İsrail, Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını yeniden başlattı... 400'den fazla Filistinli hayatını kaybetti

İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki el-Ehli Baptist Hastanesi'ne düzenlediği saldırının ardından yakınlarının cenazelerinin etrafında duran Filistinliler, 18 Mart 2025. (AFP)
İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki el-Ehli Baptist Hastanesi'ne düzenlediği saldırının ardından yakınlarının cenazelerinin etrafında duran Filistinliler, 18 Mart 2025. (AFP)
TT

İsrail, Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını yeniden başlattı... 400'den fazla Filistinli hayatını kaybetti

İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki el-Ehli Baptist Hastanesi'ne düzenlediği saldırının ardından yakınlarının cenazelerinin etrafında duran Filistinliler, 18 Mart 2025. (AFP)
İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki el-Ehli Baptist Hastanesi'ne düzenlediği saldırının ardından yakınlarının cenazelerinin etrafında duran Filistinliler, 18 Mart 2025. (AFP)

Günün gelişmeleri…

Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, İsrail'in şafak vakti Gazze Şeridi'nde düzenlediği bir dizi şiddetli hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısının ‘çoğu çocuk ve kadın olmak üzere’ 330'a yükseldiğini duyurdu.

Gazze Hastaneler Genel Müdürü Muhammed Zakut AFP'ye yaptığı açıklamada, “Sağlık Bakanlığı bu sabah çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 412'den fazla şehit bildirdi” dedi. Zakut ayrıca, ‘yıkılan evlerin enkazı altında onlarca kayıp insan’ olduğunu da ifade etti.

Sağlık Bakanlığı, Gazze Şeridi'ne yönelik bir dizi şiddetli ve kanlı hava saldırısı sonucunda onlarcası ağır ve kritik durumda olmak üzere 440'tan fazla yaralı olduğunu açıkladı.

Diğer yandan İsrail ordusu, Gazze Şeridi'ndeki Hamas hedeflerine yoğun saldırılar düzenlediğini duyurdu.

İsrail ordusu bugün, Gazze Şeridi boyunca bir hava saldırısı dalgası başlatmasının ardından bölge sakinlerine Gazze'nin doğusunu tahliye etmelerini ve Gazze Şeridi’nin orta kesimine doğru yönelmelerini emretti.

Bugün yayınlanan emirler, İsrail'in yeniden kara harekâtı başlatabileceğine işaret ediyor.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, Gazze Şeridi'ndeki Beyt Hanun, Hirbet Huzaa, Abasan el-Kebira ve Abasan el-Cedide mahallelerinin sakinlerine bulundukları yerleri derhal boşaltmaları ve Gazze Şehri'nin batısı ile Han Yunus şehrine gitmeleri çağrısında bulundu.

Reuters'a konuşan üst düzey bir Hamas lideri, İsrail'in ateşkes anlaşmasını tek taraflı olarak sona erdirdiğini söyledi. Hamas tarafından yapılan açıklamada, “Netanyahu ve aşırılık yanlısı hükümeti, ateşkes anlaşmasını bozma kararı aldı ve Gazze Şeridi'ndeki esirleri bilinmeyen bir kaderle karşı karşıya bıraktı” denildi.

Yerinden edilen Filistinliler için kampa dönüştürülen bir okulun yıkılmış bölümünün kalıntılarına bakan bir adam, 18 Mart 2025. (AFP)Yerinden edilen Filistinliler için kampa dönüştürülen bir okulun yıkılmış bölümünün kalıntılarına bakan bir adam, 18 Mart 2025. (AFP)

Ordu saldırılarla ilgili daha fazla ayrıntı vermedi, ancak Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ofisinden yapılan açıklamada, orduya ‘Hamas terör örgütüne karşı kararlı bir şekilde harekete geçme’ talimatı verildiği belirtildi.

Açıklamada, “Hamas'ın esirlerimizi serbest bırakmayı tekrar tekrar reddetmesi ve ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve arabuluculardan gelen tüm önerileri reddetmesinin ardından bu adım atıldı. Şu andan itibaren İsrail, Hamas'a karşı askeri gücünü arttırarak hareket edecek” ifadeleri yer aldı.

