Trump İran'a karşı sert oynuyor

ABD Dışişleri Bakanı Rubio Batı Şeria'daki istikrarsızlık için İran'ı suçladı

Fotoğraf: Majalla
Fotoğraf: Majalla
TT

Trump İran'a karşı sert oynuyor

Fotoğraf: Majalla
Fotoğraf: Majalla

Arash Azizi

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran konusundaki tutumu her zaman tutarlıydı. Ülkenin yöneticilerini değiştirmek istemiyor ama davranışlarını değiştirmek, özellikle de nükleer silah edinmelerini engellemek istiyordu. Bu hedefe ulaşmak için de ilk döneminde izlediği azami baskı politikasına, yani Biden döneminde tamamen durdurulmamış olsa da daha az sertlikle uygulanan katı yaptırımlara geri dönmeye kararlı. Trump'ın ikinci dönemini farklı kılan ise İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını destekleme ya da en azından Tahran'ı müzakere masasına oturtmak için tehdit etme konusunda daha hevesli olması.

Trump’ın İran’a yaklaşımı her zaman havuç ve sopa formülüne dayalıydı. Bu durum ikinci döneminin başlangıcında da açıkça görüldü. Trump 4 Şubat 2025'te, İran’a yönelik ‘azami baskı’ politikasını yeniden uygulamaya koyan bir Ulusal Güvenlik Başkanlık Muhtırası (NSPM) imzalarken, diplomatik çözümü tercih ettiğini de ifade etti. Bu önlemleri almak zorunda kalmamış olmayı dilediğini vurgulayan Trump, İranlı liderlerle müzakere masasına oturma isteğini yineledi.

Ertesi gün kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı bir paylaşımda da bu görüşünü bir kez daha ifade eden Trump, İran'ın bölgedeki milislere verdiği desteğe ve balistik füze programlarına atıfla, İran'ın nükleer silahlara sahip olmadığı sürece ‘büyük ve başarılı bir ülke’ olmasını istediğini yazdı. Trump, İran'ın ‘barışçıl bir şekilde büyümesine ve gelişmesine’ olanak tanıyacak ‘güvenilir bir nükleer barış anlaşması’ yapılması ve iki ülkenin ‘bu konuda derhal çalışmaya başlaması’ çağrısında bulundu.

Ancak Trump’ın bu açıklamalarına İran yönetiminden gelen ilk tepki hızlı bir ret oldu. İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney, 7 Şubat'ta yaptığı açıklamada, ABD ile müzakere masasına oturmanın ‘ne akıllıca ne de onurlu’ olacağını söyleyerek bu tür görüşmelerin geçmişte başarısız olduğunu ve yine başarısız olacağını vurguladı.

Netanhyahu, Trump’ın yeniden başkanlık koltuğuna oturunca nihayet istediğini elde etmek için gereken desteğe sahip olduğunu hissetmiş olabilir ama bu tehdidi, İran'dan istediği tavizleri almak için de kullanmaya çalışabilir.

Ancak bugün uzun bir sürecin sadece ilk adımlarına tanık oluyoruz. İran'ın güvenlik kurumlarındaki neredeyse tüm ciddi sesler, ülkenin bir noktada ABD ile müzakere etmekten başka seçeneği olmadığını kabul ediyor. ABD tarafından İran’a uygulanan yaptırımlar ülkenin belini kırıyor. Hamaney'in konuşmasından sonra 1 ABD doları bir milyon İran riyalinden işlem gördü. Bu da İran'ın para biriminin dünyanın en değersiz para birimlerinden biri olduğunu gösteriyor. Son iki yılda İran'ın ‘direniş eksenine’ vurulan ağır darbeler, ülkenin kırılgan toplumsal barışı ile birlikte düşünüldüğünde, ekonomik iyileşmeye duyulan acil ihtiyaç daha da belirginleşiyor.

Ancak ekonomik baskı İran'ı müzakere masasına oturtmaya yetmese bile, Trump yönetimi, başka bir araç olarak İsrail’in yıkıcı saldırıları tehdidini kullanabilir.

