Libya'nın çölü Fransa'nın Afrika'da nüfuz sahibi olma arzusuna engel mi?

Uzmanlara göre Fransa, Afrika kıtasındaki varlığı Rusya lehine geriledikten sonra Libya’da kendini yeniden konumlandırmaya ve Akdeniz'in güneyinde NATO için bir askeri üs edinmeye çalışıyor.

Fransa'nın Libya'ya olan ilgisi, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Mareşal Halife Hafter arasında şubat ayı sonlarında Elysee Sarayı’nda bir araya gelmelerinin önünü açtı (AFP)
Fransa'nın Libya'ya olan ilgisi, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Mareşal Halife Hafter arasında şubat ayı sonlarında Elysee Sarayı’nda bir araya gelmelerinin önünü açtı (AFP)
TT

Libya'nın çölü Fransa'nın Afrika'da nüfuz sahibi olma arzusuna engel mi?

Fransa'nın Libya'ya olan ilgisi, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Mareşal Halife Hafter arasında şubat ayı sonlarında Elysee Sarayı’nda bir araya gelmelerinin önünü açtı (AFP)
Fransa'nın Libya'ya olan ilgisi, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Mareşal Halife Hafter arasında şubat ayı sonlarında Elysee Sarayı’nda bir araya gelmelerinin önünü açtı (AFP)

Kerime Naci

Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Mareşal Halife Hafter'in 2019 yılında Libya’nın başkenti Trablus’un kontrolünü ele geçirememesinin üzerinden dört yıl geçtikten sonra Paris'in ışıkları Libya arenasını aydınlatmak üzere geri döndü. Fransa'nın 2024 yılının başlarından bu yana Libya'ya olan ilgisi, Fransa Cumhurbaşkanı'nın Libya Özel Temsilcisi Paul Soler’in Libya’yı ziyaretiyle somutlaştı. Soler'in ziyareti Cumhurbaşkanı Macron'dan bir mesaj taşıyordu. Mesaj, Fransa'nın Libya dosyasına ve özellikle Mali, Nijer ve Burkina Faso'daki nüfuzunu kaybettikten sonra Sahel bölgesi ve Sahra Altı Afrika ülkelerine doğru genişlemek için kilit bir oyun alanı olarak gördüğü Libya’nın güney bölgelerinde seçim hakkına ulaşmak ve yeniden yapılanma çabalarını desteklemek amacıyla istikrarın sağlanmasına olan ilgisinin devam ettiğini vurguluyordu.

Fransa’nın Libya'ya olan ilgisi, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile LUO Komutanı Mareşal Halife Hafter arasında şubat ayı sonlarında gerçekleşen görüşmeye de yansıdı. Elysee Sarayı’ndaki görüşmede LUO’nun ‘ülkenin istikrarının korunmasında oynadığı rolün önemini’ vurgulayan Macron, Hafter'in iç güvenliği güçlendirmenin yanında Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu'nun (UNSMIL) siyasi bölünmüşlüğü ve güvenlik güçleri arasındaki bölünmeyi sona erdirme çabalarını destekleme çabalarını övdü.

Afrika için savaş

Afrika işleri uzmanı ve araştırmacı Mohamed Torshin, Fransa'nın Libya'dan bahsederken hedefinin, Afrika'daki tarihi nüfuzunun bir arenası olarak gördüğü ve Çin ile Rusya arasında bir çatışma konusu haline gelen Libya’nın güneyi olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Fransa'nın Libya sahnesindeki yokluğunu yeniden gözden geçirmesine sebep olan birtakım nedenler olduğunu ifade eden Torshin, bunların başında da Putin'in Rusya Deniz Kuvvetleri tarafından kullanılan Tartus Deniz Üssü’nün bulunduğu Suriye'deki nüfuzunu kaybetmesinin ardından Libya'nın doğusunda Rus nüfuzunun gözle görülür şekilde artmasının geldiğini belirtti. Bu yüzden Rusların, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin ulusal güvenliklerine doğrudan bir tehdit olarak gördükleri Libya'da Akdeniz kıyılarında daha fazla mevzi elde etmeye çalıştığına dikkati çeken Torshin, Rusya'nın bu yeni konumlanmasının, Avrupa'nın Rusya tarafından her yönden kuşatıldığı anlamına geldiğini vurguladı.

Fransa’nın Libya’daki varlığının müttefiki Hafter aracılığıyla aktif hale geldiğinin altını çizen Torshin’e göre Macron, bu ilişkileri yeniden canlandırmak istiyor. Bu da onu Libya'nın derinliklerinde bir askeri üs edinmeye itiyor. Ancak mesele karmaşık ve Libya tarafı da bunun farkında. Fransa, 2019 yılında Trablus'un kontrolünü ele geçirememesinin ardından Hafter’i terk etmiş, ancak Rusya Hafter'e sadık kalmaya devam etmişti. Bu yüzden Fransa'nın şu anda Libya sahnesinde belirmesi, Rusya ile Fransa arasında, Libya'nın ve geriye kalan diğer Afrika ülkelerinin güvenlik ve istikrarı üzerinde olumsuz yansımaları olacak, yenilenecek ve stratejik açıdan önemli bir ülkeye odaklanacak bir görüş ayrılığı olduğunu gösteriyor.

Fransa'nın yeniden Libya’ya yönelmesini Sahel bölgesi ve Sahra Altı Afrika ülkelerinde devam eden ve hızlanan gerileyişine bağlayan Torshin, bu yüzden Fransa’nın Sahel bölgesi ve Sahra Altı Afrika ülkelerinde birtakım değişimler yaratmak için çalıştığından ve Libya’daki varlığı, özellikle buradaki artan güvenlik tehditleri çerçevesinde Sahel bölgesi ülkelerine geri dönmesini sağlayacağından, bölgedeki nüfuzunu ve varlığını sürdürmek için Libya gibi önemli ülkelerdeki varlığını etkili ve doğrudan bir şekilde yeniden tesis etmeye çalıştığı yorumunda bulundu.

Fransa'nın Afrika'daki nüfuzu darbelerin tehdidi altında. Mali, Nijer, Burkina Faso ve Orta Afrika'daki nüfuzunu rakibi Rusya’ya kaptıran Fransa, başta Çad ve Senegal olmak üzere Sahra Altı Afrika ülkelerindeki nüfuzunu korumak için stratejik bir koruma noktası olarak Libya'nın güneyindeki varlığını gerekli görüyor. Öte yandan bahsi geçen ülkelerde diğer komşu ülkelerle aynı yolu izleyebilecekleri kaos ortamları hakim. Bu yüzden Torshin, Fransa'nın Libya'ya olan ilgisinin, Rusya'nın nüfuzu karşısında bölgede azalmaya başlayan nüfuzunu güvence altına alma çerçevesinde arttığının altını çizdi.

Al Wigh Askeri Üssü

Libyalı askeri uzman Albay Adil Abdulkafi, Fransa’nın 2019 yılında Trablus'u ele geçiremeyeceğini anlamasının ardından Hafter'i terk etmesine rağmen, Recme’deki projeye verdiği askeri desteği geri çektiğini, ancak Rusya ve Ukrayna arasında üç yıldır devam eden savaşın yansımaları, Fransa'nın Moskova'ya karşı Kiev'i desteklemesi ve Rusya'nın Mali, Nijer ve Çad'daki Fransız askerlerinin çıkarılmasıyla sonuçlanan Sahel bölgesi ve Sahra Altı Afrika ülkelerine nüfuz etmesi nedeniyle Paris’in çektiği sıkıntılar çerçevesinde Recme Askeri Üssü ile bağlantısını koparmadığını söyledi. Abdulkafi, Rusya'nın nüfuzuna karşı büyük bir düşmanlık beslediğini söylediği Fransa’nın, Halife Hafter'in Cumhurbaşkanı Macron tarafından Fransa'ya çağrılmasının ve Libya topraklarında askeri temsil konusunu görüşmelerinin ardından ister Libya topraklarında ister Kuzey Afrika'da olsun, Rusya'nın nüfuzunun Afrika’da yayılmasına karşı Libya topraklarında bir yer edinmek için Recme Askeri Üssü aracılığıyla Libya üzerinden Afrika'daki konumunu yeniden kazanmaya çalıştığını vurguladı.

