Esed sonrası Suriye: Son 100 güne bir bakış

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Esed sonrası Suriye: Son 100 güne bir bakış

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Hayed Hayed

Şara’nın girişimlerinin hızı ve ortaya çıkardığı sonuçlar farklı tepkilere yol açtı.

Suriye'de geçici hükümetin ilk üç aylık dönemi sona ererken, ülke kritik bir dönüm noktasında bulunuyor. Ahmed eş-Şara liderliğindeki geçici hükümet, ülkeyi siyasi bir geçiş sürecine yönlendirmek için bir dizi adım attı, ancak çabaları eleştiri ve incelemeden kaçamadı.

Geçişin zor olacağı elbette bekleniyordu, ancak geçici hükümetin somut iyileştirmeler yapamaması yenilenen huzursuzluklara yol açmış olabilir. Suriye'nin geleceği, Şara’nın bu krizleri ne kadar etkili yöneteceğine bağlı. Ülkeyi istikrara ve refaha kavuşturmak için önündeki en iyi fırsat, hukukun üstünlüğünü savunan ve Suriye halkının beklentilerini karşılayan şeffaf, kapsayıcı ve katılımcı bir hükümet kurmak olabilir.

Siyasi geçişe doğru tartışmalı bir süreç

Şara'nın konuşması birçok Suriyelinin umutlarına dokundu ve daha parlak bir geleceğe dair özlemlerini tazeledi. İktidara geldiği günden bu yana eylemleri, kamuoyunu rahatlatmak ve tartışmalı geçmişiyle ilgili endişeleri gidermeye yönelik açık bir çaba kapsamında, yasal ve usul kurallarına uyma konusunda bilinçli bir gayrete işaret etti. Bu bağlamda attığı en dikkat çekici adımlardan biri, tek taraflı bir otorite kurmak yerine, Esed rejimini deviren devrimci güçler üzerinden meşruiyet elde etme yoluna gitmesi oldu. Şara, düzenli bir geçişin temellerini oluşturma çabalarının bir parçası olarak, bir diyalog konferansı düzenlemek üzere bir komite kurma girişiminde bulundu ve böylece geniş çaplı bir ulusal tartışmanın kapısını açtı. Ayrıca, hazırlandıktan sonra yeni bir yasama organı ve geçiş hükümeti için yasal dayanak teşkil edecek bir anayasa bildirgesi hazırlamak üzere ikinci bir komiteyi görevlendirdi.

Geçici hükümetin yapısı ve performansına yönelik eleştiriler giderek yaygınlaşıyor ve yoğunlaşıyor. Bu eleştirilerin başında Heyet Tahrir el-Şam'a bağlı isimlerin devlet kurumları üzerindeki hakimiyeti geliyor

Ancak bu girişimlerin hızı, uygulanma biçimi ve ortaya çıkardığı sonuçlar farklı tepkilere yol açtı. Bazıları bunları tarihi başarılar olarak değerlendiriyor ve kurumsal istikrarın sağlanması için hızlı hareket edilmesi gerektiğini savunuyor. Ancak bazıları bu süreci aceleci, yüzeysel ve anlamlı bir siyasi dönüşüm sağlamaktan ziyade Şara'nın otoritesini pekiştirmeye yönelik olarak görüyor. Özellikle Ulusal Diyalog Konferansı, aceleyle düzenlendiği gerekçesiyle sert eleştirilere maruz kalmıştı. Acele edilmesi sürecin içerikten ziyade görünüşe öncelik verdiğine dair şüpheler uyandırdı.

Öte yandan Anayasa Bildirgesi de Suriye halkının bazı kesimlerinde kaygılara yol açtı. Çünkü net hesap verebilirlik mekanizmaları veya yürütme, yasama ve yargı organları arasında bir denge ve denetim temeli olmaksızın başkana geniş yetkiler veriyor. Eleştirenler, bu yönetişim sorunlarının yanı sıra bildirgenin Suriye'nin çeşitli toplumsal ve siyasal tablosunun gerçekliğini yansıtmadığını da savunuyor. Ancak Şara taraftarları, bunun aksine, düzenli ve etkili bir geçişi sağlamak için başkanlık yetkilerinin geniş tutulmasının gerekli olduğunu savunuyorlar. Şara'nın siyasi hamlelerine yönelik desteğin veya muhalefetin kesin düzeyini ölçmek zor olsa da, çabalarının pek çok kişinin umduğu birliği sağlamadığı aşikar.

Gergin yönetim

Eleştiriler hükümetin yapısıyla sınırlı kalmıyor, hükümetin kötü performansına da değiniyor. Birçok Suriyeli, özellikle de daha önce rejimin kontrolü altında olan bölgelerde yaşayanlar için öncelik siyasi temsil değil, hükümetin temel hizmetleri sağlayamaması. Ülkenin dört bir yanından gelen tanıklıklar, su ve elektrik gibi hayati hizmetlerin, Esed yönetiminin son yıllarına kıyasla iyileşmek yerine daha da kötüleştiğini gösteriyor.

Suriye lirasının dolara karşı geçici olarak değer kazanmasıyla birlikte ilk iyileştirmeler, satın alma gücünün artmasına katkıda bulundu.Ekonomik iyimserlikle ihtiyatın bir arada olduğu bir hava yaydı

Sınırlı kaynaklar, devam eden yaptırımlar ve uluslararası desteğin yokluğu hükümetin bu zorluklarla başa çıkma kabiliyetini sınırlamış olsa da, yerine getirilmeyen vaatler halkın hayal kırıklığını daha da artırdı. Zira yetkililer, maaşlarda yüzde 400 artış ve elektrik kesintisi sorununa hızlı çözüm gibi önemli iyileştirmeler vaat etmişti. Ancak bu yüksek beklentiler karşılanmayınca genel hayal kırıklığı daha da arttı.

Memnuniyetsizlik piramidinin tepesinde, on binlerce kamu sektörü çalışanını etkileyen toplu işten çıkarmalar yer alıyor. Bazı işten çıkarmalar - kurumlardaki idari personelin yolsuzluğu, devamsızlık veya fazla personel bulunması gibi - gerekçelerle haklı görülebilirken, bu sorunun ölçeği ve yaşanma hızı, pek çok insanı alternatif bir iş veya mali yardımdan mahrum bıraktı. Öte yandan, kamu kurumlarındaki yeniden yapılandırma, temel bürokratik hizmetlerin askıya alınmasına yol açarak günlük yaşamı daha da zorlaştırdı. Geçici hükümet yakın zamanda işten çıkarılan bazı çalışanları yeniden işe alırken, bazı devlet kurumlarını da yeniden faaliyete geçirdi. Bu önlemler, vatandaşların kaygılarının etkili ve kapsamlı bir şekilde giderilmesinde henüz yetersiz kaldılar.

İlk kazanımlar mali çalkantılarla yok oldu

Esed'in devrilmesinden hemen sonra geçici hükümet, özellikle ticaret ve yakıt tedarikinde mütevazı ekonomik kazanımlar elde etti. Yetkililer, birçok ithalat kısıtlamasını hızla kaldırdı ve gümrük vergilerini düşürdü, bunun sonucunda daha uygun fiyatlarla daha fazla yabancı mal akışı sağlandı. Ülkeyi yıllardır etkisi altına alan yakıt sıkıntısı krizinde de, benzin ve dizel yakıtın daha bulunabilir hale gelmesiyle birlikte nispeten bir rahatlama görüldü. Akaryakıt fiyatları, daha önce uygulanan sübvansiyonlu fiyatlara göre yüksek seyretse de, uzun süredir akaryakıt arzının ana kaynağı olan karaborsa fiyatlarının önemli ölçüde altında kaldı.

Bu ilk iyileşmeler ve Suriye Lirası'nın dolara karşı geçici olarak değer kazanması, satın alma gücünün artmasına ve bir miktar temkinli ekonomik iyimserliğin oluşmasına katkıda bulundu.

Ancak bu kazanımlar kısa sürede kayboldu ve asıl sorun hükümetin döviz kurunu istikrara kavuşturamamasıydı, bu da birkaç gün içinde yüzde 30'un üzerine çıkan aşırı bir oynaklığa yol açtı. Döviz kurundaki dalgalanma piyasaları olumsuz etkileyerek yaygın bir belirsizlik ortamı yarattı.

