Justin Trudeau'nun yükselişi ve düşüşü

Renklendirdiği siyasete yalnız kalarak veda ediyor.

Pandemi sonrasında artan enflasyonla birlikte halkın geçim sıkıntısını anlayamadığı eleştirileriyle karşı karşıya kaldı (AP/The Canadian Press)
Pandemi sonrasında artan enflasyonla birlikte halkın geçim sıkıntısını anlayamadığı eleştirileriyle karşı karşıya kaldı (AP/The Canadian Press)
TT

Justin Trudeau'nun yükselişi ve düşüşü

Pandemi sonrasında artan enflasyonla birlikte halkın geçim sıkıntısını anlayamadığı eleştirileriyle karşı karşıya kaldı (AP/The Canadian Press)
Pandemi sonrasında artan enflasyonla birlikte halkın geçim sıkıntısını anlayamadığı eleştirileriyle karşı karşıya kaldı (AP/The Canadian Press)

1972'de Kanada'ya resmi bir ziyarette bulunan ABD Başkanı Richard Nixon, Ottawa'da kendisi için verilen yemekte 4 aylık bir bebeğe işaret etti:

Bu gece formalitelerden kaçınacağız: Geleceğin Kanada Başbakanı Justin Pierre Trudeau için kadeh kaldırmak istiyorum.

Ardından babası Pierre, henüz 4 ay önceki Noel'de kucağına aldığı, altı bezli çocuğunun kendisiyle aynı koltuğa oturması ihtimali hakkında konuştu: 

Umarım başkanın zarafet ve becerisine sahip olur.

1984 kışındaysa Kanada tarihinin en uzun süre görev yapan başbakanlarından biri olan Pierre Trudeau uzun bir yürüyüşe çıktı. Eşinden boşanmak üzereydi. Şiddetli kar fırtınası sırasında kararını vermişti: Hem görevini hem siyaseti bırakacak ve yeni neslin önünü açacaktı.

Bu hikaye Kanada'da o kadar sevildi ki "karda yürüyüşe çıkmak" ifadesi, görevden alınmak yerine istifa eden siyasetçiler için kullanılan bir kalıp oldu. 

41 yıl sonra Justin Trudeau da kendisini babasıyla benzer bir konumda buldu. 

1968-1979 ve 1980-1984'te Kanada Başbakanı olan Pierre Trudeau kadar uzun süre görev yapmasa da 9 yıldır aynı koltukta oturan siyasetçinin onay oranı tarihin en düşük seviyesine gerileyerek yüzde 22'ye düşmüştü. 

53 yaşındaki siyasetçi, Britanya Kolumbiyası'nda (British Columbia/BC) kayak tatili yaparken bir kadın yanına yanaştı. Elini sıktıktan sonra şöyle konuştu:

Sayın Başbakan, lütfen BC'den s***ir olun gidin. Berbatsınız!

Başbakanlığının ilk döneminde, Trudeau'nun 1990'larda kayak eğitmenliği yaptığı hatırlatılarak özçekimler ve neşeli haberlerle duyurulan bu tatillerin sonuncusunun niye benzer bir şekilde duyurulmadığı sadece bu videoyla ortaya çıkmadı. 

Sonrasında yemek yerken onu çeken biri, Trudeau'nun geçmişte yüzünü siyaha boyadığı eski fotoğrafı da göstererek "Evet bu o, tamam" dedi. 

Bir de iki müzisyenin Kanada Başbakanı'nın kaldığı yere giderek "Hey, Hey Trudeau, gitme vaktinin geldiğini biliyorsun, hükümetini de al ve karda yürüyüşe çık" dediği görüntüler var. 

Viral olan bu videoların üzerinden çok geçmeden Trudeau istifasını açıkladı. 

Öncesinde de bir çelik işçisinin hayat pahalılığından şikayet ederek "Justin, gerçekte bizim için hiçbir şey yapmıyorsun" ve "Senin söylediğin hiçbir kelimeye inanmıyorum" gibi ifadeler kullanması da toplumda yankı bulmuştu. 

İlk doğduğu günden beri ülkenin liderliğine oynayabileceği bilinen Trudeau'nun siyasi hevesleri eskiden ciddiye alınmıyordu. 

Zengin ve imtiyazlı olmasına ve tanıtım faaliyetlerine yatkınlığına tepki duyanlar, onu "Kanada siyasetinin Paris Hilton'u" ve "Parlak Midilli" gibi lakaplarla küçümsüyordu.

Pierre Trudeau, 2000'de 80 yaşındayken öldüğünde en büyük çocuğu Justin, Vancouver'daki bir lisede Fransızca ve tiyatro öğretmenliği yapıyordu. 

Televizyondan yayımlanan cenaze töreninde yaptığı duygusal konuşmayla Liberal Parti'nin ağır toplarının ilgisini çekti. 

2008'de 36 yaşındayken parlamentoya girdi. 

