte 4 aylık bir bebeğe işaret etti:

Bu gece formalitelerden kaçınacağız: Geleceğin Kanada Başbakanı Justin Pierre Trudeau için kadeh kaldırmak istiyorum.

Ardından babası Pierre, henüz 4 ay önceki Noel'de kucağına aldığı, altı bezli çocuğunun kendisiyle aynı koltuğa oturması ihtimali hakkında konuştu: 

Umarım başkanın zarafet ve becerisine sahip olur.

1984 kışındaysa Kanada tarihinin en uzun süre görev yapan başbakanlarından biri olan Pierre Trudeau uzun bir yürüyüşe çıktı. Eşinden boşanmak üzereydi. Şiddetli kar fırtınası sırasında kararını vermişti: Hem görevini hem siyaseti bırakacak ve yeni neslin önünü açacaktı.

Bu hikaye Kanada'da o kadar sevildi ki "karda yürüyüşe çıkmak" ifadesi, görevden alınmak yerine istifa eden siyasetçiler için kullanılan bir kalıp oldu. 

41 yıl sonra Justin Trudeau da kendisini babasıyla benzer bir konumda buldu. 

1968-1979 ve 1980-1984'te Kanada Başbakanı olan Pierre Trudeau kadar uzun süre görev yapmasa da 9 yıldır aynı koltukta oturan siyasetçinin onay oranı tarihin en düşük seviyesine gerileyerek yüzde 22'ye düşmüştü. 

53 yaşındaki siyasetçi, Britanya Kolumbiyası'nda (British Columbia/BC) kayak tatili yaparken bir kadın yanına yanaştı. Elini sıktıktan sonra şöyle konuştu:

Sayın Başbakan, lütfen BC'den s***ir olun gidin. Berbatsınız!

Başbakanlığının ilk döneminde, Trudeau'nun 1990'larda kayak eğitmenliği yaptığı hatırlatılarak özçekimler ve neşeli haberlerle duyurulan bu tatillerin sonuncusunun niye benzer bir şekilde duyurulmadığı sadece bu videoyla ortaya çıkmadı. 

Sonrasında yemek yerken onu çeken biri, Trudeau'nun geçmişte yüzünü siyaha boyadığı eski fotoğrafı da göstererek "Evet bu o, tamam" dedi. 

Bir de iki müzisyenin Kanada Başbakanı'nın kaldığı yere giderek "Hey, Hey Trudeau, gitme vaktinin geldiğini biliyorsun, hükümetini de al ve karda yürüyüşe çık" dediği görüntüler var. 

Viral olan bu videoların üzerinden çok geçmeden Trudeau istifasını açıkladı. 

Öncesinde de bir çelik işçisinin hayat pahalılığından şikayet ederek "Justin, gerçekte bizim için hiçbir şey yapmıyorsun" ve "Senin söylediğin hiçbir kelimeye inanmıyorum" gibi ifadeler kullanması da toplumda yankı bulmuştu. 

İlk doğduğu günden beri ülkenin liderliğine oynayabileceği bilinen Trudeau'nun siyasi hevesleri eskiden ciddiye alınmıyordu. 

Zengin ve imtiyazlı olmasına ve tanıtım faaliyetlerine yatkınlığına tepki duyanlar, onu "Kanada siyasetinin Paris Hilton'u" ve "Parlak Midilli" gibi lakaplarla küçümsüyordu.

Pierre Trudeau, 2000'de 80 yaşındayken öldüğünde en büyük çocuğu Justin, Vancouver'daki bir lisede Fransızca ve tiyatro öğretmenliği yapıyordu. 

Televizyondan yayımlanan cenaze töreninde yaptığı duygusal konuşmayla Liberal Parti'nin ağır toplarının ilgisini çekti. 

2008'de 36 yaşındayken parlamentoya girdi. 

2012'de hayır amaçlı düzenlenen ve TV'de canlı yayımlanan bir boks maçında Muhafazakar Partili bir siyasetçiyle karşı karşıya geldi. Hiç kimse bunu beklemese de karatede siyah kuşak sahibi rakibini yenmeyi başardı. 

76j8ı
Toronto Üniversitesi'nden Peter Bouisseau gibi uzmanlar, Trudeau'nun kendisinden üç yaş küçük senatör Patrick Brazeau'yu döverek siyasette sağlam bir yer edindiğini söylüyor (Reuters)

Kanada tarihinin çoğunda iktidarda olsa da muhalefette beklenen başarıyı gösterememiş Liberal Parti liderlerinden sonra Trudeau, 2013'te başa geçti. 

2009–2017'de ABD Başkanı olan Barack Obama'yla benzer bir şekilde genç, çekici ve değişimi sağlayabilecek bir aday profili çizdiği seçimleri kazandı.

2015'te Kanada Başbakanı olan Trudeau, ülkenin cinsiyet dengesi gözetilen ilk hükümetini kurdu. "Neden?" sorusuna verdiği "Çünkü 2015'teyiz" yanıtıyla ilerici bir görünüm sergiledi. Feminizm, çevreciliğin yanı sıra mülteci ve yerli haklarına da sıcak baktığını gösterdi. 

"Alışılmış kurallara meydan okuyan seksi lider" imajını iyi pozlar vererek pekiştirdi.

Plajda evlenen bir çiftin arkasında üstsüz koşarken görüldü.

Tanımadığı bir çiftin evine kanoyla yaklaşarak onlarla sohbet etti. 

İmtiyazlı bir aileden gelen yakışıklı bir erkekten fazlası olduğunu da göstermeye çalıştı. 

Kuantum hesaplama konusunda gelen bir soruya verdiği yanıt, herkesi memnun etti.

Ancak bu pazarlama faaliyetleri kısa bir süre sonra eleştirilere de neden oldu.

2016'da Torontolu yazar Jesse Brown, Guardian'a yazdığı yazıda "YouTube'deki yavru köpek videolarının siyasi dengi Trudeau" ifadesini kullandı. 

Bu gösterişin ardında hiçbir anlamlı fikir ve icraatın olamayacağını savunan çok yorumcu çıktı. 

2019'da eski Adalet Bakanı ve Başsavcı Jody Wilson-Raybould'un bir yolsuzluk kovuşturmasını sonlandırması için baskıya uğradığı iddiaları, Başbakan Justin Trudeau'yu vurdu. 

"Etik kurallarını çiğnediğimi kabul ediyorum ancak büyük bir işverenin kovuşturulmasının olumsuz sonuçlarını önlemeye çalışmak için bu yolu seçtim. Başbakan olarak görevim, Kanadalıların çıkarlarını savunmaktır. Kanada halkının işlerini kaybetmemeleri için ayağa kalktığımdan dolayı özür dileyemem" diyerek dik durmaya çalışsa da yıprandı.

Bu skandal, Trudeau'ya hem halkın güvenini hem de kendisine en yakın isimlerden Gerald Butts'ı kaybettirdi. 

Yargı üzerinde baskı kurmakla suçlanan Butts, McGill Üniversitesi'nden beri tanıdığı başbakanın danışmanlığından çekildi. 

Otobiyografisini yazarken Trudeau'ya yardım eden Jonathan Kay, "Sık sık birbirlerinin cümlelerini tamamlıyorlardı" diyor.

dfrgthy
Trudeau'nun, 2013'teki seçim zaferinin arkasındaki asıl isim diye nitelenen yakın arkadaşıyla birlikte yönetme kabiliyetini de yitirdiğini savunan çok uzman var (Reuters)          

Yine 2019'da Trudeau'nun yüzünü siyaha ve kahverengiye boyadığı eski fotoğrafları ortaya çıktı. 

2001'de düzenlenen "Arap geceleri" temalı bir partide çekilen ve o güne kadar çizdiği portreden farklı bir imaj sunan bu fotoğraflar ırkçılık suçlamalarını da beraberinde getirdi. Özür diledi ancak o fotoğraflar hafızalara kazındı.

2017-2021'deki ilk döneminde Kanada'ya gümrük vergisi getiren ABD Başkanı Donald Trump da Kovid-19'la birlikte ülke ekonomisini vurdu.

2019'da düzenlenen NATO zirvesinde Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve dönemin Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson'la bir araya gelen Kanada Başbakanı Justin Trudeau, Macron'un basın toplantısına Trump'ın "rastgele 40 dakikalık basın toplantısı yapması nedeniyle" geç kaldığını söylerken görüldü.

Buna sinirlenen Trump, Trudeau'yu "iki yüzlü" diye niteledi ve zirveden erken ayrıldı.

cdfrgthy
Dikkat çeken çoraplarıyla eski İrlanda Başbakanı Leo Varadkar gibi liderlere de ilham vermişti (AFP)

Ekonomik büyümeyi artırmak için göçmenlere kucak açması, ülkedeki konut fiyatlarının artmasına ve toplumsal hizmetlerle altyapının yetersiz kalmasına yol açtı. 

