Kaynaklar: Hamas, birçok liderinin öldürülmesinin ardından ‘casusları’ idam etti

Şarku’l Avsat'a konuşan kaynaklar, esir teslim törenlerinin İsrail'in kullandığı bir güvenlik boşluğu olduğunu söyledi

Yaklaşık on yıl önce Gazze'ye giren İsrailli esir Avera Mengistu, Hamas ile İsrail arasında varılan ateşkes ve esir takası anlaşması kapsamında Refah'taki teslim platformunda (Reuters)
Yaklaşık on yıl önce Gazze'ye giren İsrailli esir Avera Mengistu, Hamas ile İsrail arasında varılan ateşkes ve esir takası anlaşması kapsamında Refah'taki teslim platformunda (Reuters)
TT

Kaynaklar: Hamas, birçok liderinin öldürülmesinin ardından ‘casusları’ idam etti

Yaklaşık on yıl önce Gazze'ye giren İsrailli esir Avera Mengistu, Hamas ile İsrail arasında varılan ateşkes ve esir takası anlaşması kapsamında Refah'taki teslim platformunda (Reuters)
Yaklaşık on yıl önce Gazze'ye giren İsrailli esir Avera Mengistu, Hamas ile İsrail arasında varılan ateşkes ve esir takası anlaşması kapsamında Refah'taki teslim platformunda (Reuters)

İsrail'in 18 Mart'ta Gazze Şeridi'nde savaşı yeniden başlatmasından bu yana Hamas, çeşitli düzeylerdeki liderlerinin öldürülmesiyle büyük darbe aldı.

Şarku’l Avsat'a isminin açıklanmaması kaydıyla konuşan Hamas kaynaklarına göre, Hamas, hareketin ve diğer grupların liderlerinin bombalandığı ve suikasta uğradığı bölgelerden gözaltına aldığı bazı kişiler için ‘devrim mahkemeleri’ olarak nitelendirdiği mahkemeler kurdu. Kaynaklar, “Casusluktan suçlu bulunanlardan bazıları çoktan idam edildi, diğerleri ise halen soruşturuluyor” dedi.

Kaynaklar infazlardan etkilenenlerin sayısını açıklamadı, ancak Hamas'ın ‘siyasi, askeri ve idari düzeyde suikastlardan etkilendiğini ve vefat sayılarının artmasından bu yana daha sıkı güvenlik önlemleri alındığını’ doğruladı.

Çeşitli liderler

İsrail'in yoğun saldırıları dün şafak vaktine kadar durmadı ve özellikle önde gelen isimlere odaklanmaya devam etti. En son hedef, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de Ard Halava bölgesindeki bir kampta bulunan çadırına bir İsrail uçağı tarafından atılan füze ile öldürülen Hamas Sözcüsü Abdullatif el-Kanu oldu.

devfev
Hamas Sözcüsü Abdullatif el-Kanu (Arşiv)

Şarku’l Avsat'a bilgi veren kaynaklar, İsrail'in aynı zamanda Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın istihbarat servisi liderlerinden Eşref el-Garbavi'yi Gazze şehrinin kuzeyindeki Ard eş-Şanti bölgesinde bir apartman dairesinde kendisini ve ailesini hedef alan bir saldırıda öldürdüğünü doğruladı.

Aynı kaynaklara göre İsrail, Kassam Tugayları istihbarat servisi ile Gazze'deki Hamas hükümetinin iç güvenlik servisinin çalışmalarını koordine etmekten sorumlu Ahmed el-Kayali'yi Gazze şehrinin en-Nasr mahallesindeki bir apartman dairesinde hedef alan bir saldırıda öldürdü.

İsrail'in saldırılarına yeniden başlamasından bu yana, hareketin siyasi bürosunun beş üyesinin suikasta uğradığı yoğun saldırılar durmadı. Muhammed el-Cemasi, Yaser Harb ve İsam ed-Dalis savaşın yeniden başladığı ilk gece ayrı ayrı operasyonlarda öldürüldü. Daha sonra Salah el-Berdevil ve İsmail Berhum iki ayrı operasyonda öldürüldü. Kassam Tugayları'nın Gazze Tugayı Komutan Yardımcısı Ahmed Şemali ve üst düzey istihbarat komutanlarından Usame Tabbaş da ilk gece Şucaiyye Taburu Komutanı Cemil el-Vadiye, saha komutanları ve diğer hükümet yetkilileriyle birlikte suikasta uğradı.

Kolay erişim

Hamas'tan çok sayıda isme ulaşılması, savaşın ilk raundu boyunca bu sayıya ulaşmakta zorlanan İsrail'in elindeki bilgileri nasıl güncellediği konusunda soru işaretleri yarattı.

