Putin Trump'ın 'şifresini çözerken’ Ukrayna’nın ötesine bakıyor

Moskova, Washington ile nüfuz alanlarının yeniden paylaşılması üzerine bahis oynuyor

Putin Trump'ın 'şifresini çözerken’ Ukrayna’nın ötesine bakıyor
TT

Putin Trump'ın 'şifresini çözerken’ Ukrayna’nın ötesine bakıyor

Putin Trump'ın 'şifresini çözerken’ Ukrayna’nın ötesine bakıyor

Samir İlyas

Suudi Arabistan, Moskova ve Washington’ın tutumlarının önemli ölçüde yakınlaştığı bir atmosferde pazartesi günü Ukrayna'daki savaşı sona erdirmek için ABD-Ukrayna ve ABD-Rusya heyetleri arasında ayrı ayrı yapılan görüşmelerin yeni turuna ev sahipliği yaptı. Ukrayna ve Rusya arasında yaklaşık 2 bin kilometre uzunluğundaki cephede çatışmalar devam ederken, iki ülkenin orduları müzakere kartlarını güçlendirmek amacıyla insansız hava araçları (İHA) ve füze saldırılarını yoğunlaştırdı. Rusya yeni tur görüşmelere, Ukrayna'nın kendisini önemli bir müzakere kartından mahrum bırakan ve ABD'nin askeri ve istihbarat desteğine ne kadar bağımlı olduğunu ortaya koyan Kursk Oblastı'nın tamamından yakında çekileceği beklentisiyle daha güçlü giriyor. Moskova, askeri gücünün üstünlüğü ve ordusunun kaydettiği ilerlemenin yanı sıra Devlet Başkan Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump arasındaki beliren ‘kimyanın’ kendisini sadece Ukrayna'daki hedeflerinin çoğuna ulaşmaya değil, aynı zamanda Trump yönetimiyle nüfuz alanlarını paylaşmak ve Atlantik'in her iki yakasında Washington ile Avrupa başkentleri arasındaki uçurumu arttırmak ve genişletmek için ikili anlaşmalara varmaya da yaklaştırdığına inanıyor.

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev’in geçtiğimiz hafta Putin-Trump görüşmesine ilişkin yorumu, Rus elitlerinin memnuniyetini ve geleceğe yönelik bahislerini açıkça yansıtıyordu.

Medvedev, şunları söyledi:

“Başkan Putin ve Başkan Trump arasındaki telefon görüşmesi, yemek odasında sadece Rusya ve ABD'nin olduğu yönündeki bilinen fikri doğruladı. Menüde; hafif mezeler, Brüksel lahanası, İngiliz balığı ve patates kızartması, Paris horozu vardı. Ana yemek ise tavuk kievskiydi (Kiev usulü tavuk). Lezzetli bir yemek.”

Öte yandan, Ukrayna ile ilgili müzakerelerde herhangi bir rol oynamaktan dışlanan AB ülkelerinin ve İngiltere’nin liderleri, siyaset, ekonomi ve değerler konularının iç içe geçtiği İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Washington ile yaşanan en derin krizin ortasında Medvedev'in bahsettiği akıbetten kaçınmak için askeri ve ekonomik anlaşmalara ve mutabakatlara varmak üzere zamana karşı yarışıyor. Bu durum, onlarca yıldır ABD’nin savunma şemsiyesine bağımlı olan ve kendi savunma sistemini güvence altına alamayan yaşlı kıtanın güvenlik sistemine doğrudan yansıtıyor.

Temasın sonuçları

Putin, Ukrayna ve ABD’nin 30 günlük kapsamlı ve yenilenebilir bir ateşkes üzerinde uzlaşmasının aksine Trump ile yaptığı görüşmede enerji altyapısına yönelik saldırıların durdurulması karşılında kısmi bir ateşkes üzerinde anlaştı. Bu ateşkesin, Ukrayna'nın son bir yıldır Rusya’ya ait petrol tankerlerine ve rafinerilerine yönelik ağır saldırılarını durdurması ve Rus güçlerinin sahada gözle görünür olan ilerleyişini sürdürmesine izin vermesi nedeniyle Rusya'nın çıkarına olmasının yanında Putin, kapsamlı bir ateşkesi kabul etmek için Ukrayna'nın yeniden silahlanmasına son verilmesinin yanı sıra dış yardımın tamamen kesilmesi şeklindeki şartlarını yeniden öne sürdü.  Kremlin’in açıklamasında Kiev rejiminin bir anlaşmaya varma konusundaki yetersizliğine atıfta bulunarak Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin meşruiyeti konusunu yeniden gündeme getirdi. 