Yapılan anketler, toplumun yüzde 60'ının "Çok fazla mülteci kabul ediyoruz" dediğini ortaya koydu. 

2021'de Ulusal Hakikat ve Uzlaşma Günü ilan edildi Kilisenin işlettiği ve hükümetin finanse ettiği yatılı okullara gitmek zorunda bırakılarak ölen binlerce yerli çocuk anılırken Trudeau'nun ailece tatile çıkması yerden yere vuruldu. 

2022'de Kanada'daki kamyoncuların aşı karşıtı eylemleri olağanüstü hal ilanıyla bastırması da tepki topladı. 

Trump'ın gitmesi Trudeau'yu pek rahatlatmadığı gibi dönüşü de her şeyin üstüne tuz biber ekti. 

regthyj
Aralarında Donald Trump'ın da bulunduğu pek çok kişi Pierre Trudeau'nun cenazesine katılan Fidel Castro'nun Justin Trudeau'nun gerçek babası olabileceğini öne sürse de muteber yayın organları bu iddiayı reddediyor (AFP)

Kanada'nın ABD'ye 51. eyalet olarak dahil olması gerektiğini savunan Trump, "Biz onlardan daha fazlasına sahibiz ve onların hiçbir şeyine ihtiyacımız yok. Dolayısıyla neden Kanada'yı korumak için yılda 200 milyar dolar kaybediyoruz?" diyor.

Trump, Kanada'nın ayakta kalabilmesi için ihtiyaç duyduğu büyük ticaret açıklarını ve sübvansiyonları ABD'nin daha fazla kaldıramayacağını belirterek Trudeau'nun bu yüzden istifa ettiğini öne sürüyor.

Chrystia Freeland, geçen ay Kanada Maliye Bakanlığı'ndan istifa ederken Trump'ın savurduğu tehditleri Trudeau'nun ciddiye alıp almadığından emin olmadığını söylemişti.

Freeland'ın istifası için "Trudeau'nun tabutuna çakılan son çivi" yorumu yapıldığı düşünülürse Trump'ın gelişinin Kanada Başbakanı'nın değişmesinde büyük rol oynadığını söylemek yanlış olmaz.

Trudeau ise istifa etse de ülkesinin ABD'ye katılmasının "en ufak bir ihtimali olmadığını" savunuyor.

Ülkenin en büyük çiftlerinden Pierre Trudeau ve Margaret Sinclair'ın ayrılığı, 1980'lerde manşetlerdeydi. 

"Eğer Sophie hayatımda olmasaydı çok iyi bir siyasetçi olamazdım" diyen Justin de 2023'te 18 yıllık evliliğin ardından eşinden ayrıldı. 

Babasının izlerini takip eden Kanada Başbakanı, bu görevdeyken boşanan ikinci kişi oldu. 

regth
Trudeau ve eski eşi üç çocuğa sahip (Reuters)

16 yıl önce ebeveynlerinin hatalarından ders alarak siyasete girdiğini söyleyen Trudeau, görevden ayrılırken yalnız. 

Kendi partisinden gelen baskılarla çekilmesi ve en yakın arkadaşı Gerald Butts'ı da kaybetmesi, bu yalnızlığı büyütüyor.

Son anketlere göre Kanada Muhafazakar Partisi, Liberal Parti'ye fark atıyor. Liberal Parti, 2019 ve 2021 seçimlerinde iktidarı korurken de oy kaybediyordu.

En geç 20 Ekim'de yapılması beklenen genel seçimler öncesinde Muhafazakarlar, 10 yıl önce iktidarı devrettikleri Liberallerin karbon vergisinden kurtulmayı, bütçe açığını azaltmayı, evsizlik sorununu çözmeyi ve suç oranlarını düşürmeyi vaat ediyor. 

Kaynaklar: ABC, AP, BBC, CNN, Mint, New York Times, Time



Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
TT

Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’li müzakerecilerle gerçekleştirdiği görüşmelerin ilk turunun sonuçları hakkında meclis üyelerini bilgilendirdi. Diğer yandan Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, Tahran ile Washington arasında nükleer müzakerelerde arabuluculuk rolü üstlenen Umman’a yarın bir heyetin başında gitmeyi planladığını açıkladı.