Esed rejiminin devrilmesinin üzerinden 100 gün geçmesine rağmen Suriye hâlâ bir dönüm noktasında. Şara, ülkeyi istikrar ve refaha yönlendirmekte önemli bir rol oynuyor

Krizin temelinde, Merkez Bankası'nın uyguladığı kısıtlayıcı politikalarla daha da kötüleşen Suriye Lirası likiditesindeki ciddi sıkıntı yer alıyor. Bu kısıtlamalar işletmeler ve yardım kuruluşları için de geçerli olduğundan, bunların faaliyetleri ciddi şekilde aksadı. Maaş ödemelerinin gecikmesi ve toplu işten çıkarmaların yanı sıra, bu önlemler birçok Suriyeliyi tasarruflarını harcamak veya borç batağına düşmek zorunda bıraktı.

Uluslararası yaptırımlar gibi dış etkenlerin ve Esed rejiminden miras kalan mali çöküşün bunda önemli bir rolü bulunsa da, birçok Suriyeli, geçici hükümeti krizi etkili bir şekilde yönetememekten sorumlu tutuyor.

Artan şiddet ve istikrarsızlık

Güvenlik durumu da ekonomiden daha iyi değil. Suriye'deki güvenlik durumu başlangıçta istikrarlı görünse de, daha sonra önemli ölçüde kötüleşti. Başlangıçta yaygın huzursuzluğun önlenmesinde ordu ve güvenlik güçleri içindeki disiplinin önemi büyüktü. Ancak geçici hükümet güçlerine yönelik saldırılar arttı. Karşılıklı şiddet ve insan hakları ihlallerinin yanı sıra adam kaçırma ve soygun gibi suç faaliyetlerinde önemli bir artış olduğu bildiriliyor.

Bu zorluklar, eski rejimin güvenlik yapılarının toptan dağıtılması, geçici hükümetin, daha önce Esed'in kontrolü altında olan bölgelerde kontrolünü güçlendirememesi ve ekonomik sıkıntıların giderek artması da dahil olmak üzere çeşitli nedenlerden kaynaklanıyor. Eski rejim yetkililerinden anlamlı bir biçimde hesap sorulmaması ve adalet sürecinin gecikmesi durumu daha da kötüleştirdi. Bu da hukukun üstünlüğünü ve daha geniş anlamda istikrarı sağlama çabasını zayıflattı. Lazkiye'de son dönemde yaşanan ve koordineli saldırılarda 13'ten fazla güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiği gerginlik, yeni yönetimin güvenlik alanında karşılaştığı en ciddi meydan okumayı temsil etti. Hükümet askeri isyanı hızla bastırsa da, insan hakları ihlallerini ele alma ve daha fazla huzursuzluğu önleme becerisi konusunda endişeler devam ediyor.

Esed rejiminin devrilmesinin üzerinden 100 gün geçmesine rağmen Suriye hâlâ bir dönüm noktasında. Şara ülkeyi istikrar ve refaha yönlendirmekte önemli bir rol oynuyor, ancak bunu başarabilmesi, vaatlerini kapsayıcı ve katılımcı bir şekilde yerine getirmesine bağlı. Bu vaatler yerine getirilmezse, ayrışmalar derinleşecek, gerginlikler tırmanacak ve Suriye belki de bir kez daha şiddetli karışıklıklarla karşı karşıya kalacaktır.

Ancak şunu da açıkça belirtmek gerekir ki, ne Şara ne de herhangi bir lider tek başına tüm bunları başaramaz. Suriye'ye iç içe geçmiş krizleri aşabilmesi için adil bir şans tanınmasında bölgesel ve uluslararası desteğin önemi büyüktür. Suriye'nin yeniden inşası için yaptırımların kaldırılması ve insani yardımlar dışında yardımların sunulması elzem olacaktır.

Kısacası, Suriye'nin geleceği belirsizdir ve şimdi yapılacak tercihler yalnızca Suriye'nin gidişatını değil, aynı zamanda daha geniş ölçüde bölgenin istikrarını da belirleyecektir.



Lavrov: Grönland askeri bölgeye dönüştürülürse Rusya "karşı önlemler" alacaktır

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov (Reuters)
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov (Reuters)
TT

Lavrov: Grönland askeri bölgeye dönüştürülürse Rusya "karşı önlemler" alacaktır

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov (Reuters)
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov (Reuters)

Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov bugün yaptığı açıklamada, Batı'nın Grönland'daki askeri varlığını güçlendirmesi halinde, Moskova'nın askeri önlemler de dahil olmak üzere “karşı önlemler” alacağını söyledi.

