Ortadoğu liderlerine mesaj: Talih cesurlardan yanadır

Eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı, Trump'ın bölgedeki politikasını ve İsrail ve İran ile ilişkilerini şekillendirecek faktörleri yazıyor

Bolton, en belirgin belirsizliklerden birinin Trump'ın kendisi olabileceğini söylüyor (AP)
Bolton, en belirgin belirsizliklerden birinin Trump'ın kendisi olabileceğini söylüyor (AP)
TT

Ortadoğu liderlerine mesaj: Talih cesurlardan yanadır

Bolton, en belirgin belirsizliklerden birinin Trump'ın kendisi olabileceğini söylüyor (AP)
Bolton, en belirgin belirsizliklerden birinin Trump'ın kendisi olabileceğini söylüyor (AP)

John Bolton

Ortadoğu bölgesi bugünlerde hızlı ve benzeri görülmemiş dönüşümlere sahne oluyor ve Suriye'de uzun süredir beklenen Beşşar Esed rejiminin yıkılması bu büyük değişimlerin en son kanıtı olarak karşımıza çıkıyor. Aynı zamanda 20 Ocak'ta Donald Trump'ın ABD Başkanı olarak göreve başlamasının da bu gelişmelere ivme kazandırması bekleniyor. Ancak şu anda en önemli soru, bölgede kalıcı barış ve istikrarın sağlanması için ana aktörlerin şu anda mevcut olan fırsatları, bu fırsatlar boşa gitmeden değerlendirip değerlendiremeyecekleridir. Sahneyi çevreleyen karmaşık ve belirsiz meydan okumalara rağmen, liderlerin hâlâ “talih cesurlardan yanadır” diyen antik Roma bilgeliğinden ilham alması gerekiyor.

Belirsizliğin en belirgin yönlerinden birinin Trump'ın kendisi tarafından temsil ediliyor olması dikkat çekicidir. Bunun nedeni de kendisinin ilk döneminde yaygın olarak İsrail'in sarsılmaz bir destekçisi olarak görülmesidir. ABD Büyükelçiliğini Kudüs'e taşıma kararı ve İsrail'in Golan Tepeleri'ndeki tartışmalı bölgeler üzerindeki egemenliğini tanıması bunu açıkça ortaya koydu. Ancak bu yaklaşımın ikinci dönemde de mutlaka tekrarlanacağını varsaymak yanlış olur.

Mesela Trump'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya bakışı bazılarımızın beklediğinden çok daha fazla eleştiri taşıyor. Trump'ın, Başkan Joe Biden'ı 2020 başkanlık seçimlerindeki zaferinden dolayı tebrik eden Netanyahu'ya duyduğu öfkeyi dile getirmesiyle bu daha da netleşti. Netanyahu’nun Biden’ı tebrik etmesi, dünyanın büyük bir kısmı için normal ve önemsiz görünse de Trump'ın ABD seçimlerinin “Demokratlar” tarafından kendisinden çalındığı fikrini yayma konusundaki ısrarıyla çelişiyordu. Netanyahu böyle yaparak seçimlerin çalındığı anlatısını çürütmüştü. Dahası Trump daha önce bir röportajında, ​​Filistin Ulusal Otoritesi Başkanı Mahmud Abbas'ın barış için Netanyahu'dan daha büyük bir istek gösterdiğine inandığını belirtmişti; bu, İsrail liderine güven duyulduğunu yansıtmıyor. Ayrıca Trump'tan çok daha zeki olan İsrail Başbakanı'nın siyasi zekası da Amerikan Başkanı'nın egosunu kışkırtabilir ve aralarındaki gerilimi tırmandıracak ilave bir neden olabilir.

