UNIFIL, Lübnan ve İsrail'e yeni izleme teknikleri konusunda anlaşmaya varma çağrısında bulundu

1559, 1701 ve 1680 sayılı kararların uygulanması ve Hizbullah'ın silahsızlandırılması talep edildi

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) askerleri, Lübnan'ın güneyindeki Kafr Kila köyünde devriye gezerken (AFP)
Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) askerleri, Lübnan'ın güneyindeki Kafr Kila köyünde devriye gezerken (AFP)
TT

UNIFIL, Lübnan ve İsrail'e yeni izleme teknikleri konusunda anlaşmaya varma çağrısında bulundu

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) askerleri, Lübnan'ın güneyindeki Kafr Kila köyünde devriye gezerken (AFP)
Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) askerleri, Lübnan'ın güneyindeki Kafr Kila köyünde devriye gezerken (AFP)

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi üyeleri dün 1701 sayılı kararın uygulanması konusundaki kapalı oturumda, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü'nün (UNIFIL) ‘serbestçe hareket edebilmesi’ ve ‘Mavi Hat’tın tüm bölümlerine’ erişebilmesi için talep ettiği ‘düzenlemelere’ ilişkin önerilerinin ayrıntılarını istedi. Bunlar arasında kararın uygulanması için ‘izleme ve doğrulamayı iyileştirmek amacıyla yeni teknolojilerin tanıtılması ve taktiksel müdahalenin geliştirilmesi’ de yer alıyor.

Kapalı oturum sırasında BM Güvenlik Konseyi üyeleri iki brifing dinledi. İlk olarak BM Lübnan Özel Koordinatörü Jeanine Hennis-Plasschaert ve BM Barış Gücü Operasyonlarından Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Jean-Pierre Lacroix, UNIFIL'in Litani Nehri'nin güneyinden İsrail ile Mavi Hat'a kadar olan operasyon alanındaki gelişmeler hakkında bilgi verdi. İkinci olarak ise Guterres, ‘Taif Anlaşması ve 1559, 1701 ve 1680 sayılı kararların, Hizbullah da dâhil olmak üzere Lübnan'daki tüm silahlı grupların silahsızlandırılmasını gerektiren ilgili hükümlerinin tam olarak uygulanmasının kolaylaştırılması’ ve ‘Lübnan hükümetinin kontrolünün tüm Lübnan toprakları üzerinde genişletilmesi’ gerektiğini belirtti.

UNIFIL'in hareket özgürlüğü, silah ambargosunun uygulanması ve Lübnan ordusu için uluslararası desteğin harekete geçirilmesi konularında üç önemli ek içeren 35 sayfalık raporunun özetinde Guterres, ‘zorluklara rağmen’ çatışmaların durdurulmasının devam etmesini memnuniyetle karşıladı. “Lübnan Silahlı Kuvvetleri'nin Litani Nehri'nin güneyinde daha fazla konuşlandırılmasıyla birlikte İsrail ordusunun Lübnan topraklarından çekilmesi yönünde ilerleme kaydedildi. Lübnan ve İsrail halklarının hak ettiği kalıcı güvenlik ve istikrarı sağlamak için uzun zamandır beklenen bir fırsat var” diyen Guterres, İsrail ordusunun Lübnan topraklarından henüz tam olarak çekilmemesi, ‘beş mevzide kalması ve Mavi Hat boyunca iki tampon bölge tanımlaması’ nedeniyle durumun ‘kırılganlığını koruduğunu’ kaydetti. Lübnan ordusunun ‘Hizbullah'a ait olduğuna inanılan büyük miktarlarda terk edilmiş silahı imha etmeye devam ettiğini’ söyleyen Guterres, ‘Hizbullah altyapısının ortaya çıkarıldığını’ kaydetti.

İsrail'in geri çekilmesi

Guterres tarafları ‘Mavi Hat'a saygı da dâhil olmak üzere taahhütlerine tam olarak riayet etmeye ve bunları süratle uygulamaya ve 1701 sayılı kararın tam olarak uygulanması ve nihai hedefi olan Lübnan ile İsrail arasında kalıcı bir ateşkes sağlanması yönünde bu siyasi ivmeyi geliştirmeye’ çağırdı. “Lübnan Silahlı Kuvvetleri'nin Litani Nehri ile Mavi Hat arasındaki bölgenin devlet otoritesi dışındaki tüm silahlı personel, varlık ve silahlardan arındırılmasını sağlamak da dâhil olmak üzere, kendi otoritesini ve Lübnan devletinin otoritesini tüm topraklarında yeniden tesis edebilmesi ve güçlendirebilmesi her iki tarafın da çıkarınadır” diyen Guterres, Lübnan Silahlı Kuvvetleri’nin ‘çatışmalardan kaçınmasına rağmen kayıplar vermesinden’ üzüntü duyduğunu ifade etti. Guterres, “Mavi Hat’tın kuzeyindeki varlıkları, Lübnan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve 1701 sayılı kararı ihlal ettiği ve Lübnan makamlarının devlet otoritesini tüm topraklarına yayma çabalarını baltaladığı için İsrail güçleri Lübnan topraklarından çekilmeyi tamamlamalıdır” dedi. ‘İsrail'in Lübnan egemenliğine yönelik tüm ihlallerini’ kınayan Guterres, “İsrail'in kuzey Gajar'ı ve Mavi Hat’tın kuzeyindeki komşu bölgeyi işgal etmeye devam etmesi de 1701 sayılı kararın ihlalidir ve sona ermelidir” dedi. Guterres ayrıca, Lübnan hükümetinin UNIFIL'in 2011'de İsrail güçlerinin işgal altındaki bölgeden çekilmesini kolaylaştırmak için yaptığı öneriyi memnuniyetle karşıladığını, İsrail hükümetinin ise henüz bir yanıt vermediğini hatırlattı.

Avn ve Selam'ın çabaları

Guterres, Genelkurmay Başkanı Joseph Avn'ın Lübnan Cumhurbaşkanı seçilmesini, Nevvaf Selam'ın Başbakan olarak atanmasını ve ardından yeni bir hükümetin hızla kurulmasını memnuniyetle karşıladı. “Çatışmaların yol açtığı büyük yıkım, kapsamlı ve kapsayıcı bir iyileşme ve yeniden inşa süreci gerektirecektir” diyen Guterres, devam eden insani ihtiyaçların karşılanması ve Lübnan'ın toparlanması, yeniden inşası ve istikrarının desteklenmesi için bağışçıları 2025 Lübnan Müdahale Planı ve Acil Yardım Çağrısı'nı tam olarak finanse etmeye çağırdı. Bu aynı zamanda Lübnan devletinin otoritesinin tüm topraklarına yayılması için de kritik önem taşıyor. “Uluslararası güveni yeniden tesis etmek ve bağışçı finansmanının kilidini açmak için uzun süredir gecikmiş reformları uygulayabilen güçlendirilmiş bir hükümet kritik öneme sahip olacaktır” diyen Guterres, Cumhurbaşkanı Avn ve Başbakan Selam'ın ‘yargının bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü de dâhil olmak üzere kapsamlı ekonomik ve hükümet reformlarını ilerletme’ yönündeki taahhütlerini övdü.

Guterres özellikle Cumhurbaşkanı Avn'ın Lübnan devletinin toprakları üzerindeki tüm silahlar üzerinde tekel sahibi olmasını sağlama ve ulusal güvenlik stratejisi geliştirmek üzere bir diyalog toplantısı düzenleme taahhüdü konusunda iyimser olduğunu ifade etti. Lübnan hükümetine ‘Taif Anlaşması ile 1559, 1701 ve 1680 sayılı kararların, Lübnan'daki tüm silahlı grupların silahsızlandırılmasını ve Lübnan hükümetinin tüm Lübnan toprakları üzerindeki kontrolünün genişletilmesini gerektiren ilgili hükümlerinin tam olarak uygulanmasını kolaylaştırması çağrısında bulundu. Lübnanlı yetkililerin Filistin Halk Kurtuluş Cephesi-Genel Komutanlığı (PFLP-GC) ve Fethu’l İntifada'nın üslerini ‘dağıtmak’ için attıkları ‘proaktif adımları’ takdir etti.

