Batı'nın korktuğu Rus askeri istihbarat birimi: Birim 29155 hakkında ne biliyoruz?

Birimin bilgisayar korsanları 2022 yılından bu yana, “WhisperGate” olarak bilinen veri yok edici kötü amaçlı yazılım da dahil olmak üzere siber saldırılarda başı çekiyor

Rusya'nın askeri istihbarat teşkilatı sık sık gerçekleştirdiği sabotajlar, suikastlar ve dünyanın en saldırgan siber savaş uygulayıcılarından biri olarak biliniyor (Reuters)
Rusya'nın askeri istihbarat teşkilatı sık sık gerçekleştirdiği sabotajlar, suikastlar ve dünyanın en saldırgan siber savaş uygulayıcılarından biri olarak biliniyor (Reuters)
TT

Batı'nın korktuğu Rus askeri istihbarat birimi: Birim 29155 hakkında ne biliyoruz?

Rusya'nın askeri istihbarat teşkilatı sık sık gerçekleştirdiği sabotajlar, suikastlar ve dünyanın en saldırgan siber savaş uygulayıcılarından biri olarak biliniyor (Reuters)
Rusya'nın askeri istihbarat teşkilatı sık sık gerçekleştirdiği sabotajlar, suikastlar ve dünyanın en saldırgan siber savaş uygulayıcılarından biri olarak biliniyor (Reuters)

Sami Halife

Rusya'nın askeri istihbarat teşkilatı sık sık gerçekleştirdiği sabotajlar, suikastlar ve dünyanın en saldırgan siber savaş uygulayıcılarından biri olarak ün yapsa da geçtiğimiz yılın son aylarında teşkilat içinde yeni bir birim ön plana çıktı. Söz konusu birim, Batılı ülkelerdeki zehirlenmeler, darbe girişimleri ve bombalamalarla o kadar yakından ilişkilendirildi ki bazıları tarafından Batı'ya yönelik en büyük tehditlerden biri olarak nitelendirildi.

ABD, İngiltere, Ukrayna, Avustralya, Kanada ve beş Avrupa ülkesinin de aralarında bulunduğu çok sayıda Batılı ülke, geçtiğimiz yıl Ukrayna, ABD ve Avrupa, Asya ve Latin Amerika'daki diğer ülkeleri hedef alan çok sayıda siber saldırı başlatan “29155” adıyla bilinen birimin, askeri istihbarat teşkilatının fiziksel sabotaj ve siyasi amaçlı cinayetlerle tanınan bölümü olduğunu açıkladı.

dfergthyu
CISA geçtiğimiz yıl, birimin hack yöntemlerini ve bunları tespit etme ve azaltma yollarını detaylandıran bir bildiri yayınladı (Freepik)

Birim, 2018 yılında İngiltere'de Rus çifte ajan Sergey Skripal’in Noviçok maddesiyle zehirlenmesi girişiminin yanı sıra Bulgaristan'da bir başka suikast planı, Çek Cumhuriyeti'nde bir silah deposunun havaya uçması ve Karadağ'da başarısız bir darbe girişimiyle de ilişkilendirilmişti.

En korkunç eylemler

Birim 29155 de dahil olmak üzere bilgisayar korsanları (hacker), 2022 yılından bu yana, Rusya'nın Şubat 2022'de Ukrayna'ya saldırmasının arifesinde Ukrayna’nın en az 20 resmi kurumuna ‘WhisperGate’ adlı kötü amaçlı yazılımla gerçekleştirilen siber saldırının yanı sıra ‘Free Civilian’ adıyla bilinen sahte bir kimlik altında Ukrayna hükümeti resmi internet sitelerini sabote etmenin yanında bilgi çalmak ve sızdırmak gibi siber eylemlerde başı çekti.

Batılı ülkelerden yetkililere göre Kremlin tarafından gerçekleştirilmesi talimatı verilen en çirkin işlerle görevlendirilen fiziki bir operasyonel birim olan Birim 29155, Rus askeri istihbaratının hibrid savaşa yaklaşımında fiziksel ve siber taktikler arasındaki çizgiyi nasıl bulanıklaştırdığını gösteriyor.