Aslına bakılırsa Trump'ın İran'daki Ayetullahlar ile bile olsa anlaşma yapma ve her konuyu müzakere etme takıntısı, Ortadoğu'ya yönelik politikasında en etkili unsur haline gelebilir. “The Room Where It Happened” adlı kitabımda da bahsettiğim gibi Trump, Ağustos 2019'da Fransa'nın Biarritz kentinde düzenlenen “G7” zirvesi sırasında dönemin İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ile bir toplantı yapmak üzereydi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Trump'a gelişinin ardından böyle bir toplantı düzenleme fikrini sunmuştu ve Trump başlangıçta bunu kabul etmeye meyilliydi. Jared Kushner ve Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Mick Mulvaney ile Trump’ın kaldığı otel odasında yapılan istişareler sırasında, bu toplantıya şiddetle karşı çıktım. Sonunda Trump Zarif ile görüşmemeye karar verdi, ancak toplantı - Wellington Dükü'nün Napolyon'un Waterloo'daki yenilgisini tanımladığı gibi – “inanılmaz bir şekilde gerçekleşmek üzere olan bir şeydi.”

Bu noktada, Joe Biden'ın Hamas ile İsrail arasında ateşkes anlaşmasına varılması ve rehinelerin serbest bırakılması amacıyla arabuluculuk yapma yönündeki uzun süreli çabalarına Trump'ın göreve başlamadan önce yaptığı ilginç müdahaleye dikkat çekmekte fayda var. Yedi ay süren başarısız müzakerelerin ardından Trump'ın İsrail'e uyguladığı baskı, Netanyahu'nun sonunda Biden'ın önerisini kabul etmesine ya da en azından ilk aşamasını kabul etmesine yol açtı. Trump’ın rehinelerin serbest bırakılması konusunda kendisine pay çıkarmak istemesi, İran'ın 1979 İslam Devrimi sırasında Tahran'daki Amerikan büyükelçiliğinde rehin tuttuğu Amerikalı diplomatları serbest bıraktığı Ronald Reagan'ın başkanlığının ilk günlerini hatırlattı. Hal böyle olunca Biden'ın başarısız olduğu bu çabada Trump'ın başarılı olduğu söylenebilir. Ancak Başkanın, Biden'ın planının başka belirsiz aşamalar ile sonraki durakların yanı sıra ilk aşamanın başarıyla tamamlanmasıyla ilgili olasılıkları da içerdiğinin farkında olup olmadığı henüz belirsizliğini koruyor.

Fakat beklenmedik bir şekilde, Trump'ın göreve başlamasından önce ve sonra, Gazze Şeridi'ndeki savaşın çoktan sona erdiğine inanıyor olabileceğine dair işaretler ortaya çıktı. Bu bağlamda, Başkanının ailesinin yakın dostu ve şu anda Ortadoğu'da Başkanın Özel Temsilcisi olarak görev yapan Steve Witkoff, Biden’ın anlaşmasının İsrail ile Hamas arasındaki müzakerelerin devamına odaklanan ikinci aşamasının derhal ve gecikmeden başlaması gerektiğini vurguladı. Bunun İsrail'in beklentileriyle uyumlu olması ise pek olası değil. Buna ek olarak Witkoff'un sınırlı deneyiminin yanı sıra Trump'ın “ne pahasına olursa olsun anlaşma” peşinde koşma yaklaşımını benimsemesi, kamuoyuna yaptığı naif ve basit görülebilecek açıklamaları, İsrail'in tutumunu daha kompleks hale getirecek ve kısa vadede olumsuz etkileyecektir. Şu ana kadar Witkoff'un çabalarından memnun görünen Trump, şu anda belirsizliğini korusa ya da doğrulanmamış olsa da İran ile ilgili dosyalarla ilgilenme görevini de ona vermeyi düşünebilir. Hem Trump hem de Witkoff, İran'ın nükleer programının oluşturduğu tehdit karşısında diplomatik seçenekleri takip etmeye destek verdiklerini ifade etti.

