Suriye: Bir Savunma Bakanlığı görevlisinin öldürülmesine karışanların teslim olmayı reddetmesi üzerine güvenlik güçleri Ceramana'da konuşlandı

Dürzi ruhani otoritesi Şarku’l Avsat'a kurumların ve polisin rolünü ilçe halkıyla ‘ortaklık’ içinde etkinleştirme konusundaki istekliliğini vurguladı

Ceramana'nın merkezindeki el-Kerame Meydanı'ndan ilçenin diğer mahallelerine giden yollardaki trafik yoğunluğu normal günlere göre çok az görünüyor. (Şarku’l Avsat)
Ceramana'nın merkezindeki el-Kerame Meydanı'ndan ilçenin diğer mahallelerine giden yollardaki trafik yoğunluğu normal günlere göre çok az görünüyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Suriye: Bir Savunma Bakanlığı görevlisinin öldürülmesine karışanların teslim olmayı reddetmesi üzerine güvenlik güçleri Ceramana'da konuşlandı

Ceramana'nın merkezindeki el-Kerame Meydanı'ndan ilçenin diğer mahallelerine giden yollardaki trafik yoğunluğu normal günlere göre çok az görünüyor. (Şarku’l Avsat)
Ceramana'nın merkezindeki el-Kerame Meydanı'ndan ilçenin diğer mahallelerine giden yollardaki trafik yoğunluğu normal günlere göre çok az görünüyor. (Şarku’l Avsat)

Şam Kırsalı Emniyet Müdürü Yarbay Hüsam et-Tahan dün akşam yaptığı açıklamada, Savunma Bakanlığı çalışanı Ahmed el-Hatib'in öldürülmesi olayına karışanların teslim olmayı reddetmesi üzerine Şam'ın doğusundaki Ceramana’da Kamu Güvenliği Dairesi unsurlarının konuşlanmaya başladığını duyurdu. Et-Tahan, “Onları gözaltına almak ve adalete teslim etmek için çalışacağız” dedi.

Suriye resmi haber ajansı SANA’nın aktardığına göre et-Tahan şu ifadeleri kullandı: “Güçlerimiz, silah zoruyla adam kaçırma, cinayet ve soygunlara başvuran yasadışı gruplar tarafından yürütülen kaos durumuna ve yasadışı kontrol noktalarına son vermek için çalışacak. Devlet otoritesi dışındaki militanlar tüm arabuluculuk ve anlaşmaları reddetti. Biz de Suriye'nin hiçbir bölgesinin devlet kurumlarının kontrolü dışında kalmayacağını vurguladık ve bu konuda Ceramana halkından büyük bir iş birliği gördük.”

Şarku’l Avsat'ın dün sabah saatlerinde ziyaret ettiği Ceramana'da, iki kişinin ölümüyle sonuçlanan olaylar nedeniyle son iki gündür bölgede yaşanan gerginliğin ardından temkinli bir sükûnet hâkim. İlçedeki Dürzilerin ruhani organı durumu kontrol altına alma çabalarını sürdürürken, ilçe sakinlerinin ‘kurumların ve kamu güvenlik güçlerinin rolünü halkla ortaklaşa etkinleştirmek’ konusundaki isteklerini vurguladı.

cdfvgrbthy
Cuma ve Cumartesi günü patlak veren gerginliğin ardından Ceramana'da çekilen bir kare (Suveyda 24)

Ceramana, başkent Şam'ın üç kilometre doğusunda yer alıyor. 2011 Mart ayı ortalarında meydana gelen olaylardan önce Ceramana'da ağırlıklı olarak Dürzi ve Hıristiyanlar yaşamaktaydı, ancak savaş yıllarında diğer vilayetlerden yüz binlerce insan buraya göç etti ve nüfusu yaklaşık bir buçuk milyona ulaştı.

