Avrupa'nın yeni Suriye yönetimine bakışı değişti mi?

Şam'ın ‘siyasallaştırılabileceği’ çekincelerine rağmen Dışişleri Bakanı Şeybani’nin Brüksel’deki Suriye’nin Geleceğini Destekleme Uluslararası Konferansı’na katılması bekleniyor

Suriye'yi desteklemek için geçtiğimiz yıl sekizincisi düzenlenen Brüksel Konferansı katılımcılarının aile fotoğrafı (EPA)
Suriye'yi desteklemek için geçtiğimiz yıl sekizincisi düzenlenen Brüksel Konferansı katılımcılarının aile fotoğrafı (EPA)
TT

Avrupa'nın yeni Suriye yönetimine bakışı değişti mi?

Suriye'yi desteklemek için geçtiğimiz yıl sekizincisi düzenlenen Brüksel Konferansı katılımcılarının aile fotoğrafı (EPA)
Suriye'yi desteklemek için geçtiğimiz yıl sekizincisi düzenlenen Brüksel Konferansı katılımcılarının aile fotoğrafı (EPA)

Bahaa Alawam

Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenlenecek olan Suriye’nin Geleceğini Destekleme Uluslararası Konferansı’na ilişkin Suriyeli yetkililer tarafından yapılan açıklamalar, Şam’daki yeni yönetimin Avrupa ile ilişkileri konusunda soru işaretleri yarattı. Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani konferansın ‘siyasallaştırıldığını ve yabancı gündemlere hizmet eden söylemleri teşvik ettiğini’ söyleyerek katılıp katılmayacağı kararını henüz netleştirmezken söz konusu söylemlerin içeriğine ve hangi yabancı tarafların bunlardan yararlandığına açıklık getirmedi.

Avrupa Parlamentosu (AP), birkaç gün önce Suriye'deki geçiş sürecini destekleyen bir kararı kabul etti. Yaşlı kıtanın ülkeleri bundan kısa bir süre önce de yeni yönetimin ekonomik durumu iyileştirmesine yardımcı olmak ve mültecileri vatanlarına dönmeye teşvik etmek amacıyla Suriye’deki devlet kurumlarına uygulanan yaptırımları kaldırma kararı aldı. Tüm bu başlıklar, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden bu yana Şam'daki yetkililer tarafından defalarca kez dile getirilmişti.

Burada Avrupa'nın Şam'daki yeni yönetime olan açılımının, Esed rejiminin 8 Aralık 2024 tarihinde düşmesinin ardından hızla ortaya çıktığını ve Avrupalı yetkililerin Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'ya yaptıkları çeşitli ziyaretler ve Bakan Şeybani ile ülke içinde ve dışında yaptıkları görüşmelerin yanı sıra diğer diplomatik ve siyasi kanallarda da kendini gösterdiğini belirtmek gerekir.

Avrupa, Esed sonrası Suriye'ye açılmak için ABD’deki yeni yönetimin tutumunun netleşmesini bile beklemedi. Şara'nın eski rejimi devirmek için liderlik ettiği ve bugün Suriye ordusunu oluşturan grupların geçmişi üzerinde uzun süre durmadı. Şeybani, Davos’taki son konferansta ve Paris ve Münih'te katıldığı diğer etkinliklerde ülkesinin dış dünya ile ilişkilere verdiği önemi vurguladı.

Asıl soru, Şam'daki yeni yönetim ile Avrupalılar arasındaki dostluğu ne bozdu da Brüksel'de düzenlenecek Suriye’nin Geleceğini Destekleme Uluslararası Konferansı siyasallaştı ve yabancı gündemlere hizmet eder hale geldi? Bu durum eski Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim'in 2011 yılında ‘Avrupalılar iç işlerine karıştığı için ülkesinin Avrupa'yı haritadan sileceğini ve doğuya doğru hareket edeceğini’ söylediği açıklamalarını anımsattı.