Libya’nın öneminin Akdeniz’e ya da sıcak sular olarak adlandırılan bölgeye bakan ve NATO’ya yakın bir ülke olmasından dolayı kaynaklandığını belirten Abdulkafi, Rusya'nın Libya'nın orta kesimlerindeki Cufra Hava Üssü, ülkenin güneyindeki Sebha kenti yakınlarındaki Brak eş-Şatii Hava Üssü, Libya'nın doğusundaki Bingazi şehrindeki Hadim Üssü gibi stratejik öneme sahip askeri üsleri işgal ederek elde ettiği ve şimdi de Maaten es-Sarra Hava Üssü'ne erişimini güneye doğru genişlettiği stratejik konuma işaret etti.

Libyalı askeri uzman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu yüzden Fransa, başta Libya'nın güney merkezinde yer alan Al Wigh Askeri Üssü olmak üzere askeri üslerden birine yerleşerek askeri olarak temsil hakkı elde etmeye çalışıyor. Böylece Rusya’nın nüfuzuna karşı koymak ve Fransa'nın Libya topraklarındaki çıkarlarını güvence altına almayı amaçlıyor. Tüm bunlara ABD'nin Ukrayna'ya desteğini çekmeye başlamasının ardından Fransa'nın Rusya'ya karşı Avrupa’da oluşturulacak askeri güce liderlik etmesinin yanı sıra NATO için güney Akdeniz'de üsler edinme çabaları eşlik ediyor.”

Fransa'nın Libya'da askeri üslerden birinde düzenli bir güç şeklinde askeri bir temsile sahip olmak için çalıştığını belirten Abdulkafi, “Fransa gözünü Afrika ülkelerinin geri kalanına geçiş köprüsü olarak kullanmak için Recme Askeri Üssü’nün etki alanında bulunan Al Wigh Askeri Üssü’ne dikmiş durumda. Hafter aracılığıyla bu üsse yerleşecek olan Fransa, böylece Rusya'nın Kuzey Afrika'daki nüfuzuna karşı koyabilecek ve Sahel bölgesi ve Sahra Altı Afrika ülkelerine nüfuz ederek bazı Afrika ülkelerini Fransa'nın elinden alan Rusya'ya bir darbe indirebilecek” değerlendirmesinde bulundu.

Fransız usulü intikam

Fransa'nın Rusya'dan intikam almak istediğini ve bu yüzden Libya üzerinden Afrika'daki konumunu yeniden kazanmaya çalıştığını ifade eden Libyalı askeri uzman, bunun da Rusya'nın nüfuzunun Afrika’da yayılması karşısında ülkelerinin rejimlerine karşı çıkan Afrikalı isimleri desteklemesinin önünü açacağını belirtti. Abdulkafi, kısa süre önce Libya'nın güneyindeki Katrun kentinde tutuklanan ve Fransa'nın baskısıyla serbest bırakılan Nijerli muhalif lider Mahmud Salah ile olan ilişkisini de buna bağlıyor.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Salah'ın Rusya’nın Afrika’daki nüfuzuna karşı olduğunu, dolayısıyla Nijer’de gücü azaldıktan sonra kaçak olarak Libya'ya sığındığını söyleyen Abdulkafi, Salah’ın Fransa’nın istihbarat konusunda güvendiği bir adam olduğunu vurguladı. Abdulkafi, Mahmud Salah’ın ülkesi Nijer başta olmak üzere Rusya’nın Sahel bölgesi ve Sahra Altı Afrika ülkelerindeki nüfuzuna karşı operasyonlar yürütmek üzere Fransa tarafından silah ya da bilgi ile destekleneceğini ve bir sonraki aşamada bu alanda rol üstleneceğini düşünüyor.

