İsrail Gazze Şeridi’ndeki kara operasyonlarına devam ederken Hamas, Netzarim Koridoru saldırısının sonuçlarından İsrail'i sorumlu tuttu

İsrail tankları Gazze Şeridi içinde manevra yapıyor (Reuters)
İsrail tankları Gazze Şeridi içinde manevra yapıyor (Reuters)
TT

İsrail Gazze Şeridi’ndeki kara operasyonlarına devam ederken Hamas, Netzarim Koridoru saldırısının sonuçlarından İsrail'i sorumlu tuttu

İsrail tankları Gazze Şeridi içinde manevra yapıyor (Reuters)
İsrail tankları Gazze Şeridi içinde manevra yapıyor (Reuters)

Gazze Şeridi’ndeki yerel sağlık yetkililerinin İsrail’in devam eden hava saldırılarının ikinci gününde en az 20 kişinin öldüğünü açıkladı. Reuters’ın haberine göre İsrail ordusu dün, birliklerinin Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde ve güneyinde kara operasyonlarına yeniden başladığını duyurdu.

Kara operasyonları, Gazze’deki sağlık yetkililerinin salı günü İsrail’in düzenlediği ve geçtiğimiz ocak ayında yürürlüğe giren ateşkesten bu yana haftalar süren göreceli sakinliği sona erdiren hava saldırılarında 400'den fazla kişinin öldüğünü ve savaşın başlangıcından beri bir günde en yüksek ölü sayısının kaydedildiğini açıklamasından bir gün sonra yeniden başladı.

Filistin basını dün günün ilerleyen saatlerinde, İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Beyt Lahiye'de bulunan es-Selatin bölgesine düzenlediği hava saldırısında 24 Filistinlinin öldüğünü bildirdi.

İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde ve güneyinde kara operasyonlarına yeniden başladığını duyurdu. Ordu sözcülerinden biri Gazze Şeridi'ne yönelik geniş çaplı saldırının ‘gerekli olduğu sürece’ devam edeceğini belirtti.

İsrail ordusu, operasyonlarının Gazze Şeridi'ndeki Netzarim Koridoru’nda kontrolü ele geçirmesini sağladığını ve bunun Gazze Şeridi'nin kuzeyi ile güneyi arasında kısmi tampon bölge oluşturmayı amaçlayan bir hamle olduğunu vurguladı.

Öte yandan Hamas, Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde yer alan Netzarim Koridoru’na yönelik kara harekâtının yansımalarından İsrail'i ve İsrailli yetkilileri sorumlu tuttu. Hamas aynı zamanda arabuluculara ‘sorumsuzca gerçekleştirilen bu ihlalleri ve tecavüzleri engelleme’ konusunda sorumluluklarını yerine getirmeleri çağrısında bulundu.

Hamas yaptığı açıklamada, İsrail'in Filistinlileri yerinden etme tehditlerinin, onların ne kararlılığını ne de topraklarına ve ulusal haklarına olan bağlılığını zayıflatacağını vurguladı.

Geçtiğimiz ocak ayında yapılan ateşkes anlaşmasına bağlı olduğunu bir kez daha yineleyen Hamas, ateşkese garantör olan arabulucuları ‘sorumsuzca işlenen bu ihlalleri ve tecavüzleri engellemek için sorumluluklarını üstlenmeye, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu yaptıklarından geri adım atmaya zorlamaya ve tüm bunlardan kaynaklanabilecek her türlü yansımadan kendisini tamamen sorumlu tutmaya’ çağırdı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)

Bir BM personeli öldürüldü

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM), İsrail'in Gazze'nin orta kesimlerindeki bir BM binasının yakınlarına düzenlediği hava saldırısında, Gazzeli olmayan bir BM personelinin öldüğünü ve beş kişinin de yaralandığını açıkladı.

İsrail ise bunu yalanlayarak, Hamas'ın kendisine ateş açmaya hazırlandığının tespit edildiğini öne sürdüğü bir mevziyi vurduğunu belirtti.

BM Genel Sekreter Yardımcısı ve Birleşmiş Milletler Proje Hizmetleri Ofisi (UNOPS) İcra Direktörü Jorge Moreira da Silva yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“İsrail, buranın bir BM binası olduğunu ve insanların bu binada yaşadığını, ikamet ettiğini ve çalıştığını biliyordu. Burası bir yerleşke. Çok tanınabilir bir yer.”

Belçika’nın başkenti Brüksel'de düzenlediği basın toplantısında, yerleşkeye bomba atılmış ya da yerleştirilen bir patlayıcının infilak ettirilmiş olabileceğini belirten Silva, “Bu bir kaza değildi... Gazze'de yaşananlar artık sınırı aştı” ifadelerini kullandı.

Hamas'ı yok etmeye yemin etmiş olan İsrail, son saldırıyı ‘sadece bir başlangıç’ olarak nitelendirdi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus ise dün yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'nde çatışmaların yeniden başlamasının milyonlarca insanın hayatını bir kez daha riske attığını söyledi. Ghebreyesus, ateşkesin ‘derhal’ yeniden başlatılması, tüm rehinelerin serbest bırakılması ve insani yardım çalışanları ile sivillerin korunması çağrısında bulundu.

