5 soruda OpenAI'ın yeni yapay zeka aracı Operator

Özerk yapay zeka araçları geliştirme yarışı kızışıyor

OpenAI'ın yeni aracı büyük ölçüde kendi başına çalışabiliyor (AP)
OpenAI'ın yeni aracı büyük ölçüde kendi başına çalışabiliyor (AP)
TT

5 soruda OpenAI'ın yeni yapay zeka aracı Operator

OpenAI'ın yeni aracı büyük ölçüde kendi başına çalışabiliyor (AP)
OpenAI'ın yeni aracı büyük ölçüde kendi başına çalışabiliyor (AP)

OpenAI, bilgisayarda tıpkı insanlar gibi alışveriş yapmaktan, restoranda yer ayırtmaya kadar çeşitli görevleri yerine getirebilen yapay zeka aracını piyasaya sürdü.

Şirketin dün (23 Ocak Perşembe) tanıttığı Operator, kullanıcıya yol göstermenin ötesine geçerek ekrandaki tuşları kullanıyor, arama çubuğuna yazı yazıyor ve formları dolduruyor.

Araç henüz sadece ABD'deki ChatGPT Pro üyelerinin erişimine açık. Şirket yapay zeka modelini diğer ülkelere ve Plus, Team ve Enterprise kullanıcılarının hizmetine sunmayı planlıyor fakat bunlar için henüz bir tarih verilmedi.

OpenAI CEO'su Sam Altman, dün yaptığı açıklamada "Avrupa'ya gelmesi maalesef biraz zaman alacak" ifadelerini kullandı. 

Altman bu yılın başında yayımladığı blog yazısında yapay zeka aracılarının (AI Agent) 2025'te "iş gücüne katılabileceğini" öne sürmüştü. Yapay zeka aracıları, kendi başına görevleri yerine getirebilen modelleri ifade ediyor. 

Çok geçmeden piyasaya sürülen Operator, Altman'ın beklentilerine giden yolda önemli bir adıma işaret ediyor.

1) Nasıl çalışıyor?

Operator, OpenAI'ın Bilgisayar Kullanan Aracı (Computer-Using Agent / CUA) adlı yeni yapay zeka modeliyle çalışıyor.

Kendisine bir görev verildiğinde ekran görüntüsü alıyor ve şirketin geniş dil modeli GPT-4o'nun görsel becerilerinden faydalanarak görüntüyü analiz ediyor. Ardından ne yapması gerektiğine karar verip bilgisayar ekranında işlemleri gerçekleştirmeye başlıyor.

CUA'in en önemli özelliği, uygulama programlama arayüzü (API) yerine, kullanıcıların karşılaştığı arayüzle etkileşime girecek şekilde eğitilmesi. 

Bu sayede insanlar gibi ekrandaki tuşlara basıp arama yapabiliyor. 

OpenAI ekibinden Reiichiro Nakano, "Modellerin yazılımı kullanma şekli genellikle özel API'lar aracılığıyla gerçekleşiyor" diyor. Bu durumun pek çok uygulama ve siteye erişimi engellediğini söyleyen Nakano ekliyor: 

Ancak insanların günlük olarak kullandığı arayüzün aynısını kullanabilen bir model yaratınca, daha önce erişilemeyen yepyeni bir yazılım yelpazesinin önü açılıyor.

2) Neler yapabiliyor?

OpenAI, Operator'ın halihazırda "araştırma önizlemesi" versiyonunu piyasaya sürdüğünü ve kullanıcıların geri bildirimleriyle aracın gelişeceğini ifade ediyor.

Tıpkı ChatGPT ve diğer yapay zeka sohbet botları gibi muazzam bir bilgi kümesiyle eğitilen Operator, insanların internet sitelerini nasıl kullandıklarını gösteren görüntülerle geliştirildi. 

Kullanıcılar operator.chatgpt.com⁠ (Türkiye'de kullanıma sunulmadı) sitesinden açılan sisteme, yapılmasını istediği görevi yazıyor ve Operator, tarayıcısında kendi başına bu işi yerine getiriyor.

Örneğin bir yemek tarifini bulup gerekli malzemeleri alışveriş sepetine ekliyor veya istenen bölgedeki uygun restoranları bulup rezervasyon yaptırıyor. 

OpenAI araştırmacısı Yash Kumar, "Tıpkı bizim yaptığımız gibi internet sitelerinde gezinip işlem yapabiliyor" diyor. 