Son günlerde ABD medyasında yer alan haberlerde İsrail'in bu yıl İran'ın nükleer tesislerine saldırı düzenlemeye hazırlandığı öne sürüldü. Trump'ın 5 Şubat'ta yaptığı barış yanlısı paylaşım bile, ilgili tarafların bir anlaşmaya varamaması halinde ABD'nin İran'a yönelik saldırılarda İsrail'e katılabileceği yönünde üstü kapalı bir tehdit içeriyordu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu uzun zamandır İran’a saldırma niyetini dile getiriyordu. Netanyahu, Trump’ın yeniden başkanlık koltuğuna oturunca nihayet istediğini elde etmek için gereken desteğe sahip olduğunu hissetmiş olabilir ama bu tehdidi, İran'dan istediği tavizleri almak için de kullanmaya çalışabilir.

sxdvfgrt
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

Trump yönetiminin Dışişleri Bakanı Marco Rubio Ortadoğu'ya yaptığı ilk seyahatin ilk durağı olarak İsrail'i ziyaret etti. İsrail Başbakanı Netanyahu, 16 Şubat'ta Rubio ile görüştükten sonra yaptığı açıklamada, görüşmenin başlıca gündem maddelerinin başında İran’ın geldiğini söyledi. Netanyahu, ABD ve İsrail'in ‘İran tehdidi karşısında omuz omuza durduğunu’ belitti.

ABD Dışişleri Bakanı ise Batı Şeria, Lübnan, Irak ve Suriye'deki istikrarsızlıktan İran'ı sorumlu tuttu. Rubio, ABD Senatosu'daki güven oyu oturumunda yaptığı gibi İran rejimini, ‘rejimin kurbanları’ olarak tanımladığı İran halkından destek görmediğini söyleyerek eleştirdi.

Rubio, patronu Trump’tan daha da ileri giderek İran’ın, İranlıların meşru temsilcisi olmadığını söyledi. Bu yaklaşım, İran halkına birkaç mesaj göndererek rejimi devirmelerini isteyen Netanyahu'nun yaklaşımına benziyordu. ABD istihbarat raporlarına göre İsrail, İran'da rejim değişikliği istiyor ama bunu söylemek yapmaktan daha kolay.

KİK üyesi ülkeler, bugün İran ile 2015 yılında olduğundan daha iyi ilişkilere sahipler ve bir anlaşmaya karşı çıkmazlar.

Ancak Trump'ın kendisinin rejim değişikliğinden yana olması pek olası değil. İran'la daha iyi bir anlaşma yapmaya çalışmak, belirttiği gündem ve dış ilişkilere yaklaşımıyla tutarlı. Ancak İsrail'in tehditlerini desteklemeyi faydalı bir müzakere taktiği olarak görüyor olabilir. Obama döneminde 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmanın müzakere edilmesine yardımcı olan üst düzey yetkililer bile, artık ABD'nin askeri güç kullanmaya hazır olması gerektiğini düşünüyor. Trump, İran'ı çileden çıkaracağı kesin olan bir hamleyle Biden yönetimi tarafından İsrail'e MK-84 bombalarının teslimatına uygulanan kısıtlamayı kaldırdı. Yaklaşık bir tonluk MK-84 bombaları İsrail'in planlarının hayata geçirilmesinde kritik öneme sahip olabilir.

Ekonomik baskı ve askeri tehditlerin bir araya gelmesi İranlı müzakerecileri müzakere masasına oturtmaya yetebilir. Eğer görüşmeler gerçekleşirse, birkaç ülke arabulucu rolü oynayabilir. CNN'in aktardığına göre hem ABD hem de İran ile mükemmel ilişkilere sahip olan Suudi Arabistan bu fikre açık olduğunu ifade etti. Katar'ın da benzer bir rol oynamaya istekli olduğuna dair haberler basında yer alıyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre savaş ihtimalini ortadan kaldıran ve İran'ın nükleer programını ve yıkıcı bölgesel faaliyetlerini engelleyen bir anlaşma tüm bölgenin yararına olacaktır. Ülke ekonomisi üzerindeki yaptırımların kaldırılması, Suudi Arabistan ve bölgedeki diğer ekonomilerle ticaret yapmanın zorluklarını da azaltacaktır. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi ülkeler, bugün İran ile 2015 yılında olduğundan daha iyi ilişkilere sahipler ve bir anlaşmaya karşı çıkmazlar.