Şarku’l Avsat'a konuşan Gazze Şeridi'ndeki saha kaynakları, İsrail'in ‘58 günlük kırılgan ateşkes sırasında birçok faktörden faydalandığını ve hedef bankasını güncelleyerek bu hedeflere, özellikle de savaş sırasında bazıları birçok suikast girişiminden kurtulan saha komutanlarına ulaşmayı başardığını’ tahmin ediyor.

Kaynaklara göre, ‘İsrail ateşkes sırasında istihbarat çalışmalarını yoğunlaştırdı ve aranan kişileri takip etmek, bölgeleri ve buralardan çıkan sesleri belirlemek için belirli aralıklardaki aramaları dinlemek ve bunları önceki yıllarda dinlenen kayıtlarla karşılaştırarak o bölgelerde kimlerin olduğunu bulmaya çalışmak için yapay zekâ sistemleri ve diğerleriyle çalışan casus uçakları uçurdu.’

Kaynaklar, suikast operasyonlarında İsrail'e yardımcı olan şeyin insansız hava araçları (İHA) tarafından çeşitli küçük casus cihazların atılmasının yanı sıra savaş sırasında Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerine yapılan saldırılar sırasında İsrail kara kuvvetleri tarafından çok sayıda casus cihaz ve kameranın yerleştirilmesi olduğunu açıkladı.

‘Esir teslim törenleri, güvenlik boşluğu oluşturuyor’

Kaynaklar, ‘İsrailli esirlerin teslimi sırasındaki törenlerin, İsrail'in Filistinli gruplardan direnişçileri ve saha komutanlarını izlemek için kullandığı bir güvenlik boşluğu işlevi gördüğüne’ dikkat çekti.

Kaynaklar, “İsrail esir teslim törenlerine katılan araçları takip etti ve son günlerde onlara yoğun bir şekilde saldırdı” dedi.

İsrail kaynakları, törenlere katılan 100'den fazla aracın yanı sıra 7 Ekim 2023 saldırılarına katılmış olabilecek bazı araçların da saldırıya uğradığını tahmin ediyor.

Hamas kaynakları, esir teslim sürecine katılan Kassam Tugayları'ndan bazı saha komutanlarının hedef alındığını doğrulayarak, Şucaiyye Taburu Komutanı Cemil el-Vadiye'nin öldürüldüğünü bildirdi.

fvgbt
Kızılhaç ekiplerine teslim edilmek üzere Kassam Tugayları savaşçılarının ortasında platformda bekleyen üç esir (AFP)

Kaynaklar, ‘bazı askeri figürlerin de bir sonraki aşamaya hazırlık için safları yeniden düzenleme girişimlerinin bir parçası olarak hareketleri sırasında izlendiğini, siyasi büro liderleri ve diğer figürlerin ise yoğun faaliyetleri izlendikten sonra suikasta uğradıklarını’ açıkladı.

Seçenek yok

Kaynaklar, ateşkes sırasında İsrail istihbaratının yoğun çabalarından ötürü güvenlik talimatları verilmesine rağmen ‘uyarıların yeterli olmadığına’ dikkat çekti.

Kaynaklar, uyarıların etkisiz kalmasının nedenlerinden birinin ‘Gazze Şeridi'ndeki koşulların gerçekliği ve Hamas ile diğer Filistinli grupların liderlerinin İsrail istihbaratının gözlerinden uzakta saklanabilecekleri yerlerin olmaması’ olduğunu kabul etti.

Kaynaklar, ‘Hamas ve Kassam Tugayları liderlerinden bazılarının göç bölgelerindeki çadırlarda suikasta uğradığını, bunun da onlar için seçeneklerin azlığını gösterdiğini, bazılarının aileleriyle birlikte hedef alındıkları evlerine döndüğünü, bazılarının ise kendilerine ait olmayan apartman dairelerine sığındıktan sonra aileleriyle birlikte şehit edildiğini’ hatırlattı.

Kaynaklar ayrıca, ‘Filistinli grupların, liderlerin herhangi bir savaşı yönetmesi için bir yer olarak hizmet eden tünellerin büyük bölümünü kaybettiğini’ doğruladı.



Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.


İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
TT

İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, cuma günü ABD ile gerçekleştirilen görüşmelerin ‘ileriye doğru bir adım’ olduğunu belirtti. Pezeşkiyan, Tahran’ın herhangi bir tehdide tolerans göstermeyeceğini vurguladı. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin uranyum zenginleştirme konusundaki kararlılığını yineleyerek, Tahran’ın ABD’nin müzakereleri sürdürme konusundaki ciddiyetine ilişkin ‘şüpheleri’ olduğunu açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bölgedeki dost ülkelerin yürüttüğü takip çabaları sayesinde gerçekleşen İran-ABD görüşmeleri, ileriye doğru bir adım teşkil etti” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan, görüşmelerin her zaman barışçıl çözümler bulma stratejisinin bir parçası olduğunu belirterek, nükleer konusundaki yaklaşımlarının Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nda açıkça yer alan haklara dayandığını söyledi. Pezeşkiyan, İran halkının her zaman saygıya saygıyla karşılık verdiğini ancak güç diline hiçbir şekilde tolerans göstermediğini kaydetti.

Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın uranyum zenginleştirme konusunda kararlı olduğunu ve savaşla tehdit edilse dahi bu tutumundan geri adım atmayacağını söyledi. Arakçi, hiçbir tarafın İran’a ne yapması gerektiğini dikte etme hakkına sahip olmadığını vurguladı.

Arakçi, Tahran’da düzenlenen Ulusal Dış Politika ve Dış İlişkiler Tarihi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Görüşmeler, İran’ın haklarına saygı duyulup bu haklar tanındığında sonuç verir. Tahran dayatmaları kabul etmez” dedi.

Arakçi, hiçbir tarafın İran’dan uranyum zenginleştirmeyi sıfırlamasını talep etme hakkı olmadığını belirterek, buna karşın Tahran’ın nükleer programına ilişkin her türlü soruya yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Diplomasi ve müzakerelerin temel yol olduğunu belirten Arakçi, “İran hiçbir dayatmayı kabul etmez. Çözümün tek yolu müzakerelerdir. İran’ın hakları sabittir. Bugün hedefimiz, İran halkının çıkarlarını korumaktır” diye konuştu.

Arakçi, bazı taraflarda ‘bize saldırdıklarında teslim olacağımız’ yönünde bir kanaat bulunduğunu belirterek, “Bu asla gerçekleşmez. Biz diplomasinin de savaşın da (her ne kadar savaşı istemesek de) ehliyiz” uyarısında bulundu.

Arakçi, daha sonra düzenlenen bir basın toplantısında, “Karşı tarafın uranyum zenginleştirme konusunu kabul etmesi gerektiğini, bunun müzakerelerin temeli olduğunu” söyledi. Arakçi, görüşmelerin devamının ‘karşı tarafın ciddiyetine bağlı’ olduğunu belirterek, Tahran’ın barışçıl nükleer enerji hakkından asla geri adım atmayacağını vurguladı.

Arakçi, “İran’a yeni yaptırımların uygulanması ve bazı askerî hamleler, karşı tarafın ciddiyeti ve gerçek müzakerelere hazır olup olmadığı konusunda şüpheler uyandırıyor” dedi. Ayrıca, Tahran’ın ‘tüm göstergeleri değerlendireceğini ve müzakerelerin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar vereceğini’ ifade etti.

Arakçi, karşı tarafla dolaylı görüşmelerin olumlu sonuç elde etmeye engel teşkil etmediğini belirterek, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya çerçevesinde yürütüleceğini, İran’ın füze programının hiçbir zaman görüşmelerin ana konusu olmadığını söyledi.

Yeni müzakere turunun tarihi henüz belirlenmedi; bu konuda Umman Dışişleri Bakanı ile istişare edileceği kaydedildi.

İran ve ABD, cuma günü Umman’da nükleer görüşmeler gerçekleştirdi. Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceğine dair endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi.

Arakçi, Umman’ın başkenti Maskat’ta yapılan görüşmelerin ardından, “Tehditlerden ve baskılardan vazgeçilmesi, herhangi bir diyalog için şarttır. Tahran yalnızca kendi nükleer konusunu görüşür… ABD ile başka bir konuyu tartışmayacağız” dedi.

Taraflar, uzun süredir devam eden Tahran-Batı nükleer anlaşmazlığının çözümü için diplomasiyi yeni bir şansa kavuşturma konusunda istekli olduklarını ifade ederken, ABD Dışişleri Bakanı Marko Rubio, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington’un görüşmelerin nükleer programın yanı sıra balistik füze programı, İran’ın bölgede silahlı gruplara verdiği destek ve ‘kendi halkıyla ilişkisi’ konularını da kapsamasını istediğini söyledi.

İranlı yetkililer ise defalarca, bölgedeki en büyük füze stoklarından birine sahip olan ülkenin füze konusunu müzakerelerde gündeme getirmeyeceklerini belirtti. Daha önce, Tahran’ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ettiği açıklanmıştı.

Washington açısından ise İran içinde yürütülen uranyum zenginleştirme faaliyetleri, potansiyel olarak nükleer silah üretimine yol açabilecek bir süreç olarak görülüyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtın silah amaçlı kullanılmasına dair herhangi bir niyetinin bulunmadığını yineliyor.