Dermer ikinci aşama müzakerelerde başarılı olup savaşı sonlandırabilecek mi?

Ron Dermer, Netanyahu'nun zihnindeki en etkili isim

Esir aileleri, Hamas'ın İsrail'e saldırdığı 7 Ekim 2023'ten bu yana geçen 500’üncü günü anmak için İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun konutunun önünde protesto gösterisi düzenledi. (Reuters)
Esir aileleri, Hamas'ın İsrail'e saldırdığı 7 Ekim 2023'ten bu yana geçen 500’üncü günü anmak için İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun konutunun önünde protesto gösterisi düzenledi. (Reuters)
TT

Dermer ikinci aşama müzakerelerde başarılı olup savaşı sonlandırabilecek mi?

Esir aileleri, Hamas'ın İsrail'e saldırdığı 7 Ekim 2023'ten bu yana geçen 500’üncü günü anmak için İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun konutunun önünde protesto gösterisi düzenledi. (Reuters)
Esir aileleri, Hamas'ın İsrail'e saldırdığı 7 Ekim 2023'ten bu yana geçen 500’üncü günü anmak için İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun konutunun önünde protesto gösterisi düzenledi. (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas ile ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması için İsrail müzakere ekibine liderlik etmek üzere yakın arkadaşı ve sırdaşı Ron Dermer'i seçti. Müzakereler daha önce Mossad Direktörü David Barnea tarafından yürütülüyordu.

53 yaşındaki İsrailli bakan, İsrail hükümetindeki en etkili kişilerden biri ve Netanyahu'nun söz konusu görev için aklına yatan en uygun isim olarak görülüyor. Önümüzdeki dönemde görevi, İsrail'in hedeflerine ulaşması için bir formül bulmak, esirleri serbest bırakmak, iktidar koalisyonunu korumak, ABD yönetimiyle iletişimi sürdürmek ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile her iki ülkenin çıkarlarının uyumlu olmasını sağlamak olacak.

İsrailli bir yetkili, Netanyahu'nun Dermer'in yeteneklerine güvendiğini; çünkü anlaşmanın ikinci aşamasına ilişkin müzakerelerin farklı olmasının beklendiğini ve Gazze'nin geleceği, Suudi Arabistan'la normalleşme anlaşması ve İran'la daha geniş çaplı çatışmayla ilgili siyasi, diplomatik ve güvenlik unsurlarını içerecek şekilde daha geniş kapsamlı olduğunu söyledi. Yetkili, meselenin sadece esir değişimi anlaşmasıyla ilgili olmadığını, yeni Trump yönetiminin stratejik vizyonuna uyum sağlamakla ilgili olduğunu da açıkladı.

Diğerleri ise onu, mevcut yönetim içindeki bağlantı ve ilişkiler ağı, Trump'ın çevresindeki etkili isimlerle dostlukları, Kongre ve ABD'deki Evanjelik toplumla güçlü bağları olan kapalı görüşlü bir Cumhuriyetçi olarak tanımlıyor.

1971 yılında Miami, Florida'da doğan Ron Dermer, ABD'de eğitim gördü, Rabbi Alexander S. Gross İbrani Akademisi'ne katıldı ve Pensilvanya Üniversitesi Wharton School'dan mezun oldu. Haham Menachem Schmidt tarafından yürütülen Yahudi Mirası Programı'nın kurucu üyesi olan Dermer, Oxford Üniversitesi'nden felsefe, siyaset ve ekonomi diplomasına sahiptir; yani hayatının yaklaşık kırk yılını öğrenci, akademisyen ve diplomat olarak ABD'de geçirmiştir.

İsrailli ve ABD’li analistler, Netanyahu ile Dermer arasındaki güçlü ilişkinin Dermer'e kariyerinde pek çok dönüm noktası kazandırdığını söylüyor. Netanyahu onu 2004 yılında İsrail'in Washington'daki büyükelçiliğinde ekonomi ataşesi olarak görevlendirdi ve ardından 2013-2021 yılları arasında İsrail'in ABD Büyükelçisi olarak atadı.

Yaklaşan manevralar

Netanyahu'nun ABD ziyareti ve Başkan Trump'la görüşmesi sırasında Dermer, Netanyahu'nun ne kadar manevra alanı kullanabileceğini görmek ve müzakerelere yeniden başlama seçeneğine izin verecek ABD garantileri aramak için büyük çaba sarf etti.

ABD siyasi koridorlarına yabancı olmayan Dermer, İsrail'in ABD Büyükelçisi olarak görev yaptığından bu yana eski ve mevcut ABD yetkilileri üzerinde büyük bir etkiye ve güçlü temaslara sahip. ABD ile İsrail arasındaki diplomatik sürece dahil olan herkes için tanıdık bir yüz.

Dermer sadece İsrail hükümetinde Stratejik İşler Bakanı olarak sahip olduğu görkemli unvan nedeniyle değil, aynı zamanda Hamas ile ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına ilişkin müzakereleri yürütmekle görevlendirildiği için de gündemde.

İsrail basınında çıkan haberler, ABD'nin çıkarları İsrail'in talepleri ve istekleriyle örtüşmediğinde Dermer’in Netanyahu üzerindeki güçlü etkisine işaret ediyor. Dermer, Başbakan’ı geri adım atmaya, esneklik göstermeye ve Washington tarafından talep edilen belirli konulara yanıt vermeye ikna etme yeteneğine sahip. Netanyahu'yu insani yardımın Gazze Şeridi'ne girmesine izin vermeye ve Biden yönetiminin taleplerine yanıt vermeye ikna etmenin arkasında da o vardı. İsrail raporları, Dermer'in Netanyahu'yu bu hassas konuda Amerikalılara direnmenin iyi bir seçenek olmadığına ikna ettiğini ve yardımın ABD yönetiminin istediği hızda girmesini sağlayarak Netanyahu ile Biden arasında bir çatışmayı önlediğini söylüyor.

Geçtiğimiz yıl boyunca Dermer, Netanyahu'nun Trump ile ilişkilerinin ısınmasında önemli bir rol oynadı. Netanyahu'nun 2020 seçimlerindeki zaferinin ardından Biden'ı tebrik etmesinin ardından iki isim arasındaki ilişkiler bozuldu ve Dermer bu yabancılaşmayı onarma misyonunda başarılı olana kadar Trump ile Netanyahu arasındaki temaslar kesildi. Dermer, Trump ile görüşmek için Mar-a-Lago tatil beldesine defalarca ziyarette bulundu ve Netanyahu ile eşinin Florida'da Trump ile görüşmesi için bir ziyaret ayarlamayı başararak suları yeniden ısıttı.

Esirlere destek

Eski bakanlar Benny Gantz ve Gadi Eisenkot'un da belirttiği gibi Dermer, Hamas'ın elindeki esirlerin serbest bırakılmasına yönelik anlaşmayı güçlü bir şekilde destekledi.

Analistler Dermer'in zeki olduğunu ve Netanyahu'yu nasıl ikna edeceğini, ne zaman geri adım atacağını bildiğini söylüyor. Dermer mayıs ayı sonunda Biden tarafından önerilen anlaşmayı onaylaması için İsrail Başbakanı’nı ikna etmeye çalıştı, ancak Netanyahu birçok engel çıkardı. Bu nedenle Dermer geri adım attı ve Netanyahu'yu etkilemeye çalışmadı.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe