Filistin Yönetimi, Batı Şeria'daki savaşın tehlikeleri konusunda uyardı

İsrail'in uygulamaları sonucunda yaklaşık 400 bin kişi işini kaybetti

İsrail ordusu Batı Şeria'daki Nur Şems Mülteci Kampı’na yönelik saldırılarını sürdürürken Filistinliler evlerini terk ediyor, 26 Şubat 2025. (DPA)
İsrail ordusu Batı Şeria'daki Nur Şems Mülteci Kampı’na yönelik saldırılarını sürdürürken Filistinliler evlerini terk ediyor, 26 Şubat 2025. (DPA)
TT

Filistin Yönetimi, Batı Şeria'daki savaşın tehlikeleri konusunda uyardı

İsrail ordusu Batı Şeria'daki Nur Şems Mülteci Kampı’na yönelik saldırılarını sürdürürken Filistinliler evlerini terk ediyor, 26 Şubat 2025. (DPA)
İsrail ordusu Batı Şeria'daki Nur Şems Mülteci Kampı’na yönelik saldırılarını sürdürürken Filistinliler evlerini terk ediyor, 26 Şubat 2025. (DPA)

Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa, Filistin Sanayileri Genel Federasyonu Başkanı Nassar Nassar ve diğer Filistin Yönetimi yetkilileri geçtiğimiz iki gün boyunca ABD'li ve Avrupalı yetkililerle bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Yetkililer, İsrail'in Batı Şeria'daki yıkım, yerinden etme, ekonomik ve sosyal kuşatma ile karakterize edilen, vatandaşlara ciddi zarar veren ve geleceklerini tehdit eden politika ve uygulamalarının tehlikeleri konusunda uyarılarda bulundu.

Dışişleri ve Gurbetçilerden Sorumlu Devlet Bakanı Farsin Ağabekiyan Şahin ve Filistin'in Avrupa’daki bazı büyükelçileriyle, Bakanlığın Özel Kalem Müdürü Ahmed ed-Dik'in de hazır bulunduğu bir video konferans görüşmesi yapan Mustafa, Filistin hükümetinin Arap ve Avrupalı ortaklarıyla birlikte hareket ettiğini ve özellikle de Filistin davasını doğrudan etkileyecek sonuçlar doğuracak olan 4 Mart'taki Arap Birliği Zirvesi için devam eden hazırlıklar çerçevesinde, Filistin'in ulusal pozisyonunu güçlendirmek amacıyla diplomatik çabalar sarf ettiğini söyledi.

Mustafa, “Saldırganlığı durdurmak ve diplomatik çabaları güçlendirmek, uluslararası toplumun Filistin Kurtuluş Örgütü'nü (FKÖ) destekleme taahhüdünü sağlamak, Filistin halkının tek ve meşru temsilcisi olarak rolünü güçlendirmek, Filistin hükümetinin yeniden yapılanma planı hazırlıklarını başarıya ulaştırmak ve özellikle Gazze Şeridi ile Kuzey Batı Şeria'daki halka yardım sağlamak için sahadaki amansız çabaları sürdürmek üzere ortak eyleme ihtiyaç var” dedi.

Nassar ise ABD Filistin İşleri Ofisi Başkanı Hans Wexell ile Federasyon’un Ramallah'taki merkezinde yaptığı görüşmede, İsrail'in uygulamaları sonucunda yaklaşık 400 bin işçinin işini kaybettiğini söyledi. Wexell, sanayi ürünlerinin akışını sağlamak ve yeniden inşa çabalarını teşvik etmek amacıyla Gazze Şeridi ile ticari geçişlerin yeniden açılması konusunda İsrail tarafına baskı yapılmasında ABD'nin rolünün önemini vurguladı.

İsrail güçleri 28 Şubat 2025 tarihinde Batı Şeria'daki Cenin Mülteci Kampı’na askerî operasyon düzenledi. (EPA)İsrail güçleri 28 Şubat 2025 tarihinde Batı Şeria'daki Cenin Mülteci Kampı’na askerî operasyon düzenledi. (EPA)

Nassar, Kral Hüseyin Köprüsü üzerinden ticaretin yeniden başlaması gerektiğini vurgulayarak, köprünün kapatılmasının hammadde ithalatı ve ihracat düşüşü üzerindeki etkileri konusunda uyarıda bulundu. İsrail kontrol noktalarındaki artışın Batı Şeria vilayetleri arasındaki hareketliliğe olan etkisine dikkat çekerek, bunun ekonomik krizi daha da kötüleştirdiğini ve işsizlik oranını yüzde 51'e çıkardığını belirtti. Toplantı sonunda iki taraf koordinasyonu sürdürme ve gündeme getirilen konuları takip etmek ve iş birliğini geliştirmek üzere periyodik toplantılar yapma konusunda mutabık kaldı.

Tulkerim Valisi Abdullah Kemyil, yabancı gazete ve ajanslardan oluşan bir heyete, İsrail'in Tulkerim şehri ve iki kampına yönelik ikinci ayına giren eşi benzeri görülmemiş saldırısı hakkında bilgi verdi. Kemyil, Washington Post, Bloomberg, İspanyol Haber Ajansı, Alman Frankfurter gazetesi ve The National News ile yaptığı basın toplantısında, Tulkerim ve Nur Şems kamplarına karşı uygulananların ‘tehcir ve ilhak gibi siyasi amacı olan bir suç ve büyük bir felaket’ olduğunu söyledi.

Kemyil, “Yaşananlar, Gazze Şeridi'nde İsrail tarafından işlenen suçların bir devamıdır ve iki kamptan büyük göçler yaşanmaktadır; Tulkerim ve Nur Şems mülteci kamplarının nüfusunun yaklaşık yüzde 85'i bu saldırganlık nedeniyle zorla yerlerinden edilmiştir. Ayrıca kanalizasyon, su ve elektrik şebekeleri gibi altyapının sistematik olarak tahrip edilmesi ve sabote edilmesi, evlerin, dükkanların, özel ve kamu mülklerinin tahrip edilmesi ve vatandaşların hedef alınması söz konusudur” ifadelerini kullandı.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.