Eğer bu bilgiler doğruysa, İsrail Başbakanını büyük bir stratejik ikilemle karşı karşıya bırakıyor, zira bu anın, İran'ın nükleer silah ve balistik füze programlarını çökertmek için hem İsrail hem de ABD için en iyi fırsatı temsil ettiği vurgulanabilir. Nitekim İsrail daha önce İran'ın füze üretim tesislerine ciddi hasar vermiş ve silah alanında kullanılabilecek yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum ile bağlantılı en az bir tesisi yerle bir etmişti. Ayrıca İran'ın Rusya'dan temin ettiği gelişmiş S-300 hava savunma sistemlerini de etkisiz hale getirmeyi başarmıştı. Beşşar Esed'in devrilmesinin ardından Suriye'de devam eden saldırılar, İsrail'in İran'a doğrudan erişimini sağlayacak bir hava koridorunun açılmasına yol açtı.

Ancak bölgede hâlâ buna karşı engeller mevcut; bunlardan en önemlisi,hem İran hem de Hizbullah'ta İsrail'e karşı misilleme saldırıları düzenleme ve hatta Netanyahu'nun seçeneklerini sınırlamak için önleyici bir saldırı gerçekleştirme tehdidi oluşturan balistik füze stoklarının varlığıdır. Aynı zamanda İsrail, Ürdün ve komşu Arap ülkeleri, Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) terör örgütünün liderliğindeki Şam'daki mevcut rejime karşı dikkatli davranmalılar. Bu örgütün lideri Ahmed eş-Şara, askeri unvanından vazgeçme ve askeri üniformasını takım elbise ve kravatlarla değiştirme yoluna giderek, kendisini Suriye'de sorumlu ve istikrarlı bir hükümet kurmaya çalışan biri olarak sunmaya çalışıyor. Ancak bu dönüşümün ne kadar inandırıcı olduğu ve Türkiye'nin Suriye ve bölgedeki emelleri belirsizliğini koruyor. Raporlar, Biden yönetiminin HTŞ ile DEAŞ’a ilişkin istihbarat alışverişinde bulunacak kadar ileri gittiğini gösteriyor, ancak Trump'ın bu tehlikeli fiile devam edip etmeyeceği bilinmiyor.

Ancak inkar edilemeyecek bir husus var ki, o da İran'ın nükleer ve füze kapasitesi en zayıf seviyedeyken ve her zamankinden daha fazla tehdit altındayken, yeni Trump yönetimi gelecekteki yönelimleri konusunda kararsız görünüyor. İlk dönemi de ikinci döneminin neler getirebileceğine dair çok az fikir sunuyor. Şu ana kadar bu konuda kapsamlı bir Trump stratejisi yok, çünkü büyük stratejiler formüle etmek onun mutat tarzının bir parçası değil. Onun yaklaşımı temel ve kapsamlı olarak anlaşmalara ve büyük ölçüde doğaçlamaya dayanır. Trump kararlarını sıklıkla gördüğü son danışmanın veya dikkatini çeken bir kişinin görüşüne dayanarak alır. Bu faktörler hep birlikte muhtemelen ABD'nin Ortadoğu'daki politikasının gelecekteki gerçek seyrini belirleyecektir.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                       



Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
TT

Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)

Bir anarşist grup dün yaptığı açıklamada, cumartesi günü Kuzey İtalya'daki demiryolu altyapısına zarar vererek Kış Olimpiyatları'nın ilk gününde tren seferlerini aksattığını iddia etti.

Polis, cumartesi sabahı erken saatlerde farklı noktalarda üç ayrı olay yaşandığını ve özellikle Bologna çevresinde yüksek hızlı ve diğer tren seferlerinde iki buçuk saate varan gecikmelere neden olduğunu bildirdi. Olaylarda kimse yaralanmadı ve trenlerde hasar meydana gelmedi.

Anarşist grup, internette dolaşan açıklamada, Başbakan Georgia Meloni hükümetinin gösterilere yönelik baskısının sokak çatışmalarını "boşa" çıkardığını, bu nedenle başka protesto biçimleri bulmak zorunda kaldıklarını belirtti.

İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Bu nedenle, sonraki aşamalarda hayatta kalabilmek için gizli ve merkezi olmayan çatışma yöntemleri benimsemek, cepheleri genişletmek ve öz savunma ile sabotaja başvurmak gerekli görünmektedir."

Polis henüz açıklamayla ilgili bir yorum yapmadı. Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, anarşist grubun peşine düşeceğine söz verdi. Aynı zamanda ulaştırma bakanı olan Salvini, X platformunda şunları yazdı: "Bu suçluları yakalamak ve nerede olurlarsa olsunlar ortadan kaldırmak, hapse atmak ve onları savunanlarla yüzleşmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız."

Anarşist grup, Olimpiyatları "milliyetçiliğin yüceltilmesi" olarak kınadı ve etkinliğin kalabalık kontrolü ve gözetim yöntemleri için bir "test alanı" sağladığını belirtti. Meloni, pazar günü protestocuları ve vandalları kınayarak, onları "İtalya'nın düşmanları" olarak nitelendirdi.


Hamaney: Protestolar, Amerika ve İsrail tarafından planlanan bir darbe girişimidir

Hamaney, devrimin yıldönümü vesilesiyle dün ayakta durarak televizyondan yaptığı konuşmada İran halkına hitap etti (Yüksek Liderin internet sitesi)
Hamaney, devrimin yıldönümü vesilesiyle dün ayakta durarak televizyondan yaptığı konuşmada İran halkına hitap etti (Yüksek Liderin internet sitesi)
TT

Hamaney: Protestolar, Amerika ve İsrail tarafından planlanan bir darbe girişimidir

Hamaney, devrimin yıldönümü vesilesiyle dün ayakta durarak televizyondan yaptığı konuşmada İran halkına hitap etti (Yüksek Liderin internet sitesi)
Hamaney, devrimin yıldönümü vesilesiyle dün ayakta durarak televizyondan yaptığı konuşmada İran halkına hitap etti (Yüksek Liderin internet sitesi)

İran'ın dini lideri Ali Hamaney, ülkedeki son protestoların Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından düzenlenen bir darbe girişimi olduğunu söyledi.

Televizyonda yayınlanan konuşmasında Hamaney, yaşananların "kendiliğinden gelişen protestolar değil, ülkenin yönetimindeki hassas noktaları hedef almak amacıyla yapılmış bir Amerikan-Siyonist komplosu" olduğunu ifade etti.

Hamaney'in konuşması, ocak ayındaki protestolar hakkındaki tutumları nedeniyle "Reform Cephesi" lideri Azer Mansuri'nin yanı sıra parlamenterler ve eski yetkililer de dahil olmak üzere önde gelen reformcu isimleri hedef alan bir gözaltı dalgasıyla eş zamanlı olarak geldi.

Diğer yandan, Ermenistan'ın başkenti Erivan'da konuşan ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran'la yapılacak herhangi bir müzakerede "kırmızı çizgileri" belirleyecek "tek kişinin" Başkan Donald Trump olduğunu söyledi.


Brad Pitt'in yeni Netflix filmi sosyal medyayı karıştırdı

62 yaşındaki Brad Pitt, kendisine En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandıran dublör Cliff Booth rolüne bu yıl izleyiciyle buluşacak filmle geri dönüyor (Sony Pictures Releasing)
62 yaşındaki Brad Pitt, kendisine En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandıran dublör Cliff Booth rolüne bu yıl izleyiciyle buluşacak filmle geri dönüyor (Sony Pictures Releasing)
TT