Lavrov, Rus parlamentosunda yaptığı konuşmada, “Grönland'ın militarize edilmesi ve Rusya'ya karşı askeri kapasite oluşturulması durumunda, askeri ve teknik önlemler de dahil olmak üzere uygun karşı önlemleri alacağız” dedi.

Nuuk'taki bir binaya Grönland bayrakları asıldı (AFP)Nuuk'taki bir binaya Grönland bayrakları asıldı (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl ikinci dönemine başladığından beri, güvenlik nedenleriyle Washington'un Kuzey Kutup Dairesi'nde bulunan mineral zengini stratejik adayı kontrol etmesi gerektiğini vurguladı.

Trump, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile ABD'nin etkisini artırmak için bir “çerçeve” anlaşması yaptığını açıkladıktan sonra, geçen ay Grönland'ı ele geçirme tehdidinden vazgeçti.


Belge: Trump, 2006 yılında bir polis şefine Epstein’ın ne yaptığını ‘herkesin’ bildiğini söylemiş

) ABD Adalet Bakanlığı’nın Jeffrey Epstein’ın dosyalarını yayınlamasıyla birlikte ortaya çıkan belgeler (AP)
) ABD Adalet Bakanlığı’nın Jeffrey Epstein’ın dosyalarını yayınlamasıyla birlikte ortaya çıkan belgeler (AP)
TT

Belge: Trump, 2006 yılında bir polis şefine Epstein’ın ne yaptığını ‘herkesin’ bildiğini söylemiş

) ABD Adalet Bakanlığı’nın Jeffrey Epstein’ın dosyalarını yayınlamasıyla birlikte ortaya çıkan belgeler (AP)
) ABD Adalet Bakanlığı’nın Jeffrey Epstein’ın dosyalarını yayınlamasıyla birlikte ortaya çıkan belgeler (AP)

Yeni yayımlanan bir FBI röportajı, ABD Başkanı Donald Trump’ın, cinsel suçlardan hüküm giymiş Jeffrey Epstein hakkında hiçbir şey bilmediği yönündeki açıklamasını sorgulattı. Diğer yandan Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick, Epstein’la olan ilişkisi konusunda Kongre üyelerinin sorularıyla karşı karşıya kaldı.

Bugünkü gelişmeler, Epstein skandalının Trump yönetimi için hâlâ ciddi bir siyasi yük oluşturduğunu gösteriyor. Bu durum, Adalet Bakanlığı’nın haftalar önce hem Cumhuriyetçi hem Demokrat partilerin önerisiyle, Epstein’la ilgili milyonlarca belgeyi yayımlamasının ardından ortaya çıktı.

Belgeler, Epstein’ın siyaset, finans, iş dünyası ve akademi çevrelerindeki üst düzey kişilerle ilişkilerine dair yeni ayrıntıların açığa çıkmasıyla yurtdışında da krizlere yol açtı.

FBI dosyalarında yer alan 2019 tarihli Palm Beach, Florida Polis Şefi röportajı özetine göre, Epstein’a yönelik ilk cinsel suç suçlamaları ortaya çıktığında, Temmuz 2006’da Trump’ın polis şefini aradığı kaydedildi.

Polis şefi Michael Reiter, Trump’ın kendisine “Onu yakaladığın için şükürler olsun… Herkes onun ne yaptığını biliyor” dediğini aktardı.

Belgeye göre Trump, Reiter’e New York halkının Epstein’ın yaptıklarını bildiğini söylemiş ve Epstein’ın ortağı Ghislaine Maxwell’in ‘kötü niyetli bir kişi’ olduğunu ifade etmişti.

ABD Adalet Bakanlığı, söz konusu telefon görüşmesiyle ilgili olarak, “Başkanın 20 yıl önce kolluk kuvvetlerini aradığını gösteren herhangi bir delilimiz yok” açıklamasını yaptı.

Trump, yıllarca Epstein ile arkadaş oldu, ancak ilk tutuklamasından önce aralarında anlaşmazlık yaşandığını söyledi. Başkan, Epstein’ın suçlarından haberdar olmadığını defalarca yineledi.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt dün gazetecilere yaptığı açıklamada, Trump’ın Epstein ile ilişkisini sonlandırma konusunda ‘dürüst ve şeffaf’ olduğunu belirtti.

Leavitt, “2006’da böyle bir telefon görüşmesi olmuş da olabilir, olmamış da… Bu sorunun yanıtını bilmiyorum” dedi.

