Esrarın, kritik bir hafıza becerisine verdiği hasar tespit edildi

Bilim insanları uzun süre esrar kullanan kişilerin, bıraktıktan sonra bilişsel becerilerinin eski haline dönüp dönmediğini anlamaya çalışıyor (Matias Baglietto/Reuters)
Bilim insanları uzun süre esrar kullanan kişilerin, bıraktıktan sonra bilişsel becerilerinin eski haline dönüp dönmediğini anlamaya çalışıyor (Matias Baglietto/Reuters)
TT

Esrarın, kritik bir hafıza becerisine verdiği hasar tespit edildi

Bilim insanları uzun süre esrar kullanan kişilerin, bıraktıktan sonra bilişsel becerilerinin eski haline dönüp dönmediğini anlamaya çalışıyor (Matias Baglietto/Reuters)
Bilim insanları uzun süre esrar kullanan kişilerin, bıraktıktan sonra bilişsel becerilerinin eski haline dönüp dönmediğini anlamaya çalışıyor (Matias Baglietto/Reuters)

Bilim insanları "bugüne kadarki en kapsamlı çalışmayı" yürüterek esrar tüketiminin, kritik önemdeki çalışma belleğine zarar verdiğini tespit etti.

Çalışma belleği, bir problem üzerinde çalışırken bilgiyi zihinde tutma ve kullanma becerisini ifade ediyor.

Colorado Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Joshua Gowin, trafikte araba kullanırken kör noktayı kontrol etmenin buna örnek olarak verilebileceğini söylüyor:

Önünüze dönünce, şerit değiştirmek isteyip istemediğinize dair iyi bir karar vermek için kör noktada ne gördüğünüzü hatırlamanız gerekiyor.

Çalışma belleğinin zarar görmesi bu bilgileri hatırlamayı zorlaştırdığı için ciddi tehlikeler yaratabilir. 

Gowin ve ekip arkadaşları esrar tüketiminin bilişsel becerileri nasıl etkilediğini görmek için kapsamlı bir çalışma yürüttü ve bulgularını hakemli dergi JAMA Network Open'da dün (28 Ocak) yayımladı.

Araştırmacılar, esrarla beyin fonksiyonları ilişkisini incelemek için kullanılan en büyük veri setini içerdiğini söyledikleri çalışmada, 2012-2015 döneminde yaklaşık bin kişiyi testlerden geçirdi.

Yaşları 22'yle 36 arasında katılımcılar eskiden veya çalışma sırasında esrar kullanmış kişilerdi. Hayatları boyunca en az bin kez esrar tüketenler ağır ve 10 ila 999 kez tüketenler orta seviye kullanıcı diye tanımlandı. 10 seferden az tüketenler esrar kullanmayanlar olarak kabul edildi.

Katılımcılardan idrar örneği alan araştırmacılar, bu sayede en son ne zaman esrar kullandıklarını belirledi. 

Ardından katılımcılar bilişsel becerilerini ölçen 7 ayrı testten geçirildi. Bu testlerde çalışma belleğinin yanı sıra duygusal tepkiler, dil ve motor becerileri gibi işlevler değerlendirildi. 

Araştırmacılar esrar kullanımının beynin karar verme, hafıza, dikkat ve duygusal işlemlerden sorumlu bölgelerindeki beyin aktivitesini azalttığını tespit etti. Ancak istatistiksel açıdan kayda değer tek bulgu, çalışma belleğinin etkilenmesiydi.

Ağır kullanıcıların yüzde 63'ü ve kısa süre önce esrar tüketenlerin yüzde 68'inin beyin aktivitesinin, çalışma belleği testleri sırasında düştüğü kaydedildi.

Gowin, "Diğer yandan kısa süre önce kullananlarla kronik kullanıcıları karşılaştırdığımızda, çalışma belleğiyle ilgili sorunlar ikinci grupta daha baskındı" diyor.

Bu grubun beyin aktivitesinde hiç kullanmayanlara kıyasla yüzde 14 azalma kaydedildi. 

Bilim insanları bulguların alkol tüketimiyle açıklanmadığını da ifade ediyor. 

Yeni araştırma doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurmasa da uzun vadeli esrar kullanımının hafıza üzerindeki etkilerine dair teorilere kanıt sunması açısından önem arz ediyor.

Diğer yandan ağır kullanıcıların esrarı bıraktıktan sonra çalışma belleğinin toparlanıp toparlanmayacağı sorusuna cevap vermiyor.

