Burhan'ın el-Beşir'in partisine yönelik suçlamaları geniş ve çeşitli tepkilere yol açtı

Abdulfettah el-Burhan İslamcıları kızdırdı… Bazıları bunu yurtdışına yönelik bir manevra olarak değerlendirdi

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Sudan halkına hitap ettiği bir konuşmada (Sudan Egemenlik Konseyi resmi Facebook hesabı)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Sudan halkına hitap ettiği bir konuşmada (Sudan Egemenlik Konseyi resmi Facebook hesabı)
TT

Burhan'ın el-Beşir'in partisine yönelik suçlamaları geniş ve çeşitli tepkilere yol açtı

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Sudan halkına hitap ettiği bir konuşmada (Sudan Egemenlik Konseyi resmi Facebook hesabı)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Sudan halkına hitap ettiği bir konuşmada (Sudan Egemenlik Konseyi resmi Facebook hesabı)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan'ın devrik Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'in liderliğini yaptığı İslamcı Ulusal Kongre Partisi'ni savaşa girmemeleri ve iktidara dönme arayışlarına karşı uyardığı konuşmasına ilişkin yorum ve analizler çeşitlilik gösterdi.

Bazı analistler, Burhan'ın konuşmasını, İslamcıların iktidardaki varlığını reddeden dış dünyaya bir ‘güvence mesajı’ olarak değerlendirdi. Diğer bazı analistler de bunu savaşı destekleyen ittifak içindeki gizli çatışmanın kontrollü bir şekilde patlaması ya da İslamcıların iktidara dönmesinden ve ordu ile devletin kararları üzerindeki kontrollerinden endişe duyan sesleri susturmak için bir manevra olarak değerlendirdi. Analistler bu durumu, İslamcılar ile Burhan'ın şahsı arasındaki gerçek bir çatışmanın yansıması olarak yorumladı.

İslamcılar tarafından birçok tepki geldi. Ulusal Kongre Partisi cenahı da Burhan'ın konuşmasında belirtilenleri kınamakta gecikmedi. Parti tarafından yapılan açıklamada, “Burhan, iktidara geri dönmek istediğimiz yönünde bizi suçluyor. Bu suçlama, iktidardan barışçıl bir şekilde çekilmeye karar verdiğimiz Nisan 2019'da meydana gelen değişimle çelişmektedir” denildi.

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından aranan parti lideri Ahmed Harun'un imzasını taşıyan açıklamada, savaşın sona ermesinin ardından iradelerine el konulmasına izin vermeyecekleri sözü verilerek şöyle denildi: “Biz Sudan toplumunda derin kökleri olan bir partiyiz. Seçimlerle sona erecek bir geçiş döneminden bahsettiğimiz sürece, sandıkları memnuniyetle karşılarız. Sonrasında her olay hakkında konuşuruz.”

Manevra ve yatıştırma

Ordu Komutanı ile doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçınmak için yapılan bir manevra ile tekrar bir açıklama geldi. Açıklamada bu sefer uzlaştırıcı bir vizyon benimsenerek, “Burhan'ın konumuna ve savaştaki mücadelesine büyük değer veriyoruz. Burhan'ın silahlı kuvvetlere liderlik etmesini takdir ediyoruz” denildi. Açıklamada ayrıca, savaş henüz bitmediği için safların birleştirilmesi çağrısında bulunuldu.

t45y6
Devrik Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir, Eylül 2017'de destekçilerine yaptığı bir konuşma sırasında (AFP)

Ancak İslamcı hareket ve destekçileri, Burhan'ın konuşmasını ihanet olarak değerlendirdi ve geri çekmesini talep etti. Ulusal Kongre Partisi’ne yakın gazeteci el-Hindi İzzeddin, Burhan'ın konuşmasının anlamsız, gerekçesiz, mantıksız ve uygunsuz olduğunu söyledi. İzzeddin, Burhan’ın geçen ay bin 385 şehit veren İslamcıların rolünü ve fedakarlıklarını görmezden geldiğini söyledi.

Sosyal medya platformlarında dolaşan bir videoda İzzeddin, konuşmasının dış dünyaya güvence verme amacı taşıdığı iddialarıyla alay ederek Burhan'a şöyle seslendi: “Şu anda ABD tarafından cezalandırılıyorsunuz. Bu nedenle, sözde dış dünyaya güvence verilmesi anlamsızdır. Sudan halkının İslamcılara büyük saygı duyduğu ve iktidara dönmelerini umduğu gerçeği göz ardı edilmektedir.”