Kullanıcılar bu esnada Operator'ın işleyişini takip edebiliyor ve araç, küçük bir pencerede hangi işlemleri yaptığını yazıyor.

Ayrıca istendiği zaman veya yapay zeka aracı bir hata yaptığında müdahale edilebiliyor. Bunun yanı sıra sipariş vermek veya bir e-postayı göndermek gibi önemli işlemlerden önce kullanıcının onay vermesi gerekiyor.

Kumar "Yardıma ya da onaya ihtiyaç duyarsa, size soruyor ve siz de cevaplayabiliyorsunuz" diye açıklıyor.

Şifre veya kredi kartı bilgileri kullanıcı tarafından giriliyor ve Operator, bu esnada ekran görüntüsü almayı bırakıyor.

OpenAI; DoorDash, eBay, Instacart, StubHub ve Uber gibi alışveriş şirketleriyle işbirliği yaptığını ve Operator'ın bunların hizmet kurallarına göre hareket ettiğini belirtiyor.

Şirket, kendi tarayıcısını kullanan aracın aynı anda birden fazla görevi yerine getirebildiğini de belirtiyor. Ancak Operator'ın aynı anda yapılabilecek görev sayısına "dinamik bir limit" koyduğunu ve bu sayının değişebileceğini ekliyor.

3) Ne yapamıyor?

Operator'ın mevcut versiyonu, ayrıntılı slaytlar oluşturmak, karmaşık takvimleri yönetmek veya standart olmayan sitelerin arayüzleriyle etkileşim kurmak gibi "karmaşık veya özel görevleri güvenilir bir şekilde yerine getiremiyor". 

OpenAI, aracın henüz e-posta göndermediğini veya takvimdeki etkinlikleri silmediğini ancak ileride bu özellikleri de sunabileceklerini ifade ediyor.

Yapay zeka modeli her ne kadar internet sitelerinde insanlar gibi davransa da makinelerle insanları ayırt etmek için geliştirilen CAPTCHA bulmacalarını da çözemiyor.

Operator'la ilgili kısıtlamalardan bir diğeriyse, günlük limiti olması. Aynı anda yapılacak işlemlerin yanı sıra bir gün içinde verilebilecek görevlerin de sayısı sınırlı. 

Kumar, ChatGPT ve diğer sohbet botları gibi Operator'ın da deneysel bir teknoloji olduğunu ve gelişmeye devam edeceğini söylüyor. Araştırmacı yeni model için "Dünyadaki en güçlü şey değil" diyerek ekliyor: 

Ama bu tür teknolojilerin eski versiyonlarından çok daha iyi.

4) Ne kadar güvenli?

OpenAI, daha önceki araçlarına kıyasla çok daha fazla özerkliğe sahip Operator için ciddi güvenlik önlemleri almış gibi görünüyor.

Şifreler ve kredi kartı bilgileri girilirken ekran görüntüsü almamasının yanı sıra yeni model, kumar gibi içeriklerle ilişkili sitelere de giremiyor. 

Ancak uzmanlar aracın geleceğiyle ilgili endişe duyuyor. Yapay zeka araçlarının güvenliği üzerine yazılar kaleme alan bilgisayar programcısı Simon Willison şöyle diyor:

Dünyanın geri kalanı bu modeli keşfetmeye başladığında, araca karşı her türlü yeni ve başarılı saldırılar görmeyi bekliyorum.

Willison'ın sözünü ettiği saldırılar, geniş dil modellerine kötü niyetli girdileri meşru istekler gibi göstererek yapay zeka sistemlerini hassas verileri sızdıracak şekilde manipüle etmeyi içeriyor. 

OpenAI da bu riskleri kabul ederek "gerçek dünya senaryolarının karmaşık yapısını modellemenin zorluğuna ve düşmanca tehditlerin dinamik doğasına" değiniyor.

Bunun yanı sıra Operator, görevleri yaparken düzenli olarak ekran görüntüsü alıyor. OpenAI bu bilgileri Operator'ın gelecekteki sürümlerini eğitmek için kullanabilir.

Diğer yandan şirket, verilerinin aracı eğitmek için kullanılmasını istemeyen kişilerin ChatGPT ayarlarından bunu değiştirebileceğini ifade ediyor.

Ayrıca tek bir tuşla Operator'ın bütün tarayıcı geçmişi silinebiliyor ve bütün sekmeler kapatılabiliyor.