Teknikler ve değişiklikler

lman Brandenburg firkateyni, Baden-Württemberg firkateyninin yerine Lübnan açıklarındaki UNIFIL görevine katılmak üzere yola çıktı. (DPA)Alman Brandenburg firkateyni, Baden-Württemberg firkateyninin yerine Lübnan açıklarındaki UNIFIL görevine katılmak üzere yola çıktı. (DPA)

Guterres, “UNIFIL'in yetkilendirilmiş faaliyetlerinin tam olarak yeniden başlaması, misyonun hareket özgürlüğü ve 1701 sayılı kararın gerektirdiği şekilde tüm ilgi alanlarına ve Mavi Hat’tın tüm bölümlerine erişimi de dâhil olmak üzere, taraflardan hiçbirinin kısıtlama getirmemesini gerektirmektedir. UNIFIL, izleme ve doğrulamayı iyileştirmek, taktiksel müdahaleyi geliştirmek ve Lübnan ordusu ve İsrail güçleriyle operasyonel çerçeveleri yeniden değerlendirmek için yeni teknolojiler sunmayı planlıyor. Bu düzenlemelerin taraflarca kabul edilmesi, karar kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirme kararlılıklarının bir kanıtı olacaktır” ifadelerini kullandı.

İsrail ve Suriye'ye ‘Şebaa Çiftlikleri bölgesinin geçici tanımına yanıtlarını sunmaları’ çağrısını yineleyen Guterres, “Suriye'deki gelişmeler, Suriyeli mültecilerin güvenli, gönüllü ve onurlu bir şekilde nihai dönüşleri için iyiye işarettir ve bu da Lübnan'ın uzun süredir devam eden yükünü hafifletecektir” dedi.

Ayrıca 4 Ağustos 2020'de Beyrut Limanı’nda meydana gelen patlamayla ilgili adli soruşturmanın yeniden başlatılmasını ve Başbakan Selam'ın patlamanın kurbanları ve aileleri için adaleti sağlama taahhüdünü memnuniyetle karşıladığını ifade etti.

Ürkütücü zorluklar

Oturum sırasında Hennis-Plasschaert, Lübnan'daki yeni hükümet için ‘ürkütücü zorluklar’ olarak tanımladığı durumlardan bahsetti. İsrail ordusunun Lübnan topraklarındaki varlığını sürdürürken bombardımanlarını da sürdürmesinin Mavi Hat’tın Lübnan tarafında ‘ciddi yansımalara yol açabileceğini’ belirtti. ‘Kısmen Kasım Mutabakatı ve 1701 sayılı kararın çelişkili yorumlarından ya da hükümlerinin seçici bir şekilde uygulanmasından kaynaklanan mevcut durum sadece yeni bir tırmanmaya yol açabilir’ uyarısında bulundu.

Lübnan'a yönelik uluslararası fonlardaki büyük boşluklara atıfta bulunan Hennis-Plasschaert sözlerini şöyle noktaladı: “İyileşme ve yeniden yapılanma sürecinin başlatılamaması pahalıya mal olacaktır. Zira insanların istikrara gerçekten inanabilmeleri için önce istikrarın meyvelerini hissetmeleri ve görmeleri gerekir.”



ABD’nin himayesiyle Irak ve Suriye’yi birbirine bağlayacak yeni bir petrol boru hattı

Vantive şirketinin CEO’su Chris Toth (sağdan ikinci), Excelerate Energy Başkanı ve CEO’su Steven Kobos, Commercis CEO’su Alan Afrasiab ve General Electric’in kurumsal işlerden sorumlu başkanı ve ABD-Irak İş Konseyi Başkanı Roger Martella ile birlikte 17 Temmuz 2026’da Washington’da düzenlenen ABD Ticaret Odası İş Zirvesi’nde (AP)
Vantive şirketinin CEO’su Chris Toth (sağdan ikinci), Excelerate Energy Başkanı ve CEO’su Steven Kobos, Commercis CEO’su Alan Afrasiab ve General Electric’in kurumsal işlerden sorumlu başkanı ve ABD-Irak İş Konseyi Başkanı Roger Martella ile birlikte 17 Temmuz 2026’da Washington’da düzenlenen ABD Ticaret Odası İş Zirvesi’nde (AP)
TT

ABD’nin himayesiyle Irak ve Suriye’yi birbirine bağlayacak yeni bir petrol boru hattı

