Tahran, Avrupalı diplomatlar ile yapılacak görüşmeler öncesinde İran asıllı Alman vatandaşı bir kadını serbest bıraktı

İran asıllı Alman vatandaşı Nahid Taghavi, geçtiğimiz eylül ayında Tahran'daki Evin Cezaevi’nden şartlı tahliye edildikten sonra ev hapsindeyken (DPA)
İran asıllı Alman vatandaşı Nahid Taghavi, geçtiğimiz eylül ayında Tahran'daki Evin Cezaevi’nden şartlı tahliye edildikten sonra ev hapsindeyken (DPA)
TT

Tahran, Avrupalı diplomatlar ile yapılacak görüşmeler öncesinde İran asıllı Alman vatandaşı bir kadını serbest bıraktı

İran asıllı Alman vatandaşı Nahid Taghavi, geçtiğimiz eylül ayında Tahran'daki Evin Cezaevi’nden şartlı tahliye edildikten sonra ev hapsindeyken (DPA)
İran asıllı Alman vatandaşı Nahid Taghavi, geçtiğimiz eylül ayında Tahran'daki Evin Cezaevi’nden şartlı tahliye edildikten sonra ev hapsindeyken (DPA)

Tahran, Avrupalı diplomatlar ile İranlı mevkidaşları arasında Cenevre'de nükleer müzakereleri canlandırmak amacıyla yapılacak görüşmeler öncesinde, İran asıllı Alman vatandaşı Nahid Taghavi'yi tutuklanmasından dört yıl sonra serbest bıraktı.

Uluslararası Af Örgütü yaptığı açıklamada, Taghavi'nin dün güvenli bir şekilde Almanya'ya indiğini söyledi.

İnsan hakları aktivisti Taghavi, ‘yasadışı bir gruba’ liderlik ettiği gerekçesiyle 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Sağlık durumundaki ‘ciddi kötüleşmenin’ ardından Taghavi eylül ayında Tahran'daki Evin Cezaevi’nden şartlı tahliye edildi. Ailesine göre serbest bırakılma koşullarından biri elektronik kelepçe takması ve başkent Tahran'daki evinden bir kilometreden fazla uzaklaşmasına izin verilmemesiydi.

Uluslararası Af Örgütü'ne göre Taghavi'nin kızı Meryem Claren, “Annem sonunda eve döndü. Sevincimizi anlatmaya kelimeler yetmez” ifadelerini kullandı. Claren ayrıca, annesinin hayatından çalınan dört yıl ve Evin Cezaevi’nde katlanmak zorunda kaldığı zulüm için duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Claren X platformunda yaptığı bir paylaşımda, İran'da bin 500 günden fazla hapis yatan annesinin serbest bırakılması için çabalayan herkese teşekkür etti.

Berlin ve Tahran arasındaki ilişkiler geçtiğimiz ekim ayında, İsrail'in İran'ın stratejik askeri bölgelerine düzenlediği hava saldırısından 48 saat sonra İran'ın İran asıllı Alman vatandaşı Cemşid Şarmehd'i idam ettiğini açıklamasının ardından daha önce görülmemiş bir şekilde gerilmişti.

Taghavi'nin serbest bırakıldığının açıklanması, ABD'nin tutuklama emri üzerine İtalya'da gözaltına alınan İranlı iş adamı Muhammed Rıza Abidini'nin, İtalya Adalet Bakanı Carlo Nordio'nun tutukluluğunun kaldırılması talebinde bulunmasının ardından dün ülkesine dönmesinden saatler sonra gerçekleşti.

Abidini geçtiğimiz ay Milano'da gözaltına alınmış ve Washington'un 2024 yılında Ürdün'de üç ABD askerinin ölümüne yol açan saldırıda kullanıldığını söylediği insansız hava araçlarına (İHA) parça tedarik etmekle suçlanmıştı. İran ise saldırıda dahli olduğunu reddetmişti.