Epstein, 2019’da New York’taki bir cezaevinde, yargılanmayı beklerken ölü bulundu. Ölümü resmi olarak intihar olarak kaydedilmiş olsa da yıllar boyunca bazı komplo teorilerini tetikledi. Bu teoriler arasında, Trump’ın 2024 başkanlık kampanyası sırasında destekçileri arasında yaydığı bazı iddialar da yer aldı.


Bahoz Erdal ve PKK liderleri Suriye'den ayrılıyor

Al-Majalla/AFP
Al-Majalla/AFP
TT

Bahoz Erdal ve PKK liderleri Suriye'den ayrılıyor

Al-Majalla/AFP
Al-Majalla/AFP

İbrahim Hamidi

Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki anlaşmanın en hassas hükümleri, sessizce ve herhangi bir açıklama yapılmadan uygulanıyor. Bu hükümler, Türk makamları tarafından aranan yabancı uyruklu PKK üyeleri ve liderlerinin Suriye topraklarından çıkarılmasını öngörüyor.

Bu kişilerin büyük bir kısmı son günlerde, Suriye-Irak-Türkiye sınır bölgesinde yıllardır üzerinde çalıştıkları tünellerden çıktı. Bunların arasında Bahoz Erdal kod adlı Fehman Hüseyin de vardı. Hüseyin, 1969'da Haseke’nin el-Malikiye ilçesinde doğdu. Şam Üniversitesi'nde tıp okudu ve ‘doktor’ unvanı aldı. PKK'nın askeri kanadının en önde gelen liderlerinden biriydi ve SDG'nin belkemiği olan Kürt Halkı Koruma Birlikleri'nin (YPG) kurulmasında rol oynadı.

Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024 tarihinde düşmesinin ardından, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile SDG lideri Mazlum Abdi arasında müzakereler yapıldı. Bu müzakerelerin şartlarından biri PKK liderlerinin Suriye'den ayrılmasıydı. Bu aynı zamanda Ankara'nın Şam'a ilettiği Türkiye’nin bir talebiydi. Bir yandan Türk hükümeti ile Türkiye'de tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan arasındaki barış süreci, diğer yandan Şam ile SDG arasındaki müzakereler arasında bağlantı kuruldu.

Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile SDG lideri Mazlum Abdi arasında 10 Mart 2025’te imzalanan anlaşmada ‘Kürdistan’ meselesine değinilmemiş olsa da 18 Ocak'ta imzalanan belgenin maddelerinden birinde “SDG, komşuluk ilişkilerinde egemenlik ve istikrarı sağlamak için Suriye Arap Cumhuriyeti sınırlarından tüm Suriyeli olmayan PKK lider ve üyelerini uzaklaştırmayı taahhüt eder” ifadesi yer aldı.

Son zamanlarda birçok lider ve yetkili, Mazlum Abdi'ye PKK'dan uzaklaşması, durumu kontrol altına alması ve kararlarını Kandil Dağları'ndan ziyade Suriye'ye göre alması gerektiğini iletti.

Mesud Barzani'nin liderliğinde yürütülen arabuluculuk çabaları sırasında Şara, Abdi, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve Türkiye ile yapılan toplantı ve görüşmelerde, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) hükümeti Abdi'ye PKK liderlerinin sınır dışı edilmesi ve onunla ilişkilerin kesilmesi konusunu gündeme getirdi. Onunla bağlantılı iki grup olan silahlı kanat ve ‘Devrim Gençliği’ konusu da gündeme getirildi. Bu örgütlere binlerce kişi üyeydi, bunların arasında yaklaşık bin kadar Suriyeli olmayan kişi de vardı.

30 Ocak'ta açıklanan Şara ve Abdi arasındaki anlaşmada benzer bir madde yer almıyordu. Ancak sekizinci madde, Kara Limanları İdaresi'nden bir ekibin Semelka ve Nusaybin sınır kapılarına gönderilmesini, sivil çalışanların güvenliğini sağlamasını, sınır kapılarının sınır dışından silah ve yabancıların getirilmesi için kullanılmasının önlemesini ve sınır kapılarını derhal faaliyete geçirmeyi öngörüyordu. Bu madde, yabancıların ve PKK'nın resmi kanallardan veya kaçakçılık yoluyla girişini önlemek olarak yorumlandı.