Vantive şirketinin CEO’su Chris Toth (sağdan ikinci), Excelerate Energy Başkanı ve CEO’su Steven Kobos, Commercis CEO’su Alan Afrasiab ve General Electric’in kurumsal işlerden sorumlu başkanı ve ABD-Irak İş Konseyi Başkanı Roger Martella ile birlikte 17 Temmuz 2026’da Washington’da düzenlenen ABD Ticaret Odası İş Zirvesi’nde (AP)
Vantive şirketinin CEO’su Chris Toth (sağdan ikinci), Excelerate Energy Başkanı ve CEO’su Steven Kobos, Commercis CEO’su Alan Afrasiab ve General Electric’in kurumsal işlerden sorumlu başkanı ve ABD-Irak İş Konseyi Başkanı Roger Martella ile birlikte 17 Temmuz 2026’da Washington’da düzenlenen ABD Ticaret Odası İş Zirvesi’nde (AP)

Irak Petrol Bakanı Basim Muhammed Hudayyir dün Suriye tarafıyla yeni bir petrol boru hattının inşasına ilişkin anlaşma imzaladı. Anlaşma, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin ABD ziyareti sırasında varılan ekonomik mutabakatlar paketinin bir parçası olarak hayata geçirildi.

Daha önce Şarku’l Avsat, Suriyeli, Batılı ve Iraklı kaynaklara dayandırdığı haberinde, Bağdat ile Şam’ın ABD’nin himayesinde petrol bağlantısı kurulmasına yönelik bir anlaşma imzalamaya hazırlandığını ortaya koymuştu. Zeydi’nin Washington ziyareti kapsamında gündeme gelen bu girişim, kaynaklar tarafından Arap Maşrıkı’nda yeni bir ekonomik ittifakın başlangıcı olabilecek bir adım olarak değerlendirilmişti.

Yeni proje, yıllardır hizmet dışı olan tarihi Kerkük-Baniyas boru hattına alternatif oluşturacak şekilde Irak petrolünün Suriye toprakları üzerinden yeniden ihraç edilmesini hedefliyor.

Suriye petrol sektöründen bir yetkili, iki ülke arasında varılan ön anlaşmanın kısa süre içinde resmen imzalanacağını belirtti. Yetkili, yeni hattın günlük yaklaşık 2 milyon varil taşıma kapasitesine sahip olacağını ve nihai anlaşmanın imzalanmasının ardından inşasının yaklaşık 30 ay süreceğini ifade etti.

ABD’nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, 17 Temmuz 2026’da Washington’da düzenlenen ABD-Irak İş Zirvesi’nde bir konuşma yaptı. (APABD’nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, 17 Temmuz 2026’da Washington’da düzenlenen ABD-Irak İş Zirvesi’nde bir konuşma yaptı. (AP)

İhracat kanallarının çeşitlendirilmesi

Bu gelişme, Irak’ın petrol ihracatında güzergâh çeşitliliğini artırma ve özellikle Irak petrolünün ana çıkış noktası olan Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik riskleri nedeniyle Arap Körfezi’ndeki deniz rotalarına bağımlılığı azaltma çabalarının sürdüğü bir dönemde gerçekleşti.

ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Irak ile imzalanan ekonomik anlaşmalar paketinin imza töreninde yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Ortadoğu’yu çatışma bölgesi olmaktan çıkarıp ticaret ve yatırım merkezi haline getirmeyi hedefleyen bir vizyon benimsediğini söyledi. Yatırımların artırılmasının istikrar, barış ve bölge halkları için istihdam oluşturmanın en etkili yolu olduğunu belirtti.

Wright, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin göreve başlamasının yaklaşık 60 gün ardından ilk yurt dışı ziyaretini ABD’ye gerçekleştirme kararını da övdü. Bunun, önümüzdeki dönemde ABD-Irak ortaklığının önemine yönelik güçlü bir farkındalığı yansıttığını ifade etti.

Wright, Irak enerji sektörünün geliştirilmesi ve petrol üretiminin artırılmasının, Amerikan şirketlerinin yatırım yapması ve teknoloji ile uzmanlıklarını Irak’a taşımasıyla mümkün olacağını söyledi. Bunun, sektörün verimliliğini artıracağını ve Irak’ın bazı komşu ülkelere olan bağımlılığını azaltacağını kaydetti.