İtalyan medyası, Abidini'nin gözaltına alınmasından üç gün sonra İtalyan gazeteci Cecilia Sala'nın Tahran'da gözaltına alınmasını ilişkilendirdi. Sala geçtiğimiz çarşamba günü serbest bırakıldı ve İtalya'ya döndü. İran, Abidini'yi serbest bırakması için Roma'ya baskı yapmak amacıyla Sala’yı hapsettiği suçlamalarını reddetti.

Cenevre'deki görüşmeler

Taghavi'nin serbest bırakılmasının İran ile İtalya arasındaki mahkûm takasıyla bağlantılı olup olmadığı belirsiz.

İki taraf arasındaki mahkûmların serbest bırakılması, ABD Başkanı Donald Trump'ın önümüzdeki hafta Beyaz Saray'daki görevine başlamasından önce, Tahran'ın nükleer gerilimi yatıştırmak için Avrupalı güçlerin güvenini kazanmaya çalıştığı bir dönemde gerçekleşti.

Cenevre bugün, Trump'ın başkanlığa seçilmesinden bu yana Tahran ile Avrupa Troykası (Fransa, Almanya, İngiltere) arasında nükleer programa ilişkin ikinci tur görüşmelere ev sahipliği yapıyor.

Bugünkü görüşme, İran ile üç Avrupa ülkesinin temsilcileri arasında Cenevre'de yapılan ve hiçbir ilerleme kaydedilmeyen gizli müzakerelerin üzerinden iki aydan kısa bir süre geçtikten sonra gerçekleşiyor. Bu görüşme, geçtiğimiz eylül ayında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu çerçevesinde yapılan toplantının ardından İranlı diplomatlar ile Avrupalı mevkidaşları arasında yapılan ikinci görüşme.

sdvfgrthyu
Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel, New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu çerçevesinde İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile bir araya geldi. (AB)

Batılı güçler, İran'ın nükleer programının daha önce görülmemiş düzeyde nükleer silah yapımına elverişli miktarlara ulaşmasından endişe duyuyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi bugün yaptığı açıklamada, iki gün sürmesi beklenen görüşmelerde ‘çok çeşitli konuların’ ele alınacağını söyledi. “Tahran için bu görüşmelerin ana hedefi, İran üzerindeki yaptırımların kaldırılmasıdır” diyen Bekayi, ülkesinin ‘diğer tarafların tartışmak istediği konuları da dinlediğini’ ifade etti. Fransa Dışişleri Bakanlığı bugünkü toplantının ‘Avrupa Troykası’nın, ilerleme düzeyi son derece sorunlu olan İran'ın nükleer programına diplomatik bir çözüm bulmak için çalışmaya devam ettiğinin bir göstergesi’ olduğunu bildirdi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na (UAEA) göre Tahran aralık ayı başında Fordo nükleer tesisinde ‘uzun vadede yüzde 60 düzeyinde zenginleştirilmiş uranyum üretim oranını önemli ölçüde arttıracak’ yeni santrifüjleri beslemeye başladığını duyurdu.

UAEA geçtiğimiz ay, İran'ın Fordo nükleer tesisindeki uranyum zenginleştirme hızını iki katına çıkardığını açıkladı. Fransa, Almanya ve İngiltere 6 Aralık'ta BM Güvenlik Konseyi'ne gönderdikleri bir mektupta ‘ciddi endişelerini’ dile getirerek İran'dan nükleer tırmanışı derhal tersine çevirmesini talep ettiler. Üç ülke, ‘nükleer silah edinmesini önlemek’ amacıyla İran'a yeniden yaptırım uygulamak için Snapback mekanizmasını harekete geçirmekle tehdit etti. İran'ın 2015 yılında Fransa, Almanya, Birleşik Krallık, Çin, Rusya ve ABD ile imzaladığı ve kendisine uygulanan uluslararası yaptırımların hafifletilmesi karşılığında nükleer programının uluslararası denetime tabi tutulmasını öngören nükleer anlaşma, yaptırımların yeniden uygulanmasına olanak tanıyan bir mekanizma içeriyor. 2015 anlaşmasının uygulanmasını ele alan 2231 sayılı karar, anlaşmanın yürürlüğe girmesinden on yıl sonra, Ekim 2025'te sona eriyor.