Putin'in, uzun yıllara dayanan tecrübesiyle, Trump'ın ‘kovboy’ zihniyetine dayanan ve ilişkilerde güç ve şahsi bağlantılar faktörlerine değer veren müzakere tarzının farkında olduğu açıkça anlaşılıyor.

scdfrg
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Riyad'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen ikili görüşmelerde Washington ve Moskova heyetleri arasında arabuluculuk yaptı, 18 Şubat 2025 (Reuters)

Belki de en önemli gelişme, iki lider arasındaki ikinci görüşmenin, Ukrayna’daki çözüm çabalarının sonucundan bağımsız olarak Rusya ve ABD arasındaki diplomatik ve ekonomik ilişkilerinin normalleşmesi için yeni umutlar yaratması olabilir. Rusya tarafından bununla ilgili olarak yapılan açıklamada ekonomi ve yatırım alanlarındaki iş birliğine yönelik geniş perspektiflerden bahsedildi. Ukrayna'daki siyasi çözüm sürecinin, müzakereleri Rusya'nın bakış açısından savaşın ‘temel nedenlerine’, yani Rusya’nın Ukrayna'yı silahsızlandırma ve NATO üyesi olmasını engelleme senaryosuna göre ilerlediği ve Ukrayna'nın, Rusya'nın ABD ile eşit düzeyde olduğu ve iki süper güç arasında takas alanları açan yeni bir dünya düzeninin şekillenmesine yönelik daha geniş bir çerçevedeki konulardan biri olduğu anlaşılıyor. Beyaz Saray ve Kremlin'den yapılan açıklamalarda Ortadoğu ve diğer küresel meselelerin görüşülmesine atıfta bulunuldu. Moskova daha önce Washington'a İran'ın nükleer meselesinin çözümüne yardımcı olmaya ve Suriye, Lübnan ve Filistin'de iş birliğine hazır olduğu mesajını vermişti.

Putin, Trump’ın şifresini çözdü

Son gelişmeler ve Moskova ile Washington'dan gelen açıklamalar, Putin'in Trump’ın ‘şifresini çözebildiğini’ ve bundan yararlanarak çeyrek asır önce Kremlin’in güç piramidinin tepesine çıktığından bu yana birbirini izleyen ABD yönetimleriyle ilişkilerinde belki de en önemli kazanımları elde ettiğini ortaya koydu. Putin'in, uzun yıllara dayanan tecrübesiyle, Trump'ın ‘kovboy’ zihniyetine dayanan ve ilişkilerde güç ve şahsi bağlantılar faktörlerine değer veren müzakere tarzının farkında olduğu, bu yüzden de savaşı sona erdirme yönündeki samimi çabaları için kendisine teşekkür ettiği ve tekliflerini kasıtlı olarak reddetmediği açıkça anlaşılıyor. Putin, ülkesinin koşullarını herhangi bir reddetme imasında bulunmadan, daha ziyade incelemeye ilişkin sorular şeklinde sundu.

Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Witkoff, Ukrayna yönetiminin devlet başkanlığı seçimlerini düzenlemeyi kabul ettiğini belirterek, “Rusya, Ukrayna'nın mevcut liderinin (Zelenskiy) seçimle göreve gelmediğini ve dolayısıyla bu ülkeyle bir anlaşma yapmanın imkansız olduğunu düşünüyor” dedi.

Trump yönetimindeki Washington'da çıkar dilinin hakim olduğunun farkında olan Putin ve danışmanları, enerji projeleri ve Kuzey Kutbu'ndaki iş birliği alanlarında iki ülke arasındaki yakınlaşmanın ekonomik faydalarına değinmekten çekinmedi. Putin, kendisini Trump'ın planlarını bozan bir taraf olarak gösteren sert açıklamalar yapmaktan kaçınarak, hızlı bir sonuca varmak konusunda güçlü bir motivasyona sahip olan ABD Başkanı’nın tepkisini ve hayal kırıklığını ve Ukrayna'ya yönelik askeri desteği artırma ve Ukrayna'yı desteklemek için Avrupa ülkeleriyle koordinasyonu yeniden sağlama olasılığını önlemek istemiş olabilir.

Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un Putin'e yönelik övgüleri, Washington'daki yeni seçkinlerin Putin’e bakışındaki değişimin boyutlarını ve Trump ile ilişkisinin düzeyini gözler önüne serdi. Witkoff, geçtiğimiz cuma günü ABD’li televizyon sunucusu Tucker Carlson'a verdiği röportajda, Putin'in kendisini etkilediğini belirterek onu ‘büyük ve zeki bir lider’ olarak tanımladı. Sadece zeki insanları seçen KGB'deki (Sovyetler Birliği'nin istihbarat ve gizli servisi) geçmişine atıfta bulunan Witkoff, Putin'in ‘kötü bir adam’ olmadığını ve Moskova ile Kiev arasında üç yıldır devam eden kanlı çatışmayı sona erdirmeye çalıştığını söyledi.

Putin'in kendisine geçtiğimiz yaz Pennsylvania'da uğradığı suikast girişiminden sonra bir kilisede Trump için dua ettiğini hatırlatan Witkoff, Putin’in Trump’ın ABD başkanı olabileceği için değil, arkadaşı olduğu için dua ettiğini söylediğini aktardı. Witkoff, Putin'in isteği üzerine tanınmış bir Rus ressam tarafından yapılan ‘Başkan Trump'ın güzel bir portresini’ hediye edildiğini ve bu ay Moskova'ya yaptığı son ziyaretten sonra bu hediyeyi Başkan’a götürdüğünü açıkladı.

Witkoff, Trump ve yönetimindeki yetkililer tarafından Ukrayna'nın NATO'ya üye olmasının kabul edilemez olduğuna dair daha önce yapılan açıklamaları yineleyerek “Ukrayna için adil bir anlaşmaya varmamız gerektiğine inanmakla birlikte, bu ülkenin bizi Üçüncü Dünya Savaşı’na sürüklemesine izin veremeyiz. Başkan Trump'ın politikası bu” ifadelerini kullandı.

Witkoff, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy'ye Kremlin'in taleplerini yerine getirmesi için baskı yapmaya devam ettiklerinin bir işareti olarak Ukrayna yönetiminin devlet başkanlığı seçimlerine gitmeyi kabul ettiğini belirterek “Rusya, Ukrayna'nın mevcut liderinin (Zelenskiy) seçimle göreve gelmediğini ve dolayısıyla bu ülkeyle bir anlaşma yapmanın imkansız olduğunu düşünüyor” dedi. Barış karşılığında topraklardan taviz verilmesi konusuna da değinen Witkoff, Ukrayna’nın Rusya tarafından ilhak edilen bölgelerinin durumunu kimsenin konuşmak istemediği ‘züccaciye dükkanındaki fil’ olarak tanımladı.

ABD’li yetkili, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Rusça konuşuyorlar ve nüfusun büyük çoğunluğunun Rus yönetimi altında olmak istediklerini söyledikleri referandumlar düzenlediler. Asıl soru, dünyanın bu toprakları Rusya olarak tanımaya hazır olup olmadığı ve eğer hazır olursa Zelenskiy'nin siyasi olarak ayakta kalıp kalmayacağıdır.”

Kremlin şu an Ukrayna’da küçük ya da hayali tavizler vererek ABD'yi jeopolitik olarak etkisiz hale getirmeyi, Ukrayna ile ikili ilişkilerin normalleşmesini engellemeyi ve Ukrayna'nın Rusya’nın taleplerine teslim olmasını beklemeyi hedefliyor gibi görünüyor