Laricani’nin ziyareti, geçen hafta sonu Umman’da yaklaşık dokuz aylık aranın ardından yapılan dolaylı görüşmelerin ilk turunu izleyen ve İran-ABD hattında ikinci bir müzakere turuna ilişkin beklentilerin arttığı bir döneme denk geliyor.

Söz konusu görüşmeler, ABD’nin İran yakınlarında deniz kuvvetlerini artırdığı ve Tahran’ın olası bir saldırıya sert karşılık vereceğini duyurduğu bir ortamda, diplomasiye yeni bir fırsat açmayı amaçlıyor.

Laricani, Telegram hesabından yaptığı açıklamada, Umman’da üst düzey yetkililerle bir araya gelerek son bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele alacağını, bunun yanı sıra ikili iş birliğini farklı düzeylerde değerlendireceğini belirtti.

Müzakerelerin bir sonraki turunun tarih ve yerinin ise henüz açıklanmadığı kaydedildi. Nükleer görüşmelere, İran’da Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin nezaret ettiği ve nihai kararların, Dini Lider Ali Hamaney’in onayının ardından alındığı ifade edildi.

scdvfgth
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, 18 Ocak’ta Tahran’da Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin için düzenlenen resepsiyonun ardından ofisinden ayrılırken görülüyor. (Laricani’nin internet sitesi)

Laricani’nin Umman’a yapacağı ziyaretin duyurulması, Arakçi’nin bugün parlamentoyu, kapalı kapılar ardında yapılan bir oturumda görüşmelerin sonuçları hakkında bilgilendirmesiyle eş zamanlı gerçekleşti.

Parlamentonun Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkan Yardımcısı Abbas Muktedayi, oturumun yapıldığını doğrulayarak, İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin de Arakçi ile birlikte toplantıya katıldığını bildirdi.

Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise “İran sıfır zenginleştirmeyi kabul etmeyecektir” diyerek, ‘ülkenin ulusal gücünün unsurlarından biri olan füze kapasitesinin hiçbir şekilde müzakere konusu yapılamayacağını’ vurguladı.

Parlamento Başkanlık Divanı Sözcüsü Abbas Guderzi de Dışişleri Bakanı ile Genelkurmay Başkanı’nın toplantı sırasında İran’ın uranyum zenginleştirmeden vazgeçmesine karşı olduklarını açıkça ifade ettiklerini söyledi.

Guderzi, ‘müzakerelerin yeri ve çerçevesinin tamamen İslam Cumhuriyeti tarafından belirlendiğinin’ teyit edildiğini belirterek, bunun ‘İran’ın diplomasi sahasındaki gücünü yansıttığını’ dile getirdi. Ancak bu tutumun hangi tarafça ilan edildiğine dair ayrıntı vermedi.

Öte yandan Arakçi dün düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin ‘gerçek müzakereler yürütme’ konusundaki ciddiyetine dair şüphelerini dile getirdi. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Arakçi, İran’ın ‘tüm işaretleri değerlendirdikten sonra müzakerelere devam edip etmeme konusunda karar vereceğini’ söyledi ve bu kapsamda Çin ve Rusya ile istişareler yürütüldüğünü ifade etti.

frvfr
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın Ortadoğu’daki operasyonlardan sorumlu komutanı Amiral Brad Cooper, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı’nın damadı ve danışmanı Jared Kushner ile birlikte uçak gemisi “Abraham Lincoln” üzerinde (ABD Donanması – AFP).

İran, kırmızı çizgileri olarak gördüğü tutumunda ısrarcı davranıyor. Tahran, görüşmelerin yalnızca nükleer programıyla sınırlı kalmasını kabul ediyor ve barışçıl bir nükleer programa sahip olma hakkını vurguluyor. Buna karşılık, Körfez’de geniş bir deniz gücü konuşlandıran ve bölgedeki üslerde askeri varlığını artıran ABD, iki ek başlığı da içeren daha kapsamlı bir anlaşma talep ediyor. Washington’un gündemindeki bu başlıklar, İran’ın füze kapasitesinin sınırlandırılması ve Tahran’ın İsrail’e düşman silahlı gruplara verdiği desteğin sona erdirilmesi olarak öne çıkıyor.

İsrail ise bu iki başlıkta herhangi bir taviz verilmemesi gerektiğini savunuyor. Bu çerçevede İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun çarşamba günü Washington’a gitmesi bekleniyor.


Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
TT

Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)

Amerikalı, Hint kökenli ruhani öğretmen ve çok satan sağlık kitaplarının yazarı Deepak Chopra, İsrail’e övgüler yağdırırken, Jeffrey Epstein’ın kendisine Tel Aviv’de katılması fikrine de büyük bir heyecan duyuyordu.

İngiliz The Times gazetesinin haberine göre, 2019’daki tutuklanmasından iki yıl önce Epstein, Chopra’nın Tel Aviv’deki Menora Salonu’nda vereceği konferans sırasında onunla görüşmeye davet edildi. Epstein dosyaları kapsamında yayımlanan milyonlarca belgeden birinde Chopra’nın şu ifadeleri yer aldı:
“Bizimle İsrail’e gel. Rahatla, ilginç insanlarla vakit geçir. İstersen takma isim kullan. Kızlarını da getir. Burada olman çok eğlenceli olur. Sevgiler.”

Ancak Epstein bu davete mesafeli yaklaştı ve şu yanıtı verdi:
“Başka bir yer. İsrail’i hiç sevmiyorum.”

Epstein’ın Mart 2017’de daveti reddetmesinin nedenleri, ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı dosyalardaki gizemlerden biri olmayı sürdürüyor. Belgeler, Epstein’ın özellikle İsrail ve eski Başbakan Ehud Barak ile ilişkisine dair çelişkili ve kafa karıştırıcı bir tablo ortaya koyuyor.

“Epstein casusluk eğitimi aldı” iddiası

ABD’de, Epstein’ın yabancı bir istihbarat servisi adına çalışmış olabileceğine dair iddialar yeniden gündeme geldi. Bu iddialar özellikle sağcı yorumcu Tucker Carlson ve benzer isimler tarafından dillendirildi. Dosyalar arasında, FBI’a bilgi veren gizli bir kaynağın, Epstein’ın gerçekte İsrail istihbarat servisi Mossad için çalıştığını öne sürdüğü iddialar da yer aldı.

FBI’ın Los Angeles ofisinin Ekim 2020 tarihli bir raporunda, söz konusu kaynağın “Epstein’ın Mossad tarafından devşirilmiş bir ajan olduğuna ikna olduğu” ifade edildi. Raporda ayrıca Epstein’ın Mossad adına “casusluk eğitimi aldığı”, uzun yıllar kişisel avukatlığını yapan Harvard Hukuk Fakültesi profesörü Alan Dershowitz aracılığıyla Amerikan ve müttefik istihbarat operasyonlarıyla bağlantılar kurduğu iddia edildi. Raporda, Jared Kushner ile kardeşi Josh Kushner’ın da Dershowitz’in öğrencileri arasında olduğu ifade edildi.

Ancak Dershowitz bu iddiaları alaya alarak, “Herhangi bir istihbarat servisinin ona gerçekten güveneceğini sanmıyorum. Ayrıca böyle bir şeyi benden saklayamazdı” dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise hafta sonunda yaptığı açıklamada, Epstein’ın Ehud Barak ile olan yakın ilişkisinin onun İsrail adına casusluk yapmadığının kanıtı olduğunu savundu. Netanyahu, X platformunda, “Jeffrey Epstein ile Ehud Barak arasında alışılmadık derecedeki yakın ilişki, onun İsrail için çalıştığını değil, tam tersini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Belgeler, Barak ve eşi Nili’nin defalarca Epstein’ın New York’taki dairesinde kaldığını ve Epstein’ın 2019’daki son tutuklanmasından kısa süre önce yeniden ziyaret planladıklarını ortaya koyuyor. Epstein’ın, 2006’da çocuk istismarı ve insan ticareti suçlamalarıyla ilk kez tutuklanmasından sonra da ilişkilerinin devam ettiği görülüyor. Barak daha sonra Epstein ile ilişkisi nedeniyle pişmanlık duyduğunu söyledi.

2018’de Epstein, Barak’tan bir e-postada “Mossad için çalışmadığımı netleştirmesini” istedi. Bir yıl önce ise Barak’a, kendisinden “eski Mossad ajanlarını kirli soruşturmalar için bulmasının istenip istenmediğini” sormuştu.