Ancak yakın gelecekte yapılabilecek herhangi bir anlaşmanın önüne çıkabilecek bazı büyük engeller söz konusu.

Her şeyden önce, önümüzdeki nisan ayında 86 yaşına basacak olan Hamaney, taviz vermekten yana olmayabilir. Ülkesini uzun süre ideolojisinin rehinesi olarak tutmuş bir devrimci olan Hamaney, Trump ile yapılacak büyük bir pazarlığın İran İslam Cumhuriyeti'nin tamamen teslim olması olarak görüleceğinden korkabilir. 1979 yılında kurulmasına yardım ettiği devrimci rejim, böyle bir anlaşmada özünü koruyamayabilir.

İkinci olarak, herhangi bir anlaşma Trump kampı içinde incelemeye ve şüpheciliğe tabi olacaktır. İran ile yapılacak bir anlaşma, halk desteğinin aşınması ve bölgesel müttefiklerinin çöküşü nedeniyle büyük ölçüde zayıflamış olan ABD yönetimi için bir can simidi olarak görülebilir. Bunun yerine Trump'ın çevresinde İran'ı yutmak isteyen şahinler alternatif bir yaklaşım olarak İran'ı vurmaya devam etmeyi ve onu zayıf tutmayı, aynı zamanda kendisini yeniden inşa etmesine yardımcı olabilecek bir anlaşma olmadan nükleer silah peşinde koşmaktan çekinmesini sağlamayı önerebilir.

Geleceği tahmin etmek özellikle Ortadoğu'da ve Trump yönetimi döneminde hiçbir zaman kolay değildir.

Üçüncüsü, İsrail Trump ile İran arasında varılacak bir anlaşmayı kabul ederse, Filistinlilerle olan çatışmasında olduğu gibi başka yerlerde de büyük talepleri olabilir. Trump'ın, Netanyahu'nun bugün tamamen onayladığı Gazze'nin etnik temizliğine yönelik hain planları, bu oyunun sadece ilk aşaması olabilir. Ancak güçlü bir ülke olarak Suudi Arabistan da dahil olmak üzere Arap devletleri bu tür planlara şiddetle karşı çıktılar ve muhtemelen karşı çıkmaya da devam edecekler. ABD, bölge ülkelerinin desteği olmadan bölgesel anlaşmaları hayata geçiremez.

Dördüncüsü ise direniş ekseni ve İran'ın füze programı gibi ABD'nin diğer endişeleri bir yana, İran'la nükleer anlaşmanın ortaya çıkardığı tüm teknik zorlukları kapsayan herhangi bir anlaşma çok sabırlı olunmasını ve detaylı müzakereler yapılmasını gerektiriyor. Trump yönetimi, eski Başkan Barack Obama döneminde 2015’te İran ile dünya güçleri arasında imzalanan nükleer anlaşmanın önünü açan yoğun temasları yürütecek insan gücüne, cesarete ve kararlılığa sahip mi? Eğer görüşmeler uzarsa, İsrail sabırla bekleyecek ve saldırılar lehine görüşmeleri engellemeyi başarabilecek mi? Trump'ın Tahran'la katı müzakere tarzı işe yarayacak mı, yoksa görüşmeleri bir yere varmadan bitirecek mi? Tüm bu soruların her türlü müzakere sürecine ciddi bir gölge düşüreceğine şüphe yok.

sdfvgrth
Bir yeraltı deniz üssünün açılışından iki hafta sonra İran devlet televizyonu tarafından 1 Şubat'ta yayınlanan görüntülerde, DMO tarafından güney sahilinde yeni bir yeraltı füze tesisi tanıtımı yapıldı

Tüm bu engellerin büyüklüğüne rağmen aşılmaları imkânsız değil. İçeriden yapılan baskı Hamaney’i anlaşmayı kabul etmeye zorlayabilir. Bunun yanında Trump yönetminde Başkan Yardımcısı JD Vance gibi rejim değişikliği politikalarına şiddetle karşı çıkan birçok üst düzey isim bulunuyor. Bu isimler anlaşmaya şüpheyle yaklaşanlar karşısında teraziyi dengeleyebilir. Suudi Arabistan ya da diğer Arap devletleri, Trump'ın Filistin'le ilgili kötü şöhretli planlarını yumuşatmak ve Filistin meselesini İran'dan ayırmasını sağlamak için arabuluculuk yapabilir. Son olarak Trump, belki de Ortadoğu Temsilcisi Steve Witkoff'un himayesinde görüşmeleri yürütmek için yaratıcı yollar bulabilir.