Trump ve ABD'li üst düzey yetkililerin Putin'in samimiyetini övmesi, onun Ukrayna konusunda anlamlı tavizler vermeden ve müzakerelere kapıyı tamamen açmadan iki ülke ilişkilerindeki olumlu dinamiği sürdürebildiğini gösteriyor. Öte yandan Moskova'nın, Washington ile Avrupa başkentleri arasındaki anlaşmazlıkları derinleştirmenin Ukrayna'nın konumunu zayıflatacağı ve Avrupalıları 2008 Rusya-Gürcistan Savaşı ve 2014 Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası olduğu gibi kademeli olarak ilişkileri normalleştirmeye zorlayacağı yönündeki tahminleri değişmemiş gibi görünüyor.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre İngiltere, Fransa ve Almanya'nın yeni yönetimleri altında Ukrayna'nın çöküşünü önleyecek bir savunma stratejisi oluşturma ve yaklaşık üç yıldır devam eden Rusya-Ukrayna Savaş’nda Putin'in koyduğu hedeflere ulaşmasını engelleme çabalarına rağmen Avrupa'nın Ukrayna'ya yeterli desteği sağlaması pek çok nedenden ötürü mümkün görünmüyor. Bu nedenler arasında birleşik bir siyasi iradenin olmayışı, Moskova ile ilişkileri düzeltmek isteyenler ile ona karşı daha da katı olma çağrısında bulunanlar arasındaki sert bölünmeler ve Rusya'dan gelebilecek herhangi bir tehdide karşı koyabilecek orduların eksikliğine, teknolojik geri kalmışlığa ve savunma sanayilerinin kabiliyetlerinde gerilemeye yol açan savunma konularının uzun süre ihmal edilmesi ve güvenlik konularında seksen yıldır Washington'a bel bağlanması yer alıyor.

sdefrgt
Rusya'nın Kursk Oblastı’nda Rusya-Ukrayna çatışması sırasında Rus ordusu tarafından kısa süre önce geri alınan Suca kasabasında yıkılmış bir binanın önünden geçen Rus askerlerini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü, 15 Mart 2025 (Rusya Savunma Bakanlığı)

Tüm bu nedenlere Avrupa'nın önde gelen ekonomilerinin çoğunda büyüme oranlarının düşmesi, Ukrayna'ya desteğin devam edip etmeyeceği konusundaki toplumsal bölünme ve son seçimlerde aşırı sağın yükselişi de ekleniyor.

Ukrayna savaşının tüm tarafları memnun edecek bir çözüme kavuşturulması için yapılacak müzakerelerin yolunun halen uzun olduğuna şüphe yok. Kremlin şu an Ukrayna’da küçük ya da hayali tavizler vererek ABD'yi jeopolitik olarak etkisiz hale getirmeyi, Ukrayna ile ikili ilişkilerin normalleşmesini engellemeyi, ABD'nin askeri desteği kesildiğinde ve Avrupa bunun yerini dolduramadığında Ukrayna'nın Rusya’nın taleplerine teslim olmasını beklemeyi hedefliyor gibi görünüyor. Moskova, uzun vadede transatlantik çatlağın ve NATO'nun olası çöküşünün Rusya ve ABD arasında nüfuz alanlarının yeniden paylaşılmasına kapıyı aralayacağına bahis oynuyor.



Beklenen saldırı dalgası İran savaşını sona erdirebilir mi?

Ortadoğu üzerinde gündüz devriye uçuşu yapan ABD’ye ait iki A-10 tipi savaş uçağı. (CENTCOM)
Ortadoğu üzerinde gündüz devriye uçuşu yapan ABD’ye ait iki A-10 tipi savaş uçağı. (CENTCOM)
TT

Beklenen saldırı dalgası İran savaşını sona erdirebilir mi?

Ortadoğu üzerinde gündüz devriye uçuşu yapan ABD’ye ait iki A-10 tipi savaş uçağı. (CENTCOM)
Ortadoğu üzerinde gündüz devriye uçuşu yapan ABD’ye ait iki A-10 tipi savaş uçağı. (CENTCOM)

ABD’nin İran’a yönelik geniş çaplı saldırıları yeniden başlatmaya hazırlandığı görülüyor. Ancak uzmanlara göre taraflardan herhangi birinin yıkıcı savaşı askerî yollarla kesin bir sonuca ulaştırması pek olası değil.

ABD ve İran güçleri, ticari gemilere yönelik saldırıların öne çıktığı bir çatışma düzenine yerleşmiş durumda. ABD, İran limanlarına abluka uygulamaya çalışırken, İran İslam Cumhuriyeti ise stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü pekiştirmeyi hedefliyor.