Brad Pitt'in yeni Netflix filmi sosyal medyayı karıştırdı

62 yaşındaki Brad Pitt, kendisine En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandıran dublör Cliff Booth rolüne bu yıl izleyiciyle buluşacak filmle geri dönüyor (Sony Pictures Releasing)
62 yaşındaki Brad Pitt, kendisine En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandıran dublör Cliff Booth rolüne bu yıl izleyiciyle buluşacak filmle geri dönüyor (Sony Pictures Releasing)

Netflix, Super Bowl sırasında sürpriz bir "ilk bakış" videosu yayımlayarak Brad Pitt'in dublör Cliff Booth rolüne The Adventures of Cliff Booth'ta geri döndüğünü gösterdi. Yapım, Bir Zamanlar… Hollywood'da (Once Upon a Time... in Hollywood) evreninde geçen yeni bir film.

Kısa tanıtım, retro bir müzik eşliğinde Cliff'in bir barda keyif yaptığı, bir film setinin perde arkasında dolaştığı ve toprak pistte bir yarış arabasının direksiyonunda görüldüğü sahnelerden oluşuyor. 

Video, dublörün dizini buzlayıp Elizabeth Debicki ve Yahya Abdul-Mateen II’nin canlandırdığı karakterlerle tanışmasıyla açılıyor; ikili, gösterişli "eski Hollywood" tarzı kıyafetler içinde. Tanıtım boyunca çıplaklık, sigara, orta parmak, silahlar ve küfürlü replikler kısa kısa beliriyor; görüntüler, "şakacı" bir sansür numarasıyla anlık olarak kapatılıyor.

Finalde ise Cliff'in masasının üzerine bir Oscar koyduğu bir plan var. Bu da Pitt'in, Bir Zamanlar… Hollywood'da filmindeki rolüyle kazandığı ilk oyunculuk Oscar'ına gönderme diye yorumlandı.

Pitt'in canlandırdığı "havalı ve karizmatik" dublör Cliff Booth'u ilk kez 2019'da filmde tanımıştık.

Devam filminde yönetmen koltuğunda David Fincher oturuyor. Senaryoyu Quentin Tarantino kaleme aldı ancak yönetmenliği Fincher'a bıraktı. Tarantino'nun ise hâlâ çekmek istediği 10. ve "son" film projesi üzerinde çalıştığı belirtiliyor. 

Fincher'ın Netflix'le ilişkisi Mindhunter dönemine uzanıyor. Yönetmenin platform için çektiği The Killer ve Mank de bu ortaklığın son örnekleri.

Super Bowl'u evde izleyenler ise, tanıtımda filmin adının hiç görünmemesiyle şaşkınlık yaşadı. Sosyal medyada bir kullanıcı "O Brad Pitt'li fragman da neyin nesiydi, biri açıklasın" derken, bir başkası şöyle yazdı: 

Brad Pitt'li Netflix filminin adını öğrenmemize resmen izin yok mu?

Başka bir kullanıcı ise Netflix'in filmin ismini bilinçli olarak vermediğini, insanların internette aratmasını sağlamak istediğini savundu.

Bir Zamanlar… Hollywood'da, 1969'da Charles Manson tarikatı mensuplarının Sharon Tate ve arkadaşlarını öldürdüğü geceyi "alternatif tarih" kurgusuyla yeniden yazmış; Cliff Booth'la yakın arkadaşı, Rick Dalton saldırganları durdurup öldürmüştü. 

The Adventures of Cliff Booth'un hikayesi 1970'lerde geçecek. Dalton'ı canlandıran Leonardo DiCaprio'nun bu devam filminde geri dönmesi beklenmiyor. 

Cliff Booth'a; Scott Caan, Elizabeth Debicki, Yahya Abdul-Mateen II, Carla Gugino ve Holt McCallany'nin canlandırdığı yeni karakterlerin eşlik edeceği açıklandı. Ayrıca Timothy Olyphant'ın, ilk filmdeki James Stacy rolüyle geri döneceği de doğrulandı.

Independent Türkçe, Variety, Mirror