Gowin bazı araştırmalarda esrarı bırakan kişilerin bir ay içinde hafıza becerilerinin bir kısmını geri kazandığına dair bulgular edinildiğini söylüyor. Ancak daha fazla çalışma yapılması gerektiğini de belirtiyor.

"Esrarın beyni nasıl etkilediğine ilişkin hâlâ yanıtlamamız gereken pek çok soru var" diyerek ekliyor:

Esrar kullanımının beyin fonksiyonlarını doğrudan değiştirip değiştirmediğini, bu etkilerin ne kadar sürdüğünü ve farklı yaş grupları üzerindeki etkisini anlamak için geniş çaplı, uzun vadeli çalışmalara ihtiyaç var.

Independent Türkçe, IFLScience, CNN, JAMA Network Open



Oscar ödüllü Nicole Kidman ve Jamie Lee Curtis’ten yeni suç serisi: Scarpetta

Diziye adını veren Scarpetta'yı canlandıran 58 yaşındaki Nicole Kidman, Saatler'deki (The Hours) performansıyla 2003'te Oscar'a uzanmıştı (Amazon Prime Video)
Diziye adını veren Scarpetta'yı canlandıran 58 yaşındaki Nicole Kidman, Saatler'deki (The Hours) performansıyla 2003'te Oscar'a uzanmıştı (Amazon Prime Video)
TT

Oscar ödüllü Nicole Kidman ve Jamie Lee Curtis’ten yeni suç serisi: Scarpetta

Diziye adını veren Scarpetta'yı canlandıran 58 yaşındaki Nicole Kidman, Saatler'deki (The Hours) performansıyla 2003'te Oscar'a uzanmıştı (Amazon Prime Video)
Diziye adını veren Scarpetta'yı canlandıran 58 yaşındaki Nicole Kidman, Saatler'deki (The Hours) performansıyla 2003'te Oscar'a uzanmıştı (Amazon Prime Video)

Nicole Kidman, Amazon imzalı Scarpetta dizisinin yeni fragmanında Kay Scarpetta rolüyle yeniden izleyicinin karşısına çıkıyor. Dizi, 11 Mart'ta Prime Video'da yayına girecek.

Gerilim dozu yüksek suç dizisi, yetenekli Dr. Kay Scarpetta'nın bir seri katilin izini sürmesini konu ediniyor.

Dizinin resmi tanıtım metninde şu ifadeler yer alıyor:

Usta elleri ve sarsıcı bakışıyla, tavizsiz adli tabip Kay Scarpetta, kurbanların sesi olmaya, bir seri katilin maskesini düşürmeye ve 28 yıl önce kariyerini şekillendiren davanın aynı zamanda kendi sonunu hazırlamadığını kanıtlamaya kararlı.

Yapımda Kidman'a Scarpetta'nın ablası Dorothy Farinelli'yi canlandıran Oscar ödüllü Jamie Lee Curtis eşlik ediyor. 

Kadroda ayrıca Dedektif Pete Marino rolünde Bobby Cannavale, FBI profil uzmanı Benton Wesley'yi canlandıran Simon Baker ve teknoloji meraklısı Lucy Watson'ı oynayan Ariana DeBose bulunuyor.

Hikaye iki zaman diliminde ilerlerken karakterlerin gençlik hallerine Rosy McEwen, Amanda Righetti, Jake Cannavale ve Hunter Parrish hayat veriyor.

1990'da okurla buluşan Kay Scarpetta hikayesi, bugüne kadar dünya genelinde 120 milyonun üzerinde satışa ulaştı.

Dizi, 1990'larda baş adli tıp uzmanı olarak görev yapan Scarpetta'nın yıllar sonra memleketine geri dönüp aynı görevi üstlenmesi ve vahşi bir cinayeti soruşturmasını merkezine alıyor. 

Resmi özetine göre dizi, Scarpetta'nın adalet arayışını, karmaşık aile ilişkilerini, kişisel ve profesyonel hesaplaşmalarını ve tüm kariyerini sarsabilecek sırlarla yüzleşmesini izliyor.

Liz Sarnoff, dizi sorumlusu görevini üstlenirken Kidman ve Curtis'le birlikte yönetici yapımcı olarak projede yer alıyor.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, TV Insider


Zaman Nolan’ı haklı çıkardı: Tartışmalı filmi 12 yılda nasıl modern bir klasiğe dönüştü?