İsrail Washington'la istişarede bulundu

Öte yandan Beyaz Saray sözcülerinden biri Fox News'e yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarla ilgili olarak ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle istişarede bulunduğunu söyledi.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee X platformunda yaptığı paylaşımda, ‘Başbakan ve hükümetin direktifleri doğrultusunda İsrail ordusu ve iç istihbarat servisi Şin-Bet'in Gazze Şeridi'ndeki Hamas terör örgütüne ait hedeflere geniş çaplı bir saldırı başlattığını’ ifade etti.

 Filistinliler bugün Han Yunus'ta bir eve düzenlenen İsrail hava saldırısının gerçekleştiği yeri incelerken, bir çocuk yıkılan evin enkazı üzerinde oturuyor. (Reuters)Filistinliler bugün Han Yunus'ta bir eve düzenlenen İsrail hava saldırısının gerçekleştiği yeri incelerken, bir çocuk yıkılan evin enkazı üzerinde oturuyor. (Reuters)

Şarku'l Avsat'ın ulaştığı sağlık görevlileri ve görgü tanıkları, İsrail saldırılarının Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'ta üç evi, Gazze şehrinde bir binayı ve Han Yunus ile Refah'taki çeşitli hedefleri vurduğunu bildirdi. Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü, İsrail'in Gazze'ye en az 35 hava saldırısı düzenlediğini açıkladı. Filistin televizyon kanalı El-Aksa TV, İsrail bombardımanının Gazze Şeridi'nde onlarca ev, cami, okul ve çadırı hedef aldığını bildirdi.

 İsrail'in bugün Gazze Şeridi'ndeki el-Ehli Baptist Hastanesi'ne düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir çocuğun cenazesini taşıyan bir adam (AFP)İsrail'in bugün Gazze Şeridi'ndeki el-Ehli Baptist Hastanesi'ne düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir çocuğun cenazesini taşıyan bir adam (AFP)

Biri İçişleri Bakanlığı'ndan olmak üzere iki Hamas kaynağı bugün AFP'ye yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'ndeki Hamas hükümetinin polis ve güvenlik hizmetlerinden sorumlu İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Mahmud Ebu Vatfe’nin dün gece İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırılarında öldürüldüğünü söyledi.

Beş saat içinde yüzlerce ölü

Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakanlığı, yaralı sayısının 440'ın üzerine çıktığını bildirdi.

Daha önce Gazze Şeridi'ndeki hükümet medya ofisinden yapılan açıklamada, İsrail saldırıları sonucunda Gazze Şeridi'nde beş saat içinde 322 kişinin öldüğü ve onlarca kişinin yaralandığı belirtilmişti. Açıklamada, son beş saat içinde İsrail saldırıları sonucunda bazı ailelerin tüm bireylerinin öldürüldüğü de belirtildi.

Sahadaki zor insani durum ve Gazze Şeridi'nin tüm bölgelerindeki yakıt eksikliği nedeniyle ulaşım sektörünün felç olmasından ötürü ölülerin büyük bir kısmının şu ana kadar hastanelere ulaşamadığına dikkat çekilen açıklamada, ‘soykırım suçlarında’ ölenlerin çoğunun kadın, çocuk ve yaşlılar olduğu belirtildi.

Gazze Şeridi'ndeki el-Ehli Baptist Hastanesi'nde İsrail saldırısında yaralanan akrabasının yanında ağlayan bir kadın, 18 Mart 2025. (AFP)Gazze Şeridi'ndeki el-Ehli Baptist Hastanesi'nde İsrail saldırısında yaralanan akrabasının yanında ağlayan bir kadın, 18 Mart 2025. (AFP)

Gazze Şeridi'ndeki hükümet medya ofisi, tıbbi malzeme ve insani yardım girişinin engellenmeye devam edilmesi sonucunda Gazze Şeridi'ndeki sağlık sisteminin çöktüğünü, bunun da hastanelerin çalışmasını durdurma ve yaralılara ve hastalara sağlık hizmeti verememe tehdidi yarattığını, ayrıca Gazze Şeridi'nin hayati sektörlerine yakıt girişinin engellenmesinin Gazze Şeridi'ni bir felaket bölgesi haline getireceğini açıkladı.

Medya ofisi, İsrail ordusunun bu acımasız ve iğrenç suçları işlemeye devam etmesini en güçlü ifadelerle kınadı. Ofis tarafından yapılan açıklamada, “İşgali, saldırıların tehlikeli yansımalarından tamamen sorumlu tutuyoruz. Büyük Filistin halkının bu suçlardan yılmayacağını ve İsrail işgali sona erene kadar kararlılığını ve meşru mücadelesini sürdüreceğini yineliyoruz” denildi.