2012'de hayır amaçlı düzenlenen ve TV'de canlı yayımlanan bir boks maçında Muhafazakar Partili bir siyasetçiyle karşı karşıya geldi. Hiç kimse bunu beklemese de karatede siyah kuşak sahibi rakibini yenmeyi başardı. 

76j8ı
Toronto Üniversitesi'nden Peter Bouisseau gibi uzmanlar, Trudeau'nun kendisinden üç yaş küçük senatör Patrick Brazeau'yu döverek siyasette sağlam bir yer edindiğini söylüyor (Reuters)

Kanada tarihinin çoğunda iktidarda olsa da muhalefette beklenen başarıyı gösterememiş Liberal Parti liderlerinden sonra Trudeau, 2013'te başa geçti. 

2009–2017'de ABD Başkanı olan Barack Obama'yla benzer bir şekilde genç, çekici ve değişimi sağlayabilecek bir aday profili çizdiği seçimleri kazandı.

2015'te Kanada Başbakanı olan Trudeau, ülkenin cinsiyet dengesi gözetilen ilk hükümetini kurdu. "Neden?" sorusuna verdiği "Çünkü 2015'teyiz" yanıtıyla ilerici bir görünüm sergiledi. Feminizm, çevreciliğin yanı sıra mülteci ve yerli haklarına da sıcak baktığını gösterdi. 

"Alışılmış kurallara meydan okuyan seksi lider" imajını iyi pozlar vererek pekiştirdi.

Plajda evlenen bir çiftin arkasında üstsüz koşarken görüldü.

Tanımadığı bir çiftin evine kanoyla yaklaşarak onlarla sohbet etti. 

İmtiyazlı bir aileden gelen yakışıklı bir erkekten fazlası olduğunu da göstermeye çalıştı. 

Kuantum hesaplama konusunda gelen bir soruya verdiği yanıt, herkesi memnun etti.

Ancak bu pazarlama faaliyetleri kısa bir süre sonra eleştirilere de neden oldu.

2016'da Torontolu yazar Jesse Brown, Guardian'a yazdığı yazıda "YouTube'deki yavru köpek videolarının siyasi dengi Trudeau" ifadesini kullandı. 

Bu gösterişin ardında hiçbir anlamlı fikir ve icraatın olamayacağını savunan çok yorumcu çıktı. 

2019'da eski Adalet Bakanı ve Başsavcı Jody Wilson-Raybould'un bir yolsuzluk kovuşturmasını sonlandırması için baskıya uğradığı iddiaları, Başbakan Justin Trudeau'yu vurdu. 

"Etik kurallarını çiğnediğimi kabul ediyorum ancak büyük bir işverenin kovuşturulmasının olumsuz sonuçlarını önlemeye çalışmak için bu yolu seçtim. Başbakan olarak görevim, Kanadalıların çıkarlarını savunmaktır. Kanada halkının işlerini kaybetmemeleri için ayağa kalktığımdan dolayı özür dileyemem" diyerek dik durmaya çalışsa da yıprandı.

Bu skandal, Trudeau'ya hem halkın güvenini hem de kendisine en yakın isimlerden Gerald Butts'ı kaybettirdi. 

Yargı üzerinde baskı kurmakla suçlanan Butts, McGill Üniversitesi'nden beri tanıdığı başbakanın danışmanlığından çekildi. 

Otobiyografisini yazarken Trudeau'ya yardım eden Jonathan Kay, "Sık sık birbirlerinin cümlelerini tamamlıyorlardı" diyor.

dfrgthy
Trudeau'nun, 2013'teki seçim zaferinin arkasındaki asıl isim diye nitelenen yakın arkadaşıyla birlikte yönetme kabiliyetini de yitirdiğini savunan çok uzman var (Reuters)          

Yine 2019'da Trudeau'nun yüzünü siyaha ve kahverengiye boyadığı eski fotoğrafları ortaya çıktı. 

2001'de düzenlenen "Arap geceleri" temalı bir partide çekilen ve o güne kadar çizdiği portreden farklı bir imaj sunan bu fotoğraflar ırkçılık suçlamalarını da beraberinde getirdi. Özür diledi ancak o fotoğraflar hafızalara kazındı.

2017-2021'deki ilk döneminde Kanada'ya gümrük vergisi getiren ABD Başkanı Donald Trump da Kovid-19'la birlikte ülke ekonomisini vurdu.

2019'da düzenlenen NATO zirvesinde Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve dönemin Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson'la bir araya gelen Kanada Başbakanı Justin Trudeau, Macron'un basın toplantısına Trump'ın "rastgele 40 dakikalık basın toplantısı yapması nedeniyle" geç kaldığını söylerken görüldü.

Buna sinirlenen Trump, Trudeau'yu "iki yüzlü" diye niteledi ve zirveden erken ayrıldı.

cdfrgthy
Dikkat çeken çoraplarıyla eski İrlanda Başbakanı Leo Varadkar gibi liderlere de ilham vermişti (AFP)

Ekonomik büyümeyi artırmak için göçmenlere kucak açması, ülkedeki konut fiyatlarının artmasına ve toplumsal hizmetlerle altyapının yetersiz kalmasına yol açtı. 