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, 17 Temmuz 2026 tarihinde Washington’da ABD Ticaret Odası’nda düzenlenen ABD-Irak İş Zirvesi’ne katıldı. (AP)Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, 17 Temmuz 2026 tarihinde Washington’da ABD Ticaret Odası’nda düzenlenen ABD-Irak İş Zirvesi’ne katıldı. (AP)

Irak’ta ABD’li şirketlerin yaptığı anlaşmalar

Irak ile Suriye arasında petrol boru hattı bağlantısına yönelik anlaşmayla eş zamanlı olarak, ABD’li enerji şirketi ConocoPhillips, İngiliz BP’nin Irak’taki dev Kerkük petrol sahaları kompleksindeki projesinin yüzde 42 hissesini satın almayı kabul ettiğini açıkladı.

Şirketten yapılan açıklamada, söz konusu işlemin Zeydi’nin ABD ziyareti sırasında imzalanan anlaşmalar paketinin bir parçası olduğu belirtildi. Anlaşmanın, 3 milyar varilden fazla petrol rezervine sahip bir projeyi ve gelecekteki arama faaliyetlerine yönelik fırsatları kapsadığı ifade edildi. Anlaşmanın mali detayları açıklanmazken, işlemin değerinin yaklaşık 400 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor.

Söz konusu anlaşma, ABD Başkanı Donald Trump’ın Zeydi’nin Beyaz Saray ziyareti sırasında işaret ettiği büyük petrol yatırımlarından biri olarak öne çıkıyor. Bağdat yönetimi ise enerji sektörünü geliştirmek amacıyla yeni yabancı yatırımlar çekmeye çalışıyor.


Lübnan: ABD'nin sürpriz kararı "pilot bölgeler" uygulamasını erteledi

Lübnan ordusuna ait araçlar, güney Lübnan'da devriye görevinde (AFP)
Lübnan ordusuna ait araçlar, güney Lübnan'da devriye görevinde (AFP)
TT

Lübnan: ABD'nin sürpriz kararı "pilot bölgeler" uygulamasını erteledi

Lübnan ordusuna ait araçlar, güney Lübnan'da devriye görevinde (AFP)
Lübnan ordusuna ait araçlar, güney Lübnan'da devriye görevinde (AFP)

ABD, Lübnan, İsrail ve ABD askeri heyetleri arasında dün çevrim içi yapılması planlanan ve Güney Lübnan'daki "pilot bölgeler" kapsamında ilk aşamanın uygulanma mekanizmalarının ele alınacağı toplantıyı sürpriz bir şekilde erteledi. Bu gelişme, uygulamada "çerçeve anlaşması"nın hayata geçirilmesinin de gecikmesi anlamına geliyor.

Konuya yakın kaynaklar, erteleme kararını teknik hazırlıkların ve uygulama planlarının tamamlanma sürecine bağladı. Aynı kaynaklar Şarku’l Avsat’a,, toplantının ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper'ın 23 Temmuz'da Beyrut'a gerçekleştireceği ziyaret sırasında yapılmasının beklendiğini belirtti.

Buna karşılık askeri kaynaklar, İsrail'in ertelemeyi sınır köylerindeki yıkım faaliyetlerini artırmak ve Lübnan topraklarından çekilmeyi reddederken zaman kazanmak için kullandığını savundu.

Öte yandan Hizbullah, "çerçeve anlaşması"na yönelik eleştirilerini sürdürerek, bu sürecin Lübnan'ın iç istikrarını ve ulusal birliğini tehdit ettiğini ileri sürdü. Örgüt ayrıca, "direnişin her türlü senaryoya hazır olduğunu" ifade etti.

Aynı zamanda Birleşmiş Milletler Lübnan Özel Koordinatörlüğü Ofisi Başkan Vekili Jean Arnaud, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde yaptığı konuşmada, Lübnan'da devlet otoritesinin ordu öncülüğünde ülke geneline yayılmasının BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararının uygulanmasının temelini oluşturduğunu vurguladı. Arnaud, Lübnan'ın toparlanma ve istikrar sürecine uluslararası desteğin sürdürülmesi çağrısında bulundu.


