Veliaht Prens'in bağlılık yemininin yıldönümü Suudiler için ne anlama geliyor?

Müreffeh bir geleceğe giden kazanım ve başarılar

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (Fotoğraf: Bender el-Calud)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (Fotoğraf: Bender el-Calud)
TT

Veliaht Prens'in bağlılık yemininin yıldönümü Suudiler için ne anlama geliyor?

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (Fotoğraf: Bender el-Calud)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (Fotoğraf: Bender el-Calud)

Prens Muhammed bin Selman'ın Veliaht Prens olarak atanmasının sekizinci yıldönümünde, Suudi Arabistan tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir ana tanıklık etmek için zaman duruyor. Kral Selman, 21 Haziran 2017'de (26 Ramazan 1438) Prens Muhammed'in bu göreve seçilmesini emretti ve o mübarek gecede Suudiler Veliaht Prens'e biat etti. Bu, Suudi tarihinde çok önemli bir andı ve bu müstesna lider, kadim mirası ve tarihi, küresel büyüklüğü ve medeniyet ağırlığı ile ülkesinin ihtirasını ortaya koydu.

Bağlılık yemini aracılığıyla Suudiler, siyasi sistemlerinin benzersizliğine, İslami özgünlüğüne bakıyor ve hem yöneten hem de yönetilen Suudilerin kalplerinde kök salmış olan halkın kabulü ve memnuniyetiyle temsil edilen anayasal meşruiyetini vurguluyorlar. Bu ilişki Suudi toplumsal sözleşmesinin sağlam temelini kanıtlıyor; Suudiler, modern devletlerinin başarılarını ve geleceğe yönelik kararlı adımlarını hatırlıyorlar.

Prens Muhammed bin Selman'ın Veliaht Prens olarak seçilmesi, yenilikçiliğin hırsla, cesur planlamanın sıkı çalışmayla buluştuğu yeni bir dönemi başlattı. Bu karar sadece siyasi bir geçiş değil; iradeye dayalı farklı bir vizyona sahip liderliğe duyulan acil ihtiyaca ve geleceğin beklendiğine değil, inşa edildiğine dair bir inanca verilen yanıttı.

Prens Muhammed bin Selman, Kral'dan sonra en önemli makam olan ve istikrarı simgeleyen, Kral'ın sütunlarını sağlamlaştıran ve halefliğini devam ettiren Veliaht Prenslik makamı için ideal bir seçim olmasını sağlayan olağanüstü yetkinlik ve üstün liderlik yetenekleri sergiledi. Aynı zamanda Bakanlar Kurulu'na ve ulusal güvenlik politikaları ve stratejileri ile iç ve dış politikayla ilgilenen Siyasi ve Güvenlik İşleri Konseyi'ne, eğitim, sağlık ve hizmetler de dahil olmak üzere ekonomik, mali, yatırım ve kalkınma konularıyla ilgilenen Ekonomik ve Kalkınma İşleri Konseyi'ne başkanlık etmekte ve böylece devletin tüm sektörleri için politika ve stratejilerin oluşturulmasını denetlemekte ve bunların uygulanmasını takip etmektedir. Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu’nun sahibi, hedeflerinin yaratıcısı ve program ve projelerinin düzgün bir şekilde uygulanmasının koruyucusu olduğunu da unutmamak gerekir.

YU67I
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman El-Ula'daki kış kampında (Fotoğraf: Bender el-Calud)

Kral tarafından veliaht prensine tevdi edilen tüm bu idari görev ve sorumluluklar, Eylül 2022'de kraliyet kararnamesiyle Başbakanlığı üstlenmesiyle doruğa ulaştı ve 60 yıl sonra ilk kez kral, başbakan olmadı. Bu kraliyet emrinin hukuki ve tarihi yönleri uzun ve ayrıntılıdır, ancak önemli olan Kral'ın Veliaht Prens'e tüm bu görevleri üstlenmesi ve bu kadar çok sayıda dosyayı yönetmesi için tam güven ve mutlak yetki vermesidir ki bu da elde edilen başarıların büyüklüğüne yansımaktadır.