dfd
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ve Mazlum Abdi, Şam'da özerk yönetim kurumlarını Suriye devletine entegre etmek için bir anlaşma imzaladıktan sonra, 10 Mart 2025 (SANA/AFP)

Suriye hükümeti ve SDG pazartesi günü, 30 Ocak anlaşmasını uygulamaya başladı ve SDG tarafından aday gösterilen ve Şam tarafından onaylanan Nureddin İsa'yı Haseke valisi ve Cia Kobani'yi savunma bakan yardımcısı olarak atadı. Şam ayrıca Haseke'de yardımcısı SDG tarafından atanacak olan bir güvenlik müdürü atadı. Bunun yanında Şam, Rumeylan ve Suveydiye'deki petrol sahalarını ve Kamışlı Havalimanı'nı kontrol altına alırken, SDG'ye bağlı polis gücü Asayiş’in Haseke ve Kamışlı'da ‘ortak yönetim’ altında başlayacak operasyonlarını denetlemek amacıyla bazı güçlerini konuşlandırdı. SDG tarafından aday gösterilen ve Şam tarafından onaylanan bir içişleri bakan yardımcısının Asayiş’i iç güvenlik güçlerine entegre etmek üzere atanması için istişareler ise halen devam ediyor.

PKK’nın bazı liderleri, 6 Ocak'ta Halep’teki çatışmalar başladıktan sonra Suriye hükümet güçleriyle savaşmak için SDG'ye katılmakla tehdit etmiş ve operasyonlarında bölgedeki geniş tünelleri kullanmaya çalışarak Arap-Kürt çatışması başlatma tehdidinde bulunmuştu.

Suriye ordusu, 16 Ocak 2026'da Halep’teki ‘askeri operasyonları yönetmek’ üzere Bahoz Erdal’ın Kandil'den Tabka'ya geldiğini duyurdu. Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Bahoz Erdal’ın Halep'teki Şeyh Maksud, Eşrefiyye ve Beni Zeyd mahallelerindeki çatışmalardaki rolüne ve bu amaçla Kandil'den geldiğine işaret etti.

drfrd
Kürt siyasi lider Mesud Barzani ve ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Erbil'de bir araya geldi, 17 Ocak 2026 (AFP)

Ancak, ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve diğer ülkelerin de katılımıyla sonuçlandırılan anlaşma, önceliklerin değişmesine yol açtı, çatışmaları önledi, bir uzlaşma ve ateşkes taahhüdü için baskı yaptı ve bazı bölgelerin ‘Kürt özelliklerini’ dikkate alırken bölge üzerinde devlet egemenliğini dayatan anlaşmanın şartlarını uyguladı.

6-18 Ocak tarihleri arasında çatışmaların sürdüğü sırada, Erbil'de yapılan müzakerelerde birçok lider ve yetkili, son günlerde Mazlum Abdi'ye PKK'dan uzaklaşması, durumu kontrol altına alması gerektiği ve kararlarının Kandil Dağları'na değil Suriye'ye dayalı olması gerektiğini iletti.

Bu kişilerden biri, “PKK'nın Suriye meselesinden çıkarılması gerektiğine dair birçok rapor var ve işler bu yönde ilerliyor gibi görünüyor” açıklamasında bulundu. Başka bir yetkili ise bunun, ‘Barzani'nin siyasi, sivil ve lojistik etkisinin kuzeydoğu Suriye'de artması ve Türkler, Şara, Abdi ve Amerikalılarla olan iyi ilişkilerinden yararlanması nedeniyle dengelerin Barzani'nin lehine değişeceği’ anlamına geldiğini söyler ve ‘Bazı SDG ve PKK liderleri halkın eleştirisine maruz kalırken, Mesud'un bayrakları, fotoğrafları ve sivil dernekleri, onun artan etkisinin bir ifadesi olarak dalgalandırılıyor’ değerlendirmesinde bulundu.

30 Ocak’taki anlaşma çerçevesinde petrol ve doğalgaz kuyularının ve stratejik bölgelerin devri, askeri unsurların entegrasyonu ve SDG'nin orduya katılması ile ilgili diğer hükümlerinin uygulanması için çalışmalar devam ediyor.