İsrail'in Gazze'de bir cenaze törenine düzenlediği saldırılarda 8 Filistinli öldü

Filistinliler, İsrail'in Nuseyrat kampına düzenlediği saldırıda öldürülen bir kişinin daha cesedini taşıyor (DPA)
Filistinliler, İsrail'in Nuseyrat kampına düzenlediği saldırıda öldürülen bir kişinin daha cesedini taşıyor (DPA)
TT

İsrail'in Gazze'de bir cenaze törenine düzenlediği saldırılarda 8 Filistinli öldü

Filistinliler, İsrail'in Nuseyrat kampına düzenlediği saldırıda öldürülen bir kişinin daha cesedini taşıyor (DPA)
Filistinliler, İsrail'in Nuseyrat kampına düzenlediği saldırıda öldürülen bir kişinin daha cesedini taşıyor (DPA)

Gazze’deki sağlık yetkilileri, İsrail’in Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat’ta bir cenaze törenine düzenlediği hava saldırısında en az 8 Filistinlinin hayatını kaybettiğini, 20 kişinin ise yaralandığını açıkladı. Söz konusu tören, bölgeye günün erken saatlerinde düzenlenen bir başka saldırıda yaşamını yitiren bir Filistinliyi uğurlamak için düzenleniyordu.

Sağlık ekipleri, bu can kayıplarının bölgenin farklı noktalarında düzenlenen diğer İsrail hava saldırılarında ölen 3 kişiyle birlikte, dün toplam ölü sayısını en az 12’ye yükselttiğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre Hamas saldırıyı kınayarak, taziye sahiplerine yönelik bu eylemi "vahşi bir katliam" olarak nitelendirdi. Hamas, arabuluculara ve Birleşmiş Milletler'e (BM) Gazze’deki İsrail saldırılarını durdurmaları çağrısında bulundu.

Nuseyrat’taki saldırıya ilişkin açıklama yapan İsrail ordusu ise hedef alınan bölgede İslami Cihad örgütüne ait bir hücrenin bulunduğunu öne sürdü. İsrail ordusu, "olaya karışmayan bazı kişilerin saldırı sonucunda zarar gördüğüne dair iddialardan haberdar olduklarını" belirtti.

İsrail’den tahliye emri

Ateşkes sürecine rağmen, Gazze’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah'ın doğusunda yaşayan bölge sakinleri, İsrail güçlerinin insansız hava araçları (İHA) aracılığıyla gönderdiği sesli mesajlarla evlerini terk etmeleri konusunda uyarıldığını belirtti. Bu durum, bazı ailelerin güvenlik arayışıyla yeniden yerinden edilmesine yol açtı.

Gazze’deki sağlık yetkililerine göre, Ekim ayında Hamas ve İsrail arasında varılan ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana düzenlenen İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı bin 100’ü aştı; kurbanların büyük çoğunluğunu siviller oluşturuyor. Hamas, saflarındaki kayıplara ilişkin genellikle resmi bir sayı paylaşmıyor.

Ateşkes, büyük çaplı çatışmaları durdurmuş olsa da neredeyse her gün düzenlenen İsrail hava saldırılarına engel olamadı. İsrail, saldırıların hedefinde silahlı militanların olduğunu savunuyor. Aynı dönemde 4 İsrail askeri, bölgedeki silahlı gruplar tarafından öldürüldü.

ABD merkezli çatışma izleme kuruluşu ACLED, İsrail’in Hamas ve diğer silahlı gruplara yönelik hava saldırılarının haziran ayında 40’ın üzerine çıktığını ve bunun ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana görülen en yüksek aylık rakam olduğunu açıkladı. Kuruluş, sınır hattına yakın bölgelerde gerçekleştirilen saldırılarda kadın ve çocuklar dahil olmak üzere sivillerin de öldüğünü veya yaralandığını ifade etti.

7 Ekim 2023’te Hamas öncülüğündeki grupların İsrail’in güneyine düzenlediği saldırılarla başlayan savaşta, İsrail verilerine göre yaklaşık 250 kişi rehin alındı ve bin 200 kişi hayatını kaybetti. Gazze’deki sağlık yetkilileri ise savaşın başlangıcından bu yana 73 binden fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini belirtiyor.

Hamas kontrolündeki bölgede yaşayan yaklaşık 2 milyon Filistinlinin tamamı, şu anda sahil şeridi boyunca uzanan dar bir alana sıkışmış durumda ve çoğu ya geçici çadırlarda ya da ağır hasar görmüş binalarda yaşam mücadelesi veriyor.