ABD'nin suçlamaları

ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA) geçtiğimiz yıl, birimin hack yöntemlerini ve bunları tespit etme ve azaltma yollarını detaylandıran bir bildiri yayınladı. Bu yazın başlarında ABD Adalet Bakanlığı grubun beş üyesini isim vererek gıyaben suçladı. Ayrıca altıncı bir kişi de Birim 29155'ten kamuoyu önünde hiç bahsedilmeden suçlandı.

Adalet Bakanlığı Ulusal Güvenlik Birimi'nden Başsavcı Yardımcısı Matthew Olsen yaptığı açıklamada, Rus askeri istihbaratının Ukrayna'nın kritik öneme sahip altyapısını ve askeri değeri olmayan hükümet sistemlerini hedef alan WhisperGate saldırısının, Rusya'nın haksız işgalini sürdürürken masum sivilleri ‘iğrenç bir şekilde’ göz ardı etmesinin bir göstergesi olduğunu belirtti.

Olsen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İddianame, Adalet Bakanlığı'nın bu tür kötü niyetli siber saldırıları engellemek ve ABD ile müttefiklerini ayrım gözetmeksizin ve yıkıcı bir şekilde hedef alan failleri sorumlu tutmak için mevcut her aracı kullanacağını vurguluyor.”

Şarku’l Avsat’ın ABD Dışişleri Bakanlığı da resmi internet sitesinden aktardığı bilgilere göre Birim 29155 üyelerinin kimliklerinin ya da yerlerinin tespit edilmesini sağlayacak bilgiler için fotoğraflarıyla birlikte 10 milyon dolar ödül koydu.

Geniş çaplı saldırılar

Batılı istihbarat teşkilatlarından yetkililere göre Birim 29155, daha önce Ukrayna'ya gerçekleştirdiği bilinen saldırıların yanı sıra Kuzey Amerika, Doğu ve Orta Avrupa, Orta Asya ve Latin Amerika'da ulaşım ve sağlık sektörleri, devlet kurumları ve enerji altyapısı da dahil olmak üzere kritik öneme sahip altyapılar gibi çok çeşitli kuruluşları da hedef aldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, geçtiğimiz yıl haziran ayında Birim 29155’de görevli bilgisayar korsanlarının ABD’nin özellikle hükümet kurumları ile enerji ve havacılık sektörlerindeki kritik öneme sahip altyapılarına saldırabileceği güvenlik açıkları bulmaya çalıştıklarını açıkladı. Adalet Bakanlığı'nın Birim 29155’in bilgisayar korsanlarına yönelik son iddianamesinde, Maryland'deki bir devlet kurumunun ağını 63 kez taradıkları ve en az 26 NATO üyesi ülkede güvenlik açıkları aradıkları belirtildi.

Birçok durumda Birim 29155’in bilgisayar korsanlarının amacının askeri casusluk olduğu ortaya çıktı. Batılı istihbarat kurumlarının raporlarına göre bu birim, Ukrayna'ya malzeme taşıyan tren sevkiyatlarını izlemek için bir Orta Avrupa demiryolu şirketini hackledi. Ukrayna'da da bilgisayar korsanlarının, belki de Ukrayna birliklerinin ya da silahlarının hareketleri hakkında bilgi edinmek için tüketici güvenlik kameralarını hackledikleri bildirildi. Ukraynalı yetkililer, daha önce Rusya'nın bu taktiği füze saldırılarını yönlendirmek için kullandığı konusunda uyarıda bulunmuşlardı.

Almanya Federal Haber Alma Servisi (BND) geçtiğimiz yıl Birim 29155'i en az 2020 yılından bu yana casusluk, sabotaj ve itibara zarar verme amacıyla dünyanın dört bir yanındaki hedeflere yönelik siber saldırılardan sorumlu olmakla suçladı.

Ukraynalı yetkililerin uyarısından hemen önce Berlin, Moskova'ya iktidardaki Sosyal Demokrat Parti'ye (SPD) ve bilişim, lojistik ve havacılık sektörlerinde faaliyet gösteren bazı Alman şirketine karşı hassas verilerin çalınması ve yayınlanması da dahil olmak üzere çeşitli siber saldırılar düzenlediği suçlamasında bulunmuştu.