Brüksel’deki 2025 Suriye’nin Geleceğini Destekleme Uluslararası Konferansı, Suriye’de yeni güvenlik güçlerinin eski rejimin kalıntılarının isyanını bastırırken kıyı illerinde meydana gelen ve Şam'ın bu eylemlerle ilgili resmi bir soruşturma başlatmasına ve suçluları cezalandırmakla tehdit etmesine neden olan cinayetler ve işkenceler de dahil olmak üzere, Suriye'de Avrupalıların hoşuna gitmeyen son olayların ardından yapılacak.

Avrupalılar, söz konusu soruşturmanın başlatılmasından duydukları memnuniyeti ifade ettiler ve sonuçlarını bekliyorlar. Ancak Batı basını beklemedi ve gerçekleri araştırmaya başladı bile. Örneğin İngiltere merkezli The Guardian gazetesi, kıyı illerindeki sokakların boş olduğunu, çünkü insanların hesap verme ya da yasal ve adli bir soruşturma yapılması endişesi olmadan intikam peşinde koşan silahlı adamlarla yüzleşmek için dışarı çıkmaya korktuklarını yazdı.

ABD merkezli Washington Post gazetesi de Suriye’nin kıyı illerindeki ‘mezhepçi’ cinayetleri haberleştirdi. The Economist dergisi ise daha da ileri giderek güvenliğin Şam'daki merkezi otorite tarafından kontrol edilmesinin mi doğru olduğunu yoksa ülkenin çökme riskiyle karşı karşıya kalması pahasına da olsa mümkün olan her yerde yerel ve etnik gruplara devredilmesinin mi daha iyi olduğunu sordu.

İngiltere merkezli düşünce kuruluşu Chatham House, Suriye ordusunu oluşturan gruplar arasındaki anlaşmazlıklar ve askeri birliğindeki zayıflıkların yanı sıra Suriye hükümetinin halen ülkenin geçiş dönemi adalet sistemi için bir yapı ve takvim açıklamaması çerçevesinde Şam'daki yeni yetkililerin güvenliği sağlayabilme kabiliyetlerine ilişkin bir rapor yayınladı.

Şam ile Avrupalılar arasında çatlak yaratan tek konu, Batı’nın yeni yönetimin ülkenin güvenliğini sağlayabileceğine olan güvensizliği değil. Cumhurbaşkanı Şara tarafından kısa bir süre önce onaylanan anayasal bildiri de eleştirmenler tarafından Suriye'yi ayrım gözetmeksizin tüm kesimlerini kucaklayan ve ayrı rollere ve liderliğe sahip üç ayrı otoritenin himayesi altında bir devlete dönüştürme yönündeki iç ve dış hedeflerle tutarsız olarak değerlendirildi.

Suriye'de 13 Mart'ta imzalanan anayasal bildiri, tüm yetkileri Cumhurbaşkanı Şara'ya devrettiği ve tüm geçiş sürecini onun şahsına ipotek ettiği gerekçesiyle eleştirilmişti. France 24, İngilizce sayfasında ‘Suriye Cumhurbaşkanı anayasal bildiriyi imzalayarak ülkeyi beş yıllık bir geçiş dönemi boyunca İslamcıların yönetimi altına soktu’ başlıklı bir haber yayınladı.

New York Times (NYT) gazetesi de anayasal bildiriye ilişkin bir habere yer verdi. Habere göre Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen, içeriden ve dışarıdan gelen eleştirilere rağmen bu adımı memnuniyetle karşıladı. Anayasal bildirinin ‘önemli bir yasal boşluğu doldurabileceğini’ söyleyen Pedersen, bunun ‘barışçıl, kapsayıcı ve inandırıcı bir geçiş süreci için sağlam bir çerçeve’ oluşturmasını umduğunu söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Avrupa Birliği (AB), daha önceki tüm eleştirilere rağmen Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani'yi Brüksel'deki konferansa davet ederek AB kapılarının Şam'daki yeni yönetime kapalı olmadığını gösterdi. Suriye’nin kıyı illerinde yaşanan olaylar ve anayasal bildirgeden kaynaklanan çekinceler geçiş sürecini başarısızlığa mahkum etmese de daha ciddi hale gelebilecek zorluklara karşı bir uyarı niteliği taşıyor.