Libya, silah tedariki ve Rus paralı askerlerinin hareketliliği için güvenli bir koridor olması nedeniyle gerek Fransa ve gerek Rusya için Sahel bölgesi ve Sahra Altı Afrika ülkelerine yönelik askeri operasyonlarını başlatmalarına uygun bir platform olarak görülüyor. Dolayısıyla Fransa, ilki Rusya’nın Afrika’daki gücünü budamak olan çıkarlarına ulaşmak için bu stratejinin en uygun strateji olduğunu düşünüyor. Çünkü mevcut gelişmeler, NATO ülkeleri ile Rusya arasında Doğu Avrupa’da ya da Afrika'da çatışmalara işaret ediyor. ABD'nin barışı tesis etme çabalarına rağmen Gergin bir atmosfer hakim. Rusya’nın Kuzey Kore ve İran'dan, Ukrayna’nın ise Avrupa ülkelerinden silah sevkiyatı ve askeri takviyeleri devam ediyor. Verilere göre bu ülkeler arasında yakında askeri çatışmalar patlak verebilir. Doğu Avrupa’nın bir noktada bu çatışmanın yaşanabileceği aday arenalardan biri olarak görülürken ister Libya ister Sahel bölgesi ve Sahra Altı Afrika ülkeleri olsun, Kuzey Afrika da bu çatışma için açık bir arena haline gelebilir.

Abdulkafi, yukarıda anlatılanlara dayanarak Fransa'nın Libya'nın doğusunu, güneyini ve orta kesimlerinin kontrol edildiği Recme Askeri Üssü konusunda anlaşarak Libya'nın içinde konumlanmaya çalıştığını ve böylece Rusya’nın hem Libya’da hem de Sahel bölgesi ve Sahra Altı Afrika ülkelerinde nüfuzunun kapsamını genişletmesine karşı tek kurtarıcı ve ana geçiş köprüsü haline geldiğini söyledi. Fransa'nın amacının Rusya'nın daha fazla nüfuz etmesine izin vermemek olduğunu belirten Libyalı askeri uzman, bunun da Sahel bölgesi ve Sahra Altı Afrika ülkelerinde, özellikle Nijer’de Mahmud Salah gibi Afrikalı muhalif liderler ve onların grupları aracılığıyla bazı askeri faaliyetlere destek vererek ya da Mali'de Azavad Ulusal Kurtuluş Hareketi’ni ya da Rusya’nın varlığına karşı çıkan başka bir Afrikalı gücü destekleyerek gerçekleşeceğini vurguladı.

Abdulkafi’ye göre Fransa, Rusya’nın Sahel bölgesi, Sahra Altı Afrika, Orta ve Batı Afrika ve Afrika Boynuzu ülkelerindeki varlığına karşı bir role sahip olmak amacıyla bu ülkelerde yerel silahlı gruplar oluşturarak daha sonraki bir aşamada onlara silahlı destek sağlama yoluna gidecek.



Tayvan olası Çin işgaline “İran-Ukrayna stratejisiyle” hazırlanıyor

 Çin, son dönemde Tayvan etrafındaki tatbikatları artırırken, ada yönetimi olası işgal senaryolarına karşı hazırlanıyor (Reuters)
Çin, son dönemde Tayvan etrafındaki tatbikatları artırırken, ada yönetimi olası işgal senaryolarına karşı hazırlanıyor (Reuters)
TT

Tayvan olası Çin işgaline “İran-Ukrayna stratejisiyle” hazırlanıyor

 Çin, son dönemde Tayvan etrafındaki tatbikatları artırırken, ada yönetimi olası işgal senaryolarına karşı hazırlanıyor (Reuters)
Çin, son dönemde Tayvan etrafındaki tatbikatları artırırken, ada yönetimi olası işgal senaryolarına karşı hazırlanıyor (Reuters)

Tayvan, olası Çin işgaline karşı gemisavar füze cephaneliğini genişletiyor.

Reuters'ın analizine göre Taipei yönetimi, 2029'a kadar gemisavar füzelerinin sayısını 1800'ün üzerine çıkaracak.

Uçaklardan, gemilerden ve karadaki fırlatıcılardan ateşlenebilen bu füzeler, Tayvan'ın "asimetrik stratejisinin" bir parçası.