Birim 29155’in oluşumu

Batılı istihbarat teşkilatlarından kaynaklar, Birim 29155'in bilgisayar korsanlarının henüz 2020 yılı gibi yakın bir tarihte kurulduğunu ve başlarda siber saldırılar yerine casusluk görevleri üstlendiğini söylediler. Kaynaklara göre Birim 29155, Rusya'nın askeri istihbarat teşkilatı içindeki iç rekabetin yanı sıra, aslında çifte ajan Skripal’e yönelik başarısız suikast girişimine kadar ki başarılı olan faaliyetlerinin ardından grubun artan etkisi nedeniyle kendi uzman hacker ekibini aramaya itildi.

Birim 29155, birçoğu Rus istihbaratına katılmadan önce Capture The Flag (CTF) bilgisayar korsanlığı yarışmalarına katılmış, hepsi de nispeten genç istihbarat görevlileri olan 10 kadar üyeden oluşuyor. Bu küçük ekibin bazı durumlarda Rus hackerlarla ortaklık kurduğu ve kaynaklarını ticari siber kötü amaçlı yazılım kullanımına kadar genişleterek faaliyetlerinin Rus devletiyle ilişkilendirilmesini zorlaştırdığı bildiriliyor. Ukrayna hükümetine yönelik kötü amaçlı yazılım WhisperGate ile gerçekleştirilen saldırılara yardım ettiği gerekçesiyle geçtiğimiz yıl haziran ayında ABD tarafından gıyabında suçlamalar yapılan Rus hacker Amin Timovich Stigal bu tür ortaklıklara bir örnektir.

“Havana sendromu”

Geçtiğimiz yıl ABD merkezli televizyon kanalı CBS, Almanya merkezli Der Spiegel dergisi ve bağımsız Rus gazetesi The Insider tarafından yayınlanan bir araştırma, ‘Havana Sendromu’ olarak bilinen gizemli sağlık sorununu aynı Birim 29155 üyeleriyle ilişkilendiren kanıtları ortaya çıkardı.

Havana Sendromu ilk kez 2017 yılında, Küba'da görevli 20'den fazla ABD'li yetkilinin başkent Havana'da garip bir sağlık sorunundan şikayet etmesiyle ortaya çıktı. O tarihten bu yana, Çin'den Washington DC'ye kadar yayılan vakalarla birlikte Havana Sendromu’na yakalananların sayısı 100'ü aştı. Hastalıktan mustarip olanlar arasında ABD'li diplomatlar, casuslar, askeri görevliler ve yükleniciler de bulunuyor. Sovyetler Birliği dönemi askeri istihbarat programlamasına kadar uzanan bilimsel araştırmalarla oluşturulan yönlendirilmiş enerji silahlarıyla gerçekleştirilen saldırılardan kaynaklanan semptomlar kronik baş ağrısı, baş dönmesi, kulak çınlaması, uykusuzluk, mide bulantısı, kalıcı psikofizyolojik bozukluklar ve hatta körlük veya işitme kaybına kadar uzanıyor. Birçok kurbana travmatik beyin hasarı teşhisi konarken bu durum onları tıbben emekli olmaya itti.

Kurbanları arasında ABD’nin Gürcistan'ın başkenti Tiflis'teki büyükelçiliğinden bir yetkilinin eşi olan ve hemşire olarak görev yapan bir kadın da yer alıyor. ABD’li kadın, 2021 yılında evinin önünde Birim 29155 tarafından saldırıya uğradı. Saldırı sonrası başlatılan soruşturmaya göre o tarihten bu yana her gün baş ağrısı çeken kadın, iki ameliyat geçirdi ve temporal kemiğindeki hızlı bozulmayı gidermek için üçüncü bir ameliyata daha ihtiyaç duyuyor.

Birim 29155 üst düzey üyelerinin, Rus istihbaratı ve Rus ordusu tarafından ses ve radyofrekans tabanlı yönlendirilmiş enerji cihazlarını tanımlamak için kullanılan bir terim olan ‘öldürücü olmayan akustik silahlar’ geliştirme çalışmaları nedeniyle ödüller ve terfiler aldığını ortaya koyan başka kanıtlar da var.