Veliaht Prens, Kral'ın vizyonlarını tercüme etmiş ve onları yaşayan bir gerçeklik haline getirmiştir. Öyle ki bugünkü Suudi Arabistan'ı farklı bir ülke haline getirmiştir, ancak devletin kurulduğu ilkeler ve temeller üzerindeki istikrarın ve tarihi mirasa ve medeniyet derinliğine olan güvenin de gösterdiği gibi, önceki aşamalardan ayrılmak yerine onların bir uzantısı olmaya devam etmektedir.

Vizyonun kapsamlılığı

Suudi Arabistan'ın Nisan 2016'da açıkladığı Vizyon 2030'a baktığımızda merak ediyoruz: Suudiler tüm bu başarıları bekliyorlar mıydı? Bunun cevabı çok açık: Birçok gözlemci ve analist, açıklandığında vizyonun ekonomik başlıklarına odaklandı ve bunun entegre bir rönesans projesi ve siyasi, ekonomik, kültürel, sosyal ve diğer yönlere ilişkin kapsamlı bir reform planı olduğu gerçeğini gözden kaçırdı.

Zaman geçtikçe vizyonun özellikleri daha da netleşti ve bugün her düzeyde elde edilen başarılar da bunu doğruluyor.

Sadece bir yıl içinde elde edilen başarılardan bazılarına göz atacak olursak, elde edilen başarıların büyüklüğünün farkına varabiliriz. Suudi Arabistan, Edelman Endeksi'nde (Güven Raporu 2024) vatandaşların devletlerine duyduğu güven açısından dünya çapında birinci, Kurumsal Teknoloji Dönüşüm Endeksi'nde dünya çapında ikinci ve Birleşmiş Milletler (BM) E-Devlet ve Dijital Hizmetler Gelişim Endeksi'nde dünya çapında dördüncü sırada yer aldı. Suudiler arasında işsizlik 2024 yılında yüzde 7,1 ile tarihin en düşük seviyesine ulaşarak Vizyon 2030 hedefi olan yüzde 7'ye yaklaştı. Suudi hane halkları arasında ev sahipliği oranı yüzde 63,7'ye yükselerek 2030'a kadar yüzde 70 olarak belirlenen hedefe yaklaştı. Bu iki konu da yıllardır endişe kaynağı olan konulardı.

Suudi Arabistan, uluslararası turist sayısındaki büyüme oranında BM listesinin başında yer alırken, turizm gelirlerindeki büyüme oranında da G20 ülkeleri listesinin başında yer aldı. Bunun yanı sıra ilk kez uluslararası etkinliklere ev sahipliği yapma hakkını da kazandı. Expo 2030 ve 2034 Dünya Kupası gibi uluslararası etkinliklere ilk kez ev sahipliği yapmanın yanı sıra milyonlarca hacı ve umrecinin konforunu sağlamış ve İki Kutsal Cami'ye ve ziyaretçilerine hizmet etmek için azami çaba sarf etmiştir. Yerel düzeyde Suudi Arabistan, eğitim, sağlık, yol, ulaşım, belediye hizmetleri ve diğer alanlarda artan kalkınma başarılarının yanı sıra küresel düzeyde insani yardım çalışmalarında lider pozisyondadır. Bunlara ek olarak sosyal, kültürel, rekreasyonel ve sportif alanlarda elde edilen başarıları saymak oldukça zordur.

Ancak Kral Selman'ın 2015 yılında göreve gelmesinin başlangıcında ortaya konan kapsamlı vizyonun içerdiği ‘siyasi vizyon’ unsurlarını anlamak istersek, Suudi Arabistan'ı uluslararası arenada hak ettiği konuma getirmeyi, ağır sıklet bir küresel diplomatik güç olarak konumunu pekiştirmeyi ve çeşitli küresel güçlerle stratejik ortaklıklar, anlayışlar ve rakip güçlerle ilişkilerin çeşitlendirilmesi yoluyla tüm kaynaklarını ve varlıklarını en üst düzeyde kullanmayı amaçladığını söyleyebiliriz. Kral Selman'ın Eylül 2015'te ABD'ye yaptığı ziyaret sırasında Prens Muhammed bin Selman'ın Kral Selman ile ABD Başkanı Barack Obama arasında yapılan görüşmede, o dönemde mevcut ilişkiyi tamamlayıcı bir ortaklık olarak tanımlanan 21. Yüzyıl Stratejik Ortaklığı'nın taslağını sunması bunun bir kanıtıdır. Kral Selman ve Başkan Obama, yardımcılarından bu ortaklık için bir mekanizma geliştirilmesi üzerinde çalışmalarını istemiş ve bu ortaklığın geliştirilmesi Başkan Donald Trump'ın yönetiminin ilk döneminde de devam etmiştir. Diğer taraftan, Kral Selman bin Abdulaziz ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Çin Devlet Başkanı'nın Aralık 2022'de Riyad'a yaptığı ziyaret sırasında Suudi Arabistan ve Çin arasında kapsamlı stratejik ortaklık anlaşmasını imzalamış, ayrıca Rusya ile stratejik ilişkilerin güçlendirilmesi, enerji alanında yakın iş birliği ve OPEC+ grubunda küresel petrol fiyat istikrarını teşvik etmek için ortak çaba sarf etmişlerdir.