Yapılan anketler, toplumun yüzde 60'ının "Çok fazla mülteci kabul ediyoruz" dediğini ortaya koydu. 

2021'de Ulusal Hakikat ve Uzlaşma Günü ilan edildi Kilisenin işlettiği ve hükümetin finanse ettiği yatılı okullara gitmek zorunda bırakılarak ölen binlerce yerli çocuk anılırken Trudeau'nun ailece tatile çıkması yerden yere vuruldu. 

2022'de Kanada'daki kamyoncuların aşı karşıtı eylemleri olağanüstü hal ilanıyla bastırması da tepki topladı. 

Trump'ın gitmesi Trudeau'yu pek rahatlatmadığı gibi dönüşü de her şeyin üstüne tuz biber ekti. 

regthyj
Aralarında Donald Trump'ın da bulunduğu pek çok kişi Pierre Trudeau'nun cenazesine katılan Fidel Castro'nun Justin Trudeau'nun gerçek babası olabileceğini öne sürse de muteber yayın organları bu iddiayı reddediyor (AFP)

Kanada'nın ABD'ye 51. eyalet olarak dahil olması gerektiğini savunan Trump, "Biz onlardan daha fazlasına sahibiz ve onların hiçbir şeyine ihtiyacımız yok. Dolayısıyla neden Kanada'yı korumak için yılda 200 milyar dolar kaybediyoruz?" diyor.

Trump, Kanada'nın ayakta kalabilmesi için ihtiyaç duyduğu büyük ticaret açıklarını ve sübvansiyonları ABD'nin daha fazla kaldıramayacağını belirterek Trudeau'nun bu yüzden istifa ettiğini öne sürüyor.

Chrystia Freeland, geçen ay Kanada Maliye Bakanlığı'ndan istifa ederken Trump'ın savurduğu tehditleri Trudeau'nun ciddiye alıp almadığından emin olmadığını söylemişti.

Freeland'ın istifası için "Trudeau'nun tabutuna çakılan son çivi" yorumu yapıldığı düşünülürse Trump'ın gelişinin Kanada Başbakanı'nın değişmesinde büyük rol oynadığını söylemek yanlış olmaz.

Trudeau ise istifa etse de ülkesinin ABD'ye katılmasının "en ufak bir ihtimali olmadığını" savunuyor.

Ülkenin en büyük çiftlerinden Pierre Trudeau ve Margaret Sinclair'ın ayrılığı, 1980'lerde manşetlerdeydi. 

"Eğer Sophie hayatımda olmasaydı çok iyi bir siyasetçi olamazdım" diyen Justin de 2023'te 18 yıllık evliliğin ardından eşinden ayrıldı. 

Babasının izlerini takip eden Kanada Başbakanı, bu görevdeyken boşanan ikinci kişi oldu. 

regth
Trudeau ve eski eşi üç çocuğa sahip (Reuters)

16 yıl önce ebeveynlerinin hatalarından ders alarak siyasete girdiğini söyleyen Trudeau, görevden ayrılırken yalnız. 

Kendi partisinden gelen baskılarla çekilmesi ve en yakın arkadaşı Gerald Butts'ı da kaybetmesi, bu yalnızlığı büyütüyor.

Son anketlere göre Kanada Muhafazakar Partisi, Liberal Parti'ye fark atıyor. Liberal Parti, 2019 ve 2021 seçimlerinde iktidarı korurken de oy kaybediyordu.

En geç 20 Ekim'de yapılması beklenen genel seçimler öncesinde Muhafazakarlar, 10 yıl önce iktidarı devrettikleri Liberallerin karbon vergisinden kurtulmayı, bütçe açığını azaltmayı, evsizlik sorununu çözmeyi ve suç oranlarını düşürmeyi vaat ediyor. 

Kaynaklar: ABC, AP, BBC, CNN, Mint, New York Times, Time



İran'da rejim değişikliğinin Rusya'nın çıkarlarına yansımaları

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)
TT

İran'da rejim değişikliğinin Rusya'nın çıkarlarına yansımaları

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)

Anton Mardasov

ABD silahlı kuvvetleri, bilhassa üst düzey liderliği hedef alarak ve askeri ve hükümet yapısını istikrarsızlaştırarak İran'a karşı etkili saldırılar düzenlemesini sağlayacak muharebe gücüne ve sayısına sahip operasyonel birimleri konuşlandırmaya devam ediyor. Buna, çeşitli istihbarat türlerinde önemli bir yoğunlaşma, denizaltı ve savaş gemilerinin hızlıca konuşlandırılması ve önemli hava birimlerinin dikkatlice seçilmiş operasyonel üslere yeniden konumlandırılması eşlik ediyor.