Willison ise kullanıcıların kendi güvenlik önlemlerini almasını öneriyor: 

Operator'a yaptırdığınız her görev için yeni bir oturum başlatarak geçmişte araç üzerinden kullandığınız herhangi bir site için kimlik bilgilerinize erişemediğinden emin olun. Sizin adınıza para harcamasını istiyorsanız, ödeme aşamasına gelmesine izin verin, ardından ödeme bilgilerinizi verin ve hemen ardından oturum geçmişini silin.

5) Benzer araçlardan daha mı iyi?

Son aylarda Google ve Anthropic gibi şirketler de benzer yapay zeka aracılarını tanıtmıştı.

Google'ın Project Mariner'ı ve Anthropic'in Computer Use'u, Operator'a benzer bir arayüzde, ekran görüntüleri alarak çalışyor.

OpenAI, yeni modelinin bu iki araçtan daha iyi performans gösterdiğini savunuyor. 

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nün (MIT) bilim ve teknoloji dergisi MIT Technology Review'a göre aracın tarayıcıdaki görevleri ne kadar iyi yerine getirdiğini değerlendiren bir testte CUA yüzde 87, Mariner yüzde 83,5 ve Computer Use yüzde 56 başarı gösterdi.

PDF dosyalarını birleştirme veya bir görüntüyü değiştirme gibi daha genel bilgisayar görevlerini ölçen OSWorld testindeyse CUA yüzde 38, Computer Use ise yüzde 22 başarı gösterdi. Diğer yandan insanlar yüzde 72'lik bir performans sergiledi.

Ayrıca Operator, bilgisayardaki tarayıcı yerine, talimatları bir OpenAI sunucusunda çalışan uzak bir tarayıcıya göndermesiyle diğer sistemlerden ayrılıyor. OpenAI, bu özelliğin sistemi daha verimli hale getirdiğini öne sürüyor.

Kumar, bulut sisteminde çalışmasından dolayı Operator'ın aynı anda birden fazla görevi yerine getirebildiğini söylüyor.

Halihazırda OpenAI'ın yapay zeka aracısı daha önde gidiyor gibi görünürken, elbette gelecekte bu durum değişebilir. 

Ancak MIT Technology Review'da yazan Will Douglas Heaven'a göre asıl dikkat edilmesi gereken şey, üç büyük şirketin aynı dönemde benzer araçlar çıkarması:

Dünyanın en iyi üç yapay zeka şirketinin aracı tabanlı modellerin ne olabileceği hakkında aynı vizyonda birleşmesi bir şeyi açıkça ortaya koyuyor. Yapay zeka üstünlüğü için verilen savaşın yeni bir sınırı var: bilgisayar ekranlarımız.

Kaynaklar: OpenAI, TechCrunch, Ars Technica, New York Times, MIT Technology Review, IBM, Simon Willison Weblog, Sam Altman's Blog



Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)
TT

Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)

Andrew Griffin 

Araştırmacılar, insanların uzayda nasıl üreyebileceğini araştırmacıların acilen düşünmesi gerektiğini söylüyor.

İnsanlık Dünya'nın ötesinde yaşamayı hedeflerken, insan üremesinin gerçekte nasıl işleyeceğini anlamamız gerektiğini belirtiyorlar.

Ancak bu soru "soyut bir olasılıktan pratik bir meseleye" dönüşmesine rağmen uzayda insan doğurganlığı ve üreme sağlığını yönetmek için net standartlar hâlâ yok.

Bunlar, üreme sağlığından uzay tıbbına kadar farklı alanlardan 9 uzmanın bir araya gelerek insanların uzayda nasıl üreyebileceğini anlamak için yeni bir çerçeve önerdiği yeni bir çalışmanın sonuçları.

Uzayın insan yaşamı için "düşmanca bir ortam" sunduğu gerçeğine dayanan araştırmacılar, halihazırda bilinen bir dizi zorluk olduğunu belirtiyor. Bunlar arasında yerçekimindeki değişiklikler, artan radyasyon ve uyku döngülerindeki bozulmalar yer alıyor, ki bunların hepsi üreme sağlığını etkileyebilir.

Bu soruları incelemeden uzay araştırmalarına devam etmenin tehlikeli olabileceği uyarısı yapan uzmanlar, gerçek anlamda pratik sorunlara dönüşmeden önce bu meseleleri ele almamız gerektiğini belirtiyor. Üreme teknolojileri genellikle adım adım tanıtılır ve biz çoğunlukla sonradan bunları kavrarız ama uzay araştırmalarında bundan kaçınmak gerekiyor.