Ortaklıklar ve arabuluculuk

Son yıllarda Suudi Arabistan, günümüz dünyasının ihtiyaçlarına dair yenilenmiş bir farkındalıkla etkili ülkelerle ortak kazanımları güçlendirmeye ve herkesin ortak çıkarına hizmet eden bir denge sağlamaya dayalı 21. yüzyıl stratejik ortaklıkları için yol çizen ve uygulayan bir liderliğin çabaları sonucunda çeşitli küresel güçlerle ilişkilerini dikkate değer bir şekilde güçlendirmeyi başardı. Bugün herhangi bir ülkenin ilke ve rotada tutarlı kalarak ABD, Rusya ve Çin ile etkili stratejik ilişkilere sahip olması kolay değildir. Suudi Arabistan’ın çabaları sadece dünya liderleri tarafından değil halklar tarafından da takdir edilmektedir.

Veliaht Prens, Kral'ın vizyonlarını tercüme etti ve bugünkü Suudi Arabistan'ı farklı kılacak şekilde yaşayan bir gerçeğe dönüştürdü.

Kral Selman bin Abdulaziz, ABD ziyareti sırasında Başkan Obama ile Beyaz Saray'da yaptığı görüşmede şu ifadeleri kullanmıştı: “ABD ile olan ilişkimizi dünya ve bölgemiz için faydalı bir ilişki olarak görüyoruz... İlişkimizin tüm dünya için küresel barışa fayda sağlamaya devam etmesini umuyoruz... Biz hiçbir şeye ihtiyacı olmayan bir ülkeyiz, ancak bölge halklarına hizmet eden bir istikrar olmasını önemsiyoruz.”

Tüm bunlara Suudilerin son birkaç yılda elde ettiği siyasi başarıları da eklersek, bunların Suudilerin ABD ve Rusya arasındaki arabuluculuğunun canlı bir örneği olduğu müstakil bir siyasi vizyona işaret ettiğini görürüz.

Suudi Arabistan geçtiğimiz on yıllar boyunca Arap ve İslam coğrafyasındaki taraflar arasında bir barış arabulucusu olarak kayda değer bir rol oynamış ve son birkaç yıldır da ABD ve Çin, Avrupa ülkeleri, Rusya ve Ukrayna, İran, Hindistan ve Pakistan ile mevcut bölgesel ve uluslararası sorunları ele almak için çaba sarf etmiştir. Veliaht Prens ve Başbakan bu çabalara her yönden öncülük etmiştir, ancak bu konudaki rolü bugün dünyadaki en önde gelen ‘arabulucu’ olarak yeni bir ivme kazanmıştır. Suudi Arabistan’ın bu yeni modeli, sadece ülkeler arasındaki savaş ve siyaset ateşini söndürme çabalarına öncülük etmekle kalmayıp, aynı zamanda içinde bulunduğumuz yüzyılı bir önceki yirminci yüzyıl gibi savaşlar ve kutup çatışmaları yüzyılı değil, küresel bir insan rönesansı yüzyılı olarak değerlendirmeyi amaçlayan ilham verici bir Suudi ulusal modelidir.

Liderlik verimliliği

Vizyon 2030'un gerek Kamu Yatırım Fonu'nun etkisinin azami düzeye çıkarılması gerekse kamu maliyesindeki harcamaların verimliliğinin arttırılması konusundaki ekonomik başarıları, referans alınacak ve taklit edilecek bir örnek oluşturmuştur. Tarih, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD'de bir egemen varlık fonu kurulmasına ilişkin başkanlık emrini imzalarken Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu'nun başarılarına atıfta bulunduğunu kaydedecektir.