Dört aşamalı anlaşmanın kamuya açık adımlarının uygulanmaya başlanmasıyla paralel olarak, PKK liderleri birkaç gün önce bölgeyi terk etmeye başladı ve partinin kalesi olan Kandil Dağları'na doğru yola çıktı. Batılı bir yetkiliye göre karar nihai ve PKK üyeleri ile liderlerinin ayrılmasıyla uygulanmaya başladı. Yaklaşık bin kişinin Suriye topraklarını terk etmesi bekleniyor. Aynı yetkili, Batı'dan birkaç ülkenin, PKK'nın bölgede Irak ve Türkiye sınırlarını geçen devasa tünellerin yerine büyük yatırım projeleri kurmayı vaat ettiğini de belirtti.

PKK'nın bölgedeki yayılması, Öcalan'ın Suriye'ye geldikten sonra 1980'lerin ortalarına kadar uzanıyor. Öcalan, Suriye'de gruplar oluşturarak Türkiye'ye sınırdan veya Irak üzerinden sızmaya çalıştı ve Suriye istihbaratı ile Suriye ordusunun gözetiminde Lübnan'ın Bekaa Vadisi'ndeki Filistin kamplarında destekçilerini örgütleyip eğitti.

Şam, 1990'ların başında onunla Ankara arasında arabuluculuk yapmaya çalıştı ve 1992'de merhum Başkan Yardımcısı Abdulhalim Haddam onunla ilk kez görüştü, ardından dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan hükümetiyle siyasi çözümler bulması için onu ikna etmek üzere birkaç kez daha görüşme gerçekleştirdi.

sdfvdfv
Hapisteki PKK lideri Abdullah Öcalan, Türkiye'nin Marmara Denizi'ndeki İmralı Adası'ndaki İmralı Cezaevi'nde diğer parti üyeleriyle birlikte otururken, 9 Temmuz 2025

Öcalan ile Ankara arasındaki arabuluculuk çabaları başarısızlıkla sonuçlandı. Şam, Öcalan'ı barındırmaya devam ederek Ankara'nın iade veya sınır dışı etme taleplerini reddetti. Türkiye, 1998 yılında Suriye sınırında ordusunu seferber etti ve Öcalan'ın iadesini talep ederek uyarıda bulundu. Dönemin Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Hüsnü Mübarek'in arabuluculuğuyla Şam ve Ankara arasında bir güvenlik anlaşması imzalandı. Anlaşma, teröre ve PKK'ya karşı iş birliği ve Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyindeki belirli bir bölgede PKK üyelerini takip etme hakkı (Ankara şu anda anlaşmayı yenilemek ve güncellemek istiyor) ve Öcalan'ı Şam'dan sınır dışı etme hakkını içeriyordu. Ekim 1998'de Hafız Esed, Öcalan'ı sınır dışı etmeye karar verdi. Öcalan, Avrupa'ya, Rusya'ya ve ardından Afrika'ya kaçtıktan sonra 1999'un başlarında Türk istihbaratı tarafından yakalandı ve hapse atıldı. Öcalan, halen hapiste bulunuyor.

Beşşar Esed'in iktidara gelmesinin ardından Şam ile Ankara arasında yakınlaşma yaşanmasının ardından, Suriye yetkilileri onlarca PKK liderini Türkiye'ye teslim etti. Bahoz Erdal, YPG’nin başına getirildi ve ardından PKK Yürütme Konseyi'ne atandı. Türkiye, onu kendisine karşı düzenlenen operasyonlardan sorumlu olmakla suçladı ve en çok aranan kişiler listesine aldı.

Şam 2011 devriminden sonra ilişkiler yeniden gerginleşince, PKK’ya kapılarını ardına kadar açtı. Kandil Dağları'ndaki Bahoz Erdal, PKK’nın Suriye sorumlusu haline geldi ve YPG'nin örgütlenmesinde, ardından SDG'nin kurulmasında ve 2015'ten sonra ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon’la iş birliği içinde DEAŞ'la mücadelede rol oynadı. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre SDG zamanla, Arap aşiretleriyle iş birliği yaparak, Suriye'nin stratejik kaynaklarının çoğunu barındıran Fırat Nehri'nin doğusundaki bölgelerin (Suriye topraklarının üçte biri) kontrolünü ele geçirdi.

