Yeni Suriye hükümeti: Sorular ve cevaplar

Hükümetin kurulması ne anlama geliyor? Siyasi boyutları ve yetkileri nelerdir?

29 Mart 2025 Cumartesi günü Cumhurbaşkanlığı Sarayında ortada Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile toplu fotoğraf çektiren yeni Suriye hükümeti
29 Mart 2025 Cumartesi günü Cumhurbaşkanlığı Sarayında ortada Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile toplu fotoğraf çektiren yeni Suriye hükümeti
TT

Yeni Suriye hükümeti: Sorular ve cevaplar

29 Mart 2025 Cumartesi günü Cumhurbaşkanlığı Sarayında ortada Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile toplu fotoğraf çektiren yeni Suriye hükümeti
29 Mart 2025 Cumartesi günü Cumhurbaşkanlığı Sarayında ortada Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile toplu fotoğraf çektiren yeni Suriye hükümeti

İbrahim Hamidi

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden yaklaşık üç ay sonra Suriye'nin ilk geçiş hükümetinin kurulduğunu duyurdu. Şarku'l Avsat'ın al Majallda'dan aktardığı bu yazıda hükümetin kurulmasının anlamı, diğer kararlarla ilişkisi ve genel Suriye sahnesi hakkında sorular sorup cevaplar vereceğiz.

Birincisi: Hükümetin başı kimdir ve görev süresi ne kadardır?

Bu, Beşşar Esed'in 8 Aralık'ta devrilmesinden bu yana kurulan ilk geçiş hükümeti. Geçiş dönemi Anayasa'nın 52. maddesine göre beş yıldır. Anayasal Bildirge’ye göre (Madde 31) hükümetin başı geçiş dönemi Devlet Başkanı Ahmed eş Şara'dır. Cumhurbaşkanı, Anayasa uyarınca “bir veya daha fazla cumhurbaşkanı yardımcısı” atama yetkisine sahiptir (Madde 34).

Devlet Başkanı Şara hükümetin başıdır. Hükümetin Genel Sekreterliğini ise eski İçişleri Bakanı Ali Keda üstlenecektir.

İkincisi: Kapsamlı bir hükümet mi?

Hükümette Araplar ve Kürtler, Müslümanlar ve Hristiyanlar, Sünniler, Aleviler ve Dürziler gibi Suriye'nin tüm kesimlerinden 22-23 bakan yer alıyor. Ancak hükümet siyasi bloklar içermiyor. Hükümetteki bakanlar siyasi güçlerin temsilcisi olarak değil, bireysel olarak hükümette bulunuyorlar.

Hükümette Dürzi bir bakan görev alıyor. Ancak kendisi Süveyda'daki silahlı gruplar veya dini güçler tarafından aday gösterilmedi, bireysel olarak katıldı

Üçüncüsü: Siyasi ve askeri güçler hükümete katıldı mı?

29 Ocak 2025 tarihli Zafer Günü Bildirgesi’nin 7. maddesine göre “bütün askeri gruplar ile siyasi ve sivil devrimci örgütler lağvedilecek ve devlet kurumlarına entegre edilecektir.”

Bu, tüm askeri, siyasi ve sivil blokların artık ruhsatsız olduğu ve dolayısıyla hükümette resmen yer almadığı anlamına geliyor.

 Cumhurbaşkanı Ahmed eş Şara, 29 Mart 2025 Cumartesi günü Şam'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayında yeni hükümet üyelerine bir konuşma yapıyor (AFP)Cumhurbaşkanı Ahmed eş Şara, 29 Mart 2025 Cumartesi günü Şam'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayında yeni hükümet üyelerine bir konuşma yapıyor (AFP)

Dördüncüsü: Suriye Demokratik Güçleri (SDG) hükümete katıldı mı?

SDG, Özerk Yönetim ve Suriye Demokratik Konseyi hükümetin kuruluşuna katılmadılar ve hükümetin açıklanacağı törene de katılmayacaklarını duyurdular. Özerk Yönetim pazar günü yaptığı açıklamada, hükümetin kuruluşunda “çeşitliliğin dikkate alınmadığını” belirterek, “tekelleşme ve dışlama”yı eleştirdi.

Cumhurbaşkanı Ahmed eş Şara, 10 Mart'ta Şam'da SDG lideri Mazlum Abdi ile bir mutabakat zaptı imzaladı. Her iki tarafın alt komiteleri arasında toplantılar yapıldı ve toplantıların iki gün içinde yeniden başlaması planlanıyor. Görüşmelerde yeni hükümete siyasi katılım ve SDG'nin yeni orduya entegrasyonu ele alınıyor.