Taraflar birbirlerini suçladı

İsrail ve Hamas birbirlerini, 17 ay süren ve bölge sakinlerinin büyük bir kısmını yer değiştirmek zorunda bırakan savaşın ardından harabeye dönen Gazze Şeridi'nde yaşayan 2,3 milyon insana nefes aldıran ateşkesi ihlal etmekle suçluyor.

Hamas başta olmak üzere Filistinli silahlı gruplar 7 Ekim 2023’te İsrail’e saldırdı. Şarku’l Avsat’ın İsrail verilerinden elde ettiği bilgiye göre saldırıda yaklaşık bin 200 kişi ölürken, 250 kişi de rehin alındı.

Filistinli sağlık yetkilileri, İsrail'in 7 Ekim sonrası Gazze Şeridi’nde yürüttüğü savaşta 49 binden fazla insanın öldüğünü ve gıda, yakıt ve su sıkıntısıyla birlikte insani bir krize neden olduğunu açıkladılar.

İsrail, Hamas'ı sivilleri canlı kalkan olarak kullanmakla suçlarken, Hamas bunu reddediyor ve İsrail'i hiçbir ayrım gözetmeksizin sivilleri bombalamakla suçluyor.

Son savaş, İsrail-Filistin çatışmasında on yıllardır yaşanan en yıkıcı ve kanlı olay olarak kayıtlara geçti.

Başbakan Binyamin Netanyahu'nun bombardımana devam etme kararı, halen Hamas tarafından tutulan 59 rehineden 24'ünün hayatta olduğuna inanıldığı İsrail'de protestolara yol açtı.

Netanyahu’nun yargı ve güvenlik güçlerine yönelik eylemlerine karşı çıkan rehine ailelerinin ve protestocuların yer aldığı bir muhalefet koalisyonu, Başbakanı savaşı siyasi amaçlarla kullanmakla' suçladı.

İsrail ordusu, dün sabah saatlerinde Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Beyt Hanun ve güneyindeki Han Yunus şehirlerine bildiriler atarak bölge sakinlerine evlerini boşaltmaları talimatı verdi ve ‘tehlikeli savaş bölgelerinde’ bulundukları uyarısında bulundu.

Beyt Hanun'a atılan bildirilerden birinde şöyle yazıyordu:

“Mevcut barınaklarda, evlerde veya çadırlarda kalmaya devam etmeniz sizin ve aile üyelerinizin hayatını tehlikeye atıyor. Derhal buraları tahliye edin!”

Öte yandan İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Gazzelileri çatışmaların başlamak üzere olduğu bölgelerden tahliye emirlerine uymaları konusunda uyardığı bir video yayınladı.

 İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (Reuters)İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (Reuters)

“Daha önce hiç görmediğiniz bir güç”

Katz, Gazzelilere hitap ettiği videolu açıklamasında, hava saldırılarının ‘sadece bir ön adım’ olduğunu söyleyerek “Rehinelerin serbest bırakılmaması halinde İsrail daha önce hiç görmediğiniz bir güçle harekete geçecek” dedi.

Aralarında Fransa ve Almanya'nın da bulunduğu Batı ülkeleri ile ateşkese arabuluculuk yapan Katar ve Mısır, yeniden başlayan saldırıları kınadı.

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas dün yaptığı açıklamada, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'a Gazze'deki durumun ‘kabul edilemez’ olduğunu söylediğini belirtti.

Brüksel'de gazetecilere yaptığı açıklamada Kallas, “Dün Dışişleri Bakanı Saar ile de görüştüm. ‘Neler oluyor, bunu neden yapıyorsunuz?’ diye sordum. Bunun kabul edilemez olduğu mesajını da ilettik” ifadelerini kullandı.

Ürdün Kralı 2. Abdullah, ateşkesin yeniden yürürlüğe girmesi ve Gazze'ye insani yardımların akışının sağlanması çağrısında bulundu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Paris'te düzenlediği basın toplantısında, “İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını yeniden başlatması zaten vahim olan insani durumu daha da kötüleştiren son derece tehlikeli bir adım” açıklamasında bulundu.

Ancak ABD'nin BM Daimî Temsilciliği Geçici Maslahatgüzarı Dorothy Shea, salı günü yaptığı açıklamada, Gazze'de çatışmaların yeniden başlamasının sorumluluğunun yalnızca Hamas'a ait olduğunu söyledi.

Diğer taraftan Gazze Şeridi'ndeki sağlık yetkilileri dün, İsrail'in Gazze şehrinin Sabra Mahallesi’ndeki bir eve düzenlediği hava saldırısında üç kişinin öldüğünü, Gazze'nin kuzeyindeki Beyt Hanun’da düzenlenen bir başka hava saldırısında ise iki kişinin öldüğünü ve altı kişinin yaralandığını açıkladılar.

Filistinli sağlık görevlileri, İsrail tanklarının Selahaddin Caddesi üzerinde açtıkları ateş sonucu bir Filistinlinin öldüğünü, diğerlerinin ise yaralandığını, İsrail’in hava saldırılarından birinde de Gazze'nin kuzeyindeki Beyt Lahiye’de hedef alınan bir evde bulunan 3 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdiler.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.