Bununla birlikte en kritik aşama, hedef belirleme, gerekli kuvvet ve kaynakların değerlendirilmesi, bunların farklı eksenlere dağıtılması ve sadece çeşitli askeri oluşumlar arasında değil, İsrail ile de koordinasyon ve etkileşim mekanizmalarının incelenmesini içeren bir acil durum planının geliştirilmesi olmayı sürdürüyor.

Tahran misilleme saldırıları düzenlerse, bunların İsrail içindeki tesisleri ve muhtemelen bölgedeki ABD üslerini hedef alacak orta menzilli balistik füze saldırılarını içermesi bekleniyor. Önceki füzeleri önleme operasyonlarında anti-füze mühimmatındaki yüksek tüketim göz önüne alındığında, rezervlerin yenilenmesi ve güçlendirilmesi acil bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte, 12 Gün Savaşı'ndan bu yana geçen süre, savunma sanayilerinin bu mühimmatın üretimini daha etkili muharebe operasyonlarını desteklemek için gerekli oranda artıramadığını gösteriyor.

ABD ve İsrail'in, İran'ı sürekli teyakkuz halinde tutup, kuvvetlerini tüketen ve ekonomisine yük getiren askeri eylem tehditleriyle Tahran'a baskı uygulamaya devam etmesi muhtemel. Öte yandan, uzun bir süre boyunca bölgede yüksek düzeyde muharebe hazırlığı ve güçlü bir askeri varlığı sürdürmek, ABD kaynakları üzerinde de baskı oluşturmaktadır. Bununla birlikte, İran'ın ekonomik durumunu dikkate almasak bile, bu tür senaryolarda daha büyük inisiyatife ve stratejik avantajlara sahip olan saldırgan taraftır.

Tahran, bölgedeki ABD askeri üslerini, hayati önemdeki petrol altyapısını ve hatta İsrail'in kendisini hedef almakla tehdit etmekten çekinmedi

Askeri açıdan bakıldığında, herhangi bir ABD-İsrail askeri operasyonuna İran'ın olası bir yanıtının etkinliği sorgulanabilir. Geçen yıl ABD ve İsrail ile yaşanan çatışmanın ardından İran, o dönemde fırlattığı yüzlerce balistik füzenin somut bir stratejik etki yaratamaması nedeniyle nispeten daha zayıf bir görüntü verdi. Tahran'ın son çatışma (12 Gün Savaşı) sırasındaki tutumu da özellikle petrol tankerlerini hedef almak gibi bu tür durumlarda en etkili baskı taktiklerinden bazılarını kullanmaktan kaçınarak, uzun süreli bir yüksek gerilimden kaçınma arzusunda olduğunu açıkça gösterdi. Bu ihtiyatlılık, her şeyden önce İsrail'in bir caydırıcılık ile karşılaşmadan yoğun ve sürekli hava saldırıları düzenlemesine olanak sağladı.

Bu sefer, teorik olarak, İran stratejisini yeniden değerlendirmek zorunda kalabilir. Saldırı durumunda, ABD'nin öncelikle deniz birimlerini korumak için ana kuvvetlerini İran'ın balistik ve gemisavar seyir füzelerinin menzilinin ötesine konuşlandırması bekleniyor. Aynı zamanda, İran'a yakın bölgelerdeki ABD askeri üsleri, çok katmanlı ve yoğun hava ve füze savunma sistemleri konuşlandırılarak azami koruma ile güçlendirilecektir.

Görsel kaldırıldı.Umman Körfezi'nde İran, Rusya ve Çin arasında yapılan askeri tatbikatlara katılan gemiler, 12 Mart 2025 (AFP)

Bu bağlamda, Tahran, bölgedeki ABD askeri üslerini, hayati önemdeki petrol altyapısını ve hatta İsrail'in kendisini hedef almakla tehdit etmekten çekinmiyor. Irak'taki İran yanlısı gruplar, özellikle Nuceba Hareketi, Hizbullah Tugayı ve Bedir Örgütü, bu kez askeri destek sağlama konusunda daha net bir kararlılık gösteriyorlar. Irak'taki İran yanlısı silahlı örgütlerden biri olan Seraya Evliya ed-Dem, yaklaşık 86 kilometre menzilli İran yapımı Ebabil/Arman güdümlü füzeler de dahil olmak üzere taktik füzeler için fırlatma rampalarıyla donatılmış bir yeraltı üssünden faaliyet göstermeye hazır olduğunu açıkladı. Bu türden herhangi bir tırmandırma, mümkün olduğunca çok potansiyel bölgesel müttefiki devreye sokmayı İran için son derece önemli hale getirecektir. Zira bu, İran'ın düşmanının çabalarını dağıtmasına ve daha yakın mesafeden ve daha düşük stratejik maliyetle birden fazla Amerikan mevziini hedef almasına olanak tanıyacaktır.