İki ülke de eylül ayının başından bu yana kara hedeflerine yönelik büyük çaplı saldırılar düzenlemedi. Ancak bu durum yakında değişebilir.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Brookings Enstitüsü Dış Politika Programı Direktörü Susan Maloney ajansa yaptığı açıklamada, “Şu anda ara seçimlerin hemen ardından saldırıların düzenlenebileceğini düşünüyorum” dedi. Maloney, 3 Kasım’da yapılacak ABD ara seçimlerine işaret etti.

ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat sabahı Mar-a-Lago’da, CIA Direktörü John Ratcliffe, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles ile birlikte İran’a yönelik “Destansı Öfke” operasyonunun başlangıcını takip ediyor. (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat sabahı Mar-a-Lago’da, CIA Direktörü John Ratcliffe, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles ile birlikte İran’a yönelik “Destansı Öfke” operasyonunun başlangıcını takip ediyor. (AP)

Maloney, Ortadoğu’ya ek ABD askerî birlikleri ve teçhizatının sevk edilmesi, bölgedeki Amerikalılara yönelik uyarılar ve İsrail ordusunda alarm seviyesinin yükseltilmesi gibi olası saldırılara işaret eden gelişmelere dikkat çekti.

Maloney, Trump’ın “ara seçimlerden önce saldırı düzenlemeyeceğini açıkça ilan ettiğini” belirterek, böyle bir adımın seçim sandığında kendisine avantaj sağlamayacağını ifade etti.

ABD’nin İran’a karşı İsrail’le birlikte yürüttüğü savaş, özellikle akaryakıt fiyatlarını ciddi ölçüde artırması nedeniyle ABD kamuoyunda büyük ölçüde destek görmüyor. Savaşın, kritik öneme sahip ara seçimlerde Trump’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti’ye yük getirmesi bekleniyor.

Maloney, mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını belirterek, ABD ablukasının “İranlılara daha fazla zarar verdiğini”, ancak Washington’ıun da çok sayıda deniz unsurunu ablukayı sürdürmekle meşgul ettiğini belirtti.

Trump cuma günü yaptığı açıklamada, Tahran’la bir anlaşmaya varılamaması hâlinde, şubat ayının sonlarında başlatılan İran’a yönelik ABD operasyonuna atıfla, “Destansı Öfke kapsamında küçük çaplı bir operasyon daha düzenleyebiliriz” dedi. Trump, bunun ne zaman gerçekleşebileceğine ilişkin bir tarih vermedi.

Öngörmek imkânsız

Ortadoğu Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Jason Campbell, yeni saldırıların yakın olabileceğine ya da ABD’nin, İran veya Yemen’deki müttefiki Husiler tarafından düzenlenebilecek saldırıları beklediğine ilişkin “kesinlikle güncel işaretler bulunduğunu” söyledi.

Campbell, USS Theodore Roosevelt uçak gemisinin Ortadoğu’ya konuşlandırılmasının planlandığını belirtti. Bu adımın, bölgedeki uçak gemisi taarruz gruplarının sayısını geçici olarak üçe çıkarabileceğini kaydetti. Ayrıca yeni bir ABD Deniz Piyadeleri seferî birliğinin bölgeye gönderilmesi kararına dikkat çekti.

Campbell, İsrail savaş uçaklarının yakın zamanda İran’a yönelik önceki saldırıları andıran bir “güç gösterisi” gerçekleştirdiğini de belirtti. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in İsrail’de Başbakan Binyamin Netanyahu ile görüştüğünü hatırlattı.

Ancak Campbell, “Burada zamanlamayı öngörmek imkânsız” dedi. Söz konusu adımların, yalnızca İran’ı müzakere masasına geri dönmeye zorlamak amacıyla atılıyor olması hâlinde, bunların kapsamının oldukça geniş olduğuna dikkat çekti.

Campbell’a göre Trump’ın seçenekleri, çatışmanın başlangıcına kıyasla daralmış durumda. Bölgedeki ABD üslerinin uğradığı hasar, olası bir kara harekâtını daha da zorlaştırıyor.

Tahran sokaklarından birinde sergilenen İran füzeleri. (Reuters)
Tahran sokaklarından birinde sergilenen İran füzeleri. (Reuters)

Campbell, “Bu aşamada, böyle bir operasyonun gerektireceği binlerce, hatta bazı senaryolarda on binlerce askerin güvenli biçimde toplanabileceği bir yer yok” değerlendirmesinde bulundu.