Avrupalıların Suriyeli göçmenleri ülkelerine geri gönderebilmek için Şam ile bir anlaşmaya ihtiyaç duyduklarını bir işareti olan Batı basınında yer alan haberleri de göz önünde bulundurmakta fayda var. Bu ihtiyaç, yaşlı kıtanın başkentlerindeki politikacıları, Cumhurbaşkanı Şara liderliğindeki yeni yönetimin eylemlerini izlerken mevcut olanla umulanı birbirinden ayırmak için yüksek derecede gerçekçi olmaya zorluyor.

Independent Arabia'ya konuşan kaynaklara göre bugün Brüksel'de düzenlenecek konferansta Suriyelilere yardım için 27 milyar dolardan fazla para toplanması bekleniyor. Bu rakamların yeni Suriye hükümetine şu an üstlendiği birçok görevde yardımcı olacağına şüphe yok. Belki de Şam'ın Avrupalı siyasetçilerin Suriye ile ilişkilerinde olduğu kadar gerçekçi ve ‘esnek’ olması faydalı olabilir.

Avrupalı kaynaklar Şeybani'nin Suriye'nin yukarıda bahsedilen çekincelerine rağmen konferansa katılacağını açıkladılar. Şam, Batı ile ilişkilerin öneminin farkında ve elli yılı aşkın bir süredir zalim bir rejimden mustarip olan bir ülkede geçiş döneminin sıfır hata ile gerçekleşmeyeceğinin farkında. Ulusal, dini ve entelektüel anlaşmazlıklarla dolu bir ülkenin inşası için bu hataların tanınması ve ele alınması şart.



İran, Netanyahu’nun Washington ziyaretinden önce diplomatik çabalar üzerinde ‘yıkıcı etkiler’ olacağı konusunda uyarıda bulundu

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
TT

İran, Netanyahu’nun Washington ziyaretinden önce diplomatik çabalar üzerinde ‘yıkıcı etkiler’ olacağı konusunda uyarıda bulundu

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin Umman’a ulaşmasının ardından Tahran, diplomatik çabalara yönelik ‘yıkıcı baskı ve etkiler’ konusunda uyarıda bulundu. Bu uyarı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, ABD-İran müzakerelerine odaklanması beklenen görüşmeler için Washington’a yapacağı ziyaretten hemen önce geldi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi bugün düzenlenen haftalık basın toplantısında, “Görüşme yaptığımız taraf ABD’dir ve bölgeyi olumsuz etkileyen yıkıcı baskılardan bağımsız hareket etme kararı onlara aittir… Siyonist rejim, bölgede barışa yol açacak herhangi bir diplomatik girişimi sürekli olarak engellemeye çalıştı” ifadelerini kullandı.

İran devlet televizyonuna konuşan Bekayi, ülkesinin ABD ile yürüttüğü müzakerelerde hızlı bir sonuca ulaşmayı hedeflediğini ve gecikmeye gitmek istemediğini belirtti.

Bekayi, geçtiğimiz hafta ABD ile yapılan nükleer görüşmelerin karşı tarafın ‘ciddiyetini’ ölçmek için gerçekleştirildiğini aktarırken, mevcut müzakerelerin ne kadar süreceği veya ne zaman sonuçlanacağının öngörülemediğini kaydetti.

Şarku’l Avsat’ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığına göre Laricani’nin Maskat’ta Umman Sultanı Heysem bin Tarık ve Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi ile bir araya gelmesi bekleniyor.

Laricani dün yaptığı açıklamada, ziyaretin bölgesel ve uluslararası son gelişmeler ile İran-Umman ekonomik iş birliğini ele alacağını söyledi.

Ziyaret, Washington ile Tahran arasında birkaç gün önce yapılan ve ABD’nin güç kullanma ihtimalini gündeme getirdiği müzakerelerin ardından gerçekleşiyor.

Tahran, görüşmelerin yalnızca nükleer programıyla sınırlı olmasını, füze programı gibi diğer konuların tartışılmamasını istiyor.

Öte yandan Mısır Dışişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, Bakan Bedr Abdulati’nin İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi yaparak bölgesel gelişmeleri ele aldığını bildirdi.

Açıklamada, Arakçi’nin Abdulati’yi yakın zamanda Umman’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen ABD-İran müzakerelerinin gelişmeleri hakkında bilgilendirdiği belirtildi. Görüşmede Abdulati, ülkesinin bu müzakerelere ve gerilimi azaltmaya yönelik tüm çabalara tam destek verdiğini ifade etti.

Açıklamaya göre Abdulati, ABD ve İran arasındaki müzakere sürecinin barışçıl ve uzlaşmacı bir çözüme ulaşana kadar sürdürülmesinin önemini vurguladı. Ayrıca, bu hassas dönemde ortaya çıkabilecek herhangi bir anlaşmazlığın aşılması gerektiğini belirterek, bölgedeki gerilimi önlemenin en temel yolunun diyalog olduğunu kaydetti.


Birleşmiş Milletler, ABD'nin aidatlarını ne zaman ödeyeceğine dair açıklama talep ediyor

ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
TT

Birleşmiş Milletler, ABD'nin aidatlarını ne zaman ödeyeceğine dair açıklama talep ediyor

ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)

Birleşmiş Milletler dün yaptığı açıklamada, Washington'ın geçen hafta birkaç hafta içinde ilk ödemeyi yapacağına dair verdiği sözün ardından, Amerika Birleşik Devletleri'nin ödenmemiş bütçe borçlarını ne zaman ödeyeceğine dair ayrıntıları beklediğini belirtti.

BM sözcüsü Stéphane Dujarric basın toplantısında, “Verileri gördük ve açıkçası, Genel Sekreter bu konu hakkında bir süredir Büyükelçi (Mike) Walts ile temas halinde” dedi. “Bütçe Kontrol Birimimiz Amerika Birleşik Devletleri ile temas halinde ve bazı göstergeler sağlandı. Ödemenin kesin tarihini ve taksitlerin büyüklüğünü öğrenmeyi bekliyoruz” ifadesini kullandı.

Genel Sekreteri António Guterres, 28 Ocak'ta üye devletlere yazdığı bir mektupta, 193 üyeli örgütün aidatların ödenmemesi nedeniyle “yaklaşan mali çöküş” riskiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, örgütün mali durumu hakkında uyarıda bulundu.

cvfthyj
ABD Başkanı Donald Trump, New York'taki Birleşmiş Milletler'de yaptığı konuşmanın ardından eliyle jest yapıyor (AFP)

Başkan Donald Trump döneminde Washington, Birleşmiş Milletler'in sistemlerini reforme etmesini ve bütçesini azaltmasını talep ederek birçok cephede çok taraflılıktan çekildi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre ABD'nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Waltz cuma günü verdiği demeçte, "Çok yakında kesinlikle bir ilk ödeme göreceksiniz" dedi. "Yıllık aidatlarımızın önemli bir ilk ödemesi olacak... Nihai miktarın henüz belirlendiğini sanmıyorum, ancak birkaç hafta içinde belli olacak" ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler yetkilileri, ABD'nin uluslararası örgütün bütçesine ödenmesi gereken aidatların %95'inden fazlasından sorumlu olduğunu söylüyor. Şubat ayı itibarıyla Washington'ın 2,19 milyar dolar borcu bulunuyordu; buna ilave olarak mevcut ve geçmiş barış koruma misyonları için 2,4 milyar dolar ve BM mahkemeleri için 43,6 milyon dolar daha ödenmesi gerekiyordu.

BM yetkilileri, ABD'nin geçen yılki düzenli bütçe için aidatlarını ödemediğini, bu nedenle 827 milyon dolar, cari yıl için ise 767 milyon dolar borcu olduğunu, geri kalanının ise önceki yıllardan kalan borçlardan oluştuğunu ifade etti.


ABD Adalet Bakanlığı, Kongre üyelerinin Epstein'e ait sansürsüz dosyaları incelemesine izin veriyor

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein davasına ait belgelerden görüntüler (AFP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein davasına ait belgelerden görüntüler (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı, Kongre üyelerinin Epstein'e ait sansürsüz dosyaları incelemesine izin veriyor

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein davasına ait belgelerden görüntüler (AFP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein davasına ait belgelerden görüntüler (AFP)

ABD Adalet Bakanlığı, bazı milletvekillerinin yayınlanan belgelerdeki belirli isimlerin sansürlenmesinden duydukları endişeyi dile getirmelerinin ardından, dün Kongre üyelerinin Jeffrey Epstein davasıyla ilgili sansürsüz dosyaları incelemesine izin verdi.

AFP’nin haberine göre kasım ayında Kongre tarafından ezici bir çoğunlukla kabul edilen Epstein Şeffaflık Yasası, Adalet Bakanlığı'nın hüküm giymiş cinsel suçluya ilişkin elinde bulunan tüm belgeleri yayınlamasını gerektiriyor.

Yasa, FBI'a göre sayısı bini aşan Epstein kurbanlarının kimliklerini ortaya çıkarabilecek isimlerin veya diğer kişisel bilgilerin gizli tutulmasını gerektiriyor.

Ancak yasa, "herhangi bir hükümet yetkilisi, kamu figürü veya önde gelen yabancı şahsiyet de dahil olmak üzere, hiçbir kaydın utanç, itibar kaybı veya siyasi hassasiyet gerekçesiyle gizlenemeyeceğini, geciktirilemeyeceğini veya sansürlenemeyeceğini" öngörüyor.

Kaliforniya'dan Demokrat Temsilci Ro Khanna, üç milyondan fazla belgede yapılan bazı sansürlemeleri sorgulayan milletvekilleri arasında yer alıyor.

Khanna, Facebook sayfasında örnekler paylaştı; bunlar arasında Epstein'e 17 Ocak 2013 tarihli anonim bir e-posta da bulunuyor: "Yeni Brezilyalı, çekici ve güzel, 9 yaşında."

11 Mart tarihli bir diğer mesajın göndericisinin kimliği de gizli tutuldu. Mesajda şu ifadeler yer alıyordu: “Güzel bir akşam için teşekkürler. Küçük kızınız biraz yaramazlık yapmış.”

Khanna, bu mesajların göndericilerinin ifşa edilmesinin gerekliliğini vurguladı.

Şöyle devam etti: “Bu güçlü adamların itibarlarını örtbas etmek, Epstein'ın şeffaflık yasasının açık ihlalidir.”

İş adamları, politikacılar, ünlüler ve akademisyenlerle bağlantıları olan Epstein, cinsel istismar suçlamalarıyla yargılanmayı beklerken, 2019'da New York'taki hapishane hücresinde ölü bulundu.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Epstein'ın eski kız arkadaşı Gishlaine Maxwell, davasıyla ilgili bir suçtan hüküm giyen tek kişi.

20 yıllık hapis cezasını çekmekte olan Maxwell, pazartesi günü, Temsilciler Meclisi komitesinin sorularını yanıtlamayı reddetti.

Avukatı, Başkan Donald Trump'tan başkanlık affı alması halinde yanıt vereceğini söyledi. Trump, Epstein'ın dosyalarının yayınlanmasını aylarca engellemeye çalıştı, ancak daha sonra Cumhuriyetçi milletvekillerinin baskısına boyun eğdi.