NASA'nın araştırmacı bilim insanı ve çalışmanın kıdemli yazarı Fathi Karouia "İnsan uzayda daha geniş bir alana yayıldıkça üreme sağlığı artık politikanın kör noktası olmaya devam edemez" diyor. 

Kritik bilgi boşluklarını kapatmak, hem profesyonel hem de özel astronotları koruyan etik yönergeler belirlemek ve nihayetinde Dünya'nın ötesinde sürdürülebilir bir yaşantıya doğru ilerlerken insanlığı korumak için acilen uluslararası işbirliğine ihtiyaç var.

"Reproductive biomedicine in space: implications for gametogenesis, fertility and ethical considerations in the era of commercial spaceflight" (Uzayda üremenin biyotıbbı: Ticari uzay uçuşları çağında gametogenez, doğurganlık ve etik değerlendirmelerin etkileri) başlıklı rapor, hakemli dergi Reproductive BioMedicine Online'da yayımlandı.

Independent Türkçe, independent.co.uk/space


Paris’te savcılık X’in ofislerine baskın düzenleyerek Musk’ı ifadeye çağırdı

X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
TT

Paris’te savcılık X’in ofislerine baskın düzenleyerek Musk’ı ifadeye çağırdı

X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)

Paris Savcılığı dün X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, bu sosyal medya platformunu terk ettiğini duyurdu. Açıklamada, Fransa’daki X ofislerinde çeşitli ihlaller şüphesiyle gerçekleştirilen bir aramaya atıfta bulunuldu.

Savcılık, ilave ayrıntı vermeden, “Bizi LinkedIn ve Instagram’dan takip edin” ifadelerini kullandı. Mesajda ayrıca, Ocak 2025’te başlatılan bir soruşturma kapsamında, Fransa’daki X ofislerinde Ulusal Siber Suçlarla Mücadele Birimi’nin, Avrupa polis teşkilatı Europol ile  iş birliği içinde bir arama gerçekleştirdiği belirtildi.

Paris Savcılığı daha önce, X platformunun sahibi Elon Musk’ın 20 Nisan’da ifade vermek üzere çağrıldığını açıklamıştı. Fransa Başsavcısı Laure Beccuau, Musk ile X’in eski CEO’su Linda Yaccarino’nun, “iddia edilen ihlallerin gerçekleştiği dönemde X platformunun fiili ve hukuki yöneticileri sıfatıyla” 20 Nisan’da ifade vermeye çağrıldıklarını bildirdi.

2025 yılının başlarında milletvekillerinin yaptığı şikâyetler üzerine başlatılan bir soruşturma kapsamında bu gelişmeler yaşandı. Şikâyetlerde, Musk’a ait X platformunun algoritmalarının taraflı olduğu ve bunun platformun işleyişini olumsuz etkilediği öne sürüldü.

Soruşturma daha sonra genişletilerek, çocuk pornografisi görüntülerinin bulundurulması ve yayılması ya da sistematik biçimde erişime sunulmasına iştirak, cinsel içerikli deepfake üretimi ve Holokost inkârı gibi başka iddialarla da genişleyerek kapsamlı hale geldi. X platformu ise dün yayımladığı bir açıklamada, Fransız makamlarını, siyasi adımlar atmakla nitelendirdi.

Platformun “uluslararası hükümet ilişkileri” ekibi, “Paris Savcılığı, bugünkü baskını geniş biçimde duyurarak, bunun siyasi amaçlar doğrultusunda tasarlanmış, istismarcı ve gösterişli bir kolluk kuvveti eylemi olduğunu açıkça ortaya koymuştur” ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, “Bugünkü baskına dayanak oluşturan iddiaların hiçbir temeli yoktur ve X platformu herhangi bir ihlal gerçekleştirdiği iddiasını kesin bir dille reddetmektedir” ifadeleri yer aldı.

Beccuau’nun açıklamasına göre Musk ve Yaccarino’nun yanı sıra X’te çalışan bazı personel de 20-24 Nisan 2026 tarihleri arasında ifade vermeye çağrıldı. Başsavcı, “Yöneticilerle yapılacak bu gönüllü ifadeler, kendilerine olaylara ilişkin görüşlerini sunma ve gerekirse kurallara uyum için önerilen tedbirleri açıklama imkânı tanıyacaktır” dedi.