Mali'de el-Kaide'nin başarılarını iç bölünmeler baltalıyor

Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin, Azavad Ulusal Kurtuluş Hareketi ile ittifak halinde, Gao, Bamako, Kati ve Kidal gibi şehirleri hedef alan benzeri görülmemiş saldırılar başlattı (Reuters)
Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin, Azavad Ulusal Kurtuluş Hareketi ile ittifak halinde, Gao, Bamako, Kati ve Kidal gibi şehirleri hedef alan benzeri görülmemiş saldırılar başlattı (Reuters)
TT

Mali'de el-Kaide'nin başarılarını iç bölünmeler baltalıyor

Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin, Azavad Ulusal Kurtuluş Hareketi ile ittifak halinde, Gao, Bamako, Kati ve Kidal gibi şehirleri hedef alan benzeri görülmemiş saldırılar başlattı (Reuters)
Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin, Azavad Ulusal Kurtuluş Hareketi ile ittifak halinde, Gao, Bamako, Kati ve Kidal gibi şehirleri hedef alan benzeri görülmemiş saldırılar başlattı (Reuters)

Sagir el-Haydari

Son aylarda hızlı ve şaşırtıcı toprak kazanımları elde etmesine rağmen, terör örgütü el-Kaide’nin Mali'deki kolu olan Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin (CNIM), artan bölünmelerle karşı karşıya bulunuyor ve bu durum, ordu ve müttefiklerine karşı kaydettiği ilerlemeler üzerindeki etkisi konusunda ciddi soruları gündeme getiriyor.

CNIM, el-Kaide bağlantılı dört örgütün el-Murabitun, Ansar Dine, Sahra Kurtuluş Emirliği (EMLA) ve Macina Kurtuluş Cephesi’nin (FLM)) çatı örgütüdür. Örgüt, Mali'de askeri darbeyle iktidarı ele geçiren Albay Assimi Goïta hükümetini devirmeyi, Rusları ülkeden ve bölgeden kovmayı vaat ediyor.

Kaynaklar

CNIM adlı örgüt, düzenli olarak Mali'de iktidardaki askeri cuntayı hedef alan ve onu yenilgiye uğratmayı vaat eden videolar yayınlayan İyad Ag Ghali tarafından yönetiliyor. Bu tartışmalı figür, başkent Bamako'yu kuşatarak yaklaşık beş aydır yakıt tedarikini aksatıyor.

Birkaç gün önce, örgüt, Azavad Ulusal Kurtuluş Hareketi (MNLA) ile ittifak halinde, Gao, Bamako, Kati ve Kidal gibi şehirleri hedef alan benzeri görülmemiş saldırılar başlattı. Bu saldırılar, Savunma Bakanı Sadio Camara'nın ölümü ve örgütün birçok şehri ele geçirmesiyle sonuçlanarak, örgütün benzeri görülmemiş kazanımlar elde etmesini sağladı.

Afrika meselelerinde uzman siyasi analist Muhammed Aval, “el-Kaide içindeki anlaşmazlıkların CNIM'in daha cüretkar bir biçimde düzenlediği saldırılar sırasında gün yüzüne çıkması nedeniyle, gerçekten de tartışmalı bir bağlamda kamuoyuna yansıdığını, bunun da söz konusu anlaşmazlıkların örgütün çatışmadaki konumuna etkisine dair meşru soruları gündeme getirdiğini” düşünüyor.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı röportajda Aval şu ifadeleri kullandı: “Mali'de el-Kaide içindeki çekişme birçok nedenden kaynaklanıyor, ancak en önemlisi kaçakçılıktan elde edilen kaynaklar üzerindeki anlaşmazlıktır. CNIM ile bağlantılı her örgüt, bu rotaları kontrol etmeyi ve bazı köy ve kasabaların sakinlerinden alınan vergiler gibi bu büyük kaynaklardan faydalanmayı amaçlıyor”

rrevgfr
Bölgesel kazanımlarına rağmen, örgüt benzeri görülmemiş bölünmelerle karşı karşıya (Reuters)

Aval, “örgütün hem Mali hem de Burkina Faso'daki altın madenciliği alanlarını kontrol ettiğini ve hücrelerinin bundan kâr elde etmeye çalıştığını” vurguladı. “Bu nedenle, en belirgin anlaşmazlık sebebi öncelikle finansaldır, ancak bu, etnik ve kabile temelli anlaşmazlıkların yanı sıra, Mali'de el-Kaide'nin önemli bir rakibi haline gelen DEAŞ-Sahel ile nasıl başa çıkılacağına dair keskin anlaşmazlıklar da dahil olmak üzere diğer faktörlerin varlığını ortadan kaldırmıyor” dedi.