 İsrail'in hava saldırıları sonucunda Han Yunus'un el-Mevasi bölgesinde yerlerinden edilen insanların kaldığı bir kampta çıkan yangın sonrası (Reuters)İsrail'in hava saldırıları sonucunda Han Yunus'un el-Mevasi bölgesinde yerlerinden edilen insanların kaldığı bir kampta çıkan yangın sonrası (Reuters)

Ofis, uluslararası toplumu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’ni, insan hakları ve insani yardım örgütlerini ‘bu vahşi katliamları durdurmak, çocuklara, kadınlara ve genel olarak sivillere yönelik saldırganlığa son vermek ve İsrail işgalinin liderlerini sorumlu tutmak için’ derhal harekete geçmeye çağırdı.

İsrail’in hava saldırılarından kısa bir süre önce İsrail müzakere heyetinin, Mısır’ın başkenti Kahire'den Hamas'la ateşkes anlaşmasının sonraki aşamaları ve esirlerin serbest bırakılması konusunda herhangi bir ilerleme kaydedemeden döndüğü haberleri basında yer almıştı. Hamas, ateşkesin yürürlüğe girdiği ocak ayından bu yana İsrail'in 150'den fazla Filistinliyi öldürdüğünü açıkladı.



SDG’nin devlet kurumlarına entegrasyonu hayata geçirilebilecek mi, yoksa ciddi engellerle mi karşılaşacak?

Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve SDG Genel Lideri Mazlum Abdi, 10 Mart 2025 tarihinde Suriye'nin başkenti Şam'da SDG'nin devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören anlaşmayı imzalarken (AFP)
Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve SDG Genel Lideri Mazlum Abdi, 10 Mart 2025 tarihinde Suriye'nin başkenti Şam'da SDG'nin devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören anlaşmayı imzalarken (AFP)
TT

SDG’nin devlet kurumlarına entegrasyonu hayata geçirilebilecek mi, yoksa ciddi engellerle mi karşılaşacak?

Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve SDG Genel Lideri Mazlum Abdi, 10 Mart 2025 tarihinde Suriye'nin başkenti Şam'da SDG'nin devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören anlaşmayı imzalarken (AFP)
Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve SDG Genel Lideri Mazlum Abdi, 10 Mart 2025 tarihinde Suriye'nin başkenti Şam'da SDG'nin devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören anlaşmayı imzalarken (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye devlet kurumları arasındaki entegrasyon sorunsuz şekilde hayata geçirilebilecek mi, yoksa ciddi engellerle mi karşılaşacak? SDG, on yılı aşkın süredir sahip olduğu askerî ve bazı bölgelerdeki sivil nüfuzdan gerçekten vazgeçecek mi? Washington ve Erbil’in himayesinde 30 Ocak’ta varılan anlaşma tüm boyutlarıyla uygulanabilecek mi, yoksa yalnızca belirli başlıklarla mı sınırlı kalacak?

Şarku’l Avsat’ın görüştüğü isimlerin bir kısmı, metinden uygulamaya geçildiğinde başarı şansının sınırlı olduğunu savunurken; diğer bir kesim ise entegrasyon sürecinin bölgesel ve uluslararası destek altında yürütüldüğü sürece başarısızlık için gerçekçi bir neden bulunmadığı görüşünde.

sdvdfv
Suriye'nin Kamışlı kentinde, ABD askeri araçları, DEAŞ tutuklularını Suriye'den Irak'a taşıyan otobüslere eşlik etti (Reuters)

Sürecin başlangıcı, Kamışlı Uluslararası Havalimanı ile Rümeylan petrol sahasının devlete devredilmesiyle olumlu bir tablo çiziyor. Bu adımda bayrak indirme ya da personel gözaltıları gibi sembolik uygulamalara başvurulmaması, tarafların prensipte sürecin başarıya ulaşmasını istediğini gösteriyor. Suriyeliler, ülkenin yeniden birleşmesini, istikrarın sağlanmasını ve ekonomik canlanmayı umut ederken; geriye kalan ayrıntılar hâlâ soru işaretleri barındırıyor ve yanıtların uygulama aşamasında netleşmesi bekleniyor.

Karşılıklı çıkar

Hurşid Deli – Suriyeli Kürt siyaset analisti

Anlaşmanın sahada uygulanmaya başladığı açıkça görülüyor. Bunun başlıca nedeni, net bir yol haritası ve aşamalı adımlar içermesi. En önemlisi ise hem Suriye hükümeti hem de SDG açısından karşılıklı çıkarların söz konusu olması. Şam yönetimi için temel hedef Suriye’nin yeniden birleşmesi iken, SDG açısından çıkar; güçlerinin yerel bir yapı olarak varlığını sürdürmesi ve kontrol ettiği bölgelerin yönetiminde rol almaya devam etmesi. Bu durum, Kürtlerin gelecek dönemde Suriye siyasal yaşamına katılımını da güvence altına alıyor.

Deli’ye göre anlaşma yalnızca Şam ve SDG’nin çıkarlarıyla sınırlı değil; aynı zamanda uluslararası, bölgesel ve Arap desteğine de sahip. Anlaşma, Washington, Paris ve Erbil’in yoğun diplomatik çabaları sonucunda ortaya çıktı ve bu durum sürece bir tür uluslararası koruma ve garanti sağlıyor.

Bu çerçevede, SDG’nin askerî ve sivil kurumlarının Suriye devlet yapısına entegrasyonunun başarısız olacağına dair somut bir gerekçe bulunmadığı görüşü öne çıkıyor. Elbette bazı teknik ve idari zorluklar ortaya çıkabilir; ancak mevcut siyasi ve sahadaki koşullar, bu engellerin aşılmasına imkân tanıyor.

dsvfr
12 Ocak 2026'da Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile yaşanan çatışmaların ardından (AP)

Deli, anlaşmanın SDG ve Asayiş’in nüfuzundan tamamen vazgeçmesini öngörmediğini, aksine bu nüfuzun Savunma ve İçişleri bakanlıkları bünyesinde yeniden yapılandırıldığını belirtiyor. Asayiş güçlerine önümüzdeki dönemde temel bir rol verilirken, SDG’nin askerî yapısı Haseke’de üç tugaydan oluşan bir tümen ve Kobani’de Halep güvenlik komutanlığına bağlı bir tugay şeklinde organize edilecek. SDG ve Suriye ordusu birlikleri, şehir merkezlerinden Şeddadi ve Cebel’de belirlenecek noktalara çekilecek.

Bu yeniden yapılanmanın hedeflerinden biri de DEAŞ’la mücadelede yeni ve etkin bir mekanizma oluşturmak. SDG’nin bu alandaki uzun tecrübesi ve uluslararası koalisyonla yürüttüğü iş birliği, entegrasyonu askerî açıdan da anlamlı kılıyor.

Ayrıca SDG ve Asayiş’in  isimleri değişse dahi varlığını sürdürmesi, Kürt bölgelerindeki halk için önemli bir güven unsuru olarak görülüyor. Bu durum, Kürt bileşenin dışlanmadığı bir Suriye vizyonunu destekliyor. Cumhurbaşkanı Şara’nın Kürt meselesine yönelik kapsayıcı yaklaşımı ve bu konuda yayımlanan 13 sayılı kararname de süreci güçlendiren unsurlar arasında yer alıyor.

Uygulamada engeller

Samer el-Ahmed – Doğu Suriye uzmanı gazeteci ve araştırmacı

SDG ile varılan anlaşma iki temel faktörün sonucu. İlki, Suriye ordusunun halk desteğiyle birlikte Cezire bölgesinde sahada güç kazanması ve SDG’ye yönelik birikmiş toplumsal tepki. İkincisi ise özellikle ABD’nin tutumundaki değişim ve SDG’ye verilen siyasî-askerî desteğin azalmasıyla birlikte Şam’ın uluslararası koalisyonla yeniden temas kurması.

Teorik olarak anlaşma, SDG için devlet dışı bir askerî yapıdan ulusal bir çerçeveye geçiş açısından tarihî bir fırsat sunuyor. Aynı zamanda Kürtlerin haklarını Suriye devleti içinde elde etmesinin de önünü açıyor.

Ancak uygulamaya geçildiğinde başarı ihtimali sınırlı görünüyor. Zira SDG’nin fiilî yapısı hâlâ büyük ölçüde PKK’nın etkisi altında. Entegrasyon, PKK açısından bölgesel nüfuz, finansman ve stratejik alan kaybı anlamına geliyor ve bu durum örgütün anlaşmayı isteksizce uygulamasına yol açıyor.