Güney Otoyolu Köprüsü üzerinde bulunan kuzey tarafından ilçeye giriş kavşağında, araçları ve içindekileri kontrol eden İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin kurduğu kontrol noktası ile ilçeye giren araçların hareketi normal görünüyordu.

“Her şey yolunda... Buyurun” diyen memurlardan biri, ilçe içindeki durum sorulduğunda birkaç saniye sessiz kaldı. Kontrol noktasının 300 metre ötesinde başka bir kontrol noktası beliriyor, ancak bunlar hükümete bağlı güçler değil, Dürzi topluluğundan yerel silahlı kişiler. Kontrol noktasındaki araç sayısı arttıkça, silahlı adamlar araçların geçişine izin vermeden önce iyice incelediklerinden emin oluyorlar.

Suriye'deki değişimden önce Başkanlık Meydanı olarak adlandırılan el-Kerame Meydanı'ndaki dönel kavşağa ulaştığımızda, normal günlerde olduğu gibi arabalar ve yayalarla dolup taşan trafiğin aksine çok az trafik vardı.

İçişleri Bakanlığı cuma günü yaptığı açıklamada, Ceramana’da meydana gelen çatışmada bir Savunma Bakanlığı mensubunun öldüğünü ve bir diğerinin de yaralandığını belirtti. Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Suriye Savunma Bakanlığı mensupları yakınlarını ziyaret etmek üzere Ceramana’ya girerken, Ceramana Kalkanı olarak adlandırılan gruba ait bir kontrol noktasında durduruldular ve silahlarıyla birlikte içeri girmeleri engellendi... Silahlarını teslim ettikten sonra darp edilip, aşağılandılar ve ardından araçlarına doğrudan ateş edildi. Kontrol noktasından açılan ateş sonucunda bir unsur olay yerinde öldürüldü, bir unsur ise yaralanarak kontrol noktasındaki unsurlar tarafından alıkonuldu” denildi.

Bunu cumartesi günü ilçenin dış mahallelerinde bir tarafta kamu güvenliği mensupları diğer tarafta yerel militanlar arasında bir kişinin ölümü ve 10'dan fazla kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan çatışmalar takip etti.

Şarku’l Avsat'ın dükkân sahiplerine ve yoldan geçenlere güvenlik olaylarının nedenini sorma girişimlerine rağmen çoğu kişi bilmediğini söylerken bazıları da soruyu yanıtlamayı reddetti.

Dün sabah ilçedeki ana ve ara caddeler silahlı kişilerden arındırılmıştı, ancak son güvenlik olaylarından önceki günlerde ilçeyi ziyaret eden pek çok kişi, özellikle akşam saatlerinde yerel silahlı kişilerin yoğun bir şekilde konuşlandığından bahsetti.

cdfrgt
Ceramana'daki Darat eş-Şeyh Medya Ofisi Müdürü Rebi Munzir (Şarku’l Avsat)

Darat eş-Şeyh Medya Ofisi tarafından Şarku’l Avsat'a yapılan açıklamada, yaşananların sivil bir aracın içindeki insanlarla birlikte sivil olarak ilçeye girmelerinden kaynaklandığı belirtildi. Açıklamada, “Güvenlik statüsüne sahip olup olmadıklarını bilmiyoruz. Ceramana giriş bariyerini 100 ya da 200 metre kadar geçtiler. Daha sonra doğrudan ateş açıldı. Nedeni halen bilinmiyor. Ateş açan kişilerin soyları bilinmiyor ve onları tanımıyoruz. Biz onları bu şehre ait olmayan, rastgele, taşkınlık yapan insanlar olarak tanımlıyoruz. Kent halkının değerlerine, gelenek ve göreneklerine ait değiller. Bu eylem korkakçadır ve her şekilde kınanmayı hak ediyor” denildi.

Ofis, olayın hemen ardından kentin tüm akil adamları, ileri gelenleri ve şeyhlerinin sorunu kontrol altına almak ve fitneyi bastırmak için harekete geçtiğini belirtti. Ertesi sabah ruhani otorite, Ceramana halkı ve şeyhleri tarafından bir bildiri yayınlandı. Bu olayı kınayarak tüm akılcı ve hikmetli yollarla bununla başa çıkılması çağrısında bulundular.

Mevcut yönetimden şikayetçi olduğunu belirten ofis tarafından yapılan açıklamada, “Bizimle doğrudan ve etkili bir iletişim kurulmuyor. Bizler bu ilçede ikamet eden Suriyeli Arap vatandaşlarız. Onlarla aramızdaki hatlar açık, tarafların ya da arabulucuların müdahalesine gerek yok. Buraya gelebilirler ve sorunları herhangi bir alanda çözüldüğü gibi çözebilirler. Şu ana kadar konuyla ilgili olanlardan herhangi bir resmi iletişim almadık. Herhangi bir bölgedeki herhangi bir normal vakada olduğu gibi doğrudan iletişim talep ediyoruz. Mesele kolektif değil bireysel bir meseledir, yani kamu güvenliği güçleri ile çatışanlar Ceramana halkı değildir” ifadeleri yer aldı. Ofis ilçedeki ruhani otoritenin failleri tespit edip adalete teslim etmeye çalıştığını belirtti.

scdfrgt
Suriye Savunma Bakanlığı mensubu Ahmed el-Hatib'in öldürüldüğü yolun fotoğrafı (Şarku’l Avsat)

Ofis, öldürülen kişinin yasal statüye sahip olduğunu, ancak sivil bir araçta bulunduğunu ve çözümün kamu güvenliği, yargı ve polisten geçtiğini açıkladı.

Hükümetin yeni olduğunu, ilgiye ve yardıma ihtiyacı olduğunu, ‘Ceramana'da süreci yönetmek için bir ortaklık olması gerektiğini ve ortaklık eksikliğinin olayları bu noktaya getirdiğini’ belirten ofis, ‘akıllı ve iyi niyetli insanların müdahale etmesi halinde bir çözümün yakın olduğu’ öngörüsünde bulundu.

İsrail medyasında Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın orduya Ceramana'yı savunmak için hazırlık yapma talimatı verdiği yönündeki haberlerle ilgili olarak Ofis Müdürü Rebi Munzir şunları söyledi: “Biz kimseden koruma talep etmedik. Biz vatandaşız ve komşumuzla yüzlerce yıldır nezaket, kardeşlik ve sevgiden başka bir şeyle birleşmedik. Suriye'nin tüm sosyal dokusuyla bu iyi ilişkiyi sürdürmeyi arzuluyoruz.”



Haseke'de normal hayata dönüş hazırlıkları kapsamında toprak bariyerler kaldırıldı, mayınlar temizlendi

Bir grup SDG’li, Haseke'deki cepheden çekilirken (Reuters)
Bir grup SDG’li, Haseke'deki cepheden çekilirken (Reuters)
TT

Haseke'de normal hayata dönüş hazırlıkları kapsamında toprak bariyerler kaldırıldı, mayınlar temizlendi

Bir grup SDG’li, Haseke'deki cepheden çekilirken (Reuters)
Bir grup SDG’li, Haseke'deki cepheden çekilirken (Reuters)

Suriye ordusu ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) salı günü kışlalarına çekilmesinin ardından şehrin silahsızlandırıldığı teyit edildikten sonra, yolların açılması ve trafik akışının kolaylaştırılması için şehrin güney girişindeki toprak bariyerler kaldırıldı. Yerel basında, Suriye hükümeti ile SDG arasında Haseke'de bir esir takası yapıldığı bildirildi.

Haseke'deki kaynaklar, Suriye ordusu ve güvenlik güçlerinden 10 kişinin serbest bırakılması karşılığında üç SDF esirinin serbest bırakıldığını bildirdi.

Bölgedeki sosyal medya siteleri de anlaşmanın uygulanması adımları kapsamında yeniden açılmaya hazırlık olarak Şeddadi ve Haseke arasındaki yolda mayınların infilak ettirilerek temizlendiği görüntülerini yaygın bir şekilde paylaştı.

Haseke Medya Merkezi, Suriye telekomünikasyon ağı Syriatel'in, ağın yeniden başlatılması için gerekli teknik çalışmaların tamamlanmasının ardından, yaklaşık bir buçuk yıl süren kesintinin ardından Haseke kırsalındaki el-Hol ve Tel Barak beldelerinde yeniden faaliyete geçtiğini bildirdi.

SDG salı günü Haseke’nin güneyindeki cepheden çekilmeye başlarken, Suriye ordusu da iki taraf arasındaki anlaşma çerçevesinde şehrin çevresinden çekildi. Ordunun operasyon komutanlığından yapılan açıklamada ordunun çekildiği bölgelere iç güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığı belirtildi. Açıklamada ayrıca SDG’nin anlaşmayı uygulamaya kararlı olduğu ve olumlu adımlar attığı ifade edildi.

Operasyon Komutanlığı, bir sonraki adımı belirlemek için durumu izleyip değerlendirdiğini belirtirken, ABD merkezli internet sitesi Al-Monitor, üç kaynaktan sahada önemli hareketlilikler olduğunu, yani (Suriyeli olmayan) en az 100 PKK üyesinin Suriye topraklarından Irak-İran sınırındaki Kandil Dağları'ndaki PKK’nın ana üslerine geri döndüklerini aktardı.

Aynı habere göre   bu kişiler Suriye hükümeti ile SDG arasında imzalanan anlaşma çerçevesinde Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin kolaylaştırmasıyla nakledildiler. PKK üyelerinin Irak'a nakli, 22 Ocak’ta Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani ile SDG Başkomutanı Mazlum Abdi arasında yapılan üst düzey toplantının ardından gerçekleşti.

bgrtfb
Mesud Barzani ve Mazlum Abdi, Erbil'de ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile görüşürken (KDP)

Haberde Barzani’nin iki tarafı birbirine yaklaştırmada önemli bir rol oynadığı ve Abdi'yi bu adımın ‘güven inşa etmek’ için gerekli olduğuna ikna ettiği, Abdi’nin de bunu kabul ettiği belirtildi. Haseke'deki aktivistler, Suriye'deki PKK şubesinin fiili lideri olarak tanımlanan Bahoz Erdal’ın birkaç saat önce IKBY’ye gittiği bilgisini yaydı. Haberlere göre Bahoz Erdal, Suriye'de kalmaya devam ederlerse veya varılan anlaşmaları bozmaya çalışırlarsa uluslararası tarafların kendilerini hedef alacağına dair yapılan tehditler sonucunda bazı alt düzey liderlerle birlikte Suriye topraklarından ayrıldı. Bazı bilgilere göre güvenli geçiş garantisi söylemlerine rağmen, ilgili makamlardan operasyonun ayrıntıları veya koşulları hakkında herhangi bir resmi onay gelmemesine rağmen, ayrılışın tünellerden biri üzerinden gerçekleştiğini gösteriyor.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün yaptığı açıklamada, ülkesinin Suriye'nin birliğini desteklediğini ve Suriye'nin yanında olacağını, onu yalnız bırakmayacağını söyledi.

Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) milletvekilleriyle gerçekleşen toplantıda yaptığı konuşmada, Suriye'ye bakan herkesin vicdanlı bir şekilde baktığında tek bir gerçeği kabul edeceğini, onun da Suriye halkının en iyisini ve en güzelini hak ettiği olduğunu söyledi.

Suriye’ye vicdanlı bir şekilde bakan herkesin, Suriye halkının en iyisini ve en güzeli hak ettiği gerçeğini kabul edeceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘tek ordu, tek devlet, tek Suriye’ temelinde 18 ve 30 Ocak anlaşmalarının tam olarak uygulanmasının önemini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kendimiz için barış, güvenlik, istikrar, kalkınma ve refah dilediğimiz gibi, komşularımız ve tüm kardeş ülkelerimiz için de aynısını diliyoruz. En büyük dileğimiz, komşumuz Suriye'nin yaklaşık 14 yıldır özlemini çektiği istikrar, barış ve huzura bir an önce kavuşmasıdır. Aynı inancı paylaşan Suriyeli kardeşlerimizin birlik ve kardeşlik içinde omuz omuza parlak bir gelecek inşa etmelerini içtenlikle diliyoruz.”

Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün'ün Suriye konusunda Türkiye'nin endişelerini paylaşmasından büyük memnuniyet duyduğunu belirten Erdoğan, Ankara'nın Suriye'de barış için bu üç ülkeyle işbirliği yapacağını söyledi.

Türkiye'nin Suriye konusundaki tutumunun ilk günden beri net olduğunun altını çizen Erdoğan, “Arap, Türkmen, Kürt veya Alevi olsun, dökülen her damla kan ve akıtılan her gözyaşı kalbimizi parçalıyor. Suriye'de kaybedilen her can, bizim ruhumuzun bir parçasını kaybetmemiz anlamına geliyor” diye sözlerini sürdürdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'ye vicdanlı bir şekilde bakan herkesin, Suriye halkının en iyisini ve en güzelini hak ettiği gerçeğini kabul edeceğini belirtti.

Suriye'de kalıcı barış ve istikrarın sağlanması için yol haritasının netleştiğini belirten Cumhurbaşkanı, tarafların hatalarını tekrarlamamaları ve aşırı taleplerle süreci zehirlememeleri gerektiğini vurgulayarak, şiddetin daha fazla şiddet doğurduğunun unutulmaması gerektiğini kaydetti.

Suriye'nin kaynaklarını ve yer altı ve yer üstü zenginliklerini şehirlerin altında tüneller kazmak için harcamak yerine, tüm kesimlerin refahı için kullanma zamanının geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın ülkesini bir an önce ilerletmek için gösterdiği samimi çabaların en yakın tanığı olduğunu açıkladı. Çiçek açan umutların yeniden sert bir kışa dönüşmeyeceğine olan güvenini dile getiren Erdoğan, “Her şeyden önce Türkiye bunun olmasına izin vermeyecek ve Suriye hükümetinin en geniş siyasi katılım ve temsiliyetini sağlayacağına ve etkili bir kalkınma planını hızla uygulayacağına inanıyorum” dedi.

Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu ve hakimiyetini genişletmeye çalışmadığını, diğer ülkeleri yeniden yapılandırma arzusunda olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aksine, biz içtenlikle kardeşlik istiyoruz ve barış diyoruz, birlikte gelişelim ve ortak geleceğimizi birlikte inşa edelim. Halep, Şam, Rakka, Haseke ve Kamışlı sevinçle dolana ve Kobani (Ayn el-Arab) çocuklarının yüzlerinde Deralı çocukların yüzlerinde olduğu gibi gülümsemeler parlayana kadar Suriyeli kardeşlerimizi bir an olsun terk etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'de son dönemde yürütülen operasyonlar sırasında, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Kızılay ve insani yardım kuruluşlarını harekete geçirmek için acil talimatlar verdiğini de sözlerine ekledi.


Somali’deki Mısır barış gücü… Beklenen konuşlandırma zorluklarla karşı karşıya

Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
TT

Somali’deki Mısır barış gücü… Beklenen konuşlandırma zorluklarla karşı karşıya

Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)

Mısır barış gücü birlikleri, Somali’de görev almaya hazırlık sürecinde yeni bir aşamaya geçti. Kahire’de Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un katılımıyla düzenlenen askerî tören, bu sürecin son adımı olarak değerlendirildi.

Mısır’ın Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılması, uzmanlara göre çeşitli zorluklar barındırıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, başta radikal Eş-Şebab örgütünün olası tepkisi olmak üzere, Kahire ile Addis Ababa arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle Mısır’ın Somali’deki varlığına açık itirazlarda bulunan Etiyopya’nın tutumuna dikkat çekti.

Mısır ordusundan dün yapılan açıklamada, Somali Cumhurbaşkanı’nın Afrika Birliği’nin (AfB) Somali’nin birliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü destekleme misyonu kapsamında görev alacak Mısır birliklerinin askerî geçit törenine katıldığı bildirildi. Açıklamada bunun, Mısır’ın uluslararası barışı koruma çabalarına ve Afrika kıtasında güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesine verdiği öncü desteğin bir parçası olduğu vurgulandı.

Açıklamaya göre göreve katılacak birlikler, kendilerine tevdi edilen görevleri farklı koşullar altında etkin ve yetkin biçimde yerine getirebilecek düzeyde, üst seviyede profesyonel eğitimle tam hazırlık durumuna ulaştı.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, pazar günü Kahire’de Somali Cumhurbaşkanı ile düzenlediği ortak basın toplantısında şu ifadeleri kullanmıştı: “Görüşmelerimizde Mısır’ın AUSSOM’a katılımını ele aldık. Mısır’ın, Afrika kıtasına yönelik taahhütleri çerçevesinde ve Somali’nin tüm bölgelerinde güvenlik ve istikrarın sağlanması yönündeki kararlılığı doğrultusunda, birliklerini misyon kapsamında konuşlandırmayı sürdüreceğini teyit ettim.”

Mısır Yüksek Stratejik ve Askerî Araştırmalar Akademisi danışmanı Tümgeneral Adil el-Umde ise Mısır’ın yaklaşan katılımının Somali’nin talebi ve AfB ile Birleşmiş Milletler’in (BM) onayıyla gerçekleştiğini belirtti. El-Umde, Mısır kuvvetlerinin kendilerine verilen görevi yerine getirmeye hazır olduğunu ifade etti.

scdfrthyg
Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan Mısırlı güçler, 11 Şubat 2026 (Mısır Ordu Sözcüsü’nün paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü)

Afrika işleri uzmanı Ali Mahmud Kelni’ye göre, Mısır birliklerinin Somali’de görevlendirilmesine ilişkin veriler uzun süredir gündemdeydi ve bu adım ‘ani bir fikir’ olarak doğmadı. Kelni, bu seçeneğin ciddi şekilde tartışıldığını, ancak Kahire ile Mogadişu yönetimlerinin onayını beklediğini belirterek birliklerin yakında konuşlandırılmasının beklendiğini söyledi.

Söz konusu adım, İsrail’in 26 Aralık’ta Somaliland bölgesini ‘bağımsız ve egemen bir devlet’ olarak tanıdığını açıklamasının ardından yaklaşık iki ay sonra gerçekleşti. Bu dönemde Somali’de çatışmalar ve Eş-Şebab’ın saldırıları yaşandı.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de Aralık 2024’te, ülkesinin AUSSOM’da görev alacağını duyurmuştu.

Mısır’ın katılımı ilan edildikten sonra bazı zorluklarla karşılaşıldı. 2025 Temmuz’unda Mısır Cumhurbaşkanlığı, barış gücünün sürdürülebilirliğini sağlamak ve görevini etkin şekilde yerine getirmesine yardımcı olmak için uluslararası toplumdan ‘yeterli finansman’ sağlanması çağrısında bulundu.

