Avrupa, ABD'nin yardımı olmadan Rusya'ya karşı kendini savunabilir mi?

 ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth Brüksel'de düzenlenen NATO toplantısına katıldı. (AP)
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth Brüksel'de düzenlenen NATO toplantısına katıldı. (AP)
TT

Avrupa, ABD'nin yardımı olmadan Rusya'ya karşı kendini savunabilir mi?

 ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth Brüksel'de düzenlenen NATO toplantısına katıldı. (AP)
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth Brüksel'de düzenlenen NATO toplantısına katıldı. (AP)

İngiliz The Telegraph gazetesi, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in ülkesinin artık müttefikleriyle ‘dengesiz bir ilişkiye müsamaha göstermeyeceği’ ve NATO üyelerini savunmaya daha fazla harcama yapmaya çağırdığı sözlerine cevaben Avrupa'nın Rusya'ya karşı kendini savunma kabiliyetini gündeme getirdi.

Brüksel'de düzenlenen NATO savunma bakanları toplantısına katılan Hegseth, “Avrupa'nın güvenliğini korumak NATO'nun Avrupalı üyeleri için bir zorunluluk olmalı ve bunun bir parçası olarak Avrupa, Ukrayna'ya yardımda aslan payını sağlamalıdır” dedi.

Hegseth, ABD'nin ‘öncelikli olarak Avrupa'nın güvenliğine odaklanmadığını’ ve kıtanın savunma harcamalarını iki katından fazla arttırması gerektiğini ifade etti.

defrgt5yh6
NATO Genel Sekreteri, Estonya Savunma Bakanı ve ABD Savunma Bakanı, NATO merkezinde Ukrayna Savunma Temas Grubu toplantısı öncesinde (AP)

Amerikan askeri ve ekonomik gücü, 75 yılı aşkın bir süredir Avrupa'nın güvenliğini garanti altına almıştır. NATO, Avrupalı üyelerine saldıran herkesin dünyanın en güçlü askeri varlığıyla karşı karşıya kalacağını vaat etmektedir. Bu garantili koruma, Washington'un kendilerini desteklediğinden emin olan Avrupa ülkelerinin güvenliklerini ihmal etmelerine izin vermiştir.

ABD'nin bu koruması Soğuk Savaş döneminde doruk noktasındaydı. Her zaman bir ABD subayı tarafından yönetilen NATO'ya halen ABD hâkim.

Avrupa'da 100 binden fazla askeri personel konuşlandıran ABD, en az 25 önemli üsse sahip. Bu varlık, 1,3 milyon asker ve 800 bin yedek askerden oluşan ABD ordusunun geri kalanı tarafından destekleniyor.

fedvgrthy
13 Şubat 2025 tarihinde Bulgaristan'da gerçekleştirilen NATO tatbikatından (Reuters)

ABD'nin askeri bütçesi dünyanın açık ara en büyük bütçesi; dünya genelindeki toplam askeri harcamaların yaklaşık yüzde 40'ını oluşturuyor ve en yakın rakibi Çin'in üç katından fazla.

ABD çekilirse zayıflıklar nerede olur?

ABD o kadar baskın ki diğer ülkeler doğal olarak onun liderliğinin gerisinde kalıyor.

Hiçbir ülke bu boşluğu dolduracak ve Avrupa'nın savunmasına liderlik etme sorumluluğunu üstlenecek kadar güçlü değil. Stratejik kararların İngiltere, Fransa ve Almanya gibi bir grup Avrupa ülkesi tarafından alınması gerekecektir. Ancak bu ülkelerin çok farklı öncelikleri ve fikirleri vardır ve büyük bir anlaşmazlık potansiyeli mevcuttur.

Başka hiçbir ordu ABD'nin yapabildiği şekilde büyük ölçekte savaşamaz.

Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana ABD koruması altında olan pek çok Avrupa ordusu küçülmüş ve büyük çatışmalar yerine küçük, kısa harekatlar için tasarlanmıştır. Geniş bir kabiliyet yelpazesine sahip olabilirler, ancak bu kabiliyetler sığdır ve uzun süre devam ettirilemezler.