Ordunun yanında savaşan İslamcı taburlardan biri olan el-Bera Bin Malik Tugayı’nın komutanı el-Misbah Talha ise Burhan'ın konuşmasını küçümseyerek destekçilerine “Birinin çalışmalarımızı değerlendirmesini beklemiyoruz” dedi.

Sudan Kongre Partisi Siyasi Sekreteri ve Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) liderlerinden Şerif Muhammed Osman ise Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, “Burhan'ın ilk kez İslamcılara doğrudan saldırması, İslamcıların ordunun zaferlerini gasp etme ve kendilerine mal etme girişimlerini teyit etmektedir. Zira savaşları onlar yönetmekte ve zaferler elde etmektedir; kazanan ordu değildir” ifadelerini kullandı.

İslamcı lider ve vaiz Abdulhay Yusuf daha önce Türkiye'de katıldığı bir siyasi forumda zaferlerin ordu tarafından değil halk direnişi tarafından kazanıldığını ve Allah'ın bu savaşı İslamcı hareketin parlaklığını ve gücünü yeniden tesis etmek için çıkardığını ifade etmişti. İslamcı hareketin Burhan’a dindar olmadığı için kesinlikle güvenmediğini ve onun İslamcıları ortadan kaldıramayacak kadar zayıf olduğunu da kaydetmişti.

Zaferler için rekabet

Şerif Osman, Burhan'ın doğrudan suçlamasının Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) karşı kazanılan son zaferlerin silahlı kuvvetlerin zaferi olduğunu teyit ettiğine inanıyor. Osman, böylece Burhan'ın, İslamcıların ordunun zaferlerini kendilerine mal etme girişimlerine sessiz kalmasına kızan ordu içindeki baskıyı hafifletmek ve kamuoyunun baskısını hafifletmek istediğini düşünüyor.

safrgt
Kısa süre önce kontrolü yeniden ele geçiren Sudan ordusunun Genel Komutanlık karargahı (Reuters)

Osman, İslamcıların Burhan'ın konuşması karşısında gösterdikleri şiddetli tepkileri, ordu ile ittifaklarının orduya destekle değil otoriter projeleri ile bağlantılı olduğunun bir kanıtı olarak değerlendirdi. Osman, “Açıklama karşısında gösterdikleri ajitasyon hali, savaşın ordunun yanında durmakla değil, kendi otoriter projeleriyle bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.

Siyasi analist Muhammed Latif ise Şarkul Avsat’a yaptığı açıklamada, “Burhan'ın konuşmasının en belirgin yönü, Ulusal Kongre Partisi ve İslamcı hareketi Sudanlıların kalıntıları üzerinden iktidara dönmeye çalışanlar olarak tanımlamasıydı” dedi.

Gelen şiddetli tepkilere rağmen Latif, Burhan'ın açıklamalarının savaşı destekleyen saflar arasındaki bir dizi gerilim ve çelişkiye dayanan büyük bir anlaşmazlık olarak yorumlanmasını küçümsedi ve şunları söyledi: “İslamcıların askeri operasyonların gidişatı ve silahlı kuvvetlerin liderliği üzerindeki kontrollerini dayatma çabaları kimseden gizlenmiyor. Bu nedenle suçlamaları temel bir anlaşmazlık olarak değerlendiren bazı analizler tamamen yanlış değilse bile hatalıdır.”

Boğuk kriz

Latif, İslamcı kadroların elde edilen herhangi bir askeri zafer sırasında sancaklarını ordunun sancaklarından daha yükseğe kaldırmasını iki taraf arasındaki gizli bir kriz olarak değerlendirdi. Latif, “El-Faşir'deki silahlı hareketlerin ortak güçleri, ordu ve istihbarat arasında, ordunun müttefiklerini vurduğu hava saldırıları nedeniyle, kasıtlı mı yoksa bir hata mı olduğu belli olmayan bir kriz ve gerginlik var” dedi.

fdgrtyh
Büyük bölümü ordu tarafından kontrol altına alınan Omdurman kentindeki ordu mensupları (Reuters)

Latif, ordu komutanı ile İslamcılar arasında bir kriz olduğuna dair işaretler olduğunu kabul etmekle birlikte bunu bir tür rol değişimi olarak değerlendirdi ve şunları söyledi: “Siyaset ve medya söylemi İslamcıların iktidara geri dönemeyeceğinden bahsediyor. Ama Burhan'ın devrimin ilk günlerinden beri yaptıkları ve attığı adımlar onların lehineydi. Burhan, İslamcı hareketin tüm kadrolarını iktidara geri getirdi, paralarını iade etti ve aleyhlerinde verilen tüm kararları iptal etti.”



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.