Belgelere göre Epstein, “Carbyne” adlı (eski adıyla Reporty Homeland Security) İsrailli bir girişime 1,5 milyon dolarlık yatırım yapılmasına katkıda bulundu. Barak, “Vergiden kaçınmak için Kıbrıs’ı kullanma yönündeki İsrail numarası eski ve tehlikelidir” uyarısında bulunurken, iş insanı Nicole Junkermann, Kıbrıs yerine Lüksemburg’un tercih edilmesini önerdi.

“Kesin kanıt yok”

Epstein’ın servetinin kaynağı da uzun süredir soru işaretleri yaratıyor. Eski İngiliz askeri istihbarat subayı Lynette Nusbacher, teorik olarak Epstein’ın bir istihbarat varlığı olmasının mümkün olduğunu, ancak “suçlarıyla mahkûm olmuş biri olmanın ötesine geçtiğini kanıtlayan hiçbir delil bulunmadığını” ifade etti.

2003 yılında Epstein, partneri Ghislaine Maxwell için “çelişkili vize damgalarından kaçınmak” gerekçesiyle ikinci bir pasaport başvurusunda bulundu. Başvuruda Maxwell’in İsrail, Ürdün ve Suudi Arabistan’a seyahat etmeyi planladığı belirtiliyordu. Maxwell’in babası, eski medya patronu Robert Maxwell’in Mossad ile bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyordu.

Epstein, Yahudi bir ailede dünyaya geldi ve New York’ta, çoğunluğu Yahudilerden oluşan Sea Gate adlı kapalı sitede büyüdü. 1985 yılında ailesiyle birlikte İsrail’i ziyaret etti, Tel Aviv’de Plaza Oteli’nde ve Kudüs’te King David Oteli’nde kaldı. Ailesini gezdirmek için limuzin kiraladığı da aktarılan bilgiler arasında.

Resmî kayıtlara geçmeyen başka ziyaretler de söz konusu. 20 Mayıs 2012 tarihli bir e-postada sekreterinden Paris’ten Tel Aviv’e, oradan New York’a ya da Tel Aviv’den Yalta’ya uçuşlar araştırmasını istedi. Bir gün sonra ise “24’ünde Tel Aviv, 27’sinde New York’a birinci sınıf” diye yazdı.

Epstein ayrıca, İsrail’deki en lüks mülklerin açık artırmalarını takip eden pahalı bir emlak sitesine üyeydi.

2017 itibarıyla İsrail’e seyahat etmeye hevesli görünmese de İsrailli kadınlara ilgisini gizlemedi. Chopra’dan “çekici sarışın bir İsrailli… zihin maddenin üstündedir” diye bir istekte bulundu. Chopra ise İsrailli kadınların “savaşçı, agresif ve son derece çekici” olduğu uyarısında bulundu.

Chopra geçen hafta yaptığı açıklamada, “Hiçbir zaman suç teşkil eden ya da sömürücü bir davranışın parçası olmadım. İstismar ve suistimalin her türlüsünü kesin bir dille kınıyorum” ifadesini kullandı.

Epstein ile halen çocuklara yönelik cinsel insan ticareti ağındaki rolü nedeniyle 20 yıl hapis cezası çeken Ghislaine Maxwell arasındaki derin ve uzun süreli ilişki de Epstein’ın İsrail ile bağlantılı olduğu yönündeki komplo teorilerini destekliyor.

Maxwell’in babası Robert Maxwell’in İsrail istihbaratıyla bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyor. Maxwell’in İsrail ekonomisine milyonlar aktardığı ve dönemin Başbakanı Yitzhak Shamir’e “en az 250 milyon dolar yatırım” sözü verdiği biliniyor.

Robert Maxwell, 1991 yılında “Lady Ghislaine” adlı yatından düşerek Kanarya Adaları açıklarında ölü bulundu. Cenazesi İsrail’e götürülerek, Kudüs’te devlet elitlerine ayrılan Zeytin Dağı Mezarlığı’na defnedildi.

“Mossad mı öldürdü?”

Epstein’ın bazı e-postalarında, Robert Maxwell’in Mossad tarafından öldürüldüğüne inandığına dair ifadeler yer aldı. 15 Mart 2018 tarihli bir e-postada Epstein, başlığı “İş bitirildi” olan mesajında Maxwell’in kaderine dair spekülasyonlarda bulundu.

