Suriye-Lübnan sınırında ateşkes anlaşması

Ateşkes öncesinde iki gün süren çatışmalar onlarca kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden oldu

TT

Suriye-Lübnan sınırında ateşkes anlaşması

Suriye-Lübnan sınırında ateşkes anlaşması

Lübnan resmi haber ajansı NNA, Lübnan ve Suriye savunma bakanlarının iki gün süren ve onlarca kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olan çatışmaların ardından iki taraf arasında ateşkes anlaşmasına varıldığını bildirdi.

Suriye resmi haber ajansı SANA’nın Suriye Savunma Bakanlığı Basın Ofisi’nden aktardığına göre anlaşma aynı zamanda iki taraf arasındaki koordinasyon ve iş birliğinin güçlendirilmesini de öngörüyor.

NNA, Lübnan Savunma Bakanı Mişel Mensa'nın Suriye Savunma Bakanı Murhef Ebu Kasra ile sınırdaki gelişmeleri görüştüğünü bildirdi. NNA’nın haberine göre iki taraf arasında ateşkes anlaşmasına varılırken iki ülke arasındaki sınırda durumun kötüleşmesini önlemek için Lübnan ordusunun istihbarat müdürlüğü ile Suriye istihbaratı arasındaki iletişim kanalları açık kalmaya devam edecek.

Onlarca ölü ve yaralı

Suriye basınına göre Lübnan sınırındaki çatışmalarda son 24 saat içinde Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlı güçlerden 10 unsur öldü. Lübnan Sağlık Bakanlığı ise son iki gün içinde yedi Lübnanlının öldüğünü ve 52 Lübnanlının da yaralandığını duyurdu.

Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından daha önce yapılan bir açıklamada Lübnan'ın Suriye ile olan doğu sınırında meydana gelen şiddet olaylarında yedi kişinin öldüğü belirtilmişti.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Lübnan-Suriye sınırında son iki günde yaşanan gelişmeler sonucunda yedi kişinin öldüğü ve 52 kişinin de yaralandığı belirtildi. Bakanlık, ölenler arasında 15 yaşında bir çocuğun da bulunduğu açıkladı.

SANA'nın aktardığına göre Suriye Savunma Bakanlığına bağlı güçler, Lübnanlı silahlı grup Hizbullah üyelerini kovduktan sonra sınırdaki Hoş es-Seyyid köyünün kontrolünü ele geçirdi.

Ateş edilen noktalara müdahale

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, daha önce yaptığı bir açıklamada, orduya Suriye sınırına atıfla doğu ve kuzeydoğu sınırlarındaki ateş edilen noktalara karşılık verme talimatı verdiğini söylemişti.

Cumhurbaşkanı Avn, X platformundan yaptığı açıklamada, “Doğu ve kuzeydoğu sınırlarında olanlar böyle devam edemez. Biz bunu kabul etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Brüksel'de bulunan Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Raci ile temasa geçtiğini belirten Cumhurbaşkanı Avn, kendisinden Suriye’nin Geleceğini Destekleme Uluslararası Konferansı’na katılan Suriye heyetiyle temasa geçerek ‘iki ülkenin egemenliğini garanti altına alacak ve durumun daha da kötüye gitmesini önleyecek şekilde mevcut sorunu mümkün olan en kısa sürede çözmek için çalışmasını’ istediğini söyledi.

Daha sonra Lübnan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Bakan Raci'nin Brüksel'de Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile yaptığı görüşmede, Lübnan-Suriye sınırındaki gelişmeleri ele aldıkları ve durumun daha da kötüleşmesini önlemek için iş birliği yapma konusunda mutabık kaldıkları belirtildi.

Reuters haber ajansının aktardığına göre Suriye birlikleri pazar gecesi ve pazartesi sabahı Lübnan'ın kuzeydoğusunda Lübnan askerleri ve silahlı gruplarla karşılıklı ateş açarak iki ülke arasındaki sınırda yeni bir çatışma yaşanmasına neden oldu.

Tahran'ın ve İran destekli Lübnanlı silahlı grup Hizbullah'ın müttefiki olan eski Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in muhalif gruplar tarafından aylar önce devrilmesinden bu yana dağlık bir bölge olan sınırda tansiyon yükseliyor.

Suriye Savunma Bakanlığı tarafından pazar akşamı yapılan açıklamada Hizbullah üyeleri, Suriye topraklarına girerek Suriye’nin yeni ordu güçlerinin üç üyesini kaçırıp öldürmekle suçlandı.

Hizbullah ise olayla ilgisi olmadığını açıkladı. Reuters'a konuşan Lübnanlı bir güvenlik kaynağı, Suriyeli üç güvenlik unsurunun Lübnan topraklarına girdiklerini ve Lübnan'ın kuzeydoğusundaki köylerinin saldırıya uğramasından korkan bir aşirete mensup silahlı kişiler tarafından öldürüldüklerini söyledi.

cdfvgrthy
Lübnan sınırına doğru ilerleyen Suriye güçleri konvoyu (Reuters)

Suriye Savunma Bakanlığı ve Lübnan ordusuna göre Suriye güçleri, üç Suriyeli güvenlik görevlisinin öldürülmesine tepki olarak gece boyunca Lübnan sınır kasabalarını bombaladı. Sınıra bir kilometreden daha az mesafedeki Kasr beldesi sakinleri, Reuters'a bombardıman nedeniyle sınır bölgelerinden kaçtıklarını söylediler.

Lübnan ordusundan dün yapılan açıklamada, ölen üç Suriyeli güvenlik görevlisinin cesetlerinin Suriyeli yetkililere teslim edildiği ve askeri birliklerin Suriye topraklarından açılan ateşe karşılık vererek ‘mevzilerini güçlendirdikleri ve güvenlik durumunu kontrol altına aldıkları’ ifade edildi.

Sınırdaki bir Reuters muhabiri, Suriye ordusunun dün sınıra bir konvoy asker ve birkaç tank gönderdiğini ve Suriye güçlerinin sınıra doğru ilerlerken geçtiği kasabalarda havaya ateş açtığını bildirdi.

Suriye güçlerinin sınırda konuşlu bir tümeninin komutanı olan Mahir ez-Zevani, Suriye-Lübnan sınırındaki mevzileri desteklemek ve önümüzdeki günlerde herhangi bir ihlalin yaşanmasını önlemek için büyük askeri takviyelerin yapıldığını söyledi.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.