Trump'ın göreve başlamasından önce onlarca diplomat ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan istifa etti

ABD'nin yeni başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD'nin yeni başkanı Donald Trump (Reuters)
TT

Trump'ın göreve başlamasından önce onlarca diplomat ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan istifa etti

ABD'nin yeni başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD'nin yeni başkanı Donald Trump (Reuters)

Onlarca üst düzey diplomat, seçilmiş Başkan Donald Trump'ın yardımcılarından aldıkları talimat üzerine bugün ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan istifa etti. Konuyla ilgili bilgi sahibi üç ABD'li yetkili Washington Post'a yaptıkları açıklamada, aralarında Siyasi İşler Müsteşar Vekili John Bass ve Enerji Kaynaklarından Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Geoffrey Pyatt'ın da bulunduğu deneyimli isimlerin ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan ayrılacağını söyledi.

Her yeni gelen yönetimin ayrıcalığı olan istifa talebi, Başkan Biden'ın dört yıllık yönetiminin ardından Dışişleri Bakanlığı'nın yaklaşımını hızla değiştirme arzusuna işaret ediyor. Trump'ın temel öncelikleri arasında müttefiklere ve düşmanlara kapsamlı gümrük vergileri uygulamak, Ukrayna'daki savaşı sona erdirmek, İsrail ile Hamas arasında sürekli ateşkesi sağlamak ve milyonlarca belgesiz göçmeni sınır dışı etmek yer alıyor.

Trump'ın geçiş ekibinden bir yetkili, “Başkan Trump'ın ulusumuzun ve ABD'nin çalışan kadın ve erkeklerinin durumuna ilişkin vizyonunu paylaşan yetkilileri seçmemiz yerinde olacaktır. Düzeltmemiz gereken pek çok başarısızlık var ve bunun için aynı hedeflere odaklanmış kararlı bir ekip gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Trump'ın ekibi geçtiğimiz cuma günü, bakanlıkta sekreter yardımcısı ve diğer üst düzey pozisyonlarda görev yapan birçok yetkiliye pazartesi gününden sonra kendilerine ihtiyaç duyulmayacağını açıkça belirtti.

Bazı yeni başkanlar, seçtikleri atamalar Senato onayı alana kadar üst düzey görevlerde daha geniş bir diplomat havuzunu tutmayı tercih ediyor. Ancak Trump bunun yerine, bu hafta liderlik pozisyonları boşaldıkça çeşitli departmanların başına geçmek üzere 20'den fazla ‘kıdemli büro yetkilisinin’ seçilmesine izin verdi.

Konuyla ilgili bilgi sahibi yetkililer, bu yetkililerden bazılarının Trump'ın ilk döneminde Dışişleri Bakanlığı ve Ulusal Güvenlik Konseyi'nde kilit görevlerde bulunduğunu söyledi.

Üst düzey yetkililerin ofise atandığını ilk duyuran Fox News oldu. Bass ve diğer kilit yetkililerin ayrılışı daha önce bildirilmemişti.

Trump, sadakatsiz ve gündemini baltaladığını düşündüğü federal bürokratlardan oluşan ve ‘derin devlet’ olarak adlandırdığı yapıyı ortadan kaldırmayı hedefleyen bir kampanya yürütmüştü. Dışişleri Bakanı olarak seçtiği Senatör Marco Rubio, Dışişleri Bakanlığı'nın Trump'ın ‘Önce Amerika’ gündemine öncelik vermesi gerektiğini söyledi ve bakanlığı ‘yeniden önemli’ hale getirme sözü verdi.

Rubio geçen hafta yaptığı açıklamada, “Son 20 yılda birden fazla yönetim altında gerçekleşen şey, Dışişleri Bakanlığı'nın etkisinin azalmasıdır. Kararlar alınırken bu masada olmalıyız. ABD Dışişleri Bakanlığı yaratıcı fikirlerin ve etkili uygulamanın kaynağı olmalı” ifadelerini kullandı.

İstifası istenen üst düzey bir yetkili, boşluğu doldurmaya yardımcı olmak için daha uzun süre görev yapmaya hazır olduğunu söyledi, ancak bunun Trump'ın kararı olduğunu vurguladı. Yetkili, “Hepimiz yeni ekibe başarılar dilemeliyiz” dedi.

İstifası istenen ikinci bir diplomat ise Trump'ın ekibinin konuyu profesyonelce ele aldığını ve talebin kişisel olmadığını açıkladığını söyledi. Diplomat, “Daha önce çalıştıkları ve tanıdıkları kişileri yerlerine getirmek istiyorlar” dedi.

Yeni yetkililer arasında Dışişleri Bakanlığı'nın İstihbarat ve Araştırma Bürosu olarak adlandırılan istihbarat kolunun başında bulunan Lisa Kenna da bulunuyor. Kenna, dönemin Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun özel sekreteri olarak görev yapıyordu. Kenna'nın bu görevi yeniden üstlenmesi ve aynı zamanda siyasi işlerden sorumlu müsteşar olarak görev yapması bekleniyor. Bu görev, Asya'dan Latin Amerika'ya, Afrika'dan Avrupa'ya bölgesel büroları denetleyen Dışişleri Bakanlığı'ndaki en zorlu görevlerden biri.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Trump'ın yardımcıları geçtiğimiz hafta, bakanlığın iş gücünü ve iç koordinasyonunu denetleyen üç üst düzey diplomattan (Dereck Hogan, Marcia Bernicat ve Alaine Teplitz) istifa etmelerini istedi.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe