Terör örgütü ilan edilmelerinin ardından Husileri bekleyen belirsizlik

Yemen’e insani yardımların kesintiye uğramasının feci yan etkileri olabilir

İsrail'in Gazze Şeridi'ne insani yardımı durdurma kararını Sana'da protesto eden Yemenli göstericiler, 11 Mart 2025 (AFP)
İsrail'in Gazze Şeridi'ne insani yardımı durdurma kararını Sana'da protesto eden Yemenli göstericiler, 11 Mart 2025 (AFP)
TT

Terör örgütü ilan edilmelerinin ardından Husileri bekleyen belirsizlik

İsrail'in Gazze Şeridi'ne insani yardımı durdurma kararını Sana'da protesto eden Yemenli göstericiler, 11 Mart 2025 (AFP)
İsrail'in Gazze Şeridi'ne insani yardımı durdurma kararını Sana'da protesto eden Yemenli göstericiler, 11 Mart 2025 (AFP)

Enver el-Ansi

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Yemen'deki Husileri mali ve ekonomik yaptırımlarla birlikte ‘yabancı terör örgütü’ olarak yeniden sınıflandırmakla kalmadı, bu tedbirlerin 6 Mart'ta yürürlüğe girmesine iki gün kala alelacele Hıusilerin bazı üst düzey liderlerinin isimlerinin bulunduğu, tutuklama emirleri ve seyahat yasakları ile takip edilmeleri de dahil olmak üzere daha katı yaptırımlarla doğrudan hedef alındıkları bir liste de yayınladı. Söz konusu isimlerin başta Umman, Lübnan, Irak ve diğerleri olmak üzere, ikamet ettikleri ya da faaliyet gösterdikleri bazı ülkelerden sınır dışı ya da iade edilmeleri istenebilir.

Yeni listede Umman Sultanlığı tarafından ağırlanan grubun siyasi liderlerinin yanı sıra Husilerin Başmüzakerecisi Muhammed Abdusselam, yardımcısı Abdulmelik el-Acri ve Müzakere Heyeti üyesi İshak Abdulmelik el-Mervani’nin isimleri de yer alıyor.

Listede ayrıca Husilerin kontrolü altındaki bölgelerde ‘Yüksek Siyasi Konsey Başkanı’ olarak atadığı Mehdi el-Meşat ve sözde ‘Yüksek Devrim Komitesi Başkanı’ Muhammed Ali el-Husi'nin yanı sıra İran ile Husiler arasında para transferi ve havalesi için aracılık yaptığından şüphelenilen iki iş insanı başta olmak üzere Yemen’de siyasetin ve ekonominin önde gelen isimlerinden bazıları da yer alıyor.

İsrail krize müdahil mi oluyor?

Husilere karşı son dönemde alınan önlemlerin kapsamlılığı ve İsrail ile aralarındaki ‘ertelenmiş hesaplaşma’ göz önüne alındığından ABD'nin Husileri yeniden yabancı terör örgütleri listesine almasının ‘İsrail'e Husilerden geldiğini düşündüğü tehditleri bertaraf etme izni verebileceği’ görüşünde olanlar var. İsrail gazetesi Jerusalem Post'un aktardığına göre İsrail, Husilerin birkaç kez İsrail topraklarına ulaşan füzeleri ve İHA’larıyla gerçekleştirdikleri tehditlerini kalıcı olarak ortadan kaldırmak için yakında Husileri daha kararlı bir şekilde hedef almak üzere harekete geçebilir.

Kararın gerekçeleri

ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada “Husilerin faaliyetleri Ortadoğu'daki ABD’li sivillerin ve görevli personelin güvenliğini, en yakın bölgesel ortaklarımızın güvenliğini ve küresel deniz ticaretinin istikrarını tehdit ediyor” denildi. Bakanlığa göre Husiler, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde ticari gemilere yönelik yüzlerce saldırı gerçekleştirirken seyrüsefer özgürlüğünü ve ABD’nin bölgedeki ortaklarını korumaya çalışan Amerikan askeri personelini de hedef aldılar.

Umman'ın başkenti Maskat, Husi müzakerecilerin bölgesel ve uluslararası arabulucularla toplantılar yapması için önemli bir ‘platform’ olduğundan, ABD'nin eylemi Muskat'ı çok zor bir durumda bıraktı

ABD’nin ekonomik yaptırımları sıkılaştırma ya da siyasi ve hatta askeri olarak gerginliği tırmandırma anlamında İran'a uygulayacağı yaptırımların özellikle de Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının uygulanması sekteye uğrar ve İsrail yeniden askeri operasyonlarına başlarsa ve Husiler İsrail'e ya da Kızıldeniz'de ve başka yerlerde uluslararası nakliye hatlarına saldırmaya geri dönerse bir ölçüde Husiler için de geçerli olacağı anlaşılıyor.

İsrail’in askeri ya da güvenlik alanında müdahil olma ihtimali nedir?

ABD’nin ekonomik yaptırımlarının uygulanmasına Trump’ın başkan olarak göreve başlamasından iki gün önce başlandı. Husi liderlerine karşı daha kesin bir askeri eylemde bulunma ya da güvenlik operasyonları yürütme konusuna gelince aranan Husi liderlerinin nerede saklandıklarını bulmak için gerekli istihbaratı toplamak ve ardından onları hedef almak daha fazla zaman alacaktır. Bu da ABD, İngiltere ve İsrail'in Husilerin kontrolündeki bölgelere düzenlediği hava saldırılarında yüzlerce füze atmanın maliyetinden daha aza mal olacaktır. Washington, Trump yönetiminin kararıyla terör örgütü olarak tanımlanan Husi liderlerinin nerede olduğuna dair bilgi karşılığından cazip para ödülleri koyabilir.

ABD'nin son eyleminin sonuçları

ABD'nin söz konusu Husi liderleri terörist olarak sınıflandırması Husiler için ciddi riskler taşırken onlarla yeniden müzakere masasına oturma ya da herhangi bir anlaşmaya varma yahut başka herhangi bir bölgesel veya uluslararası tarafla iletişim kurma girişimlerini tamamen engelliyor.

Husilerin terör örgütü olarak sınıflandırılmasının Umman üzerindeki etkisi

Umman'ın başkenti Maskat, Husi müzakerecilerin bölgesel ve uluslararası arabulucularla toplantılar yapması için önemli bir ‘platform’ olduğundan, ABD'nin eylemi Muskat'ı çok zor bir durumda bıraktı. Maskat aynı zamanda Husilerin diplomatik hareketleri ve özellikle İran'ın başkenti Tahran'a ve muhtemelen Bağdat, Şam ve Beyrut gibi diğer başkentlere yaptıkları çok sayıda ziyaretin de başlangıç noktası oldu.

“Uluslararası toplumun ihtiyaç sahibi milyonlarca Yemenliye gönderdiği insani yardımlar, son yıllarda Husilerin insani yardım kuruluşları ve yardım kuruluşlarının önüne koyduğu engeller de dâhil olmak üzere çeşitli nedenlerle azaldı.

Pek çok kişi Maskat’ın Husiler için önemli bir platform olmasaydı, devam eden savaşın farklı bir hal alacağını düşünüyor. Umman uzun zamandır Yemen'le olan bazı sınır kapılarının Husilere silah kaçırmak için kullanılmasına göz yummakla suçlanıyor. Ancak Maskat bu suçlamaları şiddetle reddediyor.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Beyaz Saray'ın Umman'da ikamet eden Husi liderleri terörist olarak tanımlamasının ardından Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed El-Busaidi ile bölgesel gelişmeleri ele almak üzere bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre telefon görüşmesinde Gazze, Suriye ve bölgedeki diğer son durumlarla ilgili çeşitli dosyalar ele alındı. Açıklamada ABD'li bakanın telefon görüşmesi sırasında ‘Kızıldeniz ve çevresindeki su yollarında yasadışı bir örgüt olarak Husilerin saldırılarına kalıcı olarak son verilmesinin önemini’ vurguladığı belirtildi. Açıklamaya göre ayrıca Rubio, Muskat'ın Husiler tarafından ele geçirilen ve bir yıldan uzun bir süredir alıkonulan MV Galaxy Leader gemisinin mürettebatının serbest bırakılmasındaki rolüne övgüde bulundu.

ABD yönetiminin hamlesinin Yemen’deki insani durum üzerindeki etkisi ne olur?

Uluslararası toplumun ihtiyaç sahibi milyonlarca Yemenliye yönelik insani yardımları, Husilerin insani yardım kuruluşları ve yardım kuruluşlarının personelinin kolay ve sorunsuz hareket etmesine koyduğu engeller ve aralarında kadınların da bulunduğu insani yardım kuruluşlarının çalışanlarından birçoğunu casusluk ve yabancı istihbarat teşkilatları adına çalıştıkları suçlamasıyla tutuklanması da dâhil olmak üzere çeşitli nedenlerden ötürü son yıllarda azaldı. İnsani yardım çalışanlarının serbest bırakılması için Husilere yapılan çağrılar başarısız oldu. ABD yönetiminin Husileri terör örgütü olarak tanımlama ve bazı liderlerini uluslararası teröristler listesine dahil etme kararının yürürlüğe girmesiyle bu durumun daha da kötüleşip kötüleşmeyeceği ise belirsiz.

Husiler, İran ve Hizbullah'ın yaptırımları delme, yurt içindeki fonlarını ve yurt dışındaki finansman kaynaklarını hayali kişiler ve şirketler adı altında geri dönüştürme ve dolambaçlı yöntemler ve teknikler kullanma konusundaki uzmanlığından faydalanmış olmalı.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM), Yemen'e insani yardım ve temel ihtiyaç maddelerinin akışının devam etmesini sağlayacak tedbirlerin alınması çağrısında bulundu.

ABD'nin kararının ardından bir basın toplantısı düzenleyen BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, bu kararın insani yardımların yaklaşık 19 milyon kişinin insani yardıma muhtaç ve 17 milyon kişinin açlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğu Yemen’e etkin bir şekilde ulaştırılmasının yanı sıra sivillerin temel ürünlere ve hizmetlere erişiminin sağlanması için uygun güvencelerin eşlik etmesi gerektiğini söyledi.

Dujarric, özellikle yerel para biriminin değer kaybetmesi, çalışan maaşlarının askıya alınması ve yakıt, gıda ve ilaç fiyatlarındaki sert yükseliş nedeniyle gıda ihtiyacının yaklaşık yüzde 90'ını ithal etmek zorunda olan bir ülkede ticari ürün ve insani yardım akışındaki herhangi bir kesintinin yıkıcı yan etkileri olabileceği uyarısında bulundu.

ty6u78ı
Aden'de alışveriş yapan insanlar, 25 Şubat 2025

Ancak Yemen’in ‘meşru’ hükümetinin Başbakanı Ahmed bin Mubarek, Avrupa Birliği (AB) ve Avustralya'nın Yemen'e akredite büyükelçileriyle yaptığı görüşmede insani yardım kuruluşlarına ve uluslararası ortaklara ‘Husilerin yabancı terör örgütü olarak sınıflandırılmasının gereklerini yerine getirirken vatandaşların çıkarlarına, insani yardımlara ve gıda ithalatına zarar vermeden Husi yapılanmalarının dağıtılması yönündeki ana hedeflere ulaşılmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alacaklarına’ dair güvence verdi.

Husilerin önünde alternatifler var mı?

ABD tarafından uygulanan yaptırımlar, Husilerin kaynaklarını azaltabilir ve on yılı aşkın bir süre önce Yemen'de çatışmaların başlamasından bu yana yönettiği ‘savaş ekonomisine’ yatırım yapma kabiliyetinin önünde daha fazla engel oluşturabilir.

Öte yandan Husiler, İran ve Hizbullah'ın yaptırımları delme, yurt içindeki fonlarını ve yurt dışındaki finansman kaynaklarını hayali kişiler ve şirketler adı altında geri dönüştürme ve yaptırımların ciddi ve etkili bir şekilde uygulanması halinde izlenemeyecek ve ifşa edilemeyecek çeşitli dolambaçlı yöntemler ve teknikler konusundaki deneyim ve uzmanlıklarından faydalanmış olmalılar.

Yaptırımlar işe yarar mı?

Sadece Yemen'de değil, tüm bölgede Husilere ve yurtdışındaki destekçilerine mali ve ekonomik yaptırımlar uygulanmasının yanı sıra sivil tesislere yönelik saldırılara başvurmadan Husilerin liderlerine suikast düzenlemenin, onları tutuklamanın, yargılamanın ve hapse atmanın Husileri dağıtmak için belki en az maliyetli ve en az zararla en uygun seçenek olacağına inananlar var.

Husiler, kontrolü altındaki bölgelerde (Elon Musk'un şirketi SpaceX tarafından yürütülen) Starlink projesi tarafından sunulan uluslararası internet hizmetlerini yasakladı, ihlal edenleri cezalandırma sözü verdi. Ayrıca Kızıldeniz’de ve Akdeniz'de seyrüsefer güvenliğini sarsacak askeri eylemlerini yeniden başlatma tehdidinde bulundu.

Diğer taraftan Husilerin ülke içindeki ve bölgedeki pek çok muhalifi, özellikle Husilerin ABD ve Batı ülkeleri ile olan savaşlarını iç bölgelere taşıma niyeti çerçevesinde, sahada sıkı askeri önlemlerle desteklenmediği sürece Husilere yönelik ekonomik yaptırımların faydalı olamayacağını düşünüyor. Bu duruma Husilerin bazı cephelerdeki askeri hamleleri, bazı aşiretlere yönelik devam eden güvenlik tacizleri ve kontrolü altındaki bölgelerde bulunan işletmelere ve küçük tüccarlara daha fazla yasadışı vergi dayatma ve telif ücreti ödetme gibi uygulamalarına yönelik her türlü eleştiri ya da sivil protestoları giderek artan bir şekilde bastırması eşlik ediyor.

Bunun yanında ABD’nin yaptırımlarının Husileri değil, sıradan vatandaşları olumsuz etkileyeceği ve Husilerin kontrolü altındaki bölgelerdeki yoksulların ezici çoğunluğuna daha fazla yük getireceği korkusu giderek artıyor.

Husilerin vereceği tepki

Öte yandan Husiler, kontrolü altındaki bölgelerde (Elon Musk'un şirketi SpaceX tarafından yürütülen) Starlink projesi tarafından sunulan uluslararası internet hizmetlerini yasakladı, ihlal edenleri cezalandırma sözü verdi. Ayrıca İsrail'in Gazze'deki ateşkes anlaşmasını ihlal etmeye devam etmesi, insani protokole uymaması ve insani yardımların girişini engellemeye devam etmesi halinde Kızıldeniz’de ve Akdeniz'de seyrüsefer güvenliğini sarsacak askeri eylemlerini yeniden başlatma tehdidinde bulundu. Ancak bu tehditler, Husilerin halen çatışma kabiliyetine sahip olduğunu kanıtlama çabasından öteye geçmiyor gibi görünüyor. ABD'nin uyguladığı son yaptırımlardan ve aldığı son karardan sonra içeriye yönelik zayıf bir propagandadan öteye gidemeyeceği ortada.

Son tahlilde mesele Trump yönetiminin yaptırım uygulama ya da Husileri terör örgütü olarak listeleme hayalinin ya da İsrail'in Yemen gibi bir ülkede hedeflerine ulaşma inancının ötesinde ve aynı zamanda Husilerin kendileri için neyin planlandığını görme yeteneğinin ve Yemen’deki ‘meşru’ hükümetin bundan herhangi bir ölçüde yararlanma yeteneğinin ötesinde her açıdan daha da karmaşıklaşmış görünüyor.

Nihayetinde en büyük kaybeden, ne pahasına olursa olsun Husilerden ve İran'ın nüfuzundan kurtulmak isteyen Yemen ve halkı oluyor!



İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
TT

İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)

İran’da reform yanlısı medya kuruluşları dün akşam, ülke çapında haftalardır süren yaygın protesto gösterilerinin ardından, reformist hareketin önde gelen isimlerini hedef alan tutuklama kampanyası kapsamında Reform Cephesi Başkanı ve İran Birlik Partisi Genel Sekreteri Azer Mansuri'nin tutuklandığını bildirdi.

Reform Cephesi’ne yakınlığıyla bilinen ‘İmtidad’ adlı haber sitesi, Mansuri'nin Tahran'ın yaklaşık 20 kilometre güneydoğusundaki Karçak ve Ramin semtindeki evine yapılan baskın sırasında Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) istihbarat servisi üyeleri tarafından adli emirle tutuklandığını aktardı.

Bu haberin ardından DMO'ya yakınlığıyla bilinen haber ajansı Fars, güvenlik ve adli kaynaklara dayandırdığı haberinde Mansuri'nin, eski milletvekili, önde gelen reformist figür ve Reform Cephesi Siyasi Komite Başkanı İbrahim Asgerzade ve asli üye eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi hükümetinde Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Muhsin Eminzade ile birlikte tutuklandığını doğruladı.

drvgf
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 2025 yılının ağustos ayında İsrail ile savaşın sona ermesinden birkaç gün sonra cumhurbaşkanlığı görevine geldikten sonra Reform Cephesi üyeleriyle üçüncü kez bir araya geldiğinde (İran Cumhurbaşkanlığı)

Aynı kaynaklara göre tutuklulara yöneltilen suçlamalar arasında ‘ulusal uyumu bozmak, anayasaya aykırı tutumlar sergilemek, düşman propagandasıyla iş birliği yapmak, teslimiyet politikasını teşvik etmek, grupların siyasi yollarını saptırmak ve yıkıcı nitelikte gizli mekanizmalar kurmak’ yer alıyordu.

Konuya hakim bir yetkili, yetkililerin ‘önceki eleştirel tutumlarını hoş görmesine rağmen, güvenlik karşıtı faaliyetlerini sürdürmeleri nedeniyle bu gruba yasaya uygun şekilde müdahale ettiğini’ söyledi.

İran'daki reformist partiler için en geniş koordinasyon çerçevesini oluşturan Reform Cephesi, son seçimlerde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın en önde gelen destekçilerinden biri oldu.

Yine DMO'ya yakınlığıyla bilinen bir diğer haber ajansı Tesnim, kısa ve belirsiz bir açıklamayla yayınladığı haberde Tahran Savcılığı'nın bazı önde gelen siyasi isimleri ‘Siyonist İsrail rejimini ve ABD'yi desteklemekle’ suçladığını bildirdi. Ocak ayındaki olaylarla ilgili soruşturmalar çerçevesinde ilgili kişilerin isimleri, parti bağlantıları veya tutuklanma koşullarına dair herhangi bir bilgi ise verilmedi.

Tesnim’in haberine göre bu ‘terör olayları’, şiddet eylemlerini meşrulaştırmak ve iç güvenliği etkilemek için perde arkasında ve siber uzayda çalışan bir organizasyon ve medya ağı aracılığıyla ‘İsrail’ ve ‘kibirli’ taraflarla pratik ve operasyonel bir bağlantı olduğunu gösterdi.

Ajans, ABD ve İsrail’in tehditlerinin doruk noktasına ulaştığı bir dönemde reformist hareketin önde gelen politikacılarının davranışlarını izlemenin, savcının onları ‘siyasi ve sosyal durumu bozmak ve saha terörizmi olarak nitelendirdiği eylemleri meşrulaştırmak için faaliyetler düzenlemek ve yönetmekle’ suçladıktan sonra dosyalarını açmasına neden olduğunu da ekledi.

Tesnim, prosedürlerin tamamlanmasının ardından, bir siyasi partiye bağlı dört kişiye suçlamada bulunulduğunu, bunlardan bazılarının İsrail ve ABD için çalıştıkları gerekçesiyle tutuklandığını, diğerlerinin ise ulusal uyumu bozmak ve kışkırtmakla suçlandıkları bir davada soruşturma için çağrıldıklarını bildirdi.

dfghyju
Aktivist Azer Mansuri ve Eminzade solda, Asgerzade sağda (Jamaran News)

İran Yargı Erki’nin haber ajansı Mizan, kimliklerini açıklamadığı bazı siyasi isimlerin tutuklandığını ve haklarında dava açıldığını doğruladı.

Mansuri (60), daha önce reformist çizgiden eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'nin danışmanlığını yapmıştı. Aralık ayı sonlarında İran'da protestolar patlak verdikten sonra, Instagram hesabında “Sesinizi duyurmanın tüm yolları kapandığında, protesto sokaklara taşınır” diye yazmıştı.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye göre Mansuri, ‘baskının, protestocularla başa çıkmanın en kötü yolu’ olduğunu belirtirken, protestolar sırasında binlerce kişinin hayatını kaybetmesine atıfla, “Medyaya ulaşamıyoruz, ancak yaslı ailelere ‘Yalnız değilsiniz’ diyoruz” mesajına “Hiçbir güç, hiçbir gerekçe, hiçbir zaman bu büyük felaketi telafi edemez” diye ekledi.

Mansuri, 2009 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası düzenlenen protestoların ardından tutuklanmış ve ‘kamu düzenini bozmak ve devlete karşı propaganda yapmak’ gibi suçlamalarla üç yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Aynı şekilde 2022'de ‘başkalarına zarar vermek ve çevrimiçi kamuoyunu kışkırtmak amacıyla yalan yaymak’ suçlamasıyla yargılanan Mansuri, bir yıl iki ay hapis cezasına çarptırıldı. Mansuri, 2023 yılının haziran ayından bu yana, daha fazla sosyal özgürlük ve sivil toplumun daha güçlü bir rol oynamasını talep eden reformist partiler ve grupların çatı koalisyonu olan Reform Cephesi'nin başkanlığını yapıyor.

Yargı uyarıları

Bu tutuklamalar, 28 Aralık'ta İran genelinde yaşam koşulları nedeniyle başlayan ve kısa sürede yaygın bir hükümet karşıtı protesto hareketine dönüşen ve 8-9 Ocak'ta zirveye ulaşan protestoların ardından gerçekleşti.

Protestoların barışçıl bir şekilde başladığını, ancak daha sonra cinayet ve vandalizmin de dahil olduğu ‘ayaklanmalara’ dönüştüğünü belirten İranlı yetkililer, ABD ve İsrail'i ‘terör eylemi’ olarak nitelendirdikleri olayların arkasında olmakla suçladı. Ardından gelen baskılar, 1979'dan bu yana rejime yönelik en büyük siyasi meydan okuma olarak kabul edilen protestoları sona erdirdi.

Tutuklamalardan önce, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, protestolar sırasında reformlar ve gerçekleri araştırma komitelerinin kurulması çağrısında bulunan yerli şahsiyetleri sert bir şekilde eleştirdi. Ejei, Velayet-i Fakih’in yanında yer almayanların, ‘savaş sırasında Saddam Hüseyin'e sığınan ve bugün suçlu Siyonistlere sığınanlarla’ aynı kaderi paylaşacakları uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir zamanlar devrimde yer alan ve şimdi açıklamalar yapanlar, zavallı ve sefil insanlardır.”

ABD merkezli insan hakları örgütü HRANA’ya göre protestolar sırasında 6 bin 971 kişinin öldürüldüğü belgelendi, bunların çoğu göstericiydi, ayrıca 51 binden fazla kişi gözaltına alındı.

Reformistlere yönelik parlamento tehdidi

Tutuklama kampanyası, Reform Cephesi'nin eski başkanı ve eski Milletvekili Ali Şakuri-rad'ın, güvenlik güçlerini protestolar sırasında ‘kendi saflarında cinayetler uydurmak’ ve ‘camileri yakmakla’ suçladığı açıklamalarıyla tırmanan tartışmalarla eş zamanlı gerçekleşti.

Şakuri-rad ne demişti?

Geçtiğimiz hafta Şakuri-rad’ın bir ses kaydı sızdırıldı. Bu kayıtta, 8-9 Ocak olaylarını ayrıntılı olarak anlatan Şakuri-rad, üyelerinin gerçekleştirdiği cinayetlerin ayaklanmayı bastırmak için yapılan bir proje olduğunu söyledi. Cami, türbe ve Kuran'ların yakılması ile Besic üyeleri ve güvenlik güçlerinin öldürülmesinin baskı için bahane olarak kullanıldığını da ekleyen Şakuri-rad, Mossad ve dış operasyon ekiplerini bu olayların arkasında olmakla suçlayan resmi açıklamayı reddettiğini ifade etti. Diğer açıklamalarında Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın protestocuları ‘sorun çıkaranlar’ olarak nitelendirmesini eleştiren Şakuri-rad, bunun ‘merkezci bir güç olarak rolünü yaktığını’ ve merkezci gücün ‘krizlerde temel sosyal sermayeyi temsil ettiğini’ söyledi.

rgthy
İran'ın Meşhed kentinde hükümet karşıtı protestocular toplanırken duman yükseliyor, 10 Ocak 2026'da (Reuters)

Aynı bağlamda Şakuri-rad, Birlik Partisi'nin kısa bir süre önce düzenlenen konferansına atıfla, konferansın oturumlarından birinde İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in mevcut durumu ele almak için bazı yetkilerini Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a devretmesi önerisinin gündeme getirildiğini ve bu önerinin parti içinde tartışıldığını, ancak kamuoyuna açıklanmadığını söyledi.

“Geçiş konseyi”

Iran International adlı televizyon kanalı, 20 Ocak'ta Reform Cephesi Merkez Konseyi'nin, Hamaney'in istifasını ve bir ‘geçiş konseyi’ kurulmasını talep eden bir taslak bildiriyi görüşmek üzere acil ve gizli bir toplantı düzenlediğini bildirdi.

Ancak kanalın aktardığına göre güvenlik güçleri müdahale ederek Reform Cephesi liderlerini tehdit etti ve bu da bildirinin yayınlanmasının askıya alınmasına ve herhangi bir kamuoyu çağrısının geri çekilmesine yol açtı.

Habere göre görüşmelerde ‘toplu istifalar’ ve ‘ülkenin dört bir yanında protesto gösterileri düzenlenmesi çağrısı’ önerileri de gündeme geldi, ancak yaygın tutuklamalarla ilgili uyarılar da dahil olmak üzere güvenlik güçlerinin baskısı, bu adımların atılmasını engelledi.

Kanalın aktardığı reformist harekete yakın kaynaklara göre, güvenlik güçlerinin tepkisi, yetkililerin en üst düzeylerdeki siyasi bölünme belirtilerine karşı duyarlılığını ve İran siyasi sahnesinde herhangi bir fikir birliği hali veya kamuoyu eyleminin oluşmasını önleme çabalarını yansıttı.


ABD Başkanı Trump, Japonya Başbakanı Takaiçi’yi seçim zaferinden dolayı tebrik etti

Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, zaferinin ardından basın toplantısı düzenledi (AFP)
Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, zaferinin ardından basın toplantısı düzenledi (AFP)
TT

ABD Başkanı Trump, Japonya Başbakanı Takaiçi’yi seçim zaferinden dolayı tebrik etti

Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, zaferinin ardından basın toplantısı düzenledi (AFP)
Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, zaferinin ardından basın toplantısı düzenledi (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda, Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae'yi koalisyonunun seçim zaferinden dolayı tebrik etti ve ‘iktidar yoluyla barışa dayalı muhafazakar programını uygulamada büyük başarılar’ diledi.

Japonya'nın ilk kadın başbakanı olan Takaiçi, pazar günü yapılan seçimlerde ezici bir zafer elde ederek, finansal piyasaları tedirgin eden vergi indirimleri ve Çin'e karşı askeri harcamaları artırma vaatlerini yerine getirmesinin önünü açtı.

Gönderisinde “Sizi desteklemekten onur duyuyorum” diye yazan Trump, cuma günü Takaiçi’ye desteğini açıklamıştı.

ABD Başkanı, söz konusu paylaşımda şunları da yazdı:

“O (Takaiçi) çok saygın ve popüler bir lider ve seçim çağrısı yapma konusundaki cesur ve akıllıca kararı büyük bir başarıya ulaştı.”


Trump: Çin Devlet Başkanı "yılın sonunda" Amerika Birleşik Devletleri'ni ziyaret edecek

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl Güney Kore'nin Busan kentinde Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile görüşmeleri öncesinde tokalaşıyor (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl Güney Kore'nin Busan kentinde Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile görüşmeleri öncesinde tokalaşıyor (DPA)
TT

Trump: Çin Devlet Başkanı "yılın sonunda" Amerika Birleşik Devletleri'ni ziyaret edecek

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl Güney Kore'nin Busan kentinde Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile görüşmeleri öncesinde tokalaşıyor (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl Güney Kore'nin Busan kentinde Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile görüşmeleri öncesinde tokalaşıyor (DPA)

ABD Başkanı Donald Trump, dün yayınlanan bir röportajda, yıl sonuna doğru Çinli mevkidaşı Şi Cinping'i Beyaz Saray'da ağırlayacağını ve başta ticaret olmak üzere çeşitli konuları görüşeceğini söyledi.

NBC ile yaptığı ve dün yayımlanan röportajda Trump, "(Şi) yıl sonuna doğru Beyaz Saray'a gelecek (...) Bu iki ülke (Amerika Birleşik Devletleri ve Çin) dünyanın en güçlüleri ve çok iyi bir ilişkimiz var" diyerek nisan ayında Çin'i ziyaret edeceğini doğruladı.