Erdoğan, Öcalan'ın silah bırakma çağrısına ilişkin: "Tarihi bir fırsat"

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
TT

Erdoğan, Öcalan'ın silah bırakma çağrısına ilişkin: "Tarihi bir fırsat"

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün yaptığı açıklamada, Abdullah Öcalan'ın PKK’ya silah bırakma ve dağılma çağrısının “tarihi bir fırsat” olduğunu söyledi.

Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığına göre Erdoğan, “Terörizm duvarını yıkma hedefine doğru ilerlemek için tarihi bir fırsatımız var” ifadelerini kullandı.

Türkiye'de hapiste bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan, PKK'ya bağlı tüm gruplara silah bırakma ve dağılma çağrısında bulundu.

İmralı Adası'ndaki cezaevinde 26 yıldır ömür boyu hapis cezasını çeken Öcalan, PKK liderliğine seslendi: “Kongrenizi toplayın ve bir karar verin, tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”

“Öcalan 25 Şubat tarihli mektubunda “Bin yılı aşkın bir süredir Türk ve Kürt ilişkileri karşılıklı iş birliği ve ittifak çerçevesinde tanımlanmıştır. Bu ittifak son 200 yılda bozuldu ve bugün temel görev çok kırılgan hale gelen tarihsel ilişkiyi yeniden yapılandırmaktır” ifadelerini kullandı.

Öcalan, “Demokratik bir topluma duyulan ihtiyaç kaçınılmazdır ve PKK, öncelikle demokratik siyasi kanalların kapalı olmasından esinlenen bir toplumsal taban ve destek bulmuştur” dedi.



Pentagon, Alibaba ve Baidu'yu ve diğer şirketleri Çin ordusuna yardım etmekle suçladı

Washington’daki Pentagon binası (AP)
Washington’daki Pentagon binası (AP)
TT

Pentagon, Alibaba ve Baidu'yu ve diğer şirketleri Çin ordusuna yardım etmekle suçladı

Washington’daki Pentagon binası (AP)
Washington’daki Pentagon binası (AP)

ABD, dün Çin ordusuna yardım ettiğine inandığı Çinli şirketlerin güncellenmiş listesini yayımladı. Liste, e-ticaret platformu Alibaba, arama motoru sağlayıcısı Baidu ve elektrikli araç üreticisi BYD'yi kapsıyor.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) bu sınıflandırmaları, Başkan Donald Trump'ın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Pekin'de bir araya gelmesinin üzerinden yalnızca birkaç hafta geçmesinin ardından açıkladı. İki taraf ikili ilişkilerde istikrarı korumaya çalışırken Trump, Şi'yi eylül ayında Washington'a iade ziyaretinde bulunmaya davet etti.

Ancak güncellenen listenin yayımlanması, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki gerginlikleri artırabilir.

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre Pentagon bu adımı, daha önce yayımladığı listenin kısa süre sonra herhangi bir açıklama yapılmadan geri çekilmesinin üzerinden aylarca geçmesinin ardından attı.

Güncellenen liste, şubat ayında yayımlanan önceki versiyona büyük ölçüde benzese de bu kez listeye bellek çipi üreticileri ChangXin Memory Technologies ve Yangtze Memory Technologies de eklendi.

ABD Temsilciler Meclisi'nin Çin Özel Komitesi Cumhuriyetçi başkanı John Moolenaar, "Çin askeri şirketlerine ilişkin bu güncellenmiş liste, Amerikan şirketleri, hükümetin her kademesi ve Amerikan halkı için bir uyarı niteliği taşıyor” ifadelerini kullandı. Bir açıklama yayımlayan Moolenaar, ABD merkezli şirketleri “Ulusal güvenliğimize yönelik bu tehditlerle ilişkiyi kesmeli” diyerek uyardı. Moolenaar, aksi takdirde ‘Çin'in askeri yükselişini kolaylaştırma’ riskiyle karşı karşıya kalacaklarını vurguladı

Hedef alınan şirketler arasında yapay zekâ (AI) alanında faaliyet gösteren Çin'in önde gelen teknoloji devleri de yer alıyor. Bunların başında da Alibaba, Baidu ve Tencent geliyor.


İran Meclis Başkanı Kalibaf: Teslimiyet konumundan müzakere olmaz

Kalibaf ve Kaani, Tahran'da Lübnan Hizbullahı konulu bir konferansta, Kasım 2024 (Arşiv - İran Parlamentosu)
Kalibaf ve Kaani, Tahran'da Lübnan Hizbullahı konulu bir konferansta, Kasım 2024 (Arşiv - İran Parlamentosu)
TT

İran Meclis Başkanı Kalibaf: Teslimiyet konumundan müzakere olmaz

Kalibaf ve Kaani, Tahran'da Lübnan Hizbullahı konulu bir konferansta, Kasım 2024 (Arşiv - İran Parlamentosu)
Kalibaf ve Kaani, Tahran'da Lübnan Hizbullahı konulu bir konferansta, Kasım 2024 (Arşiv - İran Parlamentosu)

İran Meclis Başkanı ve ABD ile sürdürülen müzakerelerin baş müzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf, ateşkese aykırı adımlar ile deniz ablukasının son dönemdeki gerginliklerin başlıca nedeni olduğunu söyledi. Kalibaf, müzakerelerin amacının Washington ile ilişkileri normalleştirmek değil, savaşı sona erdirmek ve kalıcı bir güvenlik ortamı tesis etmek olduğunu vurguladı.