Geleceği tahmin etmek özellikle Ortadoğu'da ve Trump yönetimi döneminde hiçbir zaman kolay değildir. Ancak yakın gelecekte İran'a yönelik askeri saldırı tehdidinin artmasına rağmen, Trump’ın Tahran’la bir anlaşmadan yana olduğu kesin.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Trump yönetimi gerilimi tırmandırıyor... Pentagon, Harvard ile olan eğitim ve burs programlarını sonlandırıyor

Harvard Üniversitesi tabelasında bir yayanın silüeti (Reuters)
Harvard Üniversitesi tabelasında bir yayanın silüeti (Reuters)
TT

Trump yönetimi gerilimi tırmandırıyor... Pentagon, Harvard ile olan eğitim ve burs programlarını sonlandırıyor

Harvard Üniversitesi tabelasında bir yayanın silüeti (Reuters)
Harvard Üniversitesi tabelasında bir yayanın silüeti (Reuters)

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, bakanlığının Harvard Üniversitesi ile olan tüm askeri eğitim programlarını, burslarını ve sertifikalarını sonlandırma kararı aldığını açıkladı. Bu karar, Başkan Donald Trump yönetiminin prestijli üniversiteye karşı tutumunda gerilim artışını temsil ediyor.

Hegseth, X sosyal medya platformunda yayınladığı açıklamada, "Savunma Bakanlığı, Harvard Üniversitesi ile olan tüm profesyonel askeri eğitim, burs ve sertifika programlarını resmen sonlandırıyor" diyerek Harvard'ı "gerçeklerden uzak" olmakla nitelendirdi.

Trump yönetimi, Gazze'deki İsrail saldırısına karşı Filistin protestolarına verdikleri destek ve iklim girişimleri gibi çeşitli konularda Harvard da dahil olmak üzere önde gelen Amerikan üniversitelerine karşı bir kampanya yürütüyor.

İnsan hakları savunucuları, ifade özgürlüğü, akademik özgürlük ve adil yargılama süreci konusunda endişelerini dile getirdiler.

 Harvard, Reuters'ın yorum talebine henüz yanıt vermedi. Üniversite, hükümetin üniversiteye sağlanan federal fonları dondurma girişimine karşı Trump yönetimine dava açtı.


Bill Clinton, Epstein soruşturmalarında kamuya açık duruşma yapılmasını talep etti

 ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi Başkanı James Comer'ın, Bill ve Hillary Clinton'ın Epstein skandalıyla ilgili komite soruşturmasında ifade vermeyi reddetmeleri nedeniyle kongre emirlerini ihlal edip etmeyecekleri konusunda oylama yapılacak toplantıdaki konuşması sırasında, (Reuters)
ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi Başkanı James Comer'ın, Bill ve Hillary Clinton'ın Epstein skandalıyla ilgili komite soruşturmasında ifade vermeyi reddetmeleri nedeniyle kongre emirlerini ihlal edip etmeyecekleri konusunda oylama yapılacak toplantıdaki konuşması sırasında, (Reuters)
TT

Bill Clinton, Epstein soruşturmalarında kamuya açık duruşma yapılmasını talep etti

 ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi Başkanı James Comer'ın, Bill ve Hillary Clinton'ın Epstein skandalıyla ilgili komite soruşturmasında ifade vermeyi reddetmeleri nedeniyle kongre emirlerini ihlal edip etmeyecekleri konusunda oylama yapılacak toplantıdaki konuşması sırasında, (Reuters)
ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi Başkanı James Comer'ın, Bill ve Hillary Clinton'ın Epstein skandalıyla ilgili komite soruşturmasında ifade vermeyi reddetmeleri nedeniyle kongre emirlerini ihlal edip etmeyecekleri konusunda oylama yapılacak toplantıdaki konuşması sırasında, (Reuters)

ABD eski Başkanı Bill Clinton, cinsel suçlardan hüküm giymiş iş insanı Jeffrey Epstein ile olan ilişkisi hakkında ifade vermek üzere ABD Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi önüne çıkacak. Oturum kapalı yapılacak olsa da Clinton, görüşmenin video kaydına alınması planına itiraz ediyor.