48 yaşındaki Oscarlı yıldız Jessica Chastain, Yıldızlararası'nda başta bir erkek karakter olarak yazılan Murphy Cooper'ı canlandırmıştı (Warner Bros. Pictures)
48 yaşındaki Oscarlı yıldız Jessica Chastain, Yıldızlararası'nda başta bir erkek karakter olarak yazılan Murphy Cooper'ı canlandırmıştı (Warner Bros. Pictures)
TT

Zaman Nolan’ı haklı çıkardı: Tartışmalı filmi 12 yılda nasıl modern bir klasiğe dönüştü?

48 yaşındaki Oscarlı yıldız Jessica Chastain, Yıldızlararası'nda başta bir erkek karakter olarak yazılan Murphy Cooper'ı canlandırmıştı (Warner Bros. Pictures)
48 yaşındaki Oscarlı yıldız Jessica Chastain, Yıldızlararası'nda başta bir erkek karakter olarak yazılan Murphy Cooper'ı canlandırmıştı (Warner Bros. Pictures)

Christopher Nolan'ın Yıldızlararası (Interstellar) filmi, gösterime girdiğinde yönetmenin en çok tartışılan yapımlarından biri olmuş, eleştirmenler ve izleyicilerden hem olumlu hem de olumsuz tepkiler almıştı. 

Aradan 12 yıl geçtikten sonra Nolan, filmin zaman içindeki itibar dönüşümünü ve bugün birçok kişi tarafından "kıymeti geç anlaşılmış modern bir klasik" diye görülmesini değerlendirdi.

55 yaşındaki yönetmen, oyuncu Timothée Chalamet'yle Variety için yaptığı söyleşide, filmin ilk karşılanışını "biraz muğlak" diye niteledi. 

"Eleştirmenlerin bir kısmı filme burun kıvırdı, benzer bir mesafe izleyicinin bir bölümünde de vardı" diyen Nolan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Özellikle dünya genelinde gişede çok iyi iş yaptı. Ama sanki tam olarak karşılık bulmadı... Bunu söylemek kibirli kaçacak ama, benden böyle bir şey görmeye 'hazır değillerdi'.

Nolan, Yıldızlararası'nı hiç beğenmeyenlere karşı bir kırgınlık taşımadığını da vurguladı. Yönetmene göre bir filmin izleyicide olumlu ya da olumsuz, yoğun bir duygu uyandırması umursamaz bir tepkiden daha değerli.

Nolan, "Yıllarca bir yerde beni görüp yanıma geldiklerinde hep Kara Şövalye'den (Dark Knight) bahsederlerdi. Ama son 10 yılda bu, Yıldızlararası'na dönüştü. Bu harika bir şey" dedi. 

İki yıl önce filmi yeniden gösterime soktuk ve 5 milyon dolar kazandı. Yakaladığı başarı inanılmaz. Bu çok ödüllendirici. Yönetmenlikte tuhaf olan şeylerden biri şu: Bir projeye takıntılı biçimde gömülüyorsunuz. Alabileceğiniz en kötü tepki de insanların 'Eh, fena değil. İdare eder' demesi. Neredeyse şunu tercih edersiniz: Ya tutkuyla nefret etsinler ya da tutkuyla, takıntılı bir şekilde aşık olsunlar.

Nolan, filmin vizyona girdiği ilk dönemde Yıldızlararası'ndan kişisel olarak etkilendiğini söyleyen insanlarla karşılaşmanın kendisini teselli ettiğini belirtti. Yine de filmin zamanının ilerisinde kalmış olabileceğini kabul ediyor.

Sözlerine "Bu ölçekte bir film yaptığınızda..." diye başlayan Nolan, şöyle devam ediyor: 

Filmi tamamladığımız dönemde yaptığımız her gösterimde mutlaka biri gözyaşları içinde olur, çok derinden etkilenirdi. Bu yeter. Kültürün bir şeyi hemen benimsemesini isteyemezsiniz. Bu fazla beklenti olur.

Yönetmen sözlerini şöyle sürdürdü: 

Filme gerçekten derin bir şekilde bağ kuran insanlarla konuştuğunuzda, orada olduğunu anlarsınız. İşinizi yapmışsınızdır. Gerisi zamanın ruhuyla ve sizin onun içinde nereye oturduğunuzla ilgili.