Öte yandan, Birleşik Krallık Veri Koruma Düzenleme Kurumu da dün, Elon Musk’ın platformu ve yapay zekâ şirketi xAI hakkında, sohbet botu Grok tarafından oluşturulan cinsel içerikli açık görüntüler nedeniyle soruşturma başlatıldığını duyurdu. Söz konusu görüntüler dünya genelinde tepkilere yol açmıştı.


Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
TT

Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)

Protez uzuvlar alanı, robotik, yapay zekâ ve hassas sensör teknolojilerindeki hızlı ilerlemelerin etkisiyle son yıllarda dikkat çekici bir atılım yaşıyor. Buna karşın, en önemli zorluklardan biri, kullanıcının kavradığı nesnenin niteliğine uygun kavrama gücünün ayarlanması olmaya devam ediyor. Bir yumurtayı tutmak son derece hassas bir dokunuş gerektirirken, bir su şişesini açmak daha fazla güç ve daha ince bir kontrol gerektiriyor.

Şarku’l Avsat’ın ABD Hastalık ve Kontrol Önleme Merkezleri’den (CDC) aktardığı verilere göre ülkede her yıl yaklaşık 50 bin ampütasyon vakası kaydediliyor. Bu durum, el kaybının bireylerin günlük yaşam görevlerini doğal biçimde yerine getirme kapasitesi üzerinde ciddi bir etki yarattığını gösteriyor.

Daha duyarlı akıllı sistemler

Bu alandaki en yeni yenilikler, insan elinin doğal hissini taklit edebilen, daha akıllı ve daha duyarlı protez uzuvların geliştirilmesine odaklanıyor. Bu teknolojiler, kullanıcılara daha yüksek düzeyde bağımsızlık sağlarken, günlük faaliyetleri daha kolay ve güvenle yerine getirmelerine yardımcı oluyor; kullanım sırasında konfor ve güvenliği de artırıyor.

fvdfv
Utah Üniversitesi’nde geliştirilen, insan düşüncesini taklit eden akıllı protez uzuv. (Utah Üniversitesi)

Bu kapsamda, Çin’de Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden araştırmacılar, makine öğrenimi, bilgisayarla görme ve gelişmiş sensörlere dayanan yenilikçi bir protez sistem geliştirdi. Sistem, her nesne için uygun kavrama gücünü gerçek zamanlı olarak belirlemeyi amaçlıyor. Çalışmanın sonuçları, 20 Ocak 2026 tarihli Nanotechnology and Precision Engineering dergisinde yayımlandı.

Araştırma, kalemler, şişeler, bardaklar, toplar ve anahtarlar gibi günlük hayatta yaygın kullanılan nesnelerin yanı sıra yumurta gibi hassas objeler de dâhil olmak üzere, nesnelerin yüzde 90’ından fazlasıyla etkileşim için gerekli kavrama gücünün ölçülmesine odaklandı. Amaç, kullanıcının her seferinde kavrama gücünü manuel olarak ayarlamasına gerek kalmadan çevresiyle doğal biçimde etkileşim kurabilmesini sağlamak.

Sistem; avuç içine yakın bir noktaya yerleştirilmiş küçük bir kamera, parmak uçlarındaki basınç sensörleri ve kullanıcının ön kolundaki kasların elektriksel aktivitesini ölçen bir elektromiyografi (EMG) cihazından oluşuyor. Bu sayede nesneyi kavrama niyeti belirleniyor ve kavrama gücü otomatik olarak ayarlanıyor.

Çalışmanın başyazarı, Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden Dr. Hua Li, sistemin bilgisayarla görme ile kasların elektriksel sinyallerini birleştirerek nesnelerin akıllı biçimde tanınmasını ve kavrama gücünün uyarlanabilir şekilde kontrol edilmesini sağladığını belirtti. Dr. Li, bunun protez kullanıcılarının yaşamında somut bir fark yaratabileceğini söyledi.

Dr. Li, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, sistemin gelişmiş bir algoritma aracılığıyla hedef nesneyi otomatik olarak analiz ettiğini; türünü, dokusunu ve boyutunu belirledikten sonra uygun kavrama gücünü seçtiğini ifade etti. Buna göre yumurta gibi hassas nesneler için hafif bir güç, su dolu bardaklar için ise orta düzeyde bir güç uygulanıyor. Bu yaklaşım, nesnelerin zarar görmesi ya da elden kayması ihtimalini azaltıyor.