Dünya, Suudi gücünün petrol varilinden ya da şu veya bu ülkedeki yatırım ve mevduatlarının büyüklüğünden değil, Suudi liderliğinin ulusal ekonomik ve ekonomi dışı bileşenleri desteklemede elde ettiği verimlilikten kaynaklandığını fark etti.

Uluslararası kutupların Suudi liderliğine duyduğu güvenin nedenleri arasında devletlerin itici güçlerini, çıkarlarını ve kesişme noktalarını derinlemesine anlaması, barış müzakerelerinde ve taraflar arasında uzlaşmada sorumlu bir tarafsızlık sergilemesi ve sınırları dışındaki kazanımlar için hiçbir zaman açgözlü olmayan Suudi ulusal çıkarları temelinde etkili ülkelerle stratejik ilişkilere yatırım yapması ya da olay sona erdiğinde ortadan kaybolan bir medya rolü oynaması yer alıyor.

Bugün Suudiler Veliaht Prens'in bağlılık yemininin yıldönümünü yaşıyor, birçoğu gerçekleşmiş olan umutlarını ve hayallerini yaşıyorlar. Muhammed bin Selman'ın Suudi Arabistan Krallığı'nı ve halkını ön planda tutmak için gece gündüz demeden gösterdiği gayreti hatırlıyor ve tüm zorlukların üstesinden gelen hırslı bir liderlik altında geleceğe doğru ilerlerken başarılarla dolu bir yıla daha başlıyorlar.



Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Ljubljana'da dün yapılan Arap-Sloven görüşmelerinde, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan barış planının ilerletilmesi ve 1967 sınırları içinde, Doğu Kudüs'ün başkenti olduğu, iki devletli çözüme dayalı bağımsız ve egemen Filistin devletini içeren net bir siyasi ufka doğru ilerleme çabaları ele alındı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif el-Zayani, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ve Katar Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Sultan Al-Muraikhi ile birlikte Slovenya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanı Tanja Fajon ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi.

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı, özellikle de Gazze'deki durumu iyileştirmenin yollarını görüştüler. Ateşkes anlaşmasına uyulması ve hükümlerinin tam olarak uygulanmasının yanı sıra Gazze Şeridi'ne yeterli ve sürekli insani yardımın ulaştırılmasının sağlanmasının gerekliliğini vurguladılar.

Bakanlar ayrıca işgal altında bulunan Batı Şeridi'ndeki durumu da ele aldılar; İsrail'in oradaki yasadışı tek taraflı önlemlerinin ve işgal altındaki Kudüs'te İslami ve Hristiyan kutsal yerlerine yönelik ihlallerinin durdurulmasının gerekliliğini vurguladılar; bu ihlaller gerilimi artırdığını ve gerilimi azaltma çabalarını baltaladığını belirttiler.

Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar ayrıca Slovenya'nın Filistin halkının meşru haklarına verdiği desteği ve iki devletli çözüm temelinde Filistin Devleti'ni tanımasını da takdir ettiler.

Görüşmelerde bölgedeki gelişmeler, müzakere ve diyalog yoluyla gerilimlerin azaltılması yolları ve Rusya-Ukrayna krizinin çözümüne yönelik çabalar da ele alındı.


Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.


Suudi Arabistan-Almanya görüşmelerinde ilişkiler ve son gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
TT

Suudi Arabistan-Almanya görüşmelerinde ilişkiler ve son gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün akşam Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ve bu konularda yürütülen çabaları ele aldı.

Görüşme, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Merz’i el-Yemame Sarayı’nda kabul etmesinin ardından gerçekleşti. Resmi karşılama töreninin düzenlendiği ziyarette, iki taraf ayrıca ikili ilişkilerin genel durumu ile farklı sektörlerde iş birliği ve geliştirme fırsatlarını değerlendirdi.

drfgt
Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz için düzenlenen resmi karşılama töreninden, 4 Şubat 2026 (SPA)

Görüşmeye Suudi tarafından; Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Devlet Bakanı Prens Turki bin Muhammed bin Fahd, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman, Ulusal Muhafızlar Bakanı Prens Abdullah bin Bender, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Ulusal Güvenlik Danışmanı Dr. Musaid el-Ayban, Ticaret Bakanı Dr. Macid el-Kasabi, Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Yatırım Bakanı Mühendis Halid el-Falih ve Almanya Büyükelçisi Fahd el-Hazal katıldı.

sfrg
Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda gerçekleşen resmi görüşmeden, 4 Şubat 2026 (SPA)

Alman tarafından ise görüşmeye; Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Suudi Arabistan Büyükelçisi Michael Kindsgrab, Başbakan’ın dışişleri ve güvenlik politikası danışmanı Dr. Günter Sautter, Başbakan’ın ekonomi-finans politikaları danışmanı Dr. Levin Holle ile çok sayıda üst düzey yetkili katıldı.

Merz dün Suudi Arabistan’a resmi ziyarette bulunmak üzere Riyad’a geldi. Bu, Merz’in Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ilk resmi ziyaret oldu. Ziyareti sırasında kendisine eşlik eden geniş bir Alman iş insanları heyeti yer aldı. Merz, Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman, Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, her iki ülkenin büyükelçileri ve çok sayıda yetkili tarafından karşılandı.

fgt
Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman dün Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’i karşıladı. (Riyad Bölgesi Valiliği)

Almanya, Ortadoğu’da etkili bir ülke olarak gördüğü Suudi Arabistan ile stratejik ortaklığı güçlendirmeyi hedefliyor. Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Riyad’ın ‘bölgenin istikrarı ve güvenliğinde kilit bir aktör’ olduğunu belirterek, bunun, Berlin’in bölgesel politika alanında Suudi Arabistan ile iş birliğine yönelmesine neden olduğunu vurguladı.

Alman hükümeti kaynaklarına göre Riyad’daki görüşmelerde İran meselesi, bölgedeki gerilimi azaltmaya yönelik iş birliği ve savunma alanındaki ortak çalışmalar ele alınacak.

Kaynaklar, Almanya’nın Suudi Arabistan ile ‘ikili stratejik ilişkileri ve stratejik diyaloğu genişletmeyi’ amaçladığını ve özellikle enerji sektöründe olmak üzere bir dizi ekonomik anlaşmaya varmayı hedeflediğini ifade etti.

vgthy
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz'i kabul etti. (SPA)

Almanya’dan son günlerde Suudi Arabistan’ı ziyaret eden yetkililer arasında Ekonomi ve Enerji Bakanı Katarina Reiche de yer aldı. Reiche, Riyad’da Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ile enerji alanında iş birliğini artırmayı hedefleyen anlaşmalar imzaladı.

Reiche, Riyad’dan yaptığı açıklamada, “Anlaşmalar enerji, yapay zekâ, hidrojen, sanayi değer zincirleri ve inovasyon gibi geleceğe dönük çok kritik alanları kapsıyor” dedi. Anlaşmalar kapsamında, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’e kıyısı olan Yanbu Limanı’ndan Almanya’daki Rostock Limanı’na amonyak sevkiyatı gerçekleştirilecek.

frgthy
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ve Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Katarina Reiche, geçtiğimiz pazar günü mutabakat zaptını imzaladıktan sonra (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)

Alman hükümeti, hidrojen alanında somut sonuçlar elde etmeyi hedefliyor; bu konu hükümet stratejisinin önemli bir parçası olsa da henüz hedeflerine ulaşabilmiş değil. Almanya, Suudi Arabistan’ın yeşil hidrojen üretimi için elverişli ortamı sayesinde bu alanda merkezi bir rol oynayabileceğini değerlendiriyor.

Reiche, Suudi Arabistan-Almanya Ortak Ekonomik ve Teknik İşbirliği Komitesi’nin 21. toplantısına da katıldı. Toplantıda, enerji, sanayi ve yatırım alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesi, yenilenebilir enerji, hidrojen, teknoloji ve sağlık sektörlerindeki fırsatlar ele alındı.

Geçtiğimiz pazartesi günü düzenlenen Suudi Arabistan-Almanya İş Konseyi toplantısında ise enerji alanında genel bir iş birliği çerçevesi oluşturmayı amaçlayan bir niyet mektubu imzalandı. Ayrıca, iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında çeşitli anlaşmalar yapılmasıyla ikili ekonomik ilişkilerin sağlam temelleri bir kez daha ortaya kondu.