Independent Türkçe, Variety, GamesRadar


307 milyon yıllık fosil, otçul beslenmenin tarihine ışık tuttu

Tyrannoroter heberti'nin yuva kazan hayvanlardan olduğu düşünülüyor (Hannah Fredd)
Tyrannoroter heberti'nin yuva kazan hayvanlardan olduğu düşünülüyor (Hannah Fredd)
TT

307 milyon yıllık fosil, otçul beslenmenin tarihine ışık tuttu

Tyrannoroter heberti'nin yuva kazan hayvanlardan olduğu düşünülüyor (Hannah Fredd)
Tyrannoroter heberti'nin yuva kazan hayvanlardan olduğu düşünülüyor (Hannah Fredd)

307 milyon yıllık kafatası fosilini inceleyen bilim insanları, karada yaşayan ve bitkiyle beslenen en eski omurgalı hayvanlardan birini keşfetti.

İlk omurgalılar yaklaşık 370 milyon yıl önce sudan çıktığında, bitkiler yaklaşık 100 milyon yıldır karada yaşıyordu.

Milyonlarca yıl etle beslenen bu hayvanlar, zamanla bitkilere yöneldi. 

Şikago'daki Field Müzesi'nden evrimsel biyolog Arjan Mann ve ekibi, Tyrannoroter heberti adını verdikleri yeni bir türün bu geçişi yapan ilk hayvanlardan biri olduğunu tespit etti.

Yaklaşık 358 milyon yıl önce başlayıp 299 milyon yıl önce sona eren Karbonifer Dönemi'nde yaşayan bu tür, karada yaşayan 4 ayaklı tetrapodların ilk üyelerindendi. Tetrapodlar, bugünkü amfibiler, sürüngenler, memeliler ve kuşların atasıydı.

Bilim insanları, T. heberti'nin kafatasını Kanada'nın Yeni İskoçya (Nova Scotia) eyaletindeki fosilleşmiş bir ağaç kütüğünün içinde buldu. 

Kafatası sadece 10 santimetre olan hayvanın boyunun 25 santimetreyi aşmadığı tahmin ediliyor.

Araştırmacılar bilgisayarlı tomografiyle T. heberti'nin kafatasını ve dişlerini inceleyerek nasıl beslendiğini saptadı.

Bulguları hakemli dergi Nature Ecology & Evolution'da dün (10 Şubat) yayımlanan çalışmaya göre T. heberti'nin dişleri, böcek ve eklembacaklılarla beslenen hayvanlarla benzerlik gösteriyordu.

Ayrıca damağında ve alt çenesinde, daha sonraki dinozor gibi otçullarda da görülen ve sert bitki parçalarını öğütmeye yarayan plakalar vardı.

Mann "Bu, bitkilerle beslendiği bilinen en eski 4 ayaklı hayvanlardan biri" diyerek ekliyor: 

Bu son derece önemli çünkü bugün karşılaştığımız (otoburların hakimiyetindeki) karasal ekosistemlerin temel bileşenlerinin Karbonifer Dönemi'nden beri var olduğunu ve korunduğunu gösteriyor.

Araştırmacılar T. heberti'nin ilk başta böcekleri yediğini ve daha sonra bitkileri tüketmeye başladığını düşünüyor. Bitkilerle ilk beslenenler böceklerdi. Bu böceklerle beslenen tetrapodlar da, zamanla bitkileri sindirmeye yarayan bağırsak florasını kazanmış olmalı.

Ekip aynı dönemde yaşayan Melanedaphodon adlı bir hayvanın da yumuşak bitkilerle ve böceklerle beslendiğini tespit etti.

T. heberti'nin de bitkilerin yanı sıra karşısına çıkan böcekleri ve eklembacaklıları yediği tahmin ediliyor ancak kafatası, daha sert bitkileri işlemeye Melanedaphodon'dan daha iyi uyum sağladığını gösteriyor.

Mann "Tyrannoroter, yüksek lifli bitki materyalini işleyebilecek adaptasyonlar gösteren en eski ve en eksiksiz omurgalı kara otçulu" diye açıklıyor.

T. heberti'nin keşfi, tetrapodların sanılandan daha uzun zaman önce bitkilerle beslenmeye başladığını göstererek Karbonifer Dönemi'ndeki ekosistemi yeniden şekillendiriyor.

Makalenin yazarlarından Hillary Maddin "Bu keşif, omurgalı hayvanların modern hayvanlara benzer yaşam alanlarına düşündüğümüzden çok daha hızlı yayıldığını ortaya koyuyor" ifadelerini kullanıyor.

Independent Türkçe, Science Alert, Reuters, IFLScience, Nature Ecology & Evolution