ABD'nin sağladığı tek şey silah ve asker değildir. NATO, kuvvetlerini desteklemek ve onları uyumlu bir birlik haline getirmek için ABD'nin askeri bilgi, ekipman ve uzmanlığına güvenmektedir.

Bu araçlar istihbarat ve lojistikten gözetleme ve erken uyarıya, askeri uydulardan nakliye uçakları ve yakıt ikmal tankerlerine ve havadan gözetleme uçakları ve insansız hava araçlarına (İHA) kadar uzanmaktadır.

Örneğin Afganistan'daki NATO misyonunda Avrupa ülkeleri malzeme, nakliye ve istihbarat için büyük ölçüde ABD'ye güvenmek zorunda kalmıştır.

dsfrgthy
13 Şubat 2025 tarihinde Bulgaristan'da gerçekleştirilen NATO tatbikatından (EPA)

Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü'nde (RUSI) Avrupa güvenliği üzerine kıdemli bir araştırmacı olan Ed Arnold, Avrupa'nın şimdilik bu boşlukları dolduramayacağını ifade etti. Arnold, “Bunların bazıları düzeltilebilir ama bunun için çok para ve çok zaman gerekir. Avrupalılar bu ikisine de sahip değil” ifadelerini kullandı.

Hegseth, Avrupa ülkelerinin NATO'ya yaptıkları savunma harcamalarını GSYİH'nın yüzde 2'sinden yüzde 5'ine çıkarmalarını istiyor.

Avrupalı liderler bunun bir kısmının gerçekleştiğini söylüyor. NATO geçen hafta üye olmayan ülkelerin harcamalarının 2024 yılında beşte bir oranında artacağını açıkladı.

Baltık ülkeleri ve Polonya gibi kendilerini Rusya tarafından özellikle tehdit altında hisseden NATO üyeleri kendilerini yeniden silahlandırıyor ve Varşova savunmaya GSYİH'nın yüzde 4'ünden fazlasını harcıyor. Ancak motivasyon ve net bir stratejik yön olmadan para yeterli olmuyor.

Almanya 2022 yılında, harap olmuş kuvvetlerini modernize etmek için bir fon oluşturduğunu açıkladı.

Peki ya nükleer silahlar?

İngiltere ve Fransa'nın kendi nükleer cephanelikleri var. Diğer taraftan ABD, NATO'nun silah paylaşım programı kapsamında Belçika, Almanya, İtalya, Hollanda ve Türkiye'ye konuşlandırılmaları ve depolanmaları için nükleer silahlar sağladı.

ABD'nin Avrupa'daki tutumu değişirse, nükleer caydırıcılığa ne olacağının açıklığa kavuşturulması bir öncelik olacak, ancak uzmanlar nükleer politikanın değişeceğine inanmıyor.

Trump ciddi mi?

Trump yönetimi istikrarı bozmak için tehditler savurmakla ya da pazarlık yapıp sonra geri adım atmakla ünlü olabilir ama Hegseth'in yorumlarının hiçbiri Avrupalı liderleri şaşırtmamalı.

Arnold, “Bunun bir blöf olduğunu düşünürlerse akılsızca davranmış olurlar. Bence bu kez durum ciddi. Çünkü Hegseth'in sözleri açık ve netti” dedi.

Washington yıllardır Avrupa'nın güvenlik faturasını ödemekten dolayı hayal kırıklığı yaşıyor. Eski ABD Başkanı Barack Obama, Avrupa'nın üzerine düşeni yapmadığından yakınıyordu.

Muammer Kaddafi rejimini devirmek için 2011'de Libya'ya müdahale ettiğinden beri Washington, Avrupa'nın liderliği üstlenmesinin zamanının geldiğini söyledi.

Şimdi asıl soru, Avrupa'nın kıtanın savunmasına liderlik etmesinin nasıl olacağı... ABD bu işi bırakacak mı ya da katkısını mı azaltacak? Yoksa Washington arkasına yaslanıp bir kenara mı çekilecek?



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.