Kanıtlar, Moskova'nın önceki çatışmaya (12 Gün Savaşı) kıyasla bu krize daha fazla dahil olduğuna ve İran rejimine daha net destek verdiğine işaret ediyor

Bununla birlikte, ABD ve İsrail lehine olan ezici askeri ve ekonomik dengesizlik, Tahran için uzun süreli bir silahlı çatışmada kesin bir zaferi neredeyse imkansız kılıyor. Beklenen tüm senaryolarda, savaşın stratejik ve ekonomik maliyetinin İran için çok yüksek olacağı ve nihai sonucun kesinlikle onun lehine olmayacağı öngörülüyor.

ABD ve İsrail'in tehditlerini yerine getirip mevcut İran askeri ve siyasi liderliğini devirmeyi başardığını varsayalım. Bu, tamamen göz ardı edilemese de gerçekleşme olasılığı belirsiz olduğundan, sadece varsayımsal bir senaryodur. Ancak, böyle bir senaryonun İran rejiminin yapısında hızlı bir değişikliğe yol açmayacağı açık ve net. Eşsiz iç yapısı ve örgütlü muhalefetin zayıflığı nedeniyle, iktidar mücadelesi süreci muhtemelen uzun ve karmaşık olacaktır. Bu tür acil durumlarda, İran Devrim Muhafızları, ülkedeki tüm reformist akımları marjinalleştirerek ve hatta ortadan kaldırarak, “Venezuela senaryosu” olarak bilinen -ılımlı güçlerle barışçıl bir iktidar geçişi- durumundan kaçınmaya çalışabilir. Zira teorik olarak, bu akımlar, uluslararası izolasyonun sona ermesi ve ekonomik durumun iyileştirilmesi karşılığında sadece nükleer programdan değil, füze programından da vazgeçmeye istekli olabilirler.

Görsel kaldırıldı.İran ordusu askerleri, Saddam Hüseyin Irakı'yla 1980-1988’de yaşanan savaşın başlangıcını anma amacıyla Tahran'da düzenlenen yıllık askeri geçit töreninde, 21 Eylül 2024 (AFP)

Bu gerçeklik önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Bu gelişmelerin Rusya üzerindeki etkisi nedir? Kanıtlar, Moskova'nın önceki çatışmaya (12 Gün Savaşı) kıyasla bu krize daha fazla dahil olduğuna ve İran rejimine daha net destek verdiğine işaret ediyor. Rusya’nın iç protestoları bastırmak için özel araçlar sağlamasının yanı sıra, Rus Antonov-124 ve Ilyushin-76 gibi ağır askeri kargo uçakları, dikkat çekici ve alışılmadık bir hamleyle Çinli muadilleriyle koordineli olarak İran'a askeri sevkiyatlar gerçekleştiriyor. Sosyal medyada İran'daki Rus Mi-28 saldırı helikopterlerine dair ilk görüntülerin yayınlanması iki anlam taşıyor. Birincisi operasyonel olup, daha önce verilmiş siparişler kapsamında teslim edilen partileri temsil ediyor; ikincisi ise medyatik ve psikolojik olup, devam eden bilgi savaşının bir parçası olarak İran'ın müttefiklerinden önemli askeri “sürprizler” teslim alabileceğini yaymayı amaçlıyor.

Rusya için olduğu gibi Çin için de İran'daki olası bir rejim değişikliğinin taşıdığı en büyük risk, bir güç boşluğundan kaynaklanabilecek belirsizliktir

Bununla birlikte, bu sevkiyatların doğrudan askeri etkisi, geniş çaplı gerilimi tırmandırma senaryoları karşısında sınırlı kalıyor ve gerçek ihtiyaçlar denizinde bir damlayı temsil ediyor. Yine de değerleri maddi boyutlarının çok ötesine uzanıyor. Bu, stratejik desteğin somut ve pratik ifadesi, siyasi ittifakın diplomatik açıklamaların ötesine geçen somut adımlara dönüşmesidir. Bu bağlamda, İran medyası, İran, Rusya ve Çin arasında şubat ayında Kuzey Hint Okyanusu'nda üçlü ortak deniz tatbikatlarının yapılmasının planlandığını bildirdi. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre bu hamle, özünde, Batı baskısı karşısında bu güçler arasındaki koordinasyon ve stratejik ittifak düzeyinde ciddi yükselişi yansıtan güçlü bir sembolik siyasi ve askeri mesaj niteliğinde.