‘Ana stratejik zorluk’

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 6 Ocak'ta yaptığı açıklamada, İran'ı Ortadoğu'daki ‘ana stratejik zorluk ve güvenlik sorunu’ olarak tanımladı ve ‘nükleer programının hızlanmasına’ karşı uyarıda bulundu. Diğer yandan İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, yaptırımların kaldırılması karşılığında ülkesinin nükleer programının niteliği hakkında daha fazla güven yaratmak için çalışacağı sözünü verdi. UAEA’ya göre İran, nükleer silahı olmayan ve uranyumu yüzde 60 oranında zenginleştiren tek ülke. İran yüzde 60 zenginleştirme eşiğine ulaşarak, nükleer silah yapmak için gereken yüzde 90 eşiğine yaklaşmış oluyor. İran atom bombası arayışında olduğunu reddediyor. Batılı ülkeler, güvenilir bir sivil program kapsamında uranyumu bu kadar yüksek düzeyde zenginleştirmek için hiçbir gerekçe olmadığını ve hiçbir ülkenin nükleer bomba üretmeden bu zenginleştirme düzeyine ulaşmadığını söylüyor.

Kritik dönem

Görüşmeler, İsrail'in Hamas ve Hizbullah'a yönelik saldırıları ve sonrasında Suriye'de Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından Ortadoğu'daki etkisi gerileyen İran için kritik bir zamanda gerçekleşiyor.

İran geçtiğimiz aylarda stratejik altyapısının İsrail-ABD saldırılarına maruz kalması halinde nükleer doktrinini değiştirebileceğine dair sinyaller gönderdi. Axios haber sitesi, Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan'ın kısa süre önce Başkan Joe Biden'a, Tahran'ın Trump göreve gelmeden önce nükleer silah geliştirme yolunda ilerlemesi halinde ABD'nin İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir saldırısına ilişkin seçenekleri sunduğunu bildirdi. İran, 20 Ocak'ta göreve başlayacak olan Donald Trump'ın, İran'ı bölgesel davranışlarını değiştirmeye zorlamak amacıyla ilk döneminde (2017-2021) benimsediği ‘maksimum baskı’ politikasına geri döneceğinden korkuyor.

Trump'ın Beyaz Saray'a dönüşü, Tahran'ın uranyum zenginleştirmede silah üretim seviyesine yakın ileri seviyelere ulaşması nedeniyle Tahran'la, özellikle de İran'ın nükleer dosyasıyla nasıl başa çıkacağı konusunda soru işaretleri yarattı.

Yeni Trump yönetimi ve Tahran, Trump'ın 20 Ocak'ta göreve gelmesinden sonra çatışma mı yoksa bir tür diplomatik anlayış mı arayacakları konusunda karışık mesajlar verdi.

Joe Biden yönetiminin nükleer anlaşmayı canlandırmak için İran'la yürüttüğü görüşmeleri destekleyip desteklemeyeceği belli olmayan Trump, bunun yerine daha çatışmacı bir yaklaşım ve anlaşmaya karşı çıkan İran'ın baş düşmanı İsrail ile daha yakın bir ittifak sözü verdi. Diğer taraftan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ağustos ayında göreve geldiğinden bu yana anlaşmanın canlandırılması için yeni müzakereler yapılması arzusunu dile getirdi ve ekonomisini canlandırmak için ülkesine yönelik yaptırımları hafifletmeye çalıştı.

ABD Başkanı Joe Biden ile Tahran yönetimi arasındaki dolaylı görüşmeler anlaşmayı canlandırmayı başaramadı ve İran, Natanz nükleer tesisinde uranyumu yüzde 60 oranında zenginleştirmeye başladı. Nükleer anlaşmanın imzacılarından Rusya'nın Ukrayna savaşına girmesi, İran'daki protestolar ve Gazze Şeridi'nde patlak veren savaş nedeniyle diplomatik yolda gerilemeler yaşandı.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.