İranlılara seslendiği mesajda, Tahran'ın ‘teslimiyet’ konumundan müzakere masasına oturmak istemediğini ve yalnızca sloganlarla yetinmeyeceğini belirten Kalibaf, ‘İran'ın gücü ile akılcılığını’ bir araya getirerek ‘hesaplanmış ve eksiksiz bir zafere’ ulaşmayı hedeflediklerini ifade etti.

ABD'yi ateşkesi ‘açıkça’ ihlal etmekle suçlayan Kalibaf, İran'a yönelik deniz ablukasını ve Lübnan'daki ateşkes mutabakatının çiğnenmesini bu ihlalin somut göstergeleri olarak saydı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın mutabakat muhtırasına dair açıklamalarının uzlaşılan maddelerle çeliştiğini ileri süren İran’ın Başmüzakerecisi, bunun Washington'ın ‘ne ateşkes ne de diyalog’ peşinde olduğunu gözler önüne serdiğini vurguladı.

İran'ın haklarını savunmak için kararlı bir yanıt verilmesinin zorunlu olduğunu ifade eden Kalibaf'ın bu sözleri, İran'ın pazar gününü pazartesiye bağlayan gece İsrail'e yönelik gerçekleştirdiği füze saldırılarına açık atıfta bulundu.

Kalibaf, Tahran'ın durdurduğu askeri operasyonları savunarak, İran Silahlı Kuvvetleri'nin görevini ‘başarıyla’ yerine getirdiğini söyledi ve Tahran'ın İran halkının haklarını savunmayı sürdüreceğinin altını çizdi.

İran Meclis Başkanı, müzakerelerin ilerleyişinin Körfez'deki askeri operasyonlar ve İsrail'e yönelik füze saldırılarıyla eş zamanlı gerçekleşmesinin, çatışma sahasının mimarisini kavramanın zorunluluğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.

Diplomasiyi yalnızca kapalı kapılar ardındaki görüşmelere ve ‘diplomatik gülücüklere’ indirgemenin baştan başarısızlığa mahkûm olmak anlamına geleceğini söyleyen Kalibaf, öte yandan salt askeri operasyonlara dayanmak da İran'ın haklarını tam anlamıyla savunmaya yetmez ifadesini kullandı.

İran'ın rakiplerine karşı birbirine bağlı dört alanda hareket etmesinin zorunlu olduğunu vurgulayan Kalibaf, bu alanları askeri, diplomatik, halkın direnişi ve mevcudiyeti ile halka hizmet şeklinde sıraladı ve söz konusu alanların bir bütün oluşturduğunu ifade etti.

Askeri alanın ‘güç üretiminin motoru’ işlevi gördüğünü, çünkü düşmanları saldırı düşüncesinden uzaklaştırdığını kaydeden Kalibaf, diplomasinin ise bu gücü somut ve kalıcı hukuki, siyasi ve ekonomik kazanımlara dönüştürmesi gerektiğini vurguladı.

İran Meclis Başkanı’na göre Lübnan'da yaşananlar, diplomasinin askeri eylemle birlikte yürütüldüğünde İsrail'i ve İran'ın rakiplerini geri adım atmaya zorlayabileceğini ortaya koydu.

Tahran'ın bir keresinde saldırı tehdidi ve müzakereleri kesmekle Beyrut'a yönelik bir saldırıyı önlediğini, ardından bizzat saldırıya geçerek görüşmelerin durmasından çekinmediğini gösterdiğini belirten Kalibaf, bunun sonucunda karşı tarafın geri adım atmaya zorlandığını ve İran'ın haklarının güvence altına alındığını vurguladı.

İran'ın Körfez'deki çatışmalarda da aynı modeli uyguladığını ifade eden Başmüzakereci, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına ilişkin düzenlemeleri ‘şimdiye kadar’ pekiştirebildiklerini kaydetti.

Meselenin yalnızca Lübnan'la sınırlı olmadığını belirten Kalibaf, dört alanın koordinasyonu aracılığıyla İran halkının haklarını elde etmek ve ülke için kalıcı bir güvenlik ortamı tesis etmenin esas hedef olduğunu söyledi.