Görsel kaldırıldı.İran'ın “Nahid-2” iletişim uydusu Rusya'nın Uglegorsk kenti dışında, Rus Soyuz roketi kullanılarak Vostochny Uzay Üssü'nden fırlatılıyor, 25 Temmuz 2025 (AFP)

Moskova ve Tahran arasındaki gizli askeri-teknik iş birliği ve istihbarat etkileşiminin dinamikleri, uzun zamandır resmi ticari ve ekonomik ilişkilerden bağımsız olarak işlemektedir. Ancak, iki ülkenin derin yaptırımlar konusundaki ortak deneyimi, yeni yakınlaşma noktaları yaratmaya başladı. 2022'de uygulanan kapsamlı yaptırımların ardından Moskova, özellikle petrol ticaretinde, karıştırma, yeniden etiketleme ve petrolü üçüncü bir ülkeden gelmiş gibi satma yoluyla yaptırımların etrafından dolaşma konusunda İran'ın birikmiş deneyimine aktif olarak güvendi. Ancak bu ilişkinin derinliği abartılmamalı. Temel ekonomik gösterge olan ikili ticaret hacmi, 2025 yılında 4,8 milyar doları aşmadı. Bu rakam örneğin, Rusya ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki ticaret hacmiyle (12 milyar dolar) karşılaştırıldığında oldukça düşük olup, iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığın sınırlı kapsamını vurguluyor.

Rusya için olduğu gibi Çin için de İran'daki olası bir rejim değişikliğinin taşıdığı en büyük risk, bir güç boşluğundan kaynaklanabilecek belirsizliktir. Ekonomik ve iş birliği açısından olası en kötü sonuçlardan biriyse, son yıllarda Rusya'nın Ortadoğu ve ötesindeki varlığının ideolojik gerekçesinin temeli olan uluslararası Kuzey-Güney ulaşım koridorunun çökmesidir. Moskova, küresel ölçekte Tahran'ın taktiksel bir müttefik olabileceğini, ancak tam anlamıyla stratejik bir müttefik olamayacağını kabul ediyor; zira bu ittifak, siyasi iradeden ziyade din faktörü tarafından kısıtlanıyor. Uzmanlar, yalnızca ideolojisini paylaşanların İran'ın müttefiki veya dostu olabileceğini, diğer ülkelerin ise bu ideolojik bağlamda sadece birer araç olduğu gerçeğini sıklıkla gözden kaçırıyorlar.


New START Anlaşması’nın sona ermesinin ardından... Dünya, nükleer yok oluş tehdidinden kendini nasıl kurtaracak?

Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)
Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)
TT

New START Anlaşması’nın sona ermesinin ardından... Dünya, nükleer yok oluş tehdidinden kendini nasıl kurtaracak?

Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)
Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)

Antoine el-Hac

5 Şubat 2026, Rusya ile ABD arasında nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son anlaşmanın da sona ermesiyle, dünyayı yeni bir belirsizlik ve endişe dönemine sokan tarihi bir gün olarak kayda geçti.

8 Nisan 2010’da dönemin ABD Başkanı Barack Obama ile Rusya Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev, Prag’da Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nı (New START) imzaladı. Anlaşma 5 Şubat 2011’de yürürlüğe girdi ve 2021 yılında beş yıl süreyle uzatıldı. Anlaşma, stratejik nükleer silah sistemlerini ‘kıtalararası’ olarak tanımladı; yani örneğin Avrupa'dan fırlatılıp ABD’de patlayabilecek ve bunun tersi de mümkün olabilecek sistemler olarak nitelendirildi.

New START Anlaşması, ABD ve Rusya için konuşlandırılmış stratejik nükleer başlık sayısını bin 550 ile sınırlandırdı. Bu başlıkların, uçaklar, kıtalararası balistik füzeler ve denizaltılar dahil olmak üzere 700 nükleer taşıma aracı üzerinde konuşlandırılması öngörüldü. Ayrıca nükleer silah taşıma kapasitesine sahip füzeler ve uçaklar için konuşlandırılmış ve konuşlandırılmamış toplam 800 fırlatma platformu sınırı getirildi.

Rusya Savunma Bakanlığı tarafından 9 Aralık 2020’de yayınlanan, Rusya'nın kuzeybatısındaki bir üsten kıtalararası balistik füze fırlatılmasını gösteren videodan alınan ekran görüntüsü (AP)Rusya Savunma Bakanlığı tarafından 9 Aralık 2020’de yayınlanan, Rusya'nın kuzeybatısındaki bir üsten kıtalararası balistik füze fırlatılmasını gösteren videodan alınan ekran görüntüsü (AP)

Anlaşma, konuşlandırılmış stratejik nükleer silahları kapsasa da her iki ülkenin bunun ötesinde daha büyük ‘stoklanmış’ nükleer cephaneliklere sahip olduğu biliniyor. Tahminlere göre Rusya’nın yaklaşık 5 bin 459, ABD’nin ise yaklaşık 5 bin 177 nükleer başlığı bulunuyor.

New START Anlaşması ayrıca, hızlı bildirimlerin ardından düzenli saha denetimleri yapılmasını ve iki ülke arasında yılda iki kez veri paylaşımını öngörüyordu.

Üst sınır konusunda anlaşma sağlanamadı

Anlaşma şartlarına göre New START Anlaşması yalnızca bir kez uzatılabiliyordu; bu nedenle baştan itibaren 5 Şubat 2026’da sona ereceği biliniyordu. Ancak Rusya ile ABD, söz konusu anlaşmanın yerini alacak yeni bir anlaşmaya vararak oluşacak boşluğu önleyebilirdi. Nitekim Rusya, Eylül 2025’te iki ülkenin anlaşmada öngörülen üst sınırlara bir yıl daha uyması yönünde bir öneride bulundu. Bu teklif, ilk aşamada ABD Başkanı Donald Trump’tan olumlu bir karşılık gördü. Ancak Trump daha sonra Çin’in de dahil olduğu yeni bir anlaşma müzakere etme isteğini dile getirdi.

Taraflar yıllar boyunca anlaşmanın getirdiği sınırlamalara uymuş olsa da doğrulama mekanizmaları bir süredir işletilmedi. 2020’de Kovid-19 salgını nedeniyle saha denetimleri askıya alındı. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve ABD’nin Kiev’e verdiği askeri destekle birlikte iki ülke arasındaki gerilim artarken, ABD Şubat 2023’te Rusya’nın anlaşmaya uymadığını açıkladı. Bunun ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin anlaşmaya uyumunu askıya aldığını duyurarak, denetimlere ve veri paylaşımına son verdi. Washington da buna karşılık Moskova ile bilgi paylaşımını durdurma kararı aldı.

Açıklanmayan bir yerde yapılan askeri tatbikat sırasında Rus nükleer denizaltısı (AP)Açıklanmayan bir yerde yapılan askeri tatbikat sırasında Rus nükleer denizaltısı (AP)

Küresel nükleer sistemin giderek daha fazla baskı altında olduğu görülüyor. Başlıca iki ülkenin ötesinde, Kuzey Kore cephaneliğini genişletirken, Ukrayna-Rusya savaşı bağlamında nükleer tırmanma riski hâlâ yüksek. İran’ın nükleer programının 22 Haziran 2025’teki ABD saldırısından sonraki durumu kesin olarak bilinmiyor ve Hindistan ile Pakistan arasındaki gerilim, Keşmir meselesi gibi konular nedeniyle tamamen azalmış değil.

Aynı zamanda, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin beş daimî üyesinin, gezegeni korumak amacıyla nükleer silahsızlanma konusunda kayda değer bir ilerleme kaydetmediği görülüyor. Oysa bu ülkeler, 1968’de kabul edilen ve 1995’te süresiz olarak yenilenen Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) kapsamında yükümlü. Anlaşmanın bir sonraki gözden geçirme konferansı, önümüzdeki nisan ve mayıs aylarında New York’ta yapılacak. Bu toplantıda nükleer silah sahibi ülkelerin, son beş yılda antlaşma kapsamında ne kadar ilerleme kaydettiklerini açıklamaları ve önümüzdeki beş yılda bu yükümlülüklerini nasıl yerine getireceklerini ortaya koymaları gerekiyor.

Saldırganca konuşma

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) eski Genel Direktörü Muhammed el-Baradey, geçtiğimiz aralık ayında yaptığı değerlendirmede, “Büyük nükleer silah sahibi devletler yalnızca silahlanmayı kontrol etme ve silahsızlanma çabalarında başarısız olmadılar; aynı zamanda cephaneliklerini modernize edip genişletmeye, artan saldırgan retorikleriyle uyumlu şekilde açıkça devam ediyorlar. Oysa insanlığın kendi yok oluşunu önlemesi beklenen kırılgan küresel yapılar gözlerimizin önünde çöküyor” ifadelerini kullandı.

Gözlemcileri endişelendiren bir diğer konu ise ABD ve Rusya arasındaki New START Anlaşması’nın yerini alacak anlaşmaya dair diplomatik çabaların neredeyse yok denecek kadar az olması. Bu süreçte yalnızca iki ülke başkanından kısa açıklamalar geldi. Trump, görev süresinin ikinci gününde Rusya ve Çin ile silah kontrolünün geleceği hakkında konuşacağını belirterek, “Nükleer silahlara muazzam paralar harcanıyor ve yıkıcı güçleri hakkında konuşmayı bile istemiyoruz… Nükleer silahsızlanmanın mümkün olup olmadığını görmek istiyoruz ve bence bu mümkün” dedi.

Kuzey Dakota’da bir Minuteman füzesini inceleyen ABD Hava Kuvvetleri askeri ile Moskova’nın merkezinde düzenlenen askerî geçit töreninde bir kıtalararası balistik füzeyi gösteren birleştirilmiş görüntü (AFP)Kuzey Dakota’da bir Minuteman füzesini inceleyen ABD Hava Kuvvetleri askeri ile Moskova’nın merkezinde düzenlenen askerî geçit töreninde bir kıtalararası balistik füzeyi gösteren birleştirilmiş görüntü (AFP)

Eylül ayında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, New START Anlaşması’nın sona ermesinin ardından Rusya’nın ‘temel niceliksel sınırlamalara bir yıl daha uymaya hazır olduğunu’, ancak bunun ABD’nin de ‘aynı ruhla hareket etmesi’ şartına bağlı olduğunu açıkladı. Trump yönetimi bu teklife yanıt vermedi; Başkan Trump ise açıklamalarında çelişkili mesajlar verdi. Trump, ekim ayında Putin’in teklifine ilişkin olarak “Bana iyi bir fikir gibi görünüyor” derken, ocak ayında New York Times’a verdiği bir röportajda New START Anlaşması için “Biterse bitsin. Daha iyi bir anlaşma yaparız” ifadelerini kullandı.