Bu iddialar, Gordon Thomas ve Martin Dillon’un yazdığı “Robert Maxwell’in Suikastı: İsrail’in Süper Casusu” adlı kitapta ortaya atılan teoriyle örtüşüyor. Kitapta, Maxwell’in Mossad için çalıştığı, ancak 3 milyar doları aşan borçlarının faizi olarak talep ettiği 600 milyon dolar ödenmezse her şeyi ifşa etmekle tehdit ettiği ve bunun üzerine öldürüldüğü öne sürülüyor.

The Times’ın görüştüğü pek çok uzman, Maxwell’in Mossad ile bağlantılarını ya da Epstein’ın İsrail istihbaratıyla ilişkisini doğrulayan somut bir bilgiye rastlamadıklarını belirtiyor. Ancak İsrail istihbaratıyla bağlantıları olan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir İsrailli yazar, “Mossad’ın kimi işe alacağını asla bilemezsiniz. Herkes ajan olabilir” değerlendirmesinde bulundu.


İsrail Cumhurbaşkanı, Avustralya'daki Bondi saldırısının yaşandığı yeri ziyaret etti

Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
TT

İsrail Cumhurbaşkanı, Avustralya'daki Bondi saldırısının yaşandığı yeri ziyaret etti

Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, dün yaptığı açıklamada, Yahudilerin "bu kötülüğün üstesinden geleceğini" belirterek, Sidney'deki Bondi Plajı'nda Yahudi bayramını kutlayan 15 kişinin ölümüne yol açan silahlı saldırının kurbanlarına başsağlığı diledi.

Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşan Herzog, "Terör, şiddet ve nefret karşısında, tüm inançlardan ve tüm milletlerden iyi insanlar arasındaki bağlar güçlü kalacaktır" dedi.

Bu arada, Filistin yanlısı göstericiler, İsrail Cumhurbaşkanı'nın ziyaretini protesto etmek için Sidney'de toplanmayı planlıyordu. Yetkililer ziyareti büyük bir olay olarak nitelendirmiş ve kalabalığı kontrol etmek için binlerce polis memuru görevlendirmişti. Polis, kamu güvenliği gerekçesiyle göstericileri Sidney'in merkezindeki bir parkta toplanmaya çağırmıştı, ancak protesto organizatörleri bunun yerine şehrin tarihi Belediye Binası'nda toplanmayı planladıklarını söylemişti.

Yetkililer, ziyaret sırasında polise nadiren kullanılan yetkiler verdi; bunlar arasında kalabalıkları dağıtma ve yer değiştirme, belirli alanlara erişimi kısıtlama, insanları ayrılmaya yönlendirme ve araçları arama yetkisi de bulunuyordu.

Yeni Güney Galler Emniyet Müdür Yardımcısı Peter McKenna, Channel Nine News'e yaptığı açıklamada, "Protesto organizatörleriyle yakın temas halinde olduğumuz için bu yetkilerden herhangi birini kullanmak zorunda kalmayacağımızı umuyoruz" dedi. "Genel olarak, tüm toplumu güvende tutmak istiyoruz... Toplum güvenliğini sağlamak için ancak bu amaçla, büyük sayıda polis memuru görevlendireceğiz" dedi. Avustralya'nın en büyük şehri olan Sidney'de yaklaşık 3 bin polis memuru görevlendirilecek.

Herzog, Bondi Plajı'ndaki ölümcül silahlı saldırının ardından Avustralya Başbakanı Anthony Albanese'nin daveti üzerine Avustralya'yı ziyaret ediyor.

Herzog'un ziyareti, Filistin yanlısı grupların muhalefetiyle karşılandı ve Avustralya'nın büyük şehirlerinde protestolar planlandı. Filistin Eylem Grubu da beklenen protestolara getirilen kısıtlamalara karşı Sidney'deki bir mahkemede dava açtı.

Filistin Eylem Grubu yaptığı açıklamada, "BM Soruşturma Komisyonu'nun Gazze'de soykırımı kışkırttığı sonucuna varmasının ardından, bugün Isaac Herzog'un tutuklanmasını ve soruşturulmasını talep etmek için ulusal bir protesto günü olacak" ifadeleri yer aldı.

İsrail hükümetinin sert eleştirmeni olan Avustralya Yahudi Konseyi, pazartesi günü 1000'den fazla önde gelen Avustralyalı Yahudi akademisyen ve toplum figürünün imzaladığı açık bir mektup yayınlayarak Albanese'yi Herzog'a yaptığı daveti geri çekmeye çağırdı.