Kullanıcının niyetini tespit etmek için EMG sinyallerinden yararlanan sistem, “görsel tanıma, güç eşleştirme ve hareketin uygulanması” aşamalarını, insan kas hafızasını taklit eden bir biçimde otomatik olarak tamamlıyor. Bu da sürekli manuel ayarlama ihtiyacını azaltıyor ve günlük görevlerin daha doğal bir şekilde yerine getirilmesini mümkün kılıyor. Sonuç olarak kullanıcıların yaşam kalitesi artıyor.

Geleceğin tasarımlarına etkisi

Bu teknolojinin gelecekteki protez tasarımlarına etkisine değinen Dr. Li, sistemin daha gelişmiş yapay el tasarımları için yeni ufuklar açtığını söyledi. Bilgisayarla görme ve kas sinyallerine dayalı çift kontrol yaklaşımının, “aktif algılama ve otomatik uygulama” temelli akıllı bir mantık sunduğunu belirten Li, bunun protez eli pasif bir tepki aracından çıkarıp, nesneleri kavramada insan davranışına daha yakın bir seviyeye taşıdığını vurguladı.

sfdef
İtalyan Teknoloji Enstitüsü’nde geliştirilen, doğal el hareketini taklit eden yenilikçi protez el. (İtalyan Teknoloji Enstitüsü)

Sistemin diğer protezler veya robotik uygulamalar için uyarlanabilirliğine ilişkin olarak ise Dr. Li, temel teknolojinin uzvun yapısına bağımlı olmadığını kaydetti. Görsel tanıma modellerinde yapılacak basit uyarlamalar ve uygun güç eşiklerinin ayarlanmasıyla, sistemin bacak veya kol protezlerine, hatta robot kollarına da uygulanabileceğini söyledi. Bu durumun, rehabilitasyon cihazları ve robotik teknolojiler için etkili ve düşük maliyetli çözümler sunarak, farklı alanlarda geniş uygulama imkânları yaratacağını ifade etti.

Paralel araştırma girişimleri

Bu gelişmeler, doğal hareketin daha hassas biçimde taklit edilmesini hedefleyen küresel araştırma çabalarıyla da örtüşüyor. Aralık 2025’te ABD’de Utah Üniversitesi’nden bir ekip, yapay zekâya dayalı ve basınç ile görsel sensörlerle donatılmış, “öz-düşünme” yeteneğine sahip akıllı bir protez el geliştirmeyi başardı. Sinir ağı kullanılarak farklı kavrama pozisyonlarıyla eğitilen bu el, her parmağın bağımsız ve kullanıcıyla eşzamanlı hareket etmesine olanak tanıyarak, günlük görevlerde gerekli zihinsel çabayı azalttı.

Ayrıca İtalya Teknoloji Enstitüsü ile Imperial College London’dan araştırmacılar, nöromüsküler uyum ve yumuşak robotik teknolojilere dayalı protez uzuvlar üzerinde çalışıyor. Haziran 2025’te ekip, iki hareket derecesine sahip yumuşak bir protez el tasarladı. Bu tasarım, çok parmaklı ve hassas kontrol gerektiren, geleneksel yöntemlerle mümkün olmayan karmaşık görevlerde umut verici sonuçlar ortaya koydu.

Temmuz 2024’te ise Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) araştırmacılar, protez bir bacak için gelişmiş bir sinirsel arayüz geliştirdi. Elektronik uzvun insan sinir sistemiyle doğrudan etkileşimini sağlayan bu arayüz, cerrahi olarak bağlanan kaslar ve sinir sinyallerini algılayan elektrotlara dayanıyor. Bu sayede kullanıcılar, motor ve duyusal kontrolü yeniden kazanarak yürüme hızında, kas gücünde ve farklı ortamlara uyumda kayda değer iyileşmeler elde etti.

Araştırmacılara göre, tüm bu gelişmeler, protez uzuvların geleceğinin; giderek daha akıllı, uyarlanabilir ve sinir sistemiyle bağlantılı sistemlere doğru ilerlediğini gösteriyor. Bu sistemler, biyolojik uzuvların performansına her geçen gün daha fazla yaklaşarak, kullanıcılara hareketin sadeliğini ve günlük yaşamda özgüveni yeniden kazandırmayı hedefliyor.