Birleşik Krallık merkezli Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü’nden (RUSI) Nükleer Politika ve Yayılmayı Önleme Programı uzmanı Darya Dolzikova, New START Anlaşması’nın sona ermesini ‘endişe verici’ olarak nitelendirdi ve tarafların stratejik kapasitelerini genişletme yönünde güçlü motivasyonları olduğunu vurguladı. Dolzikova makalesinde şu ifadeleri kullandı: “Rusya, ABD hava savunma sistemlerini aşma kapasitesi konusunda kaygı duyuyor; bu kaygılar, Başkan Trump’ın Kuzey Amerika’yı uzun menzilli silahlardan koruma amaçlı ‘Altın Kubbe’ (Golden Dome) planlarıyla daha da arttı. Buna karşılık Rusya, bu savunma sistemlerini aşacak şekilde tasarlanmış yeni silahlar geliştiriyor; bunlar arasında nükleer başlıklı, kendi kendine hareket eden kıtalararası torpido Poseidon ve nükleer başlıklı seyir füzesi Burevestnik yer alıyor. Ayrıca ABD, Rusya ve Çin, 4.000 mil/saat (6.437 km/s) hızın üzerinde manevra kabiliyetine sahip uzun menzilli hipersonik füzeler geliştiriyor; bu da onları imkânsız hale getiriyor.”

Dolzikova, bu askeri kapasite artışının ‘yeni bir silah kontrol anlaşmasına varmayı daha da zorlaştıracağını’ ve ‘nükleer silahların önemini artıracağını’ belirtti. Ayrıca diğer ülkelerin de nükleer silahları caydırıcı bir araç olarak edinme isteği gösterdiğini bildirdi.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ve kızı Kim Ju-ae, 27 Ocak 2026’da Kuzey Kore'nin açıklanmayan bir yerinde füze fırlatma testini denetliyor. (EPA)Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ve kızı Kim Ju-ae, 27 Ocak 2026’da Kuzey Kore'nin açıklanmayan bir yerinde füze fırlatma testini denetliyor. (EPA)

Dünya çapında gerginliğin arttığı bir sır değil. Böyle bir dönemde, silahsızlanma veya en azından silahların kontrol altına alınmasına yönelik önlemler daha da önem kazanıyor. Uluslararası güvenliğin kötüye gitmesi, harekete geçmemek için bir mazeret olamaz; aksine, özellikle son zamanlarda ‘Batı elitleri’ hakkında duydukları haberlerden endişe duyan insanları yatıştırmak için acil önlemler alınması için bir teşvik olmalı.


İtalya, demiryolu ağını hedef alan bir sabotaj eylemini soruşturuyor

İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)
İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)
TT

İtalya, demiryolu ağını hedef alan bir sabotaj eylemini soruşturuyor

İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)
İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)

Reuters'ın haberine göre bir yetkili, İtalyan polisinin, kuzeydeki Bologna kenti yakınlarındaki demiryolu hatlarına elektrik sağlayan kablolara zarar veren ve tren gecikmelerine neden olan olası bir sabotaj eylemini soruşturduğunu açıkladı.

İtalyan devlet demiryolu şirketi Ferrovie dello Stato, Kış Olimpiyatları'nın başlamasından bir gün sonra meydana gelen sorunun herhangi bir teknik arızadan kaynaklanmadığını belirtti.

Polis sözcüsü, yangının "kundaklama olduğuna inanıldığını" ancak henüz kimsenin sorumluluğu üstlenmediğini duyurdu. Sözcü, olay yerinde ulaşım polisi ve terörle mücadele birimlerinin inceleme yaptığını açıkladı.

Yangın, Bologna ve Venedik arasındaki hattı etkilemekle kalmadı, aynı zamanda Bologna ve Milano arasındaki ve Adriyatik kıyılarına giden yollarda da trafik aksamalarına neden oldu.

Milano, Venedik'ten trenle ulaşılabilen Cortina ile birlikte Kış Olimpiyatlarına ev sahipliği yapıyor.

Paris'te düzenlenen 2024 Yaz Olimpiyatlarında, sabotajcılar ülke genelinde şafak vakti bir dizi saldırı düzenleyerek Fransa'nın TGV yüksek hızlı tren ağını hedef almış ve açılış töreninden saatler önce trafik kaosuna neden olmuştu.

İtalyan devlet demiryolu şirketi Ferrovie dello Stato, aksaklıklara rağmen tren seferlerinin devam ettiğini açıkladı.