Aval, “Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin’in 2017 yılında dört büyük fraksiyonun birleşmesiyle kurulduğunun göz ardı edilemeyeceğine, bu nedenle, etkisi genişledikçe bölünme ve çöküş tehdidi altına girdiğine, zira ganimetler ve kontrol edilen kaynaklar üzerinde ciddi anlaşmazlıklar yaşandığına” dikkat çekti.

Liderlik mücadelesi

Bu gelişmeler, Mali'deki askeri cunta yönetiminin, Burkina Faso ve Nijer'de iktidarda olan diğer konseyler gibi, el-Kaide ve diğer isyancı grupların saldırıları nedeniyle sahada önemli zorluklarla karşı karşıya olduğu bir dönemde yaşanıyor.

Afrika meseleleri uzmanı siyasi analist Muhammed Torchin, “CNIM içindeki bölünme, dört fraksiyondan oluşan bu ittifakın doğası göz önüne alındığında beklenen bir gelişmedir. Aralarındaki çekişme, en büyük iki fraksiyon olan Ansar Dine ve Macina ile yakından bağlantılıdır.” dedi.

Independent Arabia ile özel röportajında Torchin şunları da ekledi: “İki taraf arasındaki anlaşmazlık etnik ve ırksal boyutlara dayanmaktadır. Üyelerinin çoğunluğu Tuareg olan Ansar Dine içinde etnik eğilim her zaman ağır basmaktadır ve başlıca çıkarları Azavad Ulusal Kurtuluş Hareketi'nin emelleriyle bağlantılıdır. Bu nedenle, üyelerinin çoğunluğu Mopti gibi Mali'nin orta bölgelerinde yayılmış Fulani kabilelerinden olan Macina Kurtuluş Cephesi'nin aksine, Azavad bölgesi dışındaki askeri operasyonlara katılımları çok sınırlıdır.”

Torchin şunu da vurguladı: “Başkente ve diğer bölgelere yönelik son saldırı, Fulaniler tarafından gerçekleştirildi. Bunlar şimdi CNIM’in liderliği Ansar Dine’nin kontrolü altındayken, Macina Kurtuluş Cephesi'nin sahadaki savaşları yönetemeyeceğini söylüyorlar. Dolayısıyla, çatışma etnik ve ırksaldır ve Mali'deki el-Kaide bağlantılı bloğun liderliği etrafında dönmektedir.”

Olası Bir Çöküş

Bu bölünmeler, Mali'deki durumu gözlemleyenler için çok önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Son aylarda benzeri görülmemiş bir güç elde etme başarısına rağmen, bu durum el-Kaide'nin ülkedeki etkisinin azalmasına yol açacak mı?

Muhammed Aval şu ​​yanıtı veriyor: “Şüphesiz ki, bu bölünmeler, özellikle sahadaki unsurlar örgütün liderliğine olan inançlarını kaybetmeye başladığı ve önümüzdeki dönemde emirlerine uymayı reddedebileceği için, İyad Ag Ghali bunları kontrol altına alamazsa, CNIM ittifakının çöküşüne yol açabilir.”

Aval, “Öte yandan, örgütün gücü hafife alınamaz. Son saldırılarında askeri üsleri ele geçirerek ve son derece gelişmiş teçhizat edinerek başarıyla güçlendirdiği muazzam bir askeri kapasiteye sahip. Bu nedenle, Mali'deki durumun karmaşık ve kompleks olduğuna inanıyorum. Dahası ordu da iç bölünmelerden muzdarip; bu da en azından şu an için sahada kesin bir zafer elde etmesini zorlaştırıyor” diye vurguladı.


ABD'li senatör: ABD'nin cephane stokları ciddi ölçüde tükendi

Demokrat senatör Mark Kelly, Washington'daki mahkeme önünde gazetecilere konuşurken, 3 Şubat 2026 (AP)
Demokrat senatör Mark Kelly, Washington'daki mahkeme önünde gazetecilere konuşurken, 3 Şubat 2026 (AP)
TT

ABD'li senatör: ABD'nin cephane stokları ciddi ölçüde tükendi

Demokrat senatör Mark Kelly, Washington'daki mahkeme önünde gazetecilere konuşurken, 3 Şubat 2026 (AP)
Demokrat senatör Mark Kelly, Washington'daki mahkeme önünde gazetecilere konuşurken, 3 Şubat 2026 (AP)

ABD'li bir senatör dün, ABD ordusunun cephane ve füze stoklarının ciddi ölçüde tükendiği uyarısında bulundu.

