Rubio, Mısırlı mevkidaşına Hamas'ın Gazze'yi yönetmesini engellemek için iş birliği yapılması gerektiğini vurguladı

Üst düzey bir kaynak Trump'ın Sisi ile görüştüğünü yalanladı… Siyasi partiler ve sendikalar barışçıl protesto çağrısında bulundu

Filistinliler yıkılmış binalar arasında Gazze Şeridi'nin kuzeyine dönüyor, 27 Ocak 2025. (AP)
Filistinliler yıkılmış binalar arasında Gazze Şeridi'nin kuzeyine dönüyor, 27 Ocak 2025. (AP)
TT

Rubio, Mısırlı mevkidaşına Hamas'ın Gazze'yi yönetmesini engellemek için iş birliği yapılması gerektiğini vurguladı

Filistinliler yıkılmış binalar arasında Gazze Şeridi'nin kuzeyine dönüyor, 27 Ocak 2025. (AP)
Filistinliler yıkılmış binalar arasında Gazze Şeridi'nin kuzeyine dönüyor, 27 Ocak 2025. (AP)

ABD Dışişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati ile yaptığı telefon görüşmesinde, Hamas’ın Gazze Şeridi'ni yeniden yönetememesini sağlamanın önemli olduğunu söylediğini açıkladı. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump'ın Mısır ve Ürdün'e daha fazla Filistinli kabul etmelerini önermesinin ardından geldi.

Trump cumartesi günü yaptığı açıklamada, İsrail'in on binlerce kişinin ölümüne ve insani krize yol açtığı Gazze Şeridi'ni ‘temizleme’ planını dile getirerek, Filistinlilerin uzun süredir devam eden evlerinden sürülme korkularını yineledi. Rubio ile Abdulati arasındaki görüşmenin ardından dün yapılan ABD Dışişleri Bakanlığı açıklamasında Trump'ın önerisinden bahsedilmedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından dünkü görüşmenin ardından yapılan açıklamada, “Bakan Rubio, Hamas'ın sorumlu tutulmasının önemini vurguladı. Bakan ayrıca, Hamas'ın Gazze Şeridi'ni yönetememesini ya da İsrail'i tekrar tehdit edememesini sağlamak amacıyla çatışma sonrası planlamayı geliştirmek için yakın iş birliğinin önemine değindi” denildi.

Mısır, Filistinlilerin Gazze Şeridi'nden ‘göç ettirilmesi’ girişimlerine karşı tepkisini arttırdı. Üst düzey bir resmi kaynak, Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi'nin ABD'li mevkidaşı Donald Trump ile bu konuda temas kurduğunu yalanlarken, Mısır Parlamentosu, partilerin ve sendikaların protesto çağrılarıyla eş zamanlı olarak, Kahire'nin Filistin meselesindeki kararlı tutumunu açıklamak üzere uluslararası parlamentolarla iletişim kurmak için bir ‘entegre eylem planı’ açıkladı.

Abdulati, ‘yerinden edilmeyi reddetmek’ de dâhil olmak üzere ülkesinin Filistin meselesine ilişkin sabitelerini bir kez daha yineledi.

Cenevre'deki Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi oturumunda yaptığı konuşmada Abdulati, Mısır'ın ‘istikrarı tehdit edecek ve halklar arasında barış ve bir arada yaşama şansını baltalayacak şekilde halkların geçici ya da uzun vadeli olarak yerlerinden edilmesine ya da topraklarından sökülmesine yönelik tüm çabaları reddeden’ tutumunun ilkelerine bağlılığını vurguladı.

Trump'ın Sisi ile görüştüğü yalanlandı

Bu gelişme, Kahire el-İhbariyye televizyon kanalının dün üst düzey bir Mısırlı resmi kaynağa dayandırdığı ve bazı medya kuruluşlarının Sisi ile Trump arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştiği yönündeki haberleri yalanladığı bir döneme denk geldi.

Kaynak, Mısır Cumhurbaşkanı ile yapılan her telefon görüşmesinin ‘devlet başkanları ile yapılan uygulamaya göre duyurulduğunu’ vurguladı.

ABD medyası, Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilerin Kahire ve Amman'a yerleştirilmesi önerisiyle ilgili olarak Sisi ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile görüştüğünü söylediğini aktarmıştı. Medya kuruluşları, Trump'ın pazartesi akşamı konuyla ilgili olarak ‘Sisi ile konuştuğunu’ söylediğini aktardı. Ancak Trump, Mısır Cumhurbaşkanı'nın teklifine verdiği yanıttan bahsetmeyerek sadece şunları söyledi: “Bunu yapmasını çok isterim... Keşke bazılarını kabul etse... Biz onlara çok yardım ettik ve eminim o da bize yardım edecektir... O benim bir arkadaşım.”

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre Trump sözlerini şöyle sürdürdü: “Dedikleri gibi bu zor bir alan ama bence bunu yapacaktır. Ürdün Kralı'nın da bunu yapacağını düşünüyorum.”

Trump cumartesi akşamı, Gazzelilerin Mısır ve Ürdün'e yerleştirilmesi fikrini ortaya attı, ancak bu fikir Kahire, Ürdün ve Arap Birliği tarafından reddedildi.

Parlamento eylemi

Mısır Parlamentosu, Meclis Başkanı Hanefi Cibali başkanlığında Genel Komite tarafından düzenlenen toplantının ardından dün ‘Mısır'ın Filistin meselesine ilişkin kararlı duruşunu açıklamak üzere bölgesel ve uluslararası parlamentolarla iletişimi arttırmaya yönelik entegre bir eylem planı’ açıkladı.

Pazartesi günü X platformunda yayınlanan açıklamaya göre el-Ezher, Filistinlileri topraklarından sürmeye yönelik tüm plan ve girişimleri kategorik olarak reddettiğini duyurdu ve Gazze'nin ‘Filistin-Arap toprağı olduğunu ve öyle kalacağını’ vurguladı.

Mısırlı bir grup tanınmış şahsiyet ve aydın dün yayınladıkları bildiride, ‘Filistinlilerin Mısır ve Ürdün'e göç ettirilmesini reddettiklerini’ ifade ederek, “Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın bu konudaki açıklamasına tam destek verdiklerini” belirttiler.

“Mısır halkı ve liderliğinin Filistin davasının tasfiyesine katkıda bulunmayacağını, Filistinlilerin ülkelerinin dışına sürülmesini kabul etmeyeceğini ve yasal olarak kınanmış bir insanlık suçu olduğu için herhangi bir etnik temizlik eylemine katılmayacağını” vurguladılar.

Aralarında eski bakanların da bulunduğu imzacılar, ABD'ye ‘tarafsız bir arabulucu ve barış anlaşmalarının garantörü rolünü oynayabilecek dengeli ve adil bir tutum benimsemesi’ çağrısında bulundu.

Bildiriyi imzalayanlar arasında Amru Musa, Muhammed el-Arabi, Munir Fahri Abdunnur, Mustafa el-Feki, Abdulmunim Said, Husam Bedravi, Aliyüddin Hilal ve diğerleri yer aldı.

Barışçıl protesto çağrısı

Mısırlı muhalefet partilerinden oluşan Sivil Demokratik Hareket, Trump'ın planına karşı planlanan etkinlikleri görüşmek üzere dün akşam acil bir toplantı çağrısında bulundu. Söz konusu etkinlikler arasında ‘cumartesi günü Kahire'deki ABD büyükelçiliği önünde parti başkanları ve liderleri tarafından barışçıl bir protesto düzenlenmesi, Trump'ın planına karşı çıkan herkes için genel bir ulusal konferans düzenlenmesi ve Refah Sınır Kapısı’na halktan oluşan bir heyet eşliğinde Gazze'ye bir yardım konvoyu organize edilmesi’ yer alıyor.

xcdvfg
Mısır Kızılayı, Refah Sınır Kapısı üzerinden Gazze Şeridi’ne yardım ulaştırmaya devam ediyor. (Mısır Kızılayı)

Aralarında gazeteciler, avukatlar, doktorlar, mühendisler ve oyuncuların da bulunduğu on meslek örgütü pazartesi akşamı bir bildiri yayınlayarak, Trump'ın Filistinlilerin yerlerinden edilmesine ilişkin açıklamalarını reddettiklerini ve Mısır'ın yerlerinden edilmeyi reddeden tutumunu desteklediklerini açıkladı. Bildiride, “Gazze halkının kuzeye dönüşü, Filistin davasını tasfiye etme girişimlerine verilen en büyük yanıttır” denildi.

Bu arada Şarku’l Avsat'a bilgi veren kaynaklar ‘siyasi partiler ve sendikaların önümüzdeki cuma günü Refah Sınır Kapısı önünde bir protesto gösterisi düzenlemeye hazırlandığını’ belirtti.

Mısırlı Kabileler ve Aileler Birliği üyesi Fayiz Ebu Harb Facebook hesabında şunları yazdı: “Önümüzdeki cuma günü Mısır halkı ayağa kalkacak, Gazze halkının yerinden edilmesini reddettiğini ifade edecek ve Refah Sınır Kapısı’nda nöbet tutacak.”

Mısırlı Kabileler ve Aileler Birliği pazartesi günü bir açıklama yayınlayarak, Trump'ın açıklamalarını reddettiğini ve Mısır'ın yerinden edilmeyi reddeden tutumunu desteklediğini ifade etti. Henüz kuruluş aşamasında olan Ulusal Cephe Partisi de benzer bir açıklama yayınladı.

‘Halk seferberliği’

Kahire Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi profesörü olan Tarık Fehmi, ‘yerinden edilmeye karşı bu halk seferberliğinin iç cephenin uyumunu güçlendirmek ve siyasi liderlik etrafında toplandığını teyit etmek açısından’ önemini vurguladı.

Şarku’l Avsat'a konuşan Fehmi, ‘açıklamaların ABD Başkanı tarafından yapıldığını, bunun sadece teorik bir proje ya da plan olmadığını, dolayısıyla ciddiyetle ele alınması gerektiğini’ söyledi.

zxscdfrg
Mısır ve Gazze Şeridi arasındaki Philadelphia Koridoru boyunca İsrail bombardımanı nedeniyle yerinden edilen Filistinliler (Arşiv - AP)

“Mısır'ın durumu düzenlemek ve yerinden etme planlarına karşı konumunu güçlendirmek için iyi bir fırsatı var. Bunu da lobiciler ya da düşünce kuruluşları düzeyinde iletişim kurarak, siyasi pozisyonları destekleyecek stratejik bir zemin inşa ederek yapabilir. ABD sadece Trump'tan ibaret değildir” ifadelerini kullanan Fehmi, ‘bunun bir krize girmek ya da ABD Başkanı’yla çelişmek anlamına gelmediğine’ dikkat çekti.

Mısır eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Haridi ise “Trump'ın bir fikri var ve bunu tekrarlamasından bu konuda ciddi olduğu anlaşılıyor. Bu önerinin kökleri yeni ABD yönetimine dayanıyor gibi görünüyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat'a konuşan Haridi, “Mısır, Trump'ın önerileri konusundaki tutumunu net bir şekilde ortaya koydu” dedi. Haridi, Mısır'ın hem ABD hem de İsrail ile ilişkilerinin önümüzdeki dönemde etkileneceği uyarısında bulundu.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.