Maloney ise İran’daki geleneksel askerî hedeflerin büyük bölümünün önceki saldırılarda ciddi ölçüde zayıflatıldığını söyledi. Bu nedenle yeni bir saldırı dalgasının, sivil altyapıya ve İran halkını doğrudan etkileyen hedeflere yönelik daha fazla saldırıyı içerebileceğini belirtti.

Ancak Maloney’ye göre bu tür saldırıların veya başka herhangi bir askerî müdahalenin savaşı kesin bir sonuca ulaştırması beklenmiyor.

Maloney, “En başından beri bu, taraflardan herhangi birinin gerilimi daha da artırmasıyla sona erdirilemeyecek bir savaştı” dedi.

Campbell da bu görüşe katılarak, “Savaşın ilk 50 günündekilere benzer yeni İran saldırılarının, İran yönetimi açısından stratejik dengeyi nasıl değiştirebileceğini göremiyorum” ifadelerini kullandı.

Campbell, İran’ın büyük çaplı fiziksel hasara katlanmaya istekli olduğunu gösterdiğini belirterek, “Hedeflerin önemli bir bölümünü karma kullanımlı temel altyapıyı, hatta doğrudan sivil altyapıyı kapsayacak şekilde değiştirmek bile bu durumu kayda değer ölçüde değiştirmeyecektir” değerlendirmesinde bulundu.


Musk, Ukrayna ordusunu Starlink kullanım koşullarını ihlal etmekle suçladı

Elon Musk’un silüeti, Starlink logosunun yanında görülüyor. (Reuters)
Elon Musk’un silüeti, Starlink logosunun yanında görülüyor. (Reuters)
TT

Musk, Ukrayna ordusunu Starlink kullanım koşullarını ihlal etmekle suçladı

Elon Musk’un silüeti, Starlink logosunun yanında görülüyor. (Reuters)
Elon Musk’un silüeti, Starlink logosunun yanında görülüyor. (Reuters)

ABD’li milyarder Elon Musk dün yaptığı açıklamada, Ukrayna ordusunu Starlink uydu internet hizmetini saldırı amaçlı insansız hava aracı (İHA) operasyonlarında kullanarak sivilleri öldürmekle suçladı. Musk, bu kullanımın hizmet şartlarını ihlal ettiğini öne sürdü.

Musk, sahibi olduğu X platformunda yaptığı paylaşımda, “Ukrayna ordusu Starlink hizmetinin kullanım şartlarını ihlal ederek insanları öldürmek amacıyla saldırı amaçlı İHA operasyonları düzenledi. Bu açık geçen hafta kapatıldı” ifadelerini kullandı.

Musk, iddialarını destekleyecek herhangi bir kanıt veya somut örnek sunmadı.

Musk’ın sahibi olduğu SpaceX tarafından işletilen Starlink, kendi açıklamasına göre askerî saldırı operasyonları için değil, sivil ve savunma amaçlı kullanım için tasarlanmış ticari bir hizmet. Musk, şirketin askerî amaçlara yönelik diğer hizmeti Starshield’ın ise ABD hükümetinin kontrolünde olduğunu belirtti.

Ukrayna ordusu, Rusya’nın işgaline karşı hava savunmasında Starlink’ten yararlanıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre  uydu internet hizmeti, İHA operasyonlarının yanı sıra lojistik faaliyetler ve askerî iletişim açısından da önemli bir rol oynuyor.

Ukrayna, son günlerde ABD merkezli uydu internet hizmetine erişimin yavaşlatıldığından şikâyet etmişti. Ancak yaşanan aksaklıktan kimin sorumlu olduğu netlik kazanmamıştı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, dün yaptığı açıklamada Starlink ve Starshield iletişim hizmetlerinin yeniden çalışır duruma getirildiğini söyledi.

Zelenskiy, “Starlink ve Starshield hizmetleri, tüm kısıtlamalar uygulanmadan önceki hızlarına yeniden kavuştu. Şu anda hızlar olması gereken seviyede” dedi.