Temel sorun, SDG içindeki Suriyeli bazı liderlerin niyetinden ziyade, karar alma yetkisine sahip olmamaları. Ağır silahların devri, Semalka Sınır Kapısı’nın kontrolü, yabancı unsurların bölgeden çıkarılması ve şehirlerden çekilme gibi kritik dosyalar hâlâ çözümsüz.

Bu nedenle süreç, Şeyh Maksud ve 10 Mart anlaşmalarında olduğu gibi zaman kazanmaya dayalı bir modele dönüşebilir. Kısa vadede askerî çatışma ihtimali düşük olsa da, anlaşmanın uygulanmasını zorlamak için baskı unsuru olarak gündeme gelebilir.

Şam yönetimi ise Haseke üzerindeki tam egemenliği yeniden tesis etme konusunda kararlı. Bu hedefin, barışçıl yollarla ya da gerekirse askerî seçenekle hayata geçirilmesi planlanıyor. Sahadaki ve siyasetteki göstergeler, bu yaklaşımın hem halk desteğine hem de bazı uluslararası aktörlerin örtük onayına sahip olduğunu gösteriyor.

Sivil ortak arayışı

Hüseyin Çelebi – Gazeteci yazar

PKK ve Suriye uzantılarının, sahip oldukları nüfuz ve ayrıcalıklardan kolayca vazgeçmesi gerçekçi değil. Özerk yönetim deneyimi, örgütün yarım yüzyıllık mücadelesinin tek somut kazanımı olarak görülüyor. Bu yapı, Esad yönetiminin devrim sürecinde zorunlu olarak verdiği bir alanın ürünüydü.

Çelebi’ye göre entegrasyon büyük ölçüde şekli kalacak. PKK, idari ve güvenlik yapılarını yeraltına taşıyarak “gölge yönetim” yoluyla etkisini sürdürmeye çalışacak. Tehdit, kadrolaşma ve mali baskılar bu stratejinin araçları olmaya devam edecek.

sdervr
Suriye hükümeti heyetinin Pazar günü Kamışlı Uluslararası Havalimanı'nı yeniden açmak için yaptığı ziyaret sırasında Kürt iç güvenlik güçlerine mensup kişiler havalimanı dışında nöbet tutuyor (Reuters)

Bu nedenle entegrasyonun başarısı, Şam’ın yaklaşımına bağlı. PKK’nın geçmişte imzaladığı anlaşmalara uymadığı biliniyor. Hükümetin yalnızca silahlı güç olduğu için SDG’yi ödüllendirmemesi, buna karşılık Kürt toplumundan sivil ortaklar bularak onları desteklemesi gerektiği vurgulanıyor.

Entegrasyonun önündeki 3 temel engel

El-Mu‘tasım Keylani – Hukuk ve uluslararası ilişkiler araştırmacısı

Haseke’deki entegrasyon süreci, yalnızca idari değil; Suriye krizinin özüne dokunan çok katmanlı bir sınav niteliği taşıyor.

Birinci engel, derinleşmiş güven krizidir. Yıllar süren çatışmalar ve fiilî özerk yönetim deneyimi, hem Kürt toplumunda hem de merkezî otorite çevrelerinde karşılıklı kaygılar yarattı. Bu kriz, yalnızca söylemlerle değil; somut garantiler ve şeffaf mekanizmalarla aşılabilir.

İkinci engel, egemenlik ve güvenlik boyutudur. Çoklu askerî otoriteler ve sınır aşan bağlantılar, ulusal entegrasyonu zayıflatıyor. Silahlı yapılar arasındaki sadakat çatışması sona ermeden kalıcı istikrar mümkün değil.

Üçüncü engel ise ekonomik ve hizmet alanındaki zorluklar. Haseke halkı entegrasyonu, günlük yaşamındaki iyileşmelere göre değerlendirecek. Hizmetlerde ve gelir dağılımında yaşanacak başarısızlıklar, sürecin meşruiyetini hızla aşındırabilir. Ayrıca yerel yönetimden devlet yapısına geçişte net bir ademimerkeziyetçilik vizyonunun olmaması, entegrasyonu biçimsel bir adıma dönüştürme riski taşıyor.

Sonuç olarak Haseke’deki entegrasyon; güven, egemenlik, ekonomi ve yönetişim başlıklarında eş zamanlı sınavlarla karşı karşıya. Bu engellerin aşılması, geçici denge politikalarıyla değil; hukuka dayalı, kapsayıcı ve ulusal bir projeyle mümkün olabilir.


Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.