Yeni hükümette Milli Eğitim Bakanı'nın Halep kırsalındaki Afrin’den bir Kürt olduğuna dikkat çekelim, fakat kendisi siyasi ve askeri güçleri temsil etmiyor.

Beşincisi: Süveyda'daki Dürzi güçler temsil ediliyor mu?

Hükümette bir Dürzi bakan var, o da Tarım Bakanı. Ancak Süveyda'daki herhangi bir silahlı grup veya dini gücün adayı değil. Herhangi bir siyasi veya askeri bloğun temsilcisi olarak değil, bireysel olarak hükümete katıldı. Nitekim Süveyda'daki bir askeri oluşum “tek renkli hükümeti” eleştirdi.

Altıncısı: Eski Suriye rejimi hükümette temsil ediliyor mu?

Hükümette Alevi bir bakan var, o da Ulaştırma Bakanı Yarub Bedir. Kendisi Beşşar Esed hükümetinde 6 yıl (2006-2011) görev yaptı. Bir de Beşşar Esed hükümetinde (2011-2012) bir yıldan fazla görev yapan Ekonomi Bakanı Muhammed Nidal el-Şaar var. Bunlardan ilki 2011'deki devrimden sonra hükümetten ayrıldı, ikincisi ise bir yıl sonra ayrılarak İngiltere ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında yaşamaya başladı.

Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığına atanan bir kadın da var. O aynı zamanda bir Hristiyan

Yedincisi: Kadınlar hükümette temsil ediliyor mu?

Bir kadın bakan var; aynı zamanda Hristiyan olan Şam'dan Sosyal İşler ve Çalışma Bakanı Hind Kabavat.

Sekizincisi: Önemli bakanlıklara kim atandı?

Savunma, Dışişleri, İçişleri ve Adalet bakanlıkları hâlâ Heyet Tahrir el-Şam'a (HTŞ) mensup bakanların elinde bulunuyor. Hükümette, rejimin devrilmesinden önce İdlib'de bulunan “Kurtuluş Hükümeti”nden yedi bakan yer alıyor. Hükümet Genel Sekreteri olarak atanan Ali Keda'nın yerine İstihbarat Müdürü Enes Hattab, İçişleri Bakanı oldu. Petrol ve elektrik bakanlıklarının birleştirilmesinin ardından Geçici Başbakan Muhammed el-Beşir Enerji Bakanı oldu.

 Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra, 29 Mart 2025 Cumartesi akşamı Şam'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda görevine atanmasının ardından yemin ediyor (Reuters)Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra, 29 Mart 2025 Cumartesi akşamı Şam'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda görevine atanmasının ardından yemin ediyor (Reuters)

Dokuzuncusu: Bakanlar hangi coğrafi bölgelerden?

Bazı bakanlar, Dera ve Rakka (ve Tartus - Ulaştırma Bakanı Tartus kökenli bir Şamlı) hariç, Suriye'nin farklı şehirlerinden. İdlib dört bakanlıkla (acil durum, spor, bayındırlık ve enerji, ayrıca genel sekreterlik) payı en büyük şehir. Yurt dışında yaşayan teknokrat bakanlar da var, Körfez ülkelerinden BAE ile Avrupa ve ABD’de yaşayan ve Batılı üniversitelerden mezun iki bakan var.  Kültür Bakanı Muhammed Salih'in el-Cezire'de programı vardı, Enformasyon Bakanı Hamza Mustafa ise (eski muhalif) Suriye TV'nin genel yayın yönetmeniydi. Sağlık Bakanı Musab el-Ali, Cumhurbaşkanı eş-Şara'nın üç aydır bu görevi yürüten kardeşi Mahir Şara'nın yerine atandı.

Onuncusu: Hükümetin diğer kararlarla ilişkisi nedir?

Hükümet kurulmadan önce Suriye Merkez Bankası başkanlığına finans uzmanı Abdulkadir Hasriyye atandı. Cumhurbaşkanı Şara ayrıca Yüksek Fetva Konseyi'ni kurdu ve Usame er-Rifai'yi Suriye Baş Müftüsü olarak atadı. Yani bu mevki Şamlılara geri döndü. Konseyde Şamlı din adamları da bulunuyor ve bunların arasında rejim döneminde görev yapmış din adamları var. Yani hem Fetva Konseyi hem de hükümette rejimle çalışmış, atanmış kişiler var.

Rıfai'nin, HTŞ’yi eleştiren ılımlı bir din adamı olduğunu belirtmekte fayda var. Cumhurbaşkanı Şara İran ve Hizbullah'ın Suriye’de varlık göstermelerini engellemekte ısrar etmeye devam etse de iki gün önce Şii din adamlarını kabul etti.

*Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.