İran'ın ‘ya savaş ya müzakere’ gibi bir seçimle karşı karşıya olmadığını vurgulayan İran Meclis Başkanı, gerektiğinde savaşacaklarını gerektiğinde müzakere edeceklerini ifade ederek müzakereleri ‘çatışmanın devamı’ olarak nitelendirdi.

İranlı yetkililer arasında herhangi bir ihtilaf ya da görüş ayrılığı bulunmadığını belirten Kalibaf, aksine hedeflere ulaşmak için ’tam bir koordinasyon’ içinde olduklarını ve Silahlı Kuvvetlerin onaylanan plan ve kararlar çerçevesinde harekete geçmeye ‘hazır olduğunu ve olmaya devam ettiğini’ belirtti.

Tahran'ın karşı tarafa güvenmediğini belirten Kalibaf, yaklaşımlarının ‘duygusal harekete’ ya da yalnızca hakları dile getirmek ve rakiplerin suçları olarak nitelendirdiği eylemleri kınamakla yetinmeye dayanmadığını ifade etti.

İran'ın kapsamlı bir planlama aracılığıyla, savaş suçu ve komplo olarak nitelendirdiği deniz ablukasını rakipleri için yeni bir yenilgiye dönüştürmek üzere çalışacağını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın resmi medya kuruluşlarından aktardığına göre İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) yurtdışı kolu Kudüs Gücü’nün komutanı İsmail Kaani, Hürmüz Boğazı'ndan Yemen kıyıları açıklarındaki Babu’l Mendeb Boğazı'na, Arap Körfezi'nden Kızıldeniz'e uzanan ‘yeni bir direniş güvenlik kuşağı’ oluşturulacağını açıkladı,

Kaani, İsrail ve ABD'nin bölgedeki ‘serüvenlerinin’ yanıtsız kalmayacağını belirterek, ‘sınır tanımayan savaşçıların hareketlerini izlediğini’ söyledi ve ‘saldırılar’ olarak nitelendirdiği eylemlerin sürmesi durumunda yeni misillemelerle karşılanacağını belirtti.

İranlı yetkililer ‘direniş ekseni’ kavramını, Yemen'deki Husiler de dahil olmak üzere bölgedeki Tahran yanlısı silahlı gruplara atıfta bulunmak için kullanıyor.


Gazze filosu aktivistlerine yönelik muamele nedeniyle İtalya’da Ben-Gvir hakkında soruşturma başlatıldı

Fotoğrafın merkezinde İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir görülüyor (AFP)
Fotoğrafın merkezinde İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir görülüyor (AFP)
TT

Gazze filosu aktivistlerine yönelik muamele nedeniyle İtalya’da Ben-Gvir hakkında soruşturma başlatıldı

Fotoğrafın merkezinde İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir görülüyor (AFP)
Fotoğrafın merkezinde İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir görülüyor (AFP)

İtalya makamları, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı İtamar Ben-Gvir hakkında, mayıs ortasında Gazze’ye doğru yola çıkan yardım filosundaki aktivistlere yönelik muamele nedeniyle soruşturma başlattı.

Şarku’l Avsatın DPA’dan aktardığına göre Roma’daki savcılar dün gece yaptıkları açıklamada, Ben-Gvir hakkında “işkence” ve “hukuka aykırı gözaltı” iddialarını kapsayan bir soruşturma yürütüldüğünü bildirdi. Soruşturma, Gazze’ye giden yardım filosunda yer alan aktivistlere yönelik muameleye odaklanıyor.

İtalyan makamları, İsrail’den soruşturmayla ilgili iş birliği yapmasını talep etti.

İsrail, mayıs ortasında Kıbrıs açıklarındaki uluslararası sularda Gazze’ye yönelen ve 50’den fazla tekneden oluşan bir yardım filosunu durdurmuştu. Filoda bulunan ve aralarında İtalyanların da bulunduğu 400’den fazla aktivist, İsrail’in Gazze üzerindeki deniz ablukasını kırmayı amaçlıyordu.

İsrail Dışişleri Bakanlığı söz konusu girişimi, Hamas’a hizmet eden “propaganda gösterisi” olarak nitelendirdi.

Ben-Gvir’in, gözaltındaki aktivistlerin “aşağılayıcı” şekilde gösterildiği bir videoyu paylaşması uluslararası tepkilere yol açtı.

Ben-Gvir, X platformunda İtalya’daki soruşturmaya yanıt olarak, “Ayakkabı ülkesi, terlik ülkesine dönüştü” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Fransa’da terörle mücadele savcılığı da İsrail’in aktivistlere yönelik tartışmalı muamelesine ilişkin işkence ve savaş suçu şüphesiyle ayrı bir soruşturma başlattı. İsrail ise fiziksel ve cinsel şiddet iddialarını reddediyor.

Paris daha önce Ben-Gvir’e ülkeye giriş yasağı getirmişti. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar ve Başbakan Binyamin Netanyahu da Ben-Gvir’in tutumunu eleştirmişti.