Bu stratejide Tayvan, Çin'in askeri üstünlüğünü düşük maliyetli füze ve drone'larla dengelemeyi hedefliyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan Tayvan ordusundan yetkililere göre, olası işgal durumunda Çin'in bombardıman ve füze atışlarından sağ kurtulması planlanan bu savunma sistemi, adayı ablukaya alacak gemilere saldırılar düzenleyecek.  

Kaynaklar, Ukrayna ve İran'ın daha güçlü düşmanlara karşı mücadelede füze ve drone'ları kullanma stratejilerinin yakından takip edildiğini vurguluyor.

Tayvan'ın gemisavar cephaneliğinde ABD'nin tedarik ettiği Harpoon füzeleri ve yerli üretim Hsiung Feng füzeleri var.

Askeri uzmanlara göre, Çin'in Tayvan Boğazı'nı geçerek bir işgal başlatabilmesi için savaş gemileri ve sivil nakliye gemilerinden oluşan dev bir donanma konuşlandırması gerekecek.

Tayvan ise Çin filolarını adaya yaklaşmadan vurmaya başlamak istiyor.

Taipei merkezli askeri düşünce kuruluşu Ulusal Savunma ve Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü'nden Ou Si-fu, Tayvan Boğazı'nda bir "ölüm bölgesi" oluşturmak istediklerini belirtiyor. Bu bölgede yoğun ateş gücüyle Çin gemilerini püskürtmeyi hedeflediklerini söylüyor ve ekliyor:

Amacımız onların karaya çıkmasını ve görevlerini tamamlamasını engellemek, Çin Halk Ordusu'na ait her gemiyi imha etmek değil.

Diğer yandan Taipei yönetimi, savunmalarını güçlendirmek için ABD'nin askeri destek paketini onaylamasını bekliyor.

Beyaz Saray, aralık ayında Tayvan'a yönelik 11 milyar dolarlık silah satış paketini onaylamıştı. Ancak ABD Başkanı Donald Trump, Kongre'nin onayından geçen 14 milyar dolarlık ikinci paketle ilgili kararını henüz vermedi.

Trump, Pekin'de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'le geçen ayki görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, paketle ilgili kararını kısa sürede açıklayacağını söylemişti.

Çin devlet medyasıysa Şi'nin, Trump'a "Tayvan meselesinin yanlış ele alınması halinde ABD ve Çin'in çatışmaya girebileceğini söylediğini" aktarmıştı.

Independent Türkçe, Reuters, Global Times


Karada zorlanan Rusya, Ukrayna’ya hava saldırılarını artırdı

Ukrayna ordusu, dün St. Petersburg'da başlayan Uluslararası Ekonomi Forumu'nun ilk gününde şehirdeki petrol tesisini vurdu (AP)
Ukrayna ordusu, dün St. Petersburg'da başlayan Uluslararası Ekonomi Forumu'nun ilk gününde şehirdeki petrol tesisini vurdu (AP)
TT

Karada zorlanan Rusya, Ukrayna’ya hava saldırılarını artırdı

Ukrayna ordusu, dün St. Petersburg'da başlayan Uluslararası Ekonomi Forumu'nun ilk gününde şehirdeki petrol tesisini vurdu (AP)
Ukrayna ordusu, dün St. Petersburg'da başlayan Uluslararası Ekonomi Forumu'nun ilk gününde şehirdeki petrol tesisini vurdu (AP)

Savaşta karada ilerlemekte zorlanan Rusya, Ukrayna'ya hava saldırılarını artırdı.

Son dönemde karada ilerleyişi neredeyse durma noktasına gelen Rus ordusu, Ukrayna'nın büyük şehirlerini yoğun şekilde bombalıyor.

Finlandiya merkezli araştırma kuruluşu Black Bird Group'tan John Helin, "Ruslar ivmeyi önemli ölçüde artırmanın bir yolunu bulamazsa, bu yıl Donbas'ı ele geçirme hedeflerini gerçekleştiremeyebilir" diyor.

Kuruluşun analizine göre Rus güçleri mayısta sadece 82 kilometrekarelik Ukrayna toprağını ele geçirdi. Bu rakam nisanda 94, martta ise 25 kilometrekareydi.

Geçen yıl mayısta Rus ordusu, 538 kilometrekarelik Ukrayna toprağını işgal etmişti. Bu rakam nisanda 226, martta ise 185 kilometrekareydi.

ABD merkezli Savaş Araştırmaları Enstitüsü'nün raporunda da "Ukrayna güçleri, şu ana kadar Rusya'nın 2026 ilkbahar-yaz taarruzunu büyük ölçüde durdurdu ve Mayıs 2026'da Rus güçleri, Mayıs 2025'te ele geçirdikleri toprakların sadece bir kısmında varlık gösterebildi" deniyor.

Rusya'nın salı günü Ukrayna'daki çeşitli şehirlere hipersonik Zirkon füzeleri dahil 41 balistik füzeyle düzenlediği saldırılarda toplamda 23 kişi ölmüş, 130'dan fazla kişi yaralanmıştı.

Ukrayna ordusu bu füzeleri durdurmakta zorlanıyor. Ukrayna Hava Kuvvetleri sözcüsü Yuriy Ihnat, İran savaşı nedeniyle Patriot füze stokunda sorunlar yaşandığını söylüyor:

Patriot sistemi için yeterli füze yok, bunların büyük bir kısmı Ortadoğu'da kullanıldı. Ayrıca bu tür saldırılara karşı daha az korunan bölgelere yönelik özellikle balistik füzeler kullanıyorlar.

 Rusya ise Ukrayna'nın son 24 saatte Belgorod bölgesine 100 kez saldırdığını, iki sivilin öldüğünü, üç kişinin de yaralandığını aktardı.

Ukrayna, dün St. Petersburg'da başlayan Uluslararası Ekonomi Forumu'nun ilk gününde şehirdeki bir petrol tesisini de vurdu.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, forumdaki açıklamasında Ukrayna'ya saldırıların "gerektiği sürece devam edeceğini" söyledi.

Öte yandan Wall Street Journal, Rus elitlerinin 2022'den beri devam eden savaşa yaklaşımlarının değişmeye başladığını savunuyor.

Kremlin'e yakın şahin politikacıların Rusya'nın umduğu gibi açık ara bir zafer kazanamayacağını söylediği aktarılıyor.

Avrupa Birliği (AB) Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise ABD öncülüğünde yürütülen barış görüşmelerinin tıkandığına dikkat çekiyor:

Barış görüşmeleri tıkanmış durumda, henüz somut kazanımlar yok. Ruslar, askeri yolla elde edemedikleri aşırı taleplerini müzakere masasında Amerikalıların dile getirmesini bekliyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Guardian, CNN, Reuters, TASS 


Hamaney, ülkenin iç güvenliğini hedef alan ‘çok yönlü savaş’ konusunda uyarıda bulundu

Tahran’ın güneyinde, Humeyni’nin vefatının anısına düzenlenen törenin yapıldığı yerde, eski Dini Lider Ali Hamaney’in fotoğrafının konulduğu bir sandalye... Hamaney, ABD-İsrail saldırılarında öldürülmeden önce her yıl bu törende geleneksel konuşmasını yapardı. (Jamaran)
Tahran’ın güneyinde, Humeyni’nin vefatının anısına düzenlenen törenin yapıldığı yerde, eski Dini Lider Ali Hamaney’in fotoğrafının konulduğu bir sandalye... Hamaney, ABD-İsrail saldırılarında öldürülmeden önce her yıl bu törende geleneksel konuşmasını yapardı. (Jamaran)
TT

Hamaney, ülkenin iç güvenliğini hedef alan ‘çok yönlü savaş’ konusunda uyarıda bulundu

Tahran’ın güneyinde, Humeyni’nin vefatının anısına düzenlenen törenin yapıldığı yerde, eski Dini Lider Ali Hamaney’in fotoğrafının konulduğu bir sandalye... Hamaney, ABD-İsrail saldırılarında öldürülmeden önce her yıl bu törende geleneksel konuşmasını yapardı. (Jamaran)
Tahran’ın güneyinde, Humeyni’nin vefatının anısına düzenlenen törenin yapıldığı yerde, eski Dini Lider Ali Hamaney’in fotoğrafının konulduğu bir sandalye... Hamaney, ABD-İsrail saldırılarında öldürülmeden önce her yıl bu törende geleneksel konuşmasını yapardı. (Jamaran)

İran Dini Lideri Mücteba Hamaney, ABD ve İsrail’in İran içinde ‘şüphe, umutsuzluk, korku ve ayrılık’ yaratmaya çalıştığını belirterek, bunun iki ülkenin İran Silahlı Kuvvetleri karşısında uğradıkları ‘yenilginin’ ardından başvurduğu bir yöntem olduğunu söyledi.

Bugün Tahran’da, İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ruhullah Humeyni’nin ölümünün 37’nci yılı dolayısıyla düzenlenen törende okunan yazılı mesajında Hamaney, ‘sinsi düşmanın’ yürüttüğünü söylediği savaşta, İran halkının direncini hedef aldığını ve yetkililerin hesaplarını bozmayı amaçladığını ifade etti. Mesajda, bu hedefe ulaşmak için kullanılan temel aracın ‘şüphe, umutsuzluk, korku, güvensizlik ve anlaşmazlık tohumları ekmek’ olduğu belirtildi.

Hamaney, İran halkını ‘direniş, basiret, birlik ve dayanışmayı koruma, karşılıklı güveni güçlendirme ve düşmanla aynı çizgide hareket etmeme’ yoluyla ‘düşmanın planlarını boşa çıkarmaya’ çağırdı. İranlılar arasında karamsarlık ve umutsuzluğun yayılmasına yol açacak her türlü adımın ise ‘düşmana yardım anlamına geldiğini’ savundu.

Mesajda ayrıca, ‘düşmanın İran'ın cesur silahlı kuvvetleri karşısında yenilgiye uğradığı’ öne sürülerek, bu nedenle şimdi İran’ın iç cephesini zayıflatmaya çalıştığı ifade edildi. İsrail, ‘hegemonya sistemine bağlı bir askerî karakol’ olarak nitelendirilirken, İran’ın ilerlemesini engellemeye çalışmakla suçlandı. ABD’nin ise ‘boyun eğmeyi reddettiği için İran halkıyla sorun yaşadığı’ iddia edildi.

Mesaj, Tahran Cuma İmamı Muhammed Cevad Hac Ali Ekberi tarafından, Humeyni’nin Tahran’ın güneyindeki türbesinde düzenlenen törende okundu. Tören, önceki yıllardan farklı olarak üst düzey siyasi ve askerî liderlerin katılımı olmadan gerçekleştirildi. Güvenlik koşulları nedeniyle alınan bu karar, geçmiş yıllarda yıllık anma konuşmasını bizzat yapan Ali Hamaney dönemindeki uygulamalardan ayrıştı.

Öte yandan, İran’ın ilk liderinin torunu Hasan Humeyni de önceki yılların aksine törende konuşma yapmadı. Organizasyon komitesi, Mücteba Hamaney’in mesajının bu yılki anma programının ana bölümünü oluşturduğunu açıkladı.

Geçtiğimiz mart ayında İran’a yönelik ilk ABD ve İsrail saldırılarında babası Ali Hamaney’in hayatını kaybetmesinin ardından ülkenin liderliğine getirilen Mücteba Hamaney, göreve başlamasından bu yana kamuoyu önüne çıkmadı. Hamaney’in açıklamaları bugüne kadar yalnızca İran medyasında yayımlanan veya resmî törenlerde okunan yazılı mesajlarla sınırlı kaldı.

Tahran Cuma İmamı Muhammed Cevad Hac Ali Ekberi, cep telefonundan canlı yayını izlerken İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in mektubunu okuyor. (AFP)Tahran Cuma İmamı Muhammed Cevad Hac Ali Ekberi, cep telefonundan canlı yayını izlerken İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in mektubunu okuyor. (AFP)

Tören alanında, bu etkinlikte her yıl geleneksel konuşmayı yapan eski İran Dini Lideri Ali Hamaney’in fotoğrafının yer aldığı bir koltuk hazırlandı. Devlet televizyonunun yayımladığı görüntülerde de tören alanında Humeyni ve Ali Hamaney’in fotoğraflarının yanında Mücteba Hamaney’in fotoğraflarının yer aldığı görüldü. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre törene katılanlar, İran İslam Cumhuriyeti bayraklarının yanı sıra Hizbullah bayrakları da taşıdı.

Mücteba Hamaney’in son mesajı, 28 Mayıs’ta İran parlamentosuna gönderdiği benzer içerikli uyarıları da tekrarladı. Hamaney o mesajında milletvekilleri ve siyasi elitlere, ‘haklı gerekçelere dayansa bile’ görüş ayrılıklarının çatışma ve bölünmeye dönüşmesine yol açabilecek adımlardan kaçınmaları çağrısında bulunmuştu. Ülkenin savaşın etkileriyle mücadele ettiği bir dönemde devlet kurumları arasında daha geniş bir eşgüdüme ihtiyaç duyulduğunu savunan Hamaney, siyasi aktörlerden toplumsal ve siyasi kutuplaşmayı derinleştirecek tutumlardan uzak durmalarını istemişti.

Söz konusu mesajında parlamentonun önceliğini ekonomik istikrarın güçlendirilmesi, enflasyonun düşürülmesi, üretimin desteklenmesi ve savaşın ekonomik sonuçlarının giderilmesine vermesi gerektiğini belirten Hamaney, iç birliğin korunabilmesi için devlet kurumları arasında daha kapsamlı koordinasyonun şart olduğunu ifade etmişti.

Hamaney ayrıca o dönemde, ABD ile yürütülen müzakerelerde baş müzakereci olarak görev yapan Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’a övgüde bulunmuştu. Bu açıklama, Washington ile yürütülen görüşmelere yönelik iç kamuoyundaki eleştirileri yatıştırma girişimi olarak değerlendirilmişti.

​​​​​​​İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Genel Komutanı Tümgeneral Muhsin Rızai, Tahran’da düzenlenen Humeyni’nin 37. ölüm yıldönümü töreninde slogan atıyor. (Jamaran)İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Genel Komutanı Tümgeneral Muhsin Rızai, Tahran’da düzenlenen Humeyni’nin 37. ölüm yıldönümü töreninde slogan atıyor. (Jamaran)

ABD Başkanı Donald Trump salı günü yaptığı açıklamada İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in savaşı sona erdirmeye yönelik müzakerelere ‘dahil olduğunu’ belirterek, sürecin olumlu ilerlemesi halinde ilerleyen dönemde kendisiyle görüşebileceğini söyledi.

Trump, Pod Force One adlı podcast yayınında yaptığı değerlendirmede, İranlı yetkililerin ‘İran Dini Lideri’nin müzakerelere onay verdiğini’ söylediklerini aktararak, İran’la ilgili durumun ‘hızla geliştiğini’ ve sürecin ‘oldukça olumlu bir noktaya ulaşabileceğini’ ifade etti.

Hamaney’in görüşmelerdeki rolüne ilişkin bir soru üzerine Trump, “Kesinlikle sürecin içinde” yanıtını verdi. İran Dini Lideri’nin ülkede büyük saygı gördüğünü düşündüğünü belirten Trump, daha önce kendisiyle hiç görüşmediğini de sözlerine ekledi. Trump, “Onunla tanışma fırsatım olmadı” dedi.

Trump ayrıca Hamaney’in sağlık durumuna da değinerek, ‘eğer anlatılanlar doğruysa’ çeşitli yaralanmalar geçirdiğini söyledi. Ancak buna rağmen müzakere sürecine onay veren kişinin Hamaney olduğunu savundu.

“Bana söylenen, onayı onun verdiği yönünde. Bu uzun zamandır böyle işliyor. Önce babası, şimdi kendisi. Bunun bir tür halefiyet süreci olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullanan Trump, İran Dini Liderliği’ndeki devamlılığa dikkat çekti.

Trump, Mücteba Hamaney ile görüşmeye açık olduğunu da belirterek, “Onunla görüşmek isterim. Herkesle görüşmek isterim. Sürecin nasıl ilerleyeceğine bağlı olarak bir noktada bir araya gelmemiz mümkün olabilir” dedi.