Pezeşkiyan, Putin ile görüşmek üzere gelecek hafta Moskova’yı ziyaret edecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 19 Ekim 2026 Pazartesi günü Tahran’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u kabul etti. (AP)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 19 Ekim 2026 Pazartesi günü Tahran’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u kabul etti. (AP)
TT

Pezeşkiyan, Putin ile görüşmek üzere gelecek hafta Moskova’yı ziyaret edecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 19 Ekim 2026 Pazartesi günü Tahran’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u kabul etti. (AP)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 19 Ekim 2026 Pazartesi günü Tahran’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u kabul etti. (AP)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın gelecek hafta Rusya’nın başkenti Moskova’ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşeceğini açıkladı. Ziyaretin, iki ülke arasında ikili iş birliği ve bölgesel gelişmelere ilişkin istişarelerin sürdürülmesi kapsamında gerçekleştirileceği belirtildi.

Arakçi, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un yakın zamanda Tahran’a gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin mesajında, görüşmelerde siyasi ve ekonomik iş birliğinin geliştirilmesi, ortak anlaşmaların uygulanması ve İran ile Rusya arasındaki kapsamlı stratejik ortaklığın güçlendirilmesinin ele alındığını ifade etti.

Şarku’l Avsat'ın Mehr Haber Ajansı’ndan aktardığına göre Arakçi, “Bu ziyarette ortak çıkarlarımızı korumak, bölgesel barış ve istikrarı güçlendirmek amacıyla istişarelerin sürdürülmesinin önemini vurguladık. Diyalog ve istişareler, gelecek hafta iki ülkenin cumhurbaşkanlarının Moskova’da bir araya gelmesiyle devam edecek” ifadelerini kullandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan. (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan. (AFP)

Lavrov’un Tahran ziyareti

Lavrov, 28 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana İran’a ilk ziyaretini geçen pazartesi günü gerçekleştirdi. Tahran’da Pezeşkiyan ve Arakçi ile bir araya gelen Lavrov, Arakçi ile düzenlediği ortak basın toplantısında Pezeşkiyan’ın “önümüzdeki günlerde” Moskova’yı ziyaret edebileceğini söylemiş, ancak kesin tarih vermemişti.

Lavrov, Tahran’dan yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nda savaş öncesindeki duruma dönülmesi çağrısında bulundu. Bu kapsamda “seyrüsefer özgürlüğünün yeniden sağlanması ve saldırıların tekrarlanmayacağına dair güvenceler verilmesi” gerektiğini belirten Rus Bakan, krize çözüm bulmak için çalışmaya hazır olduklarını ifade etti.

Rusya’nın “zor koşullara” rağmen İran ile ekonomik ve yatırım anlaşmalarını uygulamaktan vazgeçme niyetinde olmadığını söyleyen Lavrov, Rus uzmanların Buşehr Nükleer Santrali’ne kademeli olarak geri döndüğünü belirtti. Lavrov ayrıca iki ülke arasındaki ticaret hacminin geçen yıl yüzde 21 arttığını kaydetti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 19 Ekim Pazartesi günü Tahran’da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile görüştü. (EPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 19 Ekim Pazartesi günü Tahran’da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile görüştü. (EPA)

Arakçi ise söz konusu görüşmeler sırasında bölgedeki “güvensizlikten” ABD’yi sorumlu tuttu. “Ekonomik abluka, bölgemizdeki güvensizliğin başlıca nedenidir” diyen Arakçi, Rusya ile ilişkilerini “stratejik” olarak nitelendirdi. Kapsamlı stratejik ortaklık anlaşmasının yürürlüğe girmesinin ardından bu ilişkilerin “yeni boyutlar kazandığını” belirtti.

Pezeşkiyan ile Putin son olarak Türkmenistan’da bir araya gelmişti. Putin, ekim ayının başında yaptığı görüşmede Moskova’nın arabuluculuk çabalarına katkıda bulunmaya hazır olduğunu Pezeşkiyan’a bildirmişti.

Lavrov, Tahran ziyaretinden bir gün önce yaptığı açıklamada ise Tahran ile Washington arasındaki görüşmelerin çıkmaza girdiği bir dönemde Rusya’nın çabalarının “geniş çaplı bir savaşın yeniden başlamasını önlemeyi” amaçladığını söyledi.