Senatör Mark Kelly, ABD merkezli televizyon kanalı CBS News'e yaptığı açıklamada, “Bu stokları ne ölçüde tükettiğimizin gerçekten şok edici olduğunu söylemek doğru olur diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Demokrat Partili senatör, ABD Başkanı Donald Trump'ın ülkeyi stratejik bir hedef olmaksızın, plansız ve takvimsiz bir şekilde İran'la savaşa sürüklediğini ve bunun sonucunda çok miktarda mühimmat harcandığını belirtti.

ABD Temsilciler Meclisi'nin Silahlı Kuvvetler Komitesi'nin kıdemli üyesi olan Kelly, Tomahawk füzeleri, ATACMS, SM-3 ve Patriot sistemlerinde kullanılan mühimmatlar dahil olmak üzere belirli cephane stoklarını ayrıntılı biçimde ele alan Savunma Bakanlığı (Pentagon) brifinglerini referans göstererek bu stokların yeniden oluşturulmasının ‘yıllar’ alacağını söyledi, ancak somut rakamlar vermedi.

Kelly, uzun süreli bir savaş durumunda ABD'nin kendini savunmaya muktedir olamayabileceği konusunda uyardı ve İran ile bu savaş yaşanmamış olsaydı, içinde bulunacakları konumdan daha kötü bir durumda olacaklarını söyledi.

Öte yandan Pentagon, şu sıralar savunma harcamalarında kayda değer bir artış için onay almaya çalışıyor.

Trump yönetiminin 2027 mali yılı bütçe teklifinde savunma harcamaları 1,5 trilyon dolara yaklaşıyor. Bunu ‘korkunç bir rakam’ olarak nitelendiren Kelly, beş buçuk yıl önce Senato'ya katıldığında Pentagon bütçesinin 700 milyar dolar olduğunu hatırlattı.

Pentagon'a göre İran’a karşı savaşın ABD'ye maliyeti nisan ayı sonlarına kadar yaklaşık 25 milyar dolar oldu. Bu rakam, ABD'nin şubat ayı sonlarında İran'a saldırmasından bu yana yapılan tahmini toplam harcamayı gösteriyor. Söz konusu harcamanın büyük bölümü mühimmata yapıldı.


Hantavirüs görülen geminin yolcuları sağlık alarmı verilen gemiden tahliye edildi

MV Hondius gemisinin yolcuları, 10 Mayıs'ta tahliye operasyonu kapsamında Tenerife'ye nakledildi (Reuters)
MV Hondius gemisinin yolcuları, 10 Mayıs'ta tahliye operasyonu kapsamında Tenerife'ye nakledildi (Reuters)
TT

Hantavirüs görülen geminin yolcuları sağlık alarmı verilen gemiden tahliye edildi

MV Hondius gemisinin yolcuları, 10 Mayıs'ta tahliye operasyonu kapsamında Tenerife'ye nakledildi (Reuters)
MV Hondius gemisinin yolcuları, 10 Mayıs'ta tahliye operasyonu kapsamında Tenerife'ye nakledildi (Reuters)

Ölümcül bir virüs olan Hanta salgınına sahne olan turistik geminin yolcuları, dün İspanya'nın Kanarya Adaları'ndan ülkelerine dönmeye başladı. Tahliye operasyonu, özellikle virüsle temas edenleri kabul eden ülkelerde titiz bir şekilde ve uluslararası sağlık alarmı eşliğinde yürütüldü.

Virüs, MV Hondius gemisinde üç yolcunun hayatını kaybetmesine yol açtı. Hayatını kaybedenler arasında bir Hollandalı çift ve bir Alman kadın bulunuyor. Genellikle kemirgenler aracılığıyla bulaşan bu nadir hastalığa başka yolcular da yakalandı.

Hantavirüse karşı belirli bir aşı veya tedavi yöntemi bulunmuyor. Sağlık yetkilileri, küresel halk sağlığı açısından riskin düşük kalmaya devam ettiğini vurgulayarak koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla yapılan karşılaştırmaları dışladı.

Öte yandan, İngiltere'nin denizaşırı topraklarının en uzaktaki noktası olan Tristan da Cunha adasında şüpheli Hantavirüs vakasının teyit edilmesinin ardından İngiliz paraşütçüler tıbbi ekip ve malzemeyle birlikte adaya indi.