Bu çağrı, 2025 Nisan ayında Uganda’da düzenlenen bir barış gücü toplantısında AfB Komisyonu Başkanı Mahmud Ali Yusuf’un, Somali’deki AfB misyonuna ‘190 milyon dolarlık finansman sağlanması’ gerektiğine vurgu yapmasının ardından geldi.

xscdfrgt
Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan Mısırlı güçler, 11 Şubat 2026 (Mısır Ordu Sözcüsü’nün paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü)

El-Umde’ye göre en önemli zorluk, birliğe verilen görevin niteliğinden kaynaklanıyor. Bu görevin, başta Eş-Şebab olmak üzere terör unsurları ve yasa dışı silahlı gruplarla mücadeleyi kapsadığını belirten el-Umde, Etiyopya’dan Mısır güçlerine yönelik doğrudan bir meydan okuma beklemediğini ifade etti. El-Umde, “Mısır güçlü bir devlettir ve belirlenen prosedürler ile görev çerçevesine bağlıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Kelni ise Mısır güçlerinin Somali’ye ulaşma ihtimalinin, bölgedeki hassas güç dengelerinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi. Kelni, bu adımın başta Etiyopya olmak üzere bazı komşu ülkelerde kaygı yaratabileceğini; zira Kahire ile Addis Ababa arasında, başta Rönesans Barajı krizi olmak üzere, çözüme kavuşmamış dosyalar bulunduğunu hatırlattı.

Kelni, söz konusu gelişmenin Mısır’ın Eritre, Sudan ve Somali ile olan güvenlik düzenlemeleri ve çok katmanlı ilişkileriyle kesiştiğine işaret ederek, Etiyopya’nın bilgi sahibi olduğu ve bazı süreçlerin kolaylaştırılmasına katkı sunmuş olabileceği öne sürülen dolaylı İsrail rolleriyle ilgili iddiaların da gündemde olduğunu kaydetti.

Askerî ve siyasi hareketliliğin işaretleri net olmakla birlikte, Mısır güçlerinin Somali’ye konuşlandırılmasının etkisinin boyutunu değerlendirmek için henüz erken olduğunu belirten Kelni, Afrika Boynuzu’ndaki bazı ülkelerin tepkilerinin farklı senaryolara açık olduğunu ifade etti. Kelni, özellikle Somali ordusunun eğitim ve silahlanma kapasitesinin artmasına yönelik açık kaygıların sürdüğüne dikkat çekti.


Gazzeli gruplar “işbirlikçileri” peşine düşerek suikastlara hazırlanıyor

Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
TT

Gazzeli gruplar “işbirlikçileri” peşine düşerek suikastlara hazırlanıyor

Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)

Gazze'deki silahlı Filistinli gruplar, Hamas ve İslami Cihat'ın saha komutanlarını ve üyelerini hedef alan İsrail'in suikast kampanyasının devam edeceği öngörüsüyle alarm durumuna geçti.

Şarku’l Avsat’a konuşan saha kaynakları, söz konusu grupların ‘işgalci İsrail ile iş birliği yapanlar’ olarak tanımlanan kişilerin peşine düşülmesi de dahil bazı önlemlerin son günlerde ve haftalarda bir dizi suikastı engellediğini doğruladı.

Saha kaynakları, talimatların, yerin tespit edilmesinden kaçınmak için cep telefonu veya teknolojik cihaz taşımadan bir yerden başka bir yere güvenli bir şekilde hareket etmeyi içerdiğini belirttiler. Başka bir saha kaynağı, bazı önlemlerin Hamas güvenlik güçleri ile İzzettin el-Kassam Tugayları ve Saraya el-Kudüs’ün saha unsurları tarafından kontrol noktalarının kurulmasını içerdiğini ve bunun İsrail ile iletişim kuranların ve silahlı çetelerle çalışan unsurların hareketlerini azaltmaya katkıda bulunduğunu söyledi. Kaynak, bunlardan birçoğunun yakalanıp sorgulandığını ve takip edilen kişiler hakkında bilgi elde edildiğini belirtti. Bu bilgiler daha sonra hedef kişilere iletilerek yerlerini değiştirmeleri sağlandı.