Clinton, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bu düzenlemeden kim fayda sağlıyor? Epstein’ın adaleti hak eden mağdurları değil, gerçeği hak eden kamuoyu da değil. Bu yalnızca partizan çıkarlara hizmet ediyor. Bu, gerçekleri ortaya çıkarma çabası değil, düpedüz siyasettir” ifadelerini kullandı.

Komite Başkanı Cumhuriyetçi Temsilci James Comer ise Bill Clinton ve eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın ifadelerinin kapalı kapılar ardında alınmasında, video ile kaydedilmesinde ve yazılı tutanağa dökülmesinde ısrarını sürdürüyor. AP’nin haberine göre Clinton’ın dün yaptığı açıklamalar, Comer üzerinde baskı kurmayı amaçlayan ve kendisi ile eşinin ifadelerinin kamuoyuna açık şekilde alınmasını talep eden süregelen kampanyanın bir parçası.

Demokratlar, söz konusu soruşturmanın meşru bir denetim aracı olarak kullanılmak yerine, Başkan Donald Trump’ın siyasi rakiplerine saldırmak için silaha dönüştürüldüğünü savunuyor. Demokratlar ayrıca, Epstein ile yakın ilişkisi olduğu bilinen Trump’ın ifadeye çağrılmamış olmasına dikkat çekiyor.

Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçiler daha önce, Bill ve Hillary Clinton’ın ifadeye gelmemeleri halinde “mahkemeye saygısızlık” oylaması yapılabileceği tehdidinde bulunmuştu. Çift,sonradan ifade vermeyi kabul etti.

Dışişleri Eski Bakanı Hillary Clinton, kendisinin ve eşinin Cumhuriyetçilerin liderliğindeki Denetim Komitesi’ne “bildikleri her şeyi” ilettiklerini söyledi. Clinton perşembe günü yaptığı açıklamada, “Eğer bu mücadeleyi istiyorsanız… gelin bunu açıkça yapalım” ifadelerini kullandı.

Jeffrey Epstein (Reuters)Jeffrey Epstein (Reuters)

ABD Adalet Bakanlığı, geçen hafta Epstein dosyaları olarak bilinen belgelerin son bölümünü yayımladı. Bu belgeler, 2019 yılında cezaevindeyken intihar ettiği açıklanan Epstein’a ilişkin soruşturma kapsamında 3 milyondan fazla belge, fotoğraf ve videodan oluşuyor.

Bu dosyalarda Bill Clinton’ın adı sıkça gemesine rağmen, Clinton ailesinden herhangi birinin suç teşkil eden bir faaliyete karıştığını gösteren delil bulunmuyor. Eski başkan, 2000’li yılların başında Clinton Vakfı’yla bağlantılı insani çalışmalar kapsamında Epstein’ın uçağıyla seyahat ettiğini kabul etmiş, ancak Epstein’ın özel adasını ziyaret ettiğini reddetmişti.

2016 yılında Trump’a karşı başkan adayı olan Hillary Clinton ise Epstein ile anlamlı bir etkileşimi olmadığını, uçağıyla hiç seyahat etmediğini ve adasını asla ziyaret etmediğini ifade etti.


Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
TT

Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)

Ukrayna elektrik şebekesi işletmecisi bugün yaptığı açıklamada, Rus güçlerinin Ukrayna'nın enerji altyapısına "geniş çaplı bir saldırı" başlattığını, bunun da ülke genelinde yaygın elektrik kesintilerine yol açtığını duyurdu.

Ukrinergo Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, "Düşmanın verdiği hasar nedeniyle çoğu bölgede acil elektrik kesintileri uygulanmıştır" ifadesini kullandı.

Bu arada, ABD Başkanı Donald Trump, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşıyla ilgili "çok iyi görüşmelerin" devam ettiğini söyledi ve ayrıntılara girmeden, bu görüşmelerin sonucunda "bir şeyler olabileceğini" ifade etti.