Şara-Abdi anlaşmasının geriye kalan hükümleri

Tüm bunların yanında 30 Ocak’taki anlaşma çerçevesinde petrol ve doğalgaz kuyularının ve stratejik bölgelerin devri, askeri unsurların entegrasyonu ve SDG'nin orduya katılması ve son olarak Irak ile olan Semelka Sınır Kapısı ve Türkiye ile olan Nusaybin Sınır Kapısı ile Kamışlı Havaalanı’nın kontrolünün Suriye yönetimine devri ile ilgili diğer hükümlerinin uygulanması için çalışmalar devam ediyor.

Birkaç gün önce Haseke’de Suriye Savunma Bakanlığı’ndan bir heyet ile SDG arasında yapılan toplantı, her iki tarafın da entegrasyon anlaşmasını uygulamaya başlamaya hazır olduğunu gösterdi.

SDG'nin Suriye ordusuna entegre edilmesi konusu en karmaşık sorun olmaya devam ediyor. Savunma Bakanlığı'ndan bir heyet, entegrasyon için pratik adımlar atmaya başlamak üzere Haseke'yi ziyaret etti.

Şam ile SDG arasında 4 Ocak'ta imzalanan anlaşma taslağına göre SDG'nin üç tümen ve iki tugayını muhafaza etmesi, bunlardan birinin terörle mücadele, diğerinin ise kadınlar için olması kararlaştırıldı. Ancak 30 Ocak tarihli anlaşmada, SDG'nin ‘El-Cezire Tugayı’ adlı bir tümeni, Haseke’de (Haseke, Kamışlı ve Malikiye-Derik'te) üç tugayı ve Ayn el-Arab'da (Kobani) bir tugayı muhafaza edeceği belirtildi. Batılı bir diplomat yaptığı değerlendirmede, “30 Ocak anlaşmasında SDG, 4 Ocak taslak anlaşmasındakinden daha az, ancak üyelerinin entegrasyonunu öngören 18 Ocak anlaşmasındakinden daha fazla elde etti” ifadelerini kullandı. Bunu, baskı gruplarının, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Senatör Lindsey Graham'ın Başkan Trump üzerindeki etkilerine bağladı.

dfvgthy
Suriye hükümeti ile SDG arasındaki anlaşmanın metni (Al Majalla)

Birkaç gün önce Haseke’de Suriye Savunma Bakanlığı’ndan bir heyet ile SDG arasında yapılan toplantı, her iki tarafın da entegrasyon anlaşmasını uygulamaya başlamaya hazır olduğunu gösterdi. Bir yetkili, "Öneri, Savunma Bakanlığı'nın yönetmeliklerine göre, her birinde bin ila bin 300 savaşçı bulunan üç tugay oluşturulmasıdır. Böylece güvenlik kontrolünden geçebilecekler ve her tugay, Kadın Koruma Birimlerinden bir tabur içerebilecek ve her tugay, Ayn el-Arab/Kobani tugayının yanı sıra Haseke çevresinde kararlaştırılan bir askeri konumda konuşlandırılabilecek” şeklinde konuştu. Yetkili, (Arap aşiretlerinden silahlı unsurların ayrılmasından sonra) yaklaşık 25-30 bin savaşçı olduğunu ve orduya katılmayanların sivil işlerde çalışacağını ya da önceki mesleklerine geri döneceklerini ifade etti.

Son günlerdeki görüşmeler ve müzakereler, SDG içinde iki eğilim olduğunu ortaya koydu.

Bu eğilimlerden ilkine yakın olanlar, Suriye hükümeti ile diyalog kurarak ve savunma, içişleri, dışişleri ve diğer bakanlıklarda görevler alarak entegrasyon ve askeri eylemden siyasi eyleme geçiş yapılmasını istiyor. Böylece Kürtlerin anayasal statüsünü ve haklarını iyileştirerek katılımlarını sağlamak ve IKBY deneyiminin tekrarlanmaması için çoğulcu bir Suriye için çalışmak istiyorlar. Çünkü iki ülkedeki koşullar tamamen farklı. Şara’nın başkanlık kararnamesine ve SDG'nin rakibi olan Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) de dahil olmak üzere Kürt yetkililerle iletişim kanalları açma kararına güveniyorlar.

İkinci eğilimde olanlar ise 30 Ocak anlaşmasının uygulanması sırasında zaman kazanmak istiyor ve dış dengelerin Suriye-Irak-Türkiye köşesinde bir ‘Kürt bölgesi’ kurulması ve IKBY’nin ‘Suriye versiyonu